ESRÂRIN GÖLGESİNDE BİR ENDÜLÜS MUAMMASI: İBN-İ ARABÎ VE EZOTERİK GELENEKLERİN İZİ
"İslâm
düşünce tarihinde 'Şeyh-i Ekber' unvanıyla anılan Muhyiddîn İbn-i Arabî’nin (ö.
638/1240) eserlerindeki 'Vahdet-i Vücûd' nazariyesi ve harf ilmine / science of
letters (ilm-i hurûf) dayalı açılımları, zâhir uleması / outward scholars ve
bazı mutasavvıflar tarafından, Endülüs’ün çok kültürlü ortamında Yahudi
mistisizmi / Jewish mysticism (Kabala) ve antik felsefeden mülhem / inspired
(esinlenmiş) unsurlar taşıdığı gerekçesiyle derinlemesine analiz edilmiş ve
tenkit olunmuştur." Kaynaklarda İbn-i Arabî’nin tefekkür sistemi,
sadece saf bir İslâmî neşve / spiritual joy değil; aynı zamanda 'felâsife-i
garb' / western philosophers (Batı/Yunan filozofları) ve ezoterik / esoteric
(içsel/gizemsel) geleneklerle kurulan paradoksal / paradoxical (aykırı) bir bağ
olarak nitelendirilmiştir,,.
Batı Felsefesi ve Kabalistik Paralellikler
Analizi
Hüseyin
Vassâf, Sefîne-i Evliyâ eserinde İbn-i Arabî ve onun takipçilerinin
düşüncelerinin kökenine dair sarsıcı bir tespitte bulunur. Vassâf’a
göre; "Batı filozoflarının / western philosophers ilâhiyyâtı (teolojisi),
Şeyh-i Ekber hazretlerinin Fütûhât-ı Mekkîyye’siyle ve diğer eserleriyle
büyük bir ittifak / alliance (birliktelik) içindedir". Bu durumun sebebi
olarak, mutasavvıfların bu felsefî birikimleri 'bi’l-ihtiyâr' / willingly
(kendi iradeleriyle) ahz etmeleri / taking (almaları) gösterilir.
İbn-i
Arabî’nin yetiştiği Endülüs / Andalusia coğrafyası, o dönemde Yahudi tasavvufu
olan Kabala’nın da en önemli merkezlerinden biriydi. Kaynaklar, İbn-i Arabî’nin 'harf
ilmi' / gematria (ebced/cifir) üzerindeki aşırı vurgusunun, Kabalistik
'Sefirot' / Sephirot (İlahî yayılımlar) öğretisiyle yapısal bir benzerlik
taşıdığını fark eden ariflerin uyarılarına yer verir.
Ibn Arabi'nin Endülüs coğrafyasındaki çok
kültürlü ortamda yetişmesi, onun tefekküründe İslam dışı ezoterik geleneklerin
izlerini kaçınılmaz kılmıştır. (Vassâf, 2005, Cilt 1, s. 348; Câmî, 1998, s.
128).
"Sırr-ı Mektum" ve Ezoterik Kaynaklar
Nefahâtü’l-Üns ve diğer tabakât /
biographical dictionaries eserlerinde, İbn-i Arabî’nin 'ilm-i esrâr' / science
of secrets ve 'semavi ecram' / celestial bodies (gök cisimleri) üzerindeki
tasarruflarının mahiyeti tartışılırken, İmam Fahr-i Râzî’nin Sırr-ı Mektum
/ The Hidden Secret adlı kitabına atıf yapılır. Bu eser, tılsımlar ve gizli
ilimler üzerine yazılmış olup, İbn-i Arabî’nin bu tür 'ezoterik' / esoteric
kaynaklardan istifade ettiği iddiaları, onun İslam'ın zâhirî / outward
hükümlerini 'cemal' / beauty perdesi altında gizlediği eleştirilerini
doğurmuştur.
Kaynakların sürekli vurguladığı üzere, hakikat
ehli olan kâmil mürşidler, Kur'an ve Sünnet dairesi dışındaki her türlü
'yabancı feyzi' manevi bir zehir olarak nitelendirmişlerdir.
İmam Şârânî
ise Yevâkît vel-Cevâhir eserinde, İbn-i Arabî’nin bu zorlu ve 'muammalı'
/ mysterious (anlaşılması güç) dilini savunmaya çalışmış; ancak ulemanın ona
duyduğu 'hakd' / hatred (kin/nefret) ve psikolojik tepkinin temelinde, bu
'yabancı/gayr-i İslâmî' kokan felsefî sızmaların olduğunu zımnen / implicitly
kabul etmiştir. (Câmî, 1998, s. 265; Şârânî, t.y., s. 835).
Psikolojik Travma ve "Sahv" Makamından
Kaçış
İbn-i Arabî’nin tefekkür dünyasında 'akıl'
(intellect), kalbin keşfi karşısında yetersiz / inadequate görülür. Bu durum,
insan psikolojisinin 'kuralsız bir coşkuya' olan meylini tetikler. İmam-ı Rabbânî gibi 'sahv' /
sobriety (ayıklık) makamının temsilcileri, İbn-i Arabî’nin Fütûhât'ını
"Mekke'de nazil olan (vahyî) ayetlere bağlı kalmamakla"
eleştirmişlerdir. Bu eleştiri, İbn-i Arabî’nin manevi tecrübesinin,
İslam'ın nizamından / order ziyade, Neoplatonist ve Kabalistik sistemlerdeki
'tecelli' / emanation (yayılım) mantığına daha yakın durduğu yönündeki
psikolojik bir analizdir.
- Kişilik ve Öngörü: İbn-i
Arabî, her şeyi kuşatan bir 'sevgi' (aşk) dininden bahsederken, cehennem
azabını bile bir tür 'lezzet' olarak tavsif / describe ederek İslami
akideyi / creed zorlayan aşırılıklar sergilemiştir.
- İhanet ve Eleştiri: Zâhir
uleması, onun bu yaklaşımını İslami geleneğe bir 'manevi ihanet' olarak
görmüş; onu 'Hulûliye' / incarnationism (Tanrı'nın insana girmesi) veya
'İbâhiye' / antinomianism (kuralsızlık) ile itham etmişlerdir. (Kuşeyrî,
1978, s. 540; Vassâf, 2005, Cilt 1, s. 325).
***Mürit için makam olan bir sır, şeriat
terazisiyle tartılmadığı sürece zındıklık / heresy kuyusuna açılan bir kapı
haline gelebilir.***.
Sonuç olarak; kaynaklar İbn-i Arabî’yi
reddetmeseler bile, onun sistemindeki 'yabancı mistik / mystical unsurları'
fark etmiş ve bunları 'ehil olmayanların' / incompetent okumasını haram sayarak
bir tür 'manevi sansür' uygulamışlardır.
Dipnotlar (APA):
- Câmî, A. (1998). Nefahâtü’l-Üns (Lâmiî Çelebi Tercümesi, S.
Uludağ & M. Kara, Haz.). İstanbul: Marifet Yayınları. (s. 128, 259,
265).
- Kuşeyrî, A. (1978). Tasavvufun İlkeleri - Risale-i Kuşeyrî
(Cilt 1-2). İstanbul: Tercüman 1001 Temel Eser. (Cilt 1, s. 540-544).
- Şârânî, İ. (t.y.). Evliyalar Ansiklopedisi (Tabakâtü’l-Kübrâ).
İstanbul: Bedir Yayınevi. (s. 835, 1058-1102).
- Vassâf, H. (2005). Sefîne-i Evliyâ (Cilt 1). (M. Akkuş & A.
Yılmaz, Haz.). İstanbul: Kitabevi Yayınları. (s. 319-328, 348).
Not: Bazen Büyük Dosyaları tarayıcı açmayabilir...İndirerek okumaya Çalışınız.

Yorumlar
Yorum Gönder