Kayıtlar

HAKİKATİN VERESESİ: MÜRŞİD SEÇİMİNDEKİ İLAHÎ SIR VE ŞER’Î MİZAN

"İslâm tasavvuf geleneğinde bir mürşid-i kâmilin / spiritual guide (olgun mürşid) vefatından sonra yerine geçecek zâtın tayini, ne beşerî bir seçim ne de halkın teveccühüne / orientation (yönelim) bağlı bir tercihtir; aksine bu süreç, ezelî takdirin / divine decree (kader) mülk âlemindeki bir tezahürü ve 'ictibâ' / divine selection (seçilme) sırrının bir tecellisidir." Kaynaklarda bu intikal / transition süreci; bazen halef-selef / successor-predecessor arasındaki sarih bir vasiyetle, bazen manevî bir işaretle (işâret-i maneviyye) ve bazen de bizzat Allah Teâlâ’nın o kulu halk içinden "çekip almasıyla" gerçekleşmektedir [Resahât, 316, 330; Şârânî, 1066]. Şeyhlik Makamına İntikal Biçimleri Tasavvufî tabakât / biographical dictionaries eserleri, şeyhliğin devredilmesinde üç ana usulden bahseder: Sarih Tayin ve Vasiyet: Kâmil mürşid, vefatından önce müridleri içinden seyr-ü sülûkunu / spiritual journey tamamlamış, liyakati kesinleşmiş olan...

Sûfi Meşâyıhın Görüşleri

  Namaz (Salât) İbadetinin Terki Meselesi Üzerine Şeyh Abdülaziz Debbağ Hazretlerinin (k.s.) ve Sûfi Meşâyıhın Görüşleri Şeyh Abdülaziz Debbağ Hazretlerinin (k.s.) ve genel olarak Tarikat-ı Âliyye (Yüce Tarikat) pirlerinin görüşleri, İslâm Şeriatının (İslâm Hukuku) temel rüknü olan Namaz 'ın ( Salât ) mutlak terkini, mânevi yolun dışına düşmek, hatta küfür ve şekavet (bedbahtlık) olarak kabul etmektedirler. Bu yüksek itaat gerekliliği, kulun eriştiği mânevî makam ne olursa olsun devam etmek zorundadır; zira namaz, sadece bir amel değil, Fenâ fillah (Allah’ta yok olma) halinin bile bir edebi ve vasıtasıdır. I. Şeyh Abdülaziz Debbağ’a Göre Namazı Terk Etmenin İmkânsızlığı Debbağ Hazretleri, Gavs-ı Â’zam (en büyük kutup) mertebesinde bir velî olarak, mânevi makamı en yüksek seviyeye ulaşmış kâmil bir velînin dahi namazı terk etmesinin, keşf (manevi görüş) ve müşahede (kesintisiz tefekkür) gerçeğine aykırı olduğunu kesin bir dille ifade etmiştir. A. Velâyet ve Nübüvvet Kıv...

Şeyh Abdülazîz ed-Debbâğ

I. Doğum, Ailesel Kökenler ve Erken Yaşam (1679–1699) Abdülazîz ed-Debbâğ, Hicrî 1090 (Miladî 1679) yılında Fas ’ta ( Fez ) dünyaya gelmiştir. Ailesel ve Manevi Kökenler: Kendisi, Hz. Hasan (radiya'llahü anh) soyundan geldiğini belirtmiştir ( el-Hasenî ). Aynı zamanda soyunun ve tarikat silsilesinin Hz. Ebû Bekir ’e dayandığını, dolayısıyla Sünnî ve Sıddîkī olduğunu ve onun sırlarının vârisi bulunduğunu ifade etmiştir. Âlim ve tasavvufa ilgi duyan bir ailenin ikinci çocuğu olarak doğmuştur. Doğumu, bizzat Hz. Peygamber ’in ( salla'llâhu aleyhi ve sellem ) rüyadaki emirleri üzerine gerçekleşen bir evliliğin meyvesi olarak gerçekleşmiş, büyük bir velî olacağı doğumundan çok önce haber verilmiştir. Erken Dönem Olayları: 1699 yılında annesini kaybetmiş, bunun üzerine babası ikinci defa evlenmiştir. Annesini kaybettiği bu yıl, daha sonra evleneceği kadının ve ondan doğacak iki oğlu ile kızının kendisine a...

Çok Eski Yazılarımızdan

Arşivden yazılar getiriliyor...