Kayıtlar

Gerçek Velînin Bir Sopası Veya Kılıcı Yoktur...

NAZARGÂH-I İLÂHÎ’DEKİ ÇATLAK: GÖNÜL YIKMANIN VEBALİ VE HAYATIN RÛHÂNÎ DİSİPLİNİ "İslâm mâneviyat tarihinde kalp, sadece maddî bir uzuv değil; 'Nazargâh-ı İlâhî' / Divine Perspective (Allah’ın baktığı yer) ve 'Beytullah' / House of Allah (Allah’ın evi) olarak kabul edildiğinden, bir gönlü incitmek kâinatın mânevî / spiritual (ruhani) nizamını sarsan en ağır cinayetlerden biri sayılmıştır." Velîlerin lisanında, birinin kalbini kırıp ardından huzurlu ve güzel bir hayat beklemek, "fırtınada sükûnet aramak" / seeking tranquility in a storm kadar abestir. Zira kalp, Hak Teâlâ’nın mahlûkat üzerindeki mülküdür ve oraya yapılan tecavüz, doğrudan 'Müsebbibü’l-Esbâb'a / Cause of Causes (Sebeplerin Sahibi) karşı yapılmış bir edepsizlik / rudeness hükmündedir (Envâru’l-Kulûb, 492; Semerâtü’l-Fuâd, 134, 156). 1. Kalp: Ka'be’den Daha Yüce Bir Bina Tasavvuf büyükleri, mü'minin kalbini Hz. İbrahim (a.s.) tarafından inşa edilen Ka'be-i Muaz...

Cengiz Han...Tanrının Cezası Gelecek

Cengiz Han : Ben tanrının cezasıyım. Eğer bir günah işlememiş olsaydınız, tanrı sizi cezalandırmam için beni yollamazdı. Hülagu Han : Hiç şüphe yoktur ki biz, Tanrının yeryüzündeki askeriyiz; kendisi gazabına uğratmak istediği kimselerin üzerine bizi gönderir. Allah Teâlâ şımaran kavimlere azabı göndereceği zaman ilahiyatçılarını azdırır.   Bu kişiler din ile bütünleşmiş mansıp sahipleridir. Adamın biri namazı kafama göre canım çekince kılıyorum diyeni mi ararsınız, bunların içindedir. Kur'ân-ı Kerim ’i sadece hadislere sataşmak için ne bulurum yine diye okuyanlar vb. Böyleyken, şımarıklık haddini aştığında Allah Teâlâ iyi kötü ayırmaz bütün bu insanları ve takip edenleri ve onlara hoşgörülü olanları yok edecektir. İşte, Cengiz Han işte böyle bir dönemde gelmiş ve ilim ve film bırakmamıştır. Halkın içinde gezecek yüzü olmayan bu beynamazlar, peygamberimiz salla'llâhu aleyhi ve selleme olmadık sözler söyleyenler için kurulmuş bir darağacı geleceği var görünüyor...

İsmâil Hakkı Bursevî’nin Görüşleri 3. Bölüm

İsmail Hakkı Bursevî Hazretleri'nin (ö. 1137/1725), Muhyiddin İbnü'l-Arabî'ye (ö. 638/1240) duyduğu derin hayranlık ve onun hakkındaki görüşleri, İsmail Hakkı Bursevî Hazretleri'nin (ö. 1137/1725), Muhyiddin İbnü'l-Arabî'ye (ö. 638/1240) duyduğu derin hayranlık ve onun hakkındaki görüşleri, Bursevî'nin Celvetiyye Tarikatı içerisindeki manevî ve ilmî yolunun temellerini anlamak açısından büyük ehemmiyet / önem taşımaktadır. Bursevî'nin düşünce sistemi, felsefecilere ve sadece akla dayalı ekollere (Mutezile gibi) karşı Gazâlî'nin tavrıyla güçlenmiş olmakla birlikte, tasavvuf ve metafizik / aşkın bilgi konularında Şeyh-i Ekber unvanıyla andığı İbnü'l-Arabî'nin mirası üzerine inşa edilmiştir. Bu büyük zatın Bursevî üzerindeki etkisi, sadece ilmî değil, aynı zamanda manevî ve şahsî bir mahiyet taşımaktadır. I. Manevî Bağlılık ve Ziyaretler İsmâil Hakkı Bursevî'nin, İbnü'l-Arabî'ye olan bağlılığı, onu coğrafi olarak dahi hare...

Çok Eski Yazılarımızdan

Arşivden yazılar getiriliyor...