Kayıtlar

1958 e kadar Bekleyen sır

Resim
 Adam İbn Abbas hazretlerine yönelmiş. Demiş ki, "Ey İbn Abbas, ha mim, ayin, sin, kaf ne demek?" İbn Abbas hazretleri bu tarafa dönmüş. Adam arkasından dolanmış oraya gelmiş. Demiş ki,  "Ey İbn Abbas, ha mim, ayın, sin, kaf ne demek? İbn Abbas hazretleri bu defa bu tarafa dönmüş. Adam dolanmış gelmiş. Hz. Huzayfe demiş ki, "Gel gel" demiş sana ben söyleyeyim. Bu sorduğun sorunun cevabını bu vermez sana. Çünkü buna dokunuyor. Ben söyleyeyim sana. ortasından bir nehrin geçip ikiye böldüğü bir şehirde bunun soyundan gelen ve adı Abdullah veya Abdülillah olan birisi olacak. Bir gece bir zorba o Abdullah veya Abdülillah'ı ailesini mahetindekileri toptan kılıçtan geçirecek. Ha mim ain sin kaf tevili budur. Arkadaşlar bu anekdotu bizim rivayet tefsirlerimiz 1400 senedir birbirlerinden aktarıyorlar. İşte müfessirler demişler ki bu anlatılan olay gelecekte vuku bulacak. Arkadaşlar 1958 Saddam Hüseyin'den önce Irak'ta askeri bir darbeyle iş başına gelmiş bir...

Kurbanın Gizemli Yolculuğu: Hakikat, Gelenek ve İhtilafın Anatomisi

  İnsanlık tarihinin en derin dehlizlerinden günümüze kadar ulaşan kurban ibadeti, hem semavi dinlerde hem de paganist / çok tanrılı inanışlarda merkezi bir yer işgal etmiştir. Ancak modern dönemin rasyonel / akılcı sorgulamaları ve metinlere yönelik farklı hermeneutik / yorum bilimsel yaklaşımlar, bu kadim ibadet etrafında ciddi tartışmaları tetiklemiştir. " Kurban ibadeti hakkındaki şüphelerin kökeni nedir? " Kurban konusundaki tereddütlerin temelinde, ibadetin doğasındaki "kan akıtma" eyleminin modern insanın etik ve estetik algısıyla girdiği çatışma yatmaktadır. Hayvan hakları savunuculuğunun yükselmesi ve şehirleşme ile birlikte kesim işleminin "steril olmayan" görüntülerle özdeşleşmesi, bazı bireylerin bu ibadetten uzaklaşmasına neden olmuştur. Psikolojik açıdan bakıldığında, kapitalist dünyanın "fayda" odaklı mantığı, başkası için bir varlığı feda etmeyi "saflık" olarak niteleyebilirken; Kur'an bu eylemi "takva...

Pençe mi, Ba Mı?

Resim

Tarihsel Eleştiri ve İnsan Fıtratındaki "Leylek" İmgesi

  Göklerin Unutulmuş Destanı: 1934 Yılında Kanatlı Orduların Büyük Çarpışması "1934 yılında Türkiye semalarında yaşanan ve kartallar ile leylekler arasında cereyan eden o muazzam savaşın gerçek mahiyeti nedir?" Bu soruya yanıt ararken, sadece doğa bilimlerinin sınırlarında kalmayıp, tarihin tozlu sayfalarındaki gazete kupürlerinden mitolojik arketiplere / kök örneklere kadar uzanan geniş bir perspektiften bakmak icap eder. 1934 yılının Haziran ayında başlayan ve Ağustos ayına kadar sarkan bu olay, modern Türkiye tarihinin en tuhaf ve çarpıcı vakalarından biri olarak kayıtlara geçmiştir. Savaşın Fitilini Ateşleyen Kıvılcım: Uludağ’ın Pençeleri ve Orhangazi’nin Yuvaları "Bu kanlı mücadelenin çıkış noktası neresidir ve ilk saldırı nasıl gerçekleşmiştir?" Olaylar, Bursa'nın Orhangazi ilçesi yakınlarında, Uludağ’ın zirvelerinden inen altı adet kartalın / aquila bir leylek yuvasına saldırmasıyla başlar. Bu saldırıda anne ve baba leyleği katleden kartallar, yavr...