Kayıtlar

Evlilik ve Bekarlık Konusu

Peygamberimiz tavsiyelerinde "Size bekârları tavsiye ederim. Onların ağızları daha tatlı (kabasaba, kırıcı söz söylemezler...), rahimleri daha hareketlidir (daha çok çocuk yapar), (aza daha kolay razı olurlar)" buyurmuştur. İbn Mâce, Sünen: Nikâh Bölümü (Kitâbü'n-Nikâh), Hadis Numarası: 1861.(Bu eserde Utbe b. Uveym el-Ensarî'nin rivayeti olarak nakledilmiştir).Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ: Nikâh Bölümü, 7. Cilt, Sayfa 81. Hadis ilmiyle ilgilenen İslam alimlerinden El-Elbânî de bu hadisin güvenilirlik derecesini incelemiş ve hadis zincirinin "Hasan" (güvenilir/iyi) derecesinde olduğunu belirtmiştir. Buhârî ve Müslim'deki Ortak Rivayet (Câbir b. Abdullah Hadisi) Câbir bin Abdullah (r.a.) anlatıyor: "Evlenmiştim. Allah'ın Resulü (s.a.v.) bana: 'Evlendin mi?' diye sordu. Ben: 'Evet' dedim. O: 'Bakire (bekâr) biriyle mi, yoksa dul biriyle mi?' buyurdu. Ben: 'Dul bir kadınla evlendim' dedim. Bunun üzerine P...

Cumhuriyet Döneminde Türklerde Az Çekmedi

Cumhuriyet Dönemi Türklerde Az Çekmedi Kürtler hep biz Çektik derler ama, Türklerde az buz çekmedi... “Kürtlere kötü davranıyoruz da sanki Türklere iyi mi davranıyoruz?” Süleyman Demirel  Türkiye gazetesi yazarı Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci 'Cezalı şehirler' başlıklı bir yazı yayınladı. Yazıda, Cumhuriyet döneminde cezalandırılan şehirleri anlatan Ekinci, "Konya, Bursa, Yozgat, Bilecik, Kütahya, Kırşehir, Maraş, Rize, Tunceli, Düzce, Zile, Menemen gibi şehirlerin" cezalı olduğunu belirterek bunların neden cezalandırıldığını yazdı. İşte Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci'nin o yazısı: Batı hukuk tarihinde, çocuklar ve deliler fiillerinden dolayı cezalandırıldığı gibi; ölülere, hayvanlara, hatta cansız varlıklara ceza verildiği olurdu. Daha da garibi, bir savaş kaybedildiği zaman, silahlara ceza verilirdi. Toplar, zincirlenir; kılıçlar, pantolonun içine sokulurdu. Cansızların cezalandırılması geleneğine, cezalı şehirlerle biz de katkıda bulunmuşuzdur. Çoklarından 'bu ...

Şeytanın Kahkaha Attı Yer

Resim
Tesadüf bir yorum okudum. Arkasından   Çin’in, Gobi Çölünün genişlemesini durdurmak için bir at projesi     seyrettim. İnanılmaz bir düşüncenin hayata geçirilmesi konusunda, olmazı başardığını görünce, hatırıma şu mesele geldi. Şöyle ki: Şeytan bir insanı yoldan çıkarmak istediğinde başarılı olamazsa, onun verimliliğini yok edecek, insanlığa daha az faydalı olacağı bir alana çevirir. Eski bir deyimle zehir gibi kafası var, denilen birini alır, kendi alanından olmadık bir yere salar. Okuduğum yorum neydi, tıpçı birinin kendi alanını bırakıp ilahiyat alanında kendini paralaması. Kendi mesleği hoşuna gitmemiş veya ezkaza o yola girmiş olabilir. Ancak her insan belli bir minval ve fıtrat üzere yaratılmıştır. Sen o alanda yetişmişsin. Sonrası işte şöyle böyle… Bilgisayarcı bir arkadaşım vardı. Organik tarım yapacağım, derken büyük bir zaman ve gayretini boşa harcadı. Sonuç hayatında değişen bir şey olmadı. Parası ve gayreti zayi oldu, kendi işinde daha ileri seviyeye...

Çok Eski Yazılarımızdan

Arşivden yazılar getiriliyor...