Kayıtlar

İlahî Aşkın Sosyal Nizamla Dansı: Mistisizmin Ezelî Okyanusu ve İslam'ın Rehberliği Üzerine Bir Analiz

Resim
  "Sonsuz Okyanus ve Pusula" temasında ele alınan mistik tecrübenin evrenselliği, insan ruhunun tüm tarihsel ve kültürel bariyerleri aşarak ulaştığı o tekil ve değişmeyen hakikatin bir yansımasıdır. Mistisizm, tefekkürün derinliklerinde, zihnin tamamen içselleştiği bir anda elde edilen doğrudan ve vahyî bir bilgi olarak tanımlanır. Bu deneyim, bireysel farkındalığın aniden genişleyerek kendisini tüm varoluşun "nihai Zemini" ve "Tanrısallığı" (Godhead) olarak idrak etmesidir; bu durum farklı geleneklerde "fena", "nirvana" veya "samadhi" olarak isimlendirilse de özünde yatan gerçeklik bölünmez bir birliktir. Mistik idrak, kelimelerin ve dogmaların ötesinde, sessizliğin kalbinde atan bir ezelî hakikat nabzıdır. "Mistisizmin dinler üstü mahiyeti ve sosyal nizamla olan kaçınılmaz etkileşimi" konusuna giriş yapıldığında; mistiklerin ulaştığı bu birliğin, dilden ve kültürel formlardan bağımsız olduğu görülür. Vedalard...

Ezelî Hakikatin İzinde: Mistisizmin Değişmeyen Tanıklığı Üzerine Bir Araştırma Raporu

      History of Mysticism: The Unchanging Testament olup yazarı Swami Abhayananda’dır (Swami Abhayananda, 2007, s. i). Çalışma, insanlık tarihinin başlangıcından bu yana farklı kültür, dil ve dinlerde ortaya çıkan mistiklerin, "tek bir gerçeklik" üzerine verdikleri ortak ve değişmeyen tanıklıkları kronolojik ve tematik bir perspektifle ele almaktadır. Mistisizmin Evrensel Temelleri ve Mahiyeti Mistisizm, tefekkürün derinliklerinde elde edilen bir duruluk anında, tüm varoluşun tek kaynağı ve dayanağına dair ulaşılan doğrudan ve vahyî bir bilgi olarak tanımlanır. Mistik deneyimin temel özelliği, bireysel farkındalığın aniden genişleyerek kendisini tüm varoluşun temel zemini, ilahi kaynağı ve Tanrısallığı (Godhead) olarak idrak etmesidir. Bu deneyim Hristiyanlıkta "Tanrı vizyonu", Hinduizmde "samadhi", Budizmde "nirvana" ve İslam’da "fena" olarak adlandırılsa da, özünde yatan gerçeklik tüm geleneklerde özdeştir: Bireysel bilincin ...

Gerçek Velînin Bir Sopası Veya Kılıcı Yoktur...

NAZARGÂH-I İLÂHÎ’DEKİ ÇATLAK: GÖNÜL YIKMANIN VEBALİ VE HAYATIN RÛHÂNÎ DİSİPLİNİ "İslâm mâneviyat tarihinde kalp, sadece maddî bir uzuv değil; 'Nazargâh-ı İlâhî' / Divine Perspective (Allah’ın baktığı yer) ve 'Beytullah' / House of Allah (Allah’ın evi) olarak kabul edildiğinden, bir gönlü incitmek kâinatın mânevî / spiritual (ruhani) nizamını sarsan en ağır cinayetlerden biri sayılmıştır." Velîlerin lisanında, birinin kalbini kırıp ardından huzurlu ve güzel bir hayat beklemek, "fırtınada sükûnet aramak" / seeking tranquility in a storm kadar abestir. Zira kalp, Hak Teâlâ’nın mahlûkat üzerindeki mülküdür ve oraya yapılan tecavüz, doğrudan 'Müsebbibü’l-Esbâb'a / Cause of Causes (Sebeplerin Sahibi) karşı yapılmış bir edepsizlik / rudeness hükmündedir (Envâru’l-Kulûb, 492; Semerâtü’l-Fuâd, 134, 156). 1. Kalp: Ka'be’den Daha Yüce Bir Bina Tasavvuf büyükleri, mü'minin kalbini Hz. İbrahim (a.s.) tarafından inşa edilen Ka'be-i Muaz...

Çok Eski Yazılarımızdan

Arşivden yazılar getiriliyor...