Görüntünün İktidarı: Sinemanın Toplumsal Hafızayı ve Savaşları İnşa Eden Gizli Gücü
Sinema, icadından bu yana yalnızca beyaz perdeye yansıyan ışık oyunlarından ibaret olmamış; toplumsal algıyı yöneten, savaşlara zemin hazırlayan ve "gerçekliğin baştan çıkarılması" / seduction of reality yoluyla kitleleri belirli bir ideolojik çerçeveye hapseden devasa bir aygıta dönüşmüştür. Bu makalede, Hollywood’un bir "mitoloji fabrikası" olarak nasıl çalıştığı, Hitler Almanyası’ndan günümüzün dijital platformu Netflix’e uzanan süreçte sinemanın toplumsal mühendislikteki rolü tarihsel eleştiri ve ekomateryalizm / çevresel-maddi maliyet analizi perspektifinden incelenmektedir. Toplumsal Sözleşme ve Sinematik İllüzyon Bireyler ve sinema sektörü arasında zımni bir "sosyokültürel sözleşme" mevcuttur. Bu sözleşmeye göre seyirci, eğlence ve görsel şölen karşılığında, perdede sunulan kurgunun kendi gerçekliğini, değer yargılarını ve hatta tarihsel hafızasını yeniden şekillendirmesine izin verir. Paul Valéry’nin kehanet gibi sözlerinde belirttiği üze...