Şeyh Öldü
Bir zamanlar bir şeyh varmış. Celalliymiş derler. Celalli, melalli, gam yok. Talebelerinin yolunu çabuk açar, yetmiş yıllık işlerini yetmiş günde ikmal edermiş. Kuş yuvasından bir an önce uçsun der gibi acele edermiş. Talebelerde vefalı olan, az olur derler, yetiştirdikleri de şeyhlerini nedense sonra beğenmezlermiş. Şöylenin böylenin olmazsa olmazında kalırlarmış. Şeyh, iyi adamdı, canım adamdı, onlara tuzak kurmazdı. Fakat talebeleri ona erken tuzak kurdular. Şeyh talebe yetiştirmek için girmiş bu yola, oldurmanın peşindeyken, talebeler uçmak kaçmak peşindelerdi. Böyleyken, şeyhin öğretmediği bir ince yolu vardı. Onu, yalnız o bilirdi. Öylede gerekliydi. Tabutunda saklı duranı kim bilirdi ki? Bu nedenle, şeyh öldü… Talebeler kamil olduk gölgesinde, kendi başlarına kalmışlar. Şeyhten ayrı düşmüşlerdi. Aldatan ayrılık değildi, yolun çok geniş ve kolay oluşu idi. Bilmiyorlardı, geniş gibi görünen şeyin g...