Bâyezîd-i Bistâmî kuddise sırruhunun Münâcât-ı
Allah’ım! Bir zamanlar Seni Celâl aynasında müşâhede etmekteydim, sonra ben Senin aynan oldum. Şimdi ise beni bende kaybettim. Eğer ben Sen isem, Sen de ben isem, ben neyim? Ben zâten ben değilsem, Sen ben, ben Sen miyim? Allah’ım! Yokluk meydanını kontrol ettim, on yıl boyunca uçtum da nihayet yokluktan yokluk içinde yine yoklukla bir oldum. Sonra tevhîd meydanı olan o kaybetme makamına geldim; yoklukla ve kayboluşla uçarken nihayet o kayıp içinde de kayboldum. Kaybede ede zıya içinde zıya, yok içinde yok oldum da en sonunda kaybetmenin kendisini bile kaybettim! Yılanın derisinden sıyrılıp gömleğini değiştirdiği gibi, ben de Bâyezîd’likten çıktım. Sonra dönüp baktığımda aşkı, âşığı ve mâşuğu bir gördüm; meğer Senin tevhîd âleminde zâten her şey bir imiş. Allah’ım! Beni Senden gayrı olan her şeyden ayırdıktan, kalbimi nurunla nurlandırdıktan ve bana Hüviyetini gösterdikten sonra Sana yakîn gözüyle nazar ettirdin. Kendi hüviyetimle Senin hüviyetine bakınca şaşırdım, şü...