Kayıtlar

BİR DELİNİN HATIRA DEFTERİ -GOGOL-

Allah'ım artık dayanacak gücüm kalmadı! Bittim, tükendim!.. Neden dinlemiyorlar? Bakıyorlar, ama görmüyorlar. Kulakları var ama   duymuyorlar... Benden ne istiyorlar? Onlara ne zararım dokundu ki,   işkence ediyorlar? Başımla ne alıp veremedikleri var? Vücudum ateşler   içinde yanıyor! Dünya gözlerimin önünde topaç gibi dönüyor... Ben zavallı   bir adamım... Onlara verecek hiçbir şeyim yok...   "Krallıktan vazgeçtim,   yalvarırım beni bırakın da gideyim!" diyorum; gülüp geçiyorlar! Yok mu beni bu canavarların elinden kurtaracak bir kahraman? Hani, İspanya’nın o   şerefli şövalyeleri nerede? Bir çobanı korumak için krala kafa tutan o   cesur yiğitlerden biri sürsün atını, kılıcı elinde dalsın içeri, alsın   beni, uçursun bu cehennem diyarından! Uzağa, çok uzağa, hiçbir şeyi   göremeyeceğim, duyamayacağım insansız bir dünyaya götürsün beni!..

NİKOLAY VASİLYEVİÇ GOGOL’ÜN HAYATI VE ESERLERİ

  “Hepimiz Gogol’ün “Palto” sundan çıktık.” F. Dostoyevski “Müfettişi, kötü ve adaletsiz olan her şeyi yansıtmak ve bir anda hepsinin üstüne gülmek için yazdım...” N. Gogol Nikolay Vasilyeviç Gogol, 1809’da dünyaya geldi. Yoksul, ama soylu bir ailedendi. Doğduğu yer Ukrayna’nın göbeği olan Poltava eyaletinin Soroçinstı köyüydü. Gogol’ün bütün çocukluğu Ukrayna’nın küçük çiftlik sahipleri arasında geçti. İlk öğrenimini evde yaptı. Hocası bir medrese öğrencisiydi. Sonra Niyejin lisesine girdi. Orayı 1828’de bitirdi. Gogol, öğrenimi pek de ciddiye almamıştır. Lisede temelli bir öğrenim görmüş sayılamaz. Ama edebiyata hevesi, merakı çoktu. O yıllar içinde Rusya’da çıkan hemen her kitabı okuyor, okul gazetelerine, öyküler, şiirler yazıyordu. O sıralarda Gogol’ün yeteneği aktörlükte belli oluyordu. Okul gösterilerindeki komik rollerde özellikle başarı kazanıyordu. 1828’in sonunda okulu bitirdikten sonra yanına birtakım tavsiye mektupları alarak Petersburg’a gitti. Parlak u

Bir günah destanı ! Rahip BARSİSA

Ünlü Rus yazar N.V. Gogol’ün VİY’ de   Rahip BARSİSA hikayesinden etkilendiğini ve benzerlikler olduğunu okuyunca   görebilirsiniz. Bir zaman İsrail oğulları içinde Barsisa denilen bir ibâdet ehli vardı. Zahitliğinin ünü, doğuya batıya erişmişti. Nerde bir hasta varsa, ona su yollarlardı, o suyu okur, üflerdi; hasta içince sağlık ve esenlik bulurdu. Herkes de bilir ve anlardı ki bu onun soluğunun eseridir. Çok geçmedi ki halk, bu sağlık-esenlik, filan ilaçtan meydana gelir mi ki diye ilaçların tesirinde şüpheye düştü. Barsisa öyle bir şöhret kazandı ki o zamanın hekimlerine kimse gitmez oldu. O lanetlenmiş şeytan, o pusuda gizlenmiş eski düşman, o bel kıran mel'un, demir geveliyor, fakat bir çâre bulamıyordu. Durmadan bu Rahibi yoldan çıkarmanın, onu ibadetten alıkoymanın yolunu arıyordu. Bir gece lanetlenmiş şeytan, yüzünü oğullarına döndü ve dedi ki: Sizden hiçbir kimse yok mu ki beni bu tasadan kurtarsın, bu tek eri tuzağa düşürsün? Oğullarından biri, bu