Kayıtlar

Dehanın Psikolojisi

"Dehanın psikolojisi" / Psychology of Genius , bireyin sıradan yetenek ve zekâ düzeyinin ötesine geçerek kalıcı, dönüştürücü ve özgün sonuçlar doğurma yeteneğini inceleyen derin bir alandır. Kaynaklar, dehanın rastgele/tesadüfi bir olay değil, aksine, bireyin içsel potansiyelini evrenin akausal / nedensiz düzeniyle senkronize etme sürecinin nihai sonucu olduğunu göstermektedir. Bu durum, psikolojik, felsefi ve bilimsel yaklaşımların kesişiminde, irade, çaba ve yazgı arasındaki ilişkiyi merkezine almaktadır. I. Dehanın Tanımı ve Amacı: Özün / Form Gerçekleşmesi Deha, sadece yüksek entelektüel kapasite veya yetenekten ibaret değildir. Esas olarak, bireyin kendi içindeki derin ve evrensel bir "Öz"ü ( Form ) algılama ve bunu dış dünyada somutlaştırma yeteneğidir. Aydınlanma ve Geniş Kavrayış: Deha, bireyin yaşamın çeşitli yönleri hakkında daha geniş ve daha derin bir kavrayışa sahip olduğu bir aydınlanma / illumination durumu olarak tarif edil...

Jung'un Rastlantı / Coincidence Kavramına Getirdiği "Eşzamanlılık" / Synchronicity

  Elimizdeki kaynaklarda yer alan kapsamlı psikolojik, bilimsel ve felsefi incelemeler, Carl Gustav Jung 'un rastlantı / coincidence kavramına getirdiği " eşzamanlılık " / synchronicity tanımının, bu olguyu, nedensel / causal zincirlerin dışında, derin bir anlamsal / semantic düzlemde yeniden konumlandırdığını göstermektedir. Jung, ömrünün sonuna doğru dahi, eserinin tamamlanması için bu kavramın hayati önem taşıdığına inanmış ve eşzamanlılığı, rüyalar kadar ciddiye alınması gereken, bilincin gizli / unconscious dünyasından gelen bir mesaj olarak görmüştür. I. Eşzamanlılık Kavramının Tanımı ve Özü Jung, eşzamanlılığı basit bir tesadüften ayıran en temel unsurun anlamlılık olduğunu vurgulamıştır. A. Akausal Bağlantı İlkesi Jung, eşzamanlılığı "anlamsal olarak ilişkili, ancak nedensel olarak bağlantılı olmayan iki veya daha fazla olayın eş zamanlı olarak gerçekleşmesi" olarak tanımlamıştır. Nedensellikten Bağımsızlık: Bu, olayların bi...

Freud Ve Jung Arasındaki Entelektüel Ve Kurumsal Ayrılık...

Freud ve Jung arasındaki entelektüel ve kurumsal ayrılık, mutlak gerekircilik / determinizm ilkesi ile akausal / nedensiz bağlantı ilkeleri arasındaki temel bir dünya görüşü çatışmasından kaynaklanmıştır. İkili arasındaki ilişki 1907 yılında Jung'un Freud'a duyduğu "dinsel bir hayranlık / crush " ile başlamış, Freud 'un da Jung 'u adeta manevi oğlu olarak görüp eserini devam ettirmesini umduğu bilinmektedir. Ancak, bu yakınlığa rağmen, aralarındaki fikir ayrılıkları giderek derinleşmiştir. "Bu ayrılığın tohumları, bilinçdışı / unconscious zihnin yapısına dair köklü kuramsal farklılıklara dayanmaktadır." 1. Temel Kuramsal Anlaşmazlıklar (Fikirler) Freud ve Jung, insan psişesinin doğası ve işleyişi konusunda temelden farklı iki görüşe sahipti: Bilinçdışı nın Yapısı ve Kaynağı: Freud, bilinçdışının içeriğini öncelikle bastırılmış cinsel dürtüler ve çocukluk travmalarından kaynaklanan bireysel deneyimler ve içgüdüler olarak ...

ŞEYTAN SALDIRISI... PSİKİYATRİ VE DİN

Resim
  Psikiyatrinin Dini İnançlara Yıkıcı Saldırısı Üzerine Rapor. tavsiyeler İnsan Hakları Sivil Komisyonu. 1969 yılında kuruldu ÖNEMLİ NOT okuyucu için İÇİNDE   Bugün psikiyatristler, akıl sağlığı ve psişe "hastalıkları" konularında tartışmasız otorite ve uzman olduklarını iddia etmektedirler . Ancak gerçekler tamamen farklı bir tablo ortaya koyuyor: PSİKİYATRİK "BOZUKLUKLAR" GERÇEK TIBBİ HASTALIKLAR DEĞİLDİR: tıpta, bir durumun hastalık olarak adlandırılabileceği açık kriterler ve koşullar oluşturulmuştur , yani: öngörülebilir semptomlar tanımlanmalı ve bu semptomların altında yatan nedenler veya fizyolojik süreçler bilinmeli ve doğrulanmalıdır. Titreme ve ateş hastalığın belirtileridir . Sıtma ve tifo birer hastalıktır. Hastalığın varlığı objektif göstergeler ve analizlerle doğrulanır. Bununla birlikte, henüz hiç kimse en az bir akıl "hastalığının" gerçek bir tıbbi hastalık biçiminde var olduğunu kanıtlayamadı. PSİKİYATRİSTLER YALNIZCA RUHSEL "BOZUKLU...