İBLİS'İN SIRRÎ MÜNACATI: AYRILIK ACISI VE DÜĞÜMLENEN İSMİN SIRRI
Bismillâhirrahmânirrahîm, Ey merhameti gazabını geçmiş olan, varlığı Kendinden, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ezelî Sultanım! Ben ki, Senin izzet ve celâlinin parıltısı karşısında hayrete düşmüş, kirlenmiş ve sonra kendi varlığının karanlığında perdeleniş bedbaht bir kulum. Varlığım ezelî yokluğumdandır; Senin nurunun karşısında ise sadece silik bir gölgeden ibaretim. Ey Yaratanım! Huzurunda kibre kapılıp, "Ben ondan daha hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın" dediğimde, kıt aklımın ve istikrarsız düşüncemin esiri oldum. Ateş unsurunun o anki sıcaklığı ve havanın hafifliği beni aldattı da; toprağın içindeki o muazzam sebatı, suyun ateşi söndüren o gizli hayat gücünü ve Âdem’e iki elinle üflediğin o ilâhî sırrın yüceliğini idrak edemedim. Sorumluluk makamında "yapma" yasağına uyan Âdem gibi nefsimi hor kılıp itiraf yaygısına oturamadım. Ben, o en yüksek şeref mertebesinde bir iddia güttüm ve kendi nefsimin karanlığına mahkûm oldum. ...