Kayıtlar

Görüntünün İktidarı: Sinemanın Toplumsal Hafızayı ve Savaşları İnşa Eden Gizli Gücü

  Sinema, icadından bu yana yalnızca beyaz perdeye yansıyan ışık oyunlarından ibaret olmamış; toplumsal algıyı yöneten, savaşlara zemin hazırlayan ve "gerçekliğin baştan çıkarılması" / seduction of reality yoluyla kitleleri belirli bir ideolojik çerçeveye hapseden devasa bir aygıta dönüşmüştür. Bu makalede, Hollywood’un bir "mitoloji fabrikası" olarak nasıl çalıştığı, Hitler Almanyası’ndan günümüzün dijital platformu Netflix’e uzanan süreçte sinemanın toplumsal mühendislikteki rolü tarihsel eleştiri ve ekomateryalizm / çevresel-maddi maliyet analizi perspektifinden incelenmektedir. Toplumsal Sözleşme ve Sinematik İllüzyon Bireyler ve sinema sektörü arasında zımni bir "sosyokültürel sözleşme" mevcuttur. Bu sözleşmeye göre seyirci, eğlence ve görsel şölen karşılığında, perdede sunulan kurgunun kendi gerçekliğini, değer yargılarını ve hatta tarihsel hafızasını yeniden şekillendirmesine izin verir. Paul Valéry’nin kehanet gibi sözlerinde belirttiği üze...

Az Gül

Resim

Dilimin Duası

Resim
Ey Sevgilim Senin adını dua niyetine ne çok andım Yüreğim de adınla atmaya başladı Beni öyle bir hale getirdiki Ben unuturmuşum gibi Kalbim seni sürekli anıyor Bense yorgunluktan uyuyorum O ise seni anıyor Neden ben uyurken yemek yerken şu bu.. unutuyor muyum ki seni Böyleyken  N'olur  affet beni Bilirsin Kalbim sana yurt oldu  Sende  Sığdın dedim ona Ben kalpsiz değilsem Anlayamıyorum Bari bu bendeki perdeni yırt Olmazsa al beni  Yokluğun nihayetine  Acımı çoğaltma Buldurdunsa kendini  Mahrum etme...  Sen kaybetmeyi bilmezsin  Bana bir sorsan ne acı Sen yine bilemezsin Sen Sensin Ya ben ... İsmail Hakkı ALTUNTAŞ