Kayıtlar

Güzel Bir Eleştiri

Resim
Celal Şengör, bir öğretmendir. Bir toplumda muallime değer verilmiyorsa o toplum çökmüş demektir. Atatürk, hayatta olsaydı, ne yapacağını az buçuk biliyor olabilirsiniz. "Bir yurt gezisi sırasında bir köy okuluna giren Atatürk, o sırada ders anlatan genç öğretmenle karşılaştı. Öğretmen şaşkınlıkla kürsüyü bırakıp ona yer vermek istediğinde, Atatürk öğretmenin omzuna dokunarak duruma müdahale etti: "Hayır, yerinizde oturunuz ve dersinize devam ediniz. Eğer izin verirseniz, biz de sizden faydalanmak isteriz. Sınıfa girdiği zaman, cumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir."  Merhaba. Son günlerde genç komedyen Deniz Göktaş'ın YouTube'da yayınlanan gösterisi Türkiye'nin programlarında ilk sıralara yerleşti. Siyasetten, medyadan, gündelik olaylardan pek çok konuya, hicveden son tarihe ve ses getiren komedi politik olarak kimilerince övülüyor, kimilerinince geriliyor. Ben bu videonun tamamını henüz izleyemedim ama bir bölümü çok dikkatimi çekti. O da Celal Şengör ...

Felsefeye Düşmüş Hristiyan ve Bir Yahudi kafasına Cevap

Resim
  Bütün İslam mezheplerinde de tanrının  vazgeçilmez sıfatlarından bir tanesi  işten ve gören olması Elim de tezim şu:  İçin Tanrı akleden düşünen diye bir  sıfatı yok   Çünkü akıl bilgi elde eden bir  yetenektir ve akılda bilgi kazanılır Var  olmayan daha önceden olmayan bilgi akla  yüklenir Bu nedenle Cenabı Hakk'ın akıl  değil bilgi sıfatı vardır Celal  Şengör'ün aklı gözünden ibarettir  Dolayısıyla dini meselede konuşabilecek  dünyadaki en son insandır Özellikle  İslam meselesinde bu ne altyapısı var ne  mantıksal düşünmesi var ne de düşünmesi  var  Eğer Tanrı bilense bu bilmenin ne  görmesine lüzum var ne işin o Evet Çünkü  görme ve  işit bir Hristiyan kafasıdır Bir Yahudi  kafasıdır Çünkü onların kafaları böyle  olmasını daha münasip görüyordu  Tanrılarının nasıl olacağına onlar karar  veriyorlardı  [Müzik]  Hoş geldiniz Hoş bulduk Sağ olasın Ee...

Küfür kıyamet... Nihat Genç

09 Mart 2018 13:06 1997'de 48 öğrenci Mercedes otobüsünde Mercedes firmasının kusuru olarak kapıları açılmayıp yanarak ölür, ve  Fatih Altaylı , yanarak ölen 48 öğrenciyi değil Mercedes firmasını kayıran bir yazı yazar. Yanarak ölen 48 öğrenciyi değil patronları savunmak, ne diye zahmete katlansınlar, 48 öğrenciyi savunurlarsa işlerinden olurlar, yanarak ölmek bu kadar korkunç ölümler karşısında dahi vicdanları kör! Bu kadar kayıtsız insanlara mermi işler mi hukuk işler mi güç yeter mi? Patronların iktidarların halka savaş açtıkları o metal suratlar hiç değişmezler hiç utanmazlar. Utanmadıkları için hala ordalar! Yoksa bu ülkeye Allah ibreti alem olsun diye heykellerini mi dikti Engin Ardıç, Fatih Altaylı, Serdar Turgut ve nicesinin, ne çürürler ne kokarlar! Kokmaz çürümez bu heykeller otuzar yıllarını doldurduklarına göre medyamızın 'afrodit' güzelleri bu anıtlar. BUNLAR KÜFÜR DEĞİL Mİ Modern dünyanın gerçek şiddeti, o boş ifadesiz duygusuz suratlar, ne eksilir, ne kaybolu...