Kayıtlar

Ana ve Babadan Özgür Çoçuklar

  İlahi Rıza ve Amellerin Fazileti Üzerindeki Etkiler İnsanın manevi kaderi, gerçekleştirdiği eylemlerin Allah katındaki değeriyle doğrudan ilintilidir. İslam literatüründe amellerin en sevimlisi sıralanırken, vaktinde kılınan namazdan hemen sonra "anne ve babaya iyilik etmek" zikredilmektedir. Bu durum, ebeveyn hakkının sadece ahlaki bir görev değil, ibadetlerin kabulü ve manevi derecelerin artması için bir ön şart olduğunu göstermektedir. Bir müminin cihad gibi yüksek mertebeli bir ibadetten önce, hayatta olan anne ve babasının hizmetine yönlendirilmesi, manevi fethin kapısının aile içinde olduğunu kanıtlar niteliktedir,. Manevi Zincirlerin Kopması ve Kaderin Kararması Hayat, birbirine bağlı zincirler gibi eklemlenmiş bir yapı arz eder. Bu zincirin en kritik halkası anne ve baba ile olan bağdır .   İfade edildiği üzere, bir insan özgürlük ve özgüven adı altında bu bağı kopardığında, tutunacak başka bir yer arar; ancak bu yeni yer genellikle kişinin felaketine zemin...

Manevi Vesayet ve Koruyucu Gölge

  "Cenabı Allah’ın rızasının babanın rızasında, gazabının ise babanın gazabında gizli olduğu" hakikatiyle konuya giriş yapıldığında, anne ve babaya duyulan güvenin ve onların gölgesinde kalmanın bir pasiflik değil, aksine manevi bir zırh olduğu anlaşılmaktadır. Modern dünyanın sunduğu " benlik illüzyonu / ego yanılsaması", bireyi ailesinden kopararak sözde bir özgürlük vaat etse de, bu durum aslında kişinin manevi kaderini ve psikolojik sağlamlığını tehdit eden karanlık bir sürece kapı aralamaktadır,. Manevi Vesayet ve Koruyucu Gölge Büyüklerin tecrübe / deneyim gölgesinde durmak, sanılanın aksine evlatlar için zarar verici bir durum değil, bilakis hayatın fırtınalarına karşı bir sığınaktır. Daha önce temas ettiğimiz üzere, yeni nesil terbiye yöntemlerinde aile tipinin terk edilmesi ve herkesin mutlak bir ferdiyetçilik / bireyselcilik içinde yaşaması büyük bir yanılgıdır. Evladın, anne ve babasının gölgesinde yaşayıp onların hizmetinde bulunmayı bir ...

Abdülvehhâb eş-Şa‘rânî (rh.a) ile Şeyhi Aliyyül-Havvâs (k.s.) Arasındaki İlişkiler ve Yaşanmışlıklar

  Muhterem Üstadımız Şeyh Aliyyül-Havvâs el-Berlisî (k.s.), Mısır evliyâsının büyüklerinden olup, okuma-yazma bilmeyen (ümmî) ancak Kur’ân-ı Kerîm ve hadîs-i şerîfler üzerine âlimleri hayrete düşüren açıklamalarıyla maruf bir zâttır. Abdülvehhâb eş-Şa‘rânî, bu büyük ârifin mânevî terbiyesi altında uzun bir süre geçirmiş ve ondan derin ilimler iktisap etmiştir. Şa‘rânî, eserlerinde bu on senelik birlikteliğin kendisine bir saat gibi geldiğini ifade etmiş, ve üstadının çok kıymetli sözlerinin çoğunu meşhur eseri El-Cevâhir ved-Dürer 'de kaydettiğini belirtmiştir. Bilindiği üzere Şa‘rânî, Mîzânü’l-Kübrâ adlı eserinin usûlünü, keşf ve yakîn ile şerîatin menbaına erişerek, öncelikle Hızır (a.s.)'dan aldığı ilim, iman ve teslimiyet temelleri üzerine, nihayetinde ise bilhassa Üstadı Aliyyül-Havvâs’ın elindeki sülûk (mânevî yolculuk/terbiye) esnasında tahsil etmiştir. Aşağıda, kaynaklarda zikredilen ve Şa‘rânî’nin üstadıyla yaşadığı veya ondan naklettiği önemli olayların ve ilm...