Kayıtlar
Orta Yolu Bulmak
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
"Bir hata varsa, kimin olmalı?" Demirci dükkânında çalışan bir çırak vardı. İşe girdi gireli bir türlü ustasını dinlemez; bir an önce kalfa olmayı, sonrasında ise usta olup kendi dükkânını açmayı hayal ederdi. Yılların yorgun ustası ise çırağını hiç kırmaz, onun bu aceleci ve sabırsız hallerine büyük bir sükunetle katlanır, sessizliğini korurdu. Bir gün çırak yine sabırsızlanarak, “Yetmez mi usta? Beni artık kalfa yap, ayak işlerini yapmaktan bıktım, usandım,” dedi. Ustası, sözle anlatmanın fayda etmeyeceğini anlayınca çırağına baktı ve “Gel benimle,” diyerek onu dükkânın mutfağına götürdü. Tezgahın üzerindeki sepeti işaret ederek, “Şu sepetteki yumurtaları masaya tek tek, düzenli bir şekilde diz,” dedi. Çırak yumurtaları dizmeye başladı; ancak aceleciliğinden ötürü nasıl olduysa yumurtalardan biri elinden kayıp yere düştü ve kırıldı. Çırak hatasının farkına varıp hemen düştüğü yeri temizledi. Fakat çiğ yumurtanın akı ve sarısı eline bulaşınca tiksindi, sevimsiz bir...
Şeyh Öldü
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Bir zamanlar bir şeyh varmış. Celalliymiş derler. Celalli, melalli, gam yok. Talebelerinin yolunu çabuk açar, yetmiş yıllık işlerini yetmiş günde ikmal edermiş. Kuş yuvasından bir an önce uçsun der gibi acele edermiş. Talebelerde vefalı olan, az olur derler, yetiştirdikleri de şeyhlerini nedense sonra beğenmezlermiş. Şöylenin böylenin olmazsa olmazında kalırlarmış. Şeyh, iyi adamdı, canım adamdı, onlara tuzak kurmazdı. Fakat talebeleri ona erken tuzak kurdular. Şeyh talebe yetiştirmek için girmiş bu yola, oldurmanın peşindeyken, talebeler uçmak kaçmak peşindelerdi. Böyleyken, şeyhin öğretmediği bir ince yolu vardı. Onu, yalnız o bilirdi. Öylede gerekliydi. Tabutunda saklı duranı kim bilirdi ki? Bu nedenle, şeyh öldü… Talebeler kamil olduk gölgesinde, kendi başlarına kalmışlar. Şeyhten ayrı düşmüşlerdi. Aldatan ayrılık değildi, yolun çok geniş ve kolay oluşu idi. Bilmiyorlardı, geniş gibi görünen şeyin g...
İlahî Aşkın Sosyal Nizamla Dansı: Mistisizmin Ezelî Okyanusu ve İslam'ın Rehberliği Üzerine Bir Analiz
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
"Sonsuz Okyanus ve Pusula" temasında ele alınan mistik tecrübenin evrenselliği, insan ruhunun tüm tarihsel ve kültürel bariyerleri aşarak ulaştığı o tekil ve değişmeyen hakikatin bir yansımasıdır. Mistisizm, tefekkürün derinliklerinde, zihnin tamamen içselleştiği bir anda elde edilen doğrudan ve vahyî bir bilgi olarak tanımlanır. Bu deneyim, bireysel farkındalığın aniden genişleyerek kendisini tüm varoluşun "nihai Zemini" ve "Tanrısallığı" (Godhead) olarak idrak etmesidir; bu durum farklı geleneklerde "fena", "nirvana" veya "samadhi" olarak isimlendirilse de özünde yatan gerçeklik bölünmez bir birliktir. Mistik idrak, kelimelerin ve dogmaların ötesinde, sessizliğin kalbinde atan bir ezelî hakikat nabzıdır. "Mistisizmin dinler üstü mahiyeti ve sosyal nizamla olan kaçınılmaz etkileşimi" konusuna giriş yapıldığında; mistiklerin ulaştığı bu birliğin, dilden ve kültürel formlardan bağımsız olduğu görülür. Vedalard...
Ezelî Hakikatin İzinde: Mistisizmin Değişmeyen Tanıklığı Üzerine Bir Araştırma Raporu
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
History of Mysticism: The Unchanging Testament olup yazarı Swami Abhayananda’dır (Swami Abhayananda, 2007, s. i). Çalışma, insanlık tarihinin başlangıcından bu yana farklı kültür, dil ve dinlerde ortaya çıkan mistiklerin, "tek bir gerçeklik" üzerine verdikleri ortak ve değişmeyen tanıklıkları kronolojik ve tematik bir perspektifle ele almaktadır. Mistisizmin Evrensel Temelleri ve Mahiyeti Mistisizm, tefekkürün derinliklerinde elde edilen bir duruluk anında, tüm varoluşun tek kaynağı ve dayanağına dair ulaşılan doğrudan ve vahyî bir bilgi olarak tanımlanır. Mistik deneyimin temel özelliği, bireysel farkındalığın aniden genişleyerek kendisini tüm varoluşun temel zemini, ilahi kaynağı ve Tanrısallığı (Godhead) olarak idrak etmesidir. Bu deneyim Hristiyanlıkta "Tanrı vizyonu", Hinduizmde "samadhi", Budizmde "nirvana" ve İslam’da "fena" olarak adlandırılsa da, özünde yatan gerçeklik tüm geleneklerde özdeştir: Bireysel bilincin ...
AKIL VE VECDİN MİZANI: GAZÂLÎ’NİN ŞER’Î KALESİNDEN İBN-İ ARABÎ’NİN TEVHİD UMMANINA BİR BAKIŞ
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
"İslâm düşünce dünyasında İmâm Gazâlî’nin (ö. 505/1111) 'sahv' / sobriety (ayıklık) üzerine kurulu nizamı ile Muhyiddîn İbn-i Arabî’nin (ö. 638/1240) 'sekir' / intoxication (manevî sarhoşluk) neşvesini taşıyan tefekkür sistemi, aradaki yaklaşık 150 yıllık zaman farkına rağmen birbirini hem dengeleyen hem de en ince detaylarıyla tenkit eden iki muazzam kutup olarak analiz edilmektedir." Her ne kadar Gazâlî kronolojik / chronological olarak İbn-i Arabî’den önce yaşamış olsa da, kurduğu "şeriat-tarikat bütünlüğü" sistemi, Şeyh-i Ekber’in ontolojik / ontological (varlıksal) açılımlarını hem bir mizan / scale gibi tartar hem de belirli noktalarda "tehlikeli aşırılıklar" olarak mahkûm eder [Vassâf, 262-263; Câmî, 516]. Şer'î Hudutlar ve Muammalı Dilin Tenkidi Gazâlî’nin sistemi, hakikatin ancak şeriat kabuğuyla korunabileceği esasına dayanır. Eğer Gazâlî, İbn-i Arabî’nin Fütûhât-ı Mekkiyye ’deki "muammâlı" / mysterious ve se...
ZAMANIN ÖTESİNDE BİR VUSLAT: ÜVEYSÎ MEŞREB VE EBÛ YEZÎD'İN İSİM SIRRI
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
"Tasavvufî düşünce tarihinde tarikat silsileleri / spiritual lineages (zincirler), hakikatin nesilden nesile aktarıldığı mânevî bir kordon olarak görülse de, bu silsilelerdeki kronolojik / chronological (zaman dizini ile ilgili) kopukluklar aslında 'Üveysî' / Uwaysi adı verilen özel bir mânevî terbiye metodunun / methodology tezahürüdür." Ebü’l-Hasan Harakânî (ö. 425/1033) ile Ebû Yezîd el-Bistâmî (ö. 261/874-875) arasındaki yaklaşık 160 yıllık zaman farkına rağmen kurulan "halef-selef" / successor-predecessor ilişkisi, cismanî / physical bir birliktelikten ziyade rûhânî / spiritual bir intisaba / affiliation dayanmaktadır. Kaynaklarda bu durum, bir velînin vefatından sonra rûhâniyeti ile bir başka talibi irşad etmesi / guiding (doğru yolu göstermesi) olarak en ince detaylarıyla şerh edilmiştir. Rûhânî Terbiye: Harakânî ve Bistâmî Sırrı Silsilelerde görülen zaman boşlukları, tasavvufî literatürde / literature (edebiyat/kaynaklar) "inkıtâ" / i...
HAKİKATİN MİZANI: MENKIBELERDEKİ SIRRI AYIKLAMA VE ŞER'Î SÜZGEÇ
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
"Tasavvuf düşüncesinde menkıbeler, tarihî bir kronolojiden / chronology (zaman dizini) ziyade, 'Allah’ın askerlerinden birer asker' / soldiers of Allah's army olarak görülmüş; sâliklerin / seekers (yolcuların) kalplerine sebât / stability (kararlılık) vermek ve mânevî yakîni / certainty artırmak gayesiyle birer irşad / guidance (uyarı) aracı kılınmıştır." Ancak bu ruhanî / spiritual mirasta uydurma ve asılsız rivayetlerin / fabricated narrations yaygınlaşması, hem dinî hem de psikolojik bir aşınmaya yol açmıştır. Menkıbelerin sıhhati / authenticity (doğruluğu) için takip edilmesi gereken temel yol, sarsılmaz bir 'şer'î mizan' / legal scale (ölçü) ve 'mesaj odaklı' bir okuma biçimidir [Cüneyd-i Bağdâdî, 106, 428, 437, 92]. 1. Kitap ve Sünnet Terazisi: İlk ve Mutlak Ölçü Tasavvufun anayasası kabul edilen kaynaklarda, bir menkıbenin veya velî sözünün doğruluğunu ölçen en keskin kılıç Kur’an ve Sünnet’tir. Cüneyd-i Bağdâdî’nin ifadesiyle, ...
Çok Eski Yazılarımızdan
Arşivden yazılar getiriliyor...