2026 Senaryoları ve Elli Yıllık Mirasın Tasfiyesi
Henry Kissinger’ın siyasi kariyeri ve tatbik / uygulama ettiği
"Realpolitik"
Henry Kissinger’ın siyasi kariyeri ve tatbik /
uygulama ettiği "Realpolitik" / Gerçekçi Siyaset okulu, Amerikan dış
politikasında köklü dönüşümlere yol açarken, eş zamanlı olarak hem sağ hem de
sol yelpazeden / spectrum çok katmanlı bir muhalefet cephesinin
oluşmasına neden olmuştur. "Henry Kissinger’ın hayatta iken
karşılaştığı en sert muhalif figürleri ve organizasyonel / örgütsel direnç
odaklarını incelemeye giriş yaparken", bu muhalefetin sadece şahsi bir
husumetten değil, Amerikan ulusal kimliği ve etik değerleri üzerindeki derin
görüş ayrılıklarından beslendiğini vurgulamak gerekir.
Kurumsal Muhalefet ve Bürokrasi Savaşları:
Pentagon ve Hazine
Kissinger’ın "ulusal güvenlik
danışmanı" ve "dışişleri bakanı" olarak yürüttüğü merkeziyetçi
yönetim tarzı, Washington’daki yerleşik kurumsal yapılarla kronik bir çatışma
halindeydi.
- Savunma Bakanlığı (Pentagon):
Kissinger’ın en dişli rakiplerinden biri, Ford döneminin Savunma Bakanı
James Schlesinger idi. Schlesinger, Kissinger’ın İran Şahı’na yönelik
"sınırsız silah satışı" politikasının ABD çıkarlarıyla
çatışabileceği ve bölgedeki Amerikan askeri personelini tehlikeli
maceralara sürükleyebileceği uyarısında bulunmuştur. Pentagon bürokrasisi,
Kissinger’ın İsrail’e yönelik 1973 hava ikmalini / airlift geciktirdiği
iddialarıyla da bu muhalefeti derinleştirmiştir. Schlesinger’ın halefi
Donald Rumsfeld de Kissinger’ın "İran önceliği" politikasına
karşı mesafeli bir tutum sergilemiştir.
- Hazine Bakanlığı: Hazine
Bakanı William Simon, özellikle yükselen petrol fiyatları ve Şah’a verilen
destek konusunda Kissinger ile açıkça çatışmıştır. Simon, Kissinger’ı
petrol fiyatlarını artırmak için Şah ile gizli pazarlıklar yapmakla
suçlamış ve bu durumu Amerikan ekonomisine bir ihanet olarak
değerlendirmiştir.
Yasama Muhalefeti: Jackson-Vanik ve Kongre
Denetimi
Daha önce bahsettiğimiz üzere, Kissinger’ın
"detant" / détente (yumuşama) politikası, Sovyetler Birliği
ile ilişkileri rasyonalize / akla uygun hale getirmeye çalışırken Kongre
engeline takılmıştır.
- Senatör Henry "Scoop" Jackson: Demokrat
Parti’nin şahin kanadını temsil eden Jackson, Kissinger’ın dış politika
mimarisindeki en büyük "albatros" / engel olarak
tanımlanmıştır. Jackson, Sovyetler Birliği’ndeki Yahudi göçünü ticaret
anlaşmalarına bağlayan "Jackson-Vanik Düzenlemesi" ile
Kissinger’ın gizli diplomasisini kamuoyu önünde zora sokmuştur.
- Pike Komitesi:
Temsilciler Meclisi üyesi Otis Pike liderliğindeki istihbarat komitesi,
Kissinger’ın CIA üzerinden yürüttüğü Kürt operasyonlarını ve gizli fonları
ifşa ederek / açığa çıkararak ona ağır bir darbe indirmiştir. Kissinger bu
soruşturmaları "yeni bir McCarthyism" / baskıcı dönem
olarak niteleyerek sertçe eleştirmiştir.
Medya ve Entelektüel Muhalefet: Safire ve Lewis
Kissinger’ın etik dışı bulanan yöntemleri,
Amerikan basınında etkili kalemlerin amansız / relentless saldırılarına
neden olmuştur.
- William Safire: Eskiden
Kissinger’ın metin yazarı olan Safire, telefonunun Kissinger’ın emriyle
dinlendiğini öğrendikten sonra New York Times köşesinde Kissinger’a karşı
"kindar" ve "vazgeçilmez" bir savaş başlatmıştır.
Safire, Kissinger’ı Kürtleri "satmakla" ve "ahlaksız / amoral"
bir dış politika yürütmekle suçlamıştır.
- Anthony Lewis: Yine New
York Times yazarı olan Lewis, Kissinger’ın Vietnam ve İran politikalarını
"insan hakları" ve "hukukun üstünlüğü" açısından
yerden yere vurmuştur.
Stratejik Rakip: Zbigniew Brzezinski
Kissinger’ın entelektüel halefi ve rakibi olan
Zbigniew Brzezinski, Jimmy Carter’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak Kissinger
doktrinine sistemik / systemic bir alternatif sunmuştur. Brzezinski,
Kissinger’ın "güç dengesi" odaklı yaklaşımını "statik"
bularak, insan hakları ve ideolojik uyanışı merkeze alan bir vizyon
geliştirmiştir. Özellikle İran’ın "kaybedilmesi" sürecinde, iki isim
birbirini felaketle sonuçlanan kararlar almakla suçlamıştır.
Hikâye: 60 Minutes ve "Milli Mabed"
Tartışması
1980 yılında CBS televizyonunun ünlü programı
"60 Minutes", Kissinger ve Şah arasındaki "özel ilişkiyi"
sorgulayan bir bölüm yayınlamıştır.
- Ana Fikir: Güç
odaklarının şeffaflıktan uzaklaşması, demokratik toplumlarda meşruiyet
kaybına yol açar.
- Çıkarılacak Dersler:
Programın yapımcısı Don Hewitt’in Kissinger’a yazdığı mektuptaki şu ifade
can alıcıdır: "En iyi dışişleri bakanımız olmuş olabilirsiniz ama ne
Özgürlük Heykeli ne de Washington Anıtı’sınız; size milli bir mabed / shrine
gibi davranmamızı bekleyemezsiniz". Bu, devlet adamlarının
kutsanmasına karşı sivil toplumun gösterdiği refleksin bir sembolüdür.
- Günümüze Bakan Yüzü: Bugün
hala "lider kültü" ile "hesap verebilirlik" arasındaki
denge, modern demokrasilerin en büyük sınavıdır. Kissinger’ın gizli
diplomasi mirası, bugün dijital şeffaflık çağında sızdırılan belgeler / leaks
üzerinden yeniden yargılanmaktadır.
Sonuç olarak; Kissinger’ın muhalifleri sadece
kişiler değil, aynı zamanda Amerikan dış politikasının "ahlaki bir
pusula" mı yoksa "soğukkanlı bir güç hesabı" mı olması
gerektiğine dair köklü bir düşünce okuludur.
Dipnotlar (APA):
- Alvandi, R. (2016). Nixon, Kissinger, and the Shah: The United
States and Iran in the Cold War. Oxford University Press.
- Golan, M. (1976). The Secret Conversations of Henry Kissinger.
Quadrangle/The New York Times Book Co.
- Kissinger, H. (2014). World Order. Penguin Press.
- Paolucci, H. (1991). Iran, Israel, and the United States.
Griffon House.
- Timmerman, K. R. (2005). Countdown to Crisis: The Coming Nuclear
Showdown with Iran. Crown Forum.
- Tyler, P. (2012). Fortress Israel: The Inside Story of the Military
Elite. Farrar, Straus and Giroux.
İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi’nin iktidardan düşüşü
İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi’nin iktidardan
düşüşü ve 1979 İslam Devrimi’ne giden süreç, Soğuk Savaş / Cold War
döneminin en karmaşık jeopolitik kırılmalarından biri olarak kabul
edilmektedir. "İran Şahı'nın devrilmemesi için Kissinger'ın gösterdiği
gayreti ve bu süreçte İngiltere ile diğer devletlerin muhtemel rollerini"
analiz etmeye giriş yaparken, konuyu dönemin "Müşteri Devlet" / Client
State ilişkileri ve büyük güçlerin stratejik hesapları üzerinden ele almak
gerekmektedir.
Pehlevi-Kissinger Ortaklığı ve Nixon Doktrini / Nixon
Doctrine
Henry
Kissinger’ın İran politikası, 1972 yılında Tahran’a yaptığı ziyaretle zirve
noktasına ulaşan "Nixon Doktrini" üzerine inşa edilmiştir. Bu doktrine
göre Amerika Birleşik Devletleri (ABD), bölge güvenliğini doğrudan müdahale
yerine, İran gibi yerel ortaklar aracılığıyla sağlamayı hedeflemiştir. Kissinger ve Nixon, Şah’a
Amerikan cephaneliğindeki nükleer olmayan hemen her türlü silahı satın alması
için bir "Beyaz Çek" / Blank Check vermişlerdir.
Kissinger için Şah, bölgedeki "istikrarın
sütunu" / pillar of stability ve Sovyet yayılmacılığına karşı
sarsılmaz bir kalkandı. Daha önce bahsettiğimiz üzere, Kissinger hayatı
boyunca Şah’ın meşruiyetini ve modernizasyon çabalarını savunmuş; devrimden
sonra bile onun ABD’ye sığınma hakkı alması için yorulmaksızın kulis yapmıştır.
Kissinger’ın bu desteği, Şah’ın "megalomani" / kendini dev görme
eğilimlerini körüklediği gerekçesiyle daha sonra Demokrat rakipleri tarafından
sertçe eleştirilmiştir.
İngiltere'nin Rolü ve "Denge" Siyaseti
İran’da Şah rejiminin çöküşünde İngiltere’nin
rolü, Londra’nın geleneksel "Güç Dengesi" / Balance of Power
siyaseti çerçevesinde değerlendirilmektedir. İngiltere, 1968 yılında Süveyş’in
doğusundan çekilme kararı alarak Basra Körfezi’ndeki askeri varlığını
sonlandırmış ve bu süreçte bölgede tek bir gücün baskın olmasını (İran’ın
bölgesel liderliği) kendi çıkarları açısından riskli görmüştür.
- İngiliz Diplomasisinin Mesafesi: İngiliz Dışişleri Bakanlığı
/ Foreign Office, Şah’ın bölgesel ihtiraslarını çoğu zaman
"illüzyon" / yanılsama olarak nitelendirmiş ve Suudi
Arabistan’ı İran’a karşı bir denge unsuru olarak desteklemiştir.
- Kuveyt ve Petrol Endişesi:
İngiltere, İran’ın artan askeri gücünün Arap emirlikleri üzerinde baskı
kurmasından endişe etmiştir. Bazı kaynaklar, 1978 yılına gelindiğinde İngiltere’nin Şah’ı
"ulusal çıkarların soğuk hesabı" gereği terk ettiğini ve
Khomeinistler / Humeyni destekçileri ile yakın çalışmaya
başladığını ileri sürmektedir. Hatta Margaret Thatcher hükümetinin,
Sovyet yayılmacılığına karşı bir "bulwark" / set
oluşturacağı inancıyla devrim sonrası rejime silah sattığı not
edilmektedir.
Carter Yönetimi ve Stratejik "İhanet"
İddiaları
Şah’ı deviren
temel dış gücün, James Carter yönetiminin "İnsan Hakları" / Human
Rights odaklı dış politikası olduğu tezi, hem Kissinger hem de Şah’ın
bizzat kendisi tarafından savunulmuştur. Carter’ın Şah üzerindeki baskısı, rejimin
muhalefete karşı sert tedbirler almasını engellemiş ve bir "felç"
durumu yaratmıştır.
- Zimmerman ve Huyser Görevleri: Bazı iddialar, Carter’ın
Şah’ı devirip yerine Ayetullah Humeyni’yi getirmek için gizli bir plan
yürüttüğünü savunur. General Robert Huyser’in İran ordusunu
"nötralize etmek" / etkisizleştirmek ve bir askeri
darbeyi önlemek amacıyla Tahran’a gönderildiği, bizzat Şah tarafından bir
"komplo" olarak nitelendirilmiştir.
- İslamcıların "Taqiyya" / Gizlenme
Taktiği: Humeyni’nin Paris sürgünündeyken Carter yönetimine yazdığı
mektuplarda, kurulacak İslam Cumhuriyeti’nin "insancıl" olacağı
ve Amerikan çıkarlarına zarar vermeyeceği sözünü vermesi, Batı’nın bu
süreçteki naifliğini / safdilliğini ortaya koymaktadır.
Hikâye: Babil’in Dijital Kulesi ve Yıkılan Taht
Şah Pehlevi, 1971 yılında Persepolis’te Pers
İmparatorluğu’nun 2500. yılını kutlarken, kendisini modern bir Kiros / Cyrus
olarak tasvir ediyordu.
- Ana Fikir: Mutlak
güç ve teknolojik üstünlük, halkın manevi ve ekonomik köklerinden kopuk
olduğunda bir "folie des grandeurs" / büyüklük tutkusu
haline gelir.
- Çıkarılacak Dersler: En güçlü istihbarat
örgütleri (CIA ve SAVAK) bile, değişimin cami ve medreselerden gelen
"kaydedilmiş vaazlar" ile başladığını fark edememiştir. Şah, dış
güçlerin desteğine o kadar güvenmişti ki, kendi halkının öfkesini bir
"Siyah Kuğu" / Black Swan olarak öngöremedi.
- Günümüze Bakan Yüzü: Bugün de
küresel güçlerin otoriter liderleri "istikrarın garantisi"
olarak görmesi, halk tabanındaki sessiz ama derinden gelen dini ve sosyal
dalgalanmalar karşısında her an yeni bir sistemik çöküşe / systemic
collapse yol açabilir.
Sonuç olarak; Kissinger’ın Şah’ı ayakta tutma
çabası, Soğuk Savaş pragmatizminin bir gereğiyken; İngiltere’nin mesafeli
duruşu ve Carter yönetiminin stratejik hataları, İslam Devrimi’nin önünü açan
dış etkenler olarak belirmektedir. Ancak en nihayetinde Şah’ı deviren güç, dış
devletlerin komplolarından ziyade, modernizasyonun yarattığı sosyal tahribat ve
Şii eskatolojisinin / son zaman bilimi kitleleri harekete geçirme
kapasitesiydi.
Dipnotlar (APA):
- Alvandi, R. (2016). Nixon, Kissinger, and the Shah: The United
States and Iran in the Cold War. Oxford University Press.
- Golan, M. (1976). The Secret Conversations of Henry Kissinger.
Quadrangle/The New York Times Book Co.
- Kissinger, H. (2014). World Order. Penguin Books.
- Paolucci, H. (1991). Iran, Israel, and the United States.
Griffon House.
- Tyler, P. (2012). Fortress Israel: The Inside Story of the Military
Elite. Farrar, Straus and Giroux.
- Weichert, B. J. (2023). The Shadow War: Iran's Quest for Supremacy.
Republic Book Publishers.
Kissinger’ın En Temel Stratejik Hatası
Muhammed Rıza Pehlevi’nin hükümdarlığının sona
ermesi ve 1979 İslam Devrimi ile sonuçlanan süreç, Henry Kissinger’ın
"Realpolitik" / Gerçekçi Siyaset anlayışının en tartışmalı uygulama
alanlarından biri olarak tarihe geçmiştir. "Henry Kissinger’ın İran
politikasını ve Pehlevi rejiminin çöküşüne zemin hazırlayan stratejik
hatalarını analiz etmeye giriş yaparken", bu hataların salt dıplomatık /
uluslararası ilişkiler düzeyinde değil, derin bir sosyokültürel körlük ve
hatalı bir "vekil güç" / proxy power kurgusu üzerine inşa
edildiği görülmektedir.
1. "Beyaz Çek" / Blank Check
Politikası ve Silahlanma Megalomanisi
Kissinger’ın
en temel stratejik hatası, 1972 yılında Tahran ziyareti sırasında Şah’a
verilen ve Amerikan cephaneliğindeki nükleer olmayan her türlü silahın satın
alınmasına imkan tanıyan "Beyaz
Çek" / Blank Check politikasıdır. Daha önce bahsettiğimiz üzere,
Şah’ın bölgenin gendarme / jandarması olarak atanması, Kissinger ve Nixon’ın
Amerikan güvenliğini tamamen tek bir kişinin iradesine bağlamasına yol
açmıştır.
- Ekonomik İstikrarsızlık: Bu
devasa silah alımları (dört yılda 15 milyar dolar), petrol fiyatlarının
Şah’ın baskısıyla radikal şekilde artırılmasına neden olmuştur. Kissinger,
Şah’ın silah parasını ödeyebilmesi için petrol zammına göz yumarak aslında
hem Batı ekonomisine zarar vermiş hem de İran içindeki enflasyonu
körükleyerek toplumsal huzursuzluğun fitilini ateşlemiştir.
- Megalomaninin Teşviki:
Kissinger, Şah’ın kendisini "Büyük Kiros"un / Cyrus the Great
halefi olarak gören emperyal / imparatorluk hayallerini ve megalomanisini
/ self-delusion beslemiştir. Bu durum, Şah’ın kendi halkının
gerçeklerinden kopmasına ve kendisini sadece Batı’nın bir müttefiki olarak
konumlandırmasına yol açmıştır.
2. İstihbarat Körlüğü ve Sosyal Dinamiklerin
İhmali
Kissinger ve Amerikan dış politika bürokrasisi,
İran’daki muhalefeti sadece "komünist" / marxist tehdit
üzerinden okumuş, dini ve geleneksel tabanlı yükselen öfkeyi tamamen göz ardı
etmiştir.
- Camilerin İhmali: Kaynaklar, Amerikan
istihbarat sistemlerinin (CIA ve SAVAK dahil) dini okullara, camilere ve
sürgündeki bir din adamının (Humeyni) teyp kasetleriyle yayılan vaazlarına
odaklanmakta başarısız olduğunu belirtmektedir.
- Bürokratik Direncin Bastırılması:
Kissinger, kendi ekibi içindeki ve Devlet Departmanı’ndaki / State
Department muhalif sesleri (örneğin Arthur Lowrie) susturmuş; Şah’ın
"İran'ın bir Sovyet uydusu / satellite haline geleceği"
yönündeki manipülatif / yönlendirici analizlerini sorgusuz sual koşulsuz
kabul etmiştir. Oysa uzmanlar, bölgedeki asıl tehdidin Sovyetler değil,
İran ve Irak arasındaki bölgesel çatışma potansiyeli olduğu konusunda
uyarıda bulunmuşlardı.
3. "İran’ın Vietnamlaştırılması" ve
Meşruiyet Krizi
Kissinger’ın
stratejisi, Vietnam’da başarısız olan "Vietnamlaştırma" / Vietnamization
(savaşı yerel güçlere devredip çekilme) modelinin İran’a uyarlanmasıydı.
- Müşteriden Müttefike Zoraki Geçiş: Şah gibi
aslında bir "müşteri devlet" / client state yöneticisi
olan bir figürün, aniden "birinci sınıf bir müttefik" / ally
gibi davranmaya zorlanması, rejimin kaldıramayacağı bir jeopolitik yük
oluşturmuştur.
- Zarife Teslimiyet / Graceful Surrender
Sanatı: Kissinger’ın tarih felsefesi, her medeniyetin çökeceği ve devlet
adamının görevinin bu çöküşü sadece geciktirmek olduğu inancına dayalıydı.
Bu "kaderci" yaklaşım, kriz anlarında kararlı bir müdahale
yerine, müttefikini kaderine terk eden bir "defeatist
interventionism" / yenilgici müdahalecilik anlayışını doğurmuştur.
Hikâye: Babil’in Kibri ve Persepolis Şenlikleri
1971 yılında Şah, Pers İmparatorluğu’nun 2500.
yılını kutlamak için Persepolis’te tarihin en pahalı şenliğini düzenlemiştir.
- Ana Fikir: Mutlak
güç ve teknolojik üstünlük arayışı, halkın manevi değerlerinden ve
ekonomik realitesinden koptuğunda, o güç aslında en zayıf anını
yaşamaktadır.
- Çıkarılacak Dersler: Şah,
yabancı konukları ağırlarken halkı dışarıda bırakmış; Kissinger’ın
dalkavukça / adulatory övgüleri altında kendi sonunu hazırlayan bir
"kibir kulesi" inşa etmiştir. İstihbaratın teknik gücü, halkın
sessizce dinlediği kaset vaazlarının gücünü yenememiştir.
- Günümüze Bakan Yüzü: Bugün de
liderlerin halkın sosyolojik ve dini hassasiyetlerini görmezden gelerek
sadece askeri teknoloji ve dış destekle ayakta kalmaya çalışmaları, aynı
"Siyah Kuğu" / Black Swan (beklenmedik yıkım) felaketine
davetiye çıkarmaktadır.
Sonuç: Stratejik Bir "Fait Accompli" /
Emrivaki
Kissinger’ın
İran politikası, Şah’ın 1975’te ABD’yi dahi bilgilendirmeden Saddam Hüseyin ile
Cezayir Anlaşması’nı imzalamasıyla aslında fiilen çökmüştü. Şah, Amerikan
desteğini kendi çıkarları için kullanmış, ancak Kissinger bu özerkliği / autonomy
doğru analiz edememiştir. Kissinger'ın müttefikini bir "statü
simgesi" / status symbol olarak görüp, İran toplumunun içten içe
çürümesini "istikrar" sanması, modern diplomasinin en büyük
trajedilerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Dipnotlar (APA):
- Alvandi, R. (2016). Nixon, Kissinger, and the Shah: The United
States and Iran in the Cold War. Oxford University Press.
- Kissinger, H. (2014). World Order. Penguin Books.
- Paolucci, H. (1991). Iran, Israel, and the United States: An
American Foreign Policy Background Study. Griffon House.
- Weichert, B. J. (2023). The Shadow War: Iran's Quest for Supremacy.
Republic Book Publishers.
50 Yıllık Hatanın Bedeli
Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) yaklaşık
elli yıl önce, özellikle 1970’lerin başında Richard Nixon ve Henry Kissinger
liderliğinde kurguladığı Orta Doğu stratejisinin, günümüzdeki küresel
istikrarsızlığın kökenlerini oluşturup oluşturmadığını ve "bu elli yıllık
hatanın bedelinin tüm dünyaya ödetilip ödetilmediği" sorusunu akademik bir
perspektifle analiz etmeye giriş yaparken, karşımıza çıkan temel olgu
"Nixon Doktrini" ve bu doktrinin İran üzerinden yarattığı "vekil
güç" / proxy power kurgusudur. Kaynaklar, 1972 yılında Tahran’da atılan imzaların,
sadece bölgesel bir ittifak değil, on yıllarca sürecek bir "kaos
şelalesi"nin / cascade of chaos başlangıcı olduğunu ortaya
koymaktadır.
Nixon Doktrini ve 1972 Tahran Dönümü: Stratejik
Teslimiyetin Kökleri
ABD’nin bugün tüm dünyayı meşgul eden İran sorunu
ve Orta Doğu’daki nükleer tırmanış senaryoları, büyük oranda 1972 yılında
Tahran’da bizzat Nixon ve Kissinger tarafından Şah Muhammed Rıza Pehlevi’ye
verilen "Beyaz Çek" / Blank Check ile başlamıştır. Daha önce
bahsettiğimiz üzere, ABD bu tarihte kendi bölgesel güvenliğini tamamen tek bir
kişinin, yani Şah’ın iradesine emanet etmiş ve ona Amerikan cephaneliğindeki
nükleer olmayan hemen her türlü silahı satın alma yetkisi vermiştir (Alvandi,
2016).
- Güvenliğin Özelleştirilmesi: Gary
Sick’in analizlerinde belirttiği üzere, ABD’nin Basra Körfezi’ndeki
güvenlik karar alma mekanizmasını Şah’ın kişiliğine tabi kılması "eşi
benzeri görülmemiş, aşırı ve nihayetinde açıklanamaz" bir hatadır
(Paolucci, 1991). Bu karar, ABD’nin İran içindeki gelişmeleri takip etme
yeteneğini köreltmiş ve rejimin çöküşünü öngörememesine yol açmıştır.
- Vietnamlaştırma / Vietnamization
Modeli: Kissinger, Vietnam’daki başarısızlığı kapatmak için
"Vietnamlaştırma" stratejisini İran’a uyarlamış, ancak bir
"müşteri devleti" / client state aniden
"müttefik" / ally statüsüne yükselterek omuzlarına
kaldıramayacağı bir jeopolitik yük yüklemiştir (Paolucci, 1991).
Küresel Ekonomik Bedel: Silahlanma ve Petrol
Fiyatı Sarmalı
Bu elli yıllık hatanın dünya ekonomisine ödetilen
en ağır bedellerinden biri, silah alımları ile petrol fiyatları arasındaki
doğrudan ilişkidir. Şah, Amerikan silahlarına ödeyeceği milyarlarca doları
tedarik etmek amacıyla Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) içinde petrol
fiyatlarının dört katına çıkarılması için en sert baskıyı yapan aktör olmuştur
(Alvandi, 2016).
- Enflasyon ve Buhran:
Kissinger, Şah’ın silah parasını ödeyebilmesi için petrol zammına göz
yummuş, bu durum ise 1970’lerin geri kalanında Batı ekonomilerinde yüksek
enflasyona ve küresel bir durgunluğa yol açmıştır (Paolucci, 1991).
- İstikrarsızlık İhracı: Daha
önce bahsettiğimiz üzere, bu ekonomik dar boğaz İran içindeki toplumsal
öfkeyi körüklemiş ve 1979 İslam Devrimi’ne giden yolu finanse etmiştir.
Böylece ABD’nin bir "istikrar sütunu" / pillar of stability
olarak gördüğü yapı, bizzat ABD’nin ekonomik ve askeri desteğiyle çökmüş
ve yerini dünyaya meydan okuyan devrimci bir rejime bırakmıştır
(Kissinger, 2014).
İstihbarat Körlüğü ve Sosyokültürel Kopuş
ABD’nin bu süreçte yaptığı bir diğer sistemik / systemic
hata, bölgeyi sadece askeri güç dengeleri üzerinden okuması ve halk tabanındaki
dini ve sosyal dinamikleri tamamen ıskalamasıdır. Kaynaklar, ABD istihbaratının
camilerden gelen kaset vaazlarını ve yükselen siyasal İslam’ı
"ciddiyetsiz" bularak görmezden geldiğini not etmektedir.
Hikâye: Persepolis’in Gölgesinde Yıkılan Babil
Kulesi 1971 yılında Şah
Pehlevi, Pers İmparatorluğu’nun 2500. yılını kutlamak için Persepolis’te
tarihin en maliyetli şenliğini düzenlemiş ve kendisini modern bir Kiros / Cyrus
olarak ilan etmiştir (Weichert, 2023).
- Ana Fikir: Mutlak
güç ve teknolojik üstünlük arayışı, halkın manevi ve ekonomik
gerçekliğinden koptuğunda, aslında o güç en kırılgan anını yaşamaktadır.
- Çıkarılacak Dersler: Şah’ın
inşa ettiği "kibir kulesi", halkın sessizce dinlediği
kaydedilmiş vaazların gücü karşısında bir gecede yerle bir olmuştur.
- Günümüze Bakan Yüzü: Bugün de
küresel güçlerin otoriter yapıları sadece askeri teknoloji ile ayakta
tutmaya çalışmaları, sosyolojik dip dalgaları görmezden geldiklerinde aynı
"Siyah Kuğu" / Black Swan (beklenmedik yıkım) felaketine
yol açmaktadır (Taleb, 2007).
Sonuç: 2026 Senaryoları ve Elli Yıllık Mirasın
Tasfiyesi
Günümüzde
dünya, 1970’lerde yapılan bu hataların biriktirdiği "nükleer
hesaplaşma" riskini 2026 yılı odağında yeniden yaşamaktadır. Brandon
Weichert’in vurguladığı üzere, ABD’nin İran’ı bir "devlet"ten ziyade
bir "dava" / cause haline getiren süreci doğru yönetememesi,
bugün İsrail ve Sünni Arap dünyasını varoluşsal bir tehditle karşı karşıya
bırakmıştır (Weichert, 2023).
ABD, elli yıl
önce kurduğu vekil güç mimarisinin çöküşüyle başlayan bu kaotik döngüyü, ya
Henry Kissinger’ın önerdiği rasyonel bir güç dengesine geri dönerek ya da
teknolojik bir cerrahi müdahale ile tasfiye etmek zorunda kalacaktır. Aksi
takdirde, bu elli yıllık hatanın bedeli nükleer bir apokalips / kıyamet
olarak sadece Orta Doğu’ya değil, tüm küresel düzene ödetilmeye devam
edilecektir (Kissinger, 2014; Turchin, 2007).
Dipnotlar (APA):
- Alvandi, R. (2016). Nixon, Kissinger, and the Shah: The United
States and Iran in the Cold War. Oxford University Press.
- Kissinger, H. (2014). World Order. Penguin Books.
- Paolucci, H. (1991). Iran, Israel, and the United States: An
American Foreign Policy Background Study. Griffon House.
- Taleb, N. N. (2007). The Black Swan: The Impact of the Highly
Improbable. Random House.
- Turchin, A. V. (2007). Possible Reasons for Underestimating the
Risks of Human Extinction. Russian Academy of Sciences.
- Weichert, B. J. (2023). The Shadow War: Iran's Quest for Supremacy.
Republic Book Publishers.
Not: Bazen Büyük Dosyaları tarayıcı açmayabilir...İndirerek okumaya Çalışınız.

Yorumlar
Yorum Gönder