Kayıtlar

DİNDÂRIN RASÛLÜLLAH SALLALLÂHÜ ALEYHİ VE SELLEME İNANMADAKİ ZAFİYETİ

    Bütün hak ve batıl dinlerde genelde ilah inancında fazla sorun bulunmamaktadır. Ancak zaman içerisindeki mütalaa ve münakaşalar ile insanın nefisten ruha doğru olan seyrinde görülür ki, “rasül” “elçi” “peygamber” üzerinde birçok ihtilaf zuhur etmiştir. Bu bazen şirkin cephesinden hak yüzüyle görünürse de, kalbî ve itaat yönünden isyanla karışmıştır. İlmî içerikte zamanla zenginleşen inanç sahibinin “rasül” e karşı olağan ve sorgulayan bir itimatsızlığı, boşalan mevkie başkalarını koymak ihtiyacını hissetmiştir. Bu cihetten Allah Teâlâ’ya olan inanç kuvvetli kalırken, Rasûle olan inanç “üstad-şeyh -fikir-düşünce vb” yerine bırakmıştır. Kitaba olan inançta umum olarak Hakk’a nispet edilirken, tafsilatta cüz’i olarak ele rasüle karşı cepheyi oluşturan sisteme veya ekoller dönüşmüştür. Dikkat edilirse münakaşaların temeli genelde “rasül” konumu üzerinde toplanır. Aslında rasül, ahkâmın ve inancın belirleyicisidir. İlâh ise, inancın temelindeki esas olurken, rasüle ka...

Kur'an'da Suyun Sembolizmi...Martin Lings

  Karşılaştırmalı Din Çalışmaları, Cilt. 2, No. 3. (Yaz, 1968)  World Wisdom, Inc.   Kuran'da rahmet ve su, özellikle de yağmur kavramları bir anlamda birbirinden ayrılamaz. Bunlara, kelimenin tam anlamıyla "indirme" anlamına gelen Vahiy fikri tanzïl de dahil edilmelidir. Vahiy de, yağmur da Rahman tarafından "indirilmiştir" ve her ikisi de Kur'an'da "rahmet" olarak tarif edilmiş ve her ikisinden de "hayat veren" olarak bahsedilmiştir. Fikirlerin bağlantısı o kadar yakındır ki, yağmurun uzattığı Vahiy'in ayrılmaz bir parçası olduğu bile söylenebilir. deyim yerindeyse, İlahi Merhametin maddi dünyaya nüfuz ederek yaratılışın en uç sınırlarına ulaşabilmesi için; ve abdest almak, madde dünyasında kendini bu Merhamet dalgasıyla özdeşleştirmek ve Prensip'e doğru geri çekilirken onunla geri dönmek demektir, çünkü arınma kökenlerimize dönüştür. Kelimenin tam anlamıyla "teslimiyet" olan İslam da, bu geri çekilen dalganın akın...

Antik İnançlar Modern Hurafeler

BUGÜN’ÜN IŞIĞINDA GEÇMİŞ   (Martin Lings ) Acaba: eski insanlar, bugün çağdaş bilim adam­larının bildiklerini bilselerdi atalarına başka bir gözle mi bakarlardı? Atalarımızın düşünceleri büyük ölçüde dine dayan­dığı için, bu soru bir bakıma başka bir soruyla eşan­lamlı: Dinle bilim arasında gerçek bir uzlaşmazlık ol­duğu söylenebilir mi? Bir ya da iki «baştan çıkarıcı» örnek alıp, bunları hem dinin hem de bilimin ışığında -karanlığında değil- incelemeye çalışalım. Acaba din, tarih-öncesi olayların zamanının, Ahdi Atik’te söylenenlerin «lâfzî» yorumu doğrultusunda be­lirlenebileceğini ve Yaratılış’ın yaklaşık M.Ö. 4000 yıllarında gerçekleştiğini mi iddia ediyor? Böyle bir iddiada bulunmak gerçekten çok zor, çünkü «Sen’in gözünde bin yıl, ancak dün gibidir» ve kutsal metin­lerde sözü edilen «gün»lerin beşerî günler mi, yoksa her biri «beşerin bin yılı»na denk düşen (yani beşerî «gün»le hiçbir ortak yanı olmayan) İlâhî Günler mi olduğu her zaman pek belli değildir. Bi...