Kayıtlar

Tarihe Konulmuş Ayarın Tekerrürü Olur...Zıttına da Döner Soran Olmaz.

Resim
Mustafa Kemal [ ATATÜRK]  "hakimiyet ve saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye, ilim icabıdır diye müzakereyle, münakaşa ile verilemez. hakimiyet, saltanat kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. osmanoğulları zorla türk milletinin hakimiyet ve saltanatına vaziülyed olmuşlardı. bu tasallutlarını altı asırdan beri idame eylemişlerdir. şimdi de, türk milleti bu mütecavizlerin hadlerini ihtar ederek, hakimiyet ve saltanatını isyan ederek kendi eline bilfiil almış bulunuyor. bu bir emrivakidir. mevzubahis olan, millete saltanatını, hakimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız meselesi değildir. mesele zaten emrivaki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. bu behemehal olacaktır. burada içtima edenler meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. aksi takdirde, yine hakikat usulü dairesinde ifade olunacaktır. fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir." Bundan 100 yıl önce Osmanlı'yı tamamen tarihe gömen, saltanata son veren tarihi bir karar alınmıştı. 100 yıl...

Hak kulundan intikamını yine kul ile alır

Resim
  Allame-i cihan İnternet el-Sosyal-Medya hazretlerinin naklinde geçen ve İmam-ı Rabbani'ye ithaf edilen; Hak kulundan intikamını yine kul ile alır, Bilmeyen ilm-i ledünü anı kul yaptı sanır. Cümle eşya halıkındır kul eliyle işlenir, Emri bari olmayınca sanma bir çöp deprenir. Kıtası Kemalpaşazade'ye ait olup arşivdeki orijinal hali şöyledir; Hakk, kulundan intikamın yine abdıyla alur Bilmeyan ilm-i ledünnî ânı kul itti sanur Her işin hâlıkı Hakk'dır kul elinden işlenür Sanmayasın ilmiyâ âlemde bir çöp tebrenür Zafer Şık KAYNAK: https://hazineievrak.blogspot.com/2018/10/temiz-bilgi.html Not: Her  yüz senede devri âlem değişir. Arapların bugün gördükleri Osmanlıya ettikleridir. Osmanlıyı yalnız bıraktıkları için İsrail de kaderin gereği isteyerek yahut istemeyerek bu zulüm fiili irtikap ediyor. Beyitte geçen "abd", "kul" kelimesinin Arapçası ama, Kemalpaşâzede "Kul" demeyip "abd" demiştir. Yıllar önce Muftiyyüs'Sakaleyn remzen ...

Altuni Notlar 2

Mi’râc Mi’râcın nasıl gerçekleştiğine ilişkin üç farklı görüşü zikretmiştir. Birincisine göre ruhla ve uykuda rüya esnasında meydana gelmiştir. İkinci görüşe göre Beyt-i Makdis’e yakaza halinde cesediyle gitiği, gökyüzüne ise ruhuyla yükseldiği şeklindedir. Selefin ve cumhurun görüşü olan üçüncü görüşün kabülü ise cisim ve ruhla Mi’râcın gerçekleştiğidir. İslam tarihinde bu görüşlere kaynaklık edenlerin adları da burada verilmiştir. Bunlarla ilgili ayetler, hadisler, rivayetler ve tartışmalar zikredilmiştir. Nureddinzde’nin burada özellikle dikkat çektiği nokta Hz. Aişe’ye isnat edilen “Cesedi kaybolmadı.” sözünün doğru olamayacağıdır. Çünkü Mi’râc esnasında Hz. Peygamber Hz. Aişe ile evli değildir ve Hz. Aişe olayları hatırlayacak yaşta değildir. Yine Allâme-i Rûmî dediği İbn Kemâl’den bir görüş aktarmıştır: “Kim peygamber cismiyle urûc etmiştir derse doğrudur; çünkü onun cismi latiftir. Kim de ruhuyla Mi’râca yükselmiş derse bu da doğrudur; çünkü peygamberimiz “ruh” olarak da isi...