Kayıtlar

Yazgı ve Kaderin Yapısı

"Tanrı'nın yazgı / kader (İngilizcede destiny / fate ) içerisindeki konumu ve yazılmış bir kaderin varlığına dair elimizdeki kaynaklarda yer alan felsefi ve bilimsel yaklaşımlar, konuya katı bir gerekircilik / determinizm açısından değil, niyet, akausal / nedensiz bağlantı ( synchronicity ) ve ilahi müdahale / Godwink çerçevesinde yaklaşmaktadır." Bu karmaşık meseleyi, Tanrı'nın (ya da evrensel Zekâ'nın) olay örgüsü içindeki rolünü ve yazgı nın niteliğini, kaynaklarımızdaki veriler ışığında üç ana başlıkta inceleyelim: 1. Yazgı ve Kaderin Yapısı: Gerekircilik / Determinizm Yerine İrade ve İhtimal Fizik, psikoloji ve felsefe alanındaki incelemeler, olayların mutlak bir zincirle önceden belirlendiği (katı gerekircilik) fikrini sorgulamaktadır. Kaynaklar, yaşamın zorunlu bir tekerrürden ziyade, akausal bağlantılarla örülen bir olumsallık / contingency alanı olduğunu gösterir. Mutlak Gerekirciliğin İmkânsızlığı: Klasik fizikte, Newton yasala...

Jung'un Rastlantı / Coincidence Kavramına Getirdiği "Eşzamanlılık" / Synchronicity

  Elimizdeki kaynaklarda yer alan kapsamlı psikolojik, bilimsel ve felsefi incelemeler, Carl Gustav Jung 'un rastlantı / coincidence kavramına getirdiği " eşzamanlılık " / synchronicity tanımının, bu olguyu, nedensel / causal zincirlerin dışında, derin bir anlamsal / semantic düzlemde yeniden konumlandırdığını göstermektedir. Jung, ömrünün sonuna doğru dahi, eserinin tamamlanması için bu kavramın hayati önem taşıdığına inanmış ve eşzamanlılığı, rüyalar kadar ciddiye alınması gereken, bilincin gizli / unconscious dünyasından gelen bir mesaj olarak görmüştür. I. Eşzamanlılık Kavramının Tanımı ve Özü Jung, eşzamanlılığı basit bir tesadüften ayıran en temel unsurun anlamlılık olduğunu vurgulamıştır. A. Akausal Bağlantı İlkesi Jung, eşzamanlılığı "anlamsal olarak ilişkili, ancak nedensel olarak bağlantılı olmayan iki veya daha fazla olayın eş zamanlı olarak gerçekleşmesi" olarak tanımlamıştır. Nedensellikten Bağımsızlık: Bu, olayların bi...

Freud Ve Jung Arasındaki Entelektüel Ve Kurumsal Ayrılık...

Freud ve Jung arasındaki entelektüel ve kurumsal ayrılık, mutlak gerekircilik / determinizm ilkesi ile akausal / nedensiz bağlantı ilkeleri arasındaki temel bir dünya görüşü çatışmasından kaynaklanmıştır. İkili arasındaki ilişki 1907 yılında Jung'un Freud'a duyduğu "dinsel bir hayranlık / crush " ile başlamış, Freud 'un da Jung 'u adeta manevi oğlu olarak görüp eserini devam ettirmesini umduğu bilinmektedir. Ancak, bu yakınlığa rağmen, aralarındaki fikir ayrılıkları giderek derinleşmiştir. "Bu ayrılığın tohumları, bilinçdışı / unconscious zihnin yapısına dair köklü kuramsal farklılıklara dayanmaktadır." 1. Temel Kuramsal Anlaşmazlıklar (Fikirler) Freud ve Jung, insan psişesinin doğası ve işleyişi konusunda temelden farklı iki görüşe sahipti: Bilinçdışı nın Yapısı ve Kaynağı: Freud, bilinçdışının içeriğini öncelikle bastırılmış cinsel dürtüler ve çocukluk travmalarından kaynaklanan bireysel deneyimler ve içgüdüler olarak ...

Arzuların Kendiliğinden Gerçekleşmesi

Elimizdeki kaynaklarda yer alan spiritüel / manevi ve bilimsel çalışmalar, arzuların kendiliğinden gerçekleşmesi, yani eşzamanlı yazgı / synchrodestiny durumuna ulaşılmasının, bireyin niyetinin, evrenin akausal / nedensiz (sebebe bağlı olmayan) bir düzeniyle uyumlanmasıyla mümkün olduğunu göstermektedir. Bu, basit bir dilek tutma eyleminden ziyade, derin bir bilinç dönüşümünü ve içsel engellerin aşılmasını gerektiren, çok aşamalı bir süreçtir. Arzuların kendiliğinden gerçekleşmesini sağlayan temel dinamik, bireyin niyetinin ve dikkat inin, evrenin akausal olarak düzenleyici ve akausal / nedensiz bağlantıları olan nonlocal / yerel olmayan zekâsıyla birleşmesidir. I. Kendiliğinden Gerçekleşmenin Mekanizması Kendiliğinden gerçekleşme, tesadüflerin kişisel yaşamda bir örüntü oluşturacak şekilde kümelenmesi olarak görülen eşzamanlılık ( synchronicity ) olgusunun en yüksek düzeyde aktif olduğu durumdur. A. Niyet ve Dikkat Niyet ( intention ), tüm evrensel aktivitenin başl...