Kayıtlar
Toprağım, Ayna mı Oldun?
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Tekkede çirkin yüzlü bir derviş vardı. Geçirdiği günleri çekilir değildi. Arkadaşları onu hiç sevmediler, sonunda tekkeden kovuvermişlerdi… Dervişin son sığınağı olan tekkede kapılarını kapatmıştı… Sohbetlerinde merhametten, sevgiden, aşktan bahseden şeyh, bu durumu görmezden gelmişti... Derviş,… ” Ey Allahım, hiç acımadın mı? Sevgi nişanesi dediğin dostların bana sahip çıkmadı ve kovdular” diyerek dağlana dağlana yollara düşmüştü. Dostu yoktu, evler zaten kapalıydı. Kimsesi yoktu… Hayata küstü, son sığınacak bir yer aradı, derviş ölümü beklermiş gibi, mezarlığa gitti. Eski bir lahdin içine sığındı. Günler geçer mi, geçiyordu. Ziyaretçileri de vardı. Kimlerdi? Uyuz köpeklerdi. Soğuk günlerini kabirde onların sıcağına sığınarak beraber geçirirdi. Ana rahmindeki bebekler gibi, toprağın sıcaklığını hissettikçe gönlüne bir ferahlık gelir “aşkım, sevgilim” diye sarmalanırdı. Toprağa çok muhabbet duymuştu. Nasıl duymasın, çirkinliğini yüzüne vurmayan kadim dost...
AŞK VEYA ZİYAFET
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Semiha CEMAL ÖN SÖZ Bilmenin tahattur [ Hatırlamak ] etmek demek olduğunu hatırına getiren bir kimsenin Eflâtun’un fikrini, bu (ziyafet) ve ya (Aşk) ta olan tasavvufî parlaklığı, kendi ruhunda tasavvur etmemesi mümkün değildir. Ölümün ayırdığını birleştirenin, her mahvolanı tekrar yapanın, her ayrılanı bitiştirenin, her zafa duçar olana tekrar derman verenin ve âdemden bu mevcudu zuhura getirmeye çalışmış ve çalışmakta bulunmuş olanın, bu ebedî faaliyetin aşk olduğunu, Eflâtun en geniş sahasile ve en vasi bir yakinle bize telkin etmiştir. Yoksa ebedî cereyana şevk ve imanla iltihak etmek için insan kendi kendisine «bir şey halk olmaz, bir şey devam etmez, her şey yürüyor ve hiç bir şey durmuyor, demek ve, bize gelen aynı nehir olmadığı için aynı nehre inmediğimizi düşünmek kâfi gelecekmiydi?» şüphesiz ki hayır. Aşk, Eflatûn'un varlığında, fena bulan ebediyete bağlıyan rabıta ve onu zamana ve kendi hududunda tahakkuk etmesi lâzımgelen ve bu tahakkuk eden evvel...
Çok Eski Yazılarımızdan
Arşivden yazılar getiriliyor...