Kayıtlar

Déjà Vu Prangası ve İlahi İradenin Ontolojik Sınırları

Resim
  Déjà Vu Prangası ve İlahi İradenin Ontolojik Sınırları "İnsan zihni, şimdiki zamanın yaratıcı potansiyelini bir kenara bırakıp onu 'zaten yaşanmış' bir geçmişin kopyası olarak algıladığında, kutsal metinlerde tasvir edilen 'kalplerin mühürlenmesi' ve 'hayvanlaşma' süreci zihinsel bir gerçekliğe mi dönüşmektedir?" Kur'an-ı Kerim’in A'râf (179), Bakara (7) ve Muhammed (16) surelerinde geçen uyarılar, déjà vu fenomeninin yarattığı "kadercilik" / fatalism ve "apati" / apathy (duygusal küntlük) halleriyle felsefi ve nöro-manevi bir paralellik arz etmektedir. Bu perspektiften bakıldığında, déjà vu prangalarına düşmek hem İlahi bir yasanın tecellisi hem de insanın kendi elleriyle inşa ettiği bir zihinsel hapishanedir. 1. Mühürlenmiş Kalpler ve "Tarih Ötesi Hayvan" Olma Riski A'râf Suresi 179. ayetteki "hayvanlar gibidirler, hatta daha da şaşkındırlar" ifadesi, Paolo Virno’nun Alexandre Kojève’den...

Kusurlu Ruhun Paradoksu

Resim

Az Gül

Resim

Senden af yoksa, benden de (seni sevdiğim için) pişmanlık yoktur.

Resim
Ebu’l-Hasan Harakânî   şöyle anlatıyor: Cenâb-ı Hakk bana bir kapı araladı, O’nun şöyle dediğini duydum: “Ben gökteki ve yerdeki herkesin günahını affederim, sadece beni sevdiğini iddia eden kişiyi affetmem”. Dedim ki: “Senden af yoksa, benden de (seni sevdiğim için) pişmanlık yoktur. Sen vur, biz de vuralım. Söylediğimiz sözden dolayı pişman değiliz”. 2 Harakânî şöyle demiştir: “(Allah Teâlâ’ya) dedim ki: Beni Cennet ile ümitlendirme, Cehennem ile de korkutma. Bu ikisi, diğer insanların mekânıdır. Benimki (benim sığınağım, evim) ise Sen’sin”. 3 Harakânî dedi ki: “Bir ara Cenâb-ı Hak süslü Cennet’i Ebu’l-Hasan’ın önüne getirdi. Ebu’l-Ha-san (Harakânî) Allah’a yöneldi ve: Bunu satın alacak değilim, bana Sen lâzımsın, dedi” .4 ** Ebû Saîd-i Ebu’l-Hayr’da şöyle söyler. Şeyh Ebû Saîd’in meclisinde Mâverâünnehir’den gelmiş olan birisi: “Cehennem’in yakıtı insanlar ile taşlardır” (Tahrîm, 66/6) âyetini okudu. Azap âyetleri hakkında fazla konuşmamak şeyhin âdeti idi. ...