Kayıtlar

Kilitlenmiş Eşitsizlik… Finansal/Ahlaki Çöküş

  "Elimizdeki kaynaklarda yer alan incelemeler, bir yönetim erkinin / iktidarın kararları ve uygulamaları neticesinde kendi koyduğu temelleri bozması veya yapıyı kendi içinde çürütmesi durumunda ortaya çıkan sonuçları, genellikle yapısal süreklilik (locked-in inequality) ve finansal/ahlaki çöküş olarak iki ana model üzerinden ele almaktadır." Bu modellerin her biri, iktidarın (iktidarın) koyduğu sistemlerin ve ilkelerin, uzun vadede nasıl bir döngüye girdiğini ve neden kendiliğinden değişmediğini aydınlatmaktadır. 1. Yapısal Sorunların Zorunlu Sürekliliği Modeli (Locked-in Inequality) Bu model, yönetimin veya toplumsal kurumların, başlangıçta koyduğu adalet veya eşitlik gibi ilkelerle çelişen uygulamalara rağmen nasıl varlığını sürdürdüğünü inceler. Kaynaklarda, bu durum, kilitlenmiş eşitsizlik / locked-in inequality olarak adlandırılır. Yönetim Karakteristiği: Yönetimin temel amacı, görünüşte ilerleme sağlamak olsa da, esasında eşitsizliği yönetil...

"Büyük Olayların Çıkışındaki Küçük Görülen Hataların"

  Bu durum, temelde, başlangıç koşullarına duyarlılık prensibi etrafında şekillenir ve küçük hataların, olaylar silsilesinin genel seyrini kökten değiştiren " katalizör " / kışkırtıcı rolünü üstlendiğini ortaya koyar. I. Kozmik ve Fiziksel Düzeyde Küçük Nedenlerin Gücü (Kaos Teorisi) Fizik ve matematik, bir sistemin ilk durumundaki en ufak bir sapmanın, zamanla katlanarak, öngörülemez ve büyük sonuçlar doğurabileceğini kesin bir dille belirtmektedir. Kaynaklarımız bu durumu kaos teorisi ile ilişkilendirir: Kelebek Etkisi ve Büyük Sonuçlar: Kaos, en yalın tanımıyla, "büyük sonuçları olabilen küçük nedenlerdir". Bu olgu, "yakında kanat çırpan kelebeğin, uzakta kasırga yaratması" metaforuyla somutlaşır. Öngörülemezlik Sınırı: Klasik fizikte, olayların zorunlulukla / gerekircilikle belirlendiği varsayılsa bile, karmaşık sistemlerde (örneğin hava tahmini veya uzay mekaniği) başlangıç koşulları hakkındaki en küçük...

Özgür İrade

"Özgür irademiz" (local mind / yerel zihin) ile eylemlerimizi yönlendirdiğimizi düşünsek de, kaynaklarda detaylıca incelenen pek çok faktör, aslında bu iradenin sınırlarını daraltmakta ve bireyi bütüncül bir düzenin, geçmişten gelen koşullanmaların ve toplumsal beklentilerin boyunduruğu altında "daha az özgür" kılmaktadır. Bu durum, esasen, bireysel eylemlerin yalnızca bilincin yüzeyinde gerçekleşmediği, derinlerde yatan akausal/nedensiz, psikolojik ve kalıtsal zorunluluklardan etkilendiği gerçeğinden kaynaklanmaktadır. Bu kısıtlayıcı faktörleri üç ana başlık altında ele almak yerinde olacaktır: 1. Kuşaklararası (Transgenerasyonel) ve Biyolojik Kısıtlamalar Kaynaklar, bireyin özgür seçimlerinin, atalarından gelen çözülmemiş meseleler tarafından nasıl kısıtlandığını açıkça göstermektedir. A. Görünmez Sadakat ve Tekrar Zorunluluğu "Atalar Sendromu"nu inceleyen çalışmalar, her bireyin bir nesiller zincirindeki bir halka olduğunu ve bilinçli olara...