Manevi Vesayet ve Koruyucu Gölge
"Cenabı Allah’ın rızasının babanın
rızasında, gazabının ise babanın gazabında gizli olduğu" hakikatiyle
konuya giriş yapıldığında, anne ve babaya duyulan güvenin ve onların gölgesinde
kalmanın bir pasiflik değil, aksine manevi bir zırh olduğu anlaşılmaktadır.
Modern dünyanın sunduğu "benlik illüzyonu / ego yanılsaması", bireyi
ailesinden kopararak sözde bir özgürlük vaat etse de, bu durum aslında kişinin
manevi kaderini ve psikolojik sağlamlığını tehdit eden karanlık bir sürece kapı
aralamaktadır,.
Manevi Vesayet ve Koruyucu Gölge
Büyüklerin
tecrübe / deneyim gölgesinde durmak, sanılanın aksine evlatlar için zarar
verici bir durum değil, bilakis hayatın fırtınalarına karşı bir sığınaktır. Daha önce temas ettiğimiz üzere,
yeni nesil terbiye yöntemlerinde aile tipinin terk edilmesi ve herkesin mutlak
bir ferdiyetçilik / bireyselcilik içinde yaşaması büyük bir yanılgıdır.
Evladın, anne ve babasının gölgesinde yaşayıp onların hizmetinde bulunmayı bir
"vasiyet / kutsal miras" olarak görmesi, onu vaktinden önce ve hatalı
bir şekilde olgunlaşmaya çalışmanın getireceği felaketlerden korur.
"Anne
babaya güvenmek hayat boyu pasif bir kişilik geliştirir" tezi, kadim hikmetle çelişmektedir. Kaynaklar,
çocukların kendi güçlerini ispat etmek adına ebeveyn görüşlerine itiraz
etmelerinin, kalplerin kırılmasına ve kişinin farkında olmadan bir "manevi
batağın içine" çekilmesine neden olduğunu vurgular. Bu kopuş, hayattaki bağları birbirine bağlayan manevi zincirin
kopması gibidir; zinciri kopan bir ruh, tutunacak başka bir yer arar ancak bu
yeni yer genellikle onu kötü yollara sevk eden karanlık limanlar olur.
Vaktinden Önce Yetişme Tehlikesi ve Kırk Yaş
Eşiği
İnsanın tam
manasıyla rüşde / erginliğe ermesi noktasında "vaktinden önce
yetişme" kavramı kritik bir öneme sahiptir. İlahi sistemde peygamberlerin
dahi büyük çoğunluğuna görev kırk yaşında verilmiştir, bu da insan olgunluğunun
belli bir zaman gerektirdiğinin en büyük kanıtıdır. Bir insanın kırk yaşına
kadar anne ve babasının kontrolü ve rehberliği altında kalması bir eksiklik
değil, fıtri / doğal bir koruma mekanizmasıdır.
Zamanından önce, yani yeterli manevi ve zihni
olgunluğa erişmeden ebeveyn gölgesinden çıkan çocuklar, kendilerini dev aynasında görerek büyüklerine
itiraz etmeye başlarlar. Bu durum, "benlik illüzyonu"
içerisinde boğulmalarına ve hayatın ilerleyen safhalarında ayaklarının
kaymasına zemin hazırlar,.
Psikolojik Dayanıklılık ve Güvenli Bağlanma
Arasındaki Denge
"Psikolojik
dayanıklılık / resilience" kavramı, modern pedagojide / eğitim biliminde
sıklıkla yanlış yorumlanmaktadır. Dayanıklılık, ebeveynden kopuk bir özerklik
değil, aksine "güvenli bağlanma" ve koşulsuz sevgi üzerine inşa
edilen bir güvenlik hissidir,. Bir çocuğun ebeveyniyle kuracağı duyarlı
etkileşimler, onun gelişen beynini şekillendirir ve ona dünyayı güvenli bir yer
olarak tanıtır.
Ancak burada
ince bir sır / gizemli bir denge vardır: Ebeveynin aşırı korumacı tutumu (pamuklara
sararak büyütmek), çocuğun beceriklilik ve kararlılık gibi manevi değerler
geliştirmesine engel olabilir,. Kaynaklarda belirtildiği üzere, "bazı
dalgaların yüksek, bazılarının alçak olması okyanusun kalitesini
belirlemez"; evladın hayatın zorluklarıyla ebeveyn gözetiminde, ancak
kendi sorumluluğunu alarak karşılaşması gerekir. Sorun, ebeveynin rehberliği değil, çocuğun bu rehberliği
reddederek "kendi gemisinin kaptanı" olma hırsıyla manevi limandan
erkenden ayrılmasıdır.
İbretlik Bir Vaka: Manevi Mirastan Mahrumiyet
Konunun ciddiyetini anlamak adına şu hikaye büyük
bir ders içermektedir:
Geçmişte yaşamış bir şahıs, dışarıdan
bakıldığında maneviyat ehli, evliya / Allah dostu olarak bilinen zatlara son
derece hürmetli ve onlara yakın birisiydi. Ancak babasının rızası olmayan bir
işe girişmiş, onun sözünü dinlemeyerek kendi bildiği yolda yürümüştü. Neticede,
o çok sevdiği büyük zatların dualarına ve yakınlığına rağmen, Rabb’i ona güzel
bir hayat veya manevi bir lütuf ihsan etmedi. Çünkü anne ve babaya yapılan
isyan, diğer tüm manevi kapıların kapanmasına neden olan temel bir engeldir.
Bu kıssadan çıkarılacak ders şudur: Dış dünyada ne kadar başarılı
veya dindar görünürseniz görünün, evdeki "manevi tanrı makamı /
temsilcisi" olan anne ve babanızın rızasını almadan gerçek bir huzura ve
başarıya ulaşmanız imkansızdır. Günümüze bakan yüzüyle, parçalanmış
ailelerde çocukların kendi sorunlarını çözme iddiası, genellikle ebeveyn
tecrübesini dışlayan bir kibirle birleştiğinde daha büyük yıkımlara yol
açmaktadır,.
Sonuç ve Günümüze Yansımalar
Anne ve babaya bağlılık, onları "kontrolcü
bir baskı unsuru" olarak görmek değil, aksine ilahi rahmetin eve yansıyan
vesileleri olarak kabul etmektir. "Sorumlu özgürlük", ebeveynin
çizdiği sınırlar ve dualar eşliğinde kendi potansiyelini geliştirmektir. Bu
bağı koparanların, modern dünyanın "özerklik" masallarıyla kendi
manevi kaderlerini kararttıkları ve "burnu yerde sürünenler" safına
dahil olma riski taşıdıkları unutulmamalıdır.
Dipnotlar (APA Kaynakçası):
- Buhari, M. b. İ. (t.y.). el-Edebü’l-Müfred. (A. F. Yavuz,
Çev.). İstanbul.
- Duman, Z. (t.y.). Kuran-ı Kerim'de Adabı Muaşeret.
- Kanburoğlu, Y. (2021). Psikolojik Olarak Dayanıklı ve Özerk
Çocuklar Yetiştirmek.
- Müslim, b. H. (t.y.). Sahih-i Müslim. (İtk, 25; Birr, 9).
- Tsabary, S. (2016). The Awakened Family: A revolution in Parenting.
New York: Penguin Books.
Not: Bazen Büyük Dosyaları tarayıcı açmayabilir...İndirerek okumaya Çalışınız.

Yorumlar
Yorum Gönder