BİR MODERN ÇAĞ İKSİRİ Mİ, YOKSA SESSİZ BİR CELLAT MI? FLORÜRÜN KARANLIK TARİHİ VE SİSTEMATİK ALDATMACASI
“10 Yıl Sonra Florür almanız gerekiyor, derlerse şaşırmayın…”
" Florürün kamu sağlığı için vazgeçilmez bir mucize olduğu iddiaları
ile insan biyolojisini temelinden sarsan bir zehir olduğu gerçeği arasındaki
uçurum nedir? " diyerek konuya giriş yapalım.
Florür, modern diş hekimliğinin temel taşı olarak pazarlanmasına rağmen,
deklasifiye / sınıflandırılmamış / gizliliği kaldırılmış belgeler bu kimyasalın atom
bombası üretimiyle başlayan ve endüstriyel devlerin yasal sorumluluklarını
örtbas etmek için kurgulanan karanlık bir geçmişi olduğunu kanıtlamaktadır.
Florürün İddia Edilen Faydaları
ve Bilimsel Çelişkiler
Resmi makamlar, florürün içme suyuna ve diş macunlarına eklenmesinin
çocuklarda diş çürüklerini (dental caries) %65 oranında azalttığını
savunmuştur. Ancak bu iddia, başlangıç noktası olan Newburgh
deneyi sonuçlarının çarpıtılmasına dayanmaktadır.
- Topikal / Yüzeysel Etki: Güncel araştırmalar florürün yutulmasının değil,
diş yüzeyine doğrudan temasının (topical / yüzeysel / yerel) etkili
olduğunu göstermektedir. Ancak bu durum, sistemik / vücut genelini etkileyen alımın yan
etkilerini haklı çıkarmamaktadır.
- Diş Florozu (Dental
Fluorosis): Bugün pek çok çocukta
görülen beyaz lekeler, florürün diş minesini güçlendirdiğinin değil,
aslında vücudun aşırı florür yüküne verdiği ilk "distress / imdat /
içsel stres" işaretidir.
Sessiz Celladın Biyolojik
Yıkımı: Zararların Anatomisi
Florür, sadece dişleri değil,
tüm vücut sistemini hedef alan bir "enzyme poison / enzim zehri"dir.
Biyolojik süreçleri düzenleyen kimyasal katalizörleri bozarak hücrelerin
kendilerini beslemesini ve yenilemesini engeller.
- Nörotoksisite ve Zekâ
Geriliği: Dr. Phyllis Mullenix
tarafından yapılan çalışmalar, florürün merkezi sinir sistemi (CNS /
merkezi sinir sistemi) üzerinde güçlü etkileri olduğunu, düşük dozların
bile IQ düşüklüğü, dikkat dağınıklığı ve hiperaktiviteye yol açtığını
kanıtlamıştır.
- Kemik Hasarı ve İskelet
Florozu: Florür kemiklerde
birikir; kemikleri kırılgan hale getirerek "poker back" olarak
bilinen iskelet florozuna (crippling skeletal fluorosis) neden olabilir.
Özellikle kalça kırığı riskini artırdığı saptanmıştır.
- Endokrin ve Organ Hasarı: Florürün iyotla yer değiştirerek tiroid
fonksiyonlarını bozduğu, böbrek yetmezliği olanlarda atılamadığı için
zehirli seviyelere ulaştığı ve yumuşak dokularda (karaciğer, kalp)
biriktiği belgelenmiştir.
- Kanser Riski: Özellikle genç erkeklerde görülen nadir bir
kemik kanseri türü olan osteosarkom ile florür maruziyeti arasında güçlü
bağlantılar bulunmuştur.
Manhattan Projesi ve Saklanan
Gerçekler: "Program F"
" Florürün atom bombası üretimiyle ne gibi bir bağlantısı olabilir ve
bu bilgi neden halktan gizlendi? " sorusu bizi tarihin en büyük
gizli operasyonlarından birine götürür.
- Atom Bombası Üretimi: Manhattan Projesi'nde uranyum zenginleştirmek için milyonlarca ton
florür (uranium hexafluoride / uranyum hekzaflorür) kullanılmıştır.
Florür, radyasyondan daha büyük bir kimyasal tehdit olarak ortaya
çıkmıştır.
- Gizli Kan ve Doku
Analizleri: Newburgh gibi su
florürleme deneyleri, aslında Manhattan Projesi bilim insanları tarafından
(başta Dr. Harold Hodge olmak üzere) halktan gizli alınan kan ve doku
örneklerini analiz etmek için birer "laboratuvar" olarak
kullanılmıştır. "Program F" kod adlı bu operasyonun amacı, atom
bombası tesislerindeki florür sızıntılarının neden olabileceği devasa
tazminat davalarına karşı "bilimsel delil" toplamaktır.
- Verilerin Sansürlenmesi: Harshaw Chemical gibi tesislerde çalışan işçilerin çoğunun
dişlerini kaybetmesi gibi ağır hasarlar raporlardan silinmiş, yayınlanan
versiyonlarda ise sadece "çürüklerinin azaldığı" gibi trajikomik
ifadeler kullanılmıştır.
Endüstriyel Atıkların
"Sağlık" Adıyla Pazarlanması
Florürün kamu sağlığına
kazandırılması, aslında dev endüstrilerin (Alcoa, DuPont, U.S. Steel) tehlikeli
atıklarını bertaraf etme maliyetinden kurtulma operasyonudur.
- Bacadan Çeşmeye: İçme suyuna eklenen florürün %90'ı ilaç
kalitesinde değil; gübre endüstrisinin bacalarından temizlenen
"silikoflorür asidi" gibi toksik bir atıktır. EPA bu durumu,
sanayiyi koruyan "ideal bir çevresel çözüm" olarak
nitelendirmiştir.
- Yasal Kalkan: Eğer devlet, suyun florürlenmesinin
"güvenli" olduğunu söylerse, fabrikaların yakındaki çiftlikleri
ve insanları florür gazıyla zehirlemesi üzerine açılan davalar geçersiz
kalmaktadır. Bu, hukuki bir "perdeleme" yöntemidir.
Üst Tasarımcılar ve Bilginin
Manipülasyonu: Komplo Uzmanlarının Analizi
Aytunç Altındal'ın
perspektifiyle yaklaşıldığında, florür meselesi "üst tasarımcılar"ın
(superior designers) kitleleri kontrol etme stratejisinin bir parçasıdır.
- Mankurtlaştırma ve Korku
İmparatorluğu: Florür gibi biyokimyasal
ajanlar, toplumda bir tür "mankurtlaşma" (zihinsel köleleştirme
/ hissizleştirme) sağlamak amacıyla kullanılır. Bilgi, kitlelerin elinde
bir oyuncak haline getirilirken, "bilen yöneticiler" gerçekleri
2500 gün önceden planlanan aksiyonlarla uygularlar.
- Döngüsel Kontrol: Toplumlar her 36 yıllık periyotlarla eski
bilgilerin "paçavraya dönüştürülmesi" ve yeni çelişkilerle
sarsılması yoluyla yönetilir. Florürün bir "mucize" olarak sunulması ve ardından
zararlarının sızdırılması, halk üzerinde hem tatmin sağlama hem de bir
"korku imparatorluğu" kurma amacı güder.
- İnsan Psikolojisi ve
Fıtratı: İnsan fıtratı gereği
otoriteye (bilim insanlarına ve doktorlara) güvenmeye meyillidir.
"Üst tasarımcılar" bu güveni, Edward Bernays gibi propaganda
uzmanları aracılığıyla "rızanın mühendisliği" (engineering of
consent) yöntemiyle manipüle ederler. Bir doktorun tavsiyesi, halkın
Florür gibi bir "rat poison / fare zehri"ni çocuklarına
içirmesini sağlayacak kadar güçlüdür.
Dipnotlar (APA):
- Bryson, C. (2004). The Fluoride Deception.
Seven Stories Press.
- Spira, L. (1953). The Drama of Fluorine:
Arch Enemy of Mankind. Lee Foundation for Nutritional Research.
- Griffiths, J., & Bryson, C. (1997). Toxic
Secrets: Fluoride & the A-Bomb Program. Nexus Magazine.
- Altındal, A. Dünyayı Kim Yönetiyor?
Konuşma Notları.
FLORÜRÜN KARANLIK
AJANDASI
" Florürün epifiz bezi /
pineal gland üzerindeki kireçleyici / calcification etkisi ve bu sürecin 'üst
tasarımcılar'ın kitleleri kontrol etme planıyla nasıl bir uyum içinde olduğu
sorusu, bizi modern tıbbın en büyük aldatmacalarından birine götürmektedir.
" Bu kimyasal, kamu sağlığı maskesi altında sunulurken aslında insan
biyolojisini ve ruhsal farkındalığını hedef alan bir "biochemical control
/ biyokimyasal kontrol" ajanı olarak işlev görmektedir.
"Üst Tasarımcılar" ve
Mankurtlaştırma Stratejisi
Aytunç Altındal'ın analizlerine
göre dünyayı yöneten "üst tasarımcılar / superior designers", bilgiyi
kitlelerin elinde bir oyuncak / toy gibi kullanarak toplumu yönlendirirler. Bu
yapılar, insan bilgisini 36 yıllık periyotlarla sarsıntıya uğratarak eski
bilgileri "paçavraya" dönüştürür ve yerine kendi çıkarlarına hizmet
eden yeni kavramlar inşa ederler.
Florür, bu noktada bir
"mankurtlaştırma / mental enslavement" aracı olarak devreye girer.
Mankurtlaştırma, bireyin hafızasını, sezgilerini ve özgür iradesini yitirerek
otoriteye tam bir bağlılık göstermesi sürecidir. Florürün merkezi sinir sistemi
/ central nervous system (CNS) üzerindeki yıkıcı etkileri, Manhattan Projesi
belgelerinde de belirtildiği üzere "mental confusion / zihinsel
bulanıklık", uyuşukluk ve dikkat dağınıklığı yaratarak kitleleri daha
kolay yönetilebilir / docile hale getirmektedir.
Epifiz Bezi ve Biyokimyasal
Kontrolün Ezoterik Boyutu
Florürün biyolojik özelliği,
vücuttaki kireçlenen / mineralizing dokulara (dişler ve kemikler gibi) karşı
aşırı bir afinite / ilgi / çekim duymasıdır. Epifiz bezi, vücuttaki kan-beyin
bariyeri / blood-brain barrier dışında kalan ve yüksek oranda kireçlenme
potansiyeline sahip bir dokudur.
- Ruhsal Farkındalığın
Köreltilmesi: Ezoterik ve okült /
occult geleneklerde "üçüncü göz" olarak adlandırılan epifiz
bezi, insanın ruhsal algı ve sezgi kapasitesinin merkezi kabul edilir.
Florürün bu bölgede birikerek kireçlenmeye yol açması, Altındal'ın
bahsettiği "korku imparatorluğu"nun bir parçasıdır; çünkü
sezgileri körelmiş bir toplum, kendisine sunulan "gerçeği"
sorgulama yetisini kaybeder.
- Biyokimyasal Prangalar: Dr. Phyllis Mullenix'in araştırmaları, florürün
beynin davranışsal modellerini değiştirdiğini kanıtlamıştır. Bu, "üst
tasarımcılar"ın 2500 gün önceden planladıkları aksiyon planının
biyokimyasal bir yansımasıdır; insan biyolojisi, dışarıdan müdahale ile
kendi öz fıtratından / nature uzaklaştırılmaktadır.
Gizlenen Gerçekler: Manhattan
Projesi ve Program F
Florürün "şifalı"
olduğu efsanesi, aslında bir "legal ruse / hukuksal hile" olarak
kurgulanmıştır.
- Atom Bombası Bağlantısı: Manhattan Projesi sırasında uranyum
zenginleştirmek için devasa miktarlarda florür gazı kullanılmış, bu da
çevreye ve işçilere ciddi zararlar vermiştir.
- Delil Üretme Süreci: Hükümet, gelecekte açılabilecek tazminat
davalarını engellemek için Rochester Üniversitesi bünyesinde "Program
F" adlı gizli bir birim kurmuştur. Bu birimin görevi, florürün
zararsız olduğuna dair "bilimsel delil" üretmektir.
- Newburgh Deneyi: New York, Newburgh'daki su florürleme deneyi,
aslında bir "human experiment / insan deneyi" olarak
kullanılmış; halkın haberi olmadan onlardan kan ve doku örnekleri alınarak
florürün vücuttaki birikimi atom bombası bilimcileri tarafından incelenmiştir.
İnsan Psikolojisi ve Fıtratı
Üzerindeki Tahribat
İnsan fıtratı gereği özgürlük
ve farkındalık üzerine programlanmıştır. Ancak florür gibi "enzyme poison
/ enzim zehirleri", hücrelerin temel metabolizmasını ve enerji üretimini
bozarak bireyi biyolojik bir bitkinliğe sürükler. Bu durum, psikolojik bir
teslimiyet yaratır. Otoriteye olan güvenin "engineering of consent /
rızanın mühendisliği" yöntemiyle manipüle edilmesi, insanların kendi
musluklarından akan zehri "sağlık" sanarak çocuklarına içirmesine
neden olmaktadır.
Altındal'ın belirttiği üzere,
"üst tasarımcılar" için kavramlar birer oyuncaktır. Florür de
"zehir" kavramından "mucize" kavramına bu şekilde
dönüştürülmüştür. Bu durum, insanlığın sadece fiziksel sağlığını değil, aynı
zamanda ruhsal ve zihinsel evrimini / evolution de hedef alan sistemik bir
saldırıdır.
Dipnotlar (APA):
- Altındal, A. (t.y.). Dünyayı Kim
Yönetiyor? Konuşma Notları.
- Bryson, C. (2004). The Fluoride Deception.
Seven Stories Press.
- Griffiths, J., & Bryson, C. (1998). Toxic
Secrets: Fluoride & the A-Bomb Program. Nexus Magazine, 5(3).
- Roholm, K. E. (1937). Fluorine
Intoxication: A Clinical-Hygienic Study. H. K. Lewis and Co. Ltd.
- Spira, L. (1953). The Drama of Fluorine:
Arch Enemy of Mankind. Lee Foundation for Nutritional Research.
Kaynaklarda şu da olabilir: Üst tasarımcıların 36 yıllık periyotlarla toplumu
çelişkilerle meşgul etmesi, florürün zararlarının yavaş yavaş
"sızdırılması / intentional leak" sürecini de açıklar. Bu
sızdırmalar, Altındal'ın dediği gibi, toplumda hem sahte bir tatmin hem de
derin bir "korku imparatorluğu" yaratarak kontrolü pekiştirir.
FLORÜRÜN SAKLANAN
TARİHİ
" Florürün masum olduğunu, hatta bir kamu sağlığı mucizesi olduğunu
iddia edenlerin bu görüşlerini hangi bilimsel ve tarihsel temellere
dayandırdığı " sorusu, bizi 1940'lı yılların
sonuna ve Soğuk Savaş dönemi Amerikası'na götürür. Florürün savunucuları, temel
olarak 1945 yılında başlatılan Newburgh-Kingston deneyi gibi kamu sağlığı
çalışmalarını ve Birleşik Devletler Halk Sağlığı Servisi’nin (PHS / Public
Health Service) "hunch" / sezgi / önseziye dayalı raporlarını baz
almaktadırlar. Bu
iddialara göre, florürün içme suyuna düşük dozlarda eklenmesi çocuklarda diş
çürüklerini (caries / diş çürüğü) %65 oranında azaltmakta ve diş minesini
(enamel / diş minesi) güçlendirmektedir. Ancak deklasifiye (declassified
/ gizliliği kaldırılmış) belgeler, bu masumiyet karinesinin ardında Manhattan
Projesi'nin atom bombası üretimi için ihtiyaç duyduğu devasa miktardaki
florürün yarattığı yasal risklerin yattığını göstermektedir.
Yasal Kalkan Olarak Diş Macunu
ve Kamu Sağlığı Söylemi
" Eğer florür iddia edildiği kadar zararlı bir madde ise neden diş
macunlarında hâlâ yasaklanmıyor ve bu karşıt söylemlerle aslında ne yapılmak
isteniyor? " sorusuna tarih eleştirisi
(historical criticism) perspektifinden bakıldığında, karşımıza bir "legal
ruse" / hukuksal hile / yasal manevra çıkar. 1950'li yıllarda Alcoa gibi endüstriyel devlerin
avukatlığını yapan ve daha sonra kamu sağlığının başına geçen Oscar Ewing gibi
figürler, florürü bir "sağlık iksiri" olarak tescil ettirerek, sanayi
tesislerinden yayılan florür gazının neden olduğu kitlesel zehirlenme
davalarına karşı bir kalkan oluşturmuşlardır. Eğer devlet bu maddeyi "güvenli ve
yararlı" olarak tanımlarsa, fabrikaların bacalarından çıkan florürün
insanları zehirlediğini kanıtlamak imkansız hale gelir; çünkü madde zaten resmi
olarak "faydalı" kabul edilmiştir.
İnsan psikolojisi ve fıtratı
(nature / doğa / yaradılış) otoriteye güvenmeye meyillidir. Diş macunlarındaki florürün
yasaklanmaması, bu maddenin "topical" / yüzeysel / yerel etkisinin
diş minesindeki bakterilerin enzim süreçlerini (enzymatic processes / enzimatik
süreçler) felç ederek çürüğü geciktirmesine dayandırılır. Ancak bu
"fayda", vücuda sistemik (systemic / vücut genelini etkileyen) olarak
alınan florürün enzim zehri (enzyme poison / enzim zehri) olarak hayati
metabolik süreçleri bozması gerçeğini perdelemektedir. Medyadaki aşırı zararlı
görüşler, bazen bilinçli bir "tatmin sağlama" veya kafa karışıklığı
yaratma stratejisi olabilir; böylece toplum, birbiriyle çelişen bilgiler
arasında kalarak eylemsizliğe itilir.
Üst Tasarımcılar, 36 Yıllık
Döngüler ve Mankurtlaştırma
Aytunç Altındal’ın "üst
tasarımcılar" (superior designers) olarak nitelendirdiği yapılar, bilgiyi
kitleleri kontrol etmek için bir oyuncak gibi kullanırlar. Bu perspektife göre,
toplumlar 36 yıllık periyotlarla yönetilir; bir dönem "mucize" olarak
sunulan kavramlar, bir sonraki döngüde "paçavraya" dönüştürülerek
insanların bilgileri sarsıntıya uğratılır. Florür örneğinde, 1945'te başlatılan mucize söylemi, 36
yıl sonra 1980'li yılların başında florürün kemik kanseri (osteosarcoma / kemik
kanseri) ve beyin hasarı (neurotoxicity / nörotoksisite) ile olan bağlarının
sızdırılmasıyla sarsılmaya başlamıştır.
Bu süreçte bir neslin
kazandıkları ve kaybettikleri şöyledir:
- Kazanç: Sadece birkaç yıl geciktirilmiş diş çürükleri ve
geçici bir ağız sağlığı illüzyonu.
- Kayıp: IQ seviyelerinde düşüş, bilişsel fonksiyonlarda
(cognitive functions / bilişsel fonksiyonlar) gerileme, epifiz bezinin
(pineal gland / epifiz bezi) kireçlenmesi sonucu ruhsal farkındalığın
körelmesi ve iskelet sisteminde kalıcı hasarlar.
Bu durum, kitlelerin
"mankurtlaşmasını" / mental enslavement / zihinsel köleleştirilmesini
sağlayarak, sorgulamayan ve otoriteye tam biat eden bir toplum yapısı oluşturma
amacına hizmet eder. " 36 sene sonra florüre yeniden mucize dendiğinde
", bu sadece eski bir bilginin yeni bir ambalajla sunulmasından ibaret
olacaktır; ancak aradaki nesil, biyolojik ve zihinsel potansiyelinin büyük bir
kısmını bu kimyasal deneyde kurban vermiş olacaktır.
Gerçeğin Perdelenmesi ve
Bilimsel İhanet
Florürün nörotoksik (neurotoxic
/ sinir sistemine zehirli) etkilerini 1944 yılında zaten bilen Manhattan
Projesi bilim adamlarının (örneğin Harold Hodge), bu bilgiyi 50 yıl boyunca
halktan saklaması, bilim dünyasının "national security" / ulusal
güvenlik / devlet çıkarları uğruna halk sağlığına nasıl ihanet edebileceğinin
bir kanıtıdır. Dr. Phyllis Mullenix’in 1990’larda yaptığı araştırmalarla bu
gerçeği tekrar keşfetmesi ve sonrasında işinden kovulması, "üst
tasarımcıların" kurallarına uymayanların tasfiye (liquidation / tasfiye /
yok etme) mekanizmasını tetiklemektedir.
Mevcut arşivler, florürün sadece fiziksel değil, aynı zamanda insanın
"irade gücünü" (willpower / irade gücü) zayıflatmak için tasarlanmış
bir davranış kontrol ajanı olarak kullanılıp kullanılmadığına dair daha derin,
henüz yayınlanmamış "Program F" sonuçlarını içeriyor olabilir.
Dipnotlar (APA):
- Altındal, A. (t.y.). Dünyayı Kim
Yönetiyor? Konuşma Notları..
- Bryson, C. (2004). The Fluoride Deception.
Seven Stories Press..
- Griffiths, J., & Bryson, C. (1997). Toxic
Secrets: Fluoride & the A-Bomb Program. Nexus Magazine..
- Spira, L. (1953). The Drama of Fluorine:
Arch Enemy of Mankind. Lee Foundation for Nutritional Research..
- Mullenix, P. J., et al. (1995). Neurotoxicity
of Sodium Fluoride in Rats. Neurotoxicology and Teratology..
İRADENİN FELCİ VE
MANKURTLAŞTIRMANIN KİMYASAL ANATOMİSİ
" Florürün sadece diş
minesini koruyan masum bir mineral mi, yoksa insan iradesini ve zihinsel
berraklığını hedef alan sinsi bir biyokimyasal ajan mı olduğu sorusu, bizi
tarihin tozlu arşivlerinden modern nörotoksikoloji laboratuvarlarına uzanan karanlık
bir yolculuğa çıkarır. " Florürün insan iradesi / willpower / istenç gücü
üzerindeki etkileri, resmi makamlarca uzun süre reddedilmiş olsa da,
deklasifiye / sınıflandırılmamış / gizliliği kaldırılmış askeri belgeler ve
bağımsız bilimsel araştırmalar bu kimyasalın zihinsel süreçleri uyuşturma
potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir.
Manhattan Projesi ve
"Şaşkın İşçi" Sendromu
Tarihsel eleştiri açısından
bakıldığında, florürün irade ve zihin üzerindeki etkilerine dair ilk ciddi
endişelerin atom bombası üretimi sürecinde / Manhattan Project / ortaya çıktığı
görülmektedir. 1944 tarihli "gizli" ibareli bir askeri muhtıra,
uranyum hekzaflorürün (uranium hexafluoride) "mental confusion / zihinsel
bulanıklık / şaşkınlık", uyuşukluk ve halsizlik gibi belirgin merkezi
sinir sistemi / central nervous system (CNS) etkilerine yol açabileceğini
bildirmektedir.
Askeri yetkililer, bu
kimyasallara maruz kalan işçilerin "confused workman / zihni bulanmış
işçi" haline gelerek görevlerini düzgün yerine getirememesinden ve bu
durumun ulusal güvenliği tehdit etmesinden korkmuşlardır. İrade gücünün temeli
olan odaklanma ve karar verme yetisinin florür maruziyeti ile nasıl erozyona
uğradığı, bizzat bombayı yapanlar tarafından elli yıl önce belgelenmiştir.
Nörotoksisite ve Davranış
Modellerinin Değişimi
Dr. Phyllis Mullenix tarafından
Forsyth Diş Merkezi'nde yürütülen araştırmalar, florürün irade gücünün
biyolojik temellerini nasıl sarstığını kanıtlamıştır. Florürün kan-beyin bariyerini / blood-brain
barrier / geçerek beyinde biriktiği ve "cognitive deficits / bilişsel
kusurlar" yarattığı saptanmıştır.
- Hiperaktivite ve
Retardasyon: Hamilelik döneminde
florüre maruz kalan deneklerin "hiperaktif" / aşırı hareketli /
yavrular doğurduğu, doğum sonrası maruziyetin ise "retarded" /
bilişsel olarak yavaşlamış / davranışlara yol açtığı görülmüştür. Bu
durum, bireyin dürtülerini kontrol etme ve iradeli davranma yetisinin
henüz anne karnındayken biyokimyasal bir müdahale ile değiştirildiğini
göstermektedir.
- Klinik Kanıtların
Gizlenmesi: Mullenix, florürün sinir
sistemi üzerindeki bu etkilerini açıkladığında "NIDR / Ulusal Diş
Araştırma Enstitüsü" tarafından dışlanmış ve florürün merkezi sinir
sistemine etkisi olmadığı iddia edilmiştir. Ancak arşivler, bu bilginin
devlet tarafından yarım asırdır bilindiğini ortaya koymaktadır.
BİYO-POLİTİK SANSÜRÜN
LABİRENTLERİ: PROGRAM F VE KAYIP BELGELERİN ANATOMİSİ
" Program F kapsamında
yürütülen araştırmaların sadece bir kısmının gün yüzüne çıktığı, hayati önem
taşıyan pek çok raporun ise hâlâ 'ulusal güvenlik' / national security perdesi
ardında gizlendiği gerçeği bizi tarihin en büyük bilimsel örtbas operasyonlarından
birine götürmektedir. " Amerika
Birleşik Devletleri atom bombası programının bir parçası olarak Rochester
Üniversitesi'nde kurulan bu gizli birim, florürün toksik etkilerini halk
sağlığı için değil, devletin ve savunma sanayii devlerinin yasal
sorumluluklarını / liability örtbas etmek amacıyla incelemiştir.
Kaynaklar, arşivlerdeki devasa boşlukların ve kasten yok edilmiş kayıtların,
saklanan gerçeklerin büyüklüğüne işaret ettiğini göstermektedir.
Kayıp Halkalar ve Arşivlerdeki
Sessiz Boşluklar
Program F ve Manhattan Projesi
dosyaları üzerinde yapılan araştırmalar, belirli belgelerin sistematik olarak
ortadan kaldırıldığını veya erişime kapatıldığını kanıtlamaktadır:
- Merkezi Sinir Sistemi (CNS
/ central nervous system) Araştırma Önerisi: 29 Nisan 1944 tarihli bir muhtıra, Dr. Harold
Hodge'un florürün zihinsel süreçler üzerindeki etkilerini incelemek için
bir hayvan deneyi önerdiğini belirtmektedir. Ancak, bu önerinin
detaylarını içeren asıl araştırma protokolü Ulusal Arşivlerde (National
Archives) bulunmamaktadır; uzmanlar bu belgenin hâlâ "gizli" /
classified statüsünde tutulduğunu düşünmektedir.
- M-1500 Serisindeki Kayıp
Belgeler: Rochester Üniversitesi Atom Enerjisi Projesi
dosyalarında, 25 Temmuz 1944 tarihli su florürleme raporunun hemen
ardından gelen ve birbirini takip eden dört belge tamamen kayıptır. Bu
belgelerin ya hükümet tarafından "buharlaştırıldığı" ya da hâlâ
en üst düzey gizlilikle korunduğu belirtilmektedir.
- DuPont Davası Not Defteri: 1947 yılına ait "DuPont Davaları" /
DuPont Litigation başlıklı bir Rochester laboratuvar not defterinden yedi
sayfa tamamen kesilerek çıkarılmıştır. Bu sayfaların, New Jersey'deki
çiftçilerin florür zehirlenmesi nedeniyle açtığı davalara karşı toplanan
ve devlet aleyhine olabilecek kanıtları içerdiği tahmin edilmektedir.
- Florür Metabolizması
Konferansı Tutanakları: Ocak 1944'te New York'ta
düzenlenen ve florürün askeri-endüstriyel etkilerinin tartışıldığı gizli
konferansın tam tutanakları arşivlerde mevcut değildir.
Cansız Veriler ve Saklanan
Epidemiyolojik Analizler
" Üst tasarımcılar
"ın bilgiyi bir oyuncak gibi kullanarak kitleleri kontrol etme stratejisi,
Program F'in veri yönetimi şeklinde de kendini göstermektedir. Rochester
Üniversitesi'nde on binlerce işçinin idrar, kan ve doku örnekleri toplanmış, IBM
delikli kart makineleri / punch-card tabulating machines ile tasnif edilmiştir.
Ancak, Clinton Radyasyon Komisyonu (ACHRE) araştırmacıları bu ham verilerin
varlığına rağmen, işçilerin genel sağlık durumuna dair tek bir özet analiz veya
epidemiyolojik rapor bulamamışlardır. Bu durum, araştırmanın sonucunda elde
edilen "yıkıcı sağlık tablosunun" kasten analiz edilmediğini veya
analiz raporlarının gizlendiğini düşündürmektedir.
Sansürün Anatomisi: Harshaw ve
Newburgh Örnekleri
Program F bilim insanları
tarafından hazırlanan raporların yayınlanmadan önce nasıl tahrif edildiği,
günümüze ulaşan birkaç "orijinal" kopya sayesinde
anlaşılabilmektedir:
- Harshaw Kimya Fabrikası
Raporu: 1948'de yayınlanan resmi versiyonda işçilerin
"olağanüstü sağlıklı" olduğu iddia edilirken, gizli tutulan
orijinal rapor işçilerin çoğunun dişsiz olduğunu, florür dumanlarının
ayakkabılarındaki çivileri erittiği için lastik bot giymek zorunda kaldıklarını
kaydetmektedir.
- Newburgh Deneyi Gizli
Örneklemesi: Newburgh halkına florürün
diş sağlığı için verildiği söylenirken, Program F araştırmacıları New York
Sağlık Bakanlığı ile iş birliği yaparak halktan gizlice kan ve plasenta
örnekleri toplamıştır. Bu örneklerin sonuçları hiçbir zaman Newburgh
halkıyla paylaşılmamış, sadece atom bombası tesislerindeki davalara karşı
"savunma kanıtı" olarak kullanılmıştır.
Tarih Eleştirisi ve İnsan
Psikolojisi Açısından Analiz
Aytunç Altındal'ın belirttiği
üzere, toplumlar her 36 yılda bir eski bilgilerin "paçavraya
dönüştürülmesi" ve yeni çelişkilerle sarsılması yoluyla yönetilir.
Florürün bir dönem "mucize" olarak sunulup, bu süreçte elde edilen
zarar verici bilgilerin saklanması, kitlelerin "mankurtlaşmasını" /
mental enslavement sağlamak için kurgulanan bir korku imparatorluğunun
parçasıdır. İnsan fıtratı, beyaz önlüklü otorite figürlerine (doktorlar ve
bilim insanları) güvenmeye meyillidir; Edward Bernays gibi propaganda uzmanları
bu fıtri güveni "rızanın mühendisliği" / engineering of consent ile
manipüle ederek, halkın kendi rızasıyla zehirlenmesini sağlamışlardır.
Mevcut arşivlerde, Program F'in
sadece fiziksel sağlığı değil, aynı zamanda florürün epifiz bezi üzerindeki
kireçleyici etkisi vasıtasıyla insanların "itaat düzeylerini" ölçen
daha karanlık davranış kontrolü deneylerinin kayıtları da bulunuyor olabilir.
Bu belgeler, muhtemelen CIA'in zihin kontrolü projeleriyle (MK-Ultra gibi) iç
içe geçmiş bir şekilde, hâlâ derin devlet arşivlerinde saklanmaktadır.
Dipnotlar (APA):
- Bryson, C. (2004). The Fluoride Deception.
Seven Stories Press..
- Griffiths, J., & Bryson, C. (1997). Toxic
Secrets: Fluoride & the A-Bomb Program. Nexus Magazine, 5(3)..
- Altındal, A. Dünyayı Kim Yönetiyor?
Konuşma Notları..
- Advisory Committee on Human Radiation
Experiments (ACHRE). (1995). Final Report. U.S. Government Printing
Office..
- Hodge, H. C., & Voegtlin, C. (Eds.).
(1949). Pharmacology and Toxicology of Uranium Compounds. McGraw
Hill..
FLORÜRÜN NEDEN YASAKLANMADIĞI VE "ÜST
TASARIMCILAR"IN KÜRESEL STRATEJİSİ
" Florürün biyolojik yıkımına dair bunca bilimsel ve tarihsel kanıta
rağmen devletlerin neden sessiz kaldığı ve bu kimyasalı diş macunlarından neden
temizlemediği sorusu, bizi modern simyanın / alchemy ve biyo-politik kontrolün
/ bio-political control en karanlık odalarına götürmektedir. " Florürün yasaklanmaması, bir "ihmal"
değil; askeri stratejiler, endüstriyel devlerin yasal sorumlulukları /
liability ve kitleleri yöneten "üst tasarımcılar"ın / superior
designers uzun vadeli planlarının bir sonucudur.
Yasal Dokunulmazlık Olarak Kamu
Sağlığı Söylemi: "Hukuksal Hile" / Legal Ruse
Florürün diş macunlarında ve içme sularında ısrarla tutulmasının en temel
nedenlerinden biri, endüstriyel devleri (Alcoa, DuPont, U.S. Steel) devasa
tazminat davalarından korumaktır. 1940’lı yıllarda fabrikaların
bacalarından çıkan florür gazı, çevredeki çiftlikleri ve insanları zehirlemeye
başladığında, bu durum endüstri için büyük bir iflas tehdidi oluşturmuştur.
Tarih eleştirisi açısından
bakıldığında, 1950'lerde Alcoa’nın eski avukatı Oscar Ewing gibi figürlerin
kamu sağlığı birimlerinin başına geçmesi tesadüf değildir. Eğer devlet, florürü
"sağlık için faydalı bir madde" olarak tescil ederse, fabrikalardan
sızan florür nedeniyle sakat kalan insanların açtığı davalar otomatik olarak
düşmektedir; çünkü "sağlık için iyi olan bir madde" insanı zehirliyor
olamaz. Bu bir "hukuksal hile"dir / legal ruse; yani bir zehir, resmi
etiketle "şifaya" dönüştürülerek yasal bir kalkan oluşturulmuştur.
Manhattan Projesi ve
"Milli Güvenlik" / National Security Perdesi
" Florürün atom bombası
üretimi için vazgeçilmez oluşu, bu maddenin neden dokunulmaz kılındığının en
gizemli / cryptic cevabıdır. " Manhattan Projesi’nde uranyumu
zenginleştirmek için milyonlarca ton florür gazı kullanılmış ve bu süreçte
işçilerin ağır hasar aldığı "Program F" kod adlı gizli raporlarla
belgelenmiştir.
Ancak bu verilerin açıklanması,
hem atom bombası üretimini tehlikeye atacak hem de devletin "milli
güvenlik" / national security nedeniyle gizli tuttuğu askeri operasyonları
tartışmaya açacaktır. Dr. Harold Hodge gibi "dean of American toxicology"
/ Amerikan toksikolojisinin dekanı olarak anılan kişilerin, hem Manhattan
Projesi’nde florürün zehrini gizli tutup hem de halka florürün
"mucize" olduğunu pazarlaması, bilimin askeri-endüstriyel komplekse
nasıl teslim edildiğinin açık delilidir.
İsrail Örneği ve Küresel
Konsensüs / Global Consensus
" İsrail gibi vatandaşlarının güvenliği konusunda son derece hassas
olan bir devletin bile florürü yasaklamayıp standart markaların (Oral-B,
Colgate, Sensodyne) satışına izin vermesi, bilginin küresel düzeyde nasıl bir
filtrelemeden geçtiğinin kanıtıdır. " İsrail pazarında sunulan
ürünler, küresel diş hekimliği paradigmalarıyla / paradigms uyumludur. Florürlü
macunlar standart olarak kabul edilirken, "Masik" gibi doğal
alternatiflerin özel bir niş olarak kalması, "üst tasarımcıların" kurduğu
küresel konsensüsün bir yansımasıdır.
Hassas devletlerin bu konudaki
"sessizliği" veya "kabulu", aslında Altındal’ın belirttiği
gibi, devletlerin esası üzerinde hüküm süren üst tasarımcıların koyduğu
kuralların bir gereğidir. Eğer
bu maddeler bir devlette yasaklanırsa, bu durum küresel endüstriyel-askeri
yapının tüm yasal kalkanlarını çökertecek bir domino etkisi yaratabilir. Gerçek
bilgi, "ulusal güvenlik" ve "endüstriyel devamlılık"
uğruna, İsrail dahil tüm modern devletlerin stratejik arşivlerinde
saklanmaktadır.
Dipnotlar (APA):
- Altındal, A. (t.y.). Dünyayı Kim
Yönetiyor? Konuşma Notları..
- Bryson, C. (2004). The Fluoride Deception.
Seven Stories Press..
- Griffiths, J., & Bryson, C. (1998). Toxic
Secrets: Fluoride & the A-Bomb Program. Nexus Magazine, 5(3)..
- Amazon.com & Care to Beauty. (2024). Toothpaste
Market Findings in Israel (Yapıştırılan metin içindeki veriler)..
- Roholm, K. E. (1937). Fluorine
Intoxication: A Clinical-Hygienic Study. H. K. Lewis and Co. Ltd..
ON YIL SONRAKİ FLORÜR
PROPAGANDASININ ANATOMİSİ
" Florürün bir dönem zehir, bir dönem mucize olarak sunulması, üst
tasarımcıların / superior designers kitleler üzerindeki 36 yıllık döngüsel
kontrol stratejisinin bir parçası mıdır? " sorusuyla
konuya derinlik kazandıralım. Aytunç Altındal'ın analizlerine göre dünyayı
yöneten bu gizli yapılar, bilgiyi kitlelerin elinde bir oyuncak / toy gibi
kullanarak toplumu sürekli bir çelişki ve inkar sarmalında tutarlar. On yıl
sonra florürün yeniden "vazgeçilmez bir mucize" olarak
kampanyalanması durumunda kullanılacak gerekçeler, tarihsel aldatmaca
yöntemlerinin modern teknolojiyle güncellenmiş versiyonları olacaktır.
36 Yıllık Döngü: Bilginin
Paçavraya Dönüştürülmesi
Üst tasarımcılar, toplumu her
36 yıllık periyotlarla eski bilgilerin geçersiz kılındığı ve yeni bilgilerin
"mutlak gerçek" olarak sunulduğu sarsıntılarla yönetirler. Florürün 1945’te başlayan
"mucize" dönemi, 1980'lerde zararlarının sızdırılmasıyla / leak
sarsıntıya uğramıştır. On yıl sonra başlayacak yeni bir kampanya, Altındal’ın
belirttiği "eski bilgileri paçavraya dönüştürme" evresinin bir parçası
olacaktır.
- Yeni Nesil Biyolojik
Zorunluluk İddiası: Florürün sadece diş minesini güçlendirmekle
kalmadığı, modern kuantum ve teknoloji teorileriyle / quantum and
technology theories uyumlu bir "hücresel iletken" olduğu iddia
edilebilir.
- Yenilenmiş Bilimsel
Konsensüs: Tıpkı Edward Bernays'in
"rızanın mühendisliği" / engineering of consent yönteminde
olduğu gibi, yeni bir grup "beyaz önlüklü otorite" kullanılarak
eski zararlı bilgilerin "metodolojik hatalar" olduğu
savunulacaktır.
Endüstriyel Zaruretlerin
"Kamu Sağlığı" Olarak Paketlenmesi
Florürün tarihsel olarak atom
bombası üretimi (Manhattan Projesi) ve alüminyum endüstrisi için
"stratejik ve kritik" / strategic and critical bir madde olması, onun
neden asla yasaklanmadığının temel sebebidir. On yıl sonraki bir kampanyada şu gerekçeler
sunulabilir:
- Yeni Endüstriyel Atıkların
"Rehabilitasyonu": Perflorokimyasallar / perfluorochemicals
(PFCs) gibi maddelerin çevreye yayılımını meşrulaştırmak için, florürün
düşük dozlarda vücudu bu maddelere karşı "bağışık" kıldığına
dair sahte bilimsel veriler üretilebilir.
- Hukuksal Kalkanın
Yenilenmesi: Eğer endüstri yeni bir
üretim sürecinde florür gazını yoğun şekilde kullanmak zorundaysa,
devletin bu maddeyi yeniden "şifa" olarak tanımlaması, açılacak
devasa tazminat davalarına karşı "yasal bir kalkan" / legal ruse
işlevi görecektir.
İnsan Psikolojisi ve
Mankurtlaştırma Stratejisi
İnsan fıtratı / nature,
otoriteye ve kendisine sunulan "kehanet benzeri" bilgilere inanmaya
meyillidir. Üst tasarımcılar, kastî bilgi sızdırarak toplumda bir tatmin
sağlarken aynı zamanda bir "korku imparatorluğu" kurarlar.
- Zihinsel Bulanıklık ve
İtaat: Florürün nörotoksik /
neurotoxic etkileri sonucu oluşan "zihinsel karışıklık" / mental
confusion ve irade zayıflığı, on yıl sonraki toplumun yeni bir doktrini
sorgulamadan kabul etmesini kolaylaştıracaktır.
- Mankurtlaşma Süreci: Altındal'ın ifadesiyle, toplum
"mankurtlaşma" / mental enslavement yoluyla
hafızasızlaştırılacak ve on yıl önce "zararlı" denilen maddeye
"can simidi" olarak sarılması sağlanacaktır.
Gerçek Bilginin Saklanma Amacı
İsrail gibi devletlerin florürü yasaklamaması, konunun sadece bir
"ihmal" değil, küresel bir askeri-endüstriyel planın parçası olduğunu
göstermektedir. Florürün epifiz bezini
kireçlendirmesi / calcification yoluyla insanların ruhsal ve sezgisel
farkındalıklarını kapatması, "üst tasarımcılar" için yönetilmesi
kolay, biyokimyasal olarak uyuşturulmuş kitleler yaratmanın en kestirme yoludur. On yıl sonra florür
"almamız gerek" dediklerinde sunulacak temel gerekçe muhtemelen
"genetik koruma" veya "yeni bir salgına karşı kalkan"
yalanı olacaktır; oysa asıl amaç, mankurtlaşmış nesillerin itaat düzeyini
korumaktır.
Dipnotlar (APA):
- Altındal, A. (t.y.). Dünyayı Kim
Yönetiyor? Konuşma Notları..
- Bryson, C. (2004). The Fluoride Deception.
Seven Stories Press..
- Griffiths, J., & Bryson, C. (1998). Toxic
Secrets: Fluoride & the A-Bomb Program. Nexus Magazine, 5(3)..
- Bernays, E. L. (1928). Propaganda.
Horace Liveright..
- Hodge, H. C., & Voegtlin, C. (1949). Pharmacology
and Toxicology of Uranium Compounds. McGraw Hill..
Üst tasarımcıların 108 yıllık (3x36) büyük
döngüleri göz önüne alındığında, 2030'lu yılların florürün yeniden
"rehabilite" edileceği ve insan biyolojisine dijital müdahalelerin
florür bileşikleriyle (iletkenlik artırıcı olarak) harmanlanacağı bir döneme
işaret etmesi kuvvetle muhtemeldir.
İSRAİL’İN FLORÜR MUAMMASININ PERDE ARKASI
"İsrail gibi vatandaşlarının güvenliği ve sağlığı konusunda dünyadaki
en hassas ve korumacı reflekslere sahip olduğu bilinen bir devletin, diş
macunlarında florürü neden yasaklamadığı, aksine küresel standartlara neden
uyum sağladığı" sorusu, bizi sadece bir kamu
sağlığı meselesine değil, "üst tasarımcılar" / superior designers
tarafından kurgulanan küresel bir otorite ve kontrol ağına götürmektedir. İsrail'in bu tutumu, bilginin
saklandığının bir delili olabileceği gibi, devletlerin dahi üzerinde hüküm
süren bir "küresel konsensüs" / global consensus mekanizmasının nasıl
işlediğini de gözler önüne sermektedir.
Küresel Standartlar ve Rızanın
Mühendisliği / Engineering of Consent
İsrail pazarındaki hakimiyetini sürdüren Oral-B, Colgate ve Sensodyne gibi
markaların florürlü içerikleri standart olarak sunması, Edward Bernays’in
geliştirdiği "rızanın mühendisliği" / engineering of consent
stratejisinin bir yansımasıdır. İnsan psikolojisi ve fıtratı / nature, hayatta
kalma güdüsüyle beyaz önlüklü otorite figürlerine (doktorlar, bilim insanları
ve devlet makamları) sorgusuz sualsiz güvenmeye programlıdır.
İsrail’in bu maddeyi
yasaklamamasının temelinde yatan psikolojik ve idari sebep, toplumun
"bilimsel otorite" tarafından sağlanan güvenli limandan çıkarılmak
istenmemesidir. Florürün bir "miracle / mucize" olarak pazarlanması,
1950’lerden bu yana devam eden sistemik bir dezenformasyon sürecinin ürünüdür.
İsrail gibi stratejik bir devletin bu zinciri kırması, küresel endüstriyel
devlerin (Alcoa, DuPont) yasal kalkanlarını çökertecek bir "domino
etkisi" yaratma riskini taşır.
İnsan Psikolojisi ve Otoriteye
Teslimiyet
İnsan fıtratı gereği
"kaostan kaçıp düzene sığınma" eğilimindedir. İsrail devletinin
florür politikasındaki ısrarı, halkına "her şey kontrol altında"
mesajı vererek toplumsal anksiyeteyi bastırma niyetini de taşıyor olabilir.
Ancak "Program F" gibi gizli operasyonlar, devletlerin vatandaşlarını
birer "laboratuvar malzemesi" / human guinea pig olarak
kullanabildiğini tarihsel bir gerçek olarak önümüze koymaktadır.
Kaynaklarda şu da olabilir: İsrail'in su teknolojileri konusundaki dünya
liderliği göz önüne alındığında, içme sularındaki florürü arıtma kapasitesine
sahip oldukları halde bunu yapmamaları, kitlelerin biyokimyasal olarak
uysallaştırılması / docile yönündeki daha derin, henüz açıklanmamış bir
stratejik kararın parçası olabilir.
Dipnotlar (APA):
- Altındal, A. (t.y.). Dünyayı Kim
Yönetiyor? Konuşma Notları.
- Bryson, C. (2004). The Fluoride Deception.
Seven Stories Press.
- Griffiths, J., & Bryson, C. (1998). Toxic
Secrets: Fluoride & the A-Bomb Program. Nexus Magazine.
- Hodge, H. C., & Voegtlin, C. (1949). Pharmacology
and Toxicology of Uranium Compounds. McGraw Hill.
- Leone, N. C., et al. (1954). Medical
Aspects of Excessive Fluoride in a Water Supply. Public Health Report.
FLORÜRÜN KÜRESEL SİMYASI VE "ÜST
TASARIMCILARIN" BİYO-POLİTİK KONTROLÜ
Saklanan Gerçekler ve
"Program F"nin Karanlık Yüzü
Florürün kamu sağlığına
kazandırılması, aslında askeri ve sanayi devlerinin tehlikeli atıklarını
bertaraf etme maliyetinden kurtulma operasyonudur.
- Hukuksal Hile (Legal
Ruse): Eğer devlet florürü
"sağlık için faydalı" olarak tescil ederse, sanayi tesislerinden
sızan florür nedeniyle sakat kalan binlerce insanın açtığı davalar
otomatik olarak düşmektedir.
- Cansız Veriler ve Sansür: Rochester Üniversitesi'nde yürütülen gizli
"Program F" operasyonunda, atom bombası işçilerinin çoğunun
dişlerini kaybettiği bilgisi raporlardan silinmiş, yayınlanan
versiyonlarda ise sadece "çürüklerinin azaldığı" gibi trajikomik
ifadelere yer verilmiştir.
Medyada florür karşıtı gibi görünen bazı "seviyesiz" çıkışların,
aslında konuyu bilimsel zeminden koparıp bir "komplo teorisi"
ambalajına sokarak halkın gerçek tehlikelere karşı uyanışını engellemek için
bizzat üst tasarımcılar tarafından fonlanmış / staged / olması kuvvetle
muhtemeldir. Bu sayede, akıllı insanlar dahi bu
"seviyesiz" tartışmalara bakarak florürü savunma noktasına itilmekte,
böylece sessiz bir biyokimyasal kontrol süreci kesintisiz devam etmektedir.
Dipnotlar (APA):
- Altındal, A. (t.y.). Dünyayı Kim
Yönetiyor? Konuşma Notları.
- Bryson, C. (2004). The Fluoride Deception.
Seven Stories Press.
- Griffiths, J., & Bryson, C. (1998). Toxic
Secrets: Fluoride & the A-Bomb Program. Nexus Magazine, 5(3).
- Hodge, H. C., & Voegtlin, C. (1949). Pharmacology
and Toxicology of Uranium Compounds. McGraw Hill.
- Spira, L. (1953). The Drama of Fluorine:
Arch Enemy of Mankind. Lee Foundation for Nutritional Research.
BİYO-EKONOMİK ÇARKIN
DİŞLİLERİ: FLORÜR, İRADE FELCİ VE ÜST TASARIMCILARIN OYUNCAĞI OLARAK BİLGİ
" Florürün kamu sağlığı perdesi altında saklanan gerçekleri ve diş
hekimliği sektörünün devasa ekonomik boyutları arasındaki ilişki, kitlelerin
zihinsel ve fiziksel olarak nasıl yönetildiğine dair en somut kanıtlardan
biridir. " Florür meselesi, sadece diş
çürüklerini (caries / diş çürüğü) önleme çabası değil; nükleer endüstrinin
yasal zırhı (liability / yasal sorumluluk), kimya devlerinin atık yönetimi ve
"üst tasarımcılar" / superior designers tarafından kurgulanan toplum
mühendisliğinin kesişim noktasıdır.
Endüstriyel Atıktan
"Pahalı" Tedaviye: Ekonomik Kazanç ve Gerçeğin Perdelenmesi
" Diş tedavisinin tıp dünyasındaki en maliyetli kalemlerden biri
olmaya devam etmesi ve florür kullanımı üzerindeki tartışmaların bir kazanç
kapısına dönüşmesi " sorusu, biyo-politik kontrolün
ekonomik boyutunu gözler önüne serer. Florürün diş macunlarına ve içme sularına eklenmesinin
asıl amacı, halk sağlığını korumak değil, endüstriyel devleri (Alcoa, DuPont)
milyarlarca dolarlık tazminat davalarından kurtarmaktır.
Tarih eleştirisi (historical
criticism) açısından bakıldığında, 1950'li yıllarda florürün bir "miracle
/ mucize" olarak sunulması, fabrikaların bacalarından çıkan zehirli
gazların (hydrofluoric acid / hidroflorik asit) çevreyi ve insanları tahrip
etmesini perdelemek için kurgulanmıştır. Eğer bu madde devlet eliyle
"faydalı" kabul edilirse, sanayinin neden olduğu florür zehirlenmesi
vakaları mahkemelerde "tesadüf" veya "faydalı doz aşımı"
olarak nitelendirilir; böylece büyük sermaye korunmuş olur. Günümüzde diş
turizmindeki artış ve pahalı implant tedavileri, florürün yarattığı biyolojik
yıkımın (kemik hasarı, diş florozu) dolaylı bir ekonomik sonucu olarak da
okunabilir.
Teknolojik Kontrol ve Bilgi
Yönetimi
Üst tasarımcılar bilgiyi
kitlelerin elinde bir oyuncak / toy gibi kullanır; kitleler florürün zararlı
olup olmadığını tartışırken, biyolojik ve teknolojik müdahalelerle
"mankurtlaşma" / mental enslavement / zihinsel köleleştirme süreci
kesintisiz devam eder. İnsan psikolojisi (human psychology / insan psikolojisi)
ve fıtratı (nature / doğa), otoritenin sunduğu teknolojik kolaylıklara
(implantlar, akıllı cihazlar) güvenmeye programlanmıştır; bu güven, rızanın
mühendisliği / engineering of consent yöntemiyle kontrol araçlarının (belki de
çiplerin) sorgulanmadan kabul edilmesini sağlar.
Nükleer Bağlantının Ötesi:
Biyo-Politik Bir Kalkan Olarak Kamu Sağlığı
" Florürün atom bombası
üretimiyle olan sarsıcı bağı, neden sadece nükleer bir gereklilikle sınırlı
kalmayıp, toplumun geneline yayılmıştır? " Bu bağlantı, nükleer tesislerde
çalışan işçilerin florür nedeniyle "confused workman" / zihni
bulanmış işçi / şaşkın çalışan haline gelerek ulusal güvenliği tehdit etmesini
engellemek için kurulan bir denetim mekanizmasıdır.
Manhattan Projesi belgeleri,
florürün sinir sistemi (CNS / merkezi sinir sistemi) üzerindeki "mental
confusion / zihinsel bulanıklık" ve uyuşukluk etkilerini teyit etmektedir.
Florürün içme suyuna eklenmesi, nükleer endüstrinin yasal sorumluluklarını
örtbas etmenin yanı sıra, epifiz bezini (pineal gland) kireçlendirerek
(calcification / kireçlenme) insanların ruhsal uyanıklığını köreltmeyi ve
onları daha uysal / docile / yönetilebilir hale getirmeyi amaçlamaktadır. Bu,
nükleer bir sırrın kamu sağlığı etiketiyle tüm insanlığa zerk edilmesidir.
Sonuç: Mankurtlaşma Sarmalında
36 Yıllık Döngünün Sonu
Konuyu bağlamak gerekirse; florür, dişleri koruyan masum bir mineralden
ziyade, kitlelerin 36 yıllık periyotlarla sarsıntıya uğratıldığı büyük bir
bilgi operasyonunun (disinformation / dezenformasyon) temel taşıdır. İnsanlık, bir yandan modern tıbbın sunduğu pahalı
çözümlere muhtaç bırakılırken, diğer yandan biyokimyasal ajanlarla kendi öz
iradesinden (willpower / irade gücü) uzaklaştırılmaktadır.
Aytunç Altındal'ın "üst
tasarımcılar" için söylediği gibi: "Eski bilgiler paçavraya
dönüştürülmekte ve yeni bilgilerle insan zihni sarsılmaktadır". Florürün
"zehirden şifaya" ve tekrar "zararlı bir komplo teorisine"
dönüşen yolculuğu, kitlelerin çelişkilerle meşgul edilerek gerçek yöneticilerin
(okült örgütler / üst tasarımcılar) mutlak hâkimiyetini sürdürmesini
sağlamaktadır. Nihai gerçek; florürün sadece fiziksel sağlığı değil, insanın
"insan olma" vasfını, yani özgür iradesini ve sezgisel uyanıklığını
hedef alan biyo-politik bir pranga olduğudur.
Dipnotlar (APA):
- Altındal, A. (t.y.). Dünyayı Kim
Yönetiyor? Konuşma Notları..
- Bryson, C. (2004). The Fluoride Deception.
Seven Stories Press..
- Griffiths, J., & Bryson, C. (1997). Toxic
Secrets: Fluoride & the A-Bomb Program. Nexus Magazine..
- Hodge, H. C., & Voegtlin, C. (Eds.).
(1949). Pharmacology and Toxicology of Uranium Compounds. McGraw
Hill..
- Roholm, K. E. (1937). Fluorine
Intoxication: A Clinical-Hygienic Study. H. K. Lewis and Co. Ltd..
- Mullenix, P. J., et al. (1995). Neurotoxicity
of Sodium Fluoride in Rats. Neurotoxicology and Teratology..
Not: Bazen Büyük Dosyaları tarayıcı açmayabilir...İndirerek okumaya Çalışınız.

Yorumlar
Yorum Gönder