Print Friendly and PDF

BİR MODERN ÇAĞ İKSİRİ Mİ, YOKSA SESSİZ BİR CELLAT MI? FLORÜRÜN KARANLIK TARİHİ VE SİSTEMATİK ALDATMACASI

 

“10 Yıl Sonra Florür almanız gerekiyor, derlerse şaşırmayın…”

" Florürün kamu sağlığı için vazgeçilmez bir mucize olduğu iddiaları ile insan biyolojisini temelinden sarsan bir zehir olduğu gerçeği arasındaki uçurum nedir? " diyerek konuya giriş yapalım. Florür, modern diş hekimliğinin temel taşı olarak pazarlanmasına rağmen, deklasifiye / sınıflandırılmamış / gizliliği kaldırılmış belgeler bu kimyasalın atom bombası üretimiyle başlayan ve endüstriyel devlerin yasal sorumluluklarını örtbas etmek için kurgulanan karanlık bir geçmişi olduğunu kanıtlamaktadır.

Florürün İddia Edilen Faydaları ve Bilimsel Çelişkiler

Resmi makamlar, florürün içme suyuna ve diş macunlarına eklenmesinin çocuklarda diş çürüklerini (dental caries) %65 oranında azalttığını savunmuştur. Ancak bu iddia, başlangıç noktası olan Newburgh deneyi sonuçlarının çarpıtılmasına dayanmaktadır.

  • Topikal / Yüzeysel Etki: Güncel araştırmalar florürün yutulmasının değil, diş yüzeyine doğrudan temasının (topical / yüzeysel / yerel) etkili olduğunu göstermektedir. Ancak bu durum, sistemik / vücut genelini etkileyen alımın yan etkilerini haklı çıkarmamaktadır.
  • Diş Florozu (Dental Fluorosis): Bugün pek çok çocukta görülen beyaz lekeler, florürün diş minesini güçlendirdiğinin değil, aslında vücudun aşırı florür yüküne verdiği ilk "distress / imdat / içsel stres" işaretidir.

Sessiz Celladın Biyolojik Yıkımı: Zararların Anatomisi

Florür, sadece dişleri değil, tüm vücut sistemini hedef alan bir "enzyme poison / enzim zehri"dir. Biyolojik süreçleri düzenleyen kimyasal katalizörleri bozarak hücrelerin kendilerini beslemesini ve yenilemesini engeller.

  1. Nörotoksisite ve Zekâ Geriliği: Dr. Phyllis Mullenix tarafından yapılan çalışmalar, florürün merkezi sinir sistemi (CNS / merkezi sinir sistemi) üzerinde güçlü etkileri olduğunu, düşük dozların bile IQ düşüklüğü, dikkat dağınıklığı ve hiperaktiviteye yol açtığını kanıtlamıştır.
  2. Kemik Hasarı ve İskelet Florozu: Florür kemiklerde birikir; kemikleri kırılgan hale getirerek "poker back" olarak bilinen iskelet florozuna (crippling skeletal fluorosis) neden olabilir. Özellikle kalça kırığı riskini artırdığı saptanmıştır.
  3. Endokrin ve Organ Hasarı: Florürün iyotla yer değiştirerek tiroid fonksiyonlarını bozduğu, böbrek yetmezliği olanlarda atılamadığı için zehirli seviyelere ulaştığı ve yumuşak dokularda (karaciğer, kalp) biriktiği belgelenmiştir.
  4. Kanser Riski: Özellikle genç erkeklerde görülen nadir bir kemik kanseri türü olan osteosarkom ile florür maruziyeti arasında güçlü bağlantılar bulunmuştur.

Manhattan Projesi ve Saklanan Gerçekler: "Program F"

" Florürün atom bombası üretimiyle ne gibi bir bağlantısı olabilir ve bu bilgi neden halktan gizlendi? " sorusu bizi tarihin en büyük gizli operasyonlarından birine götürür.

  • Atom Bombası Üretimi: Manhattan Projesi'nde uranyum zenginleştirmek için milyonlarca ton florür (uranium hexafluoride / uranyum hekzaflorür) kullanılmıştır. Florür, radyasyondan daha büyük bir kimyasal tehdit olarak ortaya çıkmıştır.
  • Gizli Kan ve Doku Analizleri: Newburgh gibi su florürleme deneyleri, aslında Manhattan Projesi bilim insanları tarafından (başta Dr. Harold Hodge olmak üzere) halktan gizli alınan kan ve doku örneklerini analiz etmek için birer "laboratuvar" olarak kullanılmıştır. "Program F" kod adlı bu operasyonun amacı, atom bombası tesislerindeki florür sızıntılarının neden olabileceği devasa tazminat davalarına karşı "bilimsel delil" toplamaktır.
  • Verilerin Sansürlenmesi: Harshaw Chemical gibi tesislerde çalışan işçilerin çoğunun dişlerini kaybetmesi gibi ağır hasarlar raporlardan silinmiş, yayınlanan versiyonlarda ise sadece "çürüklerinin azaldığı" gibi trajikomik ifadeler kullanılmıştır.

Endüstriyel Atıkların "Sağlık" Adıyla Pazarlanması

Florürün kamu sağlığına kazandırılması, aslında dev endüstrilerin (Alcoa, DuPont, U.S. Steel) tehlikeli atıklarını bertaraf etme maliyetinden kurtulma operasyonudur.

  • Bacadan Çeşmeye: İçme suyuna eklenen florürün %90'ı ilaç kalitesinde değil; gübre endüstrisinin bacalarından temizlenen "silikoflorür asidi" gibi toksik bir atıktır. EPA bu durumu, sanayiyi koruyan "ideal bir çevresel çözüm" olarak nitelendirmiştir.
  • Yasal Kalkan: Eğer devlet, suyun florürlenmesinin "güvenli" olduğunu söylerse, fabrikaların yakındaki çiftlikleri ve insanları florür gazıyla zehirlemesi üzerine açılan davalar geçersiz kalmaktadır. Bu, hukuki bir "perdeleme" yöntemidir.

Üst Tasarımcılar ve Bilginin Manipülasyonu: Komplo Uzmanlarının Analizi

Aytunç Altındal'ın perspektifiyle yaklaşıldığında, florür meselesi "üst tasarımcılar"ın (superior designers) kitleleri kontrol etme stratejisinin bir parçasıdır.

  • Mankurtlaştırma ve Korku İmparatorluğu: Florür gibi biyokimyasal ajanlar, toplumda bir tür "mankurtlaşma" (zihinsel köleleştirme / hissizleştirme) sağlamak amacıyla kullanılır. Bilgi, kitlelerin elinde bir oyuncak haline getirilirken, "bilen yöneticiler" gerçekleri 2500 gün önceden planlanan aksiyonlarla uygularlar.
  • Döngüsel Kontrol: Toplumlar her 36 yıllık periyotlarla eski bilgilerin "paçavraya dönüştürülmesi" ve yeni çelişkilerle sarsılması yoluyla yönetilir. Florürün bir "mucize" olarak sunulması ve ardından zararlarının sızdırılması, halk üzerinde hem tatmin sağlama hem de bir "korku imparatorluğu" kurma amacı güder.
  • İnsan Psikolojisi ve Fıtratı: İnsan fıtratı gereği otoriteye (bilim insanlarına ve doktorlara) güvenmeye meyillidir. "Üst tasarımcılar" bu güveni, Edward Bernays gibi propaganda uzmanları aracılığıyla "rızanın mühendisliği" (engineering of consent) yöntemiyle manipüle ederler. Bir doktorun tavsiyesi, halkın Florür gibi bir "rat poison / fare zehri"ni çocuklarına içirmesini sağlayacak kadar güçlüdür.

Dipnotlar (APA):

  1. Bryson, C. (2004). The Fluoride Deception. Seven Stories Press.
  2. Spira, L. (1953). The Drama of Fluorine: Arch Enemy of Mankind. Lee Foundation for Nutritional Research.
  3. Griffiths, J., & Bryson, C. (1997). Toxic Secrets: Fluoride & the A-Bomb Program. Nexus Magazine.
  4. Altındal, A. Dünyayı Kim Yönetiyor? Konuşma Notları.

 

FLORÜRÜN KARANLIK AJANDASI

" Florürün epifiz bezi / pineal gland üzerindeki kireçleyici / calcification etkisi ve bu sürecin 'üst tasarımcılar'ın kitleleri kontrol etme planıyla nasıl bir uyum içinde olduğu sorusu, bizi modern tıbbın en büyük aldatmacalarından birine götürmektedir. " Bu kimyasal, kamu sağlığı maskesi altında sunulurken aslında insan biyolojisini ve ruhsal farkındalığını hedef alan bir "biochemical control / biyokimyasal kontrol" ajanı olarak işlev görmektedir.

"Üst Tasarımcılar" ve Mankurtlaştırma Stratejisi

Aytunç Altındal'ın analizlerine göre dünyayı yöneten "üst tasarımcılar / superior designers", bilgiyi kitlelerin elinde bir oyuncak / toy gibi kullanarak toplumu yönlendirirler. Bu yapılar, insan bilgisini 36 yıllık periyotlarla sarsıntıya uğratarak eski bilgileri "paçavraya" dönüştürür ve yerine kendi çıkarlarına hizmet eden yeni kavramlar inşa ederler.

Florür, bu noktada bir "mankurtlaştırma / mental enslavement" aracı olarak devreye girer. Mankurtlaştırma, bireyin hafızasını, sezgilerini ve özgür iradesini yitirerek otoriteye tam bir bağlılık göstermesi sürecidir. Florürün merkezi sinir sistemi / central nervous system (CNS) üzerindeki yıkıcı etkileri, Manhattan Projesi belgelerinde de belirtildiği üzere "mental confusion / zihinsel bulanıklık", uyuşukluk ve dikkat dağınıklığı yaratarak kitleleri daha kolay yönetilebilir / docile hale getirmektedir.

Epifiz Bezi ve Biyokimyasal Kontrolün Ezoterik Boyutu

Florürün biyolojik özelliği, vücuttaki kireçlenen / mineralizing dokulara (dişler ve kemikler gibi) karşı aşırı bir afinite / ilgi / çekim duymasıdır. Epifiz bezi, vücuttaki kan-beyin bariyeri / blood-brain barrier dışında kalan ve yüksek oranda kireçlenme potansiyeline sahip bir dokudur.

  • Ruhsal Farkındalığın Köreltilmesi: Ezoterik ve okült / occult geleneklerde "üçüncü göz" olarak adlandırılan epifiz bezi, insanın ruhsal algı ve sezgi kapasitesinin merkezi kabul edilir. Florürün bu bölgede birikerek kireçlenmeye yol açması, Altındal'ın bahsettiği "korku imparatorluğu"nun bir parçasıdır; çünkü sezgileri körelmiş bir toplum, kendisine sunulan "gerçeği" sorgulama yetisini kaybeder.
  • Biyokimyasal Prangalar: Dr. Phyllis Mullenix'in araştırmaları, florürün beynin davranışsal modellerini değiştirdiğini kanıtlamıştır. Bu, "üst tasarımcılar"ın 2500 gün önceden planladıkları aksiyon planının biyokimyasal bir yansımasıdır; insan biyolojisi, dışarıdan müdahale ile kendi öz fıtratından / nature uzaklaştırılmaktadır.

Gizlenen Gerçekler: Manhattan Projesi ve Program F

Florürün "şifalı" olduğu efsanesi, aslında bir "legal ruse / hukuksal hile" olarak kurgulanmıştır.

  1. Atom Bombası Bağlantısı: Manhattan Projesi sırasında uranyum zenginleştirmek için devasa miktarlarda florür gazı kullanılmış, bu da çevreye ve işçilere ciddi zararlar vermiştir.
  2. Delil Üretme Süreci: Hükümet, gelecekte açılabilecek tazminat davalarını engellemek için Rochester Üniversitesi bünyesinde "Program F" adlı gizli bir birim kurmuştur. Bu birimin görevi, florürün zararsız olduğuna dair "bilimsel delil" üretmektir.
  3. Newburgh Deneyi: New York, Newburgh'daki su florürleme deneyi, aslında bir "human experiment / insan deneyi" olarak kullanılmış; halkın haberi olmadan onlardan kan ve doku örnekleri alınarak florürün vücuttaki birikimi atom bombası bilimcileri tarafından incelenmiştir.

İnsan Psikolojisi ve Fıtratı Üzerindeki Tahribat

İnsan fıtratı gereği özgürlük ve farkındalık üzerine programlanmıştır. Ancak florür gibi "enzyme poison / enzim zehirleri", hücrelerin temel metabolizmasını ve enerji üretimini bozarak bireyi biyolojik bir bitkinliğe sürükler. Bu durum, psikolojik bir teslimiyet yaratır. Otoriteye olan güvenin "engineering of consent / rızanın mühendisliği" yöntemiyle manipüle edilmesi, insanların kendi musluklarından akan zehri "sağlık" sanarak çocuklarına içirmesine neden olmaktadır.

Altındal'ın belirttiği üzere, "üst tasarımcılar" için kavramlar birer oyuncaktır. Florür de "zehir" kavramından "mucize" kavramına bu şekilde dönüştürülmüştür. Bu durum, insanlığın sadece fiziksel sağlığını değil, aynı zamanda ruhsal ve zihinsel evrimini / evolution de hedef alan sistemik bir saldırıdır.

Dipnotlar (APA):

  • Altındal, A. (t.y.). Dünyayı Kim Yönetiyor? Konuşma Notları.
  • Bryson, C. (2004). The Fluoride Deception. Seven Stories Press.
  • Griffiths, J., & Bryson, C. (1998). Toxic Secrets: Fluoride & the A-Bomb Program. Nexus Magazine, 5(3).
  • Roholm, K. E. (1937). Fluorine Intoxication: A Clinical-Hygienic Study. H. K. Lewis and Co. Ltd.
  • Spira, L. (1953). The Drama of Fluorine: Arch Enemy of Mankind. Lee Foundation for Nutritional Research.

Kaynaklarda şu da olabilir: Üst tasarımcıların 36 yıllık periyotlarla toplumu çelişkilerle meşgul etmesi, florürün zararlarının yavaş yavaş "sızdırılması / intentional leak" sürecini de açıklar. Bu sızdırmalar, Altındal'ın dediği gibi, toplumda hem sahte bir tatmin hem de derin bir "korku imparatorluğu" yaratarak kontrolü pekiştirir.

FLORÜRÜN SAKLANAN TARİHİ

" Florürün masum olduğunu, hatta bir kamu sağlığı mucizesi olduğunu iddia edenlerin bu görüşlerini hangi bilimsel ve tarihsel temellere dayandırdığı " sorusu, bizi 1940'lı yılların sonuna ve Soğuk Savaş dönemi Amerikası'na götürür. Florürün savunucuları, temel olarak 1945 yılında başlatılan Newburgh-Kingston deneyi gibi kamu sağlığı çalışmalarını ve Birleşik Devletler Halk Sağlığı Servisi’nin (PHS / Public Health Service) "hunch" / sezgi / önseziye dayalı raporlarını baz almaktadırlar. Bu iddialara göre, florürün içme suyuna düşük dozlarda eklenmesi çocuklarda diş çürüklerini (caries / diş çürüğü) %65 oranında azaltmakta ve diş minesini (enamel / diş minesi) güçlendirmektedir. Ancak deklasifiye (declassified / gizliliği kaldırılmış) belgeler, bu masumiyet karinesinin ardında Manhattan Projesi'nin atom bombası üretimi için ihtiyaç duyduğu devasa miktardaki florürün yarattığı yasal risklerin yattığını göstermektedir.

Yasal Kalkan Olarak Diş Macunu ve Kamu Sağlığı Söylemi

" Eğer florür iddia edildiği kadar zararlı bir madde ise neden diş macunlarında hâlâ yasaklanmıyor ve bu karşıt söylemlerle aslında ne yapılmak isteniyor? " sorusuna tarih eleştirisi (historical criticism) perspektifinden bakıldığında, karşımıza bir "legal ruse" / hukuksal hile / yasal manevra çıkar. 1950'li yıllarda Alcoa gibi endüstriyel devlerin avukatlığını yapan ve daha sonra kamu sağlığının başına geçen Oscar Ewing gibi figürler, florürü bir "sağlık iksiri" olarak tescil ettirerek, sanayi tesislerinden yayılan florür gazının neden olduğu kitlesel zehirlenme davalarına karşı bir kalkan oluşturmuşlardır. Eğer devlet bu maddeyi "güvenli ve yararlı" olarak tanımlarsa, fabrikaların bacalarından çıkan florürün insanları zehirlediğini kanıtlamak imkansız hale gelir; çünkü madde zaten resmi olarak "faydalı" kabul edilmiştir.

İnsan psikolojisi ve fıtratı (nature / doğa / yaradılış) otoriteye güvenmeye meyillidir. Diş macunlarındaki florürün yasaklanmaması, bu maddenin "topical" / yüzeysel / yerel etkisinin diş minesindeki bakterilerin enzim süreçlerini (enzymatic processes / enzimatik süreçler) felç ederek çürüğü geciktirmesine dayandırılır. Ancak bu "fayda", vücuda sistemik (systemic / vücut genelini etkileyen) olarak alınan florürün enzim zehri (enzyme poison / enzim zehri) olarak hayati metabolik süreçleri bozması gerçeğini perdelemektedir. Medyadaki aşırı zararlı görüşler, bazen bilinçli bir "tatmin sağlama" veya kafa karışıklığı yaratma stratejisi olabilir; böylece toplum, birbiriyle çelişen bilgiler arasında kalarak eylemsizliğe itilir.

Üst Tasarımcılar, 36 Yıllık Döngüler ve Mankurtlaştırma

Aytunç Altındal’ın "üst tasarımcılar" (superior designers) olarak nitelendirdiği yapılar, bilgiyi kitleleri kontrol etmek için bir oyuncak gibi kullanırlar. Bu perspektife göre, toplumlar 36 yıllık periyotlarla yönetilir; bir dönem "mucize" olarak sunulan kavramlar, bir sonraki döngüde "paçavraya" dönüştürülerek insanların bilgileri sarsıntıya uğratılır. Florür örneğinde, 1945'te başlatılan mucize söylemi, 36 yıl sonra 1980'li yılların başında florürün kemik kanseri (osteosarcoma / kemik kanseri) ve beyin hasarı (neurotoxicity / nörotoksisite) ile olan bağlarının sızdırılmasıyla sarsılmaya başlamıştır.

Bu süreçte bir neslin kazandıkları ve kaybettikleri şöyledir:

  • Kazanç: Sadece birkaç yıl geciktirilmiş diş çürükleri ve geçici bir ağız sağlığı illüzyonu.
  • Kayıp: IQ seviyelerinde düşüş, bilişsel fonksiyonlarda (cognitive functions / bilişsel fonksiyonlar) gerileme, epifiz bezinin (pineal gland / epifiz bezi) kireçlenmesi sonucu ruhsal farkındalığın körelmesi ve iskelet sisteminde kalıcı hasarlar.

Bu durum, kitlelerin "mankurtlaşmasını" / mental enslavement / zihinsel köleleştirilmesini sağlayarak, sorgulamayan ve otoriteye tam biat eden bir toplum yapısı oluşturma amacına hizmet eder. " 36 sene sonra florüre yeniden mucize dendiğinde ", bu sadece eski bir bilginin yeni bir ambalajla sunulmasından ibaret olacaktır; ancak aradaki nesil, biyolojik ve zihinsel potansiyelinin büyük bir kısmını bu kimyasal deneyde kurban vermiş olacaktır.

Gerçeğin Perdelenmesi ve Bilimsel İhanet

Florürün nörotoksik (neurotoxic / sinir sistemine zehirli) etkilerini 1944 yılında zaten bilen Manhattan Projesi bilim adamlarının (örneğin Harold Hodge), bu bilgiyi 50 yıl boyunca halktan saklaması, bilim dünyasının "national security" / ulusal güvenlik / devlet çıkarları uğruna halk sağlığına nasıl ihanet edebileceğinin bir kanıtıdır. Dr. Phyllis Mullenix’in 1990’larda yaptığı araştırmalarla bu gerçeği tekrar keşfetmesi ve sonrasında işinden kovulması, "üst tasarımcıların" kurallarına uymayanların tasfiye (liquidation / tasfiye / yok etme) mekanizmasını tetiklemektedir.

Mevcut arşivler, florürün sadece fiziksel değil, aynı zamanda insanın "irade gücünü" (willpower / irade gücü) zayıflatmak için tasarlanmış bir davranış kontrol ajanı olarak kullanılıp kullanılmadığına dair daha derin, henüz yayınlanmamış "Program F" sonuçlarını içeriyor olabilir.

Dipnotlar (APA):

  1. Altındal, A. (t.y.). Dünyayı Kim Yönetiyor? Konuşma Notları..
  2. Bryson, C. (2004). The Fluoride Deception. Seven Stories Press..
  3. Griffiths, J., & Bryson, C. (1997). Toxic Secrets: Fluoride & the A-Bomb Program. Nexus Magazine..
  4. Spira, L. (1953). The Drama of Fluorine: Arch Enemy of Mankind. Lee Foundation for Nutritional Research..
  5. Mullenix, P. J., et al. (1995). Neurotoxicity of Sodium Fluoride in Rats. Neurotoxicology and Teratology..

İRADENİN FELCİ VE MANKURTLAŞTIRMANIN KİMYASAL ANATOMİSİ

" Florürün sadece diş minesini koruyan masum bir mineral mi, yoksa insan iradesini ve zihinsel berraklığını hedef alan sinsi bir biyokimyasal ajan mı olduğu sorusu, bizi tarihin tozlu arşivlerinden modern nörotoksikoloji laboratuvarlarına uzanan karanlık bir yolculuğa çıkarır. " Florürün insan iradesi / willpower / istenç gücü üzerindeki etkileri, resmi makamlarca uzun süre reddedilmiş olsa da, deklasifiye / sınıflandırılmamış / gizliliği kaldırılmış askeri belgeler ve bağımsız bilimsel araştırmalar bu kimyasalın zihinsel süreçleri uyuşturma potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir.

Manhattan Projesi ve "Şaşkın İşçi" Sendromu

Tarihsel eleştiri açısından bakıldığında, florürün irade ve zihin üzerindeki etkilerine dair ilk ciddi endişelerin atom bombası üretimi sürecinde / Manhattan Project / ortaya çıktığı görülmektedir. 1944 tarihli "gizli" ibareli bir askeri muhtıra, uranyum hekzaflorürün (uranium hexafluoride) "mental confusion / zihinsel bulanıklık / şaşkınlık", uyuşukluk ve halsizlik gibi belirgin merkezi sinir sistemi / central nervous system (CNS) etkilerine yol açabileceğini bildirmektedir.

Askeri yetkililer, bu kimyasallara maruz kalan işçilerin "confused workman / zihni bulanmış işçi" haline gelerek görevlerini düzgün yerine getirememesinden ve bu durumun ulusal güvenliği tehdit etmesinden korkmuşlardır. İrade gücünün temeli olan odaklanma ve karar verme yetisinin florür maruziyeti ile nasıl erozyona uğradığı, bizzat bombayı yapanlar tarafından elli yıl önce belgelenmiştir.

Nörotoksisite ve Davranış Modellerinin Değişimi

Dr. Phyllis Mullenix tarafından Forsyth Diş Merkezi'nde yürütülen araştırmalar, florürün irade gücünün biyolojik temellerini nasıl sarstığını kanıtlamıştır. Florürün kan-beyin bariyerini / blood-brain barrier / geçerek beyinde biriktiği ve "cognitive deficits / bilişsel kusurlar" yarattığı saptanmıştır.

  • Hiperaktivite ve Retardasyon: Hamilelik döneminde florüre maruz kalan deneklerin "hiperaktif" / aşırı hareketli / yavrular doğurduğu, doğum sonrası maruziyetin ise "retarded" / bilişsel olarak yavaşlamış / davranışlara yol açtığı görülmüştür. Bu durum, bireyin dürtülerini kontrol etme ve iradeli davranma yetisinin henüz anne karnındayken biyokimyasal bir müdahale ile değiştirildiğini göstermektedir.
  • Klinik Kanıtların Gizlenmesi: Mullenix, florürün sinir sistemi üzerindeki bu etkilerini açıkladığında "NIDR / Ulusal Diş Araştırma Enstitüsü" tarafından dışlanmış ve florürün merkezi sinir sistemine etkisi olmadığı iddia edilmiştir. Ancak arşivler, bu bilginin devlet tarafından yarım asırdır bilindiğini ortaya koymaktadır.

BİYO-POLİTİK SANSÜRÜN LABİRENTLERİ: PROGRAM F VE KAYIP BELGELERİN ANATOMİSİ

" Program F kapsamında yürütülen araştırmaların sadece bir kısmının gün yüzüne çıktığı, hayati önem taşıyan pek çok raporun ise hâlâ 'ulusal güvenlik' / national security perdesi ardında gizlendiği gerçeği bizi tarihin en büyük bilimsel örtbas operasyonlarından birine götürmektedir. " Amerika Birleşik Devletleri atom bombası programının bir parçası olarak Rochester Üniversitesi'nde kurulan bu gizli birim, florürün toksik etkilerini halk sağlığı için değil, devletin ve savunma sanayii devlerinin yasal sorumluluklarını / liability örtbas etmek amacıyla incelemiştir. Kaynaklar, arşivlerdeki devasa boşlukların ve kasten yok edilmiş kayıtların, saklanan gerçeklerin büyüklüğüne işaret ettiğini göstermektedir.

Kayıp Halkalar ve Arşivlerdeki Sessiz Boşluklar

Program F ve Manhattan Projesi dosyaları üzerinde yapılan araştırmalar, belirli belgelerin sistematik olarak ortadan kaldırıldığını veya erişime kapatıldığını kanıtlamaktadır:

  • Merkezi Sinir Sistemi (CNS / central nervous system) Araştırma Önerisi: 29 Nisan 1944 tarihli bir muhtıra, Dr. Harold Hodge'un florürün zihinsel süreçler üzerindeki etkilerini incelemek için bir hayvan deneyi önerdiğini belirtmektedir. Ancak, bu önerinin detaylarını içeren asıl araştırma protokolü Ulusal Arşivlerde (National Archives) bulunmamaktadır; uzmanlar bu belgenin hâlâ "gizli" / classified statüsünde tutulduğunu düşünmektedir.
  • M-1500 Serisindeki Kayıp Belgeler: Rochester Üniversitesi Atom Enerjisi Projesi dosyalarında, 25 Temmuz 1944 tarihli su florürleme raporunun hemen ardından gelen ve birbirini takip eden dört belge tamamen kayıptır. Bu belgelerin ya hükümet tarafından "buharlaştırıldığı" ya da hâlâ en üst düzey gizlilikle korunduğu belirtilmektedir.
  • DuPont Davası Not Defteri: 1947 yılına ait "DuPont Davaları" / DuPont Litigation başlıklı bir Rochester laboratuvar not defterinden yedi sayfa tamamen kesilerek çıkarılmıştır. Bu sayfaların, New Jersey'deki çiftçilerin florür zehirlenmesi nedeniyle açtığı davalara karşı toplanan ve devlet aleyhine olabilecek kanıtları içerdiği tahmin edilmektedir.
  • Florür Metabolizması Konferansı Tutanakları: Ocak 1944'te New York'ta düzenlenen ve florürün askeri-endüstriyel etkilerinin tartışıldığı gizli konferansın tam tutanakları arşivlerde mevcut değildir.

Cansız Veriler ve Saklanan Epidemiyolojik Analizler

" Üst tasarımcılar "ın bilgiyi bir oyuncak gibi kullanarak kitleleri kontrol etme stratejisi, Program F'in veri yönetimi şeklinde de kendini göstermektedir. Rochester Üniversitesi'nde on binlerce işçinin idrar, kan ve doku örnekleri toplanmış, IBM delikli kart makineleri / punch-card tabulating machines ile tasnif edilmiştir. Ancak, Clinton Radyasyon Komisyonu (ACHRE) araştırmacıları bu ham verilerin varlığına rağmen, işçilerin genel sağlık durumuna dair tek bir özet analiz veya epidemiyolojik rapor bulamamışlardır. Bu durum, araştırmanın sonucunda elde edilen "yıkıcı sağlık tablosunun" kasten analiz edilmediğini veya analiz raporlarının gizlendiğini düşündürmektedir.

Sansürün Anatomisi: Harshaw ve Newburgh Örnekleri

Program F bilim insanları tarafından hazırlanan raporların yayınlanmadan önce nasıl tahrif edildiği, günümüze ulaşan birkaç "orijinal" kopya sayesinde anlaşılabilmektedir:

  1. Harshaw Kimya Fabrikası Raporu: 1948'de yayınlanan resmi versiyonda işçilerin "olağanüstü sağlıklı" olduğu iddia edilirken, gizli tutulan orijinal rapor işçilerin çoğunun dişsiz olduğunu, florür dumanlarının ayakkabılarındaki çivileri erittiği için lastik bot giymek zorunda kaldıklarını kaydetmektedir.
  2. Newburgh Deneyi Gizli Örneklemesi: Newburgh halkına florürün diş sağlığı için verildiği söylenirken, Program F araştırmacıları New York Sağlık Bakanlığı ile iş birliği yaparak halktan gizlice kan ve plasenta örnekleri toplamıştır. Bu örneklerin sonuçları hiçbir zaman Newburgh halkıyla paylaşılmamış, sadece atom bombası tesislerindeki davalara karşı "savunma kanıtı" olarak kullanılmıştır.

Tarih Eleştirisi ve İnsan Psikolojisi Açısından Analiz

Aytunç Altındal'ın belirttiği üzere, toplumlar her 36 yılda bir eski bilgilerin "paçavraya dönüştürülmesi" ve yeni çelişkilerle sarsılması yoluyla yönetilir. Florürün bir dönem "mucize" olarak sunulup, bu süreçte elde edilen zarar verici bilgilerin saklanması, kitlelerin "mankurtlaşmasını" / mental enslavement sağlamak için kurgulanan bir korku imparatorluğunun parçasıdır. İnsan fıtratı, beyaz önlüklü otorite figürlerine (doktorlar ve bilim insanları) güvenmeye meyillidir; Edward Bernays gibi propaganda uzmanları bu fıtri güveni "rızanın mühendisliği" / engineering of consent ile manipüle ederek, halkın kendi rızasıyla zehirlenmesini sağlamışlardır.

Mevcut arşivlerde, Program F'in sadece fiziksel sağlığı değil, aynı zamanda florürün epifiz bezi üzerindeki kireçleyici etkisi vasıtasıyla insanların "itaat düzeylerini" ölçen daha karanlık davranış kontrolü deneylerinin kayıtları da bulunuyor olabilir. Bu belgeler, muhtemelen CIA'in zihin kontrolü projeleriyle (MK-Ultra gibi) iç içe geçmiş bir şekilde, hâlâ derin devlet arşivlerinde saklanmaktadır.

Dipnotlar (APA):

  1. Bryson, C. (2004). The Fluoride Deception. Seven Stories Press..
  2. Griffiths, J., & Bryson, C. (1997). Toxic Secrets: Fluoride & the A-Bomb Program. Nexus Magazine, 5(3)..
  3. Altındal, A. Dünyayı Kim Yönetiyor? Konuşma Notları..
  4. Advisory Committee on Human Radiation Experiments (ACHRE). (1995). Final Report. U.S. Government Printing Office..
  5. Hodge, H. C., & Voegtlin, C. (Eds.). (1949). Pharmacology and Toxicology of Uranium Compounds. McGraw Hill..

 

  FLORÜRÜN NEDEN YASAKLANMADIĞI VE "ÜST TASARIMCILAR"IN KÜRESEL STRATEJİSİ

" Florürün biyolojik yıkımına dair bunca bilimsel ve tarihsel kanıta rağmen devletlerin neden sessiz kaldığı ve bu kimyasalı diş macunlarından neden temizlemediği sorusu, bizi modern simyanın / alchemy ve biyo-politik kontrolün / bio-political control en karanlık odalarına götürmektedir. " Florürün yasaklanmaması, bir "ihmal" değil; askeri stratejiler, endüstriyel devlerin yasal sorumlulukları / liability ve kitleleri yöneten "üst tasarımcılar"ın / superior designers uzun vadeli planlarının bir sonucudur.

Yasal Dokunulmazlık Olarak Kamu Sağlığı Söylemi: "Hukuksal Hile" / Legal Ruse

Florürün diş macunlarında ve içme sularında ısrarla tutulmasının en temel nedenlerinden biri, endüstriyel devleri (Alcoa, DuPont, U.S. Steel) devasa tazminat davalarından korumaktır. 1940’lı yıllarda fabrikaların bacalarından çıkan florür gazı, çevredeki çiftlikleri ve insanları zehirlemeye başladığında, bu durum endüstri için büyük bir iflas tehdidi oluşturmuştur.

Tarih eleştirisi açısından bakıldığında, 1950'lerde Alcoa’nın eski avukatı Oscar Ewing gibi figürlerin kamu sağlığı birimlerinin başına geçmesi tesadüf değildir. Eğer devlet, florürü "sağlık için faydalı bir madde" olarak tescil ederse, fabrikalardan sızan florür nedeniyle sakat kalan insanların açtığı davalar otomatik olarak düşmektedir; çünkü "sağlık için iyi olan bir madde" insanı zehirliyor olamaz. Bu bir "hukuksal hile"dir / legal ruse; yani bir zehir, resmi etiketle "şifaya" dönüştürülerek yasal bir kalkan oluşturulmuştur.

Manhattan Projesi ve "Milli Güvenlik" / National Security Perdesi

" Florürün atom bombası üretimi için vazgeçilmez oluşu, bu maddenin neden dokunulmaz kılındığının en gizemli / cryptic cevabıdır. " Manhattan Projesi’nde uranyumu zenginleştirmek için milyonlarca ton florür gazı kullanılmış ve bu süreçte işçilerin ağır hasar aldığı "Program F" kod adlı gizli raporlarla belgelenmiştir.

Ancak bu verilerin açıklanması, hem atom bombası üretimini tehlikeye atacak hem de devletin "milli güvenlik" / national security nedeniyle gizli tuttuğu askeri operasyonları tartışmaya açacaktır. Dr. Harold Hodge gibi "dean of American toxicology" / Amerikan toksikolojisinin dekanı olarak anılan kişilerin, hem Manhattan Projesi’nde florürün zehrini gizli tutup hem de halka florürün "mucize" olduğunu pazarlaması, bilimin askeri-endüstriyel komplekse nasıl teslim edildiğinin açık delilidir.

İsrail Örneği ve Küresel Konsensüs / Global Consensus

" İsrail gibi vatandaşlarının güvenliği konusunda son derece hassas olan bir devletin bile florürü yasaklamayıp standart markaların (Oral-B, Colgate, Sensodyne) satışına izin vermesi, bilginin küresel düzeyde nasıl bir filtrelemeden geçtiğinin kanıtıdır. " İsrail pazarında sunulan ürünler, küresel diş hekimliği paradigmalarıyla / paradigms uyumludur. Florürlü macunlar standart olarak kabul edilirken, "Masik" gibi doğal alternatiflerin özel bir niş olarak kalması, "üst tasarımcıların" kurduğu küresel konsensüsün bir yansımasıdır.

Hassas devletlerin bu konudaki "sessizliği" veya "kabulu", aslında Altındal’ın belirttiği gibi, devletlerin esası üzerinde hüküm süren üst tasarımcıların koyduğu kuralların bir gereğidir. Eğer bu maddeler bir devlette yasaklanırsa, bu durum küresel endüstriyel-askeri yapının tüm yasal kalkanlarını çökertecek bir domino etkisi yaratabilir. Gerçek bilgi, "ulusal güvenlik" ve "endüstriyel devamlılık" uğruna, İsrail dahil tüm modern devletlerin stratejik arşivlerinde saklanmaktadır.

Dipnotlar (APA):

  1. Altındal, A. (t.y.). Dünyayı Kim Yönetiyor? Konuşma Notları..
  2. Bryson, C. (2004). The Fluoride Deception. Seven Stories Press..
  3. Griffiths, J., & Bryson, C. (1998). Toxic Secrets: Fluoride & the A-Bomb Program. Nexus Magazine, 5(3)..
  4. Amazon.com & Care to Beauty. (2024). Toothpaste Market Findings in Israel (Yapıştırılan metin içindeki veriler)..
  5. Roholm, K. E. (1937). Fluorine Intoxication: A Clinical-Hygienic Study. H. K. Lewis and Co. Ltd..

ON YIL SONRAKİ FLORÜR PROPAGANDASININ ANATOMİSİ

" Florürün bir dönem zehir, bir dönem mucize olarak sunulması, üst tasarımcıların / superior designers kitleler üzerindeki 36 yıllık döngüsel kontrol stratejisinin bir parçası mıdır? " sorusuyla konuya derinlik kazandıralım. Aytunç Altındal'ın analizlerine göre dünyayı yöneten bu gizli yapılar, bilgiyi kitlelerin elinde bir oyuncak / toy gibi kullanarak toplumu sürekli bir çelişki ve inkar sarmalında tutarlar. On yıl sonra florürün yeniden "vazgeçilmez bir mucize" olarak kampanyalanması durumunda kullanılacak gerekçeler, tarihsel aldatmaca yöntemlerinin modern teknolojiyle güncellenmiş versiyonları olacaktır.

36 Yıllık Döngü: Bilginin Paçavraya Dönüştürülmesi

Üst tasarımcılar, toplumu her 36 yıllık periyotlarla eski bilgilerin geçersiz kılındığı ve yeni bilgilerin "mutlak gerçek" olarak sunulduğu sarsıntılarla yönetirler. Florürün 1945’te başlayan "mucize" dönemi, 1980'lerde zararlarının sızdırılmasıyla / leak sarsıntıya uğramıştır. On yıl sonra başlayacak yeni bir kampanya, Altındal’ın belirttiği "eski bilgileri paçavraya dönüştürme" evresinin bir parçası olacaktır.

  1. Yeni Nesil Biyolojik Zorunluluk İddiası: Florürün sadece diş minesini güçlendirmekle kalmadığı, modern kuantum ve teknoloji teorileriyle / quantum and technology theories uyumlu bir "hücresel iletken" olduğu iddia edilebilir.
  2. Yenilenmiş Bilimsel Konsensüs: Tıpkı Edward Bernays'in "rızanın mühendisliği" / engineering of consent yönteminde olduğu gibi, yeni bir grup "beyaz önlüklü otorite" kullanılarak eski zararlı bilgilerin "metodolojik hatalar" olduğu savunulacaktır.

Endüstriyel Zaruretlerin "Kamu Sağlığı" Olarak Paketlenmesi

Florürün tarihsel olarak atom bombası üretimi (Manhattan Projesi) ve alüminyum endüstrisi için "stratejik ve kritik" / strategic and critical bir madde olması, onun neden asla yasaklanmadığının temel sebebidir. On yıl sonraki bir kampanyada şu gerekçeler sunulabilir:

  • Yeni Endüstriyel Atıkların "Rehabilitasyonu": Perflorokimyasallar / perfluorochemicals (PFCs) gibi maddelerin çevreye yayılımını meşrulaştırmak için, florürün düşük dozlarda vücudu bu maddelere karşı "bağışık" kıldığına dair sahte bilimsel veriler üretilebilir.
  • Hukuksal Kalkanın Yenilenmesi: Eğer endüstri yeni bir üretim sürecinde florür gazını yoğun şekilde kullanmak zorundaysa, devletin bu maddeyi yeniden "şifa" olarak tanımlaması, açılacak devasa tazminat davalarına karşı "yasal bir kalkan" / legal ruse işlevi görecektir.

İnsan Psikolojisi ve Mankurtlaştırma Stratejisi

İnsan fıtratı / nature, otoriteye ve kendisine sunulan "kehanet benzeri" bilgilere inanmaya meyillidir. Üst tasarımcılar, kastî bilgi sızdırarak toplumda bir tatmin sağlarken aynı zamanda bir "korku imparatorluğu" kurarlar.

  • Zihinsel Bulanıklık ve İtaat: Florürün nörotoksik / neurotoxic etkileri sonucu oluşan "zihinsel karışıklık" / mental confusion ve irade zayıflığı, on yıl sonraki toplumun yeni bir doktrini sorgulamadan kabul etmesini kolaylaştıracaktır.
  • Mankurtlaşma Süreci: Altındal'ın ifadesiyle, toplum "mankurtlaşma" / mental enslavement yoluyla hafızasızlaştırılacak ve on yıl önce "zararlı" denilen maddeye "can simidi" olarak sarılması sağlanacaktır.

Gerçek Bilginin Saklanma Amacı

İsrail gibi devletlerin florürü yasaklamaması, konunun sadece bir "ihmal" değil, küresel bir askeri-endüstriyel planın parçası olduğunu göstermektedir. Florürün epifiz bezini kireçlendirmesi / calcification yoluyla insanların ruhsal ve sezgisel farkındalıklarını kapatması, "üst tasarımcılar" için yönetilmesi kolay, biyokimyasal olarak uyuşturulmuş kitleler yaratmanın en kestirme yoludur. On yıl sonra florür "almamız gerek" dediklerinde sunulacak temel gerekçe muhtemelen "genetik koruma" veya "yeni bir salgına karşı kalkan" yalanı olacaktır; oysa asıl amaç, mankurtlaşmış nesillerin itaat düzeyini korumaktır.

Dipnotlar (APA):

  1. Altındal, A. (t.y.). Dünyayı Kim Yönetiyor? Konuşma Notları..
  2. Bryson, C. (2004). The Fluoride Deception. Seven Stories Press..
  3. Griffiths, J., & Bryson, C. (1998). Toxic Secrets: Fluoride & the A-Bomb Program. Nexus Magazine, 5(3)..
  4. Bernays, E. L. (1928). Propaganda. Horace Liveright..
  5. Hodge, H. C., & Voegtlin, C. (1949). Pharmacology and Toxicology of Uranium Compounds. McGraw Hill..

  Üst tasarımcıların 108 yıllık (3x36) büyük döngüleri göz önüne alındığında, 2030'lu yılların florürün yeniden "rehabilite" edileceği ve insan biyolojisine dijital müdahalelerin florür bileşikleriyle (iletkenlik artırıcı olarak) harmanlanacağı bir döneme işaret etmesi kuvvetle muhtemeldir.

  İSRAİL’İN FLORÜR MUAMMASININ PERDE ARKASI

"İsrail gibi vatandaşlarının güvenliği ve sağlığı konusunda dünyadaki en hassas ve korumacı reflekslere sahip olduğu bilinen bir devletin, diş macunlarında florürü neden yasaklamadığı, aksine küresel standartlara neden uyum sağladığı" sorusu, bizi sadece bir kamu sağlığı meselesine değil, "üst tasarımcılar" / superior designers tarafından kurgulanan küresel bir otorite ve kontrol ağına götürmektedir. İsrail'in bu tutumu, bilginin saklandığının bir delili olabileceği gibi, devletlerin dahi üzerinde hüküm süren bir "küresel konsensüs" / global consensus mekanizmasının nasıl işlediğini de gözler önüne sermektedir.

Küresel Standartlar ve Rızanın Mühendisliği / Engineering of Consent

İsrail pazarındaki hakimiyetini sürdüren Oral-B, Colgate ve Sensodyne gibi markaların florürlü içerikleri standart olarak sunması, Edward Bernays’in geliştirdiği "rızanın mühendisliği" / engineering of consent stratejisinin bir yansımasıdır. İnsan psikolojisi ve fıtratı / nature, hayatta kalma güdüsüyle beyaz önlüklü otorite figürlerine (doktorlar, bilim insanları ve devlet makamları) sorgusuz sualsiz güvenmeye programlıdır.

İsrail’in bu maddeyi yasaklamamasının temelinde yatan psikolojik ve idari sebep, toplumun "bilimsel otorite" tarafından sağlanan güvenli limandan çıkarılmak istenmemesidir. Florürün bir "miracle / mucize" olarak pazarlanması, 1950’lerden bu yana devam eden sistemik bir dezenformasyon sürecinin ürünüdür. İsrail gibi stratejik bir devletin bu zinciri kırması, küresel endüstriyel devlerin (Alcoa, DuPont) yasal kalkanlarını çökertecek bir "domino etkisi" yaratma riskini taşır.

İnsan Psikolojisi ve Otoriteye Teslimiyet

İnsan fıtratı gereği "kaostan kaçıp düzene sığınma" eğilimindedir. İsrail devletinin florür politikasındaki ısrarı, halkına "her şey kontrol altında" mesajı vererek toplumsal anksiyeteyi bastırma niyetini de taşıyor olabilir. Ancak "Program F" gibi gizli operasyonlar, devletlerin vatandaşlarını birer "laboratuvar malzemesi" / human guinea pig olarak kullanabildiğini tarihsel bir gerçek olarak önümüze koymaktadır.

Kaynaklarda şu da olabilir: İsrail'in su teknolojileri konusundaki dünya liderliği göz önüne alındığında, içme sularındaki florürü arıtma kapasitesine sahip oldukları halde bunu yapmamaları, kitlelerin biyokimyasal olarak uysallaştırılması / docile yönündeki daha derin, henüz açıklanmamış bir stratejik kararın parçası olabilir.

Dipnotlar (APA):

  • Altındal, A. (t.y.). Dünyayı Kim Yönetiyor? Konuşma Notları.
  • Bryson, C. (2004). The Fluoride Deception. Seven Stories Press.
  • Griffiths, J., & Bryson, C. (1998). Toxic Secrets: Fluoride & the A-Bomb Program. Nexus Magazine.
  • Hodge, H. C., & Voegtlin, C. (1949). Pharmacology and Toxicology of Uranium Compounds. McGraw Hill.
  • Leone, N. C., et al. (1954). Medical Aspects of Excessive Fluoride in a Water Supply. Public Health Report.

  FLORÜRÜN KÜRESEL SİMYASI VE "ÜST TASARIMCILARIN" BİYO-POLİTİK KONTROLÜ

Saklanan Gerçekler ve "Program F"nin Karanlık Yüzü

Florürün kamu sağlığına kazandırılması, aslında askeri ve sanayi devlerinin tehlikeli atıklarını bertaraf etme maliyetinden kurtulma operasyonudur.

  • Hukuksal Hile (Legal Ruse): Eğer devlet florürü "sağlık için faydalı" olarak tescil ederse, sanayi tesislerinden sızan florür nedeniyle sakat kalan binlerce insanın açtığı davalar otomatik olarak düşmektedir.
  • Cansız Veriler ve Sansür: Rochester Üniversitesi'nde yürütülen gizli "Program F" operasyonunda, atom bombası işçilerinin çoğunun dişlerini kaybettiği bilgisi raporlardan silinmiş, yayınlanan versiyonlarda ise sadece "çürüklerinin azaldığı" gibi trajikomik ifadelere yer verilmiştir.

Medyada florür karşıtı gibi görünen bazı "seviyesiz" çıkışların, aslında konuyu bilimsel zeminden koparıp bir "komplo teorisi" ambalajına sokarak halkın gerçek tehlikelere karşı uyanışını engellemek için bizzat üst tasarımcılar tarafından fonlanmış / staged / olması kuvvetle muhtemeldir. Bu sayede, akıllı insanlar dahi bu "seviyesiz" tartışmalara bakarak florürü savunma noktasına itilmekte, böylece sessiz bir biyokimyasal kontrol süreci kesintisiz devam etmektedir.

Dipnotlar (APA):

  1. Altındal, A. (t.y.). Dünyayı Kim Yönetiyor? Konuşma Notları.
  2. Bryson, C. (2004). The Fluoride Deception. Seven Stories Press.
  3. Griffiths, J., & Bryson, C. (1998). Toxic Secrets: Fluoride & the A-Bomb Program. Nexus Magazine, 5(3).
  4. Hodge, H. C., & Voegtlin, C. (1949). Pharmacology and Toxicology of Uranium Compounds. McGraw Hill.
  5. Spira, L. (1953). The Drama of Fluorine: Arch Enemy of Mankind. Lee Foundation for Nutritional Research.

 

BİYO-EKONOMİK ÇARKIN DİŞLİLERİ: FLORÜR, İRADE FELCİ VE ÜST TASARIMCILARIN OYUNCAĞI OLARAK BİLGİ

" Florürün kamu sağlığı perdesi altında saklanan gerçekleri ve diş hekimliği sektörünün devasa ekonomik boyutları arasındaki ilişki, kitlelerin zihinsel ve fiziksel olarak nasıl yönetildiğine dair en somut kanıtlardan biridir. " Florür meselesi, sadece diş çürüklerini (caries / diş çürüğü) önleme çabası değil; nükleer endüstrinin yasal zırhı (liability / yasal sorumluluk), kimya devlerinin atık yönetimi ve "üst tasarımcılar" / superior designers tarafından kurgulanan toplum mühendisliğinin kesişim noktasıdır.

Endüstriyel Atıktan "Pahalı" Tedaviye: Ekonomik Kazanç ve Gerçeğin Perdelenmesi

" Diş tedavisinin tıp dünyasındaki en maliyetli kalemlerden biri olmaya devam etmesi ve florür kullanımı üzerindeki tartışmaların bir kazanç kapısına dönüşmesi " sorusu, biyo-politik kontrolün ekonomik boyutunu gözler önüne serer. Florürün diş macunlarına ve içme sularına eklenmesinin asıl amacı, halk sağlığını korumak değil, endüstriyel devleri (Alcoa, DuPont) milyarlarca dolarlık tazminat davalarından kurtarmaktır.

Tarih eleştirisi (historical criticism) açısından bakıldığında, 1950'li yıllarda florürün bir "miracle / mucize" olarak sunulması, fabrikaların bacalarından çıkan zehirli gazların (hydrofluoric acid / hidroflorik asit) çevreyi ve insanları tahrip etmesini perdelemek için kurgulanmıştır. Eğer bu madde devlet eliyle "faydalı" kabul edilirse, sanayinin neden olduğu florür zehirlenmesi vakaları mahkemelerde "tesadüf" veya "faydalı doz aşımı" olarak nitelendirilir; böylece büyük sermaye korunmuş olur. Günümüzde diş turizmindeki artış ve pahalı implant tedavileri, florürün yarattığı biyolojik yıkımın (kemik hasarı, diş florozu) dolaylı bir ekonomik sonucu olarak da okunabilir.

Teknolojik Kontrol ve Bilgi Yönetimi

Üst tasarımcılar bilgiyi kitlelerin elinde bir oyuncak / toy gibi kullanır; kitleler florürün zararlı olup olmadığını tartışırken, biyolojik ve teknolojik müdahalelerle "mankurtlaşma" / mental enslavement / zihinsel köleleştirme süreci kesintisiz devam eder. İnsan psikolojisi (human psychology / insan psikolojisi) ve fıtratı (nature / doğa), otoritenin sunduğu teknolojik kolaylıklara (implantlar, akıllı cihazlar) güvenmeye programlanmıştır; bu güven, rızanın mühendisliği / engineering of consent yöntemiyle kontrol araçlarının (belki de çiplerin) sorgulanmadan kabul edilmesini sağlar.

Nükleer Bağlantının Ötesi: Biyo-Politik Bir Kalkan Olarak Kamu Sağlığı

" Florürün atom bombası üretimiyle olan sarsıcı bağı, neden sadece nükleer bir gereklilikle sınırlı kalmayıp, toplumun geneline yayılmıştır? " Bu bağlantı, nükleer tesislerde çalışan işçilerin florür nedeniyle "confused workman" / zihni bulanmış işçi / şaşkın çalışan haline gelerek ulusal güvenliği tehdit etmesini engellemek için kurulan bir denetim mekanizmasıdır.

Manhattan Projesi belgeleri, florürün sinir sistemi (CNS / merkezi sinir sistemi) üzerindeki "mental confusion / zihinsel bulanıklık" ve uyuşukluk etkilerini teyit etmektedir. Florürün içme suyuna eklenmesi, nükleer endüstrinin yasal sorumluluklarını örtbas etmenin yanı sıra, epifiz bezini (pineal gland) kireçlendirerek (calcification / kireçlenme) insanların ruhsal uyanıklığını köreltmeyi ve onları daha uysal / docile / yönetilebilir hale getirmeyi amaçlamaktadır. Bu, nükleer bir sırrın kamu sağlığı etiketiyle tüm insanlığa zerk edilmesidir.

Sonuç: Mankurtlaşma Sarmalında 36 Yıllık Döngünün Sonu

Konuyu bağlamak gerekirse; florür, dişleri koruyan masum bir mineralden ziyade, kitlelerin 36 yıllık periyotlarla sarsıntıya uğratıldığı büyük bir bilgi operasyonunun (disinformation / dezenformasyon) temel taşıdır. İnsanlık, bir yandan modern tıbbın sunduğu pahalı çözümlere muhtaç bırakılırken, diğer yandan biyokimyasal ajanlarla kendi öz iradesinden (willpower / irade gücü) uzaklaştırılmaktadır.

Aytunç Altındal'ın "üst tasarımcılar" için söylediği gibi: "Eski bilgiler paçavraya dönüştürülmekte ve yeni bilgilerle insan zihni sarsılmaktadır". Florürün "zehirden şifaya" ve tekrar "zararlı bir komplo teorisine" dönüşen yolculuğu, kitlelerin çelişkilerle meşgul edilerek gerçek yöneticilerin (okült örgütler / üst tasarımcılar) mutlak hâkimiyetini sürdürmesini sağlamaktadır. Nihai gerçek; florürün sadece fiziksel sağlığı değil, insanın "insan olma" vasfını, yani özgür iradesini ve sezgisel uyanıklığını hedef alan biyo-politik bir pranga olduğudur.

Dipnotlar (APA):

  1. Altındal, A. (t.y.). Dünyayı Kim Yönetiyor? Konuşma Notları..
  2. Bryson, C. (2004). The Fluoride Deception. Seven Stories Press..
  3. Griffiths, J., & Bryson, C. (1997). Toxic Secrets: Fluoride & the A-Bomb Program. Nexus Magazine..
  4. Hodge, H. C., & Voegtlin, C. (Eds.). (1949). Pharmacology and Toxicology of Uranium Compounds. McGraw Hill..
  5. Roholm, K. E. (1937). Fluorine Intoxication: A Clinical-Hygienic Study. H. K. Lewis and Co. Ltd..
  6. Mullenix, P. J., et al. (1995). Neurotoxicity of Sodium Fluoride in Rats. Neurotoxicology and Teratology..

 

Not: Bazen Büyük Dosyaları tarayıcı açmayabilir...İndirerek okumaya Çalışınız.

Benzer Yazılar

Yorumlar