Print Friendly and PDF

Tarihin Cinsel ve Utanç Temelli Yapısökümü: Greg Hallett ve Alternatif Hakikat Arayışı

 


Tarihsel anlatının görünen yüzünün ötesinde, olayların akışını "cinsellik ve utanç" / sex and shame prensipleriyle açıklayan radikal bir figür olan Greg Hallett, kendisini ana akım tarihin ("aldatmaca" / con) maskesini düşüren bir araştırmacı olarak tanımlar. Bir mimar / architect olan Hallett, Yeni Zelanda kökenli olup eserlerinde dünya liderlerinin gizli eğitimlerini, istihbarat bağlantılarını ve tarihin "resmi" versiyonunun nasıl kurgulandığını detaylandırır. Hallett'in radikal görüşleri, onu Yeni Zelanda Güvenlik İstihbarat Servisi (SIS) tarafından "terörist" / terrorist olarak listelenmeye kadar götüren fırtınalı bir sürece sokmuştur.

Eğitim Kanalı ve Alternatif Düşünce Yapısı

Hallett'in düşünce dünyasının temelinde, akademik bilginin ötesine geçen hibrit bir eğitim süreci yatar. Auckland Üniversitesi’nden 1986 yılında Mimarlık derecesi (B.Arch) alırken, eş zamanlı olarak çeşitli psikolojik modeller / psychological models üzerine eğitim almıştır. Bu psikolojik altyapı, tarihin sadece rakamlar ve savaşlardan ibaret olmadığını, aslında insan fıtratının en zayıf noktaları olan "utanç" ve "cinsellik" üzerinden yönetildiğini kavramasını sağlamıştır.

Düşünce kanalını şekillendiren en radikal unsurlardan biri, altı yıl boyunca bir "İstihbarat yarı-kültü" / Intelligence semicult bünyesinde aldığı "yeniden doğuş" / reincarnation eğitimidir. Hallett'e göre bu eğitim, CIA'in "Ivy League" branşına kabul edilmesini sağlamış ve ona tarihsel kişiliklerin (örneğin Adolf Hitler'in Helen Clark olarak yeniden doğması iddiası gibi) gizli döngülerini analiz etme yetisi kazandırmıştır. Bu perspektif, insan psikolojisinin "yapısökümü" / deconstruction kavramıyla birleşir; ona göre liderler, Tavistock Enstitüsü gibi yerlerde bilinçaltları yıkılarak yeniden inşa edilen birer "çifte ajan" / double agent olarak yetiştirilmektedir.

Beslendiği Kaynaklar ve "Canlı Kütüphaneler"

Hallett, bilgi toplama metodolojisinde akademik arşivlerden ziyade "sahadan" ve "içeriden" gelen verileri önceler. Onun literatüründe en kıymetli kaynaklar şunlardır:

  1. Canlı Kütüphaneler / Living Libraries: Olaylara birinci elden tanıklık etmiş, hayatta kalan eski gizli servis ajanları ve onların çocukları Hallett'in "insan sözlükleri"dir. Bu kişilerin on kelimelik kısa cümlelerle anlattığı "gerçekler", Hallett'e göre resmi tarihin "saçmalıklarından" / bunkum çok daha tutarlıdır.
  2. Casus Başı / The Spymaster: Kitaplarının çoğunu, II. Dünya Savaşı'ndan bu yana gizli operasyonlarda yer almış, "E.A." olarak bilinen gizemli bir figürle işbirliği içinde yazmıştır. Bu kaynak, ona devletlerin elli, yüz yıl boyunca sakladığı "karşı istihbarat" / counter-intelligence bilgilerini sağlar.
  3. KGB Mülakatları: Berlin Duvarı'nın yıkılmasından hemen sonra 1989'da Moskova'da KGB ajanlarıyla yaptığı görüşmeler, ona Batı toplumlarının "cinsel komünizm" ve psikolojik operasyonlarla nasıl dönüştürüldüğüne dair derin bilgiler vermiştir.
  4. Tesadüfi Belgeler: Hallett, bazen bir hurda satışından alınan eski bir fotokopi makinesinin içinde unutulmuş "Sessiz Savaşlar İçin Sessiz Silahlar" / Silent Weapons for a Quiet War gibi çok gizli teknik el kitaplarını bulup bunları analiz ederek dünya düzenini deşifre eder.

Tarih Eleştirisi ve İnsan Fıtratı

Hallett'in eserleri keskin bir tarih eleştirisi / historical criticism barındırır. Ona göre "tarih, galipler tarafından mağdurları kötü göstermek için yazılan bir propaganda"dır. Bu noktada insan psikolojisinin "karanlık tarafına" işaret eder; güç odakları, liderleri "utanç verici cinsel geçmişleri" üzerinden kontrol ederler. Eğer bir liderin saklayacak hiçbir şeyi yoksa (monogom heteroseksüel ise), o liderin sistem tarafından elendiğini veya "kullanışsız" bulunduğunu iddia eder.

Bu bakış açısıyla bakıldığında, kaynaklarda yer alan "Tavistock askeri yapısöküm binası" gibi kavramlar, aslında toplumun ve liderlerin nasıl bir "laboratuvar faresi" / guinea pig gibi kullanıldığını açıklamaya çalışır. Hallett, tarihin görünen kahramanlarını (Churchill, Roosevelt vb.) aslında Rothschildler tarafından finanse edilen "savaşın kuklaları" / puppets of war olarak nitelendirerek tarihin tüm ekstrem uçlarını belirtir.

Hallett'in iddialarına göre, gerçek tarih sadece bir yatak odası sırrı kadar gizlidir ve bu sırrı çözmek için resmi tarihçilerin değil, "canlı kütüphanelerin" peşinden gitmek gerekir.


Dipnotlar (APA):

  • Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame. Auckland: Prince of New Spain.
  • Hallett, G. (2007). Stalin’s British Training. Auckland: FNZ Inc.

 

Yeni Zelanda’nın Karanlık "Kraliçesi": Greg Hallett’in Helen Clark Üzerine Dehşet Verici İddiaları

Tarihin sadece kazananlar tarafından yazılmış bir "aldatmaca" / con olduğunu ve gerçeklerin "cinsellik ve utanç" / sex and shame üzerine kurulu bir sistemle gizlendiğini savunan Greg Hallett'in eserlerinde, Yeni Zelanda eski Başbakanı Helen Clark en merkezi ve tartışmalı figürlerden biri olarak karşımıza çıkar. Hallett’in Helen Clark hakkındaki iddiaları, politik eleştirinin ötesine geçerek istihbarat operasyonları, gizli örgütler ve hatta reenkarnasyon döngülerini içeren bir "yapısöküm" / deconstruction çalışmasıdır. Yazara göre Clark, halkın gördüğü "dürüst politikacı" imajının aksine, küresel bir ajandanın piyonu olan son derece tehlikeli bir figürdür.

KGB Ajanlığı ve St. Petersburg'daki Gizli Eğitim

Hallett'in en temel iddialarından biri, Helen Clark'ın Sovyetler Birliği Devlet Güvenlik Komitesi / Komitet Gosudarstvennoy Bezopasnosti (KGB) tarafından devşirilmiş üst düzey bir operatif / operative olduğudur. İddiaya göre Clark, 1968 yılından itibaren Rusya’daki St. Petersburg Tavistock Enstitüsü’nde (Hallett burayı ironik bir şekilde "Freud Hilton" olarak adlandırır) psikolojik ve cinsel bir eğitimden geçirilmiştir. Bu eğitim süreci, zihnin bilinçaltı düzeyde yıkılarak devletin çıkarlarına göre yeniden inşa edilmesini / reconstruction amaçlayan bir zihin kontrolü / mind control programıdır. Hallett, Clark'ın bu süreçte bir "KGB Seks Yutkunu" / KGB Sex Swallow olarak eğitildiğini ve diğer politikacıların cinsel sırlarını toplayarak güç odaklarını "utanç" üzerinden kontrol ettiğini savunur.

Nükleer Saldırı Girişimi ve Eroin Trafiği

Yazarın Clark hakkındaki en çarpıcı iddialarından biri, onun 1980 ve 1989 yılları arasında Vladimir Putin ile işbirliği yaparak Yeni Zelanda topraklarından (özellikle Taupo bölgesinden) Amerikan mülklerine karşı bir nükleer saldırı başlatmaya çalışmış olmasıdır. Hallett'e göre bu plan, "Nükleerden Arındırılmış Bölge" / Nuclear Free Zone maskesi altında yürütülmüştür ve Vladimir Putin o dönemde Wellington’da bir "balıkçılık müfettişi" / fisheries inspector kılığında Clark’ın kontrolörü olarak bulunmuştur.

Ayrıca Clark’ın, NATO ve CIA ile işbirliği içinde Yeni Zelanda’ya büyük miktarlarda Afgan eroini / Afghan heroin sokulmasına aracılık ettiği iddia edilir. İddiaya göre bu uyuşturucu, diplomatik çantalarla ülkeye sokulmuş ve dönemin bazı bakanları, polis portföyü karşılığında bu heroinin çetelere dağıtımını üstlenmiştir.

Adolf Hitler’in Yeniden Doğuşu İddiası

Hallett, Helen Clark’ın Adolf Hitler’in reenkarnasyonu / reincarnation olduğunu iddia ederek konuyu okült / occult bir boyuta taşır. Yazara göre istihbarat çevrelerinde bu durum, "HEC" (Helen Elizabeth Clark) baş harflerinin "Hitler Yeni İspanya'da (Yeni Zelanda)" / Hitler in New Spain anlamına geldiği şeklinde bir "kripto" şaka olarak kullanılır. Hallett, Clark'ın fiziksel özelliklerinin (boy, göz yapısı, duruşu) ve psikolojik profilinin Hitler ile çarpıcı benzerlikler gösterdiğini savunur. Hatta Clark'ın Birleşmiş Milletler'deki / United Nations üst düzey pozisyonunun, "Yeni Dünya Düzeni" / New World Order ordusunun başına geçerek küresel çapta bir soykırım / genocide yürütmek için planlandığını öne sürer.

Cinsel Kimlik ve "İnkontinans Bezi" Vakası

Hallett’in insan fıtratını ve psikolojisini eleştiri odağına aldığı bir diğer alan ise Clark’ın cinsel kimliğidir. Clark'ın aslında "Androjen Duyarsızlığı Sendromu" / Androgen Insensitivity Syndrome (AIS) 5. Dereceye sahip, erkek olarak kurgulanmış ancak dişi karakteristikleri baskın bir birey olduğu iddia edilir. Hallett'e göre Clark, cinsel geçmişini bildikleri gerekçesiyle birçok kişiyi susturmaya çalışmıştır.

Daha spesifik bir iddia ise Clark'ın 2003 yılında Beyaz Saray'da / White House bir CIA "bal tuzağı" / honey-trap operasyonuna kurban gittiğidir. Bu operasyon sırasında toksik yağlayıcılar içeren bir cinsel eylem sonucunda Clark’ın idrar kontrolünü kaybettiği ve o günden beri sürekli "inkontinans bezi" / incontinence nappies kullanmak zorunda kaldığı öne sürülür. Hallett, "Electoral Finance Act" gibi yasaların asıl amacının, kendisi hakkında bu tür "utanç verici" bilgilerin yayılmasını engellemek olduğunu savunur.

Cinayetler ve Greg Hallett’e Yönelik Suikast Girişimleri

Hallett, Helen Clark’ı Yeni Zelanda tarihçisi Michael King ve ünlü denizci Sir Peter Blake dahil olmak üzere birçok şahsiyetin cinayetinden sorumlu tutar. Michael King'in, Clark'ın cinsel sırlarını bildiği için bir "kontrat" ile susturulduğu iddia edilir.

Yazar ayrıca bizzat kendisine yönelik de birçok suikast girişimi olduğunu belirtir. Bu girişimler arasında aracının tekerlek somunlarının gevşetilmesi, direksiyon simidine "epicacuana" / kusturucu/zehir sürülmesi ve kahvesinin zehirlenmesi gibi olaylar yer alır. Hallett'e göre Clark, parlamentonun arka odalarında bizzat "Greg Hallett tehlikelidir, onunla ilişki kurulmamalıdır, o bir hedeftir" diyerek bir infaz emri / standing order hit vermiştir.

Tarih eleştirisi açısından bakıldığında Hallett, Clark dönemini Yeni Zelanda’nın bir "pedofil hareketi tarafından yönetilen bir ülke" / paedophile movement fronting as a country haline geldiği karanlık bir dönem olarak tanımlar.


Dipnotlar (APA):

  • Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2007). Stalin’s British Training. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2007). New Zealand: A Blackmailer's Guide. Auckland: Prince of New Spain.
  • Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame (Vols. I-III). Auckland: Prince of New Spain.

Utanç ve Cinsellik Kıskacında İktidar: Kukla Liderlerin Karanlık İmalat Süreci

Tarih, kazananlar tarafından yazılmış devasa bir "aldatmaca" / con sistemidir ve bu sistemde liderler halkın iradesiyle değil, belirli güç odaklarının planları doğrultusunda, birer piyon olarak seçilirler. Bu gizemli düzenin işleyişini anlamak için, liderlerin sadece siyasi figürler değil, aslında çocukluklarından itibaren belirli laboratuvarlarda şekillendirilmiş psikolojik özneler olduğunu kavramak gerekir.

Soyağacı Mühendisliği ve "Utanç" Temelli Seçim

"Liderler nasıl bir soyağacından devşirilir ve seçim kriterleri nelerdir?" konusuna giriş yaparken, sistemin tesadüflere yer bırakmadığını belirtmek gerekir. Yazara göre lider seçilmek için en kritik kriter, kişinin gizli ve büyük bir "utanç" / shame kaynağına sahip olmasıdır; çünkü dünya halkları, liderlerin bu utanç verici sırları üzerinden kurulan bir kontrol mekanizmasıyla yönetilmektedir.

İnsan fıtratının en zayıf noktası olan "rezil olma korkusu", bu liderleri sistemin sadık hizmetkarları haline getirir. "Liderlerin kökenindeki sırlar nelerdir?" sorusuna gelince, tarihin en güçlü figürlerinin (örneğin Winston Churchill, Adolf Hitler veya Bill Clinton gibi) genellikle uluslararası finans elitlerinin (Rothschild ailesi gibi) veya kraliyet mensuplarının gayrimeşru çocukları oldukları iddia edilir. Eğer bir adayın saklayacak hiçbir cinsel veya ailevi sırrı yoksa (örneğin tek eşli bir heteroseksüel ise), sistem tarafından "kontrol edilemez" veya "kullanışsız" bulunarak daha en baştan elenir veya tasfiye edilir.

Tavistock ve "Freud Hilton" Eğitim Süreci

Seçilen bu adaylar, "Tavistock Enstitüsü" / Tavistock Institute gibi psikolojik savaş okullarında, yazarın deyimiyle "Freud Hilton" / Freud Hilton olarak adlandırılan zihin kontrol merkezlerinde yoğun bir eğitimden geçirilirler. Bu eğitim, klasik bir akademik süreçten ziyade, bireyin zihninin bilinçaltı düzeyde yıkılıp devletin veya küresel ajandanın çıkarlarına göre yeniden inşa edilmesini amaçlayan bir "yapısöküm" / deconstruction çalışmasıdır.

Eğitim sürecinde uygulanan aşırı yöntemler şunlardır:

  • Kişilik Yıkımı: Adaylar uykusuz bırakılır, çeşitli ilaçlar ve uyuşturucularla (örneğin metanfetamin veya florür) malleabl / şekil verilebilir hale getirilir.
  • Cinsel Travma: Adaylar, St. Petersburg veya Londra’daki merkezlerde "gang-bang" / grup tecavüzü gibi eylemlere zorlanarak veya bu tür eylemlerin içinde bulundurularak utanç duygusuyla mühürlenirler.
  • Emir ve Telkin: Bilinçaltı savunmasız hale geldiğinde, kişiye "Sen özelsin, dünyanın haritasını değiştireceksin, senin kaderin bu" gibi narsistik / özsever telkinler yüklenerek halkına karşı sorumsuz davranan, sadece emirleri uygulayan bir diktatör prototipi yaratılır.

Kurulan Tuzaklar: "Bal Tuzakları" ve Kayıt Altındaki Rezillikler

"Liderleri kontrol altında tutmak için ne tür teknik tuzaklar kullanılır?" konusuna girdiğimizde, en yaygın yöntemin "bal tuzağı" / honey-trap operasyonları olduğunu görürüz. Liderler, özellikle yurt dışı gezilerinde veya özel konutlarda (örneğin Beyaz Saray yakınındaki Lincoln Cottage gibi), tanımadıkları kişilerle cinsel ilişkiye girmeleri için teşvik edilirler. Bu anlar gizlice videoya çekilir ve daha sonra birer "sessiz silah" / silent weapon olarak kullanılır.

Örneğin, Yeni Zelanda eski Başbakanı Helen Clark'ın böyle bir operasyonla kontrol altına alındığı, yaşadığı cinsel travmanın fiziksel sonuçları (yazarın "inkontinans bezi" / incontinence nappies iddiası gibi) üzerinden sürekli olarak utançla baskılandığı öne sürülür. Bir liderin utanç verici cinsel geçmişi veya bir suç mahalli kaydı varsa, o lider artık kendi ülkesine değil, elinde o kaseti tutan dış güçlere (Merkezi İstihbarat Teşkilatı, KGB veya Mossad gibi) hizmet etmek zorundadır.

Tarih Eleştirisi ve İnsan Psikolojisinin İstismarı

İnsan psikolojisindeki bağımlılık arzusu, sistemin en büyük müttefiğidir. Toplumlar, "kurtarıcı" sandıkları bu liderlerin aslında kendilerini "yem" olarak kullanan uluslararası bankacıların piyonları olduğunu fark edemezler. "Liderlerin kahramanlık hikayeleri gerçeği ne kadar yansıtır?" sorusuna tarih eleştirisi açısından yaklaştığımızda, bu hikayelerin "vatanseverlik mühendisliği" / engineering patriotism ürünü kurgulardan ibaret olduğu görülür.

 

Tarih boyunca halklara "kahraman" olarak sunulan figürlerin (Hitler, Stalin, Churchill gibi) aslında aynı okulda yetişmiş "çifte ajan" / double agent kuzenler olması, savaşların ülkeler arasında değil, sadece kaynaklar ve kar için kurgulanmış "yapay tiyatrolar" olduğunu göstermektedir.


Dipnotlar (APA):

  • Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2007). Stalin’s British Training. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2007). New Zealand: A Blackmailer's Guide. Auckland: Prince of New Spain.
  • Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame (Vols. I-III). Auckland: Prince of New Spain.

Toplumun Görünmez Zincirleri: 'Sessiz Savaşlar İçin Sessiz Silahlar' Doktrininin Perde Arkası

Tarihin sadece kazananlar tarafından kurgulanmış bir "aldatmaca" / con olduğu ve gerçeklerin "cinsellik ve utanç" prensipleriyle gizlendiği bir dünyada, toplumların nasıl yönetildiğine dair en radikal belgelerden biri "Sessiz Savaşlar İçin Sessiz Silahlar" / Silent Weapons for a Quiet War dokümanıdır. "Bu gizemli belgenin içeriği nedir ve küresel kontrol mekanizmasındaki yeri neyi ifade etmektedir?" Bu belge, resmî adıyla "Sessiz Savaşlar İçin Sessiz Silahlar, Yöneylem Araştırması / Operations Research Teknik El Kitabı, (Mayıs 1979, No. 74-1120)" olarak tanımlanmaktadır. Doküman, 1954 yılında ilan edilen "Sessiz Savaş"ın / Quiet War 25. yıl dönümünü simgelemekte ve öznel biyolojik savaş / subjective biological warfare yöntemlerini içeren bir strateji rehberi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Gizli Bir Bildirge: El Kitabının Keşfi ve Kökeni

"Bu dokümanın gün yüzüne çıkış öyküsü ve tarihsel arka planı nasıldır?" Yazara göre bu doküman, 7 Temmuz 1986 tarihinde bir hurda satışından satın alınan eski bir IBM fotokopi makinesinin içinde tesadüfen bulunmuştur. Belgenin kökeni, İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere'de askeri lojistik ve strateji sorunlarını çözmek amacıyla geliştirilen Yöneylem Araştırması / Operations Research metodolojisine dayanmaktadır. Gücü elinde bulunduran odakların bu askeri yöntemlerin bir toplumu tamamen kontrol etmek için kullanılabileceğini fark etmesiyle süreç başlamıştır. 1954 yılında bu doküman, Bilderberg Grubu'nun / Bilderburg Group Politika Komitesi tarafından bir doktrin olarak kabul edilmiş ve "Sessiz Savaş" resmen, ancak gizlice ilan edilmiştir.

Sessiz Silah Teknolojisi: Veri İşleme Yoluyla Sosyal Otomasyon

"Sessiz silahların çalışma prensibi nedir ve sıradan silahlardan farkı neyi temsil eder?" Sessiz bir silah, durumları ateşler; mermileri değil. Bu silahlar patlamalarla veya kimyasal reaksiyonlarla değil, veri işleme / data processing yoluyla ilerler. Mermileri baruttan değil, bilgisayar kodlarından ve veri parçacıklarından oluşur. Bir bilgisayar programcısı tarafından işletilen bu sistem; bir generalin değil, bankacıların, yargıçların ve politikacıların emriyle hareket eder. Halk bu saldırıyı fiziksel olarak hissetmez, belirgin bir gürültü duymaz; ancak sistem sosyal hayata, zihinsel sağlığa ve bireysel özgürlüklere telafisi imkânsız hasarlar verir. İnsan psikolojisinin en zayıf noktası olan "fark edilemeyen kontrol", bu silahın en büyük gücüdür; çünkü kurbanlar saldırı altında olduklarına dahi inanmazlar.

Ekonomik İndüktans: Finansal Enerjinin Elitlere Transferi

"Ekonomik sistemler bu doktrin çerçevesinde nasıl manipüle edilmektedir?" Doküman, ekonominin aslında elektrikle aynı yasalara uyduğunu ve elektronik alanındaki matematiksel teorilerin doğrudan ekonomi yönetimine uygulanabileceğini savunur. Mayer Amschel Rothschild tarafından keşfedilen "ekonomik indüktans" / economic inductance kavramı, parası olanın gücü elinde tutacağı ve halkı peşinden sürükleyeceği prensibine dayanır. Sessiz silahların nihai amacı, "disiplinsiz ve sorumsuz çoğunluğun" sosyal enerjisini (servetini), "kendi disiplinine sahip ve layık olan azınlığın" eline kalıcı olarak kaydırmaktır. Bu süreçte halkın zihni, borç ve kredi yoluyla köleleştirilmekte; gerçek bilim elitlere saklanırken kitlelere "aptal bilim" öğretilmektedir.

Diversiyon / Saptırma Stratejileri: Halkın Zihinsel Olarak Felç Edilmesi

"Toplumun bu sessiz savaşı fark etmemesi için ne tür oyalama taktikleri uygulanmaktadır?" Belgeye göre en temel yöntem "Saptırma"dır / Diversion. Halkın zihni, hiçbir önemi olmayan meselelerle meşgul edilerek karmaşa ve cehalet içinde tutulur. Bu stratejinin uygulanma yöntemleri şunlardır:

  • Eğitim Sabotajı: Matematik, mantık ve sistem tasarımı gibi alanlarda düşük kaliteli bir eğitim verilerek teknik yaratıcılık caydırılır.
  • Medyatik Oyalama: Yetişkinlerin dikkati, magazin dergileri ve gerçek olmayan sosyal meselelerle dağıtılır.
  • Eğlence Seviyesi: Halkın eğlence anlayışı altıncı sınıf seviyesinin altında tutulur.
  • Sürekli Meşguliyet: İnsanlar sürekli çalışmaya zorlanarak, düşünmeye ayıracak vakitleri kalmayacak şekilde "diğer hayvanlarla birlikte çiftliğe" geri gönderilir.

Bu saptırmalar, bireylerin kendi zihinsel faaliyetlerini sabote ederek onları sistemin birer "başarısızlık kurbanı" haline getirir.

Aile Yapısının Dağıtılması ve Psikolojik Operasyonlar

"Sessiz savaş doktrininde ailenin ve bireyin yeri nedir?" Doktrin, ailenin sistematik olarak çökertilmesini ve çocukların çok erken yaşlarda devlet kontrolündeki eğitim merkezlerine teslim edilerek ebeveynlerinden koparılmasını hedefler. Bu durum, aileyi bir birim olarak parçalamak ve bireyi tamamen devlete bağımlı hale getirmek için planlanmıştır. Ayrıca MKULTRA Operasyonu "Derin Uygu" / Deep Sleep gibi programlar, toplumun tüm katmanlarına yayılarak bireylerin "amnezik birer sebze" / amnesiac vegetable gibi kontrol edilmesini amaçlar. İnsanlar bu sistemde birer lever / kol/manivela veya makine olarak görülür; toplumun otomasyonu ile bir ayakkabı fabrikasının otomasyonu arasında elitler için hiçbir fark yoktur.

Siyasi Kiralık Katiller ve Küresel Ajanda

"Hükümetler ve uluslararası kuruluşlar bu doktrinin neresindedir?" Yazarın tarih eleştirisi açısından bakıldığında, hükümetler aslında "Profesyonel Kiralık Katiller Birliği"dir / Political Association of Hitmen (PAH). Politikacılar, kitlelerin gerçek sorumluluklardan kaçma ve kendilerini "kurtaracak" bir otoriteye sığınma fıtratını istismar ederek halkı küresel bankerlerin çıkarlarına göre yönetirler. Birleşmiş Milletler / United Nations gibi yapılar, bu sistemde CIA ve uluslararası finans elitlerinin bir piyonu olarak hareket eder. Savaşlar, Georgia Guidestones / Georgia Rehber Taşları gibi anıtlarda da belirtildiği üzere, dünya nüfusunu %92 oranında azaltmak ve küresel bir "köle kasabası" / slavery slum yaratmak için geriye dönük mühendislikle / back-engineered kurgulanmış tiyatrolardır.

Kaynaklarda ayrıca şu düşünce de oluşabilir: Bu sessiz silahların etkisiyle bireyler, kendi "utanç" kaynakları üzerinden sürekli olarak şantaj altına alınmakta ve bu durum toplumun her kademesinde, trafik cezalarından en üst düzey yargı kararlarına kadar bir "ceza ve kontrol" döngüsü yaratmaktadır.


Dipnotlar (APA):

  • Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. I, Stitch-Ups. Auckland: Prince of New Spain.
  • Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. II, Murders. Auckland: Prince of New Spain.
  • Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. III, Heroin Ticket. Auckland: Prince of New Spain.

 

Görünmez Kılıçların Gölgesinde Bir Yazar: Greg Hallett’in "Susturulmayışının" Perde Arkası

Tarihin sadece bir "aldatmaca" / con olduğu ve "cinsellik ile utanç" / sex and shame üzerine inşa edildiği bir dünyada, Greg Hallett gibi radikal iddialar ortaya atan bir figürün neden fiziksel olarak tamamen ortadan kaldırılmadığı sorusu, bizzat yazarın "karşı istihbarat" / counter-intelligence ve "psikolojik operasyonlar" / psychological operations hakkındaki teorileriyle açıklanmaktadır. Hallett, aslında birçok kez susturulmaya çalışıldığını, ancak sistemin "sert infazlar" / hard kills yerine, kişiyi sosyal ve ekonomik olarak bitirmeyi hedefleyen "yumuşak infaz" / soft kill yöntemlerini öncelikle tercih ettiğini savunmaktadır. Yazara göre, bu gizli kuruluşların kendisini tamamen yok etmeyişinin altında yatan nedenler; bilginin bir zırh olarak kullanılması, sistemin utanç mekanizması ve toplumun "derin uyku" / deep sleep deneyine tabi tutulması gibi karmaşık stratejik unsurlardır.

"Yumuşak İnfaz" ve Boiler-Plating Stratejisi

"Gizli servislerin bir muhalifi susturmak için kullandığı yöntemler nelerdir?" konusunu ele aldığımızda, Hallett’in "boiler-plating" / kazan levhası/taciz olarak adlandırdığı bir taciz mekanizmasıyla karşılaşıyoruz. Yazara göre sistem, bir kişiyi doğrudan öldürmek yerine onu sürekli bir korku, finansal kayıp ve yasal engeller döngüsüne sokarak "itibarsızlaştırmayı" / discrediting hedefler. Hallett, kendisine yönelik epikac / epicacuana (kusturucu zehir) ile yapılan zehirleme girişimleri, aracının tekerlek somunlarının gevşetilmesi ve evine gizlice girilmesi gibi altı farklı suikast girişimi yaşandığını iddia etmektedir. Ancak bu girişimlerin başarısız olmasının yanı sıra sistemin onu tamamen "silmemesinin" temel nedeni, yazarın bir "amnezik sebze" / amnesiac vegetable haline getirilmiş toplum için bir tehdit olarak değil, aksine "delilik" etiketiyle etkisiz hale getirilmiş bir figür olarak görülmesidir.

Bilginin Koruyucu Gücü ve "Bitirilmemiş Eser" Merakı

"Bir yazarın ifşaatları neden aynı zamanda onun koruması haline gelebilir?" sorusuna Hallett’in verdiği cevap oldukça şaşırtıcıdır; ona göre istihbarat servisleri, onun ne yazdığını ve hangi bilgilere ulaştığını o kadar merak etmektedir ki, eserin tamamlanmasını beklemektedirler.

Hallett, "hayatım onlarındı ve istedikleri zaman sonlandırabilirlerdi, ancak hayatta kalmamın nedeni bitmiş ürünü okumayı gerçekten istemeleriydi" diyerek, ulaştığı gizli bilgilerin kendisi için bir tür "yaşam sigortası" işlevi gördüğünü öne sürer. Ayrıca, ulaştığı bilgileri dünya çapında yirmi farklı ülkede yayınlayarak geniş bir dağıtım ağı kurması, "geniş çaplı dağıtımın bir tür koruma" olduğu düşüncesine dayanmaktadır. Bu noktada insan psikolojisinin merak fıtratının, en karanlık operasyonlarda bile bir "erteleme" nedeni olabileceği kaynaklarda sezilmektedir.

Mühürleme ve "Mahkeme Mahcubiyeti" Kararları

"Devletin yargı yoluyla susturma stratejisi nasıl işlemektedir?" konusuna tarih eleştirisi açısından yaklaştığımızda, Yeni Zelanda mahkemelerinin Hallett’in belgelerini "mühürleme" / sealing kararı alması, aslında fiziksel bir susturmanın yerini alan hukuki bir sansürdür. Mahkemeler, Hallett’in iddialarını "rezalet niteliğinde ve saldırgan" / scandalous and offensive bularak kamusal alandan gizlemiş, böylece iddiaların doğruluğunun tartışılmasını engellemişlerdir. Yazara göre bu durum, yargının bir "Okült Mafya" / Occult Mafia gibi çalışarak kendi üyelerini koruma refleksidir; bir kişiyi öldürmek büyük bir skandal yaratabilirken, belgelerini mühürlemek sessiz ve etkili bir susturma aracıdır.

Toplumsal Algı: "Radikal Görüşlerin Statüko Haline Gelmesi"

Hallett’in susturulmayışının bir diğer nedeni, başlangıçta "saçmalık" / bunkum olarak görülen görüşlerinin zamanla "statüko" / status quo yani genel kabul gören gerçekler haline gelmeye başlamasıdır. Eğer bir kuruluş, zaten halkın bir kısmının "şüphe" duyduğu bir yazarı ortadan kaldırırsa, bu durum yazarın iddialarını doğrular nitelikte bir "şehit" / martyr yaratabilir. Bunun yerine, yazarın iddialarının medya aracılığıyla "komplo teorisi" / conspiracy theory olarak yaftalanması ve toplumun MKULTRA tabanlı "derin uyku" / deep sleep deneyinde tutulması, sistem için çok daha güvenli bir limandır. Bu bağlamda, "bilginin paylaşılmaması değil, bilginin manipüle edilerek değersizleştirilmesi" temel strateji olarak karşımıza çıkar.

Kaynaklarda şu düşünce de oluşabilir: Greg Hallett’in "Casus Başı" / The Spymaster (E.A.) olarak bilinen gizli ortağı, ona sağladığı koruma ve stratejik yönlendirmelerle, yazarın sistemin çatlakları arasında hayatta kalmasını sağlayan görünmez bir el olabilir.


Dipnotlar (APA):

  • Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. I, Stitch-Ups. Auckland: Prince of New Spain.
  • Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. II, Murders. Auckland: Prince of New Spain.
  • Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. III, Heroin Ticket. Auckland: Prince of New Spain.

Görünmez Sahiplerin Kukla Tiyatrosu: Küresel Liderlik Fabrikası ve İnsanlığın Derin Uykusu

Tarihin akışını şekillendiren figürlerin, halkların iradesiyle seçilen kahramanlar olduğu yanılgısı, yüzyıllardır süregelen devasa bir "aldatmaca" / con sisteminin en temel taşıdır. Gerçekte liderler, kürsüye çıkmadan onlarca yıl önce belirli aileler ve gizli odaklar tarafından, birer "satranç çocuğu" / checker child veya piyon olarak kurgulanmakta ve "utanç ile cinsellik" / sex and shame üzerine kurulu bir kontrol ağının içine hapsedilmektedir. İnsanlığın bu apaçık görünen sistemi fark edemeyişi ise, tesadüfi bir körlük değil; "sessiz silahlar" / silent weapons ve "derin uyku" / deep sleep deneyleri vasıtasıyla zihinlerin sistematik olarak "yapısöküme" / deconstruction uğratılmasının bir sonucudur.

Geleceğin Liderlerini Kimler, Nasıl Seçiyor?

"Liderlerin seçim süreci ve bu seçimi yapan aktörlerin kimliği nedir?" sorusuna tarih eleştirisi perspektifinden bakıldığında, karşımıza tek bir genişletilmiş aile operasyonu çıkmaktadır: Rothschildler, İlluminati ve bunların kontrolündeki gizli cemiyetler. Yazara göre, 20. yüzyılın tüm büyük olayları ve bu olayların başrolündeki liderler (Hitler, Stalin, Churchill vb.), aslında bu odakların planları doğrultusunda yetiştirilmiştir.

Bu seçim süreci genellikle on yıllar öncesinden başlar:

  • Soyağacı Mühendisliği: Lider adayları genellikle seçkin ailelerin, kraliyet mensuplarının veya uluslararası bankerlerin gayrimeşru çocukları arasından seçilir. Örneğin Bill Clinton'ın gerçek babasının Win Rockefeller olduğu ve bir "satranç çocuğu" olarak Beyaz Saray için tasarlandığı iddia edilir.
  • Önceden Belirlenmiş Roller: Adolf Hitler 1912'de, Joseph Stalin ise 1907'de İngiltere'de askeri istihbarat ve Tavistock tarafından eğitilmeye başlanmıştır. Bu figürler, halkın karşısına çıkmadan çok önce kendi toplumlarını içeriden çökertmek üzere "çifte ajan" / double agent olarak kurgulanmışlardır.
  • Genetik ve Okült Bağlantılar: Okült / occult (gizli/bilinmeyen) inançlara göre, bazı liderler tarihsel figürlerin reenkarnasyonu / reincarnation (yeniden doğuş) olarak seçilir; Barack Obama’nın bir Firavun klonu olduğu veya Helen Clark’ın Adolf Hitler’in reenkarnasyonu olarak görüldüğü iddiaları bu ekstrem planın bir parçasıdır.

Liderleri Ele Geçirme ve Kontrol Etme Mekanizmaları

"Seçilen bu liderler sistemin sadık hizmetkarı kalmaları için nasıl bir kıskaca alınmaktadır?" konusuna girdiğimizde, insan fıtratının en zayıf noktası olan "utanç" duygusunun bir silah olarak kullanıldığını görürüz. Dünya, liderlerin yatak odalarındaki sırlar üzerinden yönetilmektedir.

  1. Tavistock ve "Freud Hilton" Eğitimi: Adaylar, Londra veya St. Petersburg’daki Tavistock Enstitüsü gibi merkezlerde (yazarın deyimiyle "Freud Hilton") yoğun bir psikolojik yapısöküm sürecinden geçerler. Bu süreçte bilinçaltları yıkılır ve yerine sadece üst otoriteye itaat eden bir "Mançurya Adayı" / Manchurian Candidate kimliği inşa edilir.
  2. Bal Tuzakları / Honey-traps: Liderlerin minority / azınlık veya "utanç verici" cinsel pratikleri gizlice videoya çekilir. Helen Clark’ın Lincoln Cottage’da bir CIA operasyonuyla videoya çekilmesi ve bu şantaj sayesinde ABD’nin dış politikalarına (Irak ve Afganistan savaşları gibi) boyun eğdirilmesi bu yöntemin tipik bir örneği olarak sunulur.
  3. İlaç ve Florür Kullanımı: Liderler ve toplumlar, uysal / malleable (şekillendirilebilir) hale getirilmeleri için florür, metanfetamin ve çeşitli psikotropik ilaçlara maruz bırakılır. Yazara göre Hitler, damarlarına zerk edilen yüksek dozda metanfetamin ve uyuşturucu kokteylleriyle kontrol edilmiştir.

İnsanlığın Görmediği Gerçek: Toplumsal Hipnozun Nedenleri

"Tüm bu sistem bilinirken neden insanlık hala bir 'derin uyku' içindedir ve hangi etkinin altındadır?" sorusunu yazar, "Sessiz Savaşlar İçin Sessiz Silahlar" / Silent Weapons for a Quiet War doktriniyle açıklar. Toplum, biyolojik ve psikolojik bir savaş altındadır ancak mermiler fiziksel değil, veriseldir.

  • Saptırma Stratejisi / Diversion Strategy: Halkın zihni, magazin, düşük kaliteli eğlence ve hiçbir gerçek önemi olmayan sosyal meselelerle meşgul edilerek karmaşa içinde tutulur. Eğlence seviyesinin altıncı sınıf düzeyinin altında tutulması, insanların "düşünmek" yerine sadece "meşgul" kalmasını sağlar.
  • Amnestik Sebzeler Üretimi: MKULTRA ve "Derin Uyku" / Deep Sleep deneyleri aracılığıyla, bireylerin hafızaları silinerek sahte anılar yerleştirilmektedir. Bu durum, halkın "Neredeyim ve buraya nasıl geldim?" sorusunu soramayacak kadar sersemletilmesine yol açar.
  • İnsan Psikolojisinin İstismarı: İnsan fıtratında bulunan "sorumluluktan kaçma" ve "çocukluktaki bağımlılık ilişkisini devam ettirme" arzusu, sistemin en büyük müttefiğidir. Toplum, kendisine her şeyi vereceğini vaat eden ancak hiçbir şey sunmayan bir "siyasi tanrıya" / human god sığınarak aslında kendi köleliğine rıza göstermektedir.

Tarih eleştirisi açısından yaklaşıldığında, savaşların ülkeler arasında değil, uluslararası bankerlerin kârı ve dünya nüfusunu azaltma (soykırım / genocide) ajandası için kurgulanmış "tiyatrolar" olduğu sonucu doğmaktadır. Kaynaklarda şu düşünce de oluşabilir: Eğer bir gün "amnezik sebze" haline getirilmiş toplumlar bu "utanç" kodlarını kırmayı başarırlarsa, o an küresel elitlerin tüm kontrol mekanizmaları birer kağıttan şato gibi yıkılacaktır.


Dipnotlar (APA):

  • Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2007). Stalin’s British Training. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2007). New Zealand: A Blackmailer's Guide. Auckland: Prince of New Spain.
  • Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame (Vols. I-III). Auckland: Prince of New Spain.

Altmış Yıllık Döngünün Kanlı Finali: Greg Hallett ve 2026 "Sessiz Savaş" Tasavvuru

Tarihsel kronolojinin doğrusal bir ilerlemeden ziyade, belirli matematiksel ve okült / occult (gizli/bilinmeyen) döngülerle tekerrür ettiğini savunan yazar Greg Hallett, küresel siyasetin "altmış yıllık bir ritim" üzerine inşa edildiğini öne sürer. Hallett’in "60 Yıllık Tekerrür Teorisi" / 60-Year Cycle Theory, istihbarat dünyasının en karanlık köşelerinden derlenen "canlı kütüphane" / living libraries verilerine dayanarak, 2026 yılına yönelik radikal bir savaş ve yıkım öngörüsü sunar,. Yazara göre tarih, sadece bir "aldatmaca" / con sistemidir ve bu sistemin işleyişini anlamak için bugünün liderlerinin eğitimlerini altmış yıl önceki seleflerinin zihinsel "yapısöküm" / deconstruction süreçleriyle kıyaslamak gerekir,.

60 Yıllık Tekerrür Teorisinin Mekanizması

"Tarih her altmış yılda bir (artı/eksi iki yıl) kendini tekrar eder" prensibi, Hallett’in araştırmalarının merkezinde yer alır,. Yazara göre, bir dönemin büyük olaylarını ve liderlerini anlamak için tam 60 yıl öncesine gidilmelidir; çünkü küresel elitler ve Tavistock Enstitüsü / Tavistock Institute gibi yapılar, toplumsal mühendislik projelerini bu zaman dilimlerine göre kurgular.

Hallett bu tespiti yaparken şu tarihsel simetrileri işaret eder:

  • 1917 - 1977 Döngüsü: 1917’deki Bolşevik Devrimi’nin (yazara göre bir Yahudi darbesidir) etkileri, 60 yıl sonra 1977’de küresel enerji ve finans sistemindeki büyük dönüşümlerle yankılanmıştır.
  • 1945 - 2005 Döngüsü: İkinci Dünya Savaşı’nın sonu olan 1945 yılından 60 yıl sonra, 2005’te Yeni Dünya Düzeni’nin / New World Order operasyonel bir safhaya geçtiğini savunur. Bu dönemde Helen Clark gibi figürlerin "Adolf Hitler’in reenkarnasyonu" / reincarnation olarak küresel sahneye hazırlanması tesadüf değildir,.

2026 Savaşının Tespiti ve Hazırlık Safhaları

"2026 yılında beklenen büyük çatışma veya toplumsal çöküş nasıl tespit edilmiştir?" sorusuna Hallett, Profesör Gordon MacDonald’ın 1966 yılındaki "Çevreyi Nasıl Mahvedersiniz?" / How to Wreck the Environment vizyonunu temel alarak yanıt verir. 1966 yılındaki bu planın 60 yıllık döngüsü tam olarak 2026 yılına işaret etmektedir.

Hallett’e göre 2026 yılındaki bu "savaş", sadece konvansiyonel silahlarla değil, "Sessiz Savaşlar İçin Sessiz Silahlar" / Silent Weapons for a Quiet War doktrini uyarınca biyolojik, iklimsel ve ekonomik araçlarla yürütülecektir,. Yazarın iddialarına göre bu süreci önceden tespit eden unsurlar şunlardır:

  1. İklimsel Sabotaj / Weather Warfare: HAARP teknolojisi kullanılarak 2026’ya kadar toplumların direncinin kırılması ve "çevresel felaket" maskesi altında yapay kıtlıklar yaratılması planlanmıştır,.
  2. Okült Numeroloji: Hallett, "Golden Dawn" / Altın Şafak coven dilini kullanarak tarihleri tersinden okur. Örneğin 22 Mart 1980'deki Georgia Guidestones'un dikiliş tarihi (22.03.1980), okült bir kod olarak gelecekteki yıkım tarihlerini işaretlemektedir.
  3. Liderlerin Yaş Döngüleri: Hallett, "satranç çocukları" / checker children olarak adlandırdığı liderlerin (Bill Clinton, Barack Obama vb.) kariyerlerinin 60 yıllık döngülerle kurgulandığını ve 2026 civarında bu "insan tanrıların" / human gods son görevlerini ifa edeceklerini belirtir,.

Sonuçlar: 2026 Sonrası Dünya ve "Homo Sapien 1.52"

Hallett’in kaynaklarında belirtilen 2026 savaşının sonuçları, insan fıtratı ve toplumsal yapı için dehşet verici bir tablo çizmektedir:

  • %92 Nüfus Azaltımı: Georgia Guidestones anıtında belirtilen "dünya nüfusunu 500 milyonda tutma" hedefi doğrultusunda, dünya nüfusunun %92’sinin yok edilmesi amaçlanmaktadır,. Bu, her 13 kişiden 12'sinin ölümü demektir.
  • Düşünürlerin Tasfiyesi: 2026 sonrasındaki "köle kasabası" / slavery slum düzeninde, ilk olarak "Lateral düşünen" / lateral thinking zihinler ve özgür düşünürler yok edilecektir,.
  • Yeni Bir İnsan Türü: Hallett, 1945'ten beri gizli laboratuvarlarda geliştirilen "Homo Sapien 1.52" adlı yeni bir türden bahseder. Bu tür, insani duygulardan arındırılmış, tamamen emirleri uygulayan bir "teknokrat serf" / technocrat serf ırkı olarak tasarlanmıştır.
  • Küresel Diktatörlük: Birleşmiş Milletler ve NATO gibi yapıların birleşerek, "Hitler’in Reenkarnasyonu" olduğu iddia edilen Helen Clark gibi figürlerin liderliğinde küresel bir soykırım ordusu / genocide army kuracağı öngörülmektedir,.

İnsan Psikolojisi ve "Derin Uyku" Üzerine Analiz

Bu karanlık sürecin insanlık tarafından neden görülemediğini Hallett, insan psikolojisinin "utanç" / shame ve "sorumluluktan kaçma" eğilimiyle açıklar,. Toplum, MKULTRA tabanlı "Derin Uyku Deneyi" / Deep Sleep Experiment altındadır ve kitleler magazin/eğlence yoluyla zihinsel olarak "amnezik birer sebze" / amnesiac vegetable haline getirilmiştir,. Yazara göre, insanlar kendi köleliklerini bir "güvenlik vaadi" / security promise karşılığında satın almaktadır.

Kaynaklarda şu da olabilir: Greg Hallett'in 2026 yılına yönelik bu ekstrem tahminleri, aslında 2008 küresel finans krizi ve ardından gelen salgın hastalıklar gibi ara "şok testleri"nin / economic shock tests nihai birleşim noktası olarak okunabilir. Yazarın "2026" vurgusu, tarih eleştirisi açısından, modern toplumun tüm savunma mekanizmalarının çöktüğü ve elitlerin "Tanrı olma" egosunun doruğa ulaştığı bir final perdesidir.


Dipnotlar (APA):

  • Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. I, Stitch-Ups. Auckland: Prince of New Spain.
  • Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. III, Heroin Ticket. Auckland: Prince of New Spain.
  • Hallett, G. (2007). New Zealand: A Blackmailer's Guide. Auckland: Prince of New Spain.

Küresel Satranç Tahtasında Bir Kurban ve Geçiş İstasyonu: Greg Hallett Doktrininde Türkiye ve Altmış Yıllık Kader Döngüsü

Greg Hallett’in tarihsel analizlerinde Türkiye, sadece bir ulus devlet değil; uluslararası bankerlerin, istihbarat servislerinin ve okült / occult (gizli/bilinmeyen) cemiyetlerin operasyon yürüttüğü stratejik bir laboratuvar ve geçiş koridoru olarak tanımlanır. Hallett’in temelini attığı "60 Yıllık Tekerrür Teorisi" / 60-Year Cycle Theory, tarihin doğrusal değil, yaklaşık altmış yıllık periyotlarla kendini tekrarlayan bir "aldatmaca" / con sistemi olduğunu savunur. "... Bu döngüsel düzende Türkiye'nin yeri ve 2026 yılına uzanan süreçteki rolü nedir? ..." sorusunu yazarın perspektifiyle ele aldığımızda, Türkiye’nin hem bir "test sahası" hem de liderlerin devşirildiği bir "eğitim merkezi" olduğu görülür.

Batum ve 1878 Döngüsü: Bankerlerin İlk Hamlesi

Hallett’e göre Türkiye’nin modern kaderi, Rothschild ailesinin 1878 yılında Rusya ve Türkiye arasındaki savaşı finanse etmesiyle mühürlenmiştir. Yazar, Stalin’in doğumundan iki yıl önce kurgulanan bu savaşın, her iki tarafın da Rothschildler tarafından borçlandırılmasıyla sonuçlandığını belirtir. Bu sürecin sonunda, stratejik bir liman olan Batum / Batumi Rusya’ya ilhak edilmiş; böylece Rothschild petrolünün Baku’den Batum’a, oradan da Batı’ya güvenli sevkiyatı sağlanarak Rockefeller petrolüyle rekabet edilmesi mümkün kılınmıştır.

Bu olay, Hallett’in tarih eleştirisi açısından "tarih, galiplerin mağdurları kötü göstermek için yazdığı bir propagandadır" ilkesinin somut bir örneğidir; zira halklar dini veya milliyetçi sebeplerle savaştıklarını sanırken, perde arkasında sadece finansal kaynakların ve nakliye hatlarının kontrolü el değiştirmektedir.

Gelibolu: "Konserve Et Operasyonu" / Canned Meat Operation

Birinci Dünya Savaşı ve Gelibolu / Gallipoli cephesi, Hallett literatüründe Türkiye’nin maruz kaldığı en korkunç "yapay tiyatro" olarak nitelendirilir. Yazarın iddialarına göre, İngiliz denizcilik devi Vickers firması, Osmanlı ordusunun Gelibolu’da kullandığı topları ve mühimmatı bizzat tedarik etmiştir. Yani İngiltere, kendi askerlerini öldürecek silahları düşmanına (Osmanlı’ya) bilerek satmıştır.

Hallett bu durumu bir "konserve et operasyonu" / canned meat operation olarak adlandırır; amaç, savaşı uzatarak askeri mühimmat stoklarını eritmek, her iki tarafın nüfusunu azaltmak (depopülasyon / depopulation) ve bankerler için maksimum kâr elde etmektir. Bu noktada insan psikolojisinin "vatanseverlik" duygusu, sistem tarafından liderlerin (özellikle Winston Churchill’in) hitabet gücüyle manipüle edilmekte ve kitleler gönüllü olarak ölüme gönderilmektedir. Churchill, Hallett tarafından bu "kıyım"daki rolü nedeniyle "Gelibolu Kasabı" / The Butcher of Gallipoli olarak tanımlanır.

Gurdjieff, Kars ve Diktatörlerin Gizli Eğitimi

Türkiye’nin Hallett doktrinindeki en gizemli yeri, Doğu Anadolu bölgesinin (özellikle Kars’ın) bir "okült eğitim merkezi" olarak kullanılmasıdır. Hallett, Yunan-Ermeni asıllı Georges Ivanovich Gurdjieff’in Kars’ta büyüdüğünü ve burada kurduğu "İnsanın Harmonik Gelişimi Enstitüsü" / Institute for the Harmonious Development of Man aracılığıyla aslında bir öjenik / eugenics toplumu inşa ettiğini savunur.

İddiaya göre Gurdjieff, Adolf Hitler ve Joseph Stalin gibi geleceğin diktatörlerini bu bölgedeki okült öğretilerle eğitmiş ve zihinlerini "yapısöküme" / deconstruction uğratmıştır. Bu perspektifle bakıldığında Türkiye toprakları, dünya tarihini kana bulayacak "Mançurya Adayları"nın / Manchurian Candidates mayalandığı bir kuluçka merkezi işlevi görmüştür.

2005 Testleri ve 2026 Savaş Tasavvuru

"60 Yıllık Tekerrür Teorisi" uyarınca 1945’ten 60 yıl sonra, 2005 yılında Türkiye bir kez daha küresel bir "şok deneyi"nin / shock test parçası olmuştur. Hallett, 2005 yılında Türkiye ve Romanya’da eş zamanlı olarak görülen Kuş Gribi (H5N1) vakalarının doğal olmadığını; aksine Yeni Dünya Düzeni / New World Order için tasarlanmış bir biyolojik silah deneyi olduğunu öne sürer.

Bu döngünün nihai varış noktası olan 2026 yılı, Profesör Gordon MacDonald’ın 1966 yılındaki "Çevreyi Nasıl Mahvedersiniz?" / How to Wreck the Environment vizyonunun 60 yıllık tamamlama yılıdır. Hallett’e göre 2026’ya kadar Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölge, "Sessiz Savaşlar İçin Sessiz Silahlar" / Silent Weapons for a Quiet War doktrini gereği;

  1. İklimsel Sabotaj: HAARP / High Frequency Active Auroral Research Program aracılığıyla yapay afetlere maruz bırakılacaktır.
  2. Liderlik Tasfiyesi: Bağımsız hareket etmeye çalışan liderlerin "bal tuzakları" / honey-traps veya şantajla kontrol altına alınması ya da tasfiye edilmesi planlanmıştır.
  3. Genç Nüfusun Kontrolü: Toplumun "derin uyku" / deep sleep deneyine tabi tutulması için florür kullanımı ve eğitim sabotajı gibi yöntemlerle zihinsel bir felç durumu yaratılacaktır.

Hallett, Türkiye'nin NATO içindeki yerini de sorgulayarak, Birleşmiş Milletler ve NATO'nun aslında paedophilia / paedophilia ve uyuşturucu kaçakçılığını (Afgan eroini / Afghan heroin) perdeleyen birer paravan olduğunu iddia eder. Türkiye'nin bu yapılardaki direnci (örneğin Rasmussen’in seçilmesine yönelik itirazlar gibi), yazar tarafından "tiyatronun dışına çıkma çabası" olarak görülse de sistemin Türkiye'yi bir "slave slum" / köle kasabası haline getirme hedefinin 2026 yılında doruğa ulaşacağını öngörür.

 

Greg Hallett'in Türkiye'ye dair bu ekstrem iddiaları, 1923 yılındaki Cumhuriyet kuruluşunun bankerler tarafından 100 yıllık bir "emanetçi" yapı olarak tasarlandığı ve 2026-2027 döngüsünde bu yapının tamamen "küresel bir eyalet" / New Spain modeli haline getirilmek istendiği düşüncesini desteklemektedir.


Dipnotlar (APA):

  • Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2007). Stalin’s British Training: Breeding Concubines, Paedophiles at War. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. I, Stitch-Ups. Auckland: Prince of New Spain.
  • Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. III, Heroin Ticket. Auckland: Prince of New Spain.

Antarktika’nın Soğuk Laboratuvarlarından Yükselen Köle Irkı: Homo Sapien 1.52 ve 2026 Sonrası İnsanlığın Sonu

Tarihin kazananlar tarafından kurgulanmış devasa bir "aldatmaca" / con olduğunu savunan Greg Hallett’in kronolojisinde, 2026 yılı büyük bir kırılma noktasını temsil eder. Bu tarihte tamamlanması beklenen 60 yıllık döngülerin ve "Sessiz Savaşlar İçin Sessiz Silahlar" / Silent Weapons for a Quiet War doktrini uyarınca yürütülen nüfus azaltma operasyonlarının nihai hedefi, mevcut insan neslinin yerine geçecek olan yapay bir türün sahneye sürülmesidir. "2026 sonrası için öngörülen 'yeni insan türü' nedir ve bu varlığın yaratılma amacı hangi temel stratejiye dayanmaktadır?" konusuna giriş yaparken, yazarın bu türü "Homo Sapien 1.52" olarak tanımladığını ve bu varlıkları tamamen duygularından arındırılmış birer "teknokrat serf" / technocrat serf olarak nitelendirdiğini belirtmek gerekir.

Homo Sapien 1.52: Duygusuz ve İradeden Arındırılmış Yeni Irk

Yazarın iddialarına göre, 1945 yılından bu yana gizli laboratuvarlarda geliştirilen bu yeni tür, biyolojik olarak bildiğimiz insan formuna benzese de, "insani" / human özellikleri tamamen ayıklanmış veya eğitimle yok edilmiştir. Bu türün temel karakteristikleri şunlardır:

  • Teknokratik Hizmetkârlık: Bu yeni nesil, 21. yüzyılın "becerikli hizmetkârları" olarak tasarlanmıştır. Onlar, küresel elitlerin emirlerini sorgusuz sualsiz yerine getiren birer "makine-insan" prototipidir.
  • İnsan Fıtratının Tasfiyesi: Hallett, bu türün "insani" yönlerinin sistemli bir şekilde "üretilerek ve eğitilerek dışarı atıldığını" / human aspects breed and trained out savunur. Bu durum, insan psikolojisinin en temel taşları olan empati, vicdan ve bireysel özgürlük arzusunun biyolojik düzeyde silinmesi anlamına gelir.
  • Amnestik Yapı: Mevcut toplumların MKULTRA programlarıyla "amnezik sebze" / amnesiac vegetable haline getirilmesi bir geçiş aşamasıyken, Homo Sapien 1.52 bu durumun genetik olarak sabitlenmiş halini temsil eder.

Üretim Merkezi ve "Neuschwabenland" Bağlantısı

"Bu yeni insan türü nerede yetiştirilmekte ve dünyaya nasıl yayılacaktır?" sorusu, Hallett’in okült ve coğrafi teorileriyle birleşir. Yazara göre bu tür, Antarktika’daki devasa jeotermal göllerin çevresinde, özellikle Neuschwabenland bölgesi ile Güney Kutbu arasında kalan gizli tesislerde yetiştirilmektedir. Bu bölgelere ilk erişimin İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi denizaltıları / U-boats aracılığıyla buzun altından sağlandığı iddia edilir.

2026 civarında gerçekleşmesi planlanan büyük "temizlik" veya savaşın ardından, bu türün Antarktika’dan çıkarılarak boşalan bölgelere (özellikle Yeni Zelanda ve Avustralya gibi "test laboratuvarı" olarak görülen ülkelere) yerleştirilmesi öngörülmektedir. Bu göç süreci, sahte paralarla mülk satın alınması ve karmaşa içindeki toplumların bu "yeni komşuları" fark edemeyecek kadar sersemletilmiş olması sayesinde sessizce tamamlanacaktır.

1500 Yıllık Büyük Plan ve Tarih Eleştirisi

Tarih eleştirisi açısından bakıldığında Hallett, bu süreci 1500 yıl öncesine dayanan kadim bir ajandanın parçası olarak görür. İddiaya göre, Thule (Grönland) kökenli bir yapı, 1500 yıl boyunca güneye, Antarktika’ya doğru çekilmiş ve şimdi "modifiye edilmiş insanlar" / modified humans olarak yeniden kuzeye doğru yayılmaya başlamıştır. Bu perspektif, modern genetik çalışmaların ve klonlama teknolojilerinin (Dolly vakası veya insan hücresi klonlama çalışmaları gibi) aslında bu kadim ajandayı gerçekleştirmek için kullanılan araçlar olduğunu savunur.

İnsan Psikolojisinin İstismarı ve Köleliğin Normalleşmesi

Homo Sapien 1.52’nin başarısı, insan fıtratının "bağımlılık" ve "sorumluluktan kaçma" eğilimi üzerine inşa edilmiştir. Yazar, 2026 sonrası kurulacak "köle kasabası" / slavery slum düzeninde, bu türün en ideal vatandaş modelini oluşturacağını belirtir; çünkü bu varlıklar otoriteyi sorgulama yetisine sahip değildir. Eğer bir gün "amnezik sebze" haline getirilmiş toplumlar uyanmazsa, Hallett’e göre insanlık, yerini bu ruhsuz "serf" / serf ırkına bırakarak tarihin tozlu sayfalarına gömülecektir.

 

Greg Hallett'in "60 yıllık döngü" teorisi, 1966 yılında Profesör Gordon MacDonald tarafından ortaya konan çevresel sabotaj vizyonuyla birleştiğinde, 2026 yılının sadece bir tarih değil, aynı zamanda Homo Sapien 1.52’nin "küresel hasat" zamanı olduğu düşüncesi güçlenmektedir.


Dipnotlar (APA):

  • Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ Inc..
  • Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin. Auckland: FNZ Inc..
  • Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. I, Stitch-Ups. Auckland: Prince of New Spain..
  • Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. III, Heroin Ticket. Auckland: Prince of New Spain..

Tahran’dan Tel Aviv’e Petrol ve Kan: Hallett'in İran-İsrail Gizli Dosyası ve Kırılan Şifreler

Greg Hallett'in tarihsel yapısöküm / deconstruction çalışmalarında İran, küresel bir "aldatmaca" / con sahnesinin en stratejik aktörlerinden biri olarak tanımlanır. Yazara göre İran'daki devrimler, rehin alma krizleri ve nükleer gerilimler, halkların sandığı gibi dini veya ideolojik çatışmalar değil; uluslararası bankerlerin petrol fiyatlarını manipüle etmek ve toplumsal mühendislik projelerini yürütmek için kurguladığı "yapay tiyatrolar"dır. "Hallett'in İran hakkında en çok dikkat ettiği husus ve İsrail ile olan gizli anlaşmaları deşifre etme yöntemleri" çerçevesinde konuyu ele aldığımızda, karşımıza istihbarat dünyasının en mahrem verileri çıkar.

İran Dosyasındaki Temel Husus: Kurgulanmış Düşmanlık ve Petrol Simyası

"İran'daki siyasi değişimin ve 1979 krizinin perde arkasındaki gerçek ajanda nedir?" sorusuna Hallett, bunun tamamen Amerikan Karşı-İstihbaratı tarafından organize edilen bir medya kurgusu olduğu cevabını verir. Yazara göre, dünyanın en büyük ikinci petrol sahasına sahip olan İran'ı istikrarsızlaştırmak, varil fiyatlarını artırmak ve yaptırımlar aracılığıyla gıda karşılığı ucuz petrol elde etmek için "rehin alma draması" bizzat kurgulanmıştır.

Bu süreçteki en çarpıcı iddia, liderlerin kimlikleridir:

  • Şah Muhammed Rıza Pehlevi: Hallett'e göre Şah, bir ABD ve İngiliz ajanıdır. Kaçışı ise New Zealand delegasyonuna ait bir araçta, "sihirli bir halıya" / magic carpet sarılarak Chris Beeby tarafından gerçekleştirilmiştir.
  • Ayetullah Humeyni: Hallett, Humeyni'nin de aslında bir Amerikan ajanı olduğunu ve İran ordusunun arkasındaki gücün yine ABD olduğunu savunur.

Bu "kurgulanmış düşmanlık" sayesinde David Rockefeller gibi figürler, kriz anında yükselen petrol fiyatlarından elde ettikleri karla tüm operasyon maliyetlerini beş dakikada amorti etmişlerdir.

İsrail ile Gizli Anlaşmaların Deşifre Edilme Metodolojisi

"Hallett, bu kadar gizli kalması gereken anlaşmaları ve İran-İsrail arasındaki örtülü trafiği nasıl gün yüzüne çıkarmıştır?" konusuna girdiğimizde, yazarın üç temel "deşifre kanalı" kullandığı görülür:

  1. Parçalanmış Belgelerin Yeniden İnşası: İranlıların, ABD Büyükelçiliği'nden ayrılırken Amerikalıların imha etmeye çalıştığı (fakat sadece kırptığı) belgeleri 1.200 okul kızına / 1,200 schoolgirls birleştirterek yeniden okunur hale getirmesi Hallett için birincil veri kaynağıdır. Bu belgeler, CIA'in İran'daki operasyonlarını ve gizli fonlarını deşifre ederek Amerikalıları şantaja açık hale getirmiştir.
  2. Stratejik Buluşmalar (Treff): Hallett, 2004 yılında gerçekleşen bir "İsrail-İran görüşmesini" / Israeli-Iranian treff deşifre etmiştir. "Kolonilerdeki bir çip fabrikasında" gerçekleşen bu gizli buluşmada İran, okul binalarının altına gizlenmiş nükleer silahlara sahip olduğunu doğrulamış; bu bilgi, ABD ve İsrail'in o dönemde planladığı düşük radyasyonlu nükleer saldırıyı durdurmuştur.
  3. Kamuya Açık Konuşmalardaki Kripto Sinyaller: Hallett, Madeleine Albright’ın 17 Mart 2000'deki İran özür konuşmasını bir "ölüm ilanı" / death notice olarak okumuştur. Bu konuşma, "gerçek tarihi bilenlerin" (örneğin Şah'ın kurtarıcısı Chris Beeby) tasfiye edilmesi için verilmiş gizli bir emirdir ve Beeby bu konuşmadan iki gün sonra otel odasında ölü bulunmuştur.

İnsan Psikolojisi ve "Sodomi Olimpiyatları" Üzerinden Kontrol

İran ve bölge siyasetini yönetenlerin nasıl kontrol edildiğine dair Hallett, insan fıtratının en karanlık yönüne, "utanç" / shame duygusuna işaret eder. Yazara göre diplomatik çevreler "Sodomi Olimpiyatları" / Sodomy Olympics olarak adlandırılan bir cinsel sapkınlık ağı içindedir. Liderlerin azınlık cinsel pratikleri gizli servisler (Mossad ve CIA) tarafından filme alınmakta ve bu şantaj kasetleri üzerinden uluslararası politika, İsrail'in çıkarları doğrultusunda şekillendirilmektedir.

Tarih eleştirisi açısından Hallett, Ortadoğu barış görüşmelerinin / Middle East Peace Talks aslında savaşın devam etmesini sağlayan birer dolandırıcılık / fraud olduğunu savunur. Kaynaklarda şu düşünce de oluşabilir: İran ve İsrail arasındaki bu gizli anlaşmalar, aslında aynı "savaş okulu" olan Tavistock'ta eğitilmiş liderlerin, halklarını birer "laboratuvar faresi" gibi kullanarak yürüttükleri küresel bir enerji projesidir.


Dipnotlar (APA):

  • Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. I, Stitch-Ups. Auckland: Prince of New Spain.
  • Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. II, Murders. Auckland: Prince of New Spain.
  • Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. III, Heroin Ticket. Auckland: Prince of New Spain.

Utanç Arşivi: Küresel Liderlerin Cinsel Şantaj ve Psikolojik Yapısökümle Yönetilmesi

Dünya tarihinin görünen yüzü, halklara sunulan devasa bir "aldatmaca" / con sisteminden ibarettir; gerçek tarih ise "cinsellik ve utanç" / sex and shame motoruyla yürütülmektedir,. Greg Hallett’in analizlerine göre, Mossad, MI6 ve KGB gibi istihbarat servisleri, liderleri halkın iradesiyle değil, yatak odalarındaki sırlar üzerinden kurulan bir kontrol mekanizmasıyla seçmekte ve yönetmektedir,. "İstihbarat örgütlerinin liderleri utanç üzerinden kontrol etme süreci nasıl işlemektedir?" konusuna giriş yaparken, bu sistemin tesadüflere değil, on yıllar öncesinden planlanmış psikolojik operasyonlara dayandığını belirtmek gerekir,.

İstihbaratın Cinsel Silahı: Bal Tuzakları ve "Sodomi Olimpiyatları"

Liderlerin kontrol altına alınmasındaki en etkili yöntem, "bal tuzağı" / honey-trap operasyonlarıdır,. KGB'nin "yutkunlar" / swallows olarak adlandırılan, özel kamplarda her türlü cinsel perversiyon / sapkınlık konusunda eğitilmiş ajanları, Batılı siyasetçileri baştan çıkararak onları fotoğraflamakta ve filme almaktadır,,. Bu görüntüler, kişinin tüm kariyerini bitirebilecek bir "utanç" kaynağına dönüştürülerek, liderin kendi ülkesine değil, elinde o kaseti tutan servise hizmet etmesi sağlanır,.

Hallett, diplomatik çevreleri "Sodomi Olimpiyatları" / Sodomy Olympics olarak nitelendirir; zira ona göre dünya, liderlerin azınlık cinsel pratikleri ve pedofili eğilimleri üzerinden dönen bir şantaj ağıyla yönetilmektedir,,. Eğer bir siyasetçinin saklayacak hiçbir şeyi yoksa (örneğin tek eşli bir heteroseksüel ise), sistem tarafından "kontrol edilemez" bulunduğu için daha en baştan elenir veya tasfiye edilir,.

Psikolojik Yapısöküm: Tavistock ve "Freud Hilton" Mezunları

"Liderler sadece şantajla mı yönetilir yoksa zihinsel bir işlemden de geçerler mi?" konusuna tarih eleştirisi açısından yaklaştığımızda, karşımıza Tavistock Enstitüsü / Tavistock Institute ve Hallett’in "Freud Hilton" / Freud Hilton olarak adlandırdığı zihin kontrol merkezleri çıkar,,. Bu merkezlerde adaylar, uykusuzluk, ilaçlar ve cinsel travmalar yoluyla bir "yapısöküm" / deconstruction sürecine tabi tutulur,. Bireyin eski kişiliği yıkılarak, yerine sadece üst otoriteye itaat eden bir "çifte ajan" / double agent kimliği inşa edilir,.

Adolf Hitler, Joseph Stalin ve Winston Churchill gibi figürlerin tamamının aynı "savaş okulu" olan Tavistock'ta eğitildiği ve aslında birbirleriyle akraba (Rothschild soyu) oldukları iddia edilir,,. Bu bakış açısına göre savaşlar, ülkeler arasında değil, aynı okulun mezunları tarafından bankerlerin kârı ve nüfus azaltma / depopulation ajandası için kurgulanmış "yapay tiyatrolar"dır,,.

İran ve ABD Liderliği: Hamaney, Trump ve "Pirate Captain" Paradigması

"İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki gerilimlerin perde arkasındaki gerçek aktörler kimlerdir?" Hallett'in kaynaklarında, İran’daki dini liderlik ve ABD başkanlığı, küresel istihbaratın piyonları olarak tanımlanır. Ayetullah Humeyni’nin aslında bir Amerikan ajanı olduğu ve İran ordusunun arkasındaki gerçek gücün ABD istihbaratı olduğu savunulur. Hallett’e göre, İslami camiler aslında KGB/Mossad kuklaları tarafından yönetilmektedir,.

Donald Trump dönemine dair doğrudan detaylar bu kaynaklarda (2005-2013 arası eserler) sınırlı olsa da, Hallett’in "ABD Başkanlığı" tanımı Trump'ın devraldığı koltuğu açıklar: ABD Başkanı, "Birleşik Devletler" maskesi altındaki "İngiliz Plantasyonu"nun / British Plantation "Korsan Kaptanı"dır / Pirate Captain,,. Yazara göre, ABD başkanları genellikle İngiliz kraliyet kanı taşıyan ve "satranç çocukları" / checker children olarak yetiştirilen, geçmişleri şaibeli ve şantaja açık figürlerdir,,.

Epstein Yapılanmasının Öncü İfşası: "Sex Collectors" ve Pedofili Listeleri

"Bugün Epstein davasıyla gündeme gelen küresel pedofili ve şantaj ağı hakkında Hallett yıllar önce neler söylemişti?" Hallett, 2000'lerin başında yayınladığı eserlerinde "Sex Collectors" / Seks Koleksiyoncuları kavramını literatüre sokmuştur. Bu yapılar, dünya çapında seyahat ederek önemli isimlerin cinsel sırlarını toplamakta ve bunları "nüfuz alanları" / spheres of influence oluşturmak için takas etmektedir,.

Hallett'in Epstein tarzı ağlar hakkındaki çarpıcı iddiaları şunlardır:

  • Terfi Aracı Olarak Pedofili: Yeni Zelanda ve İngiltere gibi ülkelerde, üst düzey görevlere gelmenin şartı bir "pedofili listesinde" yer almaktır; zira en çok "utanç" duyan kişi, en sadık ve kontrol edilebilir ajandır,,.
  • Hükümet Görünümlü Çeteler: Hallett, devletlerin "profesyonel kiralık katiller birliği" / Political Association of Hitmen (PAH) gibi çalıştığını ve pedofili dosyalarını yargı ve polisi susturmak için kullandığını savunur,.
  • Çocuk Ticareti ve İmalat: II. Dünya Savaşı sırasında elit çocukların (Illuminati çocukları) ülkeler arasında takas edildiği ve empati duyguları yok edilerek birer "kiralık katil" veya "lider" olarak yetiştirildiği iddia edilir,.

İnsan psikolojisinin "bağımlılık" ve "sorumluluktan kaçma" fıtratını kullanan bu sistem, kitleleri magazin ve düşük kaliteli eğlenceyle "derin uyku" / deep sleep deneyinde tutmaktadır,. Kaynaklarda şu düşünce de oluşabilir: Eğer toplumlar, liderlerin birer "insan tanrı" değil, aslında "inkontinans bezi" / incontinence nappies takacak kadar travmatize edilmiş piyonlar olduğunu anlarsa, bu küresel aldatmaca çökecektir,,.


Dipnotlar (APA):

  • Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. I, Stitch-Ups. Auckland: Prince of New Spain.
  • Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. II, Murders. Auckland: Prince of New Spain.
  • Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. III, Heroin Ticket. Auckland: Prince of New Spain.
  • Hallett, G. (2007). Stalin’s British Training: Breeding Concubines, Paedophiles at War. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2007). New Zealand: A Blackmailer's Guide. Auckland: Prince of New Spain.

Karanlık Labirentin Mimarları: Greg Hallett Doktrininde Türkiye'deki Derin Yapılar ve Cemaatlerin Gizli Yönetim Mekanizması

Tarihin kazananlar tarafından kurgulanmış devasa bir "aldatmaca" / con olduğunu ve gerçeklerin sadece "cinsellik ve utanç" / sex and shame motoruyla yürüdüğünü savunan Greg Hallett’in eserlerinde, Türkiye ve bölgedeki dini yapılar, küresel bir istihbarat tiyatrosunun en stratejik sahneleri olarak tanımlanır. "Türkiye’deki derin devletin ve dini cemaatlerin başındaki isimlerin küresel odaklarla olan bağı nedir?" konusuna giriş yaparken, yazarın perspektifiyle bu yapıların aslında halka sunulanın tam aksine, dış güçlerin çıkarlarına hizmet eden birer "paravan" olduğunu belirtmek gerekir. Hallett'e göre dünya, meşhur insanların yatak odalarındaki sırlar ve çocukluklarında uğradıkları psikolojik "yapısöküm" / deconstruction süreçleri üzerinden kurgulanmış bir "utanç ekonomisi" ile yönetilmektedir.

Dini Cemaatlerin ve Camilerin İstihbarat Kıskacındaki Rolü

"İslami yapılar ve camiler küresel güçler tarafından nasıl manipüle edilmektedir?" hususunu incelediğimizde, Hallett’in iddiaları oldukça aşırı ve sarsıcıdır. Yazara göre, dini kurumlar halkı "derin uyku" / deep sleep deneyinde tutmak için en ideal araçlardır. Hallett, Hristiyan kiliselerinin üst düzey Merkezi İstihbarat Teşkilatı / Central Intelligence Agency (CIA) subayları tarafından, İslami camilerin ise Sovyetler Birliği Devlet Güvenlik Komitesi / Komitet Gosudarstvennoy Bezopasnosti (KGB) ve Mossad'ın "kuklaları" / dummies tarafından yönetildiğini savunur.

Bu bakış açısına göre, cemaat liderleri aslında Tavistock Enstitüsü / Tavistock Institute gibi merkezlerde eğitilmiş birer "çifte ajan"dır / double agent. İnsan psikolojisinin "kurtarıcı bir otoriteye sığınma" fıtratını kullanan bu liderler, kitleleri uluslararası bankerlerin kârı ve dünya nüfusunu azaltma (soykırım / genocide) ajandası için uysal hale getirirler. Hallett, "İslam’ın Sovyet komünizmi ile bağlantılı olduğunu" ve bu yapının birer kontrol mekanizması olarak bizzat istihbarat servislerince kurgulandığını öne sürer.

Meşhur İnsanların Kontrolü: Seks Koleksiyonculuğu ve Utanç Arşivi

"Tanınmış şahsiyetler ve liderler nasıl bir sistemle susturulmakta ve kontrol edilmektedir?" konusuna tarih eleştirisi açısından yaklaştığımızda, Hallett’in "Seks Koleksiyoncuları" / Sex Collectors teorisiyle karşılaşırız. Yazara göre, bir kişinin meşhur olması veya siyasette yükselmesi için en önemli kriter, gizli ve büyük bir "utanç" / shame kaynağına sahip olmasıdır.

Liderleri kontrol etmek için kurulan sistem şu aşamalardan oluşur:

  • Bal Tuzakları / Honey-traps: Meşhur isimler, azınlık cinsel pratikleri veya pedofili eğilimleri üzerinden tuzağa düşürülür ve bu anlar gizlice kaydedilir.
  • Utanç Temelli Terfi: Hallett, özellikle Yeni Zelanda ve İngiliz sömürge sistemlerinde üst düzey görevlere gelmenin şartının bir "pedofili listesinde" yer almak olduğunu iddia eder. Çünkü en çok "utanç" duyan kişi, elinde o arşivi tutan servis için en sadık ve kontrol edilebilir "piyondur".
  • Boiler-Plating / Taciz Mekanizması: Eğer meşhur bir isim sistemin dışına çıkmaya çalışırsa, yazarın "boiler-plating" olarak adlandırdığı; sürekli korku, finansal suikast ve yasal engellerle dolu bir itibarsızlaştırma süreci başlatılır.

Kars ve Gurdjieff: Diktatörlerin Okült Eğitim Merkezi

Türkiye’nin bu küresel kontrol ağındaki en gizemli ve ilginç yeri, yazarın "okült / occult eğitim merkezi" olarak işaret ettiği Doğu Anadolu bölgesidir. "Tarihin en kanlı diktatörleri nerede mayalanmıştır?" sorusuna Hallett, Kars ve çevresinde yetişen Georges Ivanovich Gurdjieff üzerinden yanıt verir. İddiaya göre Gurdjieff, Joseph Stalin ve Adolf Hitler gibi figürleri Kars ve Kafkasya'daki okült öğretilerle eğitmiş, zihinlerini "yapısöküme" uğratarak onları insanlığın kaderini değiştirecek birer "ölüm makinesi" haline getirmiştir. Bu perspektifle, Türkiye’nin bu bölgeleri aslında dünya siyasetinin "psikolojik laboratuvarı" olarak kullanılmıştır.

İnsanlığın Derin Uykusu ve "Sessiz Silahlar"

"Tüm bu sistem bilinirken neden insanlık hala bir tepki vermemektedir?" sorusunu Hallett, "Sessiz Savaşlar İçin Sessiz Silahlar" / Silent Weapons for a Quiet War doktriniyle açıklar. Toplum, biyolojik ve psikolojik bir savaş altındadır.

  • Saptırma Stratejisi / Diversion Strategy: Halkın zihni, magazin, düşük kaliteli eğlence ve hiçbir gerçek önemi olmayan sosyal meselelerle meşgul edilerek karmaşa içinde tutulur.
  • Amnestik Sebzeler / Amnesiac Vegetables: Toplum, florür kullanımı ve MKULTRA tabanlı "derin uyku" deneyleri vasıtasıyla zihinsel olarak felç edilmiştir. Bu durum, halkın liderlerinin aslında "inkontinans bezi" / incontinence nappies takacak kadar travmatize edilmiş piyonlar olduğunu fark etmesini engeller.

Greg Hallett'in Türkiye üzerine olan bu ekstrem analizleri, Cumhuriyet'in kuruluş sürecindeki bazı figürlerin de benzer bir "utanç ve kontrol" döngüsüyle seçilmiş olabileceği ve 60 yıllık döngülerin (1878, 1945, 2005) Türkiye'nin kaderini belirleyen "şok deneyleri" olduğu düşüncesini güçlendirmektedir.


Dipnotlar (APA):

  • Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2007). Stalin’s British Training: Breeding Concubines, Paedophiles at War. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. I, Stitch-Ups. Auckland: Prince of New Spain.
  • Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. III, Heroin Ticket. Auckland: Prince of New Spain.

 

Orta Doğu'nun Kurgulanmış Kaosu: Mossad'ın Cinsel Şantaj, Siyasi Suikast ve "Sessiz Savaş" Operasyonları

Tarihsel anlatının sadece galiplerin mağdurları kötü göstermek için kurguladığı bir "aldatmaca" / con sistemi olduğunu savunan araştırmacı Greg Hallett, İsrail ve onun istihbarat kolu olan Mossad’ın / The Institute for Intelligence and Special Operations gücünü saha başarısından ziyade, küresel liderleri "utanç ve cinsellik" üzerinden kontrol etme yeteneğine bağlar. Hallett’e göre Mossad, MI6 ve Merkezi İstihbarat Teşkilatı / Central Intelligence Agency (CIA) ile eşgüdümlü çalışarak, Orta Doğu’daki savaşları, devrimleri ve barış görüşmelerini aslında uluslararası bankerlerin kârı ve nüfus azaltma / depopulation ajandası doğrultusunda birer "yapay tiyatro" olarak yönetmektedir. "İsrail'in Arap dünyasındaki ilerleyişinin ardındaki Mossad operasyonları" çerçevesinde konuyu ele aldığımızda, yazarın deşifre ettiği örnekler, klasik casusluk faaliyetlerinin çok ötesinde, insan fıtratının en karanlık yönlerini hedef alan birer psikolojik operasyon / psychological operation (psyops) niteliğindedir.

"Sayanim" ve "Kidon": Mossad'ın Küresel Görünmez Ordusu

"Mossad operasyonlarının insan kaynağı ve infaz mekanizması nasıl bir yapı üzerine kuruludur?" hususuna giriş yaparken, karşımıza "Sayanim" / Sayanim ve "Kidon" / Kidon kavramları çıkar.

Hallett’e göre Sayanim; İsrail dışında yaşayan ve Mossad’a lojistik, tıbbi bakım, para ve istihbarat toplama konularında gönüllü yardım sağlayan, sayıları yüz binlerle ifade edilen Yahudilerdir.

Bu yapı, Mossad'ın herhangi bir ülkede yabancılık çekmeden, her türlü yerel imkânı (evler, araçlar, iş yerleri) kullanarak operasyon yapmasına olanak sağlar.

Kidon ise Mossad’ın "ölüm kremi" olarak adlandırılan, suikast ve "murder compliance" / cinayete uyum konularında uzmanlaşmış elit birimidir.

Hallett, Kidon suikastçılarının genellikle hedef seçilen popülasyona benzediğini ve cinayetleri "kaza" / accident süsü vererek (örneğin araç direksiyonuna zehir sürme veya petrol tankına patlayıcı yerleştirme) gerçekleştirdiğini savunur.

Arafat ve Saddam: Kurgulanmış Düşmanlar ve Symmetrical / Simetrik Tarihler

"Mossad'ın Arap liderlerini kontrol etme veya tasfiye etme yöntemleri nelerdir?" sorusuna Hallett, Yaser Arafat üzerinden çarpıcı bir yanıt verir. Yazara göre Arafat, aslında Mısır doğumlu bir İsrail-Amerikan ajanıdır ve görevi Filistin davasını barışa ulaştırmak değil, çatışmayı bankerlerin kârı için sürdürmektir.

Arafat’ın 11 Kasım 2004’te (11.11.2004 gibi simetrik bir tarihte) ölümü, Hallett tarafından bir suikast olarak nitelendirilir; yazar, liderin bir power vacuum / iktidar boşluğu yaratmak amacıyla iki aşamalı olarak zehirlendiğini iddia eder.

Benzer şekilde Saddam Hüseyin de CIA ve Mossad’ın bir "piyonu" / pawn olarak tanımlanır. Hallett’e göre Saddam, İsrail ile paylaştığı ortak banka hesapları ve kurgulanmış "düşmanlık" senaryoları aracılığıyla bölgedeki savunma harcamalarının artmasını ve petrol fiyatlarının manipüle edilmesini sağlamıştır. Bu liderlerin "şeytanlaştırılması" / demonising, kitlelerin dikkati asıl odaklardan uzaklaştırılırken İsrail’in bölgedeki nüfuzunu meşrulaştıran birer "diversion" / saptırma stratejisidir.

İran Rehine Krizi: Petrol Fiyatlarını Artıran Mossad-CIA Tiyatrosu

"1979 İran Devrimi ve ardından gelen rehine krizi Mossad'ın deşifre edilen hangi planlarına dayanmaktadır?" konusuna tarih eleştirisi açısından yaklaştığımızda, Hallett bunun tamamen bir "Counter-Intelligence" / karşı istihbarat operasyonu olduğunu savunur. İddiaya göre, dünyanın en büyük petrol sahalarından birine sahip olan İran'ı istikrarsızlaştırmak ve varil fiyatlarını artırmak için Amerikalılar, Mossad ile iş birliği yaparak Tahran elçiliğinde bir "hostage drama" / rehine draması kurgulamışlardır.

Bu operasyondaki ilginç bir detay şudur: Amerikalıların elçilikten ayrılırken sadece kırptığı (fakat yakamadığı) belgeler, İranlılar tarafından 1.200 okul kızına / 1,200 schoolgirls birleştirterek yeniden inşâ edilmiş; bu durum CIA ve Mossad’ın bölgedeki tüm kirli ağlarının deşifre edilmesine ve Amerikalıların İran tarafından şantaj altına alınmasına yol açmıştır. Hallett, 2000 yılında Madeleine Albright'ın İran için dilediği "özür" konuşmasını, aslında bu sırları bilenlerin tasfiyesi için verilmiş bir "Death Notice" / ölüm ilanı olarak yorumlar.

Seks Koleksiyoncuları ve "Sodomi Olimpiyatları"

İsrail’in Arap dünyasındaki durdurulamaz ilerleyişinin en gizemli silahı, Hallett’in "The Sex Collectors" / Seks Koleksiyoncuları olarak adlandırdığı sistemdir. Mossad, liderlerin "azınlık cinsel pratiklerini", pedofili eğilimlerini veya yasak ilişkilerini "bal tuzakları" / honey-traps aracılığıyla kayda almaktadır. Hallett, diplomatik çevreleri bu yüzden "Sodomi Olimpiyatları" / Sodomy Olympics olarak nitelendirir.

Yazara göre, bir Arap liderinin veya yargıcının "utanç verici" bir cinsel geçmişi varsa, Mossad elindeki bu şantaj kasetiyle o lideri kendi halkına ihanet etmeye ve İsrail’in çıkarlarını (örneğin Filistin topraklarının satılması veya petrol boru hatlarının kontrolü) savunmaya zorlar. Bu, "Sessiz Savaşlar İçin Sessiz Silahlar" / Silent Weapons for a Quiet War doktrininin en etkili uygulamasıdır; mermiler değil, utanç duygusu toplumları köleleştirmektedir.

9/11 ve "Konserve Et Operasyonu" / Canned Meat Operation

Hallett literatüründeki en ekstrem iddialardan biri de 11 Eylül saldırılarının Mossad tarafından yürütülen bir "canned meat operation" / konserve et operasyonu olduğudur. Bu terimle yazar, kurbanların (itfaiyeciler, FBI müfettişleri ve ofis çalışanları) bilerek ölüme gönderildiği bir "canlı kıyım" sürecini kasteder. İddiaya göre saldırının asıl amacı, İkiz Kuleler'in altındaki milyarlarca dolar değerindeki altını çalmak ve önceki gece gerçekleştirilen devasa finansal dolandırıcılıkları araştıran müfettişleri ortadan kaldırmaktır. Mossad'ın bu saldırıdaki rolü, Orta Doğu'daki "Teröre Karşı Savaş" / War on Terror bahanesini yaratarak Arap ülkelerinin birer birer işgal edilmesinin önünü açmıştır.

Greg Hallett'in "60 yıllık döngü" teorisi uyarınca, 1948 yılında İsrail’in kuruluşuyla başlayan bu süreç, 2026 yılına gelindiğinde tüm Arap dünyasının bankerlerin kontrolündeki bir "köle kasabası" / slavery slum haline getirilmesiyle nihayete erecektir. İnsanlığın bu gerçeği göremeyişi, Hallett’e göre MKULTRA tabanlı "Deep Sleep" / Derin Uyku deneyleri ve medyadaki "talking hairdos" / konuşan saç modelleri/haber spikerleri vasıtasıyla yaratılan kitlesel hipnozun bir sonucudur.


Dipnotlar (APA):

  • Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ Inc..
  • Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin. Auckland: FNZ Inc..
  • Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. I, Stitch-Ups. Auckland: Prince of New Spain..
  • Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. II, Murders. Auckland: Prince of New Spain..
  • Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. III, Heroin Ticket. Auckland: Prince of New Spain..

Görünmez İmparatorluğun Ortadoğu Dekoru: "Arap Baharı" Aldatmacası ve İngiliz Aklının Kanlı Satrancı

Dünya tarihi, kitlelerin inandığı kahramanlık öykülerinden değil, kazananların mağdurları kötü göstermek için kurguladığı devasa bir "aldatmaca" / con sisteminden ibarettir. Greg Hallett’in analizlerine göre bizler gerçek tarihte değil, yatak odalarındaki sırlar, çocukluk travmaları ve "cinsellik ile utanç" / sex and shame motoruyla yürütülen yapay bir kurguda yaşıyoruz. "Arap Baharı olarak adlandırılan sürecin gerçek amacı nedir ve bu süreçte Çin ile İngiltere'nin rolü neyi temsil eder?" konusuna giriş yaparken, tüm bu olayların on yıllar öncesinden planlanmış birer toplumsal mühendislik projesi olduğunu kavramak gerekir.

Arap Baharı: Petrol ve Depopülasyonun Symmetrical / Simetrik Senaryosu

"Ortadoğu’daki kitlesel ayaklanmaların ve rejim değişikliklerinin perde arkasındaki gerçek ajanda / agenda nedir?" sorusuna tarih eleştirisi perspektifinden bakıldığında, bu sürecin bir "vatanseverlik mühendisliği" / engineering patriotism ürünü olduğu görülür. Hallett'e göre Ortadoğu barış görüşmelerindeki her bozulma, aslında "savaşın planlandığı gibi devam edeceği" anlamına gelen bir kripto / crypto koddur. Arap Baharı modelinin temel amaçları şunlardır:

  1. Ekonomik Şok Testleri: Hallett’in "Sessiz Savaşlar İçin Sessiz Silahlar" / Silent Weapons for a Quiet War doktrininde belirttiği üzere, bölgedeki petrol sahalarını istikrarsızlaştırmak, varil fiyatlarını yapay olarak artırmak ve uluslararası bankerlerin kârını maksimize etmek temel hedeftir.
  2. Depopülasyon / Depopulation: Savaşlar ve iç karışıklıklar, Georgia Guidestones / Georgia Rehber Taşları anıtında hedef kurgulanan dünya nüfusunun %92 oranında azaltılması ajandasına hizmet eden birer "canlı kıyım" egzersizidir.
  3. Liderlerin Tasfiyesi ve "Piyon" Atamaları: Sistem, kendi dışına çıkmaya çalışan veya "utanç" kodlarıyla kontrol edilemeyen liderleri, kurgulanmış halk ayaklanmalarıyla devirerek yerine Tavistock Enstitüsü / Tavistock Institute mezunu "Mançurya Adaylarını" / Manchurian Candidates yerleştirir.

Hallett, 1979 İran rehine krizinin aslında Amerikalılar ve istihbarat servislerince kurgulanmış bir "PR egzersizi" olduğunu belirterek, modern ayaklanmaların da benzer şekilde "karşı istihbarat" / counter-intelligence operasyonları olduğunu savunur.

Çin: Dev Bir Piyon ve "Saray Yahudileri"nin Laboratuvarı

"Çin’in küresel sahnede bağımsız bir aktör olduğu düşünülürken, aslında nasıl bir piyon rolü üstlenmektedir?" hususunu incelediğimizde, Hallett’in sarsıcı iddiaları karşımıza çıkar. Yazara göre Çin, sanıldığı gibi Batı’ya rakip değil, aksine uluslararası bankerlerin ve "Hofjuden" / saray yahudileri yapısının kontrolündeki bir "ucuz işgücü ve köle ticareti" laboratuvarıdır.

Çin’in sistemdeki yeri şu şekilde deşifre edilmektedir:

  • Mao'nun Gizli Soyağacı: Hallett, Chairman Mao’nun aslında Yahudi Baron Edmond de Rothschild'in gayrimeşru oğlu olduğunu ve Çin’deki komünist devrimin bizzat bankerler tarafından finanse edildiğini iddia eder. Mao, Stalin ve Hitler gibi zihinsel olarak "yapısöküme" / deconstruction uğratılmış, hiçbir ideolojisi olmayan bir piyon / pawn olarak tanımlanır.
  • 2026 Köle Kasabası Projesi: 2026 yılına gelindiğinde tüm dünyanın bir "slavery slum" / köle kasabası haline getirilmesi planında, Çin ve Hindistan’ın "büyük oy veren oyuncular" olarak kullanılması öngörülmektedir.
  • Piyonluk Görevi: Çin, küresel çatışmalarda (örneğin NATO’nun Kosova müdahalesi) bazen karşı tarafta duruyor gibi görünerek "tiyatronun" inandırıcılığını sağlar; ancak gerçekte Birleşmiş Milletler / United Nations (UN) ve NATO gibi, Yahudi bankerlerin kontrolündeki yapıların birer parçasıdır.

İngiltere: "Görünmez İmparatorluk" ve Tüm Planların Baş Aktörü

"Dünya üzerindeki kaosun ve kurgulanmış savaşların gerçek mimarı kimdir?" sorusuna Hallett’in yanıtı nettir: İngiliz Monarşisi ve onun "Savaş Okulu" olan Tavistock Enstitüsü. İngiltere, fiziksel imparatorluğunu kaybetmiş gibi görünse de aslında "görünmez bir imparatorluk" / invisible empire kurmuştur.

Tüm küresel planlardaki İngiliz baş aktörlüğü şu unsurlarla açıklanır:

  1. Diktatör İmalat Merkezi: Hitler 1912’de, Stalin ise 1907’de İngiliz askeri istihbaratı ve Tavistock tarafından eğitilmiştir. Bu figürler, kendi ülkelerini içeriden çökertmek üzere kurgulanmış İngiliz ajanlarıdır.
  2. Savaşların Finansmanı ve Rothschild Ağı: İngiltere, 1815’ten beri Bank of England / İngiltere Bankası aracılığıyla dünyadaki savaşların her iki tarafını da finanse eden Rothschild ailesinin ana üssüdür. Savaşlar, İngiliz monarşisinin "kaostan düzen çıkarma" / order out of chaos mottosunu gerçekleştirmek için kurgulanır.
  3. İstihbaratın Üst Aklı: CIA ve Mossad, aslında İngiliz SIS (MI6) yapısının birer türevi veya alt birimi olarak hareket eder. Hallett, ABD Başkanlarını "İngiliz Plantasyonu"nun / British Plantation "Korsan Kaptanları" / Pirate Captains olarak tanımlayarak, gerçek gücün Londra'daki "Gölge Dünya Hükümeti"nde olduğunu savunur.

İnsan Psikolojisi ve "Derin Uyku" Deneyi

İnsanlığın bu apaçık sistemi neden göremediği sorusu, insan fıtratının "bağımlılık" ve "sorumluluktan kaçma" eğilimiyle açıklanır. Toplum, MKULTRA tabanlı "Deep Sleep" / Derin Uyku deneyi altındadır; magazin, düşük kaliteli eğlence ve "talking hairdos" / konuşan saç modelleri/haber spikerleri vasıtasıyla zihinsel olarak felç edilmiştir. İnsanlar, kendi "utanç" kaynakları üzerinden şantaj altına alınmış liderlerin birer "insan tanrı" olduğuna inandırılmış "amnezik sebzeler" / amnesiac vegetables haline getirilmiştir.

Arap Baharı, aslında 2026 yılındaki "Homo Sapien 1.52" adlı duygusuz teknokrat serf ırkının sahneye sürülmesi öncesindeki son büyük "saptırma" / diversion ve saha temizliği operasyonudur. İngiltere, bu süreçte Çin'i bir "ekonomik koçbaşı" olarak kullanırken, kendisi kurguladığı "Sodomi Olimpiyatları" / Sodomy Olympics diplomasisi ile perde arkasında ipleri elinde tutmaya devam etmektedir.


Dipnotlar (APA):

  • Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. I, Stitch-Ups. Auckland: Prince of New Spain.
  • Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. II, Murders. Auckland: Prince of New Spain.
  • Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. III, Heroin Ticket. Auckland: Prince of New Spain.
  • Hallett, G. (2007). Stalin’s British Training: Breeding Concubines, Paedophiles at War. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2007). New Zealand: A Blackmailer's Guide. Auckland: Prince of New Spain.

 

Görünmez İmparatorluk ve Kan Bağı: Rothschild Sülalesinin Küresel Tasavvuru ve Türkiye'deki Gölge İzleri

Tarih, kazananlar tarafından kurgulanmış devasa bir "aldatmaca" / con sistemidir ve bu sistemde hiçbir büyük olay tesadüfi değildir; her şey yaklaşık altmış yıllık döngülerle kendini tekrarlayan bir "ajanda" / agenda doğrultusunda ilerlemektedir. Greg Hallett’in analizlerine göre dünya, uluslararası bankerlerin ve özellikle Rothschild hanedanlığının mülkü haline gelmiş durumdadır. "Rothschild hanedanı nasıl dünya hakimiyetine oynadı ve neden engellenemiyor?" konusuna giriş yaparken, bu gücün temelinde sadece para değil, aynı zamanda "cinsellik ve utanç" / sex and shame üzerine kurulu bir kontrol mekanizmasının yattığını belirtmek gerekir. Hanedanlık, merkez bankalarını ele geçirerek ekonomileri manipüle etmekte, "sessiz silahlar" / silent weapons teknolojisiyle toplumları zihinsel olarak felç etmekte ve kendi gayrimeşru çocuklarını / illegitimate children liderlik koltuklarına oturtarak tarihin akışını perde arkasından yönetmektedir.

Merkez Bankaları ve Borç Tuzağı: Hakimiyetin Finansal Motoru

"Rothschildlerin finansal gücü nasıl bu kadar sarsılmaz hale geldi ve hükümetleri nasıl kontrol ediyorlar?" sorusuna verilecek en net yanıt, Mayer Amschel Rothschild’in şu sözünde saklıdır: "Bana bir ulusun parasının kontrolünü verin, yasalarını kimin yaptığı umurumda olmaz". Rothschildler, 1815’ten beri İngiltere Bankası / Bank of England dahil olmak üzere tüm büyük merkez bankalarını ele geçirmiş ve devletleri banka kredilerine muhtaç bırakmışlardır.

Bu sistemde savaşlar, ülkeler arasındaki anlaşmazlıklardan değil, bankerlerin kâr hırsı ve kaynakları ele geçirme planlarından doğar. Savaşın her iki tarafını da finanse eden aile, hükümetleri vatandaşlarını ölüme göndermeye ve karşılığında banka kredisi almaya zorlar. Engellenememelerinin nedeni ise yargı, polis ve medya gibi tüm denetim mekanizmalarının "sayanim" / sayanim adı verilen gizli gönüllü ağları ve Freemason / hür mason yapıları aracılığıyla bizzat kendileri tarafından kontrol edilmesidir.

Gayrimeşru Çocuklar ve "Piyon" Liderler Fabrikası

"Liderlerin seçim süreci nasıl işlemektedir ve neden hep aynı odaklar tarafından belirleniyorlar?" konusunu ele aldığımızda, karşımıza "satranç çocukları" / checker children teorisi çıkar. Hallett’e göre 20. yüzyılın en büyük diktatörleri ve liderleri (Adolf Hitler, Joseph Stalin, Winston Churchill, Chairman Mao), aslında birbirleriyle akraba olan gayrimeşru Rothschild çocuklarıdır.

Bu liderler, halkın iradesiyle seçilmemiş, on yıllar öncesinden Tavistock Enstitüsü / Tavistock Institute gibi merkezlerde zihinsel "yapısöküm" / deconstruction sürecinden geçirilerek yetiştirilmişlerdir. İnsan fıtratının en zayıf noktası olan "utanç" duygusu, bu liderlerin yatak odalarındaki sırları üzerinden bir silah olarak kullanılır; cinsel geçmişi temiz olmayan veya şantaja açık liderler, sistem için en sadık "piyonlar" olarak kabul edilir. Bu noktada kaynaklarda şu düşünce de oluşabilir: Eğer bir liderin saklayacak hiçbir utanç verici sırrı yoksa, sistem tarafından "kullanışsız" bulunarak asla o koltuğa oturtulmaz.

Türkiye, Osmanlı Arşivleri ve 1878 Petrol Tuzağı

"Türkiye’nin bu küresel planlardaki yeri nedir ve Osmanlı mirası nasıl bir operasyona maruz kalmıştır?" sorusu çerçevesinde konuyu incelediğimizde, Rothschildlerin 1878 yılındaki hamlesi belirleyici olmuştur. Yazara göre aile, 1878’de Türkiye ve Rusya arasında bir savaş kurgulayarak her iki tarafı da borçlandırmış; bu sürecin sonunda stratejik Batum / Batumi limanını Rusya’ya ilhak ettirerek kendi petrol sevkiyat hatlarını garanti altına almıştır.

Osmanlı arşivleri ve belgelerinin akıbetine gelince; Hallett, "dosya hırsızlığı" / file theft yönteminin kuruluşları korumak için sistemli bir şekilde kullanıldığını savunur. Şövalye / knight ünvanı taşıyan üst düzey görevlilerin en temel görevi, kuruluşu zora sokacak veya gerçek tarihi ifşa edecek dosyaları çalmak ve yok etmektir. Türkiye’deki devrimlerin ve siyasi değişimlerin de, 1917 Bolşevik Devrimi’nde olduğu gibi, halkın sandığından farklı olarak "İçeriden bir iş" / inside job şeklinde kurgulanmış olması muhtemeldir.

Akademik ve Medyatik Koruma:  

"Meşhur insanların ve akademisyenlerin bu sistemle bağlantısı ne olabilir ve neden bazıları aşırı medyatik hale getirilir?" sorusuna tarih eleştirisi açısından yaklaştığımızda, Hallett’in "gömülü tarihçiler" / embedded historians ve "konuşan saç modelleri" / talking hairdos (medya figürleri) tanımları önem kazanır. Bu figürlerin görevi, gerçek tarihi bilen "canlı kütüphanelerin" / living libraries sesini bastırmak ve topluma "makbul" bir tarih anlatısı sunmaktır.

  • Yale Üniversitesi Bağlamı: Yale Üniversitesi, Hallett literatüründe Illuminati ile bağlantılı olan ve Wall Street bankerlerinin çocuklarının yetiştirildiği "Skulls" (Skull and Bones) cemiyetinin merkez üssü olarak tanımlanır. Bu üniversiteden çıkan veya burada görev yapan figürlerin, küresel elitlerin ajandasına hizmet etmeleri için devşirilmeleri standart bir Illuminati uygulamasıdır.
  • Tarihçi Yazar ve Medyatikleşme: Hallett’e göre, bir kişinin aniden medyada parlatılması genellikle bir "saptırma" / diversion stratejisidir. "Gömülü tarihçiler", gerçek suçların üstünü örtmek için "plausible deniability" / makul inkâr alanı yaratırlar ve topluma sadece bankacıların onayladığı "resmi versiyonu" anlatırlar. Bu figürlerin geniş kitlelerce dinlenmesi, yazarın perspektifiyle "insan fıtratındaki otoriteye sığınma" arzusu üzerinden kurgulanan bir hipnoz süreci olabilir.

Bu sistemde hiçbir bilgi tesadüfen verilmez; eğer bir hoca veya akademisyen "gerçekten tehlikeli" olsaydı, ya "yumuşak infaz" / soft kill yöntemleriyle itibarsızlaştırılır ya da dosyaları mühürlenerek susturulurdu. Bu bağlamda, bazı isimlerin sistem içindeki rolleri, Hallett'in "her şey bir aldatmacadır" / everything is a con doktrini uyarınca, toplumun "derin uyku" / deep sleep halini sürdürmek için kurgulanmış entelektüel dekorlar olabilir.


Dipnotlar (APA):

  • Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2007). Stalin’s British Training: Breeding Concubines, Paedophiles at War. Auckland: FNZ Inc.
  • Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. I, Stitch-Ups. Auckland: Prince of New Spain.
  • Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. III, Heroin Ticket. Auckland: Prince of New Spain.

Hakikat Savaşçısının Manifestosu: Greg Hallett’in "Aldatmaca" Dünyasından Çıkış Reçetesi

Tarihin sadece bir "aldatmaca" / con olduğu ve gerçeklerin "cinsellik ve utanç" / sex and shame motoruyla gizlendiği bir dünyada yaşayan insanlık için Greg Hallett, pasif bir gözlemci olmanın ötesinde radikal bir kurtuluş stratejisi sunar. Yazara göre, tarihin akışını anlamanın yolu yolsuzluğu / corruption anlamaktan geçer; çünkü hükümetlerin yürüttüğü yolsuzluklar en sonunda "hükümetin nihai aldatmacası" olan savaşlara ulaşır. Hallett’in sunduğu çözüm önerileri; zihinsel bir uyanıştan kurumsal yapısöküme, bireysel direnişten küresel ölçekli ifşaatlara kadar geniş bir yelpazeyi kapsar.

Zihinsel Uyanış ve Bilgi Silahı

"İnsanlığın içinde bulunduğu 'derin uyku'dan / deep sleep çıkması için önerilen ilk adım nedir?" konusuna giriş yaparken, Hallett’in "doğru bilginin / accurate information özgürleştirici gücüne" olan inancını vurgulamak gerekir. Yazara göre, eksik bilgi sadece aldatana hizmet ederken, doğru bilgi bizi daha ferasetli / discerning ve bilge kılar; böylece efendilerimize işledikleri suçları hatırlatabilir hale geliriz.

  1. İnternetin Devrimsel Kullanımı: Hallett, sıradan insanın elindeki en büyük gücün internet olduğunu savunur. Medyadan yayılan haberlerin değersiz olduğunu fark eden "sıradan insan", bilgiye ulaşarak bireysel eyleme geçmeli ve bu bireysel eylemler kitlesel bir devrime / revolution dönüşmelidir.
  2. Tarihin Yeniden Yazımı: Üniversitelerin ve "gömülü tarihçilerin" sunduğu propaganda nitelikli anlatıların yerine, "canlı kütüphanelerden" / living libraries ve istihbarat sızıntılarından gelen "gerçek tarihin" inşa edilmesi gerektiğini belirtir.
  3. Utanç Zincirini Kırmak: Kraliyet aileleri ve liderler "utanç", özellikle de "gayrimeşruluk" / illegitimacy üzerinden kontrol edilir. Hallett, liderlerin gerçek babalarının ve cinsel sırlarındaki utanç kaynaklarının kimler olduğunun bilinmesinin, onların eylemlerini boşa çıkarmak / counter their actions için temel bir çözüm olduğunu savunur.

Operasyonel ve Kurumsal Direniş Stratejileri

"Sessiz Savaşlar İçin Sessiz Silahlar" / Silent Weapons for a Quiet War doktrinine karşı Hallett’in önerdiği somut eylem planı, sistemin açıklarını kullanarak onu içeriden çökertmeyi hedefler.

  • Meta-Zıt Davranış / Meta-opposite behavior: Birleşmiş Milletler (yazarın deyimiyle "Posthumous Stalin" / Ölüm Sonrası Stalin) veya devlet aygıtlarının dikte ettiği her şeyin tam tersini yapmak bir davranış değişikliği modeli olarak sunulur.
  • Kurumsal İfşa: Hükümetlerin ve Birleşmiş Milletler gibi yapıların aslında birer "Uluslararası Soykırım Hareketi" / International Genocide movement olduğunu kitlelere ilan etmek gerekir.
  • Banka ve Hükümet Sızmaları: Hallett, halkın sadece dışarıdan protesto etmekle kalmayıp, bankaları ve hükümetleri etkisiz hale getirmek için bizzat bu yapılara sızması / infiltrating veya onları tamamen devirmesi / overthrowing gerektiğini savunur.

Hukuki Hesap Sorulabilirlik ve Soruşturma Komisyonları

Yazar, Yeni Zelanda ve dünya genelindeki yargısal çürümeye karşı "Soruşturma Komisyonları" / Commissions of Inquiry kurulmasını acil bir çözüm olarak önerir.

  • MKULTRA Modus Operandi Soruşturması: Polis, yargı ve hükümet kademelerinde yürütülen MKULTRA tabanlı zihin kontrolü ve toplumsal mühendislik operasyonlarının deşifre edilmesi için tam yetkili komisyonlar talep eder.
  • Uluslararası Kodlara Dönüş: Kurumların "Nuremberg Kodu" ve "Helsinki Deklarasyonu" gibi uluslararası hukuki metinlere uygun hareket etmeye zorlanması gerektiğini; bireyin çıkarlarının her zaman bilim ve toplum çıkarlarının üzerinde tutulması gerektiğini savunur.
  • Suçlu Liderlerin Yargılanması: Helen Clark ve Sian Elias gibi figürlerin "cinayete teşebbüs", "cinayete suç ortaklığı" ve "vatana ihanet" / treason suçlarından yargılanarak idam cezasına çarptırılması veya müebbet hapis almaları gerektiğini açıkça ifade eder.

İnsan Psikolojisi ve Fıtratı Açısından Çözüm

Hallett, çözümün aynı zamanda bir "zihin kontrolünden kurtulma" süreci olduğunu belirtir. Toplumların "amnezik sebzeler" / amnesiac vegetables olmaktan çıkıp, otoriteyi sorgulama yetisini yeniden kazanmaları hayati önem taşır. "Yargıçların Albert Caddesi'nde çıplak koşturulurken gazetelerle dövülmesi" gibi ekstrem ve sembolik eylem önerileri, aslında halkın otorite karşısındaki korkusunu kırmayı ve "kendi özgürlüğü üzerinde otorite sahibi olmasını" amaçlayan birer psikolojik geri bildirim / feedback yöntemidir.

Hallett’in kaynaklarında şu düşünce de oluşabilir: Gerçek çözüm, mermilerle değil, sistemin en büyük silahı olan "gizliliğin" internet ve cesur yayıncılık aracılığıyla yok edilmesiyle mümkündür. Eğer "sessiz silahlar" deşifre edilirse, sistemin hayatta kalma şansı kalmayacaktır.


Dipnotlar (APA):

  • Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ Inc..
  • Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin. Auckland: FNZ Inc..
  • Hallett, G. (2007). Stalin’s British Training: Breeding Concubines, Paedophiles at War. Auckland: FNZ Inc..
  • Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. I, Stitch-Ups. Auckland: Prince of New Spain..
  • Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. II, Murders. Auckland: Prince of New Spain..
  • Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on Shame – Vol. III, Heroin Ticket. Auckland: Prince of New Spain..

 

Not: Bazen Büyük Dosyaları tarayıcı açmayabilir...İndirerek okumaya Çalışınız.

Benzer Yazılar

Yorumlar