Tarihin Cinsel ve Utanç Temelli Yapısökümü: Greg Hallett ve Alternatif Hakikat Arayışı
Tarihsel anlatının görünen yüzünün ötesinde,
olayların akışını "cinsellik ve utanç" / sex and shame
prensipleriyle açıklayan radikal bir figür olan Greg Hallett, kendisini ana
akım tarihin ("aldatmaca" / con) maskesini düşüren bir
araştırmacı olarak tanımlar. Bir mimar / architect olan Hallett, Yeni
Zelanda kökenli olup eserlerinde dünya liderlerinin gizli eğitimlerini,
istihbarat bağlantılarını ve tarihin "resmi" versiyonunun nasıl
kurgulandığını detaylandırır. Hallett'in radikal görüşleri, onu Yeni Zelanda
Güvenlik İstihbarat Servisi (SIS) tarafından "terörist" / terrorist
olarak listelenmeye kadar götüren fırtınalı bir sürece sokmuştur.
Eğitim Kanalı ve Alternatif Düşünce Yapısı
Hallett'in düşünce dünyasının temelinde, akademik
bilginin ötesine geçen hibrit bir eğitim süreci yatar. Auckland
Üniversitesi’nden 1986 yılında Mimarlık derecesi (B.Arch) alırken, eş zamanlı
olarak çeşitli psikolojik modeller / psychological models üzerine eğitim
almıştır. Bu psikolojik altyapı, tarihin sadece rakamlar ve savaşlardan ibaret
olmadığını, aslında insan fıtratının en zayıf noktaları olan "utanç"
ve "cinsellik" üzerinden yönetildiğini kavramasını sağlamıştır.
Düşünce kanalını şekillendiren en radikal
unsurlardan biri, altı yıl boyunca bir "İstihbarat yarı-kültü" / Intelligence
semicult bünyesinde aldığı "yeniden doğuş" / reincarnation
eğitimidir. Hallett'e göre
bu eğitim, CIA'in "Ivy League" branşına kabul edilmesini sağlamış ve
ona tarihsel kişiliklerin (örneğin Adolf Hitler'in Helen Clark olarak yeniden
doğması iddiası gibi) gizli döngülerini analiz etme yetisi kazandırmıştır.
Bu perspektif, insan psikolojisinin "yapısökümü" / deconstruction
kavramıyla birleşir; ona göre liderler, Tavistock Enstitüsü gibi yerlerde
bilinçaltları yıkılarak yeniden inşa edilen birer "çifte ajan" / double
agent olarak yetiştirilmektedir.
Beslendiği Kaynaklar ve "Canlı
Kütüphaneler"
Hallett, bilgi toplama metodolojisinde akademik
arşivlerden ziyade "sahadan" ve "içeriden" gelen verileri
önceler. Onun literatüründe en kıymetli kaynaklar şunlardır:
- Canlı Kütüphaneler / Living Libraries: Olaylara
birinci elden tanıklık etmiş, hayatta kalan eski gizli servis ajanları ve
onların çocukları Hallett'in "insan sözlükleri"dir. Bu kişilerin
on kelimelik kısa cümlelerle anlattığı "gerçekler", Hallett'e
göre resmi tarihin "saçmalıklarından" / bunkum çok daha
tutarlıdır.
- Casus Başı / The Spymaster: Kitaplarının
çoğunu, II. Dünya Savaşı'ndan bu yana gizli operasyonlarda yer almış,
"E.A." olarak bilinen gizemli bir figürle işbirliği içinde
yazmıştır. Bu kaynak, ona devletlerin elli, yüz yıl boyunca sakladığı
"karşı istihbarat" / counter-intelligence bilgilerini
sağlar.
- KGB Mülakatları: Berlin
Duvarı'nın yıkılmasından hemen sonra 1989'da Moskova'da KGB ajanlarıyla
yaptığı görüşmeler, ona Batı toplumlarının "cinsel komünizm" ve
psikolojik operasyonlarla nasıl dönüştürüldüğüne dair derin bilgiler
vermiştir.
- Tesadüfi Belgeler: Hallett,
bazen bir hurda satışından alınan eski bir fotokopi makinesinin içinde
unutulmuş "Sessiz Savaşlar İçin Sessiz Silahlar" / Silent
Weapons for a Quiet War gibi çok gizli teknik el kitaplarını bulup
bunları analiz ederek dünya düzenini deşifre eder.
Tarih Eleştirisi ve İnsan Fıtratı
Hallett'in eserleri keskin bir tarih eleştirisi /
historical criticism barındırır. Ona göre "tarih, galipler
tarafından mağdurları kötü göstermek için yazılan bir propaganda"dır. Bu noktada insan psikolojisinin
"karanlık tarafına" işaret eder; güç odakları, liderleri "utanç
verici cinsel geçmişleri" üzerinden kontrol ederler. Eğer bir liderin saklayacak hiçbir
şeyi yoksa (monogom heteroseksüel ise), o liderin sistem tarafından elendiğini
veya "kullanışsız" bulunduğunu iddia eder.
Bu bakış açısıyla bakıldığında, kaynaklarda yer
alan "Tavistock askeri yapısöküm binası" gibi kavramlar, aslında
toplumun ve liderlerin nasıl bir "laboratuvar faresi" / guinea pig
gibi kullanıldığını açıklamaya çalışır. Hallett, tarihin görünen kahramanlarını
(Churchill, Roosevelt vb.) aslında Rothschildler tarafından finanse edilen
"savaşın kuklaları" / puppets of war olarak nitelendirerek
tarihin tüm ekstrem uçlarını belirtir.
Hallett'in
iddialarına göre, gerçek tarih sadece bir yatak odası sırrı kadar gizlidir ve
bu sırrı çözmek için resmi tarihçilerin değil, "canlı kütüphanelerin"
peşinden gitmek gerekir.
Dipnotlar (APA):
- Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin.
Auckland: FNZ Inc.
- Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ
Inc.
- Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame. Auckland: Prince of New Spain.
- Hallett, G. (2007). Stalin’s British Training. Auckland: FNZ
Inc.
Yeni Zelanda’nın Karanlık "Kraliçesi": Greg
Hallett’in Helen Clark Üzerine Dehşet Verici İddiaları
Tarihin sadece kazananlar tarafından yazılmış bir
"aldatmaca" / con olduğunu ve gerçeklerin "cinsellik ve
utanç" / sex and shame üzerine kurulu bir sistemle gizlendiğini
savunan Greg Hallett'in eserlerinde, Yeni Zelanda eski Başbakanı Helen Clark en
merkezi ve tartışmalı figürlerden biri olarak karşımıza çıkar. Hallett’in Helen
Clark hakkındaki iddiaları, politik eleştirinin ötesine geçerek istihbarat
operasyonları, gizli örgütler ve hatta reenkarnasyon döngülerini içeren bir
"yapısöküm" / deconstruction çalışmasıdır. Yazara göre Clark,
halkın gördüğü "dürüst politikacı" imajının aksine, küresel bir
ajandanın piyonu olan son derece tehlikeli bir figürdür.
KGB Ajanlığı ve St. Petersburg'daki Gizli Eğitim
Hallett'in en temel iddialarından biri, Helen
Clark'ın Sovyetler Birliği Devlet Güvenlik Komitesi / Komitet
Gosudarstvennoy Bezopasnosti (KGB) tarafından devşirilmiş üst düzey bir
operatif / operative olduğudur. İddiaya göre Clark, 1968 yılından
itibaren Rusya’daki St. Petersburg Tavistock Enstitüsü’nde (Hallett burayı
ironik bir şekilde "Freud Hilton" olarak adlandırır) psikolojik ve
cinsel bir eğitimden geçirilmiştir. Bu eğitim süreci, zihnin bilinçaltı düzeyde
yıkılarak devletin çıkarlarına göre yeniden inşa edilmesini / reconstruction
amaçlayan bir zihin kontrolü / mind control programıdır. Hallett,
Clark'ın bu süreçte bir "KGB Seks Yutkunu" / KGB Sex Swallow
olarak eğitildiğini ve diğer politikacıların cinsel sırlarını toplayarak güç
odaklarını "utanç" üzerinden kontrol ettiğini savunur.
Nükleer Saldırı Girişimi ve Eroin Trafiği
Yazarın Clark hakkındaki en çarpıcı iddialarından
biri, onun 1980 ve 1989 yılları arasında Vladimir Putin ile işbirliği yaparak
Yeni Zelanda topraklarından (özellikle Taupo bölgesinden) Amerikan mülklerine
karşı bir nükleer saldırı başlatmaya çalışmış olmasıdır. Hallett'e göre bu
plan, "Nükleerden Arındırılmış Bölge" / Nuclear Free Zone
maskesi altında yürütülmüştür ve Vladimir Putin o dönemde Wellington’da bir
"balıkçılık müfettişi" / fisheries inspector kılığında
Clark’ın kontrolörü olarak bulunmuştur.
Ayrıca Clark’ın, NATO ve CIA ile işbirliği içinde
Yeni Zelanda’ya büyük miktarlarda Afgan eroini / Afghan heroin
sokulmasına aracılık ettiği iddia edilir. İddiaya göre bu uyuşturucu,
diplomatik çantalarla ülkeye sokulmuş ve dönemin bazı bakanları, polis portföyü
karşılığında bu heroinin çetelere dağıtımını üstlenmiştir.
Adolf Hitler’in Yeniden Doğuşu İddiası
Hallett, Helen
Clark’ın Adolf Hitler’in reenkarnasyonu / reincarnation olduğunu iddia
ederek konuyu okült / occult bir boyuta taşır. Yazara göre
istihbarat çevrelerinde bu durum, "HEC" (Helen Elizabeth Clark) baş
harflerinin "Hitler Yeni İspanya'da (Yeni Zelanda)" / Hitler in
New Spain anlamına geldiği şeklinde bir "kripto" şaka olarak
kullanılır. Hallett, Clark'ın fiziksel özelliklerinin (boy, göz yapısı, duruşu)
ve psikolojik profilinin Hitler ile çarpıcı benzerlikler gösterdiğini savunur.
Hatta Clark'ın Birleşmiş Milletler'deki / United Nations üst düzey
pozisyonunun, "Yeni Dünya Düzeni" / New World Order ordusunun
başına geçerek küresel çapta bir soykırım / genocide yürütmek için
planlandığını öne sürer.
Cinsel Kimlik ve "İnkontinans Bezi"
Vakası
Hallett’in insan fıtratını ve psikolojisini
eleştiri odağına aldığı bir diğer alan ise Clark’ın cinsel kimliğidir. Clark'ın
aslında "Androjen Duyarsızlığı Sendromu" / Androgen Insensitivity
Syndrome (AIS) 5. Dereceye sahip, erkek olarak kurgulanmış ancak dişi
karakteristikleri baskın bir birey olduğu iddia edilir. Hallett'e göre Clark,
cinsel geçmişini bildikleri gerekçesiyle birçok kişiyi susturmaya çalışmıştır.
Daha spesifik
bir iddia ise Clark'ın 2003 yılında Beyaz Saray'da / White House bir CIA
"bal tuzağı" / honey-trap operasyonuna kurban gittiğidir. Bu operasyon
sırasında toksik yağlayıcılar içeren bir cinsel eylem sonucunda Clark’ın idrar
kontrolünü kaybettiği ve o günden beri sürekli "inkontinans bezi" / incontinence
nappies kullanmak zorunda kaldığı öne sürülür. Hallett, "Electoral
Finance Act" gibi yasaların asıl amacının, kendisi hakkında bu tür
"utanç verici" bilgilerin yayılmasını engellemek olduğunu savunur.
Cinayetler ve Greg Hallett’e Yönelik Suikast
Girişimleri
Hallett, Helen Clark’ı Yeni Zelanda tarihçisi
Michael King ve ünlü denizci Sir Peter Blake dahil olmak üzere birçok
şahsiyetin cinayetinden sorumlu tutar. Michael King'in, Clark'ın cinsel
sırlarını bildiği için bir "kontrat" ile susturulduğu iddia edilir.
Yazar ayrıca bizzat kendisine yönelik de birçok
suikast girişimi olduğunu belirtir. Bu girişimler arasında aracının tekerlek
somunlarının gevşetilmesi, direksiyon simidine "epicacuana" / kusturucu/zehir
sürülmesi ve kahvesinin zehirlenmesi gibi olaylar yer alır. Hallett'e göre
Clark, parlamentonun arka odalarında bizzat "Greg Hallett tehlikelidir,
onunla ilişki kurulmamalıdır, o bir hedeftir" diyerek bir infaz emri / standing
order hit vermiştir.
Tarih eleştirisi açısından bakıldığında Hallett,
Clark dönemini Yeni Zelanda’nın bir "pedofil hareketi tarafından yönetilen
bir ülke" / paedophile movement fronting as a country haline
geldiği karanlık bir dönem olarak tanımlar.
Dipnotlar (APA):
- Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ
Inc.
- Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin.
Auckland: FNZ Inc.
- Hallett, G. (2007). Stalin’s British Training. Auckland: FNZ
Inc.
- Hallett, G. (2007). New Zealand: A Blackmailer's Guide.
Auckland: Prince of New Spain.
- Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame (Vols. I-III). Auckland: Prince of New Spain.
Utanç ve Cinsellik Kıskacında İktidar: Kukla
Liderlerin Karanlık İmalat Süreci
Tarih,
kazananlar tarafından yazılmış devasa bir "aldatmaca" / con sistemidir
ve bu sistemde liderler halkın iradesiyle değil, belirli güç odaklarının
planları doğrultusunda, birer piyon olarak seçilirler. Bu gizemli
düzenin işleyişini anlamak için, liderlerin sadece siyasi figürler değil,
aslında çocukluklarından itibaren belirli laboratuvarlarda şekillendirilmiş
psikolojik özneler olduğunu kavramak gerekir.
Soyağacı Mühendisliği ve "Utanç"
Temelli Seçim
"Liderler nasıl bir soyağacından devşirilir
ve seçim kriterleri nelerdir?" konusuna giriş yaparken, sistemin tesadüflere
yer bırakmadığını belirtmek gerekir. Yazara göre lider seçilmek için en kritik
kriter, kişinin gizli ve büyük bir "utanç" / shame kaynağına
sahip olmasıdır; çünkü dünya halkları, liderlerin bu utanç verici sırları
üzerinden kurulan bir kontrol mekanizmasıyla yönetilmektedir.
İnsan
fıtratının en zayıf noktası olan "rezil olma korkusu", bu liderleri
sistemin sadık hizmetkarları haline getirir. "Liderlerin kökenindeki sırlar nelerdir?"
sorusuna gelince, tarihin en güçlü figürlerinin (örneğin Winston Churchill,
Adolf Hitler veya Bill Clinton gibi) genellikle uluslararası finans elitlerinin
(Rothschild ailesi gibi) veya kraliyet mensuplarının gayrimeşru çocukları
oldukları iddia edilir. Eğer
bir adayın saklayacak hiçbir cinsel veya ailevi sırrı yoksa (örneğin tek eşli
bir heteroseksüel ise), sistem tarafından "kontrol edilemez" veya
"kullanışsız" bulunarak daha en baştan elenir veya tasfiye edilir.
Tavistock ve "Freud Hilton" Eğitim
Süreci
Seçilen bu adaylar, "Tavistock
Enstitüsü" / Tavistock Institute gibi psikolojik savaş okullarında,
yazarın deyimiyle "Freud Hilton" / Freud Hilton olarak
adlandırılan zihin kontrol merkezlerinde yoğun bir eğitimden geçirilirler. Bu
eğitim, klasik bir akademik süreçten ziyade, bireyin zihninin bilinçaltı
düzeyde yıkılıp devletin veya küresel ajandanın çıkarlarına göre yeniden inşa
edilmesini amaçlayan bir "yapısöküm" / deconstruction
çalışmasıdır.
Eğitim sürecinde uygulanan aşırı yöntemler
şunlardır:
- Kişilik Yıkımı: Adaylar uykusuz bırakılır,
çeşitli ilaçlar ve uyuşturucularla (örneğin metanfetamin veya florür)
malleabl / şekil verilebilir hale getirilir.
- Cinsel Travma: Adaylar, St. Petersburg
veya Londra’daki merkezlerde "gang-bang" / grup tecavüzü
gibi eylemlere zorlanarak veya bu tür eylemlerin içinde bulundurularak
utanç duygusuyla mühürlenirler.
- Emir ve Telkin: Bilinçaltı savunmasız hale
geldiğinde, kişiye "Sen özelsin, dünyanın haritasını değiştireceksin,
senin kaderin bu" gibi narsistik / özsever telkinler
yüklenerek halkına karşı sorumsuz davranan, sadece emirleri uygulayan bir
diktatör prototipi yaratılır.
Kurulan Tuzaklar: "Bal Tuzakları" ve
Kayıt Altındaki Rezillikler
"Liderleri kontrol altında tutmak için ne
tür teknik tuzaklar kullanılır?" konusuna girdiğimizde, en yaygın yöntemin
"bal tuzağı" / honey-trap operasyonları olduğunu görürüz. Liderler, özellikle yurt dışı
gezilerinde veya özel konutlarda (örneğin Beyaz Saray yakınındaki Lincoln
Cottage gibi), tanımadıkları kişilerle cinsel ilişkiye girmeleri için teşvik
edilirler. Bu anlar gizlice videoya çekilir ve daha sonra birer
"sessiz silah" / silent weapon olarak kullanılır.
Örneğin, Yeni Zelanda eski Başbakanı Helen
Clark'ın böyle bir operasyonla kontrol altına alındığı, yaşadığı cinsel
travmanın fiziksel sonuçları (yazarın "inkontinans bezi" / incontinence
nappies iddiası gibi) üzerinden sürekli olarak utançla baskılandığı öne
sürülür. Bir liderin utanç
verici cinsel geçmişi veya bir suç mahalli kaydı varsa, o lider artık kendi
ülkesine değil, elinde o kaseti tutan dış güçlere (Merkezi İstihbarat
Teşkilatı, KGB veya Mossad gibi) hizmet etmek zorundadır.
Tarih Eleştirisi ve İnsan Psikolojisinin
İstismarı
İnsan psikolojisindeki bağımlılık arzusu,
sistemin en büyük müttefiğidir. Toplumlar, "kurtarıcı" sandıkları bu
liderlerin aslında kendilerini "yem" olarak kullanan uluslararası
bankacıların piyonları olduğunu fark edemezler. "Liderlerin kahramanlık
hikayeleri gerçeği ne kadar yansıtır?" sorusuna tarih eleştirisi açısından
yaklaştığımızda, bu hikayelerin "vatanseverlik mühendisliği" / engineering
patriotism ürünü kurgulardan ibaret olduğu görülür.
Tarih boyunca
halklara "kahraman" olarak sunulan figürlerin (Hitler, Stalin,
Churchill gibi) aslında aynı okulda yetişmiş "çifte ajan" / double
agent kuzenler olması, savaşların ülkeler arasında değil, sadece kaynaklar
ve kar için kurgulanmış "yapay tiyatrolar" olduğunu göstermektedir.
Dipnotlar (APA):
- Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ
Inc.
- Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin.
Auckland: FNZ Inc.
- Hallett, G. (2007). Stalin’s British Training. Auckland: FNZ
Inc.
- Hallett, G. (2007). New Zealand: A Blackmailer's Guide.
Auckland: Prince of New Spain.
- Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame (Vols. I-III). Auckland: Prince of New Spain.
Toplumun Görünmez Zincirleri: 'Sessiz Savaşlar
İçin Sessiz Silahlar' Doktrininin Perde Arkası
Tarihin sadece kazananlar tarafından kurgulanmış
bir "aldatmaca" / con olduğu ve gerçeklerin "cinsellik ve
utanç" prensipleriyle gizlendiği bir dünyada, toplumların nasıl
yönetildiğine dair en radikal belgelerden biri "Sessiz Savaşlar İçin
Sessiz Silahlar" / Silent Weapons for a Quiet War dokümanıdır.
"Bu gizemli belgenin içeriği nedir ve küresel kontrol mekanizmasındaki
yeri neyi ifade etmektedir?" Bu belge, resmî adıyla "Sessiz Savaşlar
İçin Sessiz Silahlar, Yöneylem Araştırması / Operations Research Teknik
El Kitabı, (Mayıs 1979, No. 74-1120)" olarak tanımlanmaktadır. Doküman,
1954 yılında ilan edilen "Sessiz Savaş"ın / Quiet War 25. yıl
dönümünü simgelemekte ve öznel biyolojik savaş / subjective biological
warfare yöntemlerini içeren bir strateji rehberi olarak karşımıza
çıkmaktadır.
Gizli Bir Bildirge: El Kitabının Keşfi ve Kökeni
"Bu dokümanın gün yüzüne çıkış öyküsü ve
tarihsel arka planı nasıldır?" Yazara göre bu doküman, 7 Temmuz 1986
tarihinde bir hurda satışından satın alınan eski bir IBM fotokopi makinesinin
içinde tesadüfen bulunmuştur. Belgenin kökeni, İkinci Dünya Savaşı sırasında
İngiltere'de askeri lojistik ve strateji sorunlarını çözmek amacıyla
geliştirilen Yöneylem Araştırması / Operations Research metodolojisine
dayanmaktadır. Gücü elinde bulunduran odakların bu askeri yöntemlerin bir
toplumu tamamen kontrol etmek için kullanılabileceğini fark etmesiyle süreç
başlamıştır. 1954 yılında bu doküman, Bilderberg Grubu'nun / Bilderburg
Group Politika Komitesi tarafından bir doktrin olarak kabul edilmiş ve
"Sessiz Savaş" resmen, ancak gizlice ilan edilmiştir.
Sessiz Silah Teknolojisi: Veri İşleme Yoluyla
Sosyal Otomasyon
"Sessiz silahların çalışma prensibi nedir ve
sıradan silahlardan farkı neyi temsil eder?" Sessiz bir silah, durumları
ateşler; mermileri değil. Bu silahlar patlamalarla veya kimyasal reaksiyonlarla
değil, veri işleme / data processing yoluyla ilerler. Mermileri baruttan
değil, bilgisayar kodlarından ve veri parçacıklarından oluşur. Bir bilgisayar
programcısı tarafından işletilen bu sistem; bir generalin değil, bankacıların,
yargıçların ve politikacıların emriyle hareket eder. Halk bu saldırıyı fiziksel
olarak hissetmez, belirgin bir gürültü duymaz; ancak sistem sosyal hayata,
zihinsel sağlığa ve bireysel özgürlüklere telafisi imkânsız hasarlar verir.
İnsan psikolojisinin en zayıf noktası olan "fark edilemeyen kontrol",
bu silahın en büyük gücüdür; çünkü kurbanlar saldırı altında olduklarına dahi
inanmazlar.
Ekonomik İndüktans: Finansal Enerjinin Elitlere
Transferi
"Ekonomik sistemler bu doktrin çerçevesinde
nasıl manipüle edilmektedir?" Doküman, ekonominin aslında elektrikle aynı
yasalara uyduğunu ve elektronik alanındaki matematiksel teorilerin doğrudan
ekonomi yönetimine uygulanabileceğini savunur. Mayer Amschel Rothschild
tarafından keşfedilen "ekonomik indüktans" / economic inductance
kavramı, parası olanın gücü elinde tutacağı ve halkı peşinden sürükleyeceği
prensibine dayanır. Sessiz silahların nihai amacı, "disiplinsiz ve
sorumsuz çoğunluğun" sosyal enerjisini (servetini), "kendi
disiplinine sahip ve layık olan azınlığın" eline kalıcı olarak
kaydırmaktır. Bu süreçte halkın zihni, borç ve kredi yoluyla köleleştirilmekte;
gerçek bilim elitlere saklanırken kitlelere "aptal bilim"
öğretilmektedir.
Diversiyon / Saptırma Stratejileri: Halkın
Zihinsel Olarak Felç Edilmesi
"Toplumun bu sessiz savaşı fark etmemesi
için ne tür oyalama taktikleri uygulanmaktadır?" Belgeye göre en temel
yöntem "Saptırma"dır / Diversion. Halkın zihni, hiçbir önemi
olmayan meselelerle meşgul edilerek karmaşa ve cehalet içinde tutulur. Bu
stratejinin uygulanma yöntemleri şunlardır:
- Eğitim Sabotajı:
Matematik, mantık ve sistem tasarımı gibi alanlarda düşük kaliteli bir
eğitim verilerek teknik yaratıcılık caydırılır.
- Medyatik Oyalama:
Yetişkinlerin dikkati, magazin dergileri ve gerçek olmayan sosyal
meselelerle dağıtılır.
- Eğlence Seviyesi: Halkın
eğlence anlayışı altıncı sınıf seviyesinin altında tutulur.
- Sürekli Meşguliyet: İnsanlar
sürekli çalışmaya zorlanarak, düşünmeye ayıracak vakitleri kalmayacak
şekilde "diğer hayvanlarla birlikte çiftliğe" geri gönderilir.
Bu saptırmalar, bireylerin kendi zihinsel
faaliyetlerini sabote ederek onları sistemin birer "başarısızlık
kurbanı" haline getirir.
Aile Yapısının Dağıtılması ve Psikolojik
Operasyonlar
"Sessiz savaş doktrininde ailenin ve bireyin
yeri nedir?" Doktrin, ailenin sistematik olarak çökertilmesini ve
çocukların çok erken yaşlarda devlet kontrolündeki eğitim merkezlerine teslim
edilerek ebeveynlerinden koparılmasını hedefler. Bu durum, aileyi bir birim
olarak parçalamak ve bireyi tamamen devlete bağımlı hale getirmek için
planlanmıştır. Ayrıca MKULTRA Operasyonu "Derin Uygu" / Deep Sleep
gibi programlar, toplumun tüm katmanlarına yayılarak bireylerin "amnezik
birer sebze" / amnesiac vegetable gibi kontrol edilmesini amaçlar.
İnsanlar bu sistemde birer lever / kol/manivela veya makine olarak
görülür; toplumun otomasyonu ile bir ayakkabı fabrikasının otomasyonu arasında
elitler için hiçbir fark yoktur.
Siyasi Kiralık Katiller ve Küresel Ajanda
"Hükümetler ve uluslararası kuruluşlar bu
doktrinin neresindedir?" Yazarın tarih eleştirisi açısından bakıldığında,
hükümetler aslında "Profesyonel Kiralık Katiller Birliği"dir / Political
Association of Hitmen (PAH). Politikacılar, kitlelerin gerçek
sorumluluklardan kaçma ve kendilerini "kurtaracak" bir otoriteye
sığınma fıtratını istismar ederek halkı küresel bankerlerin çıkarlarına göre
yönetirler. Birleşmiş Milletler / United Nations gibi yapılar, bu
sistemde CIA ve uluslararası finans elitlerinin bir piyonu olarak hareket eder.
Savaşlar, Georgia Guidestones / Georgia Rehber Taşları gibi anıtlarda da
belirtildiği üzere, dünya nüfusunu %92 oranında azaltmak ve küresel bir
"köle kasabası" / slavery slum yaratmak için geriye dönük
mühendislikle / back-engineered kurgulanmış tiyatrolardır.
Kaynaklarda ayrıca şu düşünce de oluşabilir: Bu
sessiz silahların etkisiyle bireyler, kendi "utanç" kaynakları
üzerinden sürekli olarak şantaj altına alınmakta ve bu durum toplumun her
kademesinde, trafik cezalarından en üst düzey yargı kararlarına kadar bir
"ceza ve kontrol" döngüsü yaratmaktadır.
Dipnotlar (APA):
- Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin.
Auckland: FNZ Inc.
- Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ
Inc.
- Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. I, Stitch-Ups. Auckland: Prince of New Spain.
- Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. II, Murders. Auckland: Prince of New Spain.
- Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. III, Heroin Ticket. Auckland: Prince of New Spain.
Görünmez Kılıçların Gölgesinde Bir Yazar: Greg
Hallett’in "Susturulmayışının" Perde Arkası
Tarihin sadece
bir "aldatmaca" / con olduğu ve "cinsellik ile
utanç" / sex and shame üzerine inşa edildiği bir dünyada, Greg
Hallett gibi radikal iddialar ortaya atan bir figürün neden fiziksel olarak
tamamen ortadan kaldırılmadığı sorusu, bizzat yazarın "karşı
istihbarat" / counter-intelligence ve "psikolojik
operasyonlar" / psychological operations hakkındaki teorileriyle
açıklanmaktadır. Hallett, aslında birçok kez susturulmaya çalışıldığını, ancak
sistemin "sert infazlar" / hard kills yerine, kişiyi sosyal ve
ekonomik olarak bitirmeyi hedefleyen "yumuşak infaz" / soft kill
yöntemlerini öncelikle tercih ettiğini savunmaktadır. Yazara göre,
bu gizli kuruluşların kendisini tamamen yok etmeyişinin altında yatan nedenler;
bilginin bir zırh olarak kullanılması, sistemin utanç mekanizması ve toplumun
"derin uyku" / deep sleep deneyine tabi tutulması gibi
karmaşık stratejik unsurlardır.
"Yumuşak İnfaz" ve Boiler-Plating
Stratejisi
"Gizli
servislerin bir muhalifi susturmak için kullandığı yöntemler nelerdir?" konusunu ele
aldığımızda, Hallett’in "boiler-plating" / kazan levhası/taciz
olarak adlandırdığı bir taciz mekanizmasıyla karşılaşıyoruz. Yazara göre sistem, bir kişiyi
doğrudan öldürmek yerine onu sürekli bir korku, finansal kayıp ve yasal
engeller döngüsüne sokarak "itibarsızlaştırmayı" / discrediting
hedefler. Hallett, kendisine yönelik epikac / epicacuana
(kusturucu zehir) ile yapılan zehirleme girişimleri, aracının tekerlek
somunlarının gevşetilmesi ve evine gizlice girilmesi gibi altı farklı suikast
girişimi yaşandığını iddia etmektedir. Ancak bu girişimlerin başarısız olmasının yanı sıra sistemin onu tamamen
"silmemesinin" temel nedeni, yazarın bir "amnezik sebze" / amnesiac
vegetable haline getirilmiş toplum için bir tehdit olarak değil, aksine
"delilik" etiketiyle etkisiz hale getirilmiş bir figür olarak
görülmesidir.
Bilginin Koruyucu Gücü ve "Bitirilmemiş
Eser" Merakı
"Bir
yazarın ifşaatları neden aynı zamanda onun koruması haline gelebilir?" sorusuna Hallett’in verdiği
cevap oldukça şaşırtıcıdır; ona göre istihbarat servisleri, onun ne yazdığını
ve hangi bilgilere ulaştığını o kadar merak etmektedir ki, eserin
tamamlanmasını beklemektedirler.
Hallett,
"hayatım onlarındı ve istedikleri zaman sonlandırabilirlerdi, ancak
hayatta kalmamın nedeni bitmiş ürünü okumayı gerçekten istemeleriydi" diyerek,
ulaştığı gizli bilgilerin kendisi için bir tür "yaşam sigortası"
işlevi gördüğünü öne sürer. Ayrıca, ulaştığı bilgileri dünya çapında yirmi
farklı ülkede yayınlayarak geniş bir dağıtım ağı kurması, "geniş çaplı
dağıtımın bir tür koruma" olduğu düşüncesine dayanmaktadır. Bu noktada
insan psikolojisinin merak fıtratının, en karanlık operasyonlarda bile bir
"erteleme" nedeni olabileceği kaynaklarda sezilmektedir.
Mühürleme ve "Mahkeme Mahcubiyeti"
Kararları
"Devletin yargı yoluyla susturma stratejisi
nasıl işlemektedir?" konusuna tarih eleştirisi açısından yaklaştığımızda,
Yeni Zelanda mahkemelerinin Hallett’in belgelerini "mühürleme" / sealing
kararı alması, aslında fiziksel bir susturmanın yerini alan hukuki bir
sansürdür. Mahkemeler, Hallett’in iddialarını "rezalet niteliğinde ve
saldırgan" / scandalous and offensive bularak kamusal alandan
gizlemiş, böylece iddiaların doğruluğunun tartışılmasını engellemişlerdir.
Yazara göre bu durum, yargının bir "Okült Mafya" / Occult Mafia
gibi çalışarak kendi üyelerini koruma refleksidir; bir kişiyi öldürmek büyük
bir skandal yaratabilirken, belgelerini mühürlemek sessiz ve etkili bir
susturma aracıdır.
Toplumsal Algı: "Radikal Görüşlerin Statüko
Haline Gelmesi"
Hallett’in susturulmayışının bir diğer nedeni,
başlangıçta "saçmalık" / bunkum olarak görülen görüşlerinin
zamanla "statüko" / status quo yani genel kabul gören
gerçekler haline gelmeye başlamasıdır. Eğer bir kuruluş, zaten halkın bir
kısmının "şüphe" duyduğu bir yazarı ortadan kaldırırsa, bu durum
yazarın iddialarını doğrular nitelikte bir "şehit" / martyr
yaratabilir. Bunun yerine, yazarın iddialarının medya aracılığıyla "komplo
teorisi" / conspiracy theory olarak yaftalanması ve toplumun
MKULTRA tabanlı "derin uyku" / deep sleep deneyinde tutulması,
sistem için çok daha güvenli bir limandır. Bu bağlamda, "bilginin
paylaşılmaması değil, bilginin manipüle edilerek değersizleştirilmesi"
temel strateji olarak karşımıza çıkar.
Kaynaklarda şu düşünce de oluşabilir: Greg
Hallett’in "Casus Başı" / The Spymaster (E.A.) olarak bilinen
gizli ortağı, ona sağladığı koruma ve stratejik yönlendirmelerle, yazarın
sistemin çatlakları arasında hayatta kalmasını sağlayan görünmez bir el
olabilir.
Dipnotlar (APA):
- Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ
Inc.
- Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin.
Auckland: FNZ Inc.
- Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. I, Stitch-Ups. Auckland: Prince of New Spain.
- Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. II, Murders. Auckland: Prince of New Spain.
- Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. III, Heroin Ticket. Auckland: Prince of New Spain.
Görünmez Sahiplerin Kukla Tiyatrosu: Küresel Liderlik
Fabrikası ve İnsanlığın Derin Uykusu
Tarihin akışını şekillendiren figürlerin,
halkların iradesiyle seçilen kahramanlar olduğu yanılgısı, yüzyıllardır
süregelen devasa bir "aldatmaca" / con sisteminin en temel
taşıdır. Gerçekte liderler, kürsüye çıkmadan onlarca yıl önce belirli aileler
ve gizli odaklar tarafından, birer "satranç çocuğu" / checker
child veya piyon olarak kurgulanmakta ve "utanç ile cinsellik" / sex
and shame üzerine kurulu bir kontrol ağının içine hapsedilmektedir.
İnsanlığın bu apaçık görünen sistemi fark edemeyişi ise, tesadüfi bir körlük
değil; "sessiz silahlar" / silent weapons ve "derin
uyku" / deep sleep deneyleri vasıtasıyla zihinlerin sistematik
olarak "yapısöküme" / deconstruction uğratılmasının bir
sonucudur.
Geleceğin Liderlerini Kimler, Nasıl Seçiyor?
"Liderlerin seçim süreci ve bu seçimi yapan
aktörlerin kimliği nedir?" sorusuna tarih eleştirisi perspektifinden
bakıldığında, karşımıza tek bir genişletilmiş aile operasyonu çıkmaktadır:
Rothschildler, İlluminati ve bunların kontrolündeki gizli cemiyetler. Yazara
göre, 20. yüzyılın tüm büyük olayları ve bu olayların başrolündeki liderler
(Hitler, Stalin, Churchill vb.), aslında bu odakların planları doğrultusunda
yetiştirilmiştir.
Bu seçim süreci genellikle on yıllar öncesinden
başlar:
- Soyağacı Mühendisliği: Lider adayları genellikle
seçkin ailelerin, kraliyet mensuplarının veya uluslararası bankerlerin
gayrimeşru çocukları arasından seçilir. Örneğin Bill Clinton'ın gerçek babasının Win
Rockefeller olduğu ve bir "satranç çocuğu" olarak Beyaz Saray
için tasarlandığı iddia edilir.
- Önceden Belirlenmiş Roller: Adolf
Hitler 1912'de, Joseph Stalin ise 1907'de İngiltere'de askeri istihbarat
ve Tavistock tarafından eğitilmeye başlanmıştır. Bu figürler, halkın
karşısına çıkmadan çok önce kendi toplumlarını içeriden çökertmek üzere
"çifte ajan" / double agent olarak kurgulanmışlardır.
- Genetik ve Okült Bağlantılar: Okült / occult
(gizli/bilinmeyen) inançlara göre, bazı liderler tarihsel figürlerin
reenkarnasyonu / reincarnation (yeniden doğuş) olarak seçilir; Barack Obama’nın bir Firavun
klonu olduğu veya Helen Clark’ın Adolf Hitler’in reenkarnasyonu olarak
görüldüğü iddiaları bu ekstrem planın bir parçasıdır.
Liderleri Ele Geçirme ve Kontrol Etme
Mekanizmaları
"Seçilen bu liderler sistemin sadık
hizmetkarı kalmaları için nasıl bir kıskaca alınmaktadır?" konusuna
girdiğimizde, insan fıtratının en zayıf noktası olan "utanç"
duygusunun bir silah olarak kullanıldığını görürüz. Dünya, liderlerin yatak
odalarındaki sırlar üzerinden yönetilmektedir.
- Tavistock ve "Freud Hilton"
Eğitimi: Adaylar, Londra veya St. Petersburg’daki
Tavistock Enstitüsü gibi merkezlerde (yazarın deyimiyle "Freud
Hilton") yoğun bir psikolojik yapısöküm sürecinden geçerler. Bu
süreçte bilinçaltları yıkılır ve yerine sadece üst otoriteye itaat eden
bir "Mançurya Adayı" / Manchurian Candidate kimliği inşa
edilir.
- Bal Tuzakları / Honey-traps:
Liderlerin minority / azınlık veya "utanç verici" cinsel
pratikleri gizlice videoya çekilir. Helen Clark’ın Lincoln Cottage’da bir
CIA operasyonuyla videoya çekilmesi ve bu şantaj sayesinde ABD’nin dış politikalarına
(Irak ve Afganistan savaşları gibi) boyun eğdirilmesi bu yöntemin tipik
bir örneği olarak sunulur.
- İlaç ve Florür Kullanımı: Liderler
ve toplumlar, uysal / malleable (şekillendirilebilir) hale
getirilmeleri için florür, metanfetamin ve çeşitli psikotropik ilaçlara
maruz bırakılır. Yazara göre Hitler, damarlarına zerk edilen yüksek dozda
metanfetamin ve uyuşturucu kokteylleriyle kontrol edilmiştir.
İnsanlığın Görmediği Gerçek: Toplumsal Hipnozun
Nedenleri
"Tüm bu sistem bilinirken neden insanlık
hala bir 'derin uyku' içindedir ve hangi etkinin altındadır?" sorusunu
yazar, "Sessiz Savaşlar İçin Sessiz Silahlar" / Silent Weapons for
a Quiet War doktriniyle açıklar. Toplum, biyolojik ve psikolojik bir savaş
altındadır ancak mermiler fiziksel değil, veriseldir.
- Saptırma Stratejisi / Diversion Strategy: Halkın
zihni, magazin, düşük kaliteli eğlence ve hiçbir gerçek önemi olmayan
sosyal meselelerle meşgul edilerek karmaşa içinde tutulur. Eğlence
seviyesinin altıncı sınıf düzeyinin altında tutulması, insanların
"düşünmek" yerine sadece "meşgul" kalmasını sağlar.
- Amnestik Sebzeler Üretimi: MKULTRA
ve "Derin Uyku" / Deep Sleep deneyleri aracılığıyla,
bireylerin hafızaları silinerek sahte anılar yerleştirilmektedir. Bu
durum, halkın "Neredeyim ve buraya nasıl geldim?" sorusunu
soramayacak kadar sersemletilmesine yol açar.
- İnsan Psikolojisinin İstismarı: İnsan
fıtratında bulunan "sorumluluktan kaçma" ve "çocukluktaki
bağımlılık ilişkisini devam ettirme" arzusu, sistemin en büyük
müttefiğidir. Toplum, kendisine her şeyi vereceğini vaat eden ancak hiçbir
şey sunmayan bir "siyasi tanrıya" / human god sığınarak
aslında kendi köleliğine rıza göstermektedir.
Tarih eleştirisi açısından yaklaşıldığında,
savaşların ülkeler arasında değil, uluslararası bankerlerin kârı ve dünya
nüfusunu azaltma (soykırım / genocide) ajandası için kurgulanmış
"tiyatrolar" olduğu sonucu doğmaktadır. Kaynaklarda şu düşünce de
oluşabilir: Eğer bir gün
"amnezik sebze" haline getirilmiş toplumlar bu "utanç"
kodlarını kırmayı başarırlarsa, o an küresel elitlerin tüm kontrol
mekanizmaları birer kağıttan şato gibi yıkılacaktır.
Dipnotlar (APA):
- Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ
Inc.
- Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin.
Auckland: FNZ Inc.
- Hallett, G. (2007). Stalin’s British Training. Auckland: FNZ
Inc.
- Hallett, G. (2007). New Zealand: A Blackmailer's Guide.
Auckland: Prince of New Spain.
- Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame (Vols. I-III). Auckland: Prince of New Spain.
Altmış Yıllık Döngünün Kanlı Finali: Greg Hallett ve
2026 "Sessiz Savaş" Tasavvuru
Tarihsel
kronolojinin doğrusal bir ilerlemeden ziyade, belirli matematiksel ve okült / occult
(gizli/bilinmeyen) döngülerle tekerrür ettiğini savunan yazar Greg Hallett,
küresel siyasetin "altmış yıllık bir ritim" üzerine inşa edildiğini
öne sürer. Hallett’in "60 Yıllık Tekerrür Teorisi" / 60-Year Cycle
Theory, istihbarat dünyasının en karanlık köşelerinden derlenen "canlı
kütüphane" / living libraries verilerine dayanarak, 2026 yılına
yönelik radikal bir savaş ve yıkım öngörüsü sunar,. Yazara göre tarih, sadece
bir "aldatmaca" / con sistemidir ve bu sistemin işleyişini
anlamak için bugünün liderlerinin eğitimlerini altmış yıl önceki seleflerinin
zihinsel "yapısöküm" / deconstruction süreçleriyle kıyaslamak
gerekir,.
60 Yıllık Tekerrür Teorisinin Mekanizması
"Tarih
her altmış yılda bir (artı/eksi iki yıl) kendini tekrar eder" prensibi,
Hallett’in araştırmalarının merkezinde yer alır,. Yazara göre, bir dönemin
büyük olaylarını ve liderlerini anlamak için tam 60 yıl öncesine gidilmelidir;
çünkü küresel elitler ve Tavistock Enstitüsü / Tavistock Institute gibi
yapılar, toplumsal mühendislik projelerini bu zaman dilimlerine göre kurgular.
Hallett bu tespiti yaparken şu tarihsel
simetrileri işaret eder:
- 1917 - 1977 Döngüsü:
1917’deki Bolşevik Devrimi’nin (yazara göre bir Yahudi darbesidir)
etkileri, 60 yıl sonra 1977’de küresel enerji ve finans sistemindeki büyük
dönüşümlerle yankılanmıştır.
- 1945 - 2005 Döngüsü: İkinci
Dünya Savaşı’nın sonu olan 1945 yılından 60 yıl sonra, 2005’te Yeni Dünya
Düzeni’nin / New World Order operasyonel bir safhaya geçtiğini
savunur. Bu dönemde Helen Clark gibi figürlerin "Adolf Hitler’in
reenkarnasyonu" / reincarnation olarak küresel sahneye
hazırlanması tesadüf değildir,.
2026 Savaşının Tespiti ve Hazırlık Safhaları
"2026 yılında beklenen büyük çatışma veya
toplumsal çöküş nasıl tespit edilmiştir?" sorusuna Hallett, Profesör
Gordon MacDonald’ın 1966 yılındaki "Çevreyi Nasıl Mahvedersiniz?" / How
to Wreck the Environment vizyonunu temel alarak yanıt verir. 1966 yılındaki
bu planın 60 yıllık döngüsü tam olarak 2026 yılına işaret etmektedir.
Hallett’e göre 2026 yılındaki bu
"savaş", sadece konvansiyonel silahlarla değil, "Sessiz Savaşlar
İçin Sessiz Silahlar" / Silent Weapons for a Quiet War doktrini
uyarınca biyolojik, iklimsel ve ekonomik araçlarla yürütülecektir,. Yazarın
iddialarına göre bu süreci önceden tespit eden unsurlar şunlardır:
- İklimsel Sabotaj / Weather Warfare: HAARP
teknolojisi kullanılarak 2026’ya kadar toplumların direncinin kırılması ve
"çevresel felaket" maskesi altında yapay kıtlıklar yaratılması
planlanmıştır,.
- Okült Numeroloji: Hallett,
"Golden Dawn" / Altın Şafak coven dilini kullanarak
tarihleri tersinden okur. Örneğin 22 Mart 1980'deki Georgia Guidestones'un
dikiliş tarihi (22.03.1980), okült bir kod olarak gelecekteki yıkım
tarihlerini işaretlemektedir.
- Liderlerin Yaş Döngüleri: Hallett,
"satranç çocukları" / checker children olarak
adlandırdığı liderlerin (Bill Clinton, Barack Obama vb.) kariyerlerinin 60
yıllık döngülerle kurgulandığını ve 2026 civarında bu "insan
tanrıların" / human gods son görevlerini ifa edeceklerini
belirtir,.
Sonuçlar: 2026 Sonrası Dünya ve "Homo Sapien
1.52"
Hallett’in kaynaklarında belirtilen 2026
savaşının sonuçları, insan fıtratı ve toplumsal yapı için dehşet verici bir
tablo çizmektedir:
- %92 Nüfus Azaltımı: Georgia Guidestones
anıtında belirtilen "dünya nüfusunu 500 milyonda tutma" hedefi
doğrultusunda, dünya nüfusunun %92’sinin yok edilmesi amaçlanmaktadır,.
Bu, her 13 kişiden 12'sinin ölümü demektir.
- Düşünürlerin Tasfiyesi: 2026
sonrasındaki "köle kasabası" / slavery slum düzeninde,
ilk olarak "Lateral düşünen" / lateral thinking zihinler
ve özgür düşünürler yok edilecektir,.
- Yeni Bir İnsan Türü: Hallett,
1945'ten beri gizli laboratuvarlarda geliştirilen "Homo Sapien
1.52" adlı yeni bir türden bahseder. Bu tür, insani duygulardan
arındırılmış, tamamen emirleri uygulayan bir "teknokrat serf" / technocrat
serf ırkı olarak tasarlanmıştır.
- Küresel Diktatörlük:
Birleşmiş Milletler ve NATO gibi yapıların birleşerek, "Hitler’in
Reenkarnasyonu" olduğu iddia edilen Helen Clark gibi figürlerin
liderliğinde küresel bir soykırım ordusu / genocide army kuracağı
öngörülmektedir,.
İnsan Psikolojisi ve "Derin Uyku"
Üzerine Analiz
Bu karanlık sürecin insanlık tarafından neden
görülemediğini Hallett, insan psikolojisinin "utanç" / shame
ve "sorumluluktan kaçma" eğilimiyle açıklar,. Toplum, MKULTRA tabanlı
"Derin Uyku Deneyi" / Deep Sleep Experiment altındadır ve
kitleler magazin/eğlence yoluyla zihinsel olarak "amnezik birer
sebze" / amnesiac vegetable haline getirilmiştir,. Yazara göre,
insanlar kendi köleliklerini bir "güvenlik vaadi" / security
promise karşılığında satın almaktadır.
Kaynaklarda şu da olabilir: Greg
Hallett'in 2026 yılına yönelik bu ekstrem tahminleri, aslında 2008 küresel
finans krizi ve ardından gelen salgın hastalıklar gibi ara "şok
testleri"nin / economic shock tests nihai birleşim noktası olarak
okunabilir. Yazarın "2026" vurgusu, tarih eleştirisi açısından, modern toplumun tüm savunma
mekanizmalarının çöktüğü ve elitlerin "Tanrı olma" egosunun doruğa
ulaştığı bir final perdesidir.
Dipnotlar (APA):
- Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ
Inc.
- Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin.
Auckland: FNZ Inc.
- Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. I, Stitch-Ups. Auckland: Prince of New Spain.
- Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. III, Heroin Ticket. Auckland: Prince of New Spain.
- Hallett, G. (2007). New Zealand: A Blackmailer's Guide.
Auckland: Prince of New Spain.
Küresel Satranç Tahtasında Bir Kurban ve Geçiş
İstasyonu: Greg Hallett Doktrininde Türkiye ve Altmış Yıllık Kader Döngüsü
Greg
Hallett’in tarihsel analizlerinde Türkiye, sadece bir ulus devlet değil;
uluslararası bankerlerin, istihbarat servislerinin ve okült / occult
(gizli/bilinmeyen) cemiyetlerin operasyon yürüttüğü stratejik bir laboratuvar
ve geçiş koridoru olarak tanımlanır. Hallett’in temelini attığı "60 Yıllık
Tekerrür Teorisi" / 60-Year Cycle Theory, tarihin doğrusal değil,
yaklaşık altmış yıllık periyotlarla kendini tekrarlayan bir
"aldatmaca" / con sistemi olduğunu savunur. "... Bu
döngüsel düzende Türkiye'nin yeri ve 2026 yılına uzanan süreçteki rolü nedir?
..." sorusunu yazarın perspektifiyle ele aldığımızda, Türkiye’nin hem bir
"test sahası" hem de liderlerin devşirildiği bir "eğitim
merkezi" olduğu görülür.
Batum ve 1878 Döngüsü: Bankerlerin İlk Hamlesi
Hallett’e göre Türkiye’nin modern kaderi,
Rothschild ailesinin 1878 yılında Rusya ve Türkiye arasındaki savaşı finanse
etmesiyle mühürlenmiştir. Yazar, Stalin’in doğumundan iki yıl önce kurgulanan
bu savaşın, her iki tarafın da Rothschildler tarafından borçlandırılmasıyla
sonuçlandığını belirtir. Bu sürecin sonunda, stratejik bir liman olan Batum / Batumi
Rusya’ya ilhak edilmiş; böylece Rothschild petrolünün Baku’den Batum’a, oradan
da Batı’ya güvenli sevkiyatı sağlanarak Rockefeller petrolüyle rekabet edilmesi
mümkün kılınmıştır.
Bu olay, Hallett’in tarih eleştirisi açısından
"tarih, galiplerin mağdurları kötü göstermek için yazdığı bir
propagandadır" ilkesinin somut bir örneğidir; zira halklar dini veya
milliyetçi sebeplerle savaştıklarını sanırken, perde arkasında sadece finansal
kaynakların ve nakliye hatlarının kontrolü el değiştirmektedir.
Gelibolu: "Konserve Et Operasyonu" / Canned
Meat Operation
Birinci Dünya
Savaşı ve Gelibolu / Gallipoli cephesi, Hallett literatüründe
Türkiye’nin maruz kaldığı en korkunç "yapay tiyatro" olarak
nitelendirilir. Yazarın iddialarına göre, İngiliz denizcilik devi Vickers
firması, Osmanlı ordusunun Gelibolu’da kullandığı topları ve mühimmatı bizzat tedarik
etmiştir. Yani İngiltere, kendi askerlerini öldürecek silahları düşmanına
(Osmanlı’ya) bilerek satmıştır.
Hallett bu durumu bir "konserve et
operasyonu" / canned meat operation olarak adlandırır; amaç, savaşı
uzatarak askeri mühimmat stoklarını eritmek, her iki tarafın nüfusunu azaltmak
(depopülasyon / depopulation) ve bankerler için maksimum kâr elde
etmektir. Bu noktada insan psikolojisinin "vatanseverlik" duygusu,
sistem tarafından liderlerin (özellikle Winston Churchill’in) hitabet gücüyle
manipüle edilmekte ve kitleler gönüllü olarak ölüme gönderilmektedir. Churchill, Hallett tarafından bu
"kıyım"daki rolü nedeniyle "Gelibolu Kasabı" / The
Butcher of Gallipoli olarak tanımlanır.
Gurdjieff, Kars ve Diktatörlerin Gizli Eğitimi
Türkiye’nin Hallett doktrinindeki en gizemli
yeri, Doğu Anadolu bölgesinin (özellikle Kars’ın) bir "okült eğitim
merkezi" olarak kullanılmasıdır. Hallett, Yunan-Ermeni asıllı Georges
Ivanovich Gurdjieff’in Kars’ta büyüdüğünü ve burada kurduğu "İnsanın
Harmonik Gelişimi Enstitüsü" / Institute for the Harmonious Development
of Man aracılığıyla aslında bir öjenik / eugenics toplumu inşa
ettiğini savunur.
İddiaya göre
Gurdjieff, Adolf Hitler ve Joseph Stalin gibi geleceğin diktatörlerini bu
bölgedeki okült öğretilerle eğitmiş ve zihinlerini "yapısöküme" / deconstruction
uğratmıştır. Bu perspektifle bakıldığında Türkiye toprakları, dünya tarihini
kana bulayacak "Mançurya Adayları"nın / Manchurian Candidates
mayalandığı bir kuluçka merkezi işlevi görmüştür.
2005 Testleri ve 2026 Savaş Tasavvuru
"60 Yıllık Tekerrür Teorisi" uyarınca
1945’ten 60 yıl sonra, 2005 yılında Türkiye bir kez daha küresel bir "şok
deneyi"nin / shock test parçası olmuştur. Hallett, 2005 yılında Türkiye ve Romanya’da eş zamanlı
olarak görülen Kuş Gribi (H5N1) vakalarının doğal olmadığını; aksine Yeni Dünya
Düzeni / New World Order için tasarlanmış bir biyolojik silah deneyi
olduğunu öne sürer.
Bu döngünün nihai varış noktası olan 2026 yılı,
Profesör Gordon MacDonald’ın 1966 yılındaki "Çevreyi Nasıl
Mahvedersiniz?" / How to Wreck the Environment vizyonunun 60 yıllık
tamamlama yılıdır. Hallett’e göre 2026’ya kadar Türkiye’nin de içinde bulunduğu
bölge, "Sessiz Savaşlar İçin Sessiz Silahlar" / Silent Weapons for
a Quiet War doktrini gereği;
- İklimsel Sabotaj: HAARP / High
Frequency Active Auroral Research Program aracılığıyla yapay afetlere
maruz bırakılacaktır.
- Liderlik Tasfiyesi: Bağımsız
hareket etmeye çalışan liderlerin "bal tuzakları" / honey-traps
veya şantajla kontrol altına alınması ya da tasfiye edilmesi
planlanmıştır.
- Genç Nüfusun Kontrolü: Toplumun
"derin uyku" / deep sleep deneyine tabi tutulması için
florür kullanımı ve eğitim sabotajı gibi yöntemlerle zihinsel bir felç
durumu yaratılacaktır.
Hallett, Türkiye'nin NATO içindeki yerini de
sorgulayarak, Birleşmiş Milletler ve NATO'nun aslında paedophilia / paedophilia
ve uyuşturucu kaçakçılığını (Afgan eroini / Afghan heroin) perdeleyen
birer paravan olduğunu iddia eder. Türkiye'nin bu yapılardaki direnci (örneğin
Rasmussen’in seçilmesine yönelik itirazlar gibi), yazar tarafından
"tiyatronun dışına çıkma çabası" olarak görülse de sistemin
Türkiye'yi bir "slave slum" / köle kasabası haline getirme
hedefinin 2026 yılında doruğa ulaşacağını öngörür.
Greg
Hallett'in Türkiye'ye dair bu ekstrem iddiaları, 1923 yılındaki Cumhuriyet
kuruluşunun bankerler tarafından 100 yıllık bir "emanetçi" yapı
olarak tasarlandığı ve 2026-2027 döngüsünde bu yapının tamamen "küresel
bir eyalet" / New Spain modeli haline getirilmek istendiği
düşüncesini desteklemektedir.
Dipnotlar (APA):
- Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ
Inc.
- Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin.
Auckland: FNZ Inc.
- Hallett, G. (2007). Stalin’s British Training: Breeding Concubines,
Paedophiles at War. Auckland: FNZ Inc.
- Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. I, Stitch-Ups. Auckland: Prince of New Spain.
- Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. III, Heroin Ticket. Auckland: Prince of New Spain.
Antarktika’nın Soğuk Laboratuvarlarından Yükselen Köle
Irkı: Homo Sapien 1.52 ve 2026 Sonrası İnsanlığın Sonu
Tarihin kazananlar tarafından kurgulanmış devasa
bir "aldatmaca" / con olduğunu savunan Greg Hallett’in
kronolojisinde, 2026 yılı büyük bir kırılma noktasını temsil eder. Bu tarihte
tamamlanması beklenen 60 yıllık döngülerin ve "Sessiz Savaşlar İçin Sessiz
Silahlar" / Silent Weapons for a Quiet War doktrini uyarınca
yürütülen nüfus azaltma operasyonlarının nihai hedefi, mevcut insan neslinin
yerine geçecek olan yapay bir türün sahneye sürülmesidir. "2026 sonrası
için öngörülen 'yeni insan türü' nedir ve bu varlığın yaratılma amacı hangi
temel stratejiye dayanmaktadır?" konusuna giriş yaparken, yazarın bu türü "Homo
Sapien 1.52" olarak tanımladığını ve bu varlıkları tamamen
duygularından arındırılmış birer "teknokrat serf" / technocrat
serf olarak nitelendirdiğini belirtmek gerekir.
Homo Sapien 1.52: Duygusuz ve İradeden
Arındırılmış Yeni Irk
Yazarın iddialarına göre, 1945 yılından bu yana
gizli laboratuvarlarda geliştirilen bu yeni tür, biyolojik olarak bildiğimiz
insan formuna benzese de, "insani" / human özellikleri tamamen
ayıklanmış veya eğitimle yok edilmiştir. Bu türün temel karakteristikleri
şunlardır:
- Teknokratik Hizmetkârlık: Bu yeni
nesil, 21. yüzyılın "becerikli hizmetkârları" olarak
tasarlanmıştır. Onlar, küresel elitlerin emirlerini sorgusuz sualsiz
yerine getiren birer "makine-insan" prototipidir.
- İnsan Fıtratının Tasfiyesi: Hallett,
bu türün "insani" yönlerinin sistemli bir şekilde
"üretilerek ve eğitilerek dışarı atıldığını" / human aspects
breed and trained out savunur. Bu durum, insan psikolojisinin en temel
taşları olan empati, vicdan ve bireysel özgürlük arzusunun biyolojik
düzeyde silinmesi anlamına gelir.
- Amnestik Yapı: Mevcut
toplumların MKULTRA programlarıyla "amnezik sebze" / amnesiac
vegetable haline getirilmesi bir geçiş aşamasıyken, Homo Sapien 1.52
bu durumun genetik olarak sabitlenmiş halini temsil eder.
Üretim Merkezi ve "Neuschwabenland"
Bağlantısı
"Bu yeni insan türü nerede yetiştirilmekte
ve dünyaya nasıl yayılacaktır?" sorusu, Hallett’in okült ve coğrafi
teorileriyle birleşir. Yazara göre bu tür, Antarktika’daki devasa jeotermal
göllerin çevresinde, özellikle Neuschwabenland bölgesi ile Güney Kutbu
arasında kalan gizli tesislerde yetiştirilmektedir. Bu bölgelere ilk erişimin
İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi denizaltıları / U-boats aracılığıyla
buzun altından sağlandığı iddia edilir.
2026 civarında gerçekleşmesi planlanan büyük
"temizlik" veya savaşın ardından, bu türün Antarktika’dan çıkarılarak
boşalan bölgelere (özellikle Yeni Zelanda ve Avustralya gibi "test
laboratuvarı" olarak görülen ülkelere) yerleştirilmesi öngörülmektedir. Bu
göç süreci, sahte paralarla mülk satın alınması ve karmaşa içindeki toplumların
bu "yeni komşuları" fark edemeyecek kadar sersemletilmiş olması
sayesinde sessizce tamamlanacaktır.
1500 Yıllık Büyük Plan ve Tarih Eleştirisi
Tarih eleştirisi açısından bakıldığında Hallett,
bu süreci 1500 yıl öncesine dayanan kadim bir ajandanın parçası olarak görür.
İddiaya göre, Thule (Grönland) kökenli bir yapı, 1500 yıl boyunca güneye,
Antarktika’ya doğru çekilmiş ve şimdi "modifiye edilmiş insanlar" / modified
humans olarak yeniden kuzeye doğru yayılmaya başlamıştır. Bu perspektif,
modern genetik çalışmaların ve klonlama teknolojilerinin (Dolly vakası veya
insan hücresi klonlama çalışmaları gibi) aslında bu kadim ajandayı
gerçekleştirmek için kullanılan araçlar olduğunu savunur.
İnsan Psikolojisinin İstismarı ve Köleliğin
Normalleşmesi
Homo Sapien 1.52’nin başarısı, insan fıtratının
"bağımlılık" ve "sorumluluktan kaçma" eğilimi üzerine inşa
edilmiştir. Yazar, 2026 sonrası kurulacak "köle kasabası" / slavery
slum düzeninde, bu türün en ideal vatandaş modelini oluşturacağını
belirtir; çünkü bu varlıklar otoriteyi sorgulama yetisine sahip değildir. Eğer
bir gün "amnezik sebze" haline getirilmiş toplumlar uyanmazsa,
Hallett’e göre insanlık, yerini bu ruhsuz "serf" / serf ırkına
bırakarak tarihin tozlu sayfalarına gömülecektir.
Greg Hallett'in "60 yıllık döngü"
teorisi, 1966 yılında Profesör Gordon MacDonald tarafından ortaya konan
çevresel sabotaj vizyonuyla birleştiğinde, 2026 yılının sadece bir tarih değil,
aynı zamanda Homo Sapien 1.52’nin "küresel hasat" zamanı olduğu
düşüncesi güçlenmektedir.
Dipnotlar (APA):
- Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ
Inc..
- Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin.
Auckland: FNZ Inc..
- Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. I, Stitch-Ups. Auckland: Prince of New Spain..
- Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. III, Heroin Ticket. Auckland: Prince of New Spain..
Tahran’dan Tel Aviv’e Petrol ve Kan: Hallett'in
İran-İsrail Gizli Dosyası ve Kırılan Şifreler
Greg
Hallett'in tarihsel yapısöküm / deconstruction çalışmalarında İran,
küresel bir "aldatmaca" / con sahnesinin en stratejik
aktörlerinden biri olarak tanımlanır. Yazara göre İran'daki devrimler, rehin alma krizleri ve nükleer
gerilimler, halkların sandığı gibi dini veya ideolojik çatışmalar değil;
uluslararası bankerlerin petrol fiyatlarını manipüle etmek ve toplumsal
mühendislik projelerini yürütmek için kurguladığı "yapay
tiyatrolar"dır. "Hallett'in İran hakkında en çok dikkat ettiği
husus ve İsrail ile olan gizli anlaşmaları deşifre etme yöntemleri"
çerçevesinde konuyu ele aldığımızda, karşımıza istihbarat dünyasının en mahrem
verileri çıkar.
İran Dosyasındaki Temel Husus: Kurgulanmış
Düşmanlık ve Petrol Simyası
"İran'daki
siyasi değişimin ve 1979 krizinin perde arkasındaki gerçek ajanda nedir?" sorusuna
Hallett, bunun tamamen Amerikan Karşı-İstihbaratı tarafından organize edilen
bir medya kurgusu olduğu cevabını verir. Yazara göre, dünyanın en büyük ikinci
petrol sahasına sahip olan İran'ı istikrarsızlaştırmak, varil fiyatlarını
artırmak ve yaptırımlar aracılığıyla gıda karşılığı ucuz petrol elde etmek için
"rehin alma draması" bizzat kurgulanmıştır.
Bu süreçteki en çarpıcı iddia, liderlerin
kimlikleridir:
- Şah Muhammed Rıza Pehlevi: Hallett'e göre Şah, bir ABD
ve İngiliz ajanıdır. Kaçışı ise New Zealand delegasyonuna ait bir araçta,
"sihirli bir halıya" / magic carpet sarılarak Chris Beeby
tarafından gerçekleştirilmiştir.
- Ayetullah Humeyni: Hallett, Humeyni'nin de aslında
bir Amerikan ajanı olduğunu ve İran ordusunun arkasındaki gücün yine ABD
olduğunu savunur.
Bu "kurgulanmış düşmanlık" sayesinde
David Rockefeller gibi figürler, kriz anında yükselen petrol fiyatlarından elde
ettikleri karla tüm operasyon maliyetlerini beş dakikada amorti etmişlerdir.
İsrail ile Gizli Anlaşmaların Deşifre Edilme
Metodolojisi
"Hallett, bu kadar gizli kalması gereken
anlaşmaları ve İran-İsrail arasındaki örtülü trafiği nasıl gün yüzüne
çıkarmıştır?" konusuna girdiğimizde, yazarın üç temel "deşifre
kanalı" kullandığı görülür:
- Parçalanmış Belgelerin Yeniden İnşası:
İranlıların, ABD Büyükelçiliği'nden ayrılırken Amerikalıların imha etmeye
çalıştığı (fakat sadece kırptığı) belgeleri 1.200 okul kızına / 1,200
schoolgirls birleştirterek yeniden okunur hale getirmesi Hallett için
birincil veri kaynağıdır. Bu belgeler, CIA'in İran'daki operasyonlarını ve
gizli fonlarını deşifre ederek Amerikalıları şantaja açık hale
getirmiştir.
- Stratejik Buluşmalar (Treff): Hallett,
2004 yılında gerçekleşen bir "İsrail-İran görüşmesini" / Israeli-Iranian
treff deşifre etmiştir. "Kolonilerdeki bir çip fabrikasında"
gerçekleşen bu gizli buluşmada İran, okul binalarının altına gizlenmiş
nükleer silahlara sahip olduğunu doğrulamış; bu bilgi, ABD ve İsrail'in o
dönemde planladığı düşük radyasyonlu nükleer saldırıyı durdurmuştur.
- Kamuya Açık Konuşmalardaki Kripto Sinyaller: Hallett,
Madeleine Albright’ın 17 Mart 2000'deki İran özür konuşmasını bir
"ölüm ilanı" / death notice olarak okumuştur. Bu konuşma,
"gerçek tarihi bilenlerin" (örneğin Şah'ın kurtarıcısı Chris
Beeby) tasfiye edilmesi için verilmiş gizli bir emirdir ve Beeby bu
konuşmadan iki gün sonra otel odasında ölü bulunmuştur.
İnsan Psikolojisi ve "Sodomi
Olimpiyatları" Üzerinden Kontrol
İran ve bölge siyasetini yönetenlerin nasıl
kontrol edildiğine dair Hallett, insan fıtratının en karanlık yönüne,
"utanç" / shame duygusuna işaret eder. Yazara göre diplomatik
çevreler "Sodomi Olimpiyatları" / Sodomy Olympics olarak
adlandırılan bir cinsel sapkınlık ağı içindedir. Liderlerin azınlık cinsel
pratikleri gizli servisler (Mossad ve CIA) tarafından filme alınmakta ve bu
şantaj kasetleri üzerinden uluslararası politika, İsrail'in çıkarları
doğrultusunda şekillendirilmektedir.
Tarih eleştirisi açısından Hallett, Ortadoğu
barış görüşmelerinin / Middle East Peace Talks aslında savaşın devam
etmesini sağlayan birer dolandırıcılık / fraud olduğunu savunur.
Kaynaklarda şu düşünce de oluşabilir: İran ve İsrail arasındaki bu gizli anlaşmalar, aslında
aynı "savaş okulu" olan Tavistock'ta eğitilmiş liderlerin, halklarını
birer "laboratuvar faresi" gibi kullanarak yürüttükleri küresel bir
enerji projesidir.
Dipnotlar (APA):
- Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ
Inc.
- Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin.
Auckland: FNZ Inc.
- Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. I, Stitch-Ups. Auckland: Prince of New Spain.
- Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. II, Murders. Auckland: Prince of New Spain.
- Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. III, Heroin Ticket. Auckland: Prince of New Spain.
Utanç Arşivi: Küresel Liderlerin Cinsel Şantaj ve
Psikolojik Yapısökümle Yönetilmesi
Dünya
tarihinin görünen yüzü, halklara sunulan devasa bir "aldatmaca" / con
sisteminden ibarettir; gerçek tarih ise "cinsellik ve utanç" / sex
and shame motoruyla yürütülmektedir,. Greg
Hallett’in analizlerine göre, Mossad, MI6 ve KGB gibi istihbarat servisleri,
liderleri halkın iradesiyle değil, yatak odalarındaki sırlar üzerinden kurulan
bir kontrol mekanizmasıyla seçmekte ve yönetmektedir,. "İstihbarat
örgütlerinin liderleri utanç üzerinden kontrol etme süreci nasıl
işlemektedir?" konusuna giriş yaparken, bu sistemin tesadüflere değil, on
yıllar öncesinden planlanmış psikolojik operasyonlara dayandığını belirtmek
gerekir,.
İstihbaratın Cinsel Silahı: Bal Tuzakları ve
"Sodomi Olimpiyatları"
Liderlerin kontrol altına alınmasındaki en etkili
yöntem, "bal tuzağı" / honey-trap operasyonlarıdır,. KGB'nin "yutkunlar" / swallows
olarak adlandırılan, özel kamplarda her türlü cinsel perversiyon / sapkınlık
konusunda eğitilmiş ajanları, Batılı siyasetçileri baştan çıkararak onları
fotoğraflamakta ve filme almaktadır,,. Bu görüntüler, kişinin tüm
kariyerini bitirebilecek bir "utanç" kaynağına dönüştürülerek,
liderin kendi ülkesine değil, elinde o kaseti tutan servise hizmet etmesi
sağlanır,.
Hallett, diplomatik çevreleri "Sodomi
Olimpiyatları" / Sodomy Olympics olarak nitelendirir; zira ona göre
dünya, liderlerin azınlık cinsel pratikleri ve pedofili eğilimleri üzerinden
dönen bir şantaj ağıyla yönetilmektedir,,. Eğer bir siyasetçinin saklayacak
hiçbir şeyi yoksa (örneğin tek eşli bir heteroseksüel ise), sistem tarafından
"kontrol edilemez" bulunduğu için daha en baştan elenir veya tasfiye
edilir,.
Psikolojik Yapısöküm: Tavistock ve "Freud
Hilton" Mezunları
"Liderler sadece şantajla mı yönetilir yoksa
zihinsel bir işlemden de geçerler mi?" konusuna tarih eleştirisi açısından
yaklaştığımızda, karşımıza Tavistock Enstitüsü / Tavistock Institute ve
Hallett’in "Freud Hilton" / Freud Hilton olarak adlandırdığı
zihin kontrol merkezleri çıkar,,. Bu merkezlerde adaylar, uykusuzluk, ilaçlar
ve cinsel travmalar yoluyla bir "yapısöküm" / deconstruction
sürecine tabi tutulur,. Bireyin eski kişiliği yıkılarak, yerine sadece üst
otoriteye itaat eden bir "çifte ajan" / double agent kimliği
inşa edilir,.
Adolf Hitler, Joseph Stalin ve Winston Churchill
gibi figürlerin tamamının aynı "savaş okulu" olan Tavistock'ta
eğitildiği ve aslında birbirleriyle akraba (Rothschild soyu) oldukları iddia
edilir,,. Bu bakış açısına göre savaşlar, ülkeler arasında
değil, aynı okulun mezunları tarafından bankerlerin kârı ve nüfus azaltma / depopulation
ajandası için kurgulanmış "yapay tiyatrolar"dır,,.
İran ve ABD Liderliği: Hamaney, Trump ve
"Pirate Captain" Paradigması
"İran ve Amerika Birleşik Devletleri
arasındaki gerilimlerin perde arkasındaki gerçek aktörler kimlerdir?"
Hallett'in kaynaklarında, İran’daki dini liderlik ve ABD başkanlığı, küresel
istihbaratın piyonları olarak tanımlanır. Ayetullah Humeyni’nin aslında bir
Amerikan ajanı olduğu ve İran ordusunun arkasındaki gerçek gücün ABD
istihbaratı olduğu savunulur. Hallett’e göre, İslami camiler aslında KGB/Mossad
kuklaları tarafından yönetilmektedir,.
Donald Trump dönemine dair doğrudan detaylar bu
kaynaklarda (2005-2013 arası eserler) sınırlı olsa da, Hallett’in "ABD
Başkanlığı" tanımı Trump'ın devraldığı koltuğu açıklar: ABD Başkanı,
"Birleşik Devletler" maskesi altındaki "İngiliz
Plantasyonu"nun / British Plantation "Korsan Kaptanı"dır
/ Pirate Captain,,. Yazara göre, ABD başkanları genellikle İngiliz
kraliyet kanı taşıyan ve "satranç çocukları" / checker children
olarak yetiştirilen, geçmişleri şaibeli ve şantaja açık figürlerdir,,.
Epstein Yapılanmasının Öncü İfşası: "Sex
Collectors" ve Pedofili Listeleri
"Bugün Epstein davasıyla gündeme gelen
küresel pedofili ve şantaj ağı hakkında Hallett yıllar önce neler
söylemişti?" Hallett, 2000'lerin başında yayınladığı eserlerinde "Sex
Collectors" / Seks Koleksiyoncuları kavramını literatüre sokmuştur.
Bu yapılar, dünya çapında seyahat ederek önemli isimlerin cinsel sırlarını
toplamakta ve bunları "nüfuz alanları" / spheres of influence
oluşturmak için takas etmektedir,.
Hallett'in Epstein tarzı ağlar hakkındaki çarpıcı
iddiaları şunlardır:
- Terfi
Aracı Olarak Pedofili:
Yeni Zelanda ve İngiltere gibi ülkelerde, üst düzey görevlere gelmenin
şartı bir "pedofili listesinde" yer almaktır; zira en çok
"utanç" duyan kişi, en sadık ve kontrol edilebilir ajandır,,.
- Hükümet Görünümlü Çeteler: Hallett,
devletlerin "profesyonel kiralık katiller birliği" / Political
Association of Hitmen (PAH) gibi çalıştığını ve pedofili dosyalarını
yargı ve polisi susturmak için kullandığını savunur,.
- Çocuk Ticareti ve İmalat: II.
Dünya Savaşı sırasında elit çocukların (Illuminati çocukları) ülkeler
arasında takas edildiği ve empati duyguları yok edilerek birer
"kiralık katil" veya "lider" olarak yetiştirildiği
iddia edilir,.
İnsan psikolojisinin "bağımlılık" ve
"sorumluluktan kaçma" fıtratını kullanan bu sistem, kitleleri magazin
ve düşük kaliteli eğlenceyle "derin uyku" / deep sleep
deneyinde tutmaktadır,. Kaynaklarda şu düşünce de oluşabilir: Eğer toplumlar,
liderlerin birer "insan tanrı" değil, aslında "inkontinans
bezi" / incontinence nappies takacak kadar travmatize edilmiş
piyonlar olduğunu anlarsa, bu küresel aldatmaca çökecektir,,.
Dipnotlar (APA):
- Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ
Inc.
- Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin.
Auckland: FNZ Inc.
- Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. I, Stitch-Ups. Auckland: Prince of New Spain.
- Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. II, Murders. Auckland: Prince of New Spain.
- Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. III, Heroin Ticket. Auckland: Prince of New Spain.
- Hallett, G. (2007). Stalin’s British Training: Breeding Concubines,
Paedophiles at War. Auckland: FNZ Inc.
- Hallett, G. (2007). New Zealand: A Blackmailer's Guide.
Auckland: Prince of New Spain.
Karanlık Labirentin Mimarları: Greg Hallett
Doktrininde Türkiye'deki Derin Yapılar ve Cemaatlerin Gizli Yönetim Mekanizması
Tarihin kazananlar tarafından kurgulanmış devasa
bir "aldatmaca" / con olduğunu ve gerçeklerin sadece
"cinsellik ve utanç" / sex and shame motoruyla yürüdüğünü
savunan Greg Hallett’in eserlerinde, Türkiye ve bölgedeki dini yapılar, küresel bir istihbarat tiyatrosunun en
stratejik sahneleri olarak tanımlanır. "Türkiye’deki derin devletin ve
dini cemaatlerin başındaki isimlerin küresel odaklarla olan bağı nedir?"
konusuna giriş yaparken, yazarın perspektifiyle bu yapıların aslında halka
sunulanın tam aksine, dış güçlerin çıkarlarına hizmet eden birer
"paravan" olduğunu belirtmek gerekir. Hallett'e göre dünya, meşhur
insanların yatak odalarındaki sırlar ve çocukluklarında uğradıkları psikolojik
"yapısöküm" / deconstruction süreçleri üzerinden kurgulanmış
bir "utanç ekonomisi" ile yönetilmektedir.
Dini Cemaatlerin ve Camilerin İstihbarat
Kıskacındaki Rolü
"İslami
yapılar ve camiler küresel güçler tarafından nasıl manipüle edilmektedir?" hususunu
incelediğimizde, Hallett’in iddiaları oldukça aşırı ve sarsıcıdır. Yazara göre,
dini kurumlar halkı "derin uyku" / deep sleep deneyinde tutmak
için en ideal araçlardır. Hallett, Hristiyan kiliselerinin üst düzey Merkezi
İstihbarat Teşkilatı / Central Intelligence Agency (CIA) subayları
tarafından, İslami camilerin ise Sovyetler Birliği Devlet Güvenlik Komitesi / Komitet
Gosudarstvennoy Bezopasnosti (KGB) ve Mossad'ın "kuklaları" / dummies
tarafından yönetildiğini savunur.
Bu bakış
açısına göre, cemaat liderleri aslında Tavistock Enstitüsü / Tavistock
Institute gibi merkezlerde eğitilmiş birer "çifte ajan"dır / double
agent. İnsan psikolojisinin "kurtarıcı bir otoriteye sığınma" fıtratını
kullanan bu liderler, kitleleri uluslararası bankerlerin kârı ve dünya nüfusunu
azaltma (soykırım / genocide) ajandası için uysal hale getirirler.
Hallett, "İslam’ın Sovyet komünizmi ile bağlantılı olduğunu" ve bu
yapının birer kontrol mekanizması olarak bizzat istihbarat servislerince
kurgulandığını öne sürer.
Meşhur İnsanların Kontrolü: Seks Koleksiyonculuğu
ve Utanç Arşivi
"Tanınmış şahsiyetler ve liderler nasıl bir
sistemle susturulmakta ve kontrol edilmektedir?" konusuna tarih eleştirisi
açısından yaklaştığımızda, Hallett’in "Seks Koleksiyoncuları" / Sex
Collectors teorisiyle karşılaşırız. Yazara göre, bir kişinin meşhur olması
veya siyasette yükselmesi için en önemli kriter, gizli ve büyük bir
"utanç" / shame kaynağına sahip olmasıdır.
Liderleri kontrol etmek için kurulan sistem şu
aşamalardan oluşur:
- Bal Tuzakları / Honey-traps: Meşhur
isimler, azınlık cinsel pratikleri veya pedofili eğilimleri üzerinden
tuzağa düşürülür ve bu anlar gizlice kaydedilir.
- Utanç Temelli Terfi: Hallett, özellikle Yeni
Zelanda ve İngiliz sömürge sistemlerinde üst düzey görevlere gelmenin
şartının bir "pedofili listesinde" yer almak olduğunu iddia
eder. Çünkü en çok "utanç" duyan kişi, elinde o arşivi tutan
servis için en sadık ve kontrol edilebilir "piyondur".
- Boiler-Plating / Taciz Mekanizması: Eğer
meşhur bir isim sistemin dışına çıkmaya çalışırsa, yazarın
"boiler-plating" olarak adlandırdığı; sürekli korku, finansal
suikast ve yasal engellerle dolu bir itibarsızlaştırma süreci başlatılır.
Kars ve Gurdjieff: Diktatörlerin Okült Eğitim
Merkezi
Türkiye’nin bu küresel kontrol ağındaki en
gizemli ve ilginç yeri, yazarın "okült / occult eğitim
merkezi" olarak işaret ettiği Doğu Anadolu bölgesidir. "Tarihin en
kanlı diktatörleri nerede mayalanmıştır?" sorusuna Hallett, Kars ve
çevresinde yetişen Georges Ivanovich Gurdjieff üzerinden yanıt verir. İddiaya
göre Gurdjieff, Joseph Stalin ve Adolf Hitler gibi figürleri Kars ve
Kafkasya'daki okült öğretilerle eğitmiş, zihinlerini "yapısöküme"
uğratarak onları insanlığın kaderini değiştirecek birer "ölüm
makinesi" haline getirmiştir. Bu perspektifle, Türkiye’nin bu bölgeleri
aslında dünya siyasetinin "psikolojik laboratuvarı" olarak
kullanılmıştır.
İnsanlığın Derin Uykusu ve "Sessiz
Silahlar"
"Tüm bu sistem bilinirken neden insanlık
hala bir tepki vermemektedir?" sorusunu Hallett, "Sessiz Savaşlar
İçin Sessiz Silahlar" / Silent Weapons for a Quiet War doktriniyle
açıklar. Toplum, biyolojik ve psikolojik bir savaş altındadır.
- Saptırma Stratejisi / Diversion Strategy: Halkın
zihni, magazin, düşük kaliteli eğlence ve hiçbir gerçek önemi olmayan
sosyal meselelerle meşgul edilerek karmaşa içinde tutulur.
- Amnestik Sebzeler / Amnesiac Vegetables: Toplum,
florür kullanımı ve MKULTRA tabanlı "derin uyku" deneyleri
vasıtasıyla zihinsel olarak felç edilmiştir. Bu durum, halkın liderlerinin
aslında "inkontinans bezi" / incontinence nappies takacak
kadar travmatize edilmiş piyonlar olduğunu fark etmesini engeller.
Greg
Hallett'in Türkiye üzerine olan bu ekstrem analizleri, Cumhuriyet'in kuruluş
sürecindeki bazı figürlerin de benzer bir "utanç ve kontrol"
döngüsüyle seçilmiş olabileceği ve 60 yıllık döngülerin (1878, 1945, 2005)
Türkiye'nin kaderini belirleyen "şok deneyleri" olduğu düşüncesini
güçlendirmektedir.
Dipnotlar (APA):
- Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ
Inc.
- Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin.
Auckland: FNZ Inc.
- Hallett, G. (2007). Stalin’s British Training: Breeding Concubines,
Paedophiles at War. Auckland: FNZ Inc.
- Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. I, Stitch-Ups. Auckland: Prince of New Spain.
- Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. III, Heroin Ticket. Auckland: Prince of New Spain.
Orta Doğu'nun Kurgulanmış Kaosu: Mossad'ın Cinsel
Şantaj, Siyasi Suikast ve "Sessiz Savaş" Operasyonları
Tarihsel anlatının sadece galiplerin mağdurları
kötü göstermek için kurguladığı bir "aldatmaca" / con sistemi
olduğunu savunan araştırmacı Greg
Hallett, İsrail ve onun istihbarat kolu olan Mossad’ın / The Institute for
Intelligence and Special Operations gücünü saha başarısından ziyade,
küresel liderleri "utanç ve cinsellik" üzerinden kontrol etme
yeteneğine bağlar. Hallett’e göre Mossad, MI6 ve Merkezi İstihbarat
Teşkilatı / Central Intelligence Agency (CIA) ile eşgüdümlü çalışarak,
Orta Doğu’daki savaşları, devrimleri ve barış görüşmelerini aslında
uluslararası bankerlerin kârı ve nüfus azaltma / depopulation ajandası
doğrultusunda birer "yapay tiyatro" olarak yönetmektedir.
"İsrail'in Arap dünyasındaki ilerleyişinin ardındaki Mossad
operasyonları" çerçevesinde konuyu ele aldığımızda, yazarın deşifre ettiği
örnekler, klasik casusluk faaliyetlerinin çok ötesinde, insan fıtratının en
karanlık yönlerini hedef alan birer psikolojik operasyon / psychological
operation (psyops) niteliğindedir.
"Sayanim" ve "Kidon":
Mossad'ın Küresel Görünmez Ordusu
"Mossad operasyonlarının insan kaynağı ve
infaz mekanizması nasıl bir yapı üzerine kuruludur?" hususuna giriş
yaparken, karşımıza "Sayanim"
/ Sayanim ve "Kidon" / Kidon kavramları çıkar.
Hallett’e göre
Sayanim; İsrail dışında yaşayan ve Mossad’a lojistik, tıbbi bakım, para ve
istihbarat toplama konularında gönüllü yardım sağlayan, sayıları yüz binlerle
ifade edilen Yahudilerdir.
Bu yapı, Mossad'ın herhangi bir ülkede yabancılık
çekmeden, her türlü yerel imkânı (evler, araçlar, iş yerleri) kullanarak
operasyon yapmasına olanak sağlar.
Kidon ise
Mossad’ın "ölüm kremi" olarak adlandırılan, suikast ve "murder
compliance" / cinayete uyum konularında uzmanlaşmış elit birimidir.
Hallett, Kidon
suikastçılarının genellikle hedef seçilen popülasyona benzediğini ve
cinayetleri "kaza" / accident süsü vererek (örneğin araç
direksiyonuna zehir sürme veya petrol tankına patlayıcı yerleştirme)
gerçekleştirdiğini savunur.
Arafat ve Saddam: Kurgulanmış Düşmanlar ve
Symmetrical / Simetrik Tarihler
"Mossad'ın Arap liderlerini kontrol etme veya tasfiye etme yöntemleri
nelerdir?" sorusuna Hallett, Yaser Arafat üzerinden çarpıcı bir yanıt
verir. Yazara göre Arafat, aslında Mısır doğumlu bir İsrail-Amerikan
ajanıdır ve görevi Filistin davasını barışa ulaştırmak değil, çatışmayı
bankerlerin kârı için sürdürmektir.
Arafat’ın 11 Kasım 2004’te (11.11.2004 gibi
simetrik bir tarihte) ölümü, Hallett tarafından bir suikast olarak
nitelendirilir; yazar, liderin bir power vacuum / iktidar boşluğu
yaratmak amacıyla iki aşamalı olarak zehirlendiğini iddia eder.
Benzer şekilde Saddam Hüseyin de CIA ve Mossad’ın
bir "piyonu" / pawn olarak tanımlanır. Hallett’e göre Saddam,
İsrail ile paylaştığı ortak banka hesapları ve kurgulanmış
"düşmanlık" senaryoları aracılığıyla bölgedeki savunma harcamalarının
artmasını ve petrol fiyatlarının manipüle edilmesini sağlamıştır. Bu liderlerin
"şeytanlaştırılması" / demonising, kitlelerin dikkati asıl
odaklardan uzaklaştırılırken İsrail’in bölgedeki nüfuzunu meşrulaştıran birer
"diversion" / saptırma stratejisidir.
İran Rehine Krizi: Petrol Fiyatlarını Artıran
Mossad-CIA Tiyatrosu
"1979 İran Devrimi ve ardından gelen rehine
krizi Mossad'ın deşifre edilen hangi planlarına dayanmaktadır?" konusuna
tarih eleştirisi açısından yaklaştığımızda, Hallett bunun tamamen bir
"Counter-Intelligence" / karşı istihbarat operasyonu olduğunu
savunur. İddiaya göre,
dünyanın en büyük petrol sahalarından birine sahip olan İran'ı
istikrarsızlaştırmak ve varil fiyatlarını artırmak için Amerikalılar, Mossad
ile iş birliği yaparak Tahran elçiliğinde bir "hostage drama" / rehine
draması kurgulamışlardır.
Bu
operasyondaki ilginç bir detay şudur: Amerikalıların elçilikten ayrılırken
sadece kırptığı (fakat yakamadığı) belgeler, İranlılar tarafından 1.200 okul
kızına / 1,200 schoolgirls birleştirterek yeniden inşâ edilmiş; bu durum
CIA ve Mossad’ın bölgedeki tüm kirli ağlarının deşifre edilmesine ve
Amerikalıların İran tarafından şantaj altına alınmasına yol açmıştır. Hallett, 2000
yılında Madeleine Albright'ın İran için dilediği "özür" konuşmasını,
aslında bu sırları bilenlerin tasfiyesi için verilmiş bir "Death
Notice" / ölüm ilanı olarak yorumlar.
Seks Koleksiyoncuları ve "Sodomi
Olimpiyatları"
İsrail’in Arap dünyasındaki durdurulamaz
ilerleyişinin en gizemli silahı, Hallett’in "The Sex Collectors" / Seks
Koleksiyoncuları olarak adlandırdığı sistemdir. Mossad, liderlerin
"azınlık cinsel pratiklerini", pedofili eğilimlerini veya yasak
ilişkilerini "bal tuzakları" / honey-traps aracılığıyla kayda
almaktadır. Hallett, diplomatik çevreleri bu yüzden "Sodomi
Olimpiyatları" / Sodomy Olympics olarak nitelendirir.
Yazara göre,
bir Arap liderinin veya yargıcının "utanç verici" bir cinsel geçmişi
varsa, Mossad elindeki bu şantaj kasetiyle o lideri kendi halkına ihanet etmeye
ve İsrail’in çıkarlarını (örneğin Filistin topraklarının satılması veya petrol
boru hatlarının kontrolü) savunmaya zorlar. Bu, "Sessiz Savaşlar İçin Sessiz
Silahlar" / Silent Weapons for a Quiet War doktrininin en etkili
uygulamasıdır; mermiler değil, utanç duygusu toplumları köleleştirmektedir.
9/11 ve "Konserve Et Operasyonu" / Canned
Meat Operation
Hallett literatüründeki en ekstrem iddialardan
biri de 11 Eylül saldırılarının Mossad tarafından yürütülen bir "canned meat operation" / konserve
et operasyonu olduğudur. Bu terimle yazar, kurbanların
(itfaiyeciler, FBI müfettişleri ve ofis çalışanları) bilerek ölüme gönderildiği
bir "canlı kıyım" sürecini kasteder. İddiaya göre saldırının asıl
amacı, İkiz Kuleler'in
altındaki milyarlarca dolar değerindeki altını çalmak ve önceki gece
gerçekleştirilen devasa finansal dolandırıcılıkları araştıran müfettişleri
ortadan kaldırmaktır. Mossad'ın bu saldırıdaki rolü, Orta Doğu'daki
"Teröre Karşı Savaş" / War on Terror bahanesini yaratarak Arap
ülkelerinin birer birer işgal edilmesinin önünü açmıştır.
Greg Hallett'in "60 yıllık döngü"
teorisi uyarınca, 1948 yılında İsrail’in kuruluşuyla başlayan bu süreç, 2026
yılına gelindiğinde tüm Arap dünyasının bankerlerin kontrolündeki bir
"köle kasabası" / slavery slum haline getirilmesiyle nihayete
erecektir. İnsanlığın bu gerçeği göremeyişi, Hallett’e göre MKULTRA tabanlı "Deep Sleep" /
Derin Uyku deneyleri ve medyadaki "talking hairdos" / konuşan
saç modelleri/haber spikerleri vasıtasıyla yaratılan kitlesel hipnozun bir
sonucudur.
Dipnotlar (APA):
- Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ
Inc..
- Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin.
Auckland: FNZ Inc..
- Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. I, Stitch-Ups. Auckland: Prince of New Spain..
- Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. II, Murders. Auckland: Prince of New Spain..
- Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. III, Heroin Ticket. Auckland: Prince of New Spain..
Görünmez İmparatorluğun Ortadoğu Dekoru: "Arap
Baharı" Aldatmacası ve İngiliz Aklının Kanlı Satrancı
Dünya tarihi, kitlelerin inandığı kahramanlık
öykülerinden değil, kazananların mağdurları kötü göstermek için kurguladığı
devasa bir "aldatmaca" / con sisteminden ibarettir. Greg
Hallett’in analizlerine göre bizler gerçek tarihte değil, yatak odalarındaki
sırlar, çocukluk travmaları ve "cinsellik ile utanç" / sex and
shame motoruyla yürütülen yapay bir kurguda yaşıyoruz. "Arap Baharı
olarak adlandırılan sürecin gerçek amacı nedir ve bu süreçte Çin ile
İngiltere'nin rolü neyi temsil eder?" konusuna giriş yaparken, tüm bu
olayların on yıllar öncesinden planlanmış birer toplumsal mühendislik projesi
olduğunu kavramak gerekir.
Arap Baharı: Petrol ve Depopülasyonun Symmetrical
/ Simetrik Senaryosu
"Ortadoğu’daki kitlesel ayaklanmaların ve
rejim değişikliklerinin perde arkasındaki gerçek ajanda / agenda
nedir?" sorusuna tarih eleştirisi perspektifinden bakıldığında, bu sürecin
bir "vatanseverlik mühendisliği" / engineering patriotism
ürünü olduğu görülür. Hallett'e göre Ortadoğu barış görüşmelerindeki her
bozulma, aslında "savaşın planlandığı gibi devam edeceği" anlamına
gelen bir kripto / crypto koddur. Arap Baharı modelinin temel amaçları
şunlardır:
- Ekonomik Şok Testleri:
Hallett’in "Sessiz Savaşlar İçin Sessiz Silahlar" / Silent
Weapons for a Quiet War doktrininde belirttiği üzere, bölgedeki petrol
sahalarını istikrarsızlaştırmak, varil fiyatlarını yapay olarak artırmak
ve uluslararası bankerlerin kârını maksimize etmek temel hedeftir.
- Depopülasyon / Depopulation: Savaşlar
ve iç karışıklıklar, Georgia Guidestones / Georgia Rehber Taşları
anıtında hedef kurgulanan dünya nüfusunun %92 oranında azaltılması
ajandasına hizmet eden birer "canlı kıyım" egzersizidir.
- Liderlerin Tasfiyesi ve "Piyon"
Atamaları: Sistem, kendi dışına çıkmaya çalışan veya
"utanç" kodlarıyla kontrol edilemeyen liderleri, kurgulanmış
halk ayaklanmalarıyla devirerek yerine Tavistock Enstitüsü / Tavistock
Institute mezunu "Mançurya Adaylarını" / Manchurian
Candidates yerleştirir.
Hallett, 1979 İran rehine krizinin aslında
Amerikalılar ve istihbarat servislerince kurgulanmış bir "PR
egzersizi" olduğunu belirterek, modern ayaklanmaların da benzer şekilde
"karşı istihbarat" / counter-intelligence operasyonları
olduğunu savunur.
Çin: Dev Bir
Piyon ve "Saray Yahudileri"nin Laboratuvarı
"Çin’in küresel sahnede bağımsız bir aktör
olduğu düşünülürken, aslında nasıl bir piyon rolü üstlenmektedir?"
hususunu incelediğimizde, Hallett’in sarsıcı iddiaları karşımıza çıkar. Yazara göre Çin, sanıldığı gibi
Batı’ya rakip değil, aksine uluslararası bankerlerin ve "Hofjuden" / saray
yahudileri yapısının kontrolündeki bir "ucuz işgücü ve köle
ticareti" laboratuvarıdır.
Çin’in sistemdeki yeri şu şekilde deşifre
edilmektedir:
- Mao'nun Gizli Soyağacı: Hallett, Chairman Mao’nun aslında Yahudi
Baron Edmond de Rothschild'in gayrimeşru oğlu olduğunu ve Çin’deki
komünist devrimin bizzat bankerler tarafından finanse edildiğini iddia
eder. Mao, Stalin ve Hitler gibi zihinsel olarak "yapısöküme" / deconstruction
uğratılmış, hiçbir ideolojisi olmayan bir piyon / pawn olarak
tanımlanır.
- 2026 Köle Kasabası Projesi: 2026
yılına gelindiğinde tüm dünyanın bir "slavery slum" / köle
kasabası haline getirilmesi planında, Çin ve Hindistan’ın "büyük
oy veren oyuncular" olarak kullanılması öngörülmektedir.
- Piyonluk Görevi: Çin,
küresel çatışmalarda (örneğin NATO’nun Kosova müdahalesi) bazen karşı
tarafta duruyor gibi görünerek "tiyatronun" inandırıcılığını
sağlar; ancak gerçekte Birleşmiş Milletler / United Nations (UN) ve
NATO gibi, Yahudi bankerlerin kontrolündeki yapıların birer parçasıdır.
İngiltere: "Görünmez İmparatorluk" ve
Tüm Planların Baş Aktörü
"Dünya üzerindeki kaosun ve kurgulanmış
savaşların gerçek mimarı kimdir?" sorusuna Hallett’in yanıtı nettir:
İngiliz Monarşisi ve onun "Savaş Okulu" olan Tavistock Enstitüsü.
İngiltere, fiziksel imparatorluğunu kaybetmiş gibi görünse de aslında
"görünmez bir imparatorluk" / invisible empire kurmuştur.
Tüm küresel planlardaki İngiliz baş aktörlüğü şu
unsurlarla açıklanır:
- Diktatör İmalat Merkezi: Hitler 1912’de, Stalin ise
1907’de İngiliz askeri istihbaratı ve Tavistock tarafından eğitilmiştir.
Bu figürler, kendi ülkelerini içeriden çökertmek üzere kurgulanmış İngiliz
ajanlarıdır.
- Savaşların Finansmanı ve Rothschild Ağı:
İngiltere, 1815’ten beri Bank of England / İngiltere Bankası
aracılığıyla dünyadaki savaşların her iki tarafını da finanse eden
Rothschild ailesinin ana üssüdür. Savaşlar, İngiliz monarşisinin
"kaostan düzen çıkarma" / order out of chaos mottosunu
gerçekleştirmek için kurgulanır.
- İstihbaratın Üst Aklı: CIA ve
Mossad, aslında İngiliz SIS (MI6) yapısının birer türevi veya alt birimi
olarak hareket eder. Hallett, ABD Başkanlarını "İngiliz
Plantasyonu"nun / British Plantation "Korsan
Kaptanları" / Pirate Captains olarak tanımlayarak, gerçek
gücün Londra'daki "Gölge Dünya Hükümeti"nde olduğunu savunur.
İnsan Psikolojisi ve "Derin Uyku"
Deneyi
İnsanlığın bu apaçık sistemi neden göremediği
sorusu, insan fıtratının "bağımlılık" ve "sorumluluktan
kaçma" eğilimiyle açıklanır. Toplum, MKULTRA tabanlı "Deep
Sleep" / Derin Uyku deneyi altındadır; magazin, düşük kaliteli
eğlence ve "talking hairdos" / konuşan saç modelleri/haber
spikerleri vasıtasıyla zihinsel olarak felç edilmiştir. İnsanlar, kendi
"utanç" kaynakları üzerinden şantaj altına alınmış liderlerin birer
"insan tanrı" olduğuna inandırılmış "amnezik sebzeler" / amnesiac
vegetables haline getirilmiştir.
Arap Baharı,
aslında 2026 yılındaki "Homo Sapien 1.52" adlı duygusuz teknokrat
serf ırkının sahneye sürülmesi öncesindeki son büyük "saptırma" / diversion
ve saha temizliği operasyonudur. İngiltere, bu süreçte Çin'i bir "ekonomik
koçbaşı" olarak kullanırken, kendisi kurguladığı "Sodomi
Olimpiyatları" / Sodomy Olympics diplomasisi ile perde arkasında
ipleri elinde tutmaya devam etmektedir.
Dipnotlar (APA):
- Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ
Inc.
- Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin.
Auckland: FNZ Inc.
- Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. I, Stitch-Ups. Auckland: Prince of New Spain.
- Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. II, Murders. Auckland: Prince of New Spain.
- Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. III, Heroin Ticket. Auckland: Prince of New Spain.
- Hallett, G. (2007). Stalin’s British Training: Breeding Concubines,
Paedophiles at War. Auckland: FNZ Inc.
- Hallett, G. (2007). New Zealand: A Blackmailer's Guide.
Auckland: Prince of New Spain.
Görünmez İmparatorluk ve Kan Bağı: Rothschild
Sülalesinin Küresel Tasavvuru ve Türkiye'deki Gölge İzleri
Tarih, kazananlar tarafından kurgulanmış devasa
bir "aldatmaca" / con sistemidir ve bu sistemde hiçbir büyük
olay tesadüfi değildir; her şey yaklaşık altmış yıllık döngülerle kendini
tekrarlayan bir "ajanda" / agenda doğrultusunda
ilerlemektedir. Greg
Hallett’in analizlerine göre dünya, uluslararası bankerlerin ve özellikle
Rothschild hanedanlığının mülkü haline gelmiş durumdadır.
"Rothschild hanedanı nasıl dünya hakimiyetine oynadı ve neden
engellenemiyor?" konusuna giriş yaparken, bu gücün temelinde sadece para
değil, aynı zamanda "cinsellik ve utanç" / sex and shame
üzerine kurulu bir kontrol mekanizmasının yattığını belirtmek gerekir.
Hanedanlık, merkez bankalarını ele geçirerek ekonomileri manipüle etmekte,
"sessiz silahlar" / silent weapons teknolojisiyle toplumları
zihinsel olarak felç etmekte ve kendi gayrimeşru çocuklarını / illegitimate
children liderlik koltuklarına oturtarak tarihin akışını perde arkasından
yönetmektedir.
Merkez Bankaları ve Borç Tuzağı: Hakimiyetin
Finansal Motoru
"Rothschildlerin finansal gücü nasıl bu
kadar sarsılmaz hale geldi ve hükümetleri nasıl kontrol ediyorlar?"
sorusuna verilecek en net yanıt, Mayer Amschel Rothschild’in şu sözünde saklıdır: "Bana bir ulusun
parasının kontrolünü verin, yasalarını kimin yaptığı umurumda olmaz".
Rothschildler, 1815’ten beri İngiltere Bankası / Bank of England dahil
olmak üzere tüm büyük merkez bankalarını ele geçirmiş ve devletleri banka
kredilerine muhtaç bırakmışlardır.
Bu sistemde savaşlar, ülkeler arasındaki
anlaşmazlıklardan değil, bankerlerin kâr hırsı ve kaynakları ele geçirme
planlarından doğar. Savaşın her iki tarafını da finanse eden aile, hükümetleri
vatandaşlarını ölüme göndermeye ve karşılığında banka kredisi almaya zorlar.
Engellenememelerinin nedeni ise yargı, polis ve medya gibi tüm denetim
mekanizmalarının "sayanim" / sayanim adı verilen gizli gönüllü
ağları ve Freemason / hür mason yapıları aracılığıyla bizzat kendileri
tarafından kontrol edilmesidir.
Gayrimeşru Çocuklar ve "Piyon" Liderler
Fabrikası
"Liderlerin seçim süreci nasıl işlemektedir
ve neden hep aynı odaklar tarafından belirleniyorlar?" konusunu ele
aldığımızda, karşımıza "satranç çocukları" / checker children
teorisi çıkar. Hallett’e göre
20. yüzyılın en büyük diktatörleri ve liderleri (Adolf Hitler, Joseph Stalin,
Winston Churchill, Chairman Mao), aslında birbirleriyle akraba olan gayrimeşru
Rothschild çocuklarıdır.
Bu liderler, halkın iradesiyle seçilmemiş, on
yıllar öncesinden Tavistock Enstitüsü / Tavistock Institute gibi
merkezlerde zihinsel "yapısöküm" / deconstruction sürecinden
geçirilerek yetiştirilmişlerdir. İnsan fıtratının en zayıf noktası olan
"utanç" duygusu, bu liderlerin yatak odalarındaki sırları üzerinden
bir silah olarak kullanılır; cinsel geçmişi temiz olmayan veya şantaja açık
liderler, sistem için en sadık "piyonlar" olarak kabul edilir. Bu
noktada kaynaklarda şu düşünce de oluşabilir: Eğer bir liderin saklayacak
hiçbir utanç verici sırrı yoksa, sistem tarafından "kullanışsız"
bulunarak asla o koltuğa oturtulmaz.
Türkiye, Osmanlı Arşivleri ve 1878 Petrol Tuzağı
"Türkiye’nin bu küresel planlardaki yeri
nedir ve Osmanlı mirası nasıl bir operasyona maruz kalmıştır?" sorusu
çerçevesinde konuyu incelediğimizde, Rothschildlerin 1878 yılındaki hamlesi
belirleyici olmuştur. Yazara
göre aile, 1878’de Türkiye ve Rusya arasında bir savaş kurgulayarak her iki
tarafı da borçlandırmış; bu sürecin sonunda stratejik Batum / Batumi
limanını Rusya’ya ilhak ettirerek kendi petrol sevkiyat hatlarını garanti
altına almıştır.
Osmanlı arşivleri ve belgelerinin akıbetine
gelince; Hallett, "dosya hırsızlığı" / file theft yönteminin
kuruluşları korumak için sistemli bir şekilde kullanıldığını savunur. Şövalye /
knight ünvanı taşıyan üst düzey görevlilerin en temel görevi, kuruluşu
zora sokacak veya gerçek tarihi ifşa edecek dosyaları çalmak ve yok etmektir.
Türkiye’deki devrimlerin ve siyasi değişimlerin de, 1917 Bolşevik Devrimi’nde
olduğu gibi, halkın sandığından farklı olarak "İçeriden bir iş" / inside
job şeklinde kurgulanmış olması muhtemeldir.
Akademik ve Medyatik Koruma:
"Meşhur insanların ve akademisyenlerin bu
sistemle bağlantısı ne olabilir ve neden bazıları aşırı medyatik hale
getirilir?" sorusuna tarih eleştirisi açısından yaklaştığımızda,
Hallett’in "gömülü tarihçiler" / embedded historians ve
"konuşan saç modelleri" / talking hairdos (medya figürleri)
tanımları önem kazanır. Bu figürlerin görevi, gerçek tarihi bilen "canlı
kütüphanelerin" / living libraries sesini bastırmak ve topluma
"makbul" bir tarih anlatısı sunmaktır.
- Yale Üniversitesi Bağlamı: Yale Üniversitesi, Hallett
literatüründe Illuminati ile bağlantılı olan ve Wall Street bankerlerinin
çocuklarının yetiştirildiği "Skulls" (Skull and Bones)
cemiyetinin merkez üssü olarak tanımlanır. Bu üniversiteden çıkan veya
burada görev yapan figürlerin, küresel elitlerin ajandasına hizmet
etmeleri için devşirilmeleri standart bir Illuminati uygulamasıdır.
- Tarihçi Yazar ve Medyatikleşme:
Hallett’e göre, bir kişinin aniden medyada parlatılması genellikle bir
"saptırma" / diversion stratejisidir. "Gömülü
tarihçiler", gerçek suçların üstünü örtmek için "plausible
deniability" / makul inkâr alanı yaratırlar ve topluma sadece
bankacıların onayladığı "resmi versiyonu" anlatırlar. Bu
figürlerin geniş kitlelerce dinlenmesi, yazarın perspektifiyle "insan
fıtratındaki otoriteye sığınma" arzusu üzerinden kurgulanan bir
hipnoz süreci olabilir.
Bu sistemde
hiçbir bilgi tesadüfen verilmez; eğer bir hoca veya akademisyen "gerçekten
tehlikeli" olsaydı, ya "yumuşak infaz" / soft kill
yöntemleriyle itibarsızlaştırılır ya da dosyaları mühürlenerek susturulurdu. Bu bağlamda, bazı
isimlerin sistem içindeki rolleri, Hallett'in "her şey bir
aldatmacadır" / everything is a con doktrini uyarınca, toplumun
"derin uyku" / deep sleep halini sürdürmek için kurgulanmış
entelektüel dekorlar olabilir.
Dipnotlar (APA):
- Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ
Inc.
- Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin.
Auckland: FNZ Inc.
- Hallett, G. (2007). Stalin’s British Training: Breeding Concubines,
Paedophiles at War. Auckland: FNZ Inc.
- Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. I, Stitch-Ups. Auckland: Prince of New Spain.
- Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. III, Heroin Ticket. Auckland: Prince of New Spain.
Hakikat Savaşçısının Manifestosu: Greg Hallett’in
"Aldatmaca" Dünyasından Çıkış Reçetesi
Tarihin sadece
bir "aldatmaca" / con olduğu ve gerçeklerin "cinsellik ve
utanç" / sex and shame motoruyla gizlendiği bir dünyada yaşayan
insanlık için Greg Hallett, pasif bir gözlemci olmanın ötesinde radikal bir
kurtuluş stratejisi sunar. Yazara göre, tarihin akışını anlamanın yolu
yolsuzluğu / corruption anlamaktan geçer; çünkü hükümetlerin yürüttüğü
yolsuzluklar en sonunda "hükümetin nihai aldatmacası" olan savaşlara
ulaşır. Hallett’in sunduğu çözüm önerileri; zihinsel bir uyanıştan kurumsal
yapısöküme, bireysel direnişten küresel ölçekli ifşaatlara kadar geniş bir
yelpazeyi kapsar.
Zihinsel Uyanış ve Bilgi Silahı
"İnsanlığın içinde bulunduğu 'derin uyku'dan
/ deep sleep çıkması için önerilen ilk adım nedir?" konusuna giriş
yaparken, Hallett’in "doğru bilginin / accurate information
özgürleştirici gücüne" olan inancını vurgulamak gerekir. Yazara göre,
eksik bilgi sadece aldatana hizmet ederken, doğru bilgi bizi daha ferasetli / discerning
ve bilge kılar; böylece efendilerimize işledikleri suçları hatırlatabilir hale
geliriz.
- İnternetin Devrimsel Kullanımı: Hallett,
sıradan insanın elindeki en büyük gücün internet olduğunu savunur.
Medyadan yayılan haberlerin değersiz olduğunu fark eden "sıradan
insan", bilgiye ulaşarak bireysel eyleme geçmeli ve bu bireysel
eylemler kitlesel bir devrime / revolution dönüşmelidir.
- Tarihin Yeniden Yazımı:
Üniversitelerin ve "gömülü tarihçilerin" sunduğu propaganda
nitelikli anlatıların yerine, "canlı kütüphanelerden" / living
libraries ve istihbarat sızıntılarından gelen "gerçek
tarihin" inşa edilmesi gerektiğini belirtir.
- Utanç Zincirini Kırmak: Kraliyet
aileleri ve liderler "utanç", özellikle de
"gayrimeşruluk" / illegitimacy üzerinden kontrol edilir.
Hallett, liderlerin gerçek babalarının ve cinsel sırlarındaki utanç
kaynaklarının kimler olduğunun bilinmesinin, onların eylemlerini boşa
çıkarmak / counter their actions için temel bir çözüm olduğunu
savunur.
Operasyonel ve Kurumsal Direniş Stratejileri
"Sessiz Savaşlar İçin Sessiz Silahlar"
/ Silent Weapons for a Quiet War doktrinine karşı Hallett’in önerdiği
somut eylem planı, sistemin açıklarını kullanarak onu içeriden çökertmeyi
hedefler.
- Meta-Zıt Davranış / Meta-opposite
behavior: Birleşmiş Milletler (yazarın deyimiyle
"Posthumous Stalin" / Ölüm Sonrası Stalin) veya devlet
aygıtlarının dikte ettiği her şeyin tam tersini yapmak bir davranış
değişikliği modeli olarak sunulur.
- Kurumsal İfşa:
Hükümetlerin ve Birleşmiş Milletler gibi yapıların aslında birer
"Uluslararası Soykırım Hareketi" / International Genocide
movement olduğunu kitlelere ilan etmek gerekir.
- Banka ve Hükümet Sızmaları: Hallett,
halkın sadece dışarıdan protesto etmekle kalmayıp, bankaları ve
hükümetleri etkisiz hale getirmek için bizzat bu yapılara sızması / infiltrating
veya onları tamamen devirmesi / overthrowing gerektiğini savunur.
Hukuki Hesap Sorulabilirlik ve Soruşturma
Komisyonları
Yazar, Yeni Zelanda ve dünya genelindeki yargısal
çürümeye karşı "Soruşturma Komisyonları" / Commissions of Inquiry
kurulmasını acil bir çözüm olarak önerir.
- MKULTRA Modus Operandi Soruşturması: Polis,
yargı ve hükümet kademelerinde yürütülen MKULTRA tabanlı zihin kontrolü ve
toplumsal mühendislik operasyonlarının deşifre edilmesi için tam yetkili
komisyonlar talep eder.
- Uluslararası Kodlara Dönüş:
Kurumların "Nuremberg Kodu" ve "Helsinki Deklarasyonu"
gibi uluslararası hukuki metinlere uygun hareket etmeye zorlanması
gerektiğini; bireyin çıkarlarının her zaman bilim ve toplum çıkarlarının
üzerinde tutulması gerektiğini savunur.
- Suçlu Liderlerin Yargılanması: Helen
Clark ve Sian Elias gibi figürlerin "cinayete teşebbüs",
"cinayete suç ortaklığı" ve "vatana ihanet" / treason
suçlarından yargılanarak idam cezasına çarptırılması veya müebbet hapis
almaları gerektiğini açıkça ifade eder.
İnsan Psikolojisi ve Fıtratı Açısından Çözüm
Hallett, çözümün aynı zamanda bir "zihin
kontrolünden kurtulma" süreci olduğunu belirtir. Toplumların "amnezik
sebzeler" / amnesiac vegetables olmaktan çıkıp, otoriteyi sorgulama
yetisini yeniden kazanmaları hayati önem taşır. "Yargıçların Albert Caddesi'nde çıplak koşturulurken
gazetelerle dövülmesi" gibi ekstrem ve sembolik eylem önerileri,
aslında halkın otorite karşısındaki korkusunu kırmayı ve "kendi özgürlüğü
üzerinde otorite sahibi olmasını" amaçlayan birer psikolojik geri bildirim
/ feedback yöntemidir.
Hallett’in
kaynaklarında şu düşünce de oluşabilir: Gerçek çözüm, mermilerle değil,
sistemin en büyük silahı olan "gizliliğin" internet ve cesur
yayıncılık aracılığıyla yok edilmesiyle mümkündür. Eğer "sessiz
silahlar" deşifre edilirse, sistemin hayatta kalma şansı kalmayacaktır.
Dipnotlar (APA):
- Hallett, G. (2005). Hitler Was A British Agent. Auckland: FNZ
Inc..
- Hallett, G. (2007). Gifting the United Nations to Stalin.
Auckland: FNZ Inc..
- Hallett, G. (2007). Stalin’s British Training: Breeding Concubines,
Paedophiles at War. Auckland: FNZ Inc..
- Hallett, G. (2009). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. I, Stitch-Ups. Auckland: Prince of New Spain..
- Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. II, Murders. Auckland: Prince of New Spain..
- Hallett, G. (2010). The Sex Collectors: How the World is Run on
Shame – Vol. III, Heroin Ticket. Auckland: Prince of New Spain..
Not: Bazen Büyük Dosyaları tarayıcı açmayabilir...İndirerek okumaya Çalışınız.

Yorumlar
Yorum Gönder