Görünmez İkna: Goebbels’in Sinemayı Bir Silaha Dönüştürme Sanatı
Üçüncü Reich'ın /Rayh/ "Film Bakanı" ve
Propaganda Bakanı Joseph Goebbels /Gebbıls/, sinemayı sadece bir eğlence aracı
değil, kitlelerin ruhuna nüfuz eden ve onları fark ettirmeden dönüştüren en
keskin ideolojik aygıtlardan biri olarak görmüştür. Onun sinemaya yaklaşımı,
kaba bir propaganda yerine, izleyicinin savunma mekanizmalarını gevşeten
"dolaylı yalan" /indirect lie/ stratejisi üzerine kuruluydu.
"Propagandanın Estetiği ve Görünmez İkna
Yöntemleri"
Goebbels'in
propaganda felsefesinin temelinde, halkın neyi izlediğini fark etmeden ikna
edilmesi yatar. Onun meşhur ifadesiyle "Propaganda, kimse nasıl yapıldığını fark
etmeden basitleştirme ve tekrarlama sanatıdır". Bu bağlamda Goebbels, Hitler’in
aksine, sinemada doğrudan siyasi mesajlar verilmesinden ziyade, ideolojinin
eğlence filmlerinin içine gizlenmesini tercih etmiştir. Ona göre, iyi bir
propaganda filmi, izleyicide "ben şu an propaganda izliyorum" hissi
uyandırmamalıdır.
Bu strateji, insan psikolojisindeki "pasif
alımlama" /passive reception/ zaafını kullanır. İzleyici karanlık bir
odada dev ekrana bakarken eleştirel yetilerini gevşetir. Goebbels, bu durumu
bildiği için sinemayı toplumsal bir "katarsis" /catharsis/ (ruhsal
boşalım) aracı olarak kullanmış; halkın savaş ve ekonomik kriz gibi gerçek
dünyadaki acılarını, ekrandaki kurgusal dünyalarla uyuşturmaya çalışmıştır. Bu,
aslında bir tür "duyusal gerçeklik" /sensory reality/ servisidir ve
halkı ekran bağımlısına /screen junkie/ dönüştürerek gerçeklikten koparma
amacını taşır.
"Kurumsal Tahakküm ve Haftalık Haber
Bültenleri"
Goebbels, sinema endüstrisini tamamen kontrol
altına alabilmek için 1930'ların ortalarından itibaren Alman film şirketi
Ufa’yı /Ufa/ devletleştirme sürecini başlatmış ve endüstriyi yeniden
yapılandırmıştır. Reich /Rayh/ Film Odası aracılığıyla her türlü içeriği
sansürleme yetkisine sahipti. Özellikle savaş döneminde, haftalık haber
bültenleri olan Wochenschau /Vohınşau/ üzerindeki denetimi hayati bir
önem taşıyordu.
Goebbels,
haber bültenlerinin "politika açısından daha zeki" bir şekilde
işlenmesini istemiş, görüntülerin metinle uyumlu olmasını bizzat
denetlemiştir. Onun için haberler, sadece bilgi verme amacı taşımaz; aynı
zamanda Alman askerinin gücünü göstererek düşmanı korkutma ve halkı motive etme
işlevi görür. Savaşın gidişatı kötüleştiğinde bile, eski zafer görüntülerini
kullanarak bir "güç illüzyonu" yaratmaya devam etmiştir.
"Yıldızlarla İlişkiler ve Lída Baarová
Skandalı"
Goebbels, sinemanın popülaritesini artırmak için
aktör ve aktrisleri "faydalı idoller" /useful idols/ olarak yanına
çekmiştir. Onlara yüksek
ücretler ödenmesine göz yummuş, Hitler'in onayıyla vergi muafiyetleri sağlamış
ve "tanrı vergisi yetenekli" /Gottbegnadetenliste/ olanları savaş
hizmetinden muaf tutmuştur. Amacı, bu yıldızların hayran kitlesini Nazi
rejimine sadık hale getirmektir.
Ancak Goebbels'in bu camiayla olan ilişkisi bazen
kendi kariyerini de tehlikeye atmıştır. Çek aktris Lída Baarová /Baarova/ ile
yaşadığı tutkulu aşk, Üçüncü Reich'ın "örnek aile" imajını sarsmış ve
Hitler'in müdahalesiyle son bulmuştur. Hitler, "tarih yapanların özel
hayat hakkı olmadığını" belirterek Goebbels'i boşanmaktan men etmiştir. Bu
olay, diktatörlerin sinema dünyası üzerindeki hakimiyetinin bazen en yakın
kurmaylarını bile ezip geçebileceğini gösteren tarihsel bir örnektir.
"Büyük Projeler: Yahudi Süss ve Ebedi
Yahudi"
Goebbels'in en çok üzerinde durduğu ve bizzat
şekillendirdiği projeler, 1940 yılında vizyona giren anti-semitik filmlerdir.
Özellikle Jew Süss /Yahudi Züss/ filminin senaryosuna defalarca müdahale
etmiş, Yahudilerin "tehlikeli" ve "yabancı" olduğu algısını
pekiştirmek için filmdeki sahneleri daha radikal hale getirmiştir. Bu film,
daha sonra SS ve polis birlikleri için zorunlu izleme materyali haline
getirilmiş, toplama kamplarındaki gardiyanların şiddet eylemlerini tetiklemek
için bir "eğitim filmi" gibi kullanılmıştır.
Aynı dönemde çekilen The Eternal Jew
/Ebedi Yahudi/ belgeseli ise Goebbels tarafından "propagandanın
şaheseri" olarak nitelendirilmiş; Yahudileri farelerle kıyaslayan
sekanslar ve Hitler'in 1939'daki "Yahudilerin yok edilmesi" tehdidini
içeren konuşmasıyla soykırıma psikolojik hazırlık yapılmıştır.
"Tarih Eleştirisi ve İnsan Fıtratı
Perspektifi"
Tarihsel eleştiri açısından bakıldığında
Goebbels, insanın "görselliğe olan düşkünlüğü" ve "dehşete karşı
duyduğu gizli hayranlık" fıtratını sömürmüştür. Halkı, kendi maddi
sorunlarından kaçabilecekleri bir "sanal sığınak" içine hapsederek,
onları gerçek dünyadaki sömürüye ve şiddete karşı duyarsızlaştırmıştır.
Eğlence ve görsel kontrol uğruna maddi gerçeklik
ve insan onuru kurban edilmiştir. Goebbels’in sineması, modern insanın
"afyonu" olmuş; dünyayı kurtarma illüzyonu içinde dünyanın yok
oluşunu kitlelere izletmiştir.
Goebbels'in sinemayı bir "mitoloji
fabrikası" olarak kullanırken, sadece halkı değil, kendi çocuklarını bile
bu kurgusal dünyanın bir parçası haline getirdiği görülür. Victims of the
Past /Geçmişin Kurbanları/ filminde kendi çocuklarının sağlıklı
görüntülerini, engelli bireylerin görüntüleriyle karşılaştırarak sunması, onun
propaganda uğruna en mahrem değerlerini bile nasıl araçsallaştırdığının bir
kanıtıdır.
Kaynakça (APA)
- Bridenthal, R. (Ed.). (2012). The Hidden History of State Crime,
Corruption, and Statemaking. Berghahn Books.
- Fader, A. (2020). Hidden Heretics: Jewish Doubt in the Digital Age.
Princeton University Press.
- Niven, B. (2018). Hitler and Film: The Führer’s Hidden Passion.
Yale University Press.
- Stein, H. H. (2010). Double Feature: Discovering Our Hidden
Fantasies in Film. Open Road Integrated Media.
- Vaughan, H. (2019). Hollywood’s Dirtiest Secret: The Hidden
Environmental Costs of the Movies. Columbia University Press.
Not: Bazen Büyük Dosyaları tarayıcı açmayabilir...İndirerek okumaya Çalışınız.

Yorumlar
Yorum Gönder