Michael Jackson Fenomeni
Popun Kralı’nın Dehlizlerinde: 34 Temel Kaynak Işığında Michael Jackson Fenomeni
" Michael Jackson'ın yaşamı, sanatı ve ölümü
üzerine inşa edilen bu devasa külliyat, bir modern zaman trajedisinin tüm
katmanlarını gözler önüne sermektedir. " Aşağıda, incelenen 34 kaynağın
sunduğu perspektifler, tarih eleştirisi ve insan psikolojisi bağlamında ayrı
ayrı özetlenmiştir.
Otobiyografik ve Ruhani Yansımalar
1. Ay Yürüyüşü / Moonwalk (Michael Jackson): Sanatçının
1988 yılında bizzat kaleme aldığı tek resmi otobiyografisidir. Eser, Gary /
Indiana’daki yoksul çocukluktan dünya starlığına uzanan yolu, sanatçının
mükemmeliyetçiliğiyle harmanlar. Anafikir: Sanatın, disiplinli bir çalışmanın
ve bitmek bilmeyen bir öğrenme tutkusunun ürünü olduğudur.
2. Hayallerin Dansı- Şiirler ve Düşünceler /
Dancing the Dream (Michael Jackson): Jackson’ın daha çok ruhani ve felsefi dünyasına
kapı açan; şiir, deneme ve mesellerden oluşan eseridir. Dikkatimizi çeken konu
olarak; burada sanatçının kendisini doğanın ve çocuk masumiyetinin bir
koruyucusu olarak konumlandırması belirtilebilir.
Biyografik Araştırmalar ve Büyük Külliyat
3. Michael Jackson: Büyü, Çılgınlık, Tüm Hikaye
(J. Randy Taraborrelli): Literatürün en kapsamlı biyografisi kabul
edilir; 1958-2009 arasını yüzlerce mülakatla belgeler. Anafikir: Jackson’ın
hayatının, babası Joseph Jackson tarafından çalınan bir çocukluğun yasını tutma
süreci olduğudur.
4. Michael'ı Yaratmak / Making Michael (Michael
Smallcombe): Daha çok sanatçının kariyer boşluklarını,
özellikle Dangerous, HIStory ve Invincible albümlerinin
teknik üretim süreçlerini ve Sony ile olan ticari savaşlarını detaylandırır.
5. Untouchable - Michael Jackson'ın Tuhaf Hayatı
ve Trajik Ölümü (Randall Sullivan): Jackson’ın ölümünden sonraki mülk kavgalarını,
otopsi raporlarını ve sanatçının izolasyon içindeki son yıllarını tarih
eleştirisi perspektifiyle ele alan hacimli bir eserdir.
6. Yükselişi ve Düşüşü, Michael Jackson (Darwin
Porter): Sanatçının sosyal ve cinsel tarihini, sektördeki gizli iddialar ve şahsi
tanıklıklar eşliğinde, yer yer aşırılıklara kaçarak tartışan kışkırtıcı bir
çalışmadır.
7. Michael Jackson Biyografisi (Dr. Karen
Moriarty): Sanatçıyı bir "İyileştirici ve
Hayırsever" / Healer & Humanitarian olarak tanımlayan, onun insani
yönünü korumaya çalışan daha empatik bir biyografidir.
8. Michael Jackson Başarısının Yedi Sırrı: Jackson’ın
küresel başarısının arkasındaki vizyonu, pazarlama dehasını ve sanatsal
disiplinini metodolojik olarak inceleyen bir rehberdir.
9. Tüm Şarkılar- Her Parçanın Ardındaki Hikaye
(Richard Lecocq & François Allard): Jackson’ın diskografisindeki
her bir parçanın stüdyo kayıt aşamasını, teknik kadrosunu ve ilham kaynaklarını
ansiklopedik derinlikte sunar.
Hukuki Süreçler, Skandallar ve İddialar
10. Michael Jackson Davasının İç Yüzü / Be
Careful Who You Love (Diane Dimond): 1993 ve 2005 davalarını en ince hukuki
detaylarına kadar inceleyen, gazeteci gözüyle yazılmış bir rapordur. Kitap,
Jackson’ın "grooming" / çocukları istismar öncesi hazırlama
yöntemlerini kullandığını iddia eder.
11. Michael Jackson Benim Sevgilimdi (Victor
Gutierrez): Pedofili iddialarını en sert dille savunan,
gizli günlükler ve çizimlere dayandığı iddia edilen en tartışmalı kaynaktır.
Yazara göre Jackson, bu ilişkileri "normal ve sağlıklı" görmektedir.
12. Maskesi İndirildi: Michael Jackson’ın Son
Yılları / Unmasked (Ian Halperin): Sanatçının son dönemindeki ilaç bağımlılığına ve
genetik sağlık sorunlarına odaklanır. Halperin, başlangıçtaki suçluluk ön
yargısını soruşturma ilerledikçe kaybetmiştir.
13. Michael Jackson’ın Örtbas Edilmesine Dair
(Dylan Howard): Leaving Neverland belgeseli sonrası güncellenen,
sanatçının kişisel günlüklerine ve FBI dosyalarına dayanarak onun Makyavelist
yanlarını sorgulayan bir araştırmadır.
14. Pop Müziğin Kralının En Karanlık Anı (Lisa
Campbell): 1993 davası sırasında Jackson’a karşı uygulanan
medya linçini ve yargı sisteminin adaletsizliklerini savunan bir perspektif
sunar.
15. Michael Jackson'a Komplo mu Kuruldu (Mary A.
Fischer): Sanatçının suçlayıcılarının finansal
motivasyonlarını ve soruşturmanın eksik yönlerini ele alan bir tarih
eleştirisidir.
16. Michael Jackson'ın Çocuk İstismarı
İddialarının Ardındaki Gerçek: Dava dosyalarındaki DNA yetersizliği ve tanık
ifadelerindeki tutarsızlıklar üzerinden sanatçının masumiyetini kanıtlamaya
çalışan bir incelemedir.
Kültürel ve Sosyolojik Analizler
17. Jacksonizm: Michael Jackson Semptomu Olarak
(Mark Fisher ve diğerleri): Jackson’ı sadece bir şarkıcı olarak değil,
neoliberalizmin ve postmodern medyanın bir "semptomu" olarak analiz
eden makaleler bütünüdür.
18. Michael Jackson ve Siyah Kimliğinin Çıkmazı: Akademik bir
yaklaşımla, sanatçının fiziksel dönüşümünü "beyaz bir dünyada siyah
olmanın yükleri" ve ırksal normların sarsılması üzerinden okur.
19. Michael Jackson'ın Tehlikeli Felsefeleri
(Elizabeth Amisu): Sanatçıyı bir "auteur" / yaratıcı
yönetmen olarak ele alan, eserlerini Shakespeare ve Mozart gibi klasik
figürlerle kıyaslayan akademik bir monograftır.
20. Jacksonizm: Michael Jackson Como Síntoma
(Arapça Baskı): Jacksonizmin küresel ve farklı kültürlerdeki
(özellikle Orta Doğu) algısını inceleyen bölgesel bir perspektiftir.
Tanıklıklar ve Yakın Çevre
21. Pop Müziğin Kralı’nın İç Yüzünü Anlatan Bir
Öykü / The Man Behind the Mask (Bob Jones): Jackson’ın 30 yıllık basın
danışmanının, sanatçının halkla ilişkiler oyunlarını ve çalışanlarına yönelik
ihanetlerini sert bir dille anlattığı ifşadır.
22. Michael Jackson ve Ben (Frank Cascio): Sanatçı ile
25 yıllık bir aile dostu olarak kurduğu ilişkiyi, onun insani zaaflarını ve
Neverland’deki gündelik yaşamını anlatan kişisel bir anıdır.
23. Michael Jackson'ı Son Günlerinde Korumak
(Bill Whitfield & Javon Beard): Korumalarının gözünden Jackson’ın son iki
yılındaki finansal çöküşünü, izolasyonunu ve çocuklarına olan aşırı
düşkünlüğünü anlatan bir portredir.
24. Michael Jackson ve Ben (Note: PDF
listesindeki farklı bir anı kaydı): Sanatçının yakın çevresinden bir başka ismin,
onun psikolojik travmaları ve yalnızlığı üzerine tuttuğu notlardır.
Komplo Teorileri ve Ölümü Üzerine
25. Michael Jackson Komplo Teorisi: Sanatçının
ölümünün ardındaki "Doctor's Plot" / Doktorların Komplosu iddialarını
ve endüstrinin onu yok etme arzusunu inceler.
26. Cinayet, Yalanlar ve Örtbas Etmeler: Jackson’ın
ölümünü JFK ve Prenses Diana gibi isimlerle kıyaslayarak küresel bir örtbas
operasyonu olarak nitelendiren radikal bir iddiadır.
27. Michael Jackson Öbür Dünyada: Sanatçının
ölüm sonrası dijital varlığını, yayınlanmamış eserlerini ve mirasının nasıl
yönetildiğini ele alan bir gelecek öngörüsüdür.
28. Michael Jackson'ın Karşı Konulamaz Ölümü: Ölümünün
kaçınılmazlığını, bedensel necrosis / doku ölümü belirtileri ve medyanın
yarattığı baskı üzerinden psikolojik olarak irdeler.
Dijital Raporlar ve Güncel Tartışmalar
29. Epstein Dosyasında Paylaşılan Hangi
Fotoğraflar Gerçek? (Teyit.org): Jeffrey Epstein ile Jackson arasındaki iddia
edilen bağları inceleyen ve fotoğrafların gerçeklik payını doğrulayan bir teyit
raporudur.
30. Independent Türkçe: "Michael Jackson,
Jeffrey Epstein'den Beter" (Dan Reed): Leaving Neverland
yönetmeninin, Jackson hayranlarını ve biyografik film projesini eleştiren, onu
Epstein ile kıyaslayan güncel mülakatıdır.
31. “Popun Kralı” Michael Jackson Epstein
Dosyasında Nasıl Geçiyor? (Dân Trí): Epstein belgelerinde Jackson’ın adının sadece
sosyal bir tanıdık olarak geçtiğini, herhangi bir suç ortağı olmadığına dair
bilgileri içerir.
32. Epstein Belgeleri ve Popun Kralı: ABD yargı
belgelerinde Jackson’ın Epstein ile olan temaslarının hukuki sınırlarını ve
iddia edilen "seks ticareti" ağıyla ilişkisizliğini belgeler.
33. Michael Jackson: Başarının Yedi Sırrı
(Analitik Rapor): Sanatçının fıtratındaki yaratıcılık ve pazarlama
dehasının nasıl birleştiğine dair yedi temel prensibi özetleyen teknik bir
rapordur.
34. Bir Anı (Son Notlar): Jackson
külliyatına dair son mülakatlar ve küçük notların derlendiği, sanatçının insan
psikolojisi üzerindeki kalıcı etkisini özetleyen kaynaktır.
Işığın Altındaki Karanlık: Michael Jackson’ın
Neverland’den Sonsuzluğa Uzanan Trajik Kronolojisi
" Michael Jackson’ın yaşam öyküsü, Gary /
Indiana’daki isli çelik fabrikalarının gölgesinden başlayıp küresel bir
imparatorluğun zirvesine, oradan da modern zamanların en tartışmalı hukuk
savaşlarına uzanan bir insan fıtratı ve trajedi panoramasıdır. ".
Sanatçının hayatı, sadece bir pop yıldızının yükselişi değil, aynı zamanda
şöhretin, izolasyonun ve bitmek bilmeyen bir çocukluk özleminin psikolojik ve
sosyolojik bir analizidir.
1958 – 1968: Gary’nin İsli Sokaklarından İlk
Sahne Işıklarına
Michael Joseph Jackson, 29 Ağustos 1958’de Gary /
Indiana’da, Joe ve Katherine Jackson’ın dokuz çocuğundan yedincisi olarak
dünyaya geldi. Çocukluğu, babası Joe Jackson’ın disiplinli, soğuk ve yer yer
şiddet içeren otoritesi altında şekillendi. Joe, çocuklarını çelik
fabrikalarındaki ağır işçilikten kurtarmanın yolunu müzikte görmüştü.
- 1963-1965: Henüz
beş yaşındayken kış bahçesinde "Climb Ev’ry Mountain" şarkısını
söyleyerek öğretmenini ağlattı ve ailenin müzik grubunun lideri haline
geldi. Jermaine / Cermeyn’in yerine baş vokalist olması, aile içinde ömür
boyu sürecek gizli bir rekabetin tohumlarını attı.
- 1967-1968: "The
Jackson 5" olarak Gary ve çevresindeki küçük kulüplerde, hatta
striptiz / striptiz kulüplerinde performans sergilemeye başladılar.
Steeltown / Stiltavn Records ile ilk kayıtlarını ("Big Boy")
yaptılar.
1969 – 1978: Motown Yılları ve İmajın İnşası
Motown Records’ın sahibi Berry Gordy / Beri Gordi
ile imzalanan sözleşme, Jackson ailesini Beverly Hills / Beverli Hils’in
lüksüne taşıdı, ancak Michael’ın kişisel özgürlüğünün sonu oldu.
- 1969-1971: Motown, pazarlama
stratejisi gereği Michael’ın yaşını iki yıl küçülterek halka sundu; bu,
"şöhret uğruna gerçeğin bükülmesi" eğitiminin ilk dersiydi.
1970'te ilk dört single'ı (I Want You Back, ABC, The Love You Save, I’ll
Be There) Billboard listelerinde 1 numaraya çıkan ilk grup oldular.
- 1972-1975: İlk solo
albümleri Got to Be There ve Ben yayımlandı. Ancak Michael,
Motown’ın sanatsal yaratıcılığını kısıtlamasından mutsuzdu ve babasıyla
birlikte CBS/Epic Records’a geçme kararı aldı.
- 1977-1978: The
Wiz / Viz filminde Korkuluk rolünü oynadı ve burada hayatının dönüm
noktası olan prodüktör Quincy Jones / Kuinsi Cons ile tanıştı.
1979 – 1989: Popun Kralı’nın Altın Çağı ve
"Thriller" Patlaması
Bu dönem, Michael Jackson’ın sanatsal dehasının
zirve yaptığı ve aynı zamanda fiziksel dönüşümünün başladığı yıllardır.
- 1979: Off
the Wall albümüyle yetişkin bir solo sanatçı olarak rüştünü ispatladı.
Bu yıl aynı zamanda ilk burun ameliyatını / rinoplasti geçirdiği yıldır.
- 1982-1983: Thriller
yayımlandı ve tüm zamanların en çok satan albümü oldu. 1983'teki "Motown
25" özel programında ilk kez "Moonwalk" / Ay Yürüyüşü
dansını yaptı; bu an pop kültür tarihini sonsuza dek değiştirdi.
- 1984: Pepsi
reklamı çekimleri sırasında saçlı derisinde ciddi yanıklar oluştu; bu
kaza, hayatının geri kalanında bağımlı kalacağı ağrı kesicilerle
tanışmasına neden oldu.
- 1985-1988: Beatles
şarkı kataloğunu (ATV) 47.5 milyon dolara satın alarak müzik endüstrisinin
en güçlü figürlerinden biri oldu. 1987’de Bad albümünü yayımladı ve
ilk solo dünya turnesine çıktı. 1988'de Neverland / Nevırlend Çiftliği'ni
satın alarak kendi fantezi dünyasını kurdu.
1990 – 2005: Skandallar, Mahkemeler ve İzolasyon
Michael’ın hayallerindeki dünyayı (Peter Pan
imgesi) gerçeklikle birleştirme çabası, trajik sonuçlar doğurmaya başladı.
- 1993: Oprah
Winfrey / Opra Vinfri ile yaptığı canlı mülakatta babasından gördüğü
şiddeti ilk kez itiraf etti. Ancak aynı yıl Jordan Chandler / Cordan Çendlır tarafından çocuk
istismarı ile suçlandı.
- 1994-1996: Chandler
davasını 15-25 milyon dolar arası bir gizli anlaşma ile kapattı; bu karar
kamuoyunda ömür boyu sürecek bir "suçluluk şüphesi" yarattı.
Aynı yıl Lisa Marie
Presley / Lisa Mari Presli ile evlendi. 1996'da boşandılar ve Michael,
hemşire Debbie Rowe / Debi Rov ile evlenerek çocuk sahibi olma hayalini
gerçekleştirdi.
- 2001-2003:
Kariyerinin 30. yılını kutladı, ancak Sony ile yaşadığı finansal ve
sanatsal krizler derinleşti. Martin Bashir / Martin Başir’in Living
with Michael Jackson belgeseli, ikinci büyük suçlama dalgasını (Gavin
Arvizo davası) tetikledi.
- 2005: Santa Maria / Santa
Mariya’da görülen ağırlaştırılmış çocuk istismarı davasından tüm
suçlamalardan beraat etti. Ancak bu süreç onu fiziksel, ruhsal ve finansal
olarak tamamen çökertti.
2006 – 2009: Bahreyn Sürgününden Trajik Finale
Son yılları, devasa borçların gölgesinde, yeniden
toparlanma çabasıyla geçen bir göçebe hayatıydı.
- 2006-2008: Bahreyn, İrlanda ve Las
Vegas / Las Vegas arasında yaşadı. Borçları 500 milyon dolara yaklaştı.
"King of Debts" / Borçlar Kralı olarak anılmaya başlandı.
- 2009:
"This Is It" / Dis İz İt adlı 50 konserlik Londra serisini
duyurdu; biletler rekor sürede tükendi. Ancak 25 Haziran 2009'da,
provaların bitiminden sadece saatler sonra, kiralık malikanesinde aşırı
dozda Propofol / Propofol ve benzodiazepine / benzodiazepin zehirlenmesi
nedeniyle kalbi durarak hayata gözlerini yumdu.
Dikkatimizi çeken konu olarak; Michael
Jackson'ın ölmeden önceki son 60 günü boyunca, doktoru tarafından verilen güçlü
anestezik ilaçlar nedeniyle gerçek anlamda "REM uykusu" uyuyamadığı
ve biyolojik olarak "uykusuzluktan ölmek üzere olan tek insan" olduğu
bilimsel raporlara yansımıştır.
Michael
Jackson’ın hayatı, "insanın içindeki o masum çocuğu korumaya çalışırken,
dünyanın acımasız gerçekleri ve kendi yarattığı hapishanesi tarafından yok
edilmesi" üzerine kurulu bir trajedi döngüsüdür.
Demir Yumruklu Bir Miras: Joseph Jackson’ın Hırsı ve
Michael’ın Kayıp Masumiyeti
Michael
Jackson’ın yaşamı, dünya sahnesindeki parıltısının aksine, aile içi şiddet,
profesyonel baskı ve bitmek bilmeyen bir yalnızlık döngüsüyle şekillenmiştir. Bu trajedinin
merkezinde yer alan figür, babası ve ilk menajeri olan Joseph Jackson / Cozıf
Ceksın’dır. Joseph’in otoriter yapısı, Michael’ın hem sanatsal dehasının hem de
derin psikolojik yaralarının kaynağı olmuştur.
Fıtratın Çöküşü: Şiddet ve Çocukluktan Mahrumiyet
" Michael
Jackson’ın çocukluğu, Gary / Indiana / İndiyana’daki isli bir evin oturma
odasında, elinde kemerle bekleyen bir babanın gölgesinde sona ermiştir. " Joseph
Jackson, çocuklarını çelik fabrikalarından kurtarmanın yolunu müzikte görmüş
ancak bu disiplini sağlarken sevgi yerine korkuyu merkeze almıştır. Michael,
henüz beş yaşındayken profesyonel bir hayata hapsedilmiş, akranları dışarıda
oyun oynarken o günde saatlerce prova yapmak zorunda kalmıştır.
Babasının şiddet uygulamak için kemer, ince
dallar ve hatta ütü kordonu / ayronink kordz kullandığı, Michael’ın bizzat
kendi ifadeleriyle sabittir. Joseph,
provalar sırasında bir hata yapıldığında çocuklarını duvarlara fırlatacak kadar
sertleşebilen bir figürdür. Dikkatimizi çeken konu olarak; Michael’ın
babasının sadece varlığını hissettiğinde bile kusacak kadar (regürjitasyon)
ağır bir fobi geliştirmesi, bu travmanın derinliğini göstermektedir. Joseph’in
gece pencereleri açık bırakan çocuklarını korkutmak için maskeyle odaya
tırmanması gibi eylemleri, Michael’ın hayatı boyunca peşini bırakmayacak olan
kâbuslara ve paronoya durumuna zemin hazırlamıştır.
Menajerlikten Prangaya: Kariyer Müdahalesi
Joseph Jackson, babalık ve menajerlik rollerini
birbirine karıştırmış, çocuklarını birer aile işletmesinin sermayesi olarak
görmüştür. Michael solo kariyerinde yükselmeye başladığında bile, Joseph onu
diğer kardeşlerinden ayırmayı reddetmiş ve Michael’ın bireysel başarısını
ailenin toplu kazancı uğruna kısıtlamaya çalışmıştır. Michael, 1979-1981 yılları arasında finansal ve
profesyonel bağımsızlığını kazanmaya başladığında, babasını menajerlikten
kovmuş ancak bu "profesyonel boşanma" ruhsal bir kopuş sağlamamıştır.
Joseph, Michael’ın solo başarısını kıskanan diğer
kardeşlerini kullanarak onu sürekli aile turnelerine (Victory Tour / Viktori
Tur gibi) zorlamıştır. Michael, babasının bu hırsını "gremlinler" /
gremlinz (görünürde iyi, arkada canavar) olarak tanımladığı kardeşleri
üzerinden hissetmeye devam etmiştir.
Karanlık Bağlantılar ve "Mafyavari"
İlişkiler
Babasının maddi hırsı, aileyi zaman zaman
tehlikeli ve şaibeli figürlerle bir araya getirmiştir. Joseph’in başarısız olan "JoCola" ve
diğer iş girişimleri onu ciddi borç sarmalına sokmuş, bu da onu Michael’ı
sömürmek isteyen grupların hedefi haline getirmiştir.
- Moonies / Muniz Skandalı: Kenneth
Choi / Kenıt Çoy liderliğindeki "Moonies" (Unification Church /
Yunifikeyşın Çörç) tarikatı, Michael’ı Kore’de konser vermeye ikna etmek
için Joseph ve diğer aile üyelerine milyonlarca dolarlık nakit para, lüks
arabalar (Rolls-Royce / Rols-Royis) ve hediyeler dağıtmıştır. Joseph, Michael’ın hayır
demesine rağmen bu gruptan para almaya devam ederek oğlunu zor durumda
bırakmıştır.
- Karanlık Danışmanlar: Joseph’in La Toya’nın
menajerliği için tuttuğu Jack Gordon’ın bir genelev işletmecisi olması ve
yer altı dünyasıyla bağları bulunması, babanın etik sınırlarının ne kadar
esnek olduğunu kanıtlamaktadır.
- Al Malnik / El Melnik İlişkisi:
Michael’ın son yıllarında yanından ayrılmayan ve "Mob" (mafya)
bağlantılı olduğu iddia edilen finansör Al Malnik ile kurulan ilişkiler,
babanın yarattığı fınansal boşluğun ve aile içi ihanetlerin bir sonucudur.
Grace Rwaramba gibi yakın çalışanlar, Michael’ın babasının ondan
"çalmayan tek kişi" olduğunu söylese de, Joseph’in dolaylı
yollardan Michael’ın ismini kullanarak girdiği fraud / fırod (sahtekarlık)
içeren işler mahkeme kayıtlarına geçmiştir.
Ölüme Uzanan Etki ve Yalnızlaşan "Peter
Pan"
Joseph’in
Michael’ın dış görünüşüyle alay etmesi ("büyük burunlu" diyerek
aşağılaması), sanatçının hayatı boyunca sürecek olan beden algı bozukluğuna
(body dysmorphic disorder / badi dismorfik dizordır) ve sayısız estetik
ameliyatla yüzünü babasından tamamen farklılaştırma çabasına yol açmıştır. Michael’ın
Neverland / Nevırlend Çiftliği’ni kurması, aslında babasının yaşatmadığı
çocukluğu yapay bir ortamda yeniden inşa etme girişimidir.
Michael
Jackson’ın hayatı, "kendisini sevmeyi asla öğrenememiş bir çocuğun,
dünyayı iyileştirerek babasının yarattığı karanlıktan kaçma çabasıdır." Ölümünden
kısa süre önce bile, Joseph’in onu "This Is It" konserlerine zorlayan
ve fınansal sömürüye devam eden bir figür olarak arka planda varlığını
sürdürdüğü görülmektedir. Michael’ın
vasiyetnamesinde babasına tek kuruş bırakmaması, ömür boyu süren bu sessiz ama
derin savaşın son hamlesidir.
Neverland’in Sırça Köşkünde Bir Münzevi: Michael
Jackson’ın Hayalleri, Yalnızlığı ve Gecikmiş Baharları
" Michael Jackson’ın yaşam öyküsü, Gary, İndiyana’daki isli çelik fabrikalarının
gölgesinden çıkıp Neverland / Nevırlend Çiftliği’nin yapay cennetine sığınan
bir ruhun, modern dünyanın acımasız gerçekliği ile kendi yarattığı çocuksu
masal dünyası arasındaki trajik sıkışmışlığıdır. " Sanatçı, küresel bir
ikon olmasına rağmen hayatı boyunca "dünyanın en yalnız insanlarından
biri" olduğunu savunmuş; bu yalnızlığını dindirmek için çocukluğun
masumiyetine, hayvanların sadakatine ve masalların sınırsızlığına sığınmıştır.
Masalsı Bir Kaçış: Peter Pan / Piter Pen ve Ebedi
Çocukluk
Michael
Jackson’ın dünyasında masallar, sadece uyku öncesi anlatılan hikayeler değil,
bizzat yaşanması gereken bir gerçeklikti. Kendisini James Matthew Barrie’nin ölümsüz
karakteri Peter Pan ile tamamen özdeşleştirmişti. Bu özdeşleşme, akademik
literatürde "puer aeternus" / (ebedi çocuk) olarak adlandırılan,
büyüme ve yetişkinliğin sorumluluklarını alma reddinin bir tezahürüydü.
Jackson’a göre
yetişkinlerin dünyası "ihanet, dedikodu, yargılama ve yalanlarla"
doluydu; oysa çocuklar ve hayvanlar "gerçeği söyler ve karşılıksız
severdi". Bu inanç onu fiziksel olarak da izole etti. Neverland
Çiftliği’ni kurarak, babası Joseph Jackson tarafından provalarla çalınan
çocukluğunu yeniden inşa etmeye çalıştı. Burada kurduğu devasa kütüphane,
lunapark ve sinema salonu, aslında dış dünyadan kaçışının surlarıydı. Tarih
eleştirisi açısından bakıldığında, Jackson’ın bu fantezi dünyası, neoliberal
dönemin "kaçış kültürü"nün en aşırı ve trajik örneğini
oluşturmaktadır.
Hayvanların ve Kuklaların Sessiz Dostluğu
İnsan ilişkilerindeki güvensizliği, Jackson’ı
insan fıtratından uzaklaştırarak hayvanlarla ve hatta cansız nesnelerle kurulan
bir dostluk dünyasına itti. Dikkatimizi çeken konu olarak; Jackson’ın odasında sadece
yalnızlığını dindirmek için altı adet cansız manken bulundurması ve onlarla
dertleşmesi, onun psikolojik izolasyonunun ne denli derin olduğunu
göstermektedir. Bu mankenlerin "görünen ama konuşmayan"
kadınları temsil ettiği ve sanatçı için tehdit içermeyen bir sosyal çevre
yarattığı düşünülmektedir.
Evcil
hayvanları, özellikle şempanzesi Bubbles, yılanı Muscles ve laması Louie, onun
en yakın sırdaşlarıydı. Hayvanlara olan bu aşırı düşkünlüğü, yer yer
insanlıktan kopuş olarak eleştirilmiş; hatta şempanzesiyle alışveriş
merkezlerine gitmek için "görünmezlik iksiri" aradığı gibi absürt
iddiaların doğmasına yol açmıştır. Anafikir: Jackson için hayvanlar, kendisini
bir yıldız ya da "freak" / frik (ucube) olarak değil, sadece Michael
olarak gören tek varlıklardı.
Evlilikte Gecikme ve İlişkisel Çekingenliğin
Kökenleri
Michael Jackson, evlilik ve ikili ilişkiler
konusunda akranlarından çok daha geç bir olgunlaşma süreci yaşamıştır. 25-26 yaşlarına geldiğinde bile
hala "bakir" / virgin olduğu hem yakın çevresi hem de biyografi
yazarları tarafından defalarca vurgulanmıştır. Bu gecikmenin ardında
yatan temel neden, babasının annesine olan ihanetlerine şahitlik etmesi ve
kardeşlerinin evliliklerindeki mutsuzluklardır. Jackson, "kardeşlerimin eşlerine yaptıklarını
beğenmiyorum, kimseye evlenecek kadar güvenemiyorum" diyerek bu korkusunu
dile getirmiştir.
Psikolojik açıdan bakıldığında, Jackson’ın
kadınlara karşı "utangaç ve çekingen" tutumu, onu bir
"man-child" / men-çayld (çocuk-adam) olarak konumlandırmıştır. 1993
yılına kadar ciddi bir romantik ilişkisi olmamış, Lisa Marie Presley / Lisa
Mari Presli ile olan ilk evliliği ise kamuoyunda Jordan Chandler / Cordan
Çendlır skandalından kaçmak için yapılan bir "PR hamlesi" veya
"Potemkin evliliği" / Potemkin marriage olarak algılanmıştır.
Jackson’ın cinsel kimliği üzerine yapılan spekülasyonlar, onun aslında
"aseksüel" / asexual bir yapıya bürünerek cinselliği sanatı
aracılığıyla süblime (yüceltme) etmesinden kaynaklanmış olabilir.
Çekirdek Aile Kurma Çabası ve Maskeli Ebeveynlik
Jackson, geç
gelen evliliklerinin ardından kurduğu çekirdek ailesinde, kendi babasının
aksine "mükemmel ve korumacı" bir ebeveyn olma hırsıyla hareket
etmiştir. Ancak bu korumacılık da ekstern / aşırı bir boyuta ulaşmıştır.
Çocuklarının (Prince / Prins, Paris / Peris, Blanket / Blenkıt) yüzlerini halka
açık yerlerde maskeler ve tüllerle örtmesi, hem onları paparazzilerden /
paparazzi koruma hem de çocukların kendisine olan biyolojik benzerliklerinin
tartışılmasını önleme amacı taşıyordu.
Kendi ailesine
karşı olan çekingenliği, çocuklarının eğitimini evde (home-schooling /
hom-skulink) sürdürmesine ve onları dış dünyadan tamamen izole bir "yapay
cennet" içinde büyütmesine neden olmuştur. " Ben bir fanus içinde
büyüdüm, oğlumun başına bunun gelmesine izin vermeyeceğim " diyerek kendi
travmalarını çocukları üzerinden telafi etmeye çalışmıştır. Ancak bu durum,
çocukların sosyal gelişiminde "başka çocukların ve otorite figürlerinin
olmadığı" bir eksiklik yaratmıştır.
İnanç ve İrade Kıskacında Bir Yıldız: Michael
Jackson’ın Ruhani Yolculuğu ve İslam Tartışmaları
" Michael
Jackson'ın yaşamı boyunca sergilediği ruhani arayış, bir yandan annesi
Katherine Jackson’ın / Kedrın Ceksın aşıladığı katı dindarlık, diğer yandan ise
küresel şöhretin getirdiği sınırsız özgürlük arasındaki sancılı bir dengede
durmuştur. " Sanatçı için din, sadece bir inanç sistemi
değil; davranışlarını, sanatsal tercihlerini ve hatta ikili ilişkilerindeki
çekingenliğini şekillendiren temel bir yapıdır.
Yehova Şahitliği: İnancın İnşası ve Sanatla Çatışma
Michael Jackson, beş yaşından itibaren annesinin
etkisiyle Yehova Şahitleri / Cihoovaz Vitnısız inancıyla büyümüştür. Bu inanç
sistemi, dünyevi hazlardan, bayram kutlamalarından, milli marşlardan ve hatta
siyasi oy kullanmaktan uzak durmayı emreder. Jackson, şöhretinin zirvesinde
olduğu 1980'li yıllarda bile, peruk ve takma bıyık gibi kılık değiştirmeler /
disguises / disgaysız kullanarak kapı kapı dolaşıp inancını tebliğ etmiştir.
Ancak sanatsal dehası, inancının katı
kurallarıyla sık sık çatışmıştır. Dikkatimizi çeken konu olarak; Thriller / Trillır klibindeki korku ve
doğaüstü / occult / okalt temalar, kilise ihtiyarları / elders tarafından
"şeytani" bulunmuş ve Jackson aforoz / excommunication /
ekskomünikeyşın edilmekle tehdit edilmiştir. Bu durum sanatçıyı derin
bir ruhsal çöküntüye sürüklemiş, hatta klibi yok etmeyi bile düşünmüştür; ancak
klibin başına "bu film hiçbir şekilde okültizme inancı teşvik etmez"
ibaresini ekleyerek bir orta yol bulmuştur. Sonunda, 1987 yılında, sanatçı inancın getirdiği kısıtlamalar
ile kariyerini uzlaştıramayacağını anlayarak Yehova Şahitliği’nden resmen
ayrılmıştır.
İslamiyete Geçiş İddiaları ve "Mikaeel"
Meselesi
Jackson'ın İslamiyet ile olan ilişkisi, özellikle
2005 yılındaki mahkeme sürecinden sonra Bahreyn'e yerleşmesiyle dünya gündemine
oturmuştur. Kardeşi Jermaine /
Cermeyn’in 1989 yılında Müslüman olması, Michael'ın bu dine karşı her zaman bir
sempati ve ilgi duymasına yol açmıştır.
- Dönüşüm Dedikoduları: 2005 yılında Bahreyn'de bir
cami yaptırmayı planladığı ve adını "Mikaeel" / Mikael olarak
değiştirdiği iddiaları geniş yankı bulmuştur.
- İslam Kıyafeti ve Ritüeller:
Sanatçının Bahreyn'de tanınmamak için kadınların giydiği abaya / abaya ve
peçe / veil / veyl taktığı, bir alışveriş merkezinde yanlışlıkla kadınlar
tuvaletine girmesiyle patlak veren bir skandalla belgelenmiştir.
- Gerçeklik Payı: Bazı kaynaklar, Los
Angeles'taki bir malikanede bir imam eşliğinde şehadet getirdiğini iddia
etse de, yakın çevresi ve avukatları sanatçının İslam’ın öğretilerinden
ilham aldığını ancak hiçbir zaman resmi olarak Müslüman olmadığını
belirtmiştir.
Dikkatimizi çeken konu olarak; Jackson'ın
son yıllarında Nation of Islam / Neyşın ov İslam (İslam Milleti) grubuyla olan
bağı, ruhani bir yakınlıktan ziyade, hırslı kardeşi Jermaine'in
yönlendirmesiyle sağlanan bir güvenlik ve yönetim kalkanıdır. Bu grubun sanatçının hayatına
müdahalesi, ekibindeki Yahudi danışmanlarla çatışmalara ve Stuart Backerman
gibi sadık çalışanlarının istifasına neden olmuştur.
Tanrı ile İlişkisi: Bir "Küskünlük" mü,
Yoksa "Sığınma" mı?
Michael Jackson’ın Tanrı’ya karşı bir küskünlük
içinde olduğuna dair kaynaklarda doğrudan bir kanıt bulunmamaktadır; aksine, o
hayatı boyunca kendisini "Tanrı'nın bir enstrümanı" / an instrument
of nature olarak görmüştür. Sanatçının asıl öfkesi ve hayal kırıklığı, dini
kurumların "ikiyüzlülüğü" ve babasının uyguladığı otoriter
disiplinedir.
- Yaratıcılık ve İlahi Kaynak: Jackson, bestelediği
şarkıların kendi başarısı değil, "Tanrı'nın bir işi" olduğunu
savunmuş ve bu eserlerin üzerine adını yazarken suçluluk hissettiğini dile
getirmiştir.
- Masumiyet ve Çocukluk: Tanrı'yı çocukların yüzünde
gördüğünü ("I see God in the face of children") defalarca
vurgulamıştır. Onun için çocukluk ve masumiyet, Tanrı'ya ulaşmanın en saf
yoludur.
- Dua Ritüelleri:
Yemeklerden önce ve konserlerden hemen önce tüm ekibiyle el ele tutuşarak
dua etme alışkanlığını ölünceye kadar sürdürmüştür.
Michael Jackson’ın hayatını anlatan tüm
kitaplarda ortak olan temel düşünce; "insanın yarattığı kurumsal dinlerin
sanatçıyı boğduğu, ancak kişisel bir yaratıcıya ve spiritüel bir güce
sığınmanın onun tek kurtuluşu olduğudur".
Psikolojik Travmalar ve İnanç Etkisi
Jackson’ın çocukluk döneminde babası Joe
Jackson’dan gördüğü fiziksel şiddet, onda kalıcı bir yalnızlık ve güvensizlik
hissi yaratmıştır. Yehova Şahitliği’nin "günah ve ateş" odaklı
doktrini, sanatçının cinselliğe karşı "aseksüel" veya
aşırı çekingen bir tavır geliştirmesine neden olmuştur. Bu içsel çatışma, onu
insanlardan uzaklaştırarak hayvanlarla ve cansız mankenlerle kurulan yapay bir
dünyaya itmiştir.
Kutsal Bir Enstrümanın Melodileri: Michael Jackson’ın
Kozmik Misyonu ve Son Notaları
" Michael
Jackson'ın sanatsal külliyatı, kendisini yalnızca bir pop yıldızı olarak değil,
ilahi bir gücün yeryüzündeki kanalı ve seçilmiş bir elçisi olarak
konumlandırdığı derin bir ruhaniyetle örülüdür. " Sanatçı,
yaratıcılığının kaynağını her zaman kendisi dışındaki bir "üst
iradeye" / Higher Source bağlamış ve bu durum şarkı sözlerinden sahne
performanslarına kadar her alana yansımıştır. Bu durumun insan psikolojisi
üzerindeki izdüşümü, ağır çocukluk travmaları ve yalnızlıkla boğuşan bir ruhun,
sanatını bir "kurtuluş" ve "varoluş sebebi" olarak süblime
/ yüceltme (sublimation) etme çabasıdır.
Seçilmişlik ve İlahi Enstrüman Algısı
Michael Jackson, kendisini defalarca
"doğanın bir enstrümanı" / instrument of nature olarak tanımlamıştır.
Sanatçıya göre şarkılar, o
daha doğmadan önce evrende zaten mevcuttur ve o, yalnızca bu melodileri duyup
kağıda döken bir "aracı"dır. Bu inanç, onun eserlerinde neden
bu kadar güçlü bir toplumsal ve ruhani mesaj kaygısı taşıdığını açıklamaktadır.
- Will You Be There / Orada Olacak mısın?: Jackson'ın seçilmişlik
hissiyatını ve bu "kutsal yükün" altında ezilişini en net
yansıtan şarkısıdır. Şarkının sonunda yaptığı monologda, Tanrı’ya ya da bir üst güce
seslenerek, zor zamanlarında, acı çekerken ve herkes onu yargılarken
"orada" olup olmayacağını sorgular. Dikkatimizi çeken
konu olarak; bu şarkıdaki koro düzenlemeleri ve senfonik yapı, onun
kendisini bir tür modern ilahi / gospel sunucusu gibi gördüğünü
kanıtlamaktadır.
- Man in the Mirror / Aynadaki Adam: Jackson
bu eserde, dünyayı değiştirmek için önce bireyin kendisinden başlaması
gerektiğini vurgularken, kendisini bu küresel uyanışın "öncüsü"
ve "çağrıcısı" olarak konumlandırır.
Dünyayı iyileştirme misyonu, kişinin kendi
içsel dönüşümüyle başlar.
- Earth Song / Yeryüzü Şarkısı: Bu
şarkıda Jackson, gezegenin acısını bizzat hisseden ve insanlığın yıkımına
karşı haykıran bir "doğa peygamberi" / nature prophet kimliğine
bürünür. Sahne performanslarında vinç üzerinde gökyüzüne yükselmesi ve
insanlara elini uzatması, onun bu "kurtarıcı" / savior imgesini
pekiştirmektedir.
- Another Part of Me / Benim Diğer Parçam: Kripto / gizemli bir
üslupla yazılan bu şarkıda, "ebedi ışıkta bir misyondayız" /
"mission in the everlasting light" diyerek, kendisinin ve
hayranlarının sadece müzik dinleyen bir kitle değil, kutsal bir amaç için
birleşmiş bir topluluk olduğunu ima eder.
Şöhretin Karanlık Odağı ve "Cezalandırılan
Ikarus"
Jackson’ın kendisini "seçilmiş"
hissetmesi, tarih eleştirisi perspektifiyle bakıldığında, onun dünya
sahnesindeki aşırılıklarını da beraberinde getirmiştir. Tarihçi Elizabeth
Amisu’ya göre Jackson, Güneş’e çok yakın uçan Ikarus / Icarus gibi, başarının
ve idealizmin zirvelerine çıkmış; ancak toplumun normlarını zorladığı (estetik
ameliyatlar, deri rengi değişimi vb.) için aynı mitolojik figür gibi
"freak" / ucube ya da canavar ilan edilerek cezalandırılmıştır. İnsan
fıtratı, Jackson’ın bu kadar "üstün" ve "farklı" olmasını
bir noktadan sonra tehdit olarak algılamış ve medya yoluyla onu "yerden
yere vurma" / vilification sürecine girmiştir.
Yarım Kalan Senfoni: Michael Jackson’ın Son
Şarkısı
Michael Jackson’ın ölmeden önce üzerinde
çalıştığı ve kaydettiği en son eserler hakkında kaynaklarda farklı bilgiler
bulunsa da, kronolojik olarak belirli şarkılar öne çıkmaktadır.
- Best of Joy / Neşenin En İyisi:
Jackson’ın hayatının son aylarında, 2008 yılı sonunda Bel Air Oteli’nde
kaydettiği, saf sevgiyi ve neşeyi anlatan bir baladdır. Bu şarkı, onun son
"This Is It" turnesine hazırlık listesinde en üst sıralarda yer
alıyordu.
- I Was the Loser / Kaybedendim (veya I Am a
Loser): 2008 ve 2009 başında Los Angeles’ta
mühendis Michael Durham Prince ile birlikte vokallerini tamamladığı,
aslında geçmişine ve hatalarına dair melankolik bir bakış açısı sunan bir
eserdir. Dikkatimizi
çeken konu olarak; bu şarkı onun "kurtarıcı" imajından uzaklaşıp
"insani zaaflarını" itiraf ettiği en yalın son kayıtlarından
biridir.
- This Is It: Her ne
kadar 2009'daki ölümünden sonra ilk "yeni" şarkı olarak piyasaya
sürülse de, aslında 1983 yılında Paul Anka / Paul Anka ile birlikte
yazılmış eski bir demoya dayanmaktadır. Bu nedenle teknik olarak onun
yazdığı "en son" şarkı değildir.
Michael Jackson, 25 Haziran 2009 tarihinde,
vücudundaki aşırı dozda Propofol / Propofol ve benzodiazepine / benzodiazepin
etkisiyle, cerrahi bir müdahale odası gibi soğutulmuş yatak odasında hayata
gözlerini yummuştur. Hayatı boyunca kendisini bir "enstrüman" olarak
görmesi, belki de son anlarında hissettiği bu devasa yalnızlığın bir
telafisiydi. Jackson, vasiyetnamesinde dahi mirasını çocuklarına ve hayır
kurumlarına bırakarak, başlattığı "dünyayı iyileştirme" misyonunun
ölümünden sonra da devam etmesini amaçlamıştır.
Zamanın Kırılma Noktaları: Michael Jackson’ın Hukuki
Savaşları, Babasının Karanlık Borçları ve İnanç Labirenti
" Michael
Jackson’ın hayatındaki mahkeme süreçleri, babası Joseph Jackson’ın finansal
çöküşü ve kardeşi Jermaine’in İslamiyet’e geçişi, pop kültür tarihinin en
karmaşık ve iç içe geçmiş kronolojilerinden birini oluşturur. " Bu olaylar
arasındaki zaman uyumunu tarih eleştirisi ve insan psikolojisi perspektifiyle
incelediğimizde, tesadüflerin ötesinde bir "hayatta kalma ve kaçış"
döngüsüyle karşılaşırız.
Mahkeme Safhalarının Başlangıcı ve Baba Joseph
Jackson’ın "Karanlık" Borçları
Michael Jackson’ın hayatını karartan büyük
mahkeme safhaları, ilk olarak 1993 yılında Jordan Chandler / Cordan Çendlır
davasıyla resmen başlamıştır. Ancak bu hukuki yıkımın taşları, çok daha
önceden, sanatçının babası Joseph Jackson’ın kontrolsüz hırsı ve riskli iş
ilişkileriyle döşenmiştir.
Dikkatimizi
çeken konu olarak; mahkeme
süreçlerinin başladığı ilk yıllar, aslında babasının şaibeli fınansal
operasyonlar nedeniyle köşeye sıkıştığı bir dönemle tam olarak örtüşmektedir. Joseph Jackson, 1987-1988 yıllarında
emlak geliştiricisi Gary Berwin’e karşı 3 milyon dolarlık devasa bir tazminat
davası kaybetmiş ve fınansal olarak iflasın eşiğine gelmiştir. Joseph’in bu borç sarmalı, onu
"Moonies" / Muniz olarak bilinen ve mafyavari bir disiplinle
yönetilen Birleşme Kilisesi / Unification Church ile tehlikeli bir iş birliğine
itmiştir.
1988-1990
yılları arasında Joseph Jackson, Michael’ı Güney Kore’de konser vermeye ikna
etmek karşılığında bu gruptan milyonlarca dolar nakit, lüks arabalar ve
hediyeler kabul etmiştir. Dolayısıyla,
1993’teki ilk çocuk istismarı iddiaları patlak verdiğinde, Michael Jackson
yalnızca bir hukuk savaşıyla değil, aynı zamanda babasının bu karanlık odaklara
olan "gecikmiş borçları" ve aileyi içine sürüklediği fınansal kaosla
da boğuşmaktaydı. Bu durum, sanatçının neden "ailesini bir ATM
makinesi gibi kullanan gremlinler" / gremlinz olarak gördüğünü de
açıklamaktadır.
Kardeş Jermaine’in Müslüman Oluşu ve Zaman Uyumu
Kardeşi
Jermaine Jackson’ın / Cermeyn Ceksın Müslüman olduğunu duyurması ile Michael’ın
mahkeme süreçleri ve Bahreyn / Bahreyn sürgünü arasında geniş bir zaman dilimi
bulunmaktadır.
- Jermaine’in Dönüşümü (1989): Jermaine Jackson, Michael’ın
ilk büyük mahkeme sürecinden (1993) dört yıl önce, 1989 yılında
İslamiyet’e geçmiştir. Bu tarih, Michael’ın henüz "Thriller" /
Trillır rüzgarıyla dünyayı kasıp kavurduğu ancak babasının borçları
nedeniyle aile içi krizlerin tırmandığı bir döneme denk gelir.
- Bahreyn Sürgünü ve "Mikaeel"
İddiaları (2005): Michael Jackson’ın Bahreyn’e gidişi,
1993’teki ilk davanın değil, 2005 yılındaki Gavin Arvizo / Gevin Arvizo
davasından beraat etmesinin hemen ardından gerçekleşmiştir.
Jermaine’in
inancı ile Bahreyn dönemi arasındaki asıl zaman uyumu, Michael’ın 2003-2005
davası sırasında Jermaine’in tavsiyesiyle güvenlik hizmetlerini Nation of Islam
/ Neyşın ov İslam (İslam Milleti) grubuna devretmesiyle başlar. Jermaine, kardeşini fıziksel ve
ruhsal olarak korumak amacıyla onu Müslüman figürlerle ve Bahreyn Prensi Şeyh
Abdullah ile tanıştırmıştır.
Bahreyn’deki Gizem ve Psikolojik Fıtrat
2005 yılında Bahreyn’e gittiğinde Michael
Jackson, "Mikaeel" / Mikael adını kullanmaya başlamış ve inanç
dünyasını İslam ile harmanlamıştır. Bu dönemde kendisini bir "abaya"
/ abaya (kadınların giydiği bir dış giysi) altına gizleyerek toplum içinde
dolaşması, onun hem dünyadan kaçış arzusunu hem de içine düştüğü derin
psikolojik izolasyonu simgeler.
Michael
Jackson’ın mahkeme safhalarının ilk yılları (1993), babasının
"mafyavari" yapılarla ve fınansal darboğazlarla boğuştuğu bir
karanlık miras dönemidir. Bahreyn’e gidişi ve İslamiyet ile kurduğu
"gizemli" bağ ise, bu karanlık mirastan ve Batı medyasının linçinden
kaçışının ruhani durağını temsil etmektedir.
İnanç ve İhanet Kıskacında Bir İkon: Michael Jackson’a
Kurulan "Görünmez" Pusular
" Michael Jackson’ın hayatı boyunca
çevresini kuşatan dini organizasyonlar, ailevi hırslar ve profesyonel
ekibindeki ani çözülmeler, bir pop yıldızının ötesinde, küresel bir 'satranç
tahtası' üzerinde kurban edilmiş bir figürün trajedisini hatırlatmaktadır.
" Sanatçının hem babası Joseph Jackson’ın karanlık iş ilişkileri hem de son yıllarında
yanına sığınmak zorunda kaldığı Nation of Islam / Neyşın ov İslam (İslam Milleti) grubu, Michael’ın
etrafındaki sadık ekibin dağılmasına ve bir komplo teorisinin zemin bulmasına
neden olmuştur.
Nation of Islam ve Ekibin "Mecburi"
İstifası
Michael
Jackson’ın 2003 yılında Santa Barbara / Santa Barbara’da başlayan
ağırlaştırılmış çocuk istismarı davası sırasında, güvenliğini sağlamak amacıyla
kardeşi Jermaine / Cermeyn aracılığıyla Nation of Islam ile yakınlaşması, ekibi
içinde büyük bir çatlağa yol açmıştır. Bu grup, özellikle Louis Farrakhan’ın / Luwis
Farakan damadı Leonard Muhammad / Lenırd Muhammed aracılığıyla Michael’ın
hayatına dahil olmuş ve sanatçıyı dış dünyadan izole etmeye başlamıştır.
" Michael’ın yıllardır yanında bulunan ve onun
en sadık savunucularından biri olan halkla ilişkiler danışmanı Stuart
Backerman’ın / Stüart Bekırmın, 2004 yılında tam da bu 'sızma' nedeniyle istifa
etmesi, komplonun ilk işaretidir. " Backerman,
bu grubun Michael’ın tüm işlerini devraldığını ve sanatçının 'aklının başında
olmadığını' savunarak ekibi terk etmiştir. Ayrıca Michael’ın yıllardır
birlikte çalıştığı Yahudi
kökenli avukat ve danışmanları (özellikle Mark Geragos ve
Benjamin Brafman ), grubun ant-semitik /
Yahudi karşıtı duruşu ve Louis Farrakhan’ın Michael’ı bir 'mülk' gibi görme
arzusu nedeniyle sistemin dışına itilmiştir. İnsan psikolojisi açısından
bakıldığında, Michael’ın o dönemdeki savunmasızlığı ve hapse girme korkusu, onu
bu 'koruyucu ama boğucu' grubun ellerine teslim etmiş; bu durum da aslında
sistemi kontrol eden güçlerin onu daha kolay hedef almasına zemin hazırlamıştır.
Baba Joseph Jackson ve "Moonies"
Gölgesi
Sanatçının babası Joseph Jackson’ın maddi
hırsları, aileyi 1980’lerin sonunda "Moonies" / Muniz olarak bilinen
ve Reverend Sun Myung Moon / Revırınd San Myung Mun tarafından yönetilen Birleşme Kilisesi / Unification
Church ile tehlikeli bir pazarlığa sürüklemiştir. Kenneth Choi / Kenıt
Çoy isimli bir iş adamı üzerinden yürütülen bu süreçte, Joseph ve Katherine
Jackson / Kedrın Ceksın, Michael’ı Güney Kore’de bir birleşme konserine ikna
etmek karşılığında milyonlarca dolarlık nakit para, Rolls-Royce / Rols-Royis
marka arabalar ve pahalı hediyeler kabul etmiştir.
Tarih
eleştirisi açısından yaklaştığımızda, Michael’ın bu gruptan ve dinden nefret
etmesine rağmen babasının borçları (özellikle emlakçı Gary Berwin’e olan 3
milyon dolarlık borç) nedeniyle bu projeye dahil edilmeye çalışılması, ona
kurulan asıl 'ailevi komplonun' bir parçasıdır. Michael bu durumu
"İçim bulanıyor, ailem 'hayır' cevabını kabul etmiyor" diyerek
tanımlamıştır. Bu karanlık ilişkiler ağı, Michael’ı finansal olarak
zayıflatmış ve onu 1993’teki ilk büyük saldırı olan Jordan Chandler davası
öncesinde savunmasız ve yalnız bırakmıştır.
Sistematik Bir Çökertme Operasyonu mu?
"
Kaynaklarda dikkatimizi çeken konu olarak; Michael Jackson’ın hem İslamiyet’e
olan sempatisi hem de babasının şaibeli dini gruplarla olan borç ilişkileri,
medyanın onu bir 'fıtrat dışı varlık' olarak yaftalaması için mükemmel bir
malzeme sağlamıştır. " Sanatçının
son yıllarında yönetimine giren Dr. Tohme Tohme’nin de
benzer bir gizem taşımaktadır. Tohme’nin, Michael’ı annesi Katherine ve kardeşlerinden
izole ederek sadece belirli 'finansörlerle' görüştürmesi, Michael’ın ölümünden
kısa süre önce "Tohme ile ekibim arasında bir duvar var, hesaplarımda ne
olduğunu bilmiyorum" demesi, komplonun profesyonel ayağını
oluşturmaktadır.
Sonuç olarak; Michael Jackson’ın etrafındaki
sadık insanların 'İslami ilişkiler' bahanesiyle uzaklaştırılması ve babasının
geçmişteki 'mafyavari' dini pazarlıkları, sanatçının mülklerine (özellikle
Beatles / Bitıls şarkı kataloğuna) göz diken odakların işini kolaylaştırmıştır.
Sanatçı, kendi ifadesiyle "seçilmiş bir kurban" olarak, hem ailesinin
hırsları hem de endüstrinin acımasızlığı arasında kalarak fiziksel ve ruhsal
bir çöküşe itilmiştir.
Reytinglerin Gölgesinde Bir İkon: Michael Jackson’ın
Mirasına Karşı Medya Operasyonu
" Michael Jackson'ın yaşamı boyunca ve
ölümünden sonra medya ile olan ilişkisi, gazetecilik etiği ile ticari
kaygıların arasındaki uçurumun en trajik örneğini oluşturmaktadır. "
Kaynaklar, medyanın Jackson’ı bir sanatçıdan ziyade, kâr getiren bir
"freak" / frik (ucube) veya bir "spectacle" / spektakıl
(gösteri) nesnesi olarak kurguladığını ve bu haberleri genellikle gerçekleri
ortaya çıkarmaktan ziyade onun geçmişini karalamak ve pazar payını artırmak
amacıyla kullandığını göstermektedir.
Reyting Uğruna İnşa Edilen "Canavar" İmajı
Medya kuruluşları için Michael Jackson, her zaman
yüksek izlenme oranları ve satış rakamları anlamına gelmiştir. 1993 ve 2005
davaları sırasında, mahkemede sunulan aklayıcı delillerin ana akım medyada
nadiren yer bulduğu, buna karşın sansasyonel suçlamaların manşetlerden
indirilmediği dikkatimizi çeken bir konudur. Avukat Thomas Mesereau’ya göre, medya gerçek mahkeme
salonundan tamamen kopuk bir "paralel evren" yaratarak Jackson’ı
peşinen suçlu ilan etmiştir.
Anafikir: Haber endüstrisi, Michael Jackson’ın
çocukluk travmalarını ve ebedi çocukluk özlemini ("puer aeternus" /
puer eternus) anlamaya çalışmak yerine, bunları patolojik ve "creepy"
/ kripi (ürkütücü) bir forma sokarak pazarlamıştır. Haberlerde gerçeklikten
ziyade kurgusal anlatıların ("fictitious account") tercih edilmesi,
halkın algısının sistemli bir şekilde manipüle edilmesine yol açmıştır.
Epstein Dosyaları ve Geçmişi Kirletme Çabaları
Son yıllarda
Jeffrey Epstein dosyalarının açılmasıyla Michael Jackson’ın adının bu
listelerde geçmesi, medya tarafından yeni bir karalama kampanyasının yakıtı
olarak kullanılmıştır. Ancak hukuki belgeler incelendiğinde, Jackson’ın
adının yalnızca sosyal bir tanıdık veya iletişim listesi kapsamında geçtiği,
herhangi bir suça karıştığına dair hiçbir kanıt bulunmadığı görülmektedir. Buna rağmen, Leaving Neverland
belgeselinin yönetmeni Dan Reed gibi isimler, Jackson’ı Epstein’den
"beter" olarak nitelendirerek, hiçbir hukuki dayanağı olmayan
iddialarla sanatçının mirasını hedef almışlardır.
Bu durum,
insan psikolojisinin "onaylama ön yargısı"nı kullanmaktadır; medya,
Epstein gibi nefret edilen bir figürle Jackson’ı yan yana getirerek, sanatçının
geçmişteki beraatlarını değersizleştirmeye çalışmıştır. Tarih
eleştirisi açısından bakıldığında, bu yaklaşım "kültürel istismar"
(cultural abuse) olarak tanımlanmakta ve bir siyahinin küresel başarısının
"normalleştirme" ve "disipline etme" adı altında
cezalandırılmasını temsil etmektedir.
Dehayı Gölgeleyen Manipülatif Gazetecilik
Martin
Bashir’in Living with Michael Jackson belgeseli, medyanın bir şahsın
hayatına sızıp onu nasıl içeriden yıkabileceğinin en somut belgesidir. Jackson,
"gerçekleri anlatması için" Bashir’e tam erişim sağlamış, ancak
Bashir görüntüleri manipüle ederek Jackson’ın masumiyetini bir sapkınlık gibi
göstermiştir. Jackson bu durumu "en büyük ihanet" olarak tanımlamış
ve medyanın kendisini "balkonun ucunda bebek sallayan bir deli"
olarak göstermek için görüntüleri yavaşlattığını bizzat ifade etmiştir.
Dikkatimizi çeken konu olarak; haber üreticilerinin "pozitif
haber satmaz, negatif olanı icat et" kuralını Michael Jackson üzerinde
harfiyen uyguladığı görülmektedir. Örneğin, hiperbarik oksijen odası
veya Fil Adam’ın kemiklerini satın alma gibi "wacky" / vaki (tuhaf)
hikayelerin bir kısmının bizzat Jackson’ın ekibi tarafından ilgi çekmek için
sızdırıldığı, ancak medyanın bu kontrolü ele alarak hikayeyi Jackson’ın
aleyhine çevirdiği ve onu "Wacko Jacko" / vako ceko (Tuhaf Jacko)
hapishanesine kilitlediği anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak;
medya bu haberleri sadece geçmişi karalamak için değil, Michael Jackson’ı her
an tüketilebilen bir "reyting canavarı"na dönüştürmek için
kullanmıştır. Sanatçının ölümü bile bu sömürüyü durdurmamış;
aksine, ondan sonra da "pedofili" etiketi, onun paha biçilemez müzik
kataloğu üzerindeki kontrol savaşlarının bir parçası olarak canlı tutulmuştur.
Neverland’in Gölge Mimarı: Dr. Tohme Tohme ve Michael
Jackson İmparatorluğu’ndaki Gizemli Rolü
" Michael Jackson’ın hayatının son 15 ayına
damga vuran en tartışmalı figürlerden biri, kuşkusuz kendisini 'Dr.' olarak
tanıtan Lübnan asıllı
Amerikalı iş adamı Tohme R. Tohme’dir. " Sanatçının hem kurtarıcısı
hem de onu ailesinden izole eden bir 'gardiyan' olarak tasvir edilen Tohme, pop
kültür tarihinin en kripto/kripto karakterlerinden biri olarak kabul edilir.
Gizemli Bir Geçmiş ve İnşa Edilen Kimlik
Tohme Tohme
hakkındaki bilgiler genellikle çelişkili ve karanlıktır. Medyada sıklıkla bir
"Suudi milyarderi" veya "ortopedist" / ortopedik cerrah
olarak tanıtılsa da, kendisi daha sonra Amerika Birleşik Devletleri’nde
lisanslı bir doktor olmadığını itiraf etmiştir. Tohme, aslen gayrimenkul ve
finans dünyasında, özellikle Orta Doğu ve Güneydoğu Asya sermayesini kullanarak
aracılık yapan yüksek ücretli bir maddedman (aracı) olarak servet kazanmıştır.
Dikkatimizi çeken konu olarak; Tohme’nin taşıdığı
ve Senegal eski başkanı tarafından bizzat imzalandığı iddia edilen "Gezici
Büyükelçi" / Ambassador at Large pasaportu, onun uluslararası
ilişkilerdeki 'dokunulmazlık' ve nüfuz arayışının bir simgesidir. Ancak bu
iddia, döneminde Senegal Büyükelçiliği tarafından yalanlanmış, bu da Tohme’nin
karakterindeki ekstern / aşırı gizem faktörünü pekiştirmiştir.
Neverland’i Kurtaran El ve Jackson Dünyasına
Giriş
Tohme’nin
Jackson’ın iç halkasına girişi, 2008 yılının bahar aylarında, sanatçının
kardeşi Jermaine Jackson aracılığıyla gerçekleşmiştir. O dönemde Michael Jackson,
Neverland Çiftliği’nin haciz yoluyla satılması tehdidiyle karşı karşıyadır.
Tohme, yakın dostu olan milyarder Tom Barrack ve Colony Capital / Koloni
Kepitıl şirketini sürece dahil ederek 23.5 milyon dolarlık borcu üstlenmiş ve mülkün
mülkiyetini bir ortaklığa dönüştürerek Neverland’i kurtarmıştır.
Bu başarı, Jackson’ın Tohme’ye olan güvenini
sarsılmaz kılmış; sanatçı ona hem finansal hem de ticari işlerini yönetmesi
için geniş yetkili vekaletnameler vermiştir. Tohme kısa sürede MJJ
Productions’ın başkanı ve Jackson’ın resmi sözcüsü/menajeri olmuştur.
Yalnızlaştırma Politikası ve Aile İle Çatışma
Tohme’nin yönetim tarzı, tarih eleştirisi
açısından bir "izolasyon dönemi" olarak nitelendirilir. Göreve gelir
gelmez ilk hamlelerinden biri, Jackson’ın mevcut güvenlik ekibini ve sadık
çalışanlarını işten çıkarmak olmuştur. Tohme bu hamleyi, "şarkıcının etrafına bir
çit çekmek ve onu sömürmek isteyenlerden korumak" olarak savunsa
da, aslında Michael’ı babası Joe ve kardeşleri de dahil olmak üzere ailesinden
tamamen koparmıştır.
İnsan psikolojisi bağlamında bakıldığında,
Michael Jackson’ın çocukluk travmalarından kaynaklanan "güçlü bir otorite
figürüne sığınma" ihtiyacı, Tohme’nin otoriter ve kaba davranışlarıyla
birleşmiştir. Tohme’nin, sanatçıyla kurduğu bu hiyerarşik bağ, Michael’ın son
aylarında "Tohme’den korkuyorum" ve "Hesaplarımda ne olduğunu bilmiyorum"
demesine yol açacak kadar baskıcı bir boyuta ulaşmıştır.
"This Is It" Süreci ve İhanet İddiaları
Tohme Tohme,
AEG Live ile yapılan ve Jackson’ın Londra’daki 50 konserlik dönüş serisini
içeren "This Is It" / Dis İz İt anlaşmasının mimarıdır. Ancak bu
süreçte, Jackson’ın başlangıçta sadece 10 konser için anlaştığını sanması,
fakat Tohme’nin arkadan 50 konserlik bir taahhüt vermesi büyük bir kriz
yaratmıştır.
Dikkatimizi çeken konu olarak; Tohme’nin,
Jackson’ın özel eşyalarını (Neverland’deki hatıralarını) Julien’s Auction /
Jülyen Müzayede Evi aracılığıyla satmaya kalkışması, ikili arasındaki iplerin
kopmasına neden olan asıl olaydır. Jackson bu müzayedeyi durdurmak için dava
açmış ve Tohme’ye olan güvenini tamamen kaybetmiştir.
Son Dönem ve Ölümden Sonraki Tartışmalar
Michael
Jackson, ölmeden kısa bir süre önce, Mayıs 2009’da Tohme’yi resmen kovmuş ve
vekaletnamelerini iptal etmiştir. Ancak Tohme, bu fesih belgelerini hiçbir zaman
almadığını iddia ederek sanatçının ölüm gününde dahi "menajer"
sıfatıyla hastanede bulunmuş ve personeli işten çıkarmaya devam etmiştir.
Jackson’ın ölümünden sonra Tohme, sanatçının
mülklerini yağmalamakla ve ölümüne zemin hazırlamakla suçlanmıştır. Buna karşın
Tohme, Jackson’ın "Lockbox" (kilitli kasa) adını verdiği gizli hesabından
kalan 5.5 milyon doları gönüllü olarak mülke (Estate) iade ederek, kendisinin
dürüst olduğunu savunmuştur.
Dr. Tohme Tohme, Michael Jackson’ın en savunmasız
döneminde hayatına giren; onu finansal çöküşten kurtarırken ruhsal olarak
hapseden, dehası ile kâr hırsı arasında sıkışmış trajik bir figürdür.
Paha Biçilemez Bir Mirasın Gölgesinde: Michael
Jackson’a Yönelik "Epstein" Algısı ve Telif Hakları Üzerindeki
Stratejik Savaşlar
"Michael Jackson'ın yaşamı ve sanatsal
mirası, medya üreticilerinin 'pozitif haber satmaz, negatif olanı icat et'
düsturunun en trajik kurbanlarından biri haline gelmiştir. Bu durum, sanatçının
paha biçilemez müzik kataloğu üzerindeki küresel hakimiyet savaşıyla
birleştiğinde, karşımıza sistematik bir itibarsızlaştırma ve varlık değerini
düşürme operasyonu çıkmaktadır."
Kaynaklar, Jackson’ın sadece bir pop yıldızı
değil, aynı zamanda müzik endüstrisinin gördüğü en büyük ticari varlıklardan
birinin sahibi olduğunu ve bu durumun onu hem hedef hem de kurban haline
getirdiğini göstermektedir.
Reyting Canavarı ve "Epstein"
Dosyasındaki Algı Operasyonu
Medya endüstrisi için Michael Jackson ismi, her
zaman yüksek izlenme oranları ve ticari kâr anlamına gelmiştir. Son yıllarda kamuoyunda büyük
infial yaratan Jeffrey Epstein dosyalarında Jackson’ın adının geçirilmesi, bu
"negatif haber üretme" kuralının son halkasını oluşturmaktadır.
Ancak hukuki belgeler ve araştırmalar, Jackson’ın adının bu dosyalarda sadece
sosyal bir tanıdık veya iletişim listesi kapsamında geçtiğini, herhangi bir
suçla itham edilmediğini veya bu ağın bir parçası olduğuna dair hiçbir kanıt
bulunmadığını ortaya koymaktadır.
Buna rağmen, Leaving
Neverland / Liviink Nevırlend belgeselinin yönetmeni Dan Reed gibi
figürlerin Jackson’ı Epstein’den "beter" olarak tanımlaması, hiçbir
hukuki dayanağı olmayan duygusal bir manipülasyondur. Dikkatimizi
çeken konu olarak; bu tür haberlerin zamanlaması, genellikle sanatçının
mirasıyla ilgili büyük ticari anlaşmaların veya biyografik projelerin öncesine
denk gelmektedir. Bu durum, insan psikolojisindeki "onaylama ön
yargısı"nı tetikleyerek, sanatçının geçmişte aldığı beraat kararlarını
toplum nezdinde yeniden sorgulanır hale getirmeyi amaçlamaktadır.
Varlık Değerini Düşürme Stratejisi: Sony/ATV
Kataloğu Savaşı
Michael Jackson’ın en büyük gücü ve aynı zamanda
en büyük "laneti," 1985 yılında satın aldığı ve içinde Beatles /
Bitıls şarkılarının da bulunduğu Sony/ATV müzik kataloğudur. Bu katalog, müzik
endüstrisinin en değerli varlığı kabul edilmekte ve değeri milyar dolarlarla
ifade edilmektedir.
Kaynaklarda
sürekli vurgulanan "komplo" teorilerine göre, Jackson’ın sistematik
olarak çocuk tacizi suçlamalarıyla köşeye sıkıştırılması, onun finansal olarak
iflasa sürüklenmesini ve bu değerli kataloğu ucuza elden çıkarmasını sağlamak
amacı taşımaktadır. Sanatçının bizzat kendisi, Sony’nin eski başkanı
Tommy Mottola ve savcı Tom Sneddon’ın / Tom Snedın kendisini
yok etmek ve kataloğu ele geçirmek için iş birliği yaptığını defalarca iddia
etmiştir. Jackson’ın ağır borç yükü altında olması ve kataloğunu teminat /
collateral / kolatırıl olarak göstermesi, onu rakipleri karşısında son derece
savunmasız bırakmıştır.
Sanatçının
itibarının yerle bir edilmesi, sahip olduğu paha biçilemez telif haklarının
piyasa değerini düşürmek ve kontrolü ele geçirmek için kullanılan stratejik bir
silahtır.
"Satın Al, Temizle ve Yükselt" Planı:
Ekonomik Bir Öngörü
Sorduğunuz
senaryoda yer alan "ucuza kapatıp sonra mahkeme ile aklama" mantığı,
neoliberal kapitalizmin "distressed asset" / dıstresit aset (sorunlu
varlık) yönetimi stratejisiyle örtüşmektedir. Tarih eleştirisi açısından
bakıldığında, Jackson’ın mirası şu aşamalardan geçirilmektedir:
- İtibarsızlaştırma: Epstein
gibi figürlerle ilişkilendirilerek veya yeni belgesellerle saldırılarak
mirasın "toksik" / toxic hale getirilmesi.
- Değer Kaybı:
Sponsorların çekilmesi ve varlıkların (katalog, Neverland vb.) satış
baskısı altına girmesi.
- El Değiştirme: Finansal
kriz içindeki mirasçıların veya sanatçının, varlıklarını düşük bedellerle
devretmeye zorlanması.
- Aklama ve Değer Artışı:
Varlıklar güvenli ellere geçtikten sonra, hukuki zaferler veya
"gerçeklerin ifşası" yoluyla sanatçının imajının yavaş yavaş
düzeltilmesi ve ürünlerin (yeni albümler, filmler) piyasaya sürülerek
değerinin katlanması.
Dikkatimizi çeken konu olarak; Jackson’ın
ölümünden sonra mirasını yöneten John Branca ve John McClain’in sanatçının
devasa borçlarını kapatarak mirası milyar dolarlık bir imparatorluğa
dönüştürmesi, bu "değer restorasyonu" sürecinin ne kadar kârlı
olabileceğini kanıtlamaktadır.
İnsan Fıtratı ve Medya Linçi
İnsan psikolojisi, başarı zirvesindeki figürlerin
düşüşünü izlemekten karanlık bir zevk / schadenfreude / şadınfroydi
duyabilmektedir. Medya, bu fıtrat özelliğini kullanarak Jackson’ı bir
"canavar" / monster olarak kurgulamış ve bu kurgu üzerinden
milyarlarca dolar kazanmıştır. Sanatçının ebedi çocukluk özlemi ("puer
aeternus" / puer eternus) ve eksantrik yaşamı, bu operasyonlar için
mükemmel bir zemin hazırlamıştır.
Sonuç olarak; Michael Jackson’ın adının Epstein dosyalarıyla
ilişkilendirilmesi, sadece bir reyting arayışı değil, aynı zamanda onun paha
biçilemez sanatsal mirası üzerindeki kontrol savaşlarının bir parçası olma
ihtimalini güçlü bir şekilde taşımaktadır. Sanatçı, kendi ifadesiyle bir
"enstrüman" olarak kullanılmış, hayattayken linç edilmiş, öldükten
sonra ise mirası üzerinden devasa kârlar elde edilmeye devam edilmiştir.
Ölümsüzlüğün Gölgesinde Bir Kral: Michael Jackson’ın
Otopsi, Cenaze ve Defin Süreçlerindeki Gizemli Detaylar
"Michael Jackson'ın ölümü, tıpkı yaşamı
gibi, gerçeklik ile kurgunun iç içe geçtiği, tıbbi raporların spekülasyonlarla
çarpıştığı ve küresel bir yas dalgasının derin bir belirsizlikle harmanlandığı
karanlık bir süreci temsil etmektedir." Popun Kralı’nın 25 Haziran 2009 tarihindeki ani vefatı,
yalnızca bir sanatçının kaybı değil, aynı zamanda modern tarihin en titiz ve
tartışmalı otopsi ve defin süreçlerinden birinin başlangıcı olmuştur.
Bedenin Sessiz Tanıklığı: Otopsi Safhası ve Tıbbi
Bulgular
Michael Jackson’ın cansız bedeni, vefatının hemen
ardından helikopterle Los Angeles Bölgesi Adli Tıp Kurumu’na nakledilmiştir.
Baş adli tıp uzmanı Dr. Christopher Rogers tarafından gerçekleştirilen otopsi,
sanatçının fiziksel durumuna dair kamuoyuna yansıyan pek çok yanlış algıyı
düzeltmiştir.
Otopsi raporu,
Jackson’ın 50 yaşında olmasına rağmen kalp sağlığının ve iç organlarının yaş
ortalamasına göre oldukça iyi durumda olduğunu, atardamarlarında herhangi bir
yağlanma veya kolesterol birikintisi bulunmadığını ortaya koymuştur. Ancak
bedeninde yıllarca süren tıbbi müdahalelerin ve yaşadığı travmaların izleri
sabittir. Puncture marks (iğne izleri) boyundan ayak bileklerine kadar tam on
üç bölgede tespit edilmiştir.
"Dikkatimizi
çeken konu olarak; sanatçının başında bulunan burnuna bağlı bandaj
çıkarıldığında, altındaki kıkırdak yapısının tamamen çöktüğü ve sadece iki
nostril (burun deliği) deliğinden ibaret bir boşluğun kaldığı
saptanmıştır". Ayrıca Jackson’ın estetik kaygılarla kaşlarının
altına, göz kapaklarına ve dudaklarına kalıcı makyaj dövmesi yaptırdığı, saçlı
derisindeki yanık izlerini gizlemek için kafa derisinin bir kısmını koyu renge
boyattığı ve seyrek olan saçlarının bir perukla / wig desteklendiği teyit
edilmiştir.
Resmi ölüm nedeni acute propofol intoxication (akut
propofol zehirlenmesi) olarak kaydedilmiştir. Kanında propofolün yanı sıra
lorazepam, midazolam, lidokain, diazepam ve nordiazepam gibi ilaçlardan oluşan
bir "sanal eczane" bulunmuştur. Tıbbi uzmanlar, Jackson'ın bu dozları kendi başına
uygulamasının mümkün olmadığını, dolayısıyla ölümün bir homicide (cinayet/insan öldürme) vakası olduğunu hükme
bağlamışlardır.
Görkemli Bir Veda: Staples Center / Steypıls
Sentır Töreni
7 Temmuz 2009 tarihinde Staples Center'da
düzenlenen kamuya açık anma töreni, yaklaşık bir milyar insan tarafından
izlenerek dünya tarihindeki en çok takip edilen cenaze törenlerinden biri
olmuştur. Jackson’ın bedeni, 25.000 dolarlık bir maliyeti olan, altın kaplama
ve mavi kadife astarlı Promethean / Promityın modeli bir tabut içinde sahneye
getirilmiştir.
Törenin psikolojik ve simgesel derinliği, Jackson
kardeşlerin her birinin Michael’ın ikonik "tek gümüş eldivenini"
takarak tabutu taşımasıyla zirveye ulaşmıştır. Al Sharpton’ın tören sırasında
Jackson’ın çocuklarına hitaben söylediği, "Babanızda tuhaf olan hiçbir şey yoktu, asıl tuhaf
olan babanızın başa çıkmak zorunda kaldığı şeylerdi" sözleri, tarih
eleştirisi açısından Jackson’ın yaşamı boyunca maruz kaldığı medya linçine bir
başkaldırı olarak yorumlanmıştır.
On Haftalık Belirsizlik: Mezar Yeri ve Defin
Gecikmesi
Jackson’ın naaşı, vefatından tam 10 hafta sonra,
3 Eylül 2009 tarihinde Forest Lawn Memorial Park’taki Great Mausoleum (Büyük
Mozole) içine defnedilmiştir. Bu gecikmenin nedeni, aile üyeleri arasındaki
görüş ayrılıkları ve güvenlik endişeleridir. Kardeşleri onun Neverland Çiftliği’ne
gömülmesini ve mezarının bir ziyaret merkezine dönüştürülmesini isterken,
annesi Katherine Jackson, oğlunun orada yaşadığı polis baskını ve aşağılanmalar
nedeniyle bu fikre şiddetle karşı çıkmıştır.
Defin işlemi, Forest Lawn'ın en pahalı ve
korunaklı bölgesi olan Holly Terrace içindeki Sanctuary of Ascension (Yükseliş
Kutsal Alanı) bölümünde gerçekleşmiştir. Bu alan, üç büyük vitray pencere ile
çevrili, mermer bir lahdin bulunduğu son derece görkemli ve kilitli kapılar
ardında bir bölümdür.
Boş Mezar İddiaları ve "beLIEvers" Fenomeni
Mezarın boş olduğu veya bedenin başka bir yere
nakledildiği yönündeki iddialar, Jackson fanatikleri arasında popüler bir alt
kültür olan "beLIEvers" (İnananlar - "Yalan" kelimesine
atıfla) grubu tarafından sürekli canlı tutulmuştur. Bu iddiaların temel
dayanakları şunlardır:
- Güvenlik Protokolleri: Mezarın
fanatik hayranlar veya mezar soyguncuları tarafından talan edilmesinden
korkan ailenin, bedeni gizli bir yere (muhtemelen annesinin mülküne veya
yakılarak farklı bir noktaya) defnettiği öne sürülmüştür.
- Otopsi Fotoğrafları ve Ambulans
Söylentileri: Bazı komplo teorisyenleri, ölüm gününde
ambulanstan indirilen bir figürün Jackson'a ait olmadığını veya Jackson’ın
kendi ölümünü "This Is It" konserlerinin baskısından kaçmak için
kurguladığını savunmuştur.
- Eksik Parçalar: Otopsi
sırasında beynin nöropatolojik / nöropatoloji testler için çıkarılmış
olması ve Jackson'ın beyni olmadan defnedilmesi, "mezarın tam
olmadığı" algısını pekiştirmiştir.
İnanç Kıskacında Son Ritüeller ve İslam Cemaati
Etkisi
Jackson’ın cenaze sürecinde İslamiyet’e dair
unsurların bulunması, kardeşi Jermaine / Cermeyn Jackson’ın 1989 yılındaki din
değiştirme süreci ve Jackson’ın son yıllarında Nation of Islam (İslam Milleti)
grubuyla kurduğu yakın ilişkiden kaynaklanmaktadır.
Jackson’ın 2005’teki davası ve sonrasındaki
Bahreyn sürgünü sırasında "Mikaeel" / Mikael ismini kullanmaya
başlaması ve Müslüman adetlerine ilgi göstermesi, cenazesinin gizli bir İslami
ritüelle defnedildiği söylentilerini doğurmuştur.
"Dikkatimizi çeken konu olarak; Nation of
Islam üyelerinin ve Louis Farrakhan’ın damadı Leonard Muhammad’ın iç halkasına
sızarak tüm mülk yönetimini ve güvenliğini ele alması, cenaze töreni sırasında
da bu grubun koruma kalkanı sağlaması komploların merkezini
oluşturmaktadır". Ancak
resmi kaynaklar, cenaze töreninin Hristiyan bir papazın dualarıyla başladığını
ve Jackson'ın annesinin isteğiyle Yehova Şahitleri ve Hristiyanlık
geleneklerine uygun olarak defnedildiğini teyit etmektedir. Jermaine
Jackson’ın tören sonunda "Allah seninle olsun Michael" / "May
Allah be with you" diyerek veda etmesi, bu inanç çeşitliliğinin en somut
dışavurumudur.
Michael Jackson’ın cenaze ve otopsi süreci,
"bir insanın bedensel gerçekliğinin, toplumsal mitolojisi karşısında nasıl
önemsizleştiğinin" ve hayranlarının onu öldürememe fıtratının bir
yansımasıdır.
Bir Dehanın Anatomisi: Michael Jackson'ın Kültürel
Mirası, Yarım Kalan Düşleri ve Ebedi Peter Pan İdeali
" Michael Jackson, popüler kültür tarihinde
sadece bir müzisyen değil, görsel ve işitsel estetiği kökten değiştiren,
kitlelerin algı biçimini 'önce' ve 'sonra' olarak ikiye ayıran devrimci bir
figürdür. " Sanatçının Gary, Indiana’daki mütevazı başlangıcından küresel
bir ikonluğa uzanan yolculuğu, imajın inşası, dansın mekanikleşmesi ve bitmek
bilmeyen bir çocukluk özleminin trajik yansımasıdır.
Popun Görsel Dili: İmaj ve Tarzın Yeniden İcadı
Michael Jackson, müzik endüstrisinde
"superstar" / süperstar kavramını aşarak "megastar" /
megastar mertebesine ulaşan ilk isimdir. İmajı, yalnızca kıyafetlerden değil,
her biri birer sembol haline gelen aksesuarlardan oluşuyordu.
- İkonik Aksesuarlar: Tek gümüş eldiven,
parıltılı çoraplar, kısa paça pantolonlar ve siyah fedora / fötr şapka,
onun sahne kimliğinin ayrılmaz parçalarıydı. Özellikle askeri
tarzdaki apoletli ceketleri (Napoleonic style / Napolyon tarzı), onun bir
"pop hükümdarı" olarak otoritesini ve sarsılmaz konumunu
simgeliyordu.
- Kısa Filmler: Jackson,
müzik videolarını "short film" / kısa film olarak adlandırarak
bu türü bir sanat formuna dönüştürdü. "Thriller" klibiyle ırksal
engelleri yıkarak MTV’nin
kapılarını siyah sanatçılara sonuna kadar açtı ve müzik ile imaj arasında
benzersiz bir sinerji yarattı.
- Fiziksel Metamorfoz:
Sanatçının yıllar içinde geçirdiği fiziksel değişim (rinoplasti / burun
ameliyatı, cilt renginin vitiligo nedeniyle açılması) onu ırk ve cinsiyet
kategorilerinin ötesinde, "post-human" / post-human (insan
sonrası) bir figür haline getirdi.
Yerçekimine Meydan Okuyan Adımlar: Dansın
Başarıları
Dans, Michael Jackson için sadece bir hareket
dizisi değil, "doğanın bir enstrümanı" / instrument of nature olarak
müziğin vücut bulmuş haliydi.
- Moonwalk / Ay Yürüyüşü: 1983
yılında Motown 25 özel programında sergilediği bu adım, televizyon
tarihinin en ikonik anlarından biri kabul edilir. Jackson bu hareketi icat etmemiş olsa da
(sokak dansçılarından öğrenmiştir), onu mükemmelleştirerek ve
"backslide" / arkaya kayış adını "moonwalk" olarak
değiştirerek kendi markası haline getirmiştir.
- Anti-Gravity Lean / Yerçekimine Karşı
Eğilme: "Smooth Criminal" / Smut Kriminıl
klibinde sergilediği 45 derecelik öne eğilme hareketi için özel bir
ayakkabı mekanizmasının patentini almış, bu sayede sahnede imkansızı
başararak izleyiciyi büyülemiştir.
- Mekanik Hassasiyet:
Jackson'ın dansı, Fred Astaire’in / Fred Aster zarafeti ile James Brown’ın
ham enerjisinin bir birleşimiydi. Dans adımları "analog" bir
akıştan ziyade, "dijital" bir keskinliğe (stops and starts /
duruşlar ve kalkışlar) sahipti ve bu durum onun çağın ötesinde bir
performans sanatçısı olarak görülmesini sağladı.
Kendi Kaleminden Michael: Kitaplarındaki Ana
Temalar ve Ukdeleri
Jackson'ın bizzat kaleme aldığı Moonwalk /
Ay Yürüyüşü (1988) ve Dancing the Dream / Hayallerin Dansı (1992)
eserleri, onun ruh dünyasının kapılarını aralar.
" Sanatın
ve yaratıcılığın gerçek kaynağı, yetişkinlerin dünyasındaki yozlaşmadan
korunmuş olan çocukluk masumiyetidir. " Jackson için çocukluk, Tanrı’ya en
yakın olunan saf haldir.
- Kayıp Çocukluk ve Yalnızlık:
Kitaplarında en çok üzerinde durduğu konu, babası Joe Jackson’ın otoritesi
altında provalarla geçen ve hiç yaşanmamış olan çocukluğudur. "
Dünyanın en ünlü insanı olmama rağmen dünyanın en yalnız insanıyım "
itirafı, onun psikolojik trajedisinin merkezini oluşturur.
- "Yapamadığım" Dediği Şey: Jackson, hayatı boyunca
"normal bir insan gibi sokakta yürümek," "bir mağazaya
maskesiz girmek" veya "bir parkta oturmak" gibi sıradan
insani eylemleri gerçekleştiremediğinden yakınmıştır. Sahne dışında bir
"hiç kimse" olmayı başaramamak ve sürekli bir "akvaryumda
yaşamak" / fishbowl hissi, onun en büyük esaretiydi.
- Yarım Kalan Sinema Rüyası:
Dikkatimizi çeken konu olarak; Jackson’ın müzik kariyerinden çok, bir
yönetmen ve oyuncu olarak sinema dünyasında ölümsüzleşme arzusu vardı.
"MIdKnight" gibi projeleri dahi planlamış ancak fınansal krizler
ve hukuki savaşlar nedeniyle bu rüyasını tam anlamıyla
gerçekleştirememiştir.
Mirasın Taşıyıcıları: Çocuklarının Son Durumu
Michael Jackson’ın en büyük gururu olan üç
çocuğu, bugün babalarının insani ve hayırseverlik mirasını sürdürmektedirler.
- Prince Michael I: Loyola
Marymount Üniversitesi’nden mezun olmuş, daha çok kamera arkası,
yapımcılık ve iş dünyasına odaklanmıştır. Babasının disiplinli çalışma
etiğini takdirle anmaktadır.
- Paris Jackson: Modellik
ve müzik kariyerine devam etmektedir. Ergenlik döneminde ağır psikolojik
buhranlar ve kimlik karmaşası yaşamış olsa da, bugün kendi ayakları
üzerinde duran bir sanatçı olarak bilinir.
- Prince Michael II (Bigi/Blanket):
Kardeşleri arasında en düşük profilli olanıdır. Halen eğitimine devam
etmekte ve babasının hatırasını korumaya özen göstermektedir.
- Ortak Durum: Çocuklar,
babalarının kendilerine aşıladığı "sevgiyi blanket / battaniye gibi
yayma" felsefesiyle evsizlere ve muhtaç çocuklara yönelik hayır
işlerinde aktif rol almaktadırlar.
Yaşasaydı Neler Yapardı? Gizli Günlüklerdeki
Planlar
Ölümünden kısa süre önce tuttuğu gizli günlükler,
Jackson’ın 50 yaşından sonraki hayatı için devasa planları olduğunu
göstermektedir.
- Milyarder Bir Yönetmen Olmak:
"İlk multi-milyarder sanatçı-aktör-yönetmen" olmayı
hedefliyordu. 20.000 Leagues Under the Sea / Denizler Altında Yirmi
Bin Fersah ve Aladdin / Alaaddin'in 3D versiyonu gibi fantastik
filmler çekmeyi planlıyordu.
- Fınansal Bağımsızlık ve İzolasyon:
Kendisini sömürdüğüne inandığı menajerlerden kurtulup, kendi
"merchandising" / ticarileştirme imparatorluğunu (soda ve
kurabiye hatları dahil) kurmayı amaçlıyordu.
- Hümanist Projeler: Hayallerinden biri de,
anneleri tarafından istenmeyen çocuklar için devasa bir oyun alanı ve
sineması olan modern bir çocuk hastanesi inşa etmekti.
Michael Jackson'ın ölümü, 25 Haziran 2009'da akut
propofol zehirlenmesi / acute propofol intoxication nedeniyle gerçekleşmiş ve
adli tıp tarafından bir "cinayet" / homicide vakası olarak
tescillenmiştir. Eğer yaşasaydı, muhtemelen sahnelerden emekli olup
Neverland’in ötesinde, kendi kurduğu sinema stüdyolarında hayallerini filme
çeken, dijital bir çağın "bilge çocuk-adamı" olarak karşımızda
olacaktı.
Paha Biçilemez Bir Mirasın ve Küresel İstihbaratın
Odağında Michael Jackson: İsrail ve FBI Kıskacındaki Bir Hayat
" Michael
Jackson gibi küresel bir ikonun yaşamı, yalnızca sanat dünyasının sınırları
içinde kalmamış; FBI dosyalarından Mossad / Mossad bağlantılı iddialara,
finansal dehalardan dinler arası gerilimlere kadar uzanan devasa bir istihbarat
ve ekonomi labirentine dönüşmüştür. " Sanatçının hayatı, yüksek profilli bir figürün
devlet aygıtları tarafından nasıl 'izlendiği' ve özellikle finansal kontrolü
elinde tutan Yahudi elitleriyle olan gelgitli ilişkisinin bir tarih eleştirisi
olarak okunmalıdır.
İstihbaratın Gölgesinde: FBI Dosyaları ve
"Mann Yasası" Soruşturmaları
Yüksek
profilli bir sanatçıyı istihbaratın boş bırakmayacağı gerçeği, Michael Jackson
özelinde 333 sayfalık gizli FBI dosyasıyla kanıtlanmıştır. FBI, özellikle
1990'lı yılların başından itibaren Jackson'ın her adımını izlemiş, mahalli
polis birimlerine lojistik destek sağlamıştır.
" Michael
Jackson'ın bir eyaletten diğerine 'gayriahlaki amaçlarla' çocuk taşıyıp
taşımadığı sorusu, FBI'ın 'Mann Act' (Beyaz Köle Ticareti Yasası) kapsamında
yürüttüğü soruşturmaların merkezinde yer almıştır. " Dikkatimizi
çeken konu olarak; 1992 yılında bir Kanadalı çiftin tren yolculuğu sırasında
Michael'ın yanındaki küçük bir çocukla olan 'korumacı ve kuşkulu' tavırlarını
bildirmesi üzerine FBI'ın Londra Elçiliği / Embassy of London üzerinden bile
bilgi topladığı görülmektedir. CIA ile doğrudan bir 'operasyonel' bağ
kaynaklarda net olarak Jackson
üzerinden geçmese de, sanatçının mülklerini ve itibarını korumak için tuttuğu
dedektif Anthony Pellicano'nun yasadışı dinlemeleri ve Mafia bağlantıları
nedeniyle FBI tarafından hapse atılması, devletin bu 'crypto' ağ üzerindeki
baskısını kanıtlar niteliktedir.
İsrail ve Yahudi Danışmanlar: Finansal Deha ile
İhanet Arasındaki İnce Çizgi
Michael
Jackson’ın kariyerini inşa eden ve onu bir milyardere dönüştüren ekip,
neredeyse tamamen Yahudi asıllı finansörler ve hukukçulardan oluşmaktaydı. John
Branca (avukat), Bert Fields (avukat), David Geffen (danışman), Sandy Gallin
(menajer) ve Arnold Klein (dermatolog) gibi isimler Jackson’ın 'İç Halkası'nı
oluşturuyordu.
- Scopus Ödülü ve Kudüs Krizi: 1993
yılında İbrani Üniversitesi / Hebrew University tarafından Jackson'a
verilecek olan 'Scopus Laureate' ödülü, sanatçının insani yardımları
nedeniyle planlanmış ancak çocuk istismarı davası patlak verince geri
çekilmiştir (veya sanatçı çekilmiştir). Sanatçının aynı yıl Kudüs'te Ağlama Duvarı'nı /
Western Wall ziyaret etmesi sırasında dindar Yahudi öğrencilerin
"Abomination" / (iğrençlik) diyerek onu taşlaması, İsrail
kamuoyundaki kutuplaşmanın bir göstergesidir.
- "They Don't Care About Us"
Skandalı: Jackson'ın şarkısındaki "Jew me, sue
me" / "Beni Yahudi yap, dava et" ve "Kick me, kike
me" / "Bana vur, beni aşağıla" (kike / kayk kelimesi
Yahudiler için kullanılan aşağılayıcı bir terimdir) sözleri, Anti-Defamation
League (İftira Karşıtı Lig) tarafından ağır şekilde eleştirilmiş ve
sanatçı Yahudi karşıtı / anti-Semitic olmakla suçlanmıştır.
Dikkatimizi
çeken konu olarak; Jackson'ın bu
kriz sırasında Steven Spielberg, David Geffen ve Jeffrey Katzenberg gibi
"en iyi üç Yahudi arkadaşı"ndan destek istemesi, ancak onların
"Sen yazdın, sen savun" diyerek Michael'ı yalnız bırakmaları
sanatçıda derin bir psikolojik travma ve ihanet hissi yaratmıştır.
Finansal Savaşlar ve Voodoo / Vudu Ayinleri
" Michael Jackson'ın finansal bağımsızlığını
sağlayan 'Beatles' şarkı kataloğu, onun Yahudi iş çevreleriyle olan bağının hem
zirvesi hem de kopuş noktası olmuştur. " Sony'nin başındaki Tommy Mottola ile
girdiği savaşta Mottola'yı "ırkçı ve şeytani" olarak niteleyen
Jackson, bu baskılardan kurtulmak için akıl almaz yollara başvurmuştur.
Jackson için finansal kontrol, özgürlükle
eşdeğerdi ancak çevresindeki 'vulture' / valçır (akbaba) olarak tanımlanan
danışmanlar onu bir ATM makinesine dönüştürmüştü. Kaynaklarda yer alan en 'gizemli' iddialardan biri,
Jackson'ın David Geffen ve Steven Spielberg gibi isimleri yok etmek için
İsviçre'de bir 'Voodoo' büyücüsüne 150.000 dolar ödeyerek 42 ineğin
kurban edildiği bir 'kan banyosu' ayinine katıldığıdır. Bu durum, rasyonel bir
dehanın kuşatılmışlık altında girdiği ağır paronoya halini yansıtmaktadır.
İnanç Değişikliği ve Nation of Islam / Neyşın ov
İslam Sızması
Sanatçının
hayatının son döneminde Yahudi danışmanlarından uzaklaşıp Nation of Islam
(İslam Milleti) grubuna sığınması, finansal ve istihbari bir 'eksen kayması'
yaratmıştır. Kardeşi Jermaine / Cermeyn aracılığıyla ekibe dahil olan Leonard Muhammad 'in
tüm mülk yönetimini ele alması, sanatçının eski Yahudi avukatları ve dostlarıyla olan bağını tamamen
koparmıştır. Nation of Islam'ın ant-semitik duruşu, medyanın Jackson üzerindeki
saldırılarını daha da 'meşrulaştırmış' ve onu endüstrinin gözünde 'tehlikeli
bir düşman' haline getirmiştir.
Popun Kralı’nın Yalnızlaştırılışı: Yahudi
Sermayesinden Kopuş ve Neverland’in Korunmasız Düşüşü
"
Michael Jackson'ın küresel bir ikon olarak inşa edilen kariyeri ile trajik
ölümü arasındaki süreç incelendiğinde, sanatçıyı ayakta tutan profesyonel,
hukuki ve finansal 'iç halkanın' dağılması ile yokedilme sürecinin paralellik
gösterdiği görülmektedir. " Sanatçının kariyerini bir imparatorluğa dönüştüren ekip, büyük oranda
Yahudi asıllı finansörler ve hukukçulardan oluşmaktaydı; bu ekibin çeşitli
krizler ve stratejik hatalar neticesinde sanatçının etrafından çekilmesi, onu
endüstrinin "vultures" (akbabalar) olarak tanımlanan figürlerine
karşı savunmasız bırakmıştır.
Finansal Mimari ve İlk Çatlaklar: Branca ve
Geffen Rekabeti
Michael
Jackson’ın 1980’li yıllardaki devasa başarısının ardındaki asıl mimar, avukatı
John Branca’dır. Branca, Jackson için endüstri tarihinin en yüksek telif
oranlarını pazarlık etmiş ve sanatçının en değerli varlığı olan ATV (Beatles)
kataloğunun satın alınmasını yönetmiştir. Ancak 1990’lı yılların başında, bir diğer
nüfuzlu figür olan David Geffen, Jackson üzerindeki etkisini artırarak
sanatçıyı Branca’dan uzaklaştırmaya başlamıştır.
Geffen,
Jackson’ı Sony / Sony ve CBS / Sibiies yöneticileriyle (özellikle Walter
Yetnikoff ile) olan yakın ilişkileri nedeniyle Branca’nın kendisine yeterince
iyi bir anlaşma yapmadığına ikna etmiş ve sanatçının "kendi babası gibi
gördüğü" bu profesyonel ekibi dağıtmasına neden olmuştur. Tarih
eleştirisi açısından bu durum, Jackson’ın rasyonel ve sadık koruma kalkanını
kendi eliyle parçalamasının ilk adımıdır. Branca’nın gidişiyle birlikte,
Jackson’ın finansal kararları daha duygusal ve kontrolsüz bir hal almaya
başlamıştır.
İnanç ve İdeoloji Krizleri: "They Don't Care
About Us" Dönüm Noktası
Sanatçının
Yahudi iş dünyası ve kamuoyu ile olan ilişkisindeki en büyük kırılma, 1995
yılında yayımlanan "They Don't Care About Us" şarkısındaki "Jew
me, sue me" / "Beni Yahudi yap, dava et" şeklindeki ifadelerle
yaşanmıştır. Bu sözler, Anti-Defamation League / (İftira Karşıtı Lig) gibi güçlü
kuruluşlar tarafından sert bir dille eleştirilmiş ve Jackson
"anti-Semitic" / anti-semitik (Yahudi karşıtı) olmakla suçlanmıştır.
" Jackson’ın bu kriz sırasında Steven
Spielberg / Stivın Spilbörg ve David Geffen gibi 'en yakın dostları' olarak
gördüğü isimlerden beklediği desteği alamaması, onda derin bir ihanet duygusu
ve paronoya (aşırı kuşkuculuk) yaratmıştır. " Sanatçının bu dönemde kendisini
savunanları "leeches" (sülükler) olarak niteleyen ses kayıtlarının
ortaya çıkması, onu koruyan son entelektüel ve finansal kalelerin de
yıkılmasına neden olmuştur. Jackson’ın bu isimlere karşı İsviçre’de bir vudu
büyücüsü aracılığıyla beddua ayinleri düzenlediği iddiaları, onun rasyonel
dünyadan ne denli koptuğunu ve fıtratındaki yalnızlığın nasıl bir karanlığa
evrildiğini göstermektedir.
Savunmasızlık ve "İstila": Nation of
Islam ve Sonun Başlangıcı
Yahudi danışmanların ve Branca gibi deneyimli
isimlerin tasfiye edilmesiyle oluşan boşluk, 2003 yılındaki ikinci çocuk
istismarı davası sırasında Nation of Islam (İslam Milleti) grubu tarafından
doldurulmuştur. Kardeşi Jermaine / Cermeyn aracılığıyla hayatına giren bu grup,
sanatçının güvenliğini ve mülk yönetimini ele geçirerek onu eski dostlarından
ve profesyonel ekibinden tamamen izole etmiştir.
Bu izolasyon süreci, sanatçının hukuk ordusundaki
en etkili isimler olan Mark Geragos ve Benjamin Brafman’ın istifasına yol
açmış, Jackson’ı tek başına bir "target" (hedef) haline getirmiştir.
Kaynaklarda
dikkatimizi çeken konu olarak; bu yeni yönetimin sanatçının finansal işlerini
"Makyavelist" bir tarzda yönetmesi ve onu ailesinden dahi
uzaklaştırması, sanatçının fiziksel ve ruhsal çöküşünü hızlandırmıştır. Tohme Tohme gibi ne idüğü
belirsiz figürlerin de bu dönemde "Dr." sıfatıyla hayatına girmesi,
Jackson’ın paha biçilemez kataloğunu ucuza kapatmak isteyen odakların işini
kolaylaştırmıştır.
Ölüme Giden Yol ve Nihai Analiz
Michael
Jackson’ın ölümüne neden olan asıl faktörün sadece tıbbi bir hata (propofol
zehirlenmesi) değil, aynı zamanda onu on yıllarca koruyan o güçlü "Yahudi
danışman halkasının" yokluğu olduğu savunulabilir. Eğer Branca
veya Yetnikoff gibi isimler sanatçının hayatında tam kontrole sahip olmaya
devam etselerdi, Conrad Murray gibi yetersiz bir doktorun Neverland’e
sızmasına ve sanatçının her gece bir hastane anesteziğiyle "eternal
sleep" (ebedi uyku) denemesi yapmasına izin
verilmeyeceği düşünülmektedir.
Michael Jackson’ın yokedilme süreci, onun en büyük güç kaynağı olan
finansal ve hukuki "beyin takımından" koparılmasıyla başlamış;
sanatçı, inanç değişiklikleri ve ideolojik çatışmalar bahanesiyle savunmasız
bırakılarak endüstrinin acımasız dişlileri arasında kurban edilmiştir.
Kutsal
Emanetlerin Taksimi: Michael Jackson’ın Vasiyetnamesi ve Neverland
İmparatorluğu’nun Paylaşımı
" Michael Jackson'ın 7 Temmuz 2002 tarihinde
imzaladığı son vasiyetnamesi, bir dünya yıldızının devasa servetinin nasıl
yönetileceğine dair fınansal bir belge olmanın ötesinde, sanatçının çocukluk
travmalarının, ailevi güven bunalımlarının ve korumacı fıtratının hukuki bir
manifestosudur. " Sanatçı, bu belgeyle hem en yakınlarını güvence altına
almış hem de hayatı boyunca kendisini istismar ettiğine inandığı figürleri
"exclusion clause" (dışlama maddesi) ile sistemin dışına itmiştir.
Mirasın Üç Temel Sütunu: %40 - %40 - %20 Formülü
Michael Jackson, mirasını üç ana gruba ayırmış ve
bu dağıtımı "Michael Jackson Family Trust" (Michael Jackson Aile Vakfı) üzerinden
yürütülmesini emretmiştir.
- Anne Katherine Jackson (%40): Sanatçı, hayattaki en
güvendiği kişi olan annesine mirasın yüzde kırkını bırakmıştır. Bu
pay, Katherine Jackson’ın hayat boyu konforunu sağlamak ve Michael’ın
çocuklarına bakabilmesi için "Katherine Jackson Trust" adı
altında toplanmıştır.
- Çocukları - Prince, Paris ve Blanket (%40): Mirasın diğer yüzde kırklık
bölümü üç çocuğuna paylaştırılmıştır. Ancak Jackson, çocuklarının
bu devasa servetin ağırlığı altında ezilmemesi için bir kademelendirme
sistemi getirmiştir. Çocuklar miraslarına tam olarak ancak 30, 35 ve 40
yaşlarına geldiklerinde, aşamalı olarak kavuşabilmektedirler.
- Hayır Kurumları (%20): Sanatçı,
insani yardım misyonunu ölümünden sonra da sürdürmek amacıyla mirasın
kalan yüzde yirmisini çeşitli hayır kurumlarına bağışlamıştır. Hangi
kurumların bu payı alacağı konusundaki yetki ise vasiyetname
yöneticilerine bırakılmıştır.
Manevi Vasiyet ve Koruyucu Kalkanlar
Vasiyetname, sadece maddi varlıkları değil,
sanatçının en değerli varlıkları olan çocuklarının geleceğini de tayin
etmiştir.
- Vasilik ve Koruma: Jackson,
annesi Katherine Jackson’ı çocuklarının yasal vasisi olarak atamıştır.
Dikkatimizi çeken konu olarak; annesinin bu görevi yerine getirememesi
durumunda, ikinci sıradaki vasi olarak en yakın dostu ve akıl hocası
saydığı Diana Ross’u seçmiştir. Bu tercih, sanatçının müzik
endüstrisindeki "anne" fıtratını Diana Ross’ta bulduğunu
göstermektedir.
- İstenmeyen İsimler: Joe Jackson ve
Kardeşler: Vasiyetnamenin en çarpıcı yönlerinden biri, babası Joseph Jackson’ın
ve sekiz kardeşinin mirastan tamamen mahrum bırakılmasıdır. Sanatçı,
babasının otoriter ve yer yer şiddet içeren yönetim tarzına karşı en büyük
tepkisini bu belgeyle vermiş, onu "finansal bir yabancı"
konumuna düşürmüştür.
İmparatorluğun Anahtarları: John Branca ve John
McClain
Jackson, mülklerinin yönetimi için ailesinden
kimseyi değil, profesyonel danışmanlarını seçmiştir.
- John Branca: Sanatçının
1980’lerdeki yükselişinin mimarı olan avukat Branca, vasiyetnamenin baş
yöneticisidir. Branca, Jackson’ın mülklerini (özellikle Sony/ATV
kataloğunu) koruma ve fınansal darboğazdan çıkarma konusundaki dehası
nedeniyle bu göreve getirilmiştir.
- John McClain: Bir
müzik yapımcısı ve Jackson’ın çocukluk arkadaşı olan McClain, Branca ile
birlikte mülkün icracı yöneticisi (co-executor) olarak atanmıştır. Bu
ikili, Jackson'ın ölümünden sonra mirası milyar dolarlık bir imparatorluğa
dönüştürmeyi başarmıştır.
Vasiyetname Üzerindeki Gizem ve İtirazlar
" Kaynaklarda dikkatimizi çeken konu olarak;
vasiyetnamenin 7 Temmuz 2002 tarihinde imzalandığı sırada Michael Jackson'ın
New York'ta olduğu, ancak belgenin Los Angeles'ta imzalanmış gibi gösterilmesi,
aile üyeleri arasında uzun süren 'sahtecilik' tartışmalarına yol açmıştır.
" Randy ve Janet Jackson başta olmak üzere bazı kardeşler, John Branca’nın
bu belgeyi "kripto" (gizli/şaibeli) bir şekilde kendi lehine
kurguladığını iddia etmişlerse de, mahkemeler 2002 tarihli bu vasiyetnamenin
geçerliliğini defalarca onaylamıştır.
Michael Jackson’ın vasiyetnamesi, "onu
hayattayken sömürenlerden arındırılmış, yalnızca sevdiği kadına (annesi) ve
masumiyetini temsil eden çocuklarına adanmış, profesyonel ellerce korunan
fınansal bir kale" inşa etme çabasıdır.
Görünmez Sınırların İhlali: Popun Kralı’nın Yahudi
Sermayesinden İslam Milleti’ne Uzanan Trajik Sonu
" Michael
Jackson’ın küresel bir ikon olarak inşa edilen kariyeri ile trajik ölümü
arasındaki süreç, sanatçıyı ayakta tutan profesyonel, hukuki ve finansal 'iç
halkanın' dağılması ile yokedilme sürecinin paralellik gösterdiği bir modern
zaman trajedisidir. " Jackson’ın başarısının zirvesindeyken etrafını saran Yahudi asıllı
danışmanlar ordusuyla olan simbiyotik bağı, yerini inanç eksenli bir izolasyona
ve radikal grupların koruma kalkanına bıraktığında, sanatçı endüstrinin
"vultures" (akbabalar) olarak tanımlanan aktörlerine karşı tamamen
savunmasız kalmıştır.
Başarının Mimarları: Yahudi "Altın
Çemberi" ve Profesyonel Koruma
Michael Jackson’ın 1980’li yıllardaki devasa
finansal imparatorluğunun arkasındaki asıl mimarlar; avukatı John Branca,
menajeri Frank DiLeo ve Sony/CBS yöneticisi Walter Yetnikoff gibi isimlerdi. Bu
ekip, Jackson için endüstri tarihinin en yüksek telif oranlarını pazarlık etmiş
ve sanatçının en değerli varlığı olan Beatles şarkı kataloğunu (ATV) satın
almasını sağlamıştır.
Ancak 1990’lı yılların başında bir diğer nüfuzlu
figür olan David Geffen, Jackson üzerindeki etkisini artırarak sanatçıyı bu
sadık "beyin takımından" uzaklaştırmaya başlamıştır. Geffen,
Jackson’ı Yetnikoff ve Branca’nın kendisine yeterince iyi bir anlaşma
yapmadığına ikna ederek bu rasyonel koruma kalkanının parçalanmasına neden
olmuştur. Tarih eleştirisi açısından bu kopuş, Jackson’ın rasyonel yönetimden
uzaklaşıp tamamen duygusal ve manipülasyona açık bir döneme girmesinin ilk
adımıdır.
Kırılma Noktası: 1995 Lirik Krizi ve Psikolojik
İzolasyon
Sanatçının
Yahudi iş dünyası ve kamuoyu ile olan ilişkisindeki asıl büyük çatlak, 1995
yılında yayımlanan "They Don't Care About Us" şarkısındaki "Jew
me / sue me" (Beni Yahudi yap / dava et) şeklindeki ifadelerle
yaşanmıştır. Bu sözler,
Anti-Defamation League (İftira Karşıtı Lig) tarafından sert bir dille
eleştirilmiş ve sanatçı "anti-Semitic" (Yahudi karşıtı) olmakla
suçlanmıştır.
Dikkatimizi çeken konu olarak; Jackson’ın bu
kriz sırasında Steven Spielberg ve David Geffen gibi "en yakın
dostları" olarak gördüğü isimlerden beklediği desteği alamaması, onda
derin bir ihanet duygusu ve ağır bir paronoya (aşırı kuşkuculuk) yaratmıştır.
Sanatçının, haksızlığa uğradığına dair hissettiği bu derin acı, onu rasyonel
dünyadan kopararak spiritüel ve "kripto" çözüm arayışlarına (Voodoo ayinleri
gibi) itmiştir. Jackson’ın bu dönemde kendisini koruyanları "leeches"
(sülükler) olarak niteleyen ses kayıtlarının ortaya çıkması, onu koruyan son
entelektüel kalelerin de yıkılmasına neden olmuştur.
İslam Milleti / Nation of Islam: Koruyucu mu,
Gardiyan mı?
Yahudi danışmanların ve deneyimli ekibin tasfiye
edilmesiyle oluşan büyük boşluk, 2003 yılındaki ikinci çocuk istismarı davası
sırasında Nation of Islam (İslam Milleti) grubu tarafından doldurulmuştur.
Kardeşi Jermaine aracılığıyla hayatına giren ve Louis Farrakhan’ın damadı
Leonard Muhammad tarafından yönetilen bu grup, sanatçının güvenliğini ve mülk
yönetimini ele geçirmiştir.
Bu "eksen kayması", sanatçının
hayatında radikal bir dönüşümü başlatmıştır:
- Ekibin Tasfiyesi:
Jackson’ın yıllardır yanında bulunan sadık basın danışmanı Stuart
Backerman, grubun sanatçıyı "beyin yıkama" yöntemiyle ele
geçirdiğini savunarak istifa etmiştir.
- Finansal ve Sosyal İzole: Grubun
varlığı, Jackson’ı kredi veren bankalardan ve geleneksel finans
çevrelerinden (birçoğu Yahudi kökenli) korkutarak uzaklaştırmıştır.
Jackson’ın bu dönemde mülklerinden, hatta annesi Katherine’den bile izole
edildiği iddia edilmiştir.
- İmajın Çöküşü: Medyada
Jackson’ın "Mikaeel" adını aldığı ve gizlice Müslüman olduğu
iddiaları, Batı kamuoyundaki "uyumsuz ve ucube" algısını
pekiştirmiş ve onu endüstrinin gözünde "yokedilmesi gereken bir
düşman" haline getirmiştir.
Yolun Sonu: Savunmasız Bir Kralın Ölümü
" Dikkatimizi çeken konu olarak; Michael
Jackson’ın ölümüne neden olan asıl faktörün sadece tıbbi bir hata değil, aynı
zamanda onu on yıllarca koruyan o güçlü ve nüfuzlu 'beyin takımının' tamamen
yokluğu olduğu savunulabilir. " Eğer Branca veya Geffen gibi isimler
sanatçının hayatında tam kontrole sahip olmaya devam etselerdi, Conrad Murray gibi
yetersiz ve finansal darboğazdaki bir doktorun sanatçıya her gece ameliyathane
anesteziği (Propofol / Propofol) vermesine izin verilmeyeceği düşünülmektedir.
Michael Jackson’ın yıkılışı, onun en büyük güç
kaynağı olan küresel finansal ve hukuki ağdan koparılmasıyla başlamıştır.
Sanatçı, inanç değişiklikleri ve ideolojik çatışmaların yarattığı boşlukta
savunmasız bırakılmış; hem ailesinin hırsları hem de endüstrinin acımasız
dişlileri (AEG ve Sony gibi) arasında kurban edilmiştir.
Kelimelerin Savaşı ve İhanetin Bedeli: Michael
Jackson’ın "They Don’t Care About Us" Tuzağı
" Michael Jackson’ın 1995 yılında yayımlanan
HIStory albümündeki
'They Don’t Care About Us' şarkısında geçen 'Jew me, sue me' (Beni Yahudi yap,
dava et) ve 'Kick me, kike me' (Bana vur, beni aşağıla) ifadeleri,
sanatçının kariyerinde sadece hukuki bir kriz değil, aynı zamanda küresel
sermaye ve medya güçleriyle olan bağının koptuğu en büyük 'stratejik tuzak'
olarak tarihe geçmiştir. "
Jackson’ın bu
ifadeleri kullanmaya itilmesinin ardında, kendisini sistem tarafından
kuşatılmış bir kurban olarak görmesi ve en yakınındaki 'Yahudi koruma
kalkanının' onu terk ettiği inancı yatmaktadır.
Sistem Öfkesi ve Mağduriyetin Yanlış İfadesi
Michael Jackson, 1993 yılındaki Jordan Chandler
davasından sonra kendisini medyanın, hukuk sisteminin ve plak şirketlerinin
ortaklaşa yürüttüğü bir 'karalama ve yok etme' operasyonunun merkezinde
hissetmiştir. Sanatçı, bu baskıyı tanımlarken toplumsal sınıfların en
altındakilerle, özellikle de tarih boyunca dıslanmış azınlıklarla empati
kurmaya çalışmıştır.
" Jackson
bu şarkıyı aslında ırkçılığa, Yahudi karşıtlığına ve stereotipleştirmeye bir
'hayır' cevabı olarak kurguladığını savunmuştur ". Ancak seçtiği
kelimeler (özellikle Yahudiler için son derece aşağılayıcı olan 'kike' / kayk
terimi), niyetinden bağımsız olarak onu devasa bir diplomatik fırtınanın içine
çekmiştir. Tarih eleştirisi açısından bakıldığında, Jackson’ın bu tuzağa
düşmesinin nedeni, kendi mağduriyetini 'evrensel bir kurbanlık' / universal
victimhood statüsüne çıkarma hırsıdır; ancak bu süreçte Yahudi toplumunun tarihsel hassasiyetlerini ve
bu kelimelerin taşıdığı ağır yükü göz ardı etmiştir.
İhanet Hissi ve "Yahudi İç Halkası" ile
Kopuş
Jackson’ın bu ifadeleri kullanmaya 'teşvik' eden
veya bu riskli karardan onu döndürmeyen atmosfer, profesyonel ekibi içindeki
derin çatlaklardan beslenmiştir. Sanatçıyı dünya starı yapan John Branca (avukat), David Geffen (danışman)
ve Steven Spielberg gibi isimlerin neredeyse tamamı Yahudi asıllıdır.
- Desteğin Kesilmesi: 1993
davası sırasında ve sonrasında Jackson, bu "en iyi üç Yahudi
arkadaşı"ndan beklediği sarsılmaz desteği alamadığını düşünmüştür.
- Leeches / Sülükler Kaydı: Bir telefon kaydında
Jackson’ın, "Yahudiler sanatçıları sömürüyor, onlar sülük gibi"
dediğinin ortaya çıkması, aradaki güveni tamamen bitirmiştir.
- Voodoo / Vudu Ayini İddiası:
Jackson’ın, kendisini yalnız bıraktıklarına inandığı Geffen ve Spielberg
gibi isimleri yok etmek için İsviçre'de bir voodoo ayinine katıldığı ve 42
ineğin kurban edildiği iddiaları, onun rasyonel dünyadan kopup ne denli
ağır bir ihanet travması ve paronoya içine düştüğünü göstermektedir.
İslam Milleti (Nation of Islam) ve Farrakhan
Etkisi
Jackson’ın Yahudi sermaye ve danışman çevresinden
uzaklaşması, onu o dönemde Yahudi karşıtı söylemleriyle bilinen Louis Farrakhan
liderliğindeki Nation of Islam grubuna
yaklaştırmıştır. Sanatçı, Hollywood’daki güçlü isimlerin kendisine sırt
çevirmesine misilleme olarak Farrakhan’ın desteğini aramış ve Million Man March
/ Milyon Adam Yürüyüşü'ne 25.000 dolarlık bağışta bulunmuştur.
"Jackson,
Farrakhan'dan kendisini eleştiren Yahudi yöneticilere karşı bir 'kutsal savaş'
başlatmasını istemiş, ancak Farrakhan 'kendi savaşlarını Jackson’ın müzik
savaşlarıyla birleştirmeyerek' bu teklifi reddetmiştir ". Bu durum,
Jackson’ın ideolojik olarak nasıl manipüle edildiğini ve stratejik bir boşluğa
itildiğini kanıtlamaktadır.
Ekonomik ve Sanatsal Sonuçlar: Mirasın
Değersizleştirilmesi
Bu lirik krizi, Anti-Defamation League (ADL)
ve Abraham Foxman gibi güçlü figürlerin Jackson’ı 'anti-semitik' olarak
yaftalamasına neden olmuştur.
- Satışların Düşmesi: Radyolar
şarkıyı çalmaktan vazgeçmiş, şarkı ABD listelerinde ancak 30. sıraya kadar
yükselebilmiştir.
- İmajın Yıkımı: Jackson, kendisini savunan
Yahudi danışmanlarını (Sandy Gallin gibi) dahi bu kriz sırasında
kovmuştur.
- Telif Hakları Savası: Sanatçının
itibarının bu şekilde zedelenmesi, sahibi olduğu Sony/ATV (Beatles)
kataloğu üzerindeki kontrolünü zayıflatmak isteyen güçlerin ekmeğine yağ
sürmüştür.
Michael
Jackson, "They Don’t Care About Us" şarkısıyla sistemdeki
adaletsizliğe dikkat çekmek isterken, kendisini profesyonel olarak
yalnızlaştıran ve yanlış yönlendiren bir 'öfke sarmalı' tarafından bu tuzağa
düşürülmüştür. Tarih boyunca Yahudilerin maruz kaldığı
zulümlerin bilincinde olmasına rağmen, kendi yaşadığı 'medya linçi' ile bu
acıları kıyaslama hatasına düşmesi, onun hem insani fıtratındaki kafa
karışıklığını hem de stratejik savunmasızlığını ortaya koymuştur.
Medya Odaklı Bir İmparatorluğun Yıkılışı: Michael
Jackson ve Güç Dengelerinin Anatomisi
" Michael Jackson’ın yaşamı boyunca ve
ölümünden sonra medya ile olan ilişkisi, bir ikonun nasıl inşa edildiğinin ve
aynı mekanizmalar tarafından nasıl yıkılabileceğinin en çarpıcı örneğidir.
" Sanatçının kariyeri, özellikle fınansal gücü elinde tutan yapılarla
girdiği çatışmalar ve medya tarafından "canavar" / monster /
monstırlaştırılması, günümüzün yüksek profilli figürleri için de birer tarihsel
ders niteliğindedir.
İstihbarat, FBI ve Yüksek Profilli Denetim
Yüksek profilli bir figürün sistemle çatışması,
devlet aygıtlarının ve istihbaratın devreye girmesini de beraberinde getirir.
Michael Jackson hakkında açılan 333 sayfalık FBI dosyası, sanatçının çocuk
istismarı iddiaları üzerinden nasıl bir "mikroskop" altına alındığını
göstermektedir.
" FBI,
Michael’ın eyalet sınırları ötesine 'gayriahlaki amaçlarla' çocuk taşıyıp
taşımadığını soruştururken, aslında sanatçının paha biçilemez müzik kataloğu
üzerindeki kontrolünü zayıflatacak bir kamuoyu algısı inşa edilmiştir ". Tarih
eleştirisi açısından bakıldığında, Jackson’ın mülkiyet haklarını korumak için
tuttuğu dedektif Anthony Pellicano’nun Mafya bağlantıları ve yasadışı
dinlemeleri nedeniyle hapse atılması, sanatçının etrafındaki koruma kalkanının istihbari
operasyonlarla nasıl delindiğinin kanıtıdır. İnsan fıtratı, bu tür bir
kuşatılmışlık altında rasyonel kararlar vermekte zorlanır; Michael da bu
dönemde rasyonel danışmanlarından uzaklaşarak gizemli / crypto fıgürlere ve
Nation of Islam / Neyşın ov İslam gibi radikal gruplara sığınmıştır.
Kaynakça
- Amisu, E. (2016). The dangerous philosophies of Michael Jackson.
Praeger.
- Fischer, M. A. (2012). Was Michael Jackson framed?.
CreateSpace.
- Halperin, I. (2009). Unmasked: The final years of Michael Jackson.
Simon & Schuster.
- Dimond, D. (2005). Be careful who you love. Atria.
- Howard, D. (2019). Michael Jackson'ın Örtbas Edilmesine Dair
Benzeri Olmayan Bir Soruşturma. Bad.
- Jackson, M. (1988). Moonwalk. Doubleday.
- Lecocq, R., & Allard, F. (2018). Michael Jackson: All the songs.
Cassell.
- Taraborrelli, J. R. (2009). Michael Jackson: The magic, the
madness, the whole story. Grand Central Publishing.
- Moriarty, K. (2011). Michael Jackson: Healer and humanitarian.
Dr. Karen Moriarty.
- Sullivan, R. (2012). Untouchable: The strange life and tragic death
of Michael Jackson. Grove Press.
- Porter, D. (2009). The Rise and Fall of Michael Jackson. Blood
Moon.
- Whitfield, B., & Beard, J. (2014). Remember the time:
Protecting Michael Jackson in his final days. Hachette.
Not: Bazen Büyük Dosyaları tarayıcı açmayabilir...İndirerek okumaya Çalışınız.

Yorumlar
Yorum Gönder