MİŞKATU'L ENVAR Nurlar Menbaı
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Eş-Şeyhu'l
Ekber
MUHYİDDİN İBN.ARABÎ K.S
H.560-638 /
M.1164-1240
Tercüme
Vahdettin İNCE
Öncelikle "Mişkat'ul
Envar" adlı İbnu'l Arabi hazretlerinin 101 Hadis-i Kudsiyi
tasnif ederek meydana getirdi ği bu kıymetli eserini, daha önce yayınlamış
olduğumuz diğer eserlerini tercüme ettirerek yayınlanmasını ve nasiblilerine
ulaştırma vazifesini bizlere ikram eden Allahu Teala'ya sonsuz hamd-u senalar,
sonra da bu kitapda bulunan Hadis-i Kudsilerin ravîsi Allah Rasûlü (salla’llâhu
aleyhi ve sellem). Efendimize, âline, ashabına binlerce Salatu Selam
ederiz. Ve.. Eserin müellifine, günümüze ulaşmasına vesile olanlara ve
okurlarına da Allah'dan Rahmet dileriz.
"Mişkatu'l
Envar" Muhyiddin İbn. Arabi (k.s.) tarafından 101 Hadis-i Kudsiyi tasnif
ederek meydana getirmiş olduğu çok kıymetli bir eserdir. Hadis-i Kudsi, manâsı
vahyedilen, kelimesi Efendimiz ((salla’llâhu aleyhi ve sellem).)den sudur eden
kıymetli sözlere verilen addır. Mişkatu'l Envar'm, İstanbul'da Süleymaniye
kütüphanesi (Esad Efendi ve Şehid Ali paşa kısmı) başta olmak üzere bünyesinde
yazma eserler bar ındıran birçok kütüphanede gerek el yazması ve baskı olarak
birçok nüshaları mevcuttur.
Yayınevimiz,
eserin tercümesini M. Ragıb Halebî efendi tarafından h.1346 yılında Haleb'de
basılmış, şahsi kütüphanemiz ki mevcut nüshadan asl ına bağlı kalarak
yaptırmıştır. Bizim tercümesini yaptırmış olduğumuz nüsha iki kısımdan oluşmaktadır.
Birinci kısım;
İbnu'l Arabi (k.s) hazretlerinin
bizzat kendisinin tasnif ettiğini bildirdiği şekilde olmak üzere 3 Cüz (Bölüm)den
bunların 1.Bölüm: 40, 2.Bölüm: 40, 3. Bölüm:21 olmak üzere toplam 101
Hadis-i Kudsi'den meydana gelmi ştir.
İkinci kısım;
Allame Molla Aliyu'l Kari (k.s.) tarafından
tasnif edilmiş 40 Hadis-i Kudsi'yi ihtiva etmektedir.
Yeri gelmişken
özellikle okurlarımızın bir konuya dikkatlerini çekmemiz yerinde olur
kanaatindeyiz. Şöyle ki, hiçbir zaman tercüme yaptırılmış bir eser aslıylan bir
olamaz. Özellikle de dini ve felsefi konular ihtiva eden eserlerde. Zira
kelimeler manalara giydirilen elbiseler gibidir, şayet siz bir kelimeyi başka
bir lisana çevirirseniz ne kadar iyi niyetli olsanız da o manaya giydirdiğiniz
elbise yada kelime hiçbir zaman o manan ın orjinal elbisesi değildir, olamaz
da.
Dolayısıyla
yukarda izah etmeye çal ıştığımız sebeb-den eserin Arapça olan asl ını da daha
faydalı olabileceğini düşünerek kitabın arka tarafına koymayı uygun gördük.
Bütün samimi duygularımızla deriz ki: toplam 141 Hadis-i Kudsi ihtiva
eden bu kıymetli eserin gerek tercümesinde gerek bask ı aşamasında beşeri
acziyetimizin sebebiyle oluşan her tür hata ve kusurlarımızın bağışlanmasını
öncelikle Allahu Teala (C.C)dan, Efendimiz (salla’llâhu aleyhi ve sellem) den
ve eserin müellifi olan İbn-i Arabî (ks) ve Aliyu'l Kari (k.s.) den ayrıca da
siz okurlarımızdan dileriz.
İbnu'l Arabî hazretleri,
eserinin Mukaddime (tanıtım) kısmında h.596 = m. 11991200 yıllarında
(muhtemelen 39-40 yaşlarındayken Hac görevini ifa etmek için geldi ği) kutsal
belde Mekke-i Mükerreme şehrinde eserin tasnifine başladığını ve Mekke-i
Mükerreme de bulunduğu süre zarfında tamamladığını bizlere bildirmektedir.
Yine Hazreti
Şeyh Futuhat-ı Mekkiye adlı ünlü eserinde de Mekke'de Harem-i Şerif'de
bulunduğu zaman şeyh Kassârla tam adı Yunus ibn-i Yahya ibn-il-Hüseyn
el- Haşii el-abbasi el-Kassar hazretleriyle tanıştığını ve ondan çok
faydaland ığını ayrıca
elinden
tasavvuf hırkasını giydiğini ki onun da tasavvuf hırkasını Abdulkadir
Geylani hazretlerinin elinden giydiğini, sofiler arasında da meşhur bir
sembol olan Tasavvuf hırkasının bildiğimiz hırka manasına gelmediğini sohbet
ve ahlâk manasına geldiğini bildirmiştir. Bu bilgi, bizim için çok
mühimdir; zira hazret-i Şeyh bu kitapta bulunan bazı Hadis-i Kudsileri bu
zattan (Şeyh Kassâr) rivayet etmiştir. Dolayısıyla hazret-i Şeyh'in yukardaki
anlatımları bizi şöyle bir neticeye götürmektedir: Hazreti şeyh tarafından
tasnif edilen bu 101 Hadis-i Kudsi özellikle tasavvufi manalar (şüphesiz
en doğrusunu Allah bilir.) taşımaktadır.
Bu sebebden
olsa gerek; İbnu'l Arabi (k.s.) hazretlerinin manevi evlad ı Sadreddin
Konevi (k.s.) hazretleri başta olmak üzere birçok ünlü mutasavvıf
tarafından bu eser talebelerine ders olarak okutturulmuştur. Aynca meşhur
birçok zevat-ı kiram da bu Kudsi Hadisleri kaynak göstererek bir çok mevzuyu aç
ıklama çalışmışlardır. Kısaca Nurların Menbamdan ikram olunan bu nurlarla
öncelikle kendileri nurlanm ışlar ve nasipkarların nurlanarak yüksek menzillere
ulaşmalarına vesile olmuşlardır. Allah hepsinden razı olsun.
Öyleyse burada
bizlere düşen..
Cenab-ı Hakk (C.C.)ın
yüce Kitabı Kur'an-ı Kerim, Tahrim suresi 8. âyet-i kerim de:
"Ey iman
edenler! Yürekten tevbe (nasuh) ederek Allah'a dönün ki, Rabbiniz
kötülüklerinizi örtsün; sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere koysun. Allah'
ın Resulu'nü ve onunla beraber olan mü'minleri utandırmayacağı o gün, nurları
önünde ve defterleri sağ taraflarından verilmiş olarak yürürler ve :
"Rabbimiz! Nurumuzu tamamla, bizi bağışla. Doğrusu senin her şeye gücün
yeter." der." buyruğuna
uyarak "Ey kullarım!. Bana dua edin!. Ben de duanıza icabet
edeyim." müjdesinin verdiği cesaretle Okurlarımız, kendimiz ve
ümmeti Muhajn_med/in ad ına:
-"Rabbena
etmim lena nurana vağfir lena, inneke alâ külli şey'in kadir."
-
Rabbimiz!
Nurumuzu tamamla, bizi bağışla. Doğrusu senin her şeye gücün yeter." diyerek
bu ayetin tecelligahı olmayı Nur'un alâ Nur olan Rabbimizden indindeki en özel
isminin ve Efendimiz ((salla’llâhu aleyhi ve sellem).)in yüzüsuyu hürmetine
niyaz eder, ve ard ından Hazreti Şeyhin dualarında seslendiği gibi Rabbimize
şöyle sesleniriz:
-
Rabbimiz!..
Bismillah zırhınlan her yönden korunmayı, asla sana şirk koşmamayı, tasavvuf
hırkası, takva elbisesi olarak anılan o güzel hırkanın nasipkarlanndan olmayı,
ahlâkı Kur'ân olan Efendimiz (salla’llâhu aleyhi ve sellem)e ahlakıyla
ahlaklanrnayı, O'na layık olmayı, hayırları işitmeyi, hayırlara muttali
kılınmayı, afiyetlerle devamlı rızıklanmayı, indinde olan en kıymetli ilmin
nasipkarları olarak ilmiyle amil olanlardan olmayı, Dost'un dostu olma şerefine
nail olanlarla iki cihanda da birlikte olmayı, İsmi daim hayırlarla,
güzelliklerle anılanlardan olmayı, sevdiğin ve razı olduğun Muhammedi
"kul" olabilmeyi, cümlemize ihsan eyle.
Okurlarımıza,
bizlere ve yakınlarımıza bu ve benzeri "ÖZEL" eserlerden, yayınlamış
olduğumuz ve sonsuz kereminle bağışının ölçüsünde (senin rızana uygun )
yayınlayacağımız diğer eserlerden amacına uygun istifade etmekliğimizi
şükrüyle, hazmıyla lütfen nasib eyle.
Dostlar!..
Gönülleriniz Allah Celle Celalehû'nun, Allah Rasûlu'nün ve dostlarının
muhabbetiyle dolsun ve Allah Muîn'niniz olsun.
Bu eserleri
yayınlamamıza vesile olanlara, hizmet edenlere huzurunuzda teşekkür ederiz.
KİTSAN YAYINEVİ
Vahdettin İnce:
1961 yılında
Van/Erciş Dinlence (Pertak) köyünde doğdu, ilköğretimini köyünde tamamladı.
İlkokula devam ederken bir yandan da köyün medresesinin müderrisi Molla Salih
Kozi'den Sarf ve Nahiv derslerini aldı. Sonra Erciş ilçesinde orta okulu okudu.
Arkasından Muş İman Hatip Lisesine devam etti. Molla Abdurrahman Soskuni'den
Hadis derslerini okudu. 1981 tarihinde girdi ği Atatürk Üniversitesi Fen-
Edebiyat Fakültesi Do ğu Dilleri Arap Fars ve Edebiyatları Bölümünden 1985
tarihinde mezun oldu. Bugüne kadar çeşitli dergilerde yayımlanmış makaleleri ve
kırkın üzerinde tercüme eseri vardır. İslami ilimlerin hemen her alanında
tercüme eserler vermiştir. Yayımlanmış ola tercüme eserlerinden bazıları
şunlardır: Fi Zilal'il -Kur'ân 10 cild, El Mizan Fi Tefsiri'l Kur'ân 20 cild,
Et- Tef-siru'l Hadis 7 cild, Hz. Muhammed'in Hayatı 2 cild, Ehl-i Beyt Ahlâkı,
Usul-u Kafi 3 cild, Mutezile ve İnsanın Özgürlüğü Sorunu, İslam Düşüncesinde
Değişim. İbnu'l Arabinin Risaleleri (Kitsan), İbnu'l Arabi "Mekarimu'l
Ahlak" (Kitsan), İbnu'l Arabi "Ruhu'l Kuds" (Kitsan), İbnu'l
Arabi "Şeceretu'l Kevn" (Kitsan-Baskıda).
ŞEYHU'L EKBER
A. MUHYİDDİN İBN-İ ARABÎ HAZRETLERİNİN
KISACA HAYATI, GÖRÜŞLERİ ve ESERLERİ
İsimleri, Soyu:
H.560-638/M.
1164-1240 yılları arasında yaşamış olan Cenab-ı Şeyh'in bilinen yüce isimleri;
Ebu-bekir Muhyiddin İbn. Muhammed bi Ali bin al-arabî at-Taî al Hatemî, İbn-u
Süraka, Kibriti Ahmer, Rehberi Âlem, Kutbu'l-Ârifin, Şeyhu'l A'zam'dır.
Abdullah Muhyiddin al-Arabî ve Şeyhu'l Ekber, İbn'i Arabî isimleri onun en
tanınmış olan isimleridir. Tasavvuf büyükleri arasında ise; Hazreti Muhammed'in
velayet mührü manâs ına gelen "Hatmu'l- Vilâyet el Mu-hammediyye"
diye an ılmıştır. Kendileri bu mevzuyla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
- "Ben
Nebi değilim, Resûl’de değilim, velâkin ben vârisim. Verâset-i Muhammediyye
hasebiyle tecelli etmekteyim, Hakikat-i Muhammediyyeden mütecellî olan
mâhiyeti, O'nun Um ü hâlini, kemâlatının bütün suretini, evlâd-ı sulbisi gibi
vâris olarak, verâset-i külliyeyyi cem'iyyetim hasebiyle emr-i Hak ve emr-i
Resul ile inzal ve tenzil ederim. Ve bu esrarı, sûret-i Muhammediyyeden alıp
emr-i Hak ile izhâr etmekle merci'ım ve akıbetim yine Hazreti Muhammed'dir. Âh
ıretim için ise harisim. Bilin ki ben, Rabbimin izniyle size nasihat
ediciyim."
Çünkü ALLAH
buyuruyor ki:
"Benim
katımdaki en sevimli amel, nasihattir. "
Birgün huzur-ı
Hazret-i Seyyidi’l-beşer ve şefii’l-ümem fi’l-mahşer Efendimize gelerek..
-"Din-i
mübinin esası nedir?"...
diyerek sual
eden bir şahısa taraf-ı akdes hazret-i nübüvvet-penâhîden üç defa
-"Hüsnü’l-huluk/
Güzel hûy"... buyrulmuştur.
Yine bize Yunus
eş-Şerif anlattı; ona Ebu’l Vakt, ona Abdu’l a’la el-melihi, ona İsmail b.
İbrahim, ona Ebu Ya'la el-Hasan ez-Zubeyri, ona Ebu Ali el-Kerabisi, ona
Muhammed b. Eşres, ona Abdu'ssamed b. Hassan, ona Süfyan es-Sevri, ona İbn el-
Münkedir, ona Cabir b. Abdullah rivayet etmiş ki:
Nebi (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) Cebrail'den, o da yüce ALLAH'tan şöyle nakletmiş:
"Bu, zatım
için razı olduğum dindir. Bu dine ancak cömertlik ve güzel ahlak yaraşır. Siz
de bu dine sahip olduğunuz sürece, cömertlik ve güzel ahlakla onu
yüceltin."
Cenab-ı Şeyh
(r.a) Sahabe-i kiramın cömertliğiyle meşhur Adiy b. Hatem et-Taî'nin kardeşi
Abdullah b. Hâtem et-Taî'nin neslinden zuhura gelmi ştir. Sahih rivayetlere
göre kendileri orta boylu, orta başlı, daima şefkatli bakışlı, açık buğday
tenli, münevver yüzlü, beyaz sakallı bir zattı. Alnı açık, hilâle yakın kaşlı,
orta ve çekme burunlu, mübarek vücudu zayıf, mütenasib endaml ı, el ve ayakları
küçük ve lâtifti. Sabır ve metanette benzersiz, cömerdlikte eşsizdi. O, ahlâkın
en üstün örneklerinden birisi olarak ahlâkının temelini daima şefkat ve
merhamette görürdü.
Herkese en
derin bir muhabbetle bakar hatta onu anlayamayan ve idraklar ının kıtlığı
sebebiyle ona düşman olanlar için dahi:
"Benim
şefaatim beni inkâr edenlere"
buyurarak
tevhid inancıyla muhabbet beslediğini duyurmuştur. Onun için büyüklerden
birisi: Nefsani hislerden kendisini arıtmış ve halkın arasında Hakk ile olarak
Fîsebilillâh "Allah için" daim irşâd görevini yerine getirmiş ve
getirmektedir, demiştir. Bir başkası: "Onun ahlâkı Kur'ân'dır, ilmi ilm-ü
ledündür, lisanı Hakk'ın lisanıdır" demiştir.
H.560 / M. 1165
senesinin Ramazan ay ının on yedisine denk gelen Pazartesi günü Endülüs'ün
Mur-siya kentinde doğmuştur. Arifler arasında bugün "nimet günü"
olarak anılmıştır. Cenab-ı Şeyh sekiz yaşma gelince babası Ali Mehmed efendi
ile birlikte İş- biliye'ye şimdiki Sevilla şehrine taşınmıştır. Çok küçük yaşta
olmasına rağmen oranın ünlü alimlerinden ders alarak Hadis ve fıkıh ilimlerinin
yanı sıra birçok ilmi devrinin en ünlü alimlerinden tahsil etmiş üs-tadlarından
icazet almıştır.
Daha sonraları
Endüsülüs'te ve Mağrib(Fas) da birçok yerlere gitmiştir. Bu seyahatleri
esnasında görüşmüş olduğu birçok alim ve mutasavvıfla yaklaşık eserlerinden
edindiğimiz bilgiye göre üç yüz kadar şeyh ile istişarelerde bulunarak çeşitli
ilim dallarında bilgi sahibi olmuştur. Görüşmüş olduğu alimler arasında; İbn-i
Rüşd, İbn-i Asakir, Ebu'l Ferec İbn-i Cevzî, İbn-i Sekine, İbn-i Ulvan, Cabir
bin Eyyub'un yanı sıra özellikle batını ilim de söz sahibi olan Ce-mâlleddin
Yunus ibn Yahya al-Kassar, Ebu Abdullah al-Fasî, Ebu al-Hasan bin al-Cami, Şeyh
Abdulaziz el-Mehdevi ve Şeyh Ebu Medyen al-Mağribî hazretle-rinin isimlerini
"El Futuhat-ı Mekkiye" adlı eserinde ve özellikle "Ruhi'l Kuds
fi münasebetin nefs" eserinde bizzat bildirmi ştir. Özellikle bunlardan
ünlü mutasavvıflardan olan Şeyh Ebu Medyen al- Mağribi ve Şeyh Abdulaziz
el-Mehdevi hazretlerinden övgüyle bahsetmiştir. Beyazıd-ı Bestâmi k.s
hazretlerinden Hallac-ı Mansur hazretlerinden de sevgiyle, övgüyle bahsederek,
onların görüşlerine kitablarında çok yer vermiştir. Ayrıca batında Kutb'ul Azam
Şeyh Abdul-kadir Geylâni hazretleriyle görüştüğünü ondan engin feyizler
aldığını ve manen derecelere nail olduğunu söylemiş ve yine Hızır
Aleyhisselâm'la manevî hususi arkadaşlığı olduğunu ve kendisine Hızır
aleyhis-selâm tarafından hırka giydirildiğini beyan etmiştir. Eserlerinden
öğrendiğimize göre ilk Endülüs dışı seyahati Fas(Marakeş)a olmuştur. Oradan
H.598 senesinde hac maksad ıyla Medine'ye ardından Mekke'ye gitmiş Hicaz'da iki
sene kalmıştır. Sonra H.601 tarihinde Bağdat'a gitmiş orada 12 gün kalarak
ulemâ ve meşayışla görüşmüş Abdulkadir Geylâni tarafından yarım asır evvel
kendisine bırakılan elbiseyi giymiştir. Daha sonra önce Kudüs'e oradan da H.607
tarihinde Kahire'ye geçmiş, H.608 tarihinde bir kez daha Bağdat'a gelmiştir.
H.611 tarihinde Mekke'ye bir kez daha gitmiş sonra tekrar Musul'a ve Haleb'e
sonra da Anadoluya geçerek bir müddet Konya'da kalm ıştır. Orada rivayete göre
Sadreddin Konevî hazretlerinin dul olan annesiyle evlenmiş ve onu yetiştirmiştir.
Daha sonra Sivas yoluyla Malatya'ya gelmiştir. Orada iki oğlu Sadreddin k.s ve
İmadettin k.s ve kitablarında da olağanüstü özelliklerinden bahs ettiği tek
kızı Zeyneb dünyaya gelmiştir. Bir müddet burada ailesiyle beraber yaşayan
Cenab-ı Şeyh ailesini de yanına alarak Konyaya ardından da Şam-ı Şerife giderek
yerleşmiştir. H. 638 tarihinde "Mate Kutbu Humam" ibaresinin remziyle
yetmiş sekiz yaşında Hakk'ın rahmetine kavuşmuşlardır. Cebel-i Kasiyun eteğinde
Salihiyye adı verilen mahalde defn edilmişlerdir. Kabri şeriflerinin yanında
evladlarıda medfun bulunmaktad ır. Kabri şerifleri bir müddet sonra kendisine
muhalif olan bazı kişilerce tahrib edilmişse de Yavuz Sultan Selim Han
tarafından Şam feth olununca Hazreti Şeyh'in "İzâ dehales siynu fiş şıynî
yazharu kabri muhyiddînî / Sin sına girerse ben Muhyiddînin kabri meydana ç
ıkar" sözünün te-cellisiyle belirlenmiştir. Padişah tarafından türbesi,
camisi ve imareti yaptırılmıştır. Hala kabri şeriflerinin bulunduğu mevki
etrafında bulunan çarşısı ile bir bereket timsali olarak türbesiyle camisiyle
huzur mevkidir. Dünyanın çeşitli yerlerinden gelen ziyaretçilerini zahiri ve
batını ikramlarla karşılamaktadır.
Eserleri:
Telif ettiği
eserler, yine kendisinin kendisiyle ilgili olarak kaleme ald ığı bir eserin de
belirttiğine göre toplam iki yüz seksen dokuz (289) eser kaleme alm ıştır.
Eş-Şa'rani el Yevakit ve'1-cevahir adlı eserde İbn-i Arabi'nin geride dört yüz
(400) bir ba şkası ise beş yüz (500) eser bıraktığını söylemiştir.
Bunların en
mühimlerinden biri 37 cild olan Mekke'de ba şlayıp Konya'da devam etti ği ve
Şam'da bitirmiş olduğu "Futuhat-ı Mekkiye" ve Şam'da telif ettiği
"Fususu'l Hikem" adlı eseridir.
Fütuhat,
Cenab-ı Şeyh'in hayatını, üstadlarmı ve kendi tasavvuf görüşlerinin yanında,
telif etmiş olduğu diğer eserlerindeki konuları açıklayan bölümleriyle
birlikte, kendisini destekleyen mutasavvıfların görüşlerini ihtiva etmesiyle
adeta bir nevî tasavvuf ansiklopedesi mahiyetindedir.
Fusûsu'l-Hikem
ise; eserin önsözünde İbn Arabî, Hz. Rasulullah ((salla’llâhu aleyhi ve sellem).)
görüştüğünü ve kendisine Fu-sûs kitabını verdiğini beyan ederek şöyle söyler:
-
"İmdi...
Ben altı yüz yirmi yedi senesinin Muharrem ayının son on gününde Şam bölgesinde
gerçekleştirdiğim bir riyazette Rasûlu’llah'ı (salla’llâhu aleyhi ve sellem)
gördüm. Elinde bir kitab vard ı. Bana dedi ki: "Bu Fusûsu’l-Hikem.
(Hikmetlerin Mahiyetleri) kitabıdır. O’nu al ve insanların önüne koy, ondan
yararlansınlar" dedim ki: Allah'ı, Resulünü ve bizden olan emir
sahibini, bize emredildiği gibi duyduk ve itaat ettik. Kendime güvenimi
sağladım, niyetimi hâlis kıldım, maksadımı arındırarak kitabı Resûlullah'ın (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) belirlediği şekilde insanlara duyurmaya karar verdim. Ne bir
artt ırmada bulundum, ne de eksiltmeye gittim. O, "Kemâliylen yükseklere
ulaştı, gece karanlığı cemâliyle açıldı, bütün ahlâkı güzeldi" ...
O halde Allah'ı
dinleyin ve Allah'a dönün."
Allah,
kendisinden, ailesinden, sevenlerinden ve ümmet-i muhammedden ho şnud ve razı
olsun. Rabbim bizlerden de onlar ı hoşnud eyleye...
Hazretlerinin
Eserini Tanıtması
Allah'ın fakir
kulu Muhammed b. Ali b. Muhammed b. Arabi et-Tai el-Hatemi el- Endulusi - Allah
ona hüsn-î hatime nasib eyleye- der ki:
-
Alemlerin Rabbi
olan Allah'a hamdolsun.
Güzel akıbet muttakilerindir.
Yüce ve azamet
sahibi olan Allah ba şka irade ve kuvvet kaynağı yoktur.
Salât ve selâm,
alemlerin efendisi Hazreti Muhammed'in, O'nun tertemiz ehlibeytinin, ashabının,
tabiinin ve bütün müminlerin üzerine olsun.
Allahu
Teala'dan rivayet edilen Kutsi Hadislerden olu şan "Mişkatu'l
Envar" Mekke'de Harem-i Şerifte beş yüz doksan dokuz yılı/1220 başlandı
ve Cemadiye'l ahir ayının üçüne denk gelen son Pazar günü öğle vakti son buldu.
Rasûlu’llah efendimiz
(salla’llâhu aleyhi ve sellem):
"Kim benim
ümmetime aktarmak üzere sünnetimden kırk hadis ezberlerse kıyamet günü onun
şefaatçisi olurum." buyurmuştur.
Bu hadisi bize
Ebu'l Hasan Ali b. Ebu'l Feth b. Ali - babas ı Musul'de el-Kenari olarak
tanınır - rivayet etti. Ona Ebu'l Fadl Abdullah b. Ahmed et-Tusi babası
Ahmed'den aktarmış. O, Ebu Muhammed Fadl b. Muhammed b. Ubeyd en-Nisaburi'den
duymu ş. Ona Ebu Sa'd Abdurrahman b. Hamdan b. Muhammed en-Nasruni anlatm ış. O
Ebu Amr Muhammed b. Ahmed b. Hamdan b. Ali el-Hiyeri rivayet etmi ş. O da Ebu'l
Abbas Hasan b. Sufyan b. Amir eş-Şeybani'den duymuş. Ona İbni Hacer aktarmış. O
İshak b. Nacih'ten, o İbni Ceric'den, o Ata b. Ebu Rebah'tan o da İbni
Abbas'tan duymuş.
Aynı rivayet
zinciriyle Ebu'l Abbas'tan, o Ahmed b. Haccac b. Nadr'dan, o Hafs b. Cemi'den,
o Eban'dan, o Enes b. Malik'ten rivayet eder ki:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
"Kim,
ümmetimin ihtiyaç duyduğu hususlarla ilgili olarak kırk hadis ezberleyip onlara
aktarırsa yüce Allah onu dini derinden kavrayan fakih bir alim yapar."
İnsan, bir gün
mutlaka döneceği ahirete, dünyadan daha fazla muhtaç oldu ğu için, bu kırk
hadisi Mekke'de -Allah onu korusun- 599 senesinde derledim. Özellikle
hadislerin yüce ALLAH'a isnat edilenlerini - kutsi hadisleri-toplad ım.
Rivayet ettiğim
bu Hadislerin yanı sıra, Rasûlu’llah'a (salla’llâhu aleyhi ve sellem) isnat
edilmeden, doğrudan yüce Allah'a -merfu olarak- isnat edilen kırk
"40" Kutsi Hadisi daha ilave
edeceğim.
Ardından yirmi bir "21" Hadise daha yer verdim. Böylece toplam yüz
bir "101" Kutsi Hadis aktarmış oldum.
Yüce Allah,
lütuf ve keremiyle bizi ve sizi ilimden yararland ırsın, ilim ehlinden kılsın.
Bu kitabı
okuyan ve kitab ı yazana dua edene Allah rahmet etsin.
Salât ve selâm
efendimiz Hz. Muhammed'in ve ehlibeytinin üzerine olsun.
Ey güvendiğim,
ey umut bağladığım!
Şu amelimi
hayırla sonlandır.
-
O" her
şey'e Kadir'dir..
Abdullah
M.İbnul Arabi
Bize Muhammed
b. Kasım anlattı. Ona Ebu Tahir Ahmed b. Muhammed, ona Ebu Abdullah Hüseyin b.
Ali et-Taberi, ona Ebu'l Hüseyin Abdulgafir b. Muhammed, ona Ebu Ahmed
el-Culudi, ona İbrahim b. Müslim, ona Abdullah b. Abdurrahman b. Behram ed-
Darimi, ona Mervan-yani İbni Muhammed eDımaşki-, ona Said b. Abdu'laziz, ona
Rebia b. Yezid, ona İdris el-Havlani, ona Ebu Zer rivayet etmi ş ki,
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) yüce ALLAH'tan şöyle aktarmıştır:
"Ey kullarım!
Ben zulmetmeyi kendime haram kıldım. Onu sizin aranızda da haram kıldım.
Birbirinize zulmetmeyiniz.
Ey kullarım!
Doğru yola ilettiklerim hariç, hepiniz sapmışsınız. O halde benden doğru yola
iletilmeyi dileyin ki sizi doğru yola ileteyim.
Ey kullarım!
Benim duyurduklarım hariç, hepiniz açsınız. Sizi doyurmamı benden isteyin ki,
sizi doyurayım.
Ey kullarım!
Benim giydirdiklerim hariç, hepiniz çıplaksınız. Sizi giydirmemi benden isteyin
ki sizi giydireyim.
Ey kullarım!
Siz, gece gündüz günah işlersiniz, bense bütün günahları bağışlarım. Benden
bağışlanma dileyin ki, sizi. bağışlayayım.
Ey kullarım!
Siz, asla bana zarar verecek düzeye ulaşamayacağınız için Bana zarar
veremezsiniz ve asla Bana fayda verecek düzeye ula şamayacağınız için de Bana
fayda da veremezsiniz.
Ey kullarım!
Sizin öncekileriniz ve son
rakileriniz,
insanlarınız ve cinleriniz en muttaki bir adamın kalbi üzere olsanız dahi, bu,
Benim mülküme bir şey katmayacaktır.
Ey kullarım!
Sizin öncekileriniz ve sonrakileriniz, insanlarınız ve cinleriniz en günahkar
bir adamın kalbi üzere olsanız dahi, bu, Benim mülkümde bir şey eksiltmez.
Ey kullarım!
Sizin öncekileriniz ve sonrakileriniz, insanlarınız ve cinleriniz bir yerde
toplanıp, benden isteseniz ve ben de her insana istediğini versem, bu, benim
katımdakinden bir eksilmeye yol açmaz, ancak bir iğne denize daldırdığı zaman
onda ne kadar eksilmeye yol açarsa, o kadar eksilme olur.
Ey kullarım!
Sizin amellerinizi sayıp kaydediyorum. Sonra onların karşılığını eksiksiz bir
şekilde veririm.
Dolayısıyla
hayırla karşılaşan, Allah'a hamdetsin. Bundan ba şka bir şeyle karşılaşan da
kendisinden başka kimseyi kınamasın.
Bize Yunus b.
Yahya anlattı. Ona Ebu'l Vakt Abdu'l evvel b. İsa es-Seczi, ona Abdu'l a'la b.
Abdu'lvahid el-Melihi, ona İsmail b. İbrahim, ona Muhammed b. Gatrif, ona
Halife el- Cumahi, ona Ka'nabi, ona Abdulaziz ed-Deraverdi, ona A'la, ona babas
ı, ona da Ebu Hureyre'e rivayet etmiş ki:
Resulallah
(s.a.u) şöyle buyurdu:
-
Yüce ALLAH buyurdu
ki:
"Ben,
ortaklardan, şirkten en müstağni olanıyım.
Kim bir amel
(iş) yapar da bu amele Benden ba şkasını ortak kılarsa, Ben o amelden beriyim.
O amel, ortak koştuğu şeye aittir."
Bize Ebu'l
Ganaim b. Ebu'l Futuh el-Harrani'nin azatl ısı Mesud b. Abdullah b. Bedr el-
Habeşi anlattı, ona Yunus, ona Ebu'l Vakt, ona el-Melihi, ona İsmail el-Herevi,
ona Muhammed b. Abdullah, ona Ahmed b. Necde, ona Yahya b. Abdu'lhamid, ona İbn
Mübarek, ona Yahya b. Eyyub, ona Ubeydullah b. Zahr, ona Ali b. Yezid, ona Kas
ım, ona Ebu İmame rivayet etmiştir ki:
Rasûlu’llah (salla'llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
-
Yüce ALLAH
buyurdu ki:
"Benim
katımda en çok gıpta edilen velim, malı az, salâtm lezzetinde payı büyük ,
Rabbine güzellikle ibadet eden, gizli ve aç ık Ona itaat eden mümin kulumdur.
İnsanlar
arasında tanınmaz, kimse parmağıyla onu bir başkasına göstermez.
Rızkı az olur,
ama o buna sabreder, sonra...
-
Hz. Rasûlu’llah-
eliyle yere vurarak,
"Ölümü
çabuk, ağlayanı ve mirası az olur" buyurdu."
Bize Yunus b.
Yahya anlattı, ona İbrahim es-Salmasi, ona babası, ona Ebu Nasr Ahmed b.
Muhammed el-Kari, ona Ebubekir b. Abdullah el-Bezar, ona Ebu Cafer Abdullah b.
İsmail el-Haşimi b. Ebu Dünya, ona Harun b. Süfyan, ona Abdullah b. Bekr
es-Sehmi, ona İbad b. Şeybe el-Habati, ona Said b. Enes, ona Enes rivayet etmi
ş:
Bir gün Rasûlu’llah
(salla’llâhu aleyhi ve sellem) oturmuşken, birden azı dişleri görülecek şekilde
güldüğünü gördük...
Ömer: Niçin
gülüyorsun, ya Resulallah! Anam babam sana feda olsun?
Rasûlu’llah ((salla’llâhu
aleyhi ve sellem).) buyurdu ki:
-
Ümmetimden iki
kişi, izzet sahibi yüce Rabb'in huzurunda diz çöktüler... Biri
dedi ki:
- Ya Rabbi!
Kardeşimden hakkımı al.
ALLAH buyurdu
ki:
-
"Kardeşinin hakkını ver!"
Adam: Ya Rabbi!
Hiç iyiliğim kalmadı, dedi. Şikayet sahibi olan: Ya Rabbi! O zaman benim
günahımın bir kısmını yüklensin, dedi.
Bunu dedikten
sonra Rasûlu’llah' ın (salla’llâhu aleyhi ve sellem) gözlerinden yaşlar akmaya
başladı. Sonra şöyle buyurdu:
- O gün büyük
bir gündür. O gün insanlar günahlarını üstlenecek birine ihtiyaç duyarlar.
Ardından şöyle
devam etti:
Sonra Aziz ve
Celîl olan Allah, karde şinden hakkının alınmasını isteyen kişiye:
- "Başını
kaldır ve cennetlere bak!" der. Başını kaldırdığında hayret ve
şaşkınlıkla..
Ya Rabbi!
Gümüşten şehirler, inci süslemeli altından köşkler görüyorum, bunlar hangi Nebî
içindir? Hangi şehid içindir? diye sorar.
Allah buyurur :
- "Bunlar
bedelini ödeyenler içindir."
Ya Rabbi! Bunun
bedeli kimde var ki?
- "O
sende var. " buyurur.
Ya Rabbi! Nedir
bedeli?
- "Kardeşini
affetmendir," buyurur. Bunun üzerine der ki:
- Ya Rabbi! Onu
affettim.
ALLAH:
- "Kardeşinin
elini tut ve cennete götür" der. Bunu anlattıktan sonra Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
Allah'tan
korkun ve aranızı düzeltin. Çünkü yüce ALLAH kıyamet günü müminlerin
arasını düzeltir.
Bize Muhammed
b. Halid es-Sadefi anlatt ı, ona Yunus b. Yahya, ona Ebu'l Vakt es- Seczi, ona
Abdu'l a'la el-Melihi, ona İsmail el-Herevi, ona
Ahmed b.
Hasanveyhona Hasan b. İdris, ona
Osman b. Şeybe,
ona Muhammed b. Bişr, ona. Muhammed b. Amr, ona Ebu Seleme, ona Ebu Hureyre
rivayet etmi ştir ki:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Yüce Allah
cenneti ve cehennemi yaratt ığında, Cebrail'i cennete gönderdi ve;
"Ona ve
onun içinde, cennetlikler için hazırladıklarıma bak" dedi.
Cebrail cennete
ve onda cennetlikler için haz ırlananlar nimetlere baktı, sonra yüce Allah'ın
katma döndü ve şöyle dedi:
-
İzzetin hakkı
için, onu bu vasıflarıyla duyan mutlaka ona girmeye çal ışacaktır..
Bunun üzerine
yüce Allah cennetin üzerinin tuzaklarla örtülmesini emretti. Sonra Cebrail'e
-
"Ona bir
daha git ve ona ve onun içinde, cennetlikler için haz ırladığım nimetlere
bak!." dedi.
Cebrail bir kez
daha cennete gitti. Sonra şöyle dedi:
-
İzzetin hakkı
için, onu gördüğümde hiç kimsenin ona girmemesinden korktum. Sonra
Allah:
-
"Cehenneme
git, ona ve onda, cehennemlikler için haz ırladıklarıma bak!" dedi.
Oraya
gittiğinde alevlerinin üst üste bindiğini gördü. Allah'ın katma geri döndüğünde
şöyle dedi:
-
İzzetin hakkı
için, onu duyup da ona girmekten sak ınmayacak kimse olmaz.
Allah,
cehennemin üzerinin şehevi (nefsi) arzularla örtülmesini emretti. Sonra
Cebrail'e:
-
"Oraya
git, ona ve onda, cehennemlikler için haz ırladığım şeylere bak," dedi.
Cebrail oraya
gittiğinde, üzerinin şehevi arzularla örtüldüğünü gördü. Allah'ın katma dönüp
şöyle dedi:
-
İzzetin hakkı
için, hiç kimsenin ona girmekten kurtulamamas ından, muhakkak oraya
gireceğinden korktum.
Bize Muhammed
b. Kasım anlattı. Ona Ömer b. Abdulmecid, ona Muhammed b. Hamid el-Makdisi, ona
Muhammed el-Kalanisi, ona Ebu Said Muhammed b. Hasan b. Ali b. Ali b. Muhammed,
ona Hamdan, ona Ebu Abdullah el-Hüseyin b. Ali el-Bey', ona Ebubekir Muhammed
b. Hasan, ona amcas ı İshak b. Ali, ona Muhammed b. Müslim, ona Muhammed b.
Halid, ona Sevad b. As ım, ona Asım, ona Talha, ona Malik, ona el-Makhul, ona Ebubekir
Sıddîk (r.a) şöyle rivayet etmiş:
Azamet sahibi
Allah'a yemin ederim ki, Muhammed Mustafa (salla’llâhu aleyhi ve sellem)
bana şöyle dedi:
-
Azamet sahibi
Allah'a yemin ederim ki, bana Cebrail (a.s) anlatt ı: Azamet sahibi Allah'a
yemin ederim ki, bana Mikail (a.s) anlatt ı: Azamet sahibi Allah'a yemin ederim
ki, bana İsrafil (a.s) anlattı: Yüce ALLAH dedi ki:
-
"Ey
İsrafil! İzzetim, ululuğum, cömertliğim ve keremim hakkı için, kim,
"BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM"i
FATİHA süresiyle birlikte bir kere okursa, şahit olun ki, Ben, onu bağışladım,
İyiliklerini kabul ettim, İşlediği kötülükleri sildim. Onun lisanını cehennemde
yakmayacağım. Onu cehennem azabından, Kıyamet azabından, En büyük dehşetten
kurtaracağım. O bütün Nebi ve velilerden önce benimle bulu şur.
Bize Ebu'l
Hasan Ali b. Abdullah b. Abdurrahman el-Feryabi anlattı, ona Yunus b. Yahya,
ona Ebu'l Vakt Abdu'l evvel el-Herevi, ona İbn Muzaffer ed-Daverdi, ona Ebu
Muhammed b. Hamuye, ona el-Ferberi, ona el-Buhari, ona Ebu Abdullah b. Ebu
Şeybe, ona Ebu Ahmed, ona Süfyan, ona Zennad, ona A'rec, ona Ebu Hureyre
rivayet etmi ş:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Adem oğlu bana
dil uzatır. Oysa bana dil uzatmaması gerekir.
Beni yalanlar.
Oysa beni yalanlamaması gerekir.
Bana dil
uzatması; Benim çocuğumun olduğunu söylemesidir.
Beni yalanlaması ise; Allah, beni ilk yarattığı gibi, bir şekilde diriltmeyecektir,
demesidir.
Aynı rivayet
zinciriyle el-Buhari, Ebu Yeman'dan, o Şuayb'dan, o Ebu Zennad'dan, o A'rec'den
o da Ebu Hureyre'den şöyle rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
Aziz ve Celil
ALLAH, şöyle buyurdu:
-
Ademoğlu beni
yalanladı, oysa bunu yapmaması gerekir. Bana dil uzattı. Bunu da yapmaması
gerekir. Beni yalanlaması; Allah, beni ilk yarattığı gibi bir daha
diriltmeyecektir, mahlukatı ilk kez yaratmak, Ona, yeniden yaratmaktan daha
kolay de ğildir, demesidir. Bana dil uzatması ise; Allah, çocuk edindi,
demesidir. Oysa Ben. Bir. Tek'im, Samed'im. Doğmadım, doğurmadım, dengim hiç
kimse yoktur.
Bize Muhammed
b. Halid anlattı. Ona Yunus b. Yahya, ona Abdu'levvel b. İsa, ona Abdu'l a'la
el-Melihi, ona İsmail b. İbrahim, ona Muhammed b. Muzaffer, ona Ebu Eyyub
Süleyman b. Muhammed, ona Yusuf b. Said, ona Haccac b. Muhammed, ona Ebubekir
el- Hezeli, ona Şa'bi, ona Ebu Hureyre (r.a) rivayet etmiş:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Allah buyuruyor
ki: Adem oğlu!
Beni andığın
zaman, Bana şükretmiş olursun,
Beni unuttuğun
zaman, Bana nankörlük etmi ş olursun.
Bize Ebu
Abdullah Muhammed b. Halid es-Sadefi anlatt ı; ona Yunus b. Yahya, ona babası,
ona Ebu'l Vakt Abdu'levvel el-Herevi, ona İbn Muzaffer ed-Davudi, ona Ebu
Muhammed b. Hamuye, ona el-Ferberi, ona el-Buhari, ona Ebu'l Yeman, ona Şuayb,
ona Ebu Zennad, ona A'rec, ona Ebu Hureyre (r.a.) rivayet etmiş ki:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
Aziz ve Celil
ALLAH buyurdu:
-
(Benim için)
Hayır amaçlı harcamada (infakta) bulun, Ben de sana vereyim.
Rasûlu’llah
(a.s.) sözlerine devam ederek:
-
Allah'ın eli
doludur; gece gündüz boyunca yap ılan hiçbir harcama onu eksiltmez.
Dedi ve
sözlerine devam ederek:
-
Göklerin ve
yerin yaratılışında bu yana harcadığı halde elindekinin eksilmediğini
görmüyormusunuz? O'nun arşı su üzerindedir, elinde bir kefesi inen, biri kalkan
bir terazi vardır. Buyurdu.
Bize Mesud
Abdullah b. Bedr el-Habeşi anlattı; ona Yunus b. Yahya, ona Ebu'l Vakt
Abdu'levvel b. İsa, ona Abdu'l a'la b. Abdu'lvahid, ona İsmail b. İbrahim, ona
Ahmed b. Müezzin, ona Muhammed b. İshak b. Huzeyme, ona Ali b. Haşrem, ona İsa
b. Yunus, ona Yunus, onael-Evzai, ona İsmail b. Ubeydullah, ona Ümmü'd Derda
rivayet etmi ş ki:
Ebu Hureyre'nin
şöyle dediğini duydum: Rasûlu’llah (salla’llâhu aleyhi ve sellem) buyurdu
ki:
Aziz ve Celil ALLAH,
şöyle buyurdu:
Beni andığı ve
Benim ismimi telaffuz etmek için dudaklar ı kıpırdadığı zaman Ben kulumun
yanındayım.
Bize eş-Şerif
Ebu Muhammed Yunus b. Yahya anlatt ı; ona Ebu’l Vakt b. İsa, ona Abdu’l a’la b.
Abdu’lvahid, ana İsmail b. İbrahim, ona Hüseyin b. Ahmed es-Sakafi, ona el-
Mekhul, ona el-Beyruti, ona İbrahim b. Amr, ona babası, ona Galib, ona İbni
Mücahid ve Muğire, onlara Mücahid, ona Abdullah b. Ömer rivayet etmi ş ki:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Yüce Rabbiniz
şöyle buyurdu:
“Bir kula iki
korkuyu birden tattırmadığım gibi iki emniyeti de birden tattırmam.
Eğer dünyada
Benden korkarsa, ahrette korkmaz.
Eğer dünyada
Benim azabımdan emin olursa, ahirette emin olmaz.”
Bize Muhammed
b. Halid es-Sadefi anlattı; ona Yunus b. Yahya, ona Ebu Muhammed Abdullah b.
Ahmed el-Habab, ona Zahir b. Tahir en-Nisaburi, ona Ebu Said Muhammed b.
Abdurrahman el-Keczudi, ona akim Ebu Ahmed Muhammed b. Muhammed el-Hafız, ona
Ebubekir Muhammed b. Muhammed el-Vas ıti, ona Suveyd b. Sa'd el- Hadsani, ona
Malik b. Enes, ona Abdullah b. Abdurrahman, ona Said b. Yesar, ona Ebu Hureyre
(r.a.) rivayet etmiş ki:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Aziz ve Celil ALLAH
kıyamet günü şöyle der: "Celalim hakkı için birbirini sevenler nerede?
Onları, Benim gölgemden başka gölgenin bulunmadığı bu günde gölgemin altına
alayım!"
Bize Ebu'l
Hüseyin Ali b. Abdullah el-Faryabi anlatt ı; ona Yunus b. Yahya, ona Ebu'l Vakt
b. İsa, ona Abdu'l a'la b. Abdulvahid, ona İsmail b. İbrahim, ona Ahmed b.
İbrahim el- İsmaili, ona İsmail b. Muhammed el-mazani, ona Ebu Naim b. Dakin,
ona Cafer b. Burkan, ona Yezid b. Esam, ona Ebu Hureyre rivayet etmi ş ki:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Aziz ve Celil ALLAH
şöyle buyuruyor: "Ben kulumun Benimle ilgili zannının yanındayım (Beni
zannettiği gibiyim).
Bana dua ettiği
zaman kulumun yanındayım."
Bize
Ebu'l Velid b. Ahmed el- Maafiri anlatt ı; ona Ebu'l Hasan Şureyh b. Muhammed
er-Raini, ona İbn Manzur el-kaysi, ona Ebu Zer, ona İbni Mekki el-Kuşmiheni, el
Hamevi
ve el-Mustemli, onlara Şu'be, ona İmran el-Cuveyni, ona Enes (merfu olarak)
şöyle rivayet
etmiş:
ALLAH,
cehennemde en hafif azab ı çeken birine şöyle der:
-
Dünyadaki her
şey senin olsaydı, şu an tümünü vererek kendini bu azaptan kurtarmayıdilerdin
değil mi?
O da: Evet,
der.
Bunun üzerine
yüce ALLAH ona şöyle der:
-
Fakat sen
Adem'in sulbünde iken bundan daha kolay ını, yani Bana hiçbir şeyi ortak
koşmamanı senden istedim, ama sen bu iste ği kabul etmeyip Bana ortak ko ştun.
Bize Muhammed
b. Halid anlattı; ona Yunus b. Yahya, ona Ebu'l Vakt, ona Abdu'l a'la, ona
İsmail el-Herevi, ona Ebu'l Abbas Muhammed b. Muhammed ez-Zahid, ona Ebu Hamid
Ahmed b. Muhammed eş- Şerefi, ona Ahmed b. Hafs, ona Hafs b. İbrahim b. Tahman,
ona Ata b. Saib, ona el-Ağer Ebu Müslim, ona Ebu Hureyre rivayet etmi ş ki:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
Aziz ve Celil ALLAH
şöyle buyurdu: "Kibriya, Benim ridâm, Azamet, Benim izâr ım'dır.
Kim bunlardan
biri ile ilgili olarak Benimle çekişirse, onu cehenneme sokarım."
Bize bir çok
kişi anlattı; onlara Şureyh ,b. Muhammed, ona Ali b. Ahmed, ona Abdullah b.
Yusuf, ona Ahmed b. Feth, ona Abdu'lvahhab b. İsa, ona Ahmed b. Ali, ona Ahmed
b. Muhammed, ona Müslim b. Haccac, ona Suveyd b. Said, ona Hafs b. Meysere, ona
Zeyd b. Eşlem, ona Ata b. Yesar, ona Ebu Said el-Hudri rivayet etmi ş ki:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
"Yüce ALLAH
kıyamet günü şöyle der:
"Melekler
şefaat etti, Nebiler şefaat etti, müminler de şefaat etti. Merhametlilerin en
merhametlisi Allah'dan başka şefaat etmeyen kimse kalmad ı."
Derken Allah,
bir avuç ateş alır, içinden dünyada iken hiç hay ır işlememiş ve ateşte kömüre
dönüşmüş bir topluluğu çıkarır, onları cennetin girişinde hayat nehri denilen
nehre atar. Sonra yüce ALLAH:
-
"Cennete
girin. Gördükleriniz sizindir," der.
Derler ki:
Rabbimiz! Alemlerde hiç kimseye vermedi ğini bize verdin.
Yüce ALLAH der
ki:
-
"Yanımda
sizin için hazırladığım bundan daha üstün bir nimet vard ır.
Derler ki: Ey
rabbimiz! Bundan daha üstün olan nimet hangisidir?
Yüce ALLAH buyurur
ki:
- "Bundan
daha üstün olan nimet, Benim r izamdır. Size ebediyen gazap etmem."
Bize Yunus
eş-Şerif anlattı; ona Ebu'l Vakt, ona Abdu'l a'la el-melihi, ona İsmail b.
İbrahim, ona Ebu Ya'la el-Hasan ez-Zubeyri, ona Ebu Ali el-Kerabisi, ona
Muhammed b. Eşres, ona Abdu'ssamed b. Hassan, ona Süfyan es-Sevri, ona İbn
el-Münkedir, ona Cabir b. Abdullah rivayet etmi ş ki:
Nebi (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) Cebrail’den, o da Aziz ve Celil ALLAH 'dan şöyle nakletmiş:
"Bu, zatım
için razı olduğum dindir. Bu dine ancak cömertlik ve güzel ahlak yara şır.
Siz de bu dine
sahip olduğunuz sürece, cömertlik ve güzel ahlakla onu yüceltin."
Bize
Ahmed b. Muhammed b. Ahmed b. İbrahim anlattı; ona Hüseyin b. Ali et-Taberi,
ona Abdu'lgafir b. Muhammed el-Farisi, ona Ebu Ahmed el-Cüludi, ona İbrahim b.
Muhammed
el-Mervezi, ona Müslim, ona Ebubekir b. Ebu Şeybe, ona Yezid b. Harun, ona
Hammad b. Seleme, ona Sabit el-Benani, ona Abdurrahman b. Ebu Leyla, ona Süheyb
rivayet etmiş ki:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-Cennet ehli
olanlar cennete girdiklerinde yüce ALLAH :
"Bir şey
istiyor musunuz, size fazladan vereyim?" der.
Onlar şu
karşılığı verirler: Sen bizim yüzümüzü ağartmadın mı? Bizi cennete sokup
cehennemden kurtarmad ın mı? Bunun üzerine perde aç ılır ve kendilerine verilen
hiçbir nimet yüce ALLAH'a nazar etmekten daha sevimli gelmez onlara.
Sonra Hz. Rasûlu’llah
(salla’llâhu aleyhi ve sellem) şu ayeti okudu: "Güzel davrananlara daha
güzel karşılık, bir de fazlası vardır." (Yunus, 26)
Bize Muhammed
b. Halid es-Sadefi anlatt ı. Ona eş-Şerif Yunus, ona Abdu'levvel b. İsa
el-Herevi, ona İbni Muzaffer ed-Davudi, ona Muhammed el-Hamevi, ona Ferberi,
ona Buhari, ona Ömer b. Hafs, ona babası, ona A'meş, ona Ebu Salih, ona Ebu
Said el-Hudri rivayet etmiş ki:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
- Kıyamet günü
ALLAH:
"Ey
Adem!" der,
Adem: Buyur
Allah'ım, der.
Bunun üzerine
Adem'e yüksek sesle seslenilir:
"Allah
sana, zürriyetinden cehennemlikleri seçip çıkarmanı emrediyor."
Der ki: Ya
Rabbi! Cehennemlikler kimlerdir, miktarları ne kadardır?
Yüce ALLAH buyurur
ki:
"Bin
kişiden dokuz yüz doksan dokuzu -zannedersem"
Bu söz
duyulunca, dehşetinden hamile kadınlar çocuklarını düşürür, küçücük çocukların
saçları ağarır. Gerçekte sarhoş olmadıkları halde insanları sarhoş sanırsın.Bu
durumun sebebi, Allah'ın çetin azabıdır.
Rasûlu’llah'ın (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) bu sözleri insanlara o kadar ağır geldi ki yüzlerinin rengi değişti..
Bunun üzerine Hz.
Rasûlu’llah (salla’llâhu aleyhi ve sellem):
-Bu
cehennemliklerin dokuz yüz doksan dokuzu Ye'cüc ve Me'cüc'den, biri de
sizdendir. Ayrıca siz, insanlar içinde beyaz öküzün alnındaki siyah leke veya
siyah öküzün alnındaki beyaz leke gibisiniz. Cennet ehlinin üçte birinin sizden
olmas ını ümit ediyorum.
Ravi der ki:
-Bunun üzerine tekbir getirdik. Sonra Rasûlu’llah (salla’llâhu aleyhi ve
sellem):
-
Belki de cennet
ehlinin üçte biri siz olursunuz.
Buyurdu. Biz
tekrar tekbir getirdik. Bunun üzerine:
-
Yarısı
olursunuz, buyurdu. Biz tekbir getirmeye devam ettik.
Bize Ebu'l
Hüseyin Ali b. Abdullah el-Faryabi el-Lahmi anlattı; ona Yunus b. Yahya, ona
Ebu'l Vakt, ona Abdu'l a(la b. Abdulvahid, ona İsmail b. İbrahim, ona Ebu'l
Hasan Muhammed b. Ali el-Alevi, ona Dinar b. Sinan el-Cevheri, ona Hüseyin b.
Cerir es-Suri, ona Salim b. İbrahim el-İskenderani, ona Süfyan b. Said, ona
Mansur, ona Mücahid, ona İbni Abbas rivayet etmi ş ki:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-Aziz ve Celil ALLAH,
Musa'ya vahyetti:
"Kaderime
rıza göstermekten daha sevimli bir şeyle bana yaklaşamazsm.
İyiliklerini
korumak açısından yapıp ettiklerini sürekli gözetlemekten daha iyi bir amel
işleyemezsin..
Ey Musa! Dünya
ehline yalvarma, aksi takdirde benim gazab ımı üzerine çekersin.
Dünyan için
dinini feda etme. Aksi takdirde rahmet kap ılarımı sana kapatırım.
Ey Musa!
Pişmanlık duyan mümin kullarımı, müjdele. Fitneye kapılan mümin kullarıma da,
günahlardan sakının ve güzel ameller işleyin, de."
(Şeyh, bu
rivayette geçen "günahlardan kaç ının veya güzel ameller i şleyin"
şeklindeki tereddüt benden kaynaklan ıyor, demiştir.)
Bize Mesud
Abdullah Bedr b. Abdullah el-Habeşi anlattı; ona Ebu Muhammed el- Haşimi, ona
Ebu'l Vakt es-Seczi, ona ed-Davudi, ona el-Hamevi, ona el-Ferberi, ona el-
Buhari, ona Ali b. Abdullah, ona Süfyan, ona Ebu Ziyad, ona el-A'rec, ona Ebu
Hureyre rivayet etmiş ki:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Yüce ALLAH buyurdu
ki:
"Salih
kullarım için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı ve hiçbir beşer
kalbinin içinden geçirmediği nimetleri hazırladım."
Bize Muhammed
b. Halid anlattı; ona Yunus b. Yahya, ona Ebu'l Vakt el-Herevi, ona Abdu'l a'la
el-Melihi, ona İsmail el-Herevi, ona Ebu'l Hasan Muhammed b. Ali es-Sufi
elHasani, ona Hasan b. Ali el-Kerhi, ona Muhammed b. E ş'as, ona Musa b. İsmail
b. Musa, ona babası, ona dedesi, ona Cafer es-Sadık, ona babası, ona dedesi Ali
b. Hüseyin b. Ali, ona Ali b. Ebutalib (a.s) rivayet etmi ş ki:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
- Yüce ALLAH
buyurdu ki:
"Benden
başkasına umut bağlayan Beni tanımamıştır,
Beni tanımayan
Bana kulluk etmemi ştir,
Bana kulluk
etmeyene de gazap etmem zorunlu olur.
Benden
başkasından korkanın üzerine azabım iner."
Bize Tahir
es-Selefi anlattı; ona Abdu'lgafir el-Farisi, ona Celudi, ona İbrahim, ona
Müslim, ona Züheyr b. Harb, ona Yakub b. İbrahim, ona babası, ona İbni Şihab,
ona Ata b. Yezid el-Leysi, ona Ebu Hureyre rivayet etmi ş ki:
Yüce ALLAH'ın
kıyamet günü kullar arasında hüküm vermeyi bitirmesi ile ilgili olarak Rasûlu’llah
(salla’llâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-...Ve en
geride yüzü cehenneme dönük olarak bir adam kal ır. Bu adam, cennete
gireceklerin sonuncusudur.
dam: Allah'ım!
Yüzümü cehennemden çevir, çünkü kokusu beni rahatsız ediyor, keskin alevi beni
yakıyor, der. Allah'ın dilediği kadar dua eder. Sonra..
ALLAH şöyle
buyurur: "Bu istediğini yaparsam, Benden başka bir şey istemeyecek
misin?"
Adam: Hayır,
senden başka bir şey istemeyeceğim, der ve Allah'ın dilediği kadar söz ve
ahitte bulunur. Allah onun yüzünü cehennemden çevirir. Adam cennete yönelip onu
gördüğünde Allah'ın dilediği kadar susar. Sonra..
- Ey Rabbim!
Beni cennetin kapısına yaklaştır, der.
ALLAH: "Sana
verdiğimden başka bir şey istemeyeceğine dair söz vermemiş miydin? Yazıklar
olsun sana ey Ademoğlu! Ne hainsin!" der.
Adam: Evet
Rabbim! Söz vermi ştim, der ve Allah'a dua eder. Sonunda..
ALLAH: "Bu
istediğini sana verirsem, Benden başka bir şey istemeyecek misin? ..der.
Adam: İzzetin
hakkı için, hayır, der ve Rabbine Allah'ın dilediği sözleri verir, taahhütte
bulunur. Bunun üzerine Allah onu cennetin kap ısına yaklaştırır. Cennetin
kapısında durunca, cennet önünde açılıverir. İçindeki güzellikleri ve sevinci
görür. Allah'ın dilediği kadar susar, sonra...
Adam: Ey
Rabbim! Beni cennete koy, der.
ALLAH: "Bana,
sana verdiğimden başka bir şey istemeyeceğine ilişkin olarak söz vermemiş
miydin? Ey Adem oğlu! Ne sözünde durmaz hain-mişsin sen!" ..der.
Adam: Evet,
Rabbim, söz vermiştim, der. Sonra şunları söyler: Allah'ım! Kullarının en
bedbahtı ben
olmayayım. Ardından dua etmeye devam eder. Derken yüce ALLAH ona güler.
Allah ona gülünce, onu cennete koyar. Adam cennete girince,
ALLAH: "Cennetin
nimetlerini dile," ..der.
Adam, Rabbinden
istemeye ve dilekte bulunmaya devam eder... Hatta yüce ALLAH: "Şunu
şunu da iste!" ..diye ona hat ırlatmada bulunur. Beklentileri tükenince...
Aziz ve Celil ALLAH
: "Bunların hepsi ve daha bir misli senindir," buyurur.
Bize Ahmed b.
Muhammed anlattı; ona Ebu'l Feth b. Muhammed el-Makri, ona İsmail b. Yenal, ona
Ebu'l Abbas Muhammed b. Ahmed, ona Ebu'l Abbas et-Tirmizi, ona Muhammed b.
:eşşar, ona Safvan b. İsa, ona Haris b. Abdurrahman, ona Ebu Zubab, ona Said b.
Ebu Said el-Makri, ona Ebu Hureyre rivayet etmi ş ki:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
- Allah, Adem'i
yaratıp içine ruh üflediğinde Adem hapşırdı. Ardından "El hamdu
lillah" deyip Allah'ın izniyle O'na hamdetti.
Yüce ALLAH da: "Yerhamukellah
/ Allah sana rahmet etsin" ey Adem!" dedi. " Şu meleklere,
onların oturmuş ileri gelenlerine git!" O da gidip: "Esselamu
aleykum / Selam üzerinize olsun" dedi.
Onlar: "Ve
aleyke's selam ve rahmetullah ı /Allah'ın selamı ve rahmeti senin üzerine
olsun" diye karşılık verdiler.
ALLAH dedi ki:
"Bu, senin ve zürriyetinin aralarındaki selamlaşmalarıdır." Allah
ellerini kapatmış olduğu halde ona: "istediğini seç," ..dedi.
O da: Sağ eli
seçtim, Rabbimin her iki eli de sağ ve mübarektir." dedi. Sonra Allah
elini açtı. İçinde Adem ve zürriyeti vardı.
Dedi ki: Ey
Rabbim! Bunlar kimlerdir?
ALLAH:
"Senin zürriyetindir." buyurdu.
Baktı, her
insanın alnında ömrünün miktarı yazılmıştır. Aralarında birini gördü, en
beyazlarıydı veya en beyazlarından biriydi.
Dedi ki: Ey
Rabbim! Bu kimdir? buyurdu ki:
"Bu, senin
oğlun Davud'dur. Onun ömrünü k ırk yıl olarak tespit ettim."
Dedi ki:
Rabbim! Onun ömrünü artt ır. Buyurdu ki:
"Onun için
yazdığım ömür bu kadardır."
Dedi ki: Ey
Rabbim! Ben kendi ömrümden altmış yılı ona verdim. Buyurdu ki:
"Sen bilirsin."
...Sonra Adem,
cennette Allah' ın dilediği kadar kaldı. Sonra oradan aşağıya indirildi. Adem
ömrünü sayıyordu. Bir gün ölüm meleği canını almak üzere geldi.
Adem: Erken
geldin, benim için bin sene ömür belirlenmi şti.
- Evet!.. Fakat
sen ömründen altmış seneyi oğlun Davud'a bağışladın.
Adem inkar
etti. Zürriyeti de bu yüzden inkar eder. İşte o günden beri sözleşmelerin
şahitler huzurunda yazılması emredilmiştir.
[Bu hasen ve
garip bir hadistir.]
Bize Mesud
Abdullah Bedr el-Habeşi anlattı; ona Muhammed b. Kasım, ona Ömer b. Abdulmecid,
ona Abdulmelik b. Kasım el-Herevi, ona Mahmud b. Kasım el-Ezdi, ona Abdulcabbar
b. Muhammed el-Cerahi, ona Muhammed b. Ahmed el-Mahbubi, ona Muhammed b. İsa b.
Suret, ona Muhammed b. Beşşar, ona Yezid b. Harun, ona Avam b. Havşeb, ona
Süleyman b. Ebu Süleyman, ona Enes b. Malik rivayet etmiş ki:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
Allah yeri
yaratınca, yer sarsılmaya başladı. Bunun üzerine dağları yarattı Ve onları
yerin üzerine yerleştirdi. Bunun sonucunda yer art ık sarsılmadı. Melekler
dağların şiddeti karşısında hayrete düştüler ve dediler ki:
-
Ya Rabbi!
Yarattıkların içinde dağlardan daha kuvvetli, dayan ıklı bir şey var mı?
Yüce ALLAH:
"Evet,
demir var," dedi.
Yarattıkların
içinde demirden daha kuvvetli , dayan ıklı bir şey var mı? diye sordular.
"Evet,
ateş var" dedi.
Yarattıkların
içinde ateşten daha kuvvetli,
dayanıklı bir
şey var mı? diye sordular.
- "Evet,
su var!"
-
Yarattıkların
içinde sudan daha kuvvetli, dayan ıklı bir şey var mı? diye sordular.
-
"Evet,
rüzgar var!"
-
Yarattıkların
içinde rüzgardan daha kuvvetli, dayan ıklı bir şey var mı? diye sordular.
-
"Evet, sağ
eliyle verdiği sadakayı sol elinden gizleyen Ademoğlu rüzgardan daha kuvvetli,
dayanıklır" dedi.
(Bu Hadis
Garibdir.)
Bize Ebu'l
Hasan Ali b. Abdullah el- Faryabi anlattı; ona Ebu Muhammed Abdullah b.
Abdu'lhak el-Ezdi, ona Şüreyh b. Muhammed er-Raini, ona Ali b. Ahmed el-Farisi,
ona Abdullah b. Yusuf, ona Ahmed b. Feth, ona Abdu'lvahhab b. İsa, ona Ahmed b.
Ali, ona Ahmed b. Muhammed, ona Müslim, ona Züheyr b. Harb, ona Yakub b.
İbrahim, ona babası, ona İbni Şihab, ona Ata b. Yezid el-Leysi, ona Ebu Hureyre
rivayet etmiş ki:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) -haşir günüyle
ilgili olarak- şöyle buyurdu:
-
O gün
aralarında münafıklar da olmak üzere bu ümmet, orada bekler. Derken ALLAH,
bildikleri suretin dışında bir suretle gelir ve
-
"Ben sizin
Rabbinizim!" der. Derler ki:
-
Senden Allah'a
sığınırız. İzzet ve Celal sahibi Rabbimiz gelinceye kadar burada bekleyeceğiz.
Rabbimiz geldiğinde O'nu tanırız. Bunun üzerine yüce ALLAH, onların
bildiği suretiyle onlara gelir ve:
"Ben sizin
Rabbinizim," der. Onlar:
Sen bizim
Rabbimizsin, derler ve O'na tabi olurlar. Ard ından sırat kurulur...
(Hadisin
devamında Allah'ın şöyle buyurduğu belirtilir)
"Kim bir
şeye ibadet ediyorduysa onu izlesin... "
(Hadisin metni
uzundur.)
Bize Ebubekir
Muhammed b. Abdullah el-Arabi el-Meafiri anlattı; ona Yunus b. Yahya, ona Ebu'l
Vakt es-Seczi, ona Abdu'l a'la b. Abdulvahid, ona İsmail b. İbrahim, ona Ahmed
b. Hasanveyhi, ona Hüseyin b. İdris, ona Osman b. Ebu Şeybe, ona Cerir, ona
A'meş, ona Ebu Salih, ona Ebu Hureyre rivayet etmi ş ki:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Yüce ALLAH şöyle
buyurdu:
"Ben,
kulumun benimle ilgili zannının yanındayım ( onun Beni zannetti ği gibiyim).
Beni andığı
zaman onun yanında olurum.
Beni kendi
içinde anarsa Ben de onu içimde anar ım.
Beni bir topluluk
içinde anarsa, Ben de onu onlardan daha hay ırlı bir topluluk içinde anarım.
Bana bir karış
yaklaşırsa, Ben ona bir zira yaklaşırım.
Bana bir zira
yaklaşırsa, Ben ona bir kulaç yaklaşırım.
Bana yürüyerek
gelse, Ben ona koşarak gelirim."
Bize Muhammed
b. Kasım anlattı; ona Ömer b. Abdulmecid, ona Ebu'l Kas ım b. Sehl el-Herevi,
ona Abdulaziz b. Muhammed et-Tiryaki, ona Abdu'lcabbar b. Muhammed, ona Ebu'l
Abbas Muhammed b. Ahmed, ona Muhammed b. İsa et-Tirmizi, ona Abdullah b. İshak
el-Cevheri, ona Ebu Asım, ona Kesir b. Kayid, ona Said b. Ubeyd anlatmış ki:
Bekr b. Abdullah'ın şöyle dediğini duydum: Enes b. Malik'ten duydum ki, o Rasûlu’llah'ın
(salla’llâhu aleyhi ve sellem) şöyle dediğini duymuş:
-
Yüce ALLAH buyurdu
ki:
"Ey
Ademoğlu! Bana dua ettiğin ve Bana umut bağladığın sürece senden sadır olan
bütün günahları bağışlarım ve işlediğin günahlara aldırış etmem.
Ey Ademoğlu!
İşlediğin günahların göklerin ufuklarına kadar ulaşsa ve sen bunlardan dolayı
Benden bağışlanma dilesen, seni bağışlarım.
Ey Ademoğlu!
Sen bana dünya kadar günahla gelsen ve Bana hiçbir şey ortak koşmamış olarak
karşıma çıksan, Ben de sana dünya kadar bağışlanma ile karşılık veririm. "
(Hasen sahih
bir hadistir)
Bize Ahmed b.
Muhammed b. Ahmed anlattı; ona Hüseyin b. Ali et-Taberi, ona Abdu'lgafir
el-Farisi, ona el-Celudi, ona Süfyan, ona Müslim b. Haccac, ona Yahya b. Yahya,
ona Malik, ona Salih b. Keysan, ona Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe, ona Zeyd b.
Halid el-Cuheni şöyle rivayet etmiş:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) Hudeybiye'de geceleyin yağan yağmurun ardından bize sabah
namazı
kıldırdı. Namazı bitirdikten sonra insanlara döndü ve;
"Rabbinizin
ne dediğini biliyor musunuz?" diye sordu.
Allah ve Resulü
daha iyi bilir, karşılığını verdiler. Buyurdu ki:
"Rabbiniz
şöyle dedi:
"Kullarım,
bir kısmı bana iman etmiş, bir kısmı da beni inkar etmiş olarak sabahladılar.
Ve onlardan "Allah lütuf ve rahmetiyle üzerimize ya ğmur yağdırdı,"
diyenler Bana iman etmiş, yıldızları inkar etmişlerdir. Onlardan "Şu şu
yıldızın doğması veya batması neticesinde üzerimize yağmur yağdı,"
diyenler ise Beni inkar etmiş, yıldızlara iman etmişlerdir."
Bize Zeki b.
Ebubekir el-Iraki anlattı; ona Ebu'l Feth Ahmed b. Muhammed el-Makri, ona Ali
b. Muhammed, ona Ahmed b. Ali b. Hasanveyhi, ona Müslim, ona Said b. Mansur ve
Ebu Kamil el-Cahderi, onlara Ebu Avane, ona Katade, ona Yunus b. Cübeyr er-
Rakkaşi, ona Ebu Musa el-Eş'ari uzun bir hadis rivayet etmiş ki hadisin akışı
içinde şöyle deniyor:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: İmam "Semiallahu
limen hamideh (Allah hamdedeni işitir) dediği zaman, siz de Allahumme
Rabbena leke'l hamd (Allah'ım, ey Rabbimiz sana hamdolsun) deyin. Allah
sizi işitir. Çünkü yüce ALLAH Nebisinin lisaniyle bize, kendisine
hamdedenleri i şittiğini bildirmiştir...
(Bu hadisin
rivayet zinciri ile ilgili kalbimde bir şüphe vardır. Bana göre rivayet zinciri
sahih olan hadis, Muhammed b. Ali'nin, Ebu Tahir es-Selefi'den, onun
Taberi'den, onun Farisi'den, onun el-Cerudi'den, onun Süfyan'dan, onun
Müslim'den benzeri isnatlarla bize aktardığı hadistir. İşte burada da bu
rivayeti esas al ıyorum.)
Bize Şüreyh b.
Muhammed ez-Za’bi anlatt ı; ona Ali b. Ahmed el-Farisi, ona Abdullah b. Yusuf,
ona Ahmed b. Feth, ona Abdu’lvahhab, ona İsa, ona Ahmed b. Ali, ona Ahmed b.
Muhammed, ona Müslim, ona İshak b. İbrahim, ona İbni Uyeyne, ona Ala, ona babas
ı, ona Ebu Hureyre rivayet etmi ş ki:
Rasûlu’llah’ın (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle dediğini duydum:
Yüce ALLAH buyurdu
ki:
“Salâtı
kendimle kulum arasında iki kısma ayırdım. Kuluma istediği verilecektir.
Kul: “Elhamdu
lillahi Rabbi’l âlemin / alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun” dediği
zaman^
Yüce ALLAH: “Kulum
bana hamdetti” der.
Kul:
Errahmanirrahîm / O Rahmandır, Rahimdir” dediği zaman..
Yüce ALLAH: “Kulum
beni övdü” der.
Kul: “Malikî
yevmiddîn / din gününün sahibidir! dedi ği zaman.
ALLAH: “Kulum
beni ulaladı” der.
Bir keresinde Rasûlu’llah
(salla’llâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
ALLAH: “Kulum
işini bana havale etti” der.
Kul: "İyyake
na'budu ve iyyake nestain / bizi dosdoğru yola ilet, nimet verdiklerinin
yoluna, gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil." dediği zaman,
ALLAH: "Bu,
kuluma aittir. Kulumun istedi ği verilecektir." der.
Bize Ebubekir
Muhammed b. Abdullah b. Arabi el-Meafiri anlattı; ona İbni Sekine olarak
tanınan Abdulvahhab b. Ali, ona Abdulvahhab, ona özetleyerek Abdu'l Mün'im b.
Abdulkerim el-Kuşeyri, ona da babas ı şöyle rivayet etmiş:
Ebu Abdurrahman
es-Sülemi'ye:
İhlas nedir?
diye sordum, dedi ki:
Ali b. Said ve
Ahmed b. Muhammed'e: İhlas nedir? diye sordum, dediler ki:
Ali b. İbrahim
eş-Şakiki'ye ihlas nedir? diye sorduk, dedi ki:
- Muhammed b.
Cafer el-Hassafa'a: İhlas nedir? diye sordum, dedi ki:
- Ahmed b.
Yesar'a: İhlas nedir? diye sordum, dedi ki:
- Ebu Yakub
eş-Şeriti'ye: İhlas nedir? Diye sordum, dedi ki:
Ahmed b.
Gassan'a: İhlas nedir? diye sordum, dedi ki:
Abdu'lvahid b.
Zeyd'e: İhlas nedir? diye sordum, dedi ki:
Hasan'a: İhlas
nedir? diye sordum, dedi ki: Huzeyfe'ye:
İhlas nedir?
diye sordum, dedi ki:
Rasûlu’llah'a (salla’llâhu
aleyhi ve sellem): "İhlas nedir? diye sordum,
Rasûlu’llah ((salla’llâhu
aleyhi ve sellem).) dedi ki:
-
Cebrail'e :
İhlas nedir? diye sordum, Cebrail : İzzet sahibi Rabbe ihlas nedir? diye
sordum,dedi
ALLAH buyurdu
ki:
"O,
sırrımdan bir sırdır, onu sevdiğim kullarımın kalbine emanet ederim."
Bize Mesud
Abdullah Bedr el-Habeşi anlattı; ona Muhammed b. Abdulkerim el-Farisi, ona
Meyanişi, ona Ebu'lfeth b. Ebu'l Kasım b. Sehl el-Herevi, ona Ahmed b.
Abdussamed, ona Abdu'lcabbar b. Muhammed, ona Muhammed b. Ahmed, ona Ebu İsa
et-Tirmizi, ona Ahmed b. Mani, ona Kesir b. Hi şam, ona Cafer b. Burkan, ona
Habib b. Ebu Merzuk, ona Ata b. Ebu Rebah, ona Ebu Müslim el-Havlani, ona Muaz
b. Cebel rivayet etmi ş ki:
Rasûlu’llah'm (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle dediğini duydum:
-
Aziz ve Celil ALLAH
şöyle buyurdu: "Celâlim sebebiyle birbirlerini sevenler için nurdan
minberler vardır ki, Nebiler ve şehitler onlara gıpta ile bakarlar."
Bize Ebu Tahir
es-Selefi anlattı; ona Ebu'lfeth Ahmed b. Muhammed, ona İsmail b. Yenal, ona
Ebu'l Abbas b. Ahmed, ona Ebu İsa b. Suret, ona Abdullah b. Muaviye, ona
Abdulaziz b. Müslim, ona Ebu Zilal,
ona Enes b. Malik rivayet etmi ş ki:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
ALLAH şöyle
buyurdu:
"Dünyada
kulumun iki gözünü al ıp onu kör ettiğim zaman, onun Benim katımdaki ödülü
cennetten başka bir şey değildir."
Bize Mesud
Abdullah Bedr el-Habeşi anlattı; ona Muhammed b. Kasım, ona Meyanişi, ona
Abdulmalik b. Sehl el-Herevi, ona Mahmud b. Kas ım, ona Abdulcabbar b.
Muhammed, ona Muhammed b. Ahmed, ona Ebu İsa et-Tirmizi, ona Süveyd, ona İbn
Mübarek, ona Yahya b. Abdullah rivayet etmi ş ki: Babam'dan, Ebu Hureyre'nin
şöyle dediğini duyduğunu duydum:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) buyurdu ki:
Ahir zamanda
bazı adamlar ortaya çıkacak; bunlar dünyalık elde etmek için dini kullanırlar.
İnsanlara karşı yumuşacık kuzu postuna bürünürler, dilleri baldan daha tatl
ıdır, ama kalpleri kurt kalbi gibidir. ALLAH onlar hakkında der ki:
"Benim
hilmime mi kanıyorlar, yoksa bana karşı küstahlık mı ediyorlar?
Zatıma yemin
ederim ki, onların üzerine öyle bir fitne gönderirim ki, içlerindeki pek halim
ve ağır başlı olanlar bile şaşkına dönerler."
Bize Muhammed
b. Kasım anlattı; ona Tahir Ahmed b. Muhammed, ona Ebu'lfeth Ahmed b. Muhammed,
ona İsmail b. Yenal, ona Muhammed b. Ahmed, ona Ebu İsa et- Tirmizi, ona
Süveyd, ona İbn Mübarek, ona İsmail b. Mes, ona Hasan, ona Katade, ona Enes
rivayet etmiş ki:
Peygamber (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
-
Kıyamet günü
Ademoğlu sanki bir kuzu gibi Allah'ın huzuruna getirilir.
ALLAH ona
der ki:
"Sana
büyük lütuflarda bulundum, ihsan ettim, nice nimetler verdim. Peki sen ne
yaptın?" der ki: Onları topladım, geliştirdim, olduğundan daha fazla
bıraktım. Beni geri gönder.
ALLAHder ki:
"Önceden
hayır olarak ne işlediğini bana göster."
Der ki: Onu
topladım, geliştirdim ve olduğundan daha fazla bıraktım. Beni geri gönder, onu
sana getireyim...
Meğer kul
hiçbir hayır işlememiş! Bunun üzerine tutup cehenneme götürürler onu.
Bize Mesud Abdullah Bedr anlattı; ona Muhammed b. Kasım, ona Ömer b.
Abdulmecid, ona
Abdulmelik b. Kasım el-Herevi, ona el-Furci, ona Ebu Muhammed el- Cerrahi, ona
Muhammed b. Ahmed, ona Ebu İsa, ona Süveyd, ona İbni Mübarek, ona Ebu
Hayan en-Neymi,
ona Ebu Zer'a, ona Ebu Hureyre rivayet etmi ş ki:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) kıyamet ile ilgili olarak şöyle buyurdu:
-
Ben: Ümmetim,
ya Rabbi! Ümmetim, ya Yabbi! Ümmetim, ya Rabbi! derim. Bana denir ki: "Ey
Muhammed! Ümmetinden hesaba çekilmesi gerekmeyenleri cennetin sağ kapısından
içeri sok; onlar diğer kapılarda da insanlara ortaktırlar."
Bize Yunus b.
Yahya anlattı; ona Ebu'l futuh Muhammed b. Muhammed b. Ali et-Tai, ona Muhammed
b. Yakub el-Asam, ona Muhammed b. Abdullah b. A'yun, ona babas ı, ona Şuayb,
ona Leys, ona İbn Hadi, ona Amr, ona Abdurrahman b. Huveyris, ona Muhammed b.
Cübeyr, ona Abdurrahman b. Avf şöyle rivayet etmiş:
-
Bir gün mescide
girdim, baktım, Rasûlu’llah (salla’llâhu aleyhi ve sellem) mescidden
çıkıyor. Ben de onun peşi sıra yürümeye başladım. O kendisini izlediğimin
farkında değildi. Sonra bir hurmalığa girdi. Kıbleye yöneldi ve secdeye kapand
ı. Secdeleri alabildiğine uzun tutuyordu. Ben de arkasında onu izliyordum.
Secdeyi o kadar uzatt ı ki, bir ara, Allah onun canını aldı, diye düşündüm.
Yanına kadar yürüdüm. Başımı eğip yüzüne baktım. Başını kaldırdı ve:
-
Sana ne oluyor
ey Abdurrahman? Diye sordu. Dedim ki:
-
Ya Resulallah!
Secdeyi çok uzatınca, yüce Allah'ın senin canını almış olmasından korktum.
Bunun üzerine sana bakmaya geldim. Dedi ki:
-
Sen benim hurma
bahçesine girdiğimi gördüğün zaman, ben Cebrail ile karşılaştım. Bana dedi ki:
-
Müjdeler olsun.
Yüce ALLAH buyurdu: "Kim sana selâm verirse, Ben de ona selâm
veririm. Kim sana salât okursa , Ben de ona salât ederim."
Bize Mesud
Abdullah Bedr el-Habeşi anlattı; ona Muhammed b. Abdulkerim, ona e- Meyanişi,
ona Ebu'lfeth el-Herevi, ona Ebu Nasr et-Tiryaki, ona Abdulcabbar b. Muhammed,
ona Muhammed b. Ahmed, ona Ebu İsa Muhammed b. Suret, ona Ali b. Haşrem, ona
İsa b. Yunus, ona İmran b. Zaide, ona babası, ona Halid el-Vali, ona Ebu
Hureyre rivayet etmiş ki:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle dedi:
-
ALLAH şöyle
buyuruyor:
"Ey
Ademoğlu! Her işten kendini uzaklaştırıp Bana kulluk etmeye yönel ki; senin
kalbini zenginlikle doldurayım, yoksulluğunu ortadan kaldırayım.
Eğer, bunu
yapmazsan ellerini işle, kalbini meşguliyetle doldururum, üstelik yoksulluğunu
da ortadan kaldırmam."
Bize Mesud
Abdullah Bedr el-Habeşi anlattı; ona Ebu Tahir es-Selefi, ona Ebu'l Feth Ahmed
b. Muhammed, ona İsmail b. Yenal, ona Ebu'l Abbas b. Ahmed, ona Ebu İsa
Muhammed b. Ayşi b. Suret et-Tirmizi, ona Süfyan b. Veki, ona İsmail b.
Muhammed b. Cehade, ona Abdulcabbar b. Abbas, ona el-Ağer Ebu Müslim rivayet
etmiş ki: Ebu Said ve Ebu Hureyre,
Rasûlu’llah’ın (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle dediğini şahitlik ederek rivayet ettiler:
"Bir kimse:
"La ilahe illallah vallahu ekber / Allah'tan başka ilah yoktur; Allah
en büyüktür" derse,
ALLAH: "Benden
başka ilah yoktur, Ben en büyüğüm" der.
Bir kimse "La
ilahe illallahu vahdehu / Allah'tan başka ilah yoktur, O Birdir"
derse,
ALLAH: "Benden
başka ilah yoktur, Ben Birim" der.
Bir kimse
"La ilahe illallahu vahdehu la şerike lehu / Allah'tan başka ilah
yoktur, O Birdir, O'nun ortağı yoktur" derse,
ALLAH: "Benden
başka ilah yoktur, Ben Birim ve Benim orta ğım yoktur" der.
Bir kimse "La
ilahe illallahu lehu'l mulku velehu'lhamdu / Allah'tan başka ilah yoktur,
mülk O'nundur ve hamd O'na hastır" derse,
ALLAH: "Benden
başka ilah yoktur, mülk Benimdir ve hamd Bana hast ır" der.
Bir kimse
"La ilahe illahu ve la havle ve la kuvvete illa billahi / Allah'tan
başka ilah yoktur, güç ve kudret ancak Allah'tand ır" derse,
ALLAH: "Benden
başka ilah yoktur, güç ve kudret ancak Bendendir" der.
Hz. Rasûlu’llah
(salla’llâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyururdu:
-
Kim bu sözleri
hasta iken söyler de bu hastal ığı nedeniyle ölürse, cehennem ateşi ona
ilişmez.
Allah
Subhanehu'nun fakîr kulu Muhammed b. Ali b. Muhammed b. Arabi -Allah onu, anne
babasını, kardeşlerini, arkadaşlarını ve bütün müslümanları affetsin-der ki:
-
Belirttiğim
şartlarda "birinci bölümde" aktardığım 40 kırk kutsi hadisin rivayeti
son buldu.
Allah onları
anlamamızı kolaylaştırsın ve bize en güzel şekilde yardımcı olsun.
Belirttiğim
gibi bu hadisleri rivayet zinciriyle Allah'a isnat ettim. Bu hadislerin çoğunu
arkadaşlarımızdan rivayet ettim. Onlar da bu hadisleri bana zikrettikleri
şeyhlerinden aktardılar. Bu rivayet zincirlerini aktarmamdaki amacım, onların
vahyin naklinde bir isimleri olmasını sağlamaktır ki Rasûlu’llah'm hadislerinin
alimleri arasında yer aldıkları bilinsin.
Şimdi de yüce
Allah'tan merfu olarak rivayet edilen k ırk kutsi hadisi, "ikinci
bölümde" rivayet zinciri olmaksızın aktaracağım.
BISMILLAHIRRAHMANIRRAHIM
Rabbiyessir bî
bereketi nebiyyike aleyhissalatu vesselam.
Rabbim, Nebin aleyhisselatu
vesselâm'ın bereketiyle kolaylaştır.
Yüce ALLAH,
Nebisi ve dostu İbrahim'e dedi ki:
"Bu
şiddetli korku nedir? "
İbrahim dedi
ki:
-Ya Rabbi!
Nasıl korkmayayım? Korkmayayım da ne yapayım? Babam Adem, sana çok yakın bir
makama sahipti. Sen onu ellerinle yaratt ın, içine ruhunla üfledin ve meleklere
ona secde etmelerini emrettin. Fakat, bir tek günah yüzünden onu kat ından
uzaklaştırdm. Bunun üzerine ALLAH ona şöyle vahyetti:
"Ey
İbrahim! Bilmez misin ki, sevgilinin günah ı sevgiliye çok ağır gelir."
(İbrahim bin
Abdullah'tan mevkuten rivayet ettiğim bu Haber, İsmail bin el-Herevi'nin
Derecâtu't Tâibîn adlı eserindendir.)
ALLAH Teala
buyurdu ki:
"Ey Davud!
İsrailoğullarını bütün şehvetlerden sakındır. Çünkü şehvetlere bağlanan
kalplerin aklı bana karşı perdeli olur."
(Herevi'nin
Derecâtu't Tâibîn adl ı eserinde Ebu Cafer el-Cezeri'den mevkufen
bulunmaktadır.)
Yüce ALLAH,
ya Rabbi! Benden uzak mısın ki sana sesleneyim, yoksa yakın mısın ki sana dua
edeyim, diyen Musa'ya şöyle dedi:
"Ben, beni
zikredenin hemen yan ı başındayım ve onunla beraberim."
Musa dedi ki:
Ya Rabbi! Senin katında en sevimli amel hangisidir? Dedi ki:
"Her
durumda Beni çokça zikretmendir."
Yüce ALLAH şöyle
buyurdu:
"Benden
gafil olarak uyuduğu halde Beni sevdiğini iddia eden yalan söylüyor.
Sevgilisiyle yalnız kalmak (halvet) istemez mi?
Ben
sevgililerimi bilirim. Beni gözlerinin önünde görürler.
Müşahede
halinde Benimle konuşurlar. Yarın Benim huzurumda da konuşacaklar ve
cennetlerimde mutlu olacaklar."
(Bunu
Makburi'den adı geçen eserden mevkuf olarak rivayet ettim.)
Yüce ALLAH intihar
eden hakkında şöyle buyurur:
"Kulum
kendi nefsiyle cenneti kendine haram kıldı."
(Müslim'in
Sahihinde bulunan Nebî (a.s)a isnâd ile rivayet ettim.)
ALLAH Azze
ve Celle buyuruyor ki:
"Benim
gerçek kulum, savaşta düşmanına karşı çıkarken Beni anan kimsedir."
(Bu Haberi
Tirmizi'nin Müsned'inde Nebi aleyhisselama isnad edildi ği için tahric ederek
rivayet ettim.)
Yüce ALLAH buyuruyor
ki:
"Ey
Ademoğlu! Eğer sen, kalan kısacık ecelini görseydin, uzun emellerinden
vazgeçerdin, hırsını ve çare arayışlarını durdururdun. Ama sen hep daha fazlas
ını arzu ettin. Oysa, pişmanlık duyacaksın. Ayağın kaydığı ve ailen, yakınların
seni kabre teslim edip geri döndüğü zaman sevenlerin sana arkalarını döndükleri
vakit, yakınların senden uzaklaştığında artık ailene geri dönemeyeceksin ve
amelin de artmayacakt ır. O halde kıyamet günü, hasret ve pişmanlık günün için
amel et."
(Bu haberi
Es-Suhufu'l Münzele'den Vehb b. Munebbih'den rivayet ettim.)
Yüce ALLAH buyuruyor
ki:
"Ey
Ademoğlu! Eğer sana ayırdığım kısmete razı olsan; kalbin ve bedenin rahat eder
ve sen övülen biri olursun.
Eğer sana
ayırdığım kısmete razı olmazsan dünya sana musallat olur. O kadar ki, çöllerde
koşuşan vahşi hayvanlar gibi dünyaya saldırırsın.
İzzetim ve
celalim hakkı için yine de sana ayırdığım kısmet kadarını ancak elde
edebilirsin ve sen bu halinle yerilerek, aşağılık olursun."
(Ka'bu'l-ahbar'dan
mevkuf olarak rivayet ettim. Er'rabai Cüz'ünde bunu Ka'bu'l - ahbar'm
Tevrat'tan aldığını söyler.)
Aziz ve Celil ALLAH,
cennet ehline cennete dahil olduklar ında şöyle seslenir: "Selamım
aleykum, merhaben, bikum hayyakum Allahu selamım aleykum. Selam üzerinize
olsun kullarım! Merhaba!
Hay (canlı)
olun.
"O"
Allah'ın selamı üzerinize olsun."
(Bu haberi
Nakkaş'm Mevâkıfu'l Kıyâme'sinde mevcud olan hadisten Nebî aleyhisselam'a isnâd
ederek rivayet ettim.)
Aziz ve Celil ALLAH
buyuruyor ki:
" Ey
Ademoğlu! Herkes seni kendisi için ister; ama Ben seni senin için istiyorum,
fakat sen Benden kaçıyorsun.
Ey Ademoğlu!
Bana insaflı davranmıyorsun." (Rabai rahımetullah' Tevrat'tan naklettiğini
söylediği Cüz'ünde mevcud olan bu haberi Ka'bul-ahbar'dan rivayet ettim.)
Yüce ALLAH,
dünyada iken en çok nimetlere gark olan dünya ehlinden birini cehenneme bir
kere dald ırdığı zaman ona der ki:
"Hiç hayır
gördün mü? Hiç nimete kavuştun mu?"
Kul der ki:
Hayır, vallahi ya Rabbi!
Yüce Allah
dünyada iken en kötü durumda olan bir kulunu cennete bir kere koyduktan sonra
der ki:
"Ey
Ademoğlu! Hiçbir kötülük, hiçbir acı gördün mü?"
Kul der ki:
Hayır, vallahi. Hiçbir kötülük, hiçbir zorluk görmedim.
(Bu Haber,
Müslim'in Sahih'inde mevcuttur. Senedli olarak rivayet ettim.)
Aziz ve Celil ALLAH
der ki:
"Ey
Ademoğlu! Seni önce topraktan, sonra nutfeden yarattım. Seni yaratmak Beni
yormadı. Herhangi bir vakit sana vereceğim bir lokma ekmek mi beni yoracak?
"
(Rabai
rahımetullah'm Cüz'ünde mevcud olan bu haberi Ka'bul-ahbar'dan rivayet ettim.)
Yüce ALLAH der
ki:
"Rahman,
Rahim, daima diri ve her şeye hakim olan Allah'tan selam olsun size. Ne mutlu
size, ebediyen cennete girin. Cennet size mübarek olsun. Kal ıcı nimetlerle ve
kerem sahibi Allah'a yakınlıkla ve sonsuzlukla sevinin."
(Nakkaş'm
hadisinden rivayet ettim.)
ALLAH der
ki:
"Ey
Ademoğlu! Ben zatımın hakkı için seni seviyorum. Sen de Benim senin üzerindeki
hakkım için Beni sev."
(Ka'bu'l-ahbar'dan
mevkuf olarak rivayet ettim.)
Azze ve Celle ALLAH,
cennet ehline hitaben şöyle der:
"Siz
mü'minsiniz. Ben de Mü'min (Güven veren) ve Müheymin (Her şeye hakim) olan
Allah'ım.
Size
isimlerimden bir isim türettim. Size korku yoktur ve üzülmezsiniz de. Siz benim
dostlarım, komşularım, sevenlerim, özel kullarım, yakınlarım, sevgimin ehli
kimseler olarak benim yurdumdasınız."
(Mevakıfda
mevcud olan Nakkaş'm hadisinden rivayet ettim.)
Azze ve Celle ALLAH,
gecenin son çeyreğinde nüzul ettiğinde şöyle der:
"Ben
Melik'im. Bana dua eden yok mu, duasını kabul edeyim.
Benden dileyen
yok mu, dilediğini vereyim.
Benden
bağışlanma isteyen yok mu, onu bağışlayayım."
(Müslim bin
Haccac'ın Sahih'inden rivayet ettim.)
Azze ve Celle ALLAH
buyuruyor ki:
"Kulum bir
iyilik yapmayı içinden geçirdiği zaman, o iyiliği yapmadan Ben onun amel
defterine bir iyilik yazar. O iyiliği yapınca da onun on katı iyilik yazarım.
Kulum bir
kötülük yapmayı içinden geçirdiği zaman, o kötülüğü işlemediği sürece onu
bağışlarım. Fakat, kötülüğü işlediğinde bir kötülük yazarım."
(Müslim bin
Haccac'ın Sahih'inden rivayet ettim.)
Azze ve Celle ALLAH
der ki:
"Ey
Ademoğlu! Seni kendim için yarattım. Eşyayı da senin için yarattım. O halde,
senin için yarattığım şeyler uğruna kendim için yarattığımı kirletme."
(Er-Rabai'nin
Cüz'ünden rivayet ettim.)
Azze ve Celle ALLAH
şöyle buyuruyor:
"Ey Ademoğlu! Ben nasıl yarınki ameli senden
istemiyorsam, sen de Benden
yarınki
rızkı
isteme."
(Er-Rabai'den
rivayet ettim.)
Azze ve Celle ALLAH
cennetliklere hitaben şöyle der:
"Ey
Müslüman kullar topluluğu!
Siz
Müslümanlarsınız, Ben de Selam'ım (Esenlik veren'im).
Benim yurdum da
selam yurdudur.
Benim sözümü duyduğunuz
gibi vechimi de size göstereceğim."
(En-Nakkaş'tan
rivayet ettim.)
Azze ve Celle ALLAH
buyuruyor ki:
"Ey
Ademoğlu! Benim senin üzerinde bir farzım vardır, senin de Benim üzerimde
rızkın vardır.
Eğer sen Benim
senin üzerindeki farz ıma hainlik edersen, Ben senden sad ır olan bu hainlikten
dolayı rızkın hususunda sana hainlik etmem."
(Er-Rabai'nin
Cüz'ünden bu hadisi Ka'bu'l-Ahbar'dan mevkuf olarak rivayet ettim.)
Azze ve Celle ALLAH
der ki:
"Ademoğlu!
Gecenin başında dört rekat namaz kıl, gecenin sonuna kadar sana yeteyim."
(Bu hadisi
Nesei rahimetullahm kitab ından müsned olarak rivayet ettim.)
Azze ve Celle ALLAH
der ki:
"Ademoğlu!
Beni nasıl aciz bırakabilirsin ki?.. Seni işte şu(balgama benzer) şekilde
yarattım, sana şekil verip seni düzelttim. Sonra yürümeye ba şladın. Yeryüzünde
senin bir sesin oldu. Sonra mal toplamaya başladın ve bu maldan kimseye de
vermedin.
Canın boğazına
dayanınca da; "sadaka vereceğim" dedin; ama artık sadaka vermenin
zamanı geçti."
(Esed bin
Musa'nın hadisinden rivayet ettim.)
Azze ve Celle ALLAH
der ki:
"Kulum
içinden geçirdiği halde abdest almadığı zaman bana kabalık etmiş olur.
Abdest aldığı
halde namaz kılmadığı zaman bana kabal ık etmiş olur.
Namaz kıldığı
halde dua etmediği zaman bana kabalık etmiş olur.
Dua ettiği
halde Ben ona icabet etmezsem, ona kabalık etmiş olurum. Halbuki Ben kabalık
eden bir Rab değilim."
(Abdullah bin
Haneş el-Kinani (İbn'ul-Cerrah) den bu hadisi rivayet ettim.)
Azez ve Celle ALLAH
der ki:
"Ey
Ademoğlu!
Benim
hazinelerim dolu olduğu sürece, sakın rızkın elinden kaçacağından korkma. Benim
hazinelerim de hiçbir zaman tükenmez."
(Er-Rabai'nin
Cüz'ünden rivayet ettim.)
Azze ve Celle ALLAH
cennet ehline hitaben şöyle der:
"Size
tecelli ettiğim ve yüzümden perdeleri açıp size kendimi gösterdiğim zaman Bana
hamd edin, yurduma engellenmeksizin selametle ve güvenle girin."
(Nakkaş'm
hadisinden rivayet ettim.)
Azze ve Celle ALLAH
der ki:
"Ey
Ademoğlu!..
Madem ki Benim
saltanatım bakidir, baki kaldığı sürece hiçbir sultandan korkma! Benim
saltanatım da hiçbir zaman yok olmaz."
(Er-Rabai'den
rivayet ettim.)
Azze ve Celle ALLAH
der ki:
"Ey
Ademoğlu!.. Sırat'ı geçmedikçe Benim mekrimden (tuzağımdan) emin olma!"
Nitekim yüce ALLAH
bir ayette şöyle buyurmuştur:
"Ancak
hüsrana uğrayanlar Allah'ın mekrinden emin olurlar." (A'raf/99)
(Er-Rabai'den
rivayet ettim.)
Yüce ALLAH,
cennet ehline şöyle der: "Bana dönün ve Benim etrafımda oturun. Bana bakın
ve Beni yakından görün ki size armağanlarımı vereyim. Sizi ödüllerimle ödüllendireyim.
Sizi nurumla kuşatayım, güzelliğimle sizi bürüyeyim ve size mülkümden
bahşedeyim." (Mevakıf'ta bulunan Nakkaş'm hadisinden rivayet ettim.)
Yüce ALLAH buyuruyor
ki:
"Ben
ancak, Benim azametim karşısında tevazu gösteren, kullarıma karşı büyüklük
taslamayan, hiçbir şehirde Bana isyan ederek gecelemeyen, gündüzünü Beni
zikrederek geçiren, düşküne, yolcuya ve dullara merhamet eden, musibete
uğrayanlara acıyan
kimsenin salatmı (duasını) kabul
ederim.
Böyle bir
kimsenin nuru güneş ışığı gibidir. İzzetimle ona vekalet ederim.
Meleklerimle
onu korurum. Karanl ıklarda ona bir nur veririm. Cehalette ona bir ağır
başlılık veririm. Mahlukat içinde onun misâli; Firdevs cennetinin durumu
gibidir.
(Bezzar'm
Müsned'inden rivayet ettim.)
Melekler:
- Ya Rabbi!
Senin şu kulun bir kötülük yapmak istiyor, dediklerinde Azze ve Celle ALLAH, o
kulu daha iyi gördüğü halde şöyle der:
"Onu
gözetin, eğer o kötülüğü işlerse ona bir kötülük yazın. Eğer bu kötülüğü
işlemezse, ona bir iyilik yazın; çünkü o kötülüğü benim için terk
etmiştir."
(Bagavi'nin
Şerhu's-Sunne'sinden rivayet ettim.)
Azze ve Celle ALLAH
kıyamet günü amellerin arz edildi ği sırada meleklere der ki:
"Kulumun
salâtma (namazına) bakın, tamam mı eksik mi inceleyin."
Eğer salât
(namaz) tamamsa, kula tam bir sevap yaz ılır. Eğer eksikse ALLAHU Teala: Şöyle
buyurur:
"Bakın
bakalım, kulumun nafile (gönüllü) olarak i şlediği bir amel var mıdır?"
Sonra der ki:
"Kulumun
farz salâtmı (namazını) gönüllü olarak kıldığı bu (salâtmı) namazla tamamlayın.
Hz. Rasulluhlah
der ki:
"- Sonra
ameller bu şekilde hesap edilir."
(Kitabu's-Salât
müellifimden (rahmetullah) bu hadisi rivayet ettim, meclislerde bize
yazdırmıştı.)
Azze ve Celle ALLAH
der ki:
"Ey
Ademoğlu!..
Senin üç
yıkımın vardır: Fakirlik, hastalık ve ölüm.
Buna rağmen
sen, her seferinde ayağa kalkarsın."
(Musa bin
Muhammed'den rivayet ettim. O da Abdulvehhab bin Sekine'den ald ı. Musa der ki:
Bu isnad ım Nebi aleyhisselam'a kadar ulaşır, o da Allah'dan naklen verir.)
Yüce ALLAH Musa'ya
şöyle dedi:
"Sana beş
kelime öğreteceğim. Bunlar dinin temelidir.
Benim mülkümün
yok olduğunu duymadığın sürece Bana itaat etmeyi terk etme!
Benim
hazinelerimin tükendiğini bilmediğin sürece rızkın için endişelenme!
Düşmanının
öldüğünü bilmediğin sürece ansızın karşına çıkmasından emin olma ve onunla
savaşmayı terk etme!
Seni
bağışladığımı bilmediğin sürece günahkârları ayıplama!
Cennetime
girmedi ğin sürece mekrimden (tuzağımdan) emin olma!
(Cerir ve merfu
olan bu hadisi bize Yunus ulaştırmıştır. Hadisin rivayet zinciri Nebi
aley-hisselama kadar ulaşmaktadır.)
Azze ve Celle ALLAH
Nebîsi Hz. Muhammed Aleyhisselam'a:
"İstersen
kul Nebi, istersen melek Nebî olmay ı seçebilirsin"., diye muhayyer
bıraktı.
Cebrail ona:
"Mütevazı ol!" diye vahyetti.
Bunun üzerine
Nebî aleyhisselâm Kul Nebî olmayı tercih etti.
(İsmail Herevi
rahmetullah'm Derecatu't-Taibi'ninden rivayet ettim.)
Azze ve Celle ALLAH
şöyle der: "Kim benim bir velimi aşağılarsa, Bana meydan okumuş
olur."
(Derecatu't-Taibin
ve başkalarından rivayet ettim.)
Azze ve Celle ALLAH
buyuruyor ki: "Benim katımdaki en sevimli amel, nasihattir."
(Bu haberi
Herevi'nin Derecatu't-Taibin ve Makamatu'l-Kasidi'inden rivayet ettim.)
Azze ve Celle
ALLAH cennet ehline hitaben şöyle der:
"Ben sizin görmeden ibadet ettiğiniz, dua ettiğiniz, sevdiğiniz ve korktuğunuz
Rabbinizim. İzzetim, celalim,
yüceliğim, büyüklüğüm, heybetim ve ululuğum hakkı için Ben
sizden razıyım.
Sizi seviyorum, sizin sevdiklerinizi seviyorum. Sizin için benim kat ımda
canınızın çektiği, gözlerinizin lezzet aldığı her şey vardır. Sizin için Benim
katımda sizin istediğiniz ve arzu ettiğiniz her şey vardır. Sizin istediğinizi
Ben de isterim. O halde Benden isteyin, çekinmeyin, utanmay ın.
(Nakkaş'm
Mevakıf hadisinden rivayet ettim.)
Azze ve Celle ALLAH
buyuruyor ki: "Ademoğlu Dehre sövdüğü zaman bana eziyet etmiş olur.
Ben Dehr'im.
Emir Benim
elimdedir. Geceyi ve gündüzü Ben çekip çeviririm."
(Sahih-i
Buhari'den rivayet ettim.)
Azze ve Celle ALLAH,
Arafat günü meleklere der ki:
"Kullarıma
bakın. Bana toz duman içinde yal ın ayak gelmişler. Her derin vadiden akıp Bana
yakarıyorlar. Siz şahit olun! Ben onları muhakkak bağışladım."
Melekler derler
ki:
-
Ya Rabbi! Falan
adam günaha dal ıp duruyordu, falan adam ve falan kad ın da.
ALLAHU Teala buyurur:
"Muhakkak
hepsini bağışladım."
(Bu haber Kasım
bin Asbağ'm kitabmdandır.)
Allah'ın
lütfuna muhtaç kul der ki:
-
Buraya kadar
merfu olarak, rivayet zinciri olmaksızın Allah'tan aktarılan -40-kırk hadisi
rivayet ettim.
Aşağıda (üçüncü
bölümde) -20- yirmi hadis daha rivayet edece ğiz ve bunları iktibas ettiğim
kitaplardaki rivayet zincirleriyle birlikte sunacağım. Fazla yer kaplamasından
endişe ettiğim için kendi rivayet zincirime yer vermeyeceğim.
Bu cüz'ün yüz
ilahi Hadisi içermesini arzu ediyorum; ama sonuna bir Hadis ekleyerek yüz bir
hadis olmasını sağlayacağım. Böylece hadislerin sayısı tek rakamlı olsun.
Çünkü..
ALLAH Tekdir ve
Teki sever.
BISMILLAHIRRAHMANIRRAHIM
Allah'ın salât
ve selâmı
efendimiz Hz.
Muhammed'in ve
ehlibeytinin üzerine olsun.
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
- Azze ve Celle
ALLAH, kendi yolunda sefere çıkan kimseyi garantisi altına alır ve
buyurur ki:
"Benim
yolumda cihad etmek, Bana iman etmek ve Benim Rasulumu tasdik etmek için sefere
çıktı. Bu yüzden onu cennete sokmay ı veya geldiği yere ecre veya ganimete nail
olarak dönmesini garanti ediyorum."
(Bu hadisi
Müslim, Züheyr b. Harb'dan, o Ammare'den (İbn Ka'ka'), o Ebu Zer'a'dan, o da
Ebu Hureyre'den rivayet etmi ştir.)
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) sözüne devam
ederek şöyle buyurdu:
"-Muhammed'in
nefsi elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki: Allah yolunda yaralanan bir
kimse, kıyamet günü, o yaralı şekliyle huzura gelir; rengi kan rengi, kokusu da
misk kokusu gibi olur.
Muhammed'in
nefsini elinde bulunduran Allah'a yemin ederim, e ğer Müslümanlara ağır
gelmeseydi, Allah yolunda sefere çıkan hiçbir müfrezeden geri kalmazdım. Ama
onları donatma imkânını bulamıyorum. Onlar da kendilerini donatacak imkândan
yoksundurlar. Ayrıca Benden geri kalmak da onlara a ğır gelir.
Muhammed'in
nefsini elinde bulunduran Allah'a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp
öldürülmeyi, sonra bir daha sava şıp bir daha öldürülmeyi, sonra bir daha
savaşıp bir daha öldürülmeyi çok istiyorum."
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Rabbiniz
Tebareke ve Teala kendi yolunda sava şan, arkadaşları hezimete uğrayıp
kaçmalarına ve kendisi de hezimeti bilmesine rağmen dönüp savaşmaya devam eden,
sonunda kan ı dökülüp şehit düşen kuluna hayret eder ve meleklere der ki:
"Kuluma
bakın, katımdaki ecrin arzusuyla, katımdaki nimetlerin özlemiyle geri döndü,
nihayet kanı dökülüp şehit oldu."
(Ebu Davud,
Musa b. İsmail'den, o Hammad'dan, o Ata b. Saib'den, o Mürre el Hemedani'den, o
İbni Mesud'dan, o da ResuluUah'tan (salla’llâhu aleyhi ve sellem) rivayet etmi
ştir.)
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle dedi:
- Cennet
ehlinden bir adam getirilir. ALLAH buyurur:
"Ey
Ademoğlu! Menzilini nasıl buldun?"
Der ki: Ey
Rabbimiz! En güzel menzildir.
ALLAH der
ki:
"İste,
dilekte bulun!"
Der ki: Beni
dünyaya geri göndermeni istiyorum; senin yolunda on kere öldürüleyim.
Bunun nedeni,
şehitliğin faziletini görmüş olmasıdır.
(Bu hadisi
Nesai, Ebubekir b. Nafi'den, o Behz'den, o Hammad'dan, o Sabit'ten, o Enes'ten,
o da ResuluUah'tan (salla’llâhu aleyhi ve sellem) rivayet etmi ştir.)
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Allah'ın bazı
melekleri vardır; bunlar yollarda dolaşarak zikreden kimseleri ararlar. Allah'ı
zikreden bir kavimle karşılaştıkları zaman, "ihtiyaç duyduğunuz şeye
koşun!" diye seslenirler ve dünya semasına kadar onları kanatlarıyla
sararlar.
Yüce ALLAH
-onlardan daha iyi bildi ği halde-meleklere:
"Kullarım
ne söylüyorlar?" diye sorar. Melekler:
-
Seni teşbih
ediyorlar, ululuyorlar, Sana hamdediyorlar, Seni yüceltiyorlar.
"Beni
gördüler mi?" diye sorar.
-
Hayır, derler,
vallahi seni görmediler. "Peki, beni görselerdi ne olurdu?" diye
sorar.
-
Eğer seni
görselerdi, Sana daha çok ibadet eder, Seni daha çok yüceltir ve Seni daha
fazla teşbih ederlerdi.
"Benden ne
istiyorlar?"
Senden cennet
istiyorlar, "Onu gördüler mi?" diye sorar.
Hayır, Vallahi
ya Rabbi onu görmediler. "Peki, onu görselerdi ne yaparlard ı?"
-
Eğer onu
görselerdi, daha büyük bir h ırsla ona sarılır, onu daha çok ister ve onu daha
şiddetle arzu
ederlerdi.
"Peki,
neden sakınıyorlar?" diye sorar.
Cehennemden
sakınıyorlar. "Onu gördüler mi?" diye sorar.
Hayır, vallahi
onu görmediler, derler. "Peki, onu görselerdi ne yaparlard ı?" diye
sorar.
-
Eğer onu
görselerdi, ondan daha çok kaçar ve ondan daha çok korkarlard ı.
Allahu Teala
buyurur :
"Sizi
şahit tutuyorum; Ben onları bağışladım."
Melekler
arasında bir melek:
-
Falan adam,
onlardan değildir; o sadece bir ihtiyacı için onların yanındadır, derler.
Buyurur:
"Onlar
aynı mecliste oturan kimselerdir, onlarla birlikte oturan biri bedbaht
olmaz."
(Bu hadisi
Buhari, Kuteybe b. Said'den, o Cerir'den, o A'me ş'ten, o Ebu Salih'ten, o Ebu
Hureyre'den, o ResuluUah'tan (salla’llâhu aleyhi ve sellem) rivayet etmi ştir.)
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
Musa (a.s) dedi:
-Ya Rabbi! Bana
bir şey öğret; onunla seni zikredeyim, sana dua edeyim. Buyurdu:
"La ilahe
illallah (Allah'tan başka ilah yoktur) de."
Musa dedi:
- Ya Rabbi!
Bütün kulların bunu söylüyorlar. Dedi ki:
"La ilahe
illallah, de!" Musa dedi:
- La ilahe
illa ente (Senden başka ilah yoktur.) Ben, yalnız bana ait bir şey
istiyorum.
Yüce ALLAH şöyle
buyurdu:
"Ey Musa!
Eğer yedi sema ve onlarda ikamet edenler ve yedi arz terazinin bir kefesine, La
ilahe illallah da terazinin bir kefesine konsa, La ilahe illallah kefesi
ağır basar."
(Bu hadisi
Nesai, Ahmed b. Amr b. Serrah'tan, o İbn Vehb'den. O Amr b. Hars'tan, o Derrac
Ebu Semah'tan, o Ebu Heysem'den, o Ebu Said el-Hudri'den, o da Rasûlu’llah'tan (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) rivayet etmiştir.)
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
Melek bana
geldi ve şöyle dedi:
-Ey Muhammedi
Rabbin Azze ve Celle diyor ki:
“Bir adam sana
salat getirdiğinde, ona on kere salat getirmeyi, biri sana selam verdiğinde ona
on kere selam vermeyi sana lütfetmemi ister misin?”
Nesai, İshak b.
Mansur'dan, o Affan'dan, o Hammad'dan, o Sabit'ten şöyle rivayet etmiştir:
Haccac zamanında Hasan b. Ali'nin mevlası Süleyman bize geldi ve Abdullah b.
Ebu Talha'nm babasından şöyle rivayet ettiğini anlattı:
Bir gün Rasûlu’llah
(salla’llâhu aleyhi ve sellem) yüzünde sevinç olduğu halde yanımıza geldi.
Dedik ki:
- Ya
Resulallah! Yüzünde gördüğümüz bu sevincin sebebi nedir?
Bunun üzerine Rasûlu’llah
(salla’llâhu aleyhi ve sellem) yukarıdaki sözleri söyledi.
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Varlıkları
yaratıp bu işi bitirdikten sonra akrabalık bağım (Er-rahim) ayağa kalktı ve
şöyle dedi:
-
Burası,
akrabalık bağlarını kesmekten sakınanların makamıdır.
ALLAH:
"Evet,
Seni gözeteni gözetmemi, seninle ba ğını koparanla da bağımı koparmamı
istemezmisin?
- Evet,
isterim, dedi.
ALLAH:
"Bu
ayrıcalığı sana vermiş bulunuyorum," dedi. Sonra.. Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
İsterseniz şu
ayetleri okuyun:
"Geri
dönerseniz, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya ve akrabal ık bağlarını kesmeye
dönmüş olmaz mısınız? İşte bunlar, Allah'ın kendilerini lanetlediği, sağır
kıldığı ve gözlerini kör ettiği kimselerdir. Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı?
Yoksa kalpleri kilitli mi?" (Muhammed, 22-24)
(Bu hadisi
Müslim, Kuteybe b. Said ve Muhammed b. Ubad'dan, onlar Hatem b. İsmail'den, o
Haşim oğullarının mevlası Muaviye'den, o amcası Ebu'l Habab Said b. Yesar'dan,
o Ebu Hureyre'den, o da Rasûlu’llah'dan (salla’llâhu aleyhi ve sellem) yukar
ıdaki gibi rivayet etmiştir.)
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
ALLAH buyurdu
ki:
"Benim
için birbirlerini sevenleri, birbirleriyle oturanları, birbirlerine infakta
bulunanları ve birbirlerini ziyaret edenleri sevmek bana vacip oldu."
(Bu hadisi
Malik b. Enes (r.a), Ebu Hazım b. Dinar'dan, o Ebu İdris el-Havlani'den, o
Muaz'dan, o da Rasûlu’llah'tan (salla’llâhu aleyhi ve sellem) duyup rivayet
etmi ş.)
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
- ALLAH bir
kulu sevdiği zaman Cebrail'i (a.s) çağırır ve:
"Ben falan
ı seviyorum, sen de sev!" der. Cebrail de o kulu sever ve sema ehline
şöyle seslenir:
- Allah falan
kulu seviyor, siz de onu sevin! O kulu bütün sema ehli seyer. Sonra arz ehlinin
kalplerine de onu benimsemeleri, sevmeleri duygusunu yerle ştirir.
Allah bir kula
buğz ettiği zaman Cebrail'e çağırır ve:
"Ben
falana buğz ediyorum, sen de ona buğz et!" der. Cebrail de o adama bu
ğzeder. Sonra sema ehline şöyle seslenir:
- Allah falana
buğz ediyor, siz de ona buğz edin!
Bütün sema ehli
ona buğzeder. Sonra ondan nefret etme duygusunu arz ehlinin kalplerine
yerleştirir.
(Bu hadisi
Müslim, Züheyr b. Harb'dan, o Cerir'den, o Sehl'den, o babas ından, o Ebu
Hureyre'den Rasûlu’llah'm
(salla’llâhu aleyhi ve sellem) yukarıdaki gibi buyurduğunu rivayet etmiştir.)
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
- Azze ve Celle
ALLAH buyurdu ki: Bir kul günah işledi. Ardından "Allah'ım!
Günahımı bağışla" dedi. Bunun üzerine yüce ALLAH şöyle dedi:
"Kulum bir
günah işledi, ama günahı bağışlayan ve günahtan dolayı ceza veren bir Rabbinin
olduğunu bildi."
Sonra bu kul
bir daha dönüp günah i şledi ve "ey Rabbim! Günahımı bağışla", dedi. ALLAH
dedi ki:
"Kulum
günah işledi, ama günahları bağışlayan ve günahtan dolayı cezalandıran bir
Rabbinin olduğunu bildi."
Sonra kul bir
daha günah i şledi ve "ey Rabbim! Günahımı bağışla," dedi. ALLAH
dedi ki:
"Kulum
günah işledi, ama günahları bağışlayan ve günahtan dolayı cezalandıran bir
Rabbinin- olduğunu bildi. İstediğini yap; muhakkak seni bağışladım."
(Bu hadisi
Müslim, Abdul a'la b. Hammad'dan, o Hammad b. Seleme'den, o İshak
b. Abdullah b.
Ebu Talha'dan, o Abdurrahman b. Ebu Amre'den, o Ebu Hureyre'den, o da Rasûlu’llah'tan
((salla’llâhu aleyhi ve sellem), o da yüce Rabbinden hikaye etti.)
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
ALLAH Tebareke
ve Teala buyurdu ki:
"Kim benim
bir velime düşmanlık ederse, ona savaş ilan ederim.
Kulum,
kendisine farz kıldığım şeylerden daha iyi bir yolla bana yaklaşamaz.
Kulum
nafilelerle bana yaklaşmaya çalışır. Nihayet onu severim. Onu sevdiğimde,
işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen aya ğı olurum.
Benden bir şey
istediği zaman, derhal veririm, Bana s ığındığı zaman, onu korurum.
Yapmakta en çok
tereddüt ettiğim şey mümin kulumun canını almaktır. Çünkü o ölümden hoşlanmaz;
Ben de onu üzmek istemem."
Buhari,
Muhammed b. Osman'dan, o Halid'den, o Muhalled'den, o Süleyman b. Bilal'dan, o
Şerik b. Abdullah b. Ebu Nemr'den, Ata'dan, o Ebu Hureyre'den, o da Rasûlu’llah'tan
(salla’llâhu aleyhi ve sellem) yukarıdaki hadisi rivayet etmi ştir.
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
- Kıyamet günü
mühürlü sahifeler getirilir ve Allah' ın önüne konur.
Yüce ALLAH meleklere:
"Şunu
atın, şunu da kabul edin!" buyurur.
Melekler:
"İzzetin hakkı için, biz bu sahifeler-de hayırdan başka bir şey
görmedik" derler. ALLAH -gerçeği herkesten daha iyi bildiği halde-şöyle
der:
"Bunlar
Benden başkası için yapılan amellerdir. Ben bu gün ancak Benim için i şlenen
amelleri kabul ederim."
(Bu hadisi
Darekutni süneninde Haris b. Gassal'dan, o Ebu İmran el-Cüveni'den, o Enes b.
Malik'ten, o da ResuluUah'tan (salla’llâhu aleyhi ve sellem) rivayet etmi
ştir.)
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
- ALLAH buyurdu
ki:
"Ey Dünya!
Bana hizmet edene hizmet et. Sana hizmet edene de me şakkat çektir."
Bu hadisi
Abdulhak er-Rikaye edl ı eserde Hüseyin b. Davud b. Muaz el-Belhi'den, o Fudayl
b. İyad'dan, o Mansur b. İbrahim'den, o Alkame'den, o Abdullah b. Mesud'dan, o
da Rasûlu’llah'tan (salla’llâhu aleyhi ve sellem) rivayet etmi ştir.
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
- ALLAH buyurdu
ki:
"Bedenine
sağlık verdiğim, maişetini ve rızkını geniş tuttuğum bir kulum beş yıl boyunca
Bana koşmuyorsa, o mahrumdur."
(Bu hadisi
Ebubekir b. Ebu Şeybe, ona Halef b. Halife, ona Ala b. Mûseyyeb, ona babası,
ona Ebu Said el-Hudri merfu olarak rivayet etmi ştir.)
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Yüce ALLAH
kıyamet günü ümmetimden bir adamı bütün mahlukatm gözü önünde seçip çıkaracak
ve karşısına -99- doksan dokuz tane sicil açacak ki bu sicililerin her biri göz
alabildiğine uzanıp gider. Sonra ALLAH buyuracak:
"Bunlardan
bir şeyi inkar ediyor musun? Amelleri kaydeden yazıcılar sana bir haksızlık
etmişler midir?"..
-
Hayır, ya
Rabbi! der.
ALLAH buyuracak:
"Bunları
işlemeni haklı çıkaracak bir mazeretin var mı?"
-
Hayır, ya
Rabbi! Der.
ALLAH :
"Aksine,
senin bizim katımızda bir iyiliğin var. Bu gün sana haksızlık
edilmeyecektir." buyuracak. Sonra Allah, üzerinde "Eşhedu en la
ilahe illallah ve eşhedu enne muhammeden abduhu ve resuluhu / şahitlik
ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve Muhammed "0"nun kulu ve
resulüdür" yazılı bir belge çıkarır ve:
"Amellerinin
tartılmasına hazırlan",
der. Kul der
ki:
-
Ya Rabbi! Bu
göz alabildiğine uzanan sicillerin yanında bu belgenin ağırlığı ne kadar
olabilir ki!
ALLAH: "Sana
haksızlık edilmeyecektir," buyurur. Böylece kulun amellerinin yaz ıldığı
siciller terazinin bir kefesine belge de öbür kefesine konur. Sicillerin
konuldu ğu kefe yukarı çıkarken belgenin bulunduğu kefe aşağıya iner, belge
ağır gelir. Hiçbir şey ALLAH'ın isminden daha ağır gelemez.
(Bu hadisi
Tirmizi, Süveyd b. Nasr'dan, o Abdullah'tan, o Leys b. Sa'd'dan, o Amir b.
Yahya el-Meafiri'den, o Ebu Abdurrahman el-Hateli'den şöyle rivayet etmiştir: Rasûlu’llah'm
(salla’llâhu aleyhi ve sellem) sahabesi Abdullah b. Amr b. As'dan duydum ki: Rasûlu’llah
(salla’llâhu aleyhi ve sellem)-yukarıda aktarıldığı gibi-buyurdu.)
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Melekler
Allah'ın huzurunda durur, kulun sırf Allah için samimi ameller işlediğine
şahitlik ederler.
ALLAH onlara
der ki:
"Siz,
kulumun işlediği amelleri kaydettiniz. Ben ise onun kalbinin içindeki duygu ve
düşünceleri denetlerim. O bu amelleri i şlerken maksadı Ben değildim, o bu
amelleriyle başkasına yönelmişti. Bu yüzden Benim lanetim onun
üzerinedir."
(Bu hadisi İbni
Mübarek bir adam aracılığıyla Muaz b. Cebel'den rivayet etmi ştir. Muaz da Rasûlu’llah'm
(salla’llâhu aleyhi ve sellem) amellerin Allah katına yükselişi ile ilgili
hadisi kendisine hitaben söylediğini ifade etmiştir. Bu, uzun bir hadistir. Onu
"kırk uzun hadis" kapsamında zikrettik. Bize ulaşan tüm versiyonları
kaydettik ve bir tek cümlesini atlamad ık.)
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Üç kişinin
duası geri çevrilmez:
İftarını
açmcaya kadar oruçlu.
Adil devlet
başkanı.
Zulme uğramış
insanın duası.
Allah onların
dualarını bulutların üstüne çıkarır ve semanın kapılarını onlara açar ve
Rab Subhanehu
şöyle der:
"İzzetim
hakkı için, bir müddet sonra da olsa mutlaka sana yard ım edeceğim."
(Bu hadisi Tirmizi,
Ebu Kerib'den, o Abdullah b. Nemir'den, o Sa'dan el-Kalbi'den, o Ebu
Mücahid'den, o Ebu Medle'den, o Ebu Hureyre'den, o da Rasûlu’llah'dan (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) rivayet etmiştir.)
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
- ALLAH Azze
ve Celle kıyamet günü şöyle buyurur:
"Ey
Ademoğlu! Hastalandım beni ziyaret etmedin."
Kul der ki: Ya
Rabbi! Sen alemlerin Rabbisin, Seni nas ıl ziyaret edebilirim?
ALLAH: "Falan
kulum hastalandı, sen onu ziyaret etmedin. Bilmez misin ki onu ziyaret
etseydin, Beni onun yan ında bulurdun?
ALLAH: "Ey
Ademoğlu! Senden yiyecek istedim, beni doyurmad ın! der.
Kul: Ya Rabbi!
Sen alemlerin Rabbisin, Seni nas ıl doyurabilirim? der.
ALLAH: "Bilmiyor
musun, falan kulum senden yiyecek istedi ve sen ona yiyecek vermedin. Bilmez
misin ki eğer ona yiyecek verseydin, mutlaka onu Benim yanımda bulurdun?
ALLAH: "Ey
Ademoğlu! Senden su istedim, ama sen bana su vermedin", der.
Kul der ki: Ya
Rabbi! Sen alemlerin Rabbisin, ben Sana nas ıl su verebilirim?
ALLAH: "Falan
kulum senden su istedi ve sen ona su vermedin. Eğer ona su verseydin, onu Benim
katımda bulurdun."
(Bu hadisi
Müslim, Muhammed b. Hatem'den, o Behz'den, o Hammad b. Seleme'den, o Sabit'ten,
o Ebu Rafi'den, o Ebu Hureyre'den, o da Rasûlu’llah'tan (salla’llâhu aleyhi ve
sellem) rivayet etmiştir.)
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
-
Kıyamet günü
yüce ALLAH, kullar arasında hüküm vermek üzere iner. O sırada her ümmet
diz üstü çökmüş vaziyettedir. Allah'ın huzuruna ilk olarak Kur'an'ı toplayan
(hıfzeden), Allah yolunda savaşan ve çok malı olan kimse çağrılır. ALLAH Kur'an
okuyana der ki:
"Resulüme
indirdiğim kitabı sana öğretmedim mi?.."
Der ki: Evet,
ya Rabbi, öğrettin,
ALLAH: "Peki
ne amel işledin?"
Der ki: Onu
gece gündüz okudum.
ALLAH: "Yalan
söyledin", buyurur.
Melekler de
ona:
-
Yalan söyledin,
derler.
ALLAH şöyle
buyurur: "Aksine, sen, falan adam Kur'an hafızıdır, demeleri için okudun.
Nitekim sana "Kur'an hafızı" denildi de."
Sonra mal
sahibi olan kimse getirilir.
ALLAH
ona: "Sana, hiç
kimseye muhtaç olmayacağın şekilde geniş mal
vermedim mi?
buyurur. O:
Evet, ya Rabbi, verdin, der.
ALLAH: "Peki
sana verdiğim bu mal ile nasıl amel ettin?" ..
diye sorar. Der
ki: Akrabal ık bağlarını gözetiyordum, muhtaçlara sadaka veriyordum.
ALLAH: "Yalan
söyledin", der.
Melekler de:
Yalan söyledin, derler.
ALLAH: "Aksine,
sen, insanlar faian adam cömerttir, desinler diye mal harcad ın. Nitekim sana
cömert adam denildi de." der.
Sonra Allah
yolunda öldürülen kimse getirilir.
ALLAH ona:
"Niçin öldürüldün?
diye sorar. Der
ki: Senin yolunda cihad etmemizi emrettin. Ben de öldürülünceye kadar savaştım.
ALLAH: "Yalan
söyledin." der.
Melekler de:
Yalan söyledin, derler.
ALLAH der
ki: "Bilakis, insanlar, falan adam kahramand ır, desinler diye savaştın.
Nitekim sana cesur adam dediler de..."
Sonra Rasûlu’llah
(salla’llâhu aleyhi ve sellem) Ebu Hureyre'nin dizine vurdu ve dedi ki:
-
Ey Ebu Hureyre!
Bu üç kişi, kıyamet günü cehennem ateşinin ilk tutuşturacağı kimselerdir.
(Bu hadisi
Tirmizi, Süveyd b. Nasr'dan, o Abdullah b. Mübarek'ten, o Hayat b. Şüreyh'ten,
o Velid b. Ebu Velid'den, o Ebu Osman el-Medaini'den, o Utbe b. Müslim'den
rivayet etmiş ki: Şefiy el-Esbahi kendisine şöyle anlattı:
-
Medine'ye
gittim. Orada bir adam gördüm. Dediler ki: Bu Ebu Hureyre'dir. Ravi kıssayı
anlatır ve Ebu Hureyre'nin, Rasûlu’llah'dan (salla’llâhu aleyhi ve sellem)
kendisine yukarıdaki hadisi aktardığını belirtir.)
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Nefsimi elinde
tutan Allah'a yemin ederim ki, Rabbinizi görme hususunda herhangi bir
güçlükle
karşılaşmayacaksınız, tıpkı güneş ve ayı görmekte güçlükle karşılaşmadığınız
gibi. Kul Rabbinin karşısına çıkar, ALLAH ona şöyle buyurur:
"Ey Falan!
Sana lütufta bulunmadım mı, seni lider yapmadım mı, seni eş sahibi kılmadım mı,
atları ve develeri senin hizmetine vermedim mi, kavminin reisi olup ganimetten
riyaset payını almanı sağlamadım mı?"
Kul: Evet, ya
Rabbi!
ALLAH: "Bir
gün benimle karşılaşacağını düşünmedin mi?"
Kul: Sana,
Kitabına, Resullerine iman ettim. Namaz kıldım, oruç tuttum ve sadaka
verdim," der. Gücü yettiğince Allah'ı över.
ALLAH: "O
halde burada bekle", der. Sonra ona denir ki:
-
Şimdi senin
aleyhine bir şahit getireceğiz.
Adam, kendi
kendine, acaba benim aleyhime kim şahitlik edecek? diye düşünür. Ağzının
üzerine mühür vurulur ve uyluğuna:
-
Konuş!., denir.
Adamın uyluğu, eti ve kemikleri yapıp ettiklerini anlatırlar. Bütün bunlar,
onun kendinden kaynaklanan bahanelerin boşa çıkarılması içindir. Bu, Allah'ın
gazabına
uğrayan
münafıktır.
(Bu hadisi
Müslim, Muhammed b. Ebu Amr'dan, o Süfyan'dan, o Süheyl b. Ebu Salih'den, o
babasından, o Ebu Hureyre'den rivayet etmi ş ki: İnsanlar: Ya Resulallah!
Rabbimizi görecek miyiz? diye sordular. O da yukarıdaki hadisi zikretti.)
Bu, yüz birinci
(101) Kudsi Hadistir ve kitap bununla son buluyor.
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
ALLAH,
cennette cennetliklere şöyle seslenir:
"Ben
cömert, zengin, sınırsız güç sahibi, ahdine vefa gösteren ve sad ık olan
Allah'ım.
Burası Benim
evimdir, sizi buraya yerleştirdim. Bu cennetimi size mubah kıldım. Kendimi size
gösterdim.
Bu da cömert ve
bereket kaynağı olan elimdir. Size daima açık ve uzanmış haldedir. Size karşı
elimi kapatmam. Size bakıyorum, gözlerimi sizden çevirmem. İstediğinizi,
canınızın çektiğini Benden isteyin. Sizi kendime yakın kılıp ısındırdım. Sizin
meclisinize katıldım, yaranmızım. Bundan sonra ihtiyaç ve yoksulluk yoktur. Art
ık hiçbir zaman endişe, düşkünlük, zayıflık, ihtiyarlık, gazap, sıkıntı ve iyi
halin değişmesi asla olmayacaktır. Ebedi nimetler sizi bürüyecektir. Siz
güvendesiniz, kal ıcısınız, yerleşiksiniz, ikram edilenlersiniz,
nimetlenen-lersiniz. Siz şerefli efendilersiniz, ki Bana itaat ettiniz, haram k
ıldığım şeylerden kaçındınız.
İhtiyaçlarınızı
Bana iletin, derhal karşılayayım. Bu, size yönelik bir keramet ve
nimettir."
Derler ki:
-
Ey Rabbimiz!
Bunu ummuyor ve temenni etmiyorduk. Fakat bir ihtiyac ımız var, o da Senin
kerem sahibi yüzüne ebediyen bakmak ve Senin bizden raz ı olmandır.
Bunun üzerine
yüceler yücesi, mülkün sahibi, kerem sahibi cömert ALLAH der ki:
"İşte bu
benim yüzümdür, ebediyen, sonsuza dek size görünecektir.
Ne mutlu size!
Çünkü nefsim sizden razıdır. Zevk alın. Kalkın eşlerinize gidin, kucaklasın,
cinsel ilişkiye girin. Hizmetçilerinize gidin, şakalaşın.
Odalarınıza,
bahçelerinize girin. Dolaşın. Hayvanlarınıza gidin, binin onlara. Yataklarınıza
gidin, uzanın. Cennetlerdeki cariyelerinizle kayna şın.
Rabbinizin size
sunduğu hediyeleri kabul edin. Elbiselerinizi giyin. Meclislerinizde sohbet
edin. Sonra hafif bir keylule yap ın, dinlenin. Burada ne uyku ne de herhangi
bir gaile vardır. Koyu bir gölgenin altında, güvenli bir şekilde rahat ve huzur
içinde celal sahibi Allah'a komşu olarak lezzet alın.
Sonra Kevser ve
Kafur ırmağına, berrak suya, tensim ve selsebil sular ına, zencefil suyuna
gidin; yıkanın, lezzet alın.
Ne mutlu size.
Ne güzel akıbettir sizinki!
Sonra gidin,
yeşil yastıklara, göz alıcı işlemeli sergilere, uzayıp giden gölgeler altındaki
yüksek döşeklere kurulun; çağlayan suların, bol meyvelerin yanında dinlenin.
Bunların ne sonu gelir, ne de yasaklan ırlar..."
Sonra Rasûlu’llah
(salla’llâhu aleyhi ve sellem) şu ayetleri okudu:
"O gün
cennetlikler, gerçekten nimetler içinde safa sürerler. Onlar ve eşleri gölgeler
altında tahtlara kurulurlar. Orada onlar için her çeşit meyve vardır. Bütün
arzuları yerine getirilir. Onlara merhametli Rabb'in söyledi ği selam
vardır." (Yasin, 55-58)
"O gün
cennetliklerin kalacakları yer çok huzurlu ve dinlenecekleri yer pek
güzeldir." (Furkan, 24)
(Bu hadisi
bana, Şeyh İmam eş-Şerif muhad-dis Ebu Muhammed Yunus b. Yahya b. Ebu'l Hasan
b. Ebu'l Berekat b. Ahmed b. Abdullah b. Muhammed b. Ahmed b. Hamza b. İsmail
b. Muhammed b. İsa b. Musa b. Muhammed b. Ali b. Abdullah b. Abbas (Hz.
Nebî'nin-selam üzerine olsun-amcas ı) rivayet etti ve Harem-i Şerifte Kabe'ye
karşı (599) beş yüz doksan dokuz senesinin Cemadiye'l ahir ay ında karşılıklı
olarak birbirimize okuyup dinledik. Şeyh, Kadı Ebu(l Fadl Muhammed b. Ömer b.
Yusuf el-Ermevi'den duymu ş, ona Ebubekir Muhammed b. Ali b. Muhammed (İbn
Hayat olarak bilinir), ona Ebu Süheyl Mahmud b. Ömer el-Akberi, ona Muhammed b.
Hasan en-Nakkaş, ona Ebubekir Muhammed b. Hüseyin et-Taberi el-Bezuri, ona
Muhammed b. Hamid er-Razi, ona Seleme b.
Salih, ona
Kasım b. Hakem, ona Selam et-Tavil, ona Gıyas b. Müseyyeb, ona Abdurrahman b.
Ganim ve Zeyd b. Vehb, onlara Abdullah b. Mesud rivayet etmi ş. Ayrıca bana
kıyamet sahnelerine dair hadisle birlikte Allah Rasulu Efendimiz (salla’llâhu
aleyhi ve sellem)den yüce Allah'ın cennetliklere yönelik konuşmasını yukarıdaki
hadisle örtüşecek şekilde rivayet etti.
Allahu
Teala'dan rivayet edilen Kutsi Hadislerden olu şan "Mişkatu'l
Envar" adlı kitap burada sona erdi.
Bununla kitabın
üçüncü bölümü de son buldu. Kitap, Mekke'de Harem-i Şerifte beş yüz doksan
dokuz yılı Cemadiye'l ahir ayının üçüne denk gelen Pazar günü öğle vakti son
buldu.
Kitabın
müellifi Muhammed b. Ali b. Muhammed b. Arabi et-Tai, el-Hatemi'nin hatt ıyla
yazıldı.
Bu kitabı
okuyan ve kitabı yazana dua edene Allah rahmet etsin.
Salat ve selam
efendimiz Hz. Muhammed'in ve ehlibeytinin üzerine olsun.
Ey güvendiğim,
ey umut bağladığım!
Şu amelimi
hayırla sonlandır.
Bu nüsha,
müellifin (r.a) nüshas ından istinsah edilen bazı nüshalardan nakledildi.
Bu nüshayı
Allah’a muhtaç, onun affını ve bağışlamasını uman kul Yusuf b. Muhammed b. Ömer
es-Suyuti-Allah ona güzel bir akıbet nasip etsin-hamd-ederek ve salat kılarak
689 altı yüz seksen dokuz yılı Ramazan ayının sekizinde Şam'da - Allah onu
korusun-yazdı.
ALİYU’L KARİNin
(k.s) DERLEDİĞİ
Bismillahirrahmanirrahim
Yüceler yücesi,
azamet, lütuf ve kerem sahibi Allah'a hamdolsun.
Eksiksiz,
mükemmel salat ve selam Adnan soyunun efendisin (Hz. Muhammed'in), ilminin ve
adabının taşıyıcısı Ehlibeytinin ve Ashabının, tabilerinin ve kıyamet gününe
kadar onların ardından gelenlerin üzerine olsun....
Yaratıcı
Rabbinin rahmetine muhtaç Ali b. Sultan Muhammed el-Kari'nin zihninde,
ravilerin ilki, güvenilir nakilcilerin bedri (en üstün salavatlar ve en
mükemmel tahiyyatlar üzerine olsun)'nin bazen Cebrail (a.s) vasıtasıyla, bazen
vahiy, ilham ve rüya ile yüce Allah'tan rivayet ettiği, ibaresi
kendisine bırakılan, dilediği sözlerle dile getirmesi öngörülen Kudsi hadisler
ve insi kelamdan kırk tanesini toplama düşüncesi doğdu.
Sözünü
ettiğimiz bu Kudsi hadisler övgüye değer Kur'an'dan, ulu Furkan'dan
farklıdırlar. Çünkü Kur'an'm nüzulü ancak Ruhu'l Emin arac ılığıyla ve
lafızlarla kayıtlı olmak üzere belli bir kalıpta levh-i mahfuzdan
gerçekleşmiştir. Sonra Kur'an'm nakli, her nakil tabakası, her asır ve her
dönem açısından kesin mütevatirlik niteliğine sahiptir. Ayrıca Kur'an'm bu
özelliğine ilişkin daha bir çok ayrıntı söz konusudur ki bunlar ulema
tarafından aktarılmış ünlü hususlardır. Örneğin Kudsi hadisler okumakla (kıraat
etmek) namaz sahih olmaz. Cünüp, haizli veya loğusa kadının bunlara dokunması
da haram değildir. Bunları inkar eden kafir olmaz. Yine bunlar mucize niteli
ğine sahip değildirler.
Bu hadisleri
derlerken umudum, dünyada "ümmetime aktarmak üzere kırk hadis
ezberleyen kimse..." hadisinin işaret ettiği kimselerden olmak,
ahirette de "kıyamet günü onun şahidi ve şefaatçisi olurum" müjdesine
nail olup ödüle kavuşmaktır.
Ali b. Sultan
Muhammed el-Kari
Ebu Hureyre
(r.a) rivayet eder:
- Rasûlu’llah (salla’llâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
Yüce ALLAH buyurdu
ki: :
"Namazı
kendimle kulum arasında iki kısma ayırdım. Kuluma istediği verilecektir."
Kul: "El
hamdu lillâhi rabbil alemin / Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun"
dediği zaman, Yüce ALLAH: "Kulum bana hamdetti" der.
Kul: "Er
rahmânir rahiym/ O Rahmandır, Rahimdir" dediği zaman, yüce ALLAH: "Kulum
beni övdü" der.
Kul: "Maliki
yevmiddîn / Din gününün sahibidir. Dediği zaman, ALLAH: "Kulum
beni ululadı" der.
Kul: "İyyâke
na'budu ve iyyake nestelyn / Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden
yardım dileriz." Dediği zaman, yüce ALLAH: "Bu benimle kulum
arasındadır, kuluma istediği verilecektir", der.
Kul: "İhdinas
sıratal mustekıym. Sırâtallezine en'amte aleyhim gayril mağdubi aleyhim velad
dâllîn / Bizi dosdoğru yola ilet, nimet verdiklerinin yoluna, gazaba
uğramışların ve sapmışların yoluna değil." dediği zaman,
ALLAH: "Bu,
kuluma aittir. Kulumun istedi ği verilecektir." buyurur.
* Bu hadisi
İmam Ahmed ve Kutub-i site sahipleri (Buhari hariç) rivayet etmi şlerdir.
Ebu Hureyre
(r.a) rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
- ALLAH teala buyurdu
ki: :
"Ademoğlu
Beni yalanladı, oysa bunu yapmaması gerekir. Bana dil uzattı. Bunu da yapmaması
gerekir.
Beni
yalanlaması; Allah, beni ilk kez yarattığı gibi bir daha diriltmeyecektir,
mahlukatı ilk kez yaratmak, ona, yeniden yaratmaktan daha kolay değildir,
demesidir.
Bana dil
uzatması ise; Allah, çocuk edindi, demesidir.
Oysa Ben;
Bir Tek'im, Samed'im. Doğmamış, doğurmamış, dengi hiç kimse yoktur."
* Buhari
rivayet etmiştir.
Ebu Hureyre
(r.a) rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
- ALLAH teala
buyurdu ki:
"Ademoğlu
dehre sövdüğü zaman Bana eziyet etmi ş olur, Ben Dehr'im. Emir Benim elimdedir.
Geceyi ve gündüzü Ben çekip çeviririm."
* Buhari
rivayet etmiştir.
Ebu Hureyre
(r.a) rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-ALLAH teala
buyurdu ki: "Ey Ademoğlu! Hastalandım Beni ziyaret etmedin."
Kul der ki: Ya
Rabbi! Sen alemlerin Rabbisin, Seni nas ıl ziyaret edebilirim?
ALLAH teala:
"Falan kulum hastaland ı, sen onu ziyaret etmedin. Bilmez misin ki onu
ziyaret etseydin, Beni onun yan ında
bulurdun?"
ALLAH teala:
"Ey Ademoğlu! Senden yiyecek istedim, beni doyurmad ın!" der.
Kul: Ya Rabbi!
Sen alemlerin Rabbisin, Seni nas ıl doyurabilirim? der.
ALLAH teala:
"Bilmiyor musun, falan kulum senden yiyecek istedi ve sen ona yiyecek
vermedin. Bilmez inisin ki eğer ona yiyecek versey
din, mutlaka
onu Benim yan ımda" bulurdun?"
ALLAH teala:
"Ey Ademoğlu! Senden su istedim, ama sen bana su vermedin", der.
Kul der ki: Ya
Rabbi! Sen alemlerin Rabbisin, ben Sana nas ıl su verebilirim?
ALLAH teala:
"Falan kulum senden su istedi ve sen ona su vermedin. E ğer ona su
verseydin, onu Benim katımda bulurdun."
* Müslim
rivayet etmiştir.
Enes (r.a)
rivayet eder:
Rasûlu’llah’ın (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle dediğini duydum:
-
ALLAH Teala
buyuruyor ki:
"Bir
kulumu, iki sevdiğiyle sınarsam, o kul bu sınava sabırla katlanırsa, bunların
yerine iki gözünün istediği cenneti veririm."
* Ahmed ve
Buhari rivayet etmi şlerdir.
Şeddad b. Evs
(r.a) rivayet eder: Rasûlu’llah’ın (salla’llâhu aleyhi ve sellem) şöyle
dediğini duydum:
-
ALLAH teala
buyuruyor ki:
"Mümin
kullarımdan birini sınadığım zaman, Bana hamdedip sabrederse, yata ğından,
annesinden doğduğu günkü gibi günahlardan beri olarak kalkar."
Rab taala
koruyucu meleklere der ki: "Ben şu kulumu bağladım ve sınadım. Şimdi siz
dilediğinizi ona verin."
* Hadis
sahihtir, Ahmed rivayet etmi ştir.
Ebu Hureyre
(r.a) rivayet eder: -Bir gün Rasûlu’llah (salla’llâhu aleyhi ve sellem) bir
hastay ı ziyaret etti ve ona dedi ki:
-
"Müjdeler
olsun. ALLAH buyuruyor ki: "Hastalık, benim ateşinidir; onu dünyada
mümin kuluma musallat ederim ki, kıyamet gününün ateşine karşılık olsun."
* Ahmed, İbni
Mace ve Beyhaki "Şuabu'l iman" adlı eserinde rivayet etmi ştir.
Enes (r.a)
rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Yüce ALLAH buyuruyor
ki:
"İzzetim
ve celalime andolşun, bağışlamak istediğim bir kulumu, bedeninde bir sakatlık
meydana getirmek ve rızkında muhtaç olmasını sağlamak suretiyle bütün
günahlarını gider-medikçe, canını alıp dünyadan çıkarmam."
-
Rezin rivayet
etmiştir.
Vasile (r.a)
rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Yüce ALLAH buyuruyor
ki: "Ben kulumun zannının yanındayım, o halde Beni istediği gibi
zannetsin."
-
Taberani ve
Hakim sahih bir isnat zinciriyle rivayet etmi şlerdir.
Ebu Hureyre
(r.a) rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Yüce ALLAH buyuruyor
ki:
"Salih
kullarım için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı ve hiçbir beşer
kalbinin içinden geçirmediği nimetleri hazırladım."
-
Ahmed, Buhari,
Müslim, Tirmizi ve İbni Mace rivayet etmiştir.
Ebu Hinde
d-Dari (r.a) rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Yüce Allah buyuruyor
ki:
"Benim
kaderime razı olmayan, sınama amaçlı musibetime sabırla katlanmayan kimse
kendine Benden başka bir Rab bulsun."
-
Taberani zayıf
bir senetle rivayet etmi ştir.
Ebu Hureyre
(r.a) rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Yüce ALLAH buyuruyor
ki:
"Ademoğlunun
işlediği bütün ameller kendisi içindir; oruç hariç. O Bana aittir ve onun
ecrini Ben veririm."
* Buhari ve
Müslim rivayet etmiştir.
Ebu Hureyre
(r.a) rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Yüce ALLAH buyuruyor
ki: :
"Kulum bir
iyilik yapmayı içinden geçirdiği zaman, o iyiliği yapmadan Ben onun amel
defterine bir iyilik yazarım. O iyiliği yapınca da onun on katından yedi yüz
katma kadar iyilik yazarım.
Kulum bir
kötülük yapmayı içinden geçirdiği zaman, o kötülüğü işlemediği sürece onu
bağışlarım. Fakat, kötülüğü işlediğinde bir kötülük yazarım."
* Buhari,
Müslim ve Tirmizi rivayet etmi ştir.
Ebu Hureyre
(r.a) rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
ALLAH buyuruyor
ki:
"Kulum
Benimle buluşmayı arzu ettiği zaman Ben de onunla bulu şmayı arzu ederim.
Benimle
buluşmayı istemediği zaman Ben de onunla bulu şmayı istemem."
* Malik, Buhari
ve Nesai rivayet etmi ştir.
Ebu Zer (r.a)
rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Yüce ALLAH buyuruyor
ki:
"Ey kullarım!
Ben zulmetmeyi kendime haram kıldım. Onu sizin aranızda da haram kıldım.
Birbirinize zulmetmeyiniz.
Ey Kullarım!
Doğru yola ilettiklerim hariç, hepiniz sapmışsınız. O halde benden doğru yola
iletilmeyi dileyin ki sizi doğru yola ileteyim.
Ey Kullarım!
Benim duyurduklarım hariç, hepiniz açsınız. Sizi doyurmamı Benden isteyin ki,
doyurayım sizi.
Ey Kullarım!
Benim giydirdiklerim hariç, hepiniz çıplaksınız. Sizi giydirmemi Benden isteyin
ki sizi giydireyim.
Ey Kullarım!
Siz, gece gündüz günah işlersiniz, bense bütün günahları bağışlarım. Benden
bağışlanma dileyin ki, sizi bağışlayayım.
Ey Kullarım!
Siz, asla bana zarar verecek düzeye ulaşamayacağınız için bana zarar
veremezsiniz ve asla bana fayda verecek düzeye ula şamayacağınız için de bana
fayda da veremezsiniz.
Ey Kullarım!
Sizin öncekileriniz ve sonrakileriniz, insanlarınız ve cinleriniz en muttaki
bir adamın kalbi üzere olsanız dahi, bu, Benim mülküme bir şey katmayacaktır.
Ey Kullarım!
Sizin öncekileriniz ve sonrakileriniz, insanlarınız ve cinleriniz en günahkar
bir adamın kalbi üzere olsanız dahi, bu, benim mülkümde bir şey eksiltmez.
Ey Kullarım!
Sizin öncekileriniz ve sonrakileriniz, insanlarınız ve cinleriniz bir yerde
toplanıp, benden isteseniz ve ben de her insana istediğini versem, bu, benim
katımdakinden bir eksilmeye yol açmaz, ancak bir i ğne denize daldırıldığı
zaman onda ne kadar eksilmeye yol açarsa, o kadar eksilme olur.
Ey Kullarım!
Sizin amellerinizi sayıp kaydediyorum. Sonra onların karşılığını eksiksiz bir
şekilde veririm.
Dolayısıyla
hayırla karşılaşan, Allah'a hamdetsin. Bundan başka bir şeyle karşılaşan da
kendisinden başka kimseyi kınamasın.
* Müslim
rivayet etmiştir.
Ebu Hureyre
(r.a) rivayet eder: Rasûlu’llah (salla’llâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
ALLAH buyuruyor
ki:
"Ben
Ganî'yim, Ben amellerin de Bana ortak koşanlardan uzağım ve onu Bana ortak
koştuk-larıyla başbaşa bırakırım."
* Müslim
rivayet etmiştir.
Ebu Hureyre
(r.a) rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
ALLAH buyuruyor
ki:
"Yoksullara
infak et ki, sana infak edeyim."
* Ahmed, Buhari
ve Müslim rivayet etmi ştir.
Ebu Hureyre
(r.a) rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
ALLAH buyuruyor
ki:
“Rahmetim
gazabımı geçmiştir.”
-
Müslim rivayet
etmiştir.
Enes (r.a)
rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
ALLAH buyuruyor
ki:
“Bana bir karış
yaklaşırsa, Ben ona bir zira yaklaşırım.
Bana bir zira
yaklaşırsa, Ben ona bir kulaç yaklaşırım.
Bana yürüyerek
gelse, Ben ona koşarak gelirim.”
* Buhari
rivayet etmi ştir.
Abdurrahman b.
Avf (r.a) rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
ALLAH buyuruyor
ki:
"Ben
Rahman'ım, Akrabalık bağını (sıla-ı rahm) Ben yarattım ve ona kendi ismimden
bir isim türettim. Kim akrabal ık bağını gözetirse Ben de onu gözetirim. Kim
onu kopar ırsa, Ben de onunla bağlarımı koparırım."
-
Ahmed, Buhari
el-Edeb'de, Ebu Davud, Tirmizi ve Hakim rivayet etmi ştir.
Ebu Hureyre
(r.a) rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
ALLAH buyuruyor
ki: :
"Büyüklük
Benim ridam, ululuk benim izanm'd ır. Kim bunlardan biri ile ilgili olarak
Benimle çekişirse, onu cehenneme sokar ım."
-
Ahmed, Ebu
Davud ve İbni Mace rivayet etmi ştir.
Ebu Hureyre
(r.a) rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
ALLAH buyuruyor
ki:
"Kullarımdan
bana en sevimli olan ı fıtır sadakasını en erken verenidir."
-
Ahmed, Tirmizi
ve İbni Mace rivayet etmi ştir.
Muaz (r.a)
rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
ALLAH buyuruyor
ki:
"Celalimden
dolayı birbirlerini sevenler için nurdan minberler vard ır ki, Nebiler ve
şehitler onlara gıpta ile bakarlar."
-
Tirmizi rivayet
etmiştir.
Ebu Emame (r.a)
rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
ALLAH buyuruyor
ki:
"Kulumun
Benim için yerine getirdiği en sevimli ibadet, Benim için insanlara nasihat
etmesidir."
* Ahmed hasen
bir senetle rivayet etmi ştir.
Muaz (r.a)
rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
ALLAH buyuruyor
ki:
"Benim
için birbirlerini sevenleri, birbirleriyle oturanları, birbirlerine intakta
bulunanları ve birbirlerini ziyaret edenleri sevmek bana vacip oldu."
* Sahih bir
senetle Ahmed, Taberani, Hakim ve Beyhaki " şuabu'l iman" adlı eserde
rivayet etmiştir.
İbni Ömer (r.a)
rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
- ALLAH buyuruyor
ki:
"Kullarımdan
bir kul, Benim rızamı elde etmek için Benim yolumda cihad etmek üzere sefere
çıktığı zaman, dönmesi durumunda ecir ve ganimetle dönmesini, can ını almam
durumunda da onu bağışlamayı, rahmetimin kapsamına almayı ve cennete sokmayı
garanti ediyorum."
-
Sahih bir
senetle Ahmed ve Nesai rivayet etmi ştir.
Ebu Katade
(r.a) rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
ALLAH buyuruyor
ki:
"Senin
ümmetine beş vakit namazı farz kıldım ve kendi katımda şu sözü verdim:
Kim bu
namazları vakitlerinde eksiksiz eda ederse onu cennete koyaca ğım. Kim onları
gereği gibi eda etmezse, onunla ilgili bir söz verilmi ş değildir Benim
katımda."
-
İbni Mace hasen
bir senetle rivayet etmi ştir.
Ebu Derda (r.a)
rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
ALLAH,
İsa'ya (a.s) dedi ki:
"Ey İsa!
Senden sonra bir ümmet göndereceğim; onlara sevdikleri bir şey isabet ederse
hamdeder, şükrederler. İstemedikleri bir şey başlarına gelirse sabreder ve
sabırlarının sevabını umarlar. Hem
de hilmsiz ve ilimsiz."
İsa dedi ki:
Hilmsiz ve ilimsiz nasıl böyle davranabilirler?
ALLAH dedi
ki:
"Onlara
kendi hilmimden ve ilmimden bah şederim."
* Ahmed ve
Taberani sahih bir senetle, Hakim ve Beyhaki " Şuabu'l iman" adl ı
eserde rivayet etmiştir.
İbni Abbas
(r.a) rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
ALLAH buyuruyor
ki:
"Kim benim
günahları bağışlama gücüne sahip olduğumu bilirse, onu bağışlarım ve bana bir
şeyi ortak koşmadığı sürece işlediği günaha bakmam."
* Taberani
sahih bir senetle ve Hakim rivayet etmi ştir.
Ebu Hureyre
(r.a) rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
ALLAH buyuruyor
ki:
"Mümin
kulumu bir hastalıkla sınadığım zaman, kendisini ziyarete gelenlere Benden
şikayetçi olmazsa, onu bağlarından azat ederim, etini daha iyi bir etle ve kan
ını daha iyi bir kanla değiştiririm. Yeniden salih amel işlemeye başlar."
* Sahih bir
senetle Hakim ve Beyhaki " şuabu'l iman" adlı eserde rivayet
etmiştir.
Enes (r.a)
rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
ALLAH buyuruyor
ki:
"Ey
Ademoğlu! Bana dua ettiğin ve Bana umut bağladığın sürece senden sadır olan
bütün günahları bağışlarım ve işlediğin günahlara aldırış etmem.
Ey Ademoğlu!
İşlediğin günahların göklerin ufuklarına kadar ulaşsa ve sen bunlardan dolayı
Benden bağışlanma dilesen, seni bağışlarım.
Ey Ademoğlu!
Sen Bana dünya kadar günahla gelsen ve Bana hiçbir şey ortak koşmamış olarak
karşıma çıksan, Ben de sana dünya kadar bağışlanma ile karşılık veririm."
* Tirmizi sahih
bir senetle rivayet etmiştir.
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Rabbiniz diyor
ki:
"Eğer
kullarım Bana itaat ederlerse, geceleri ya ğmur yağdırarak onlara su veririm,
gündüzleri üzerlerine güneşi doğururum ve onlara gök gür-lemesinin sesini
duyurmam."
* Ahmed sahih
bir senetle ve Hakim rivayet etmi ştir.
Enes (r.a)
rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Rabbiniz diyor
ki:
"Ben,
korkulup sakınılmaya ve başka bir ilah eş koşulmamaya layığım. Kim bana başka
bir ilahı eş koymaktan sakınırsa, onu bağışlamak da Bana yaraşır."
-
Ahmed, Tirmizi,
Nesai, İbni Mace ve Hakim rivayet etmi ştir.
Ebu Derda (r.a)
rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
ALLAH buyuruyor
ki:
"Ey
Ademoğlu! Gündüzün başında Benim için dört rekat namaz kıl, gündüzün sonunda
sana kafi geleyim."
* Tirmizi sahih
bir senetle rivayet etmi ştir.
Ebu Hureyre
(r.a) rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
ALLAH buyuruyor
ki: :
"Ey
Ademoğlu! Her işten kendini uzaklaştırıp Bana kulluk etmeye yönel ki senin
kalbini zenginlikle doldurayım, yoksulluğunu ortadan kaldırayım. Eğer bunu
yapmazsan ellerini işle, meşguliyetle doldururum, üstelik yoksulluğunu da
ortadan kaldırmam."
*
Ahmed, Tirmizi,
İbni Mace ve Hakim rivayet etmiştir.
Ebu Said (r.a)
rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
*
ALLAH buyuruyor
ki:
"Bedenini
sağlıklı kıldığım ve rızkını genişlettiğim bir kul, üzerinden beş yıl geçtiği
halde benim yoluma feda olmazsa, mahrum kal ır."
*
Ebu Ali
müsnedinde ve İbni Hibban sahih bir senetle rivayet etmi ştir.
Ebu Hureyre
(r.a) rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
ALLAH buyuruyor
ki: :
"Beni
andığı ve Benim ismimi telaffuz etmek için dudaklarını kıpırdadığı zaman Ben
kulumun yanındayım."
* Ahmed, İbni
Mace ve Hakim sahih bir senetle rivayet etmi ştir.
Ebu Said (r.a)
rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Yüce ALLAH cennetliklere
şöyle seslenir:
"Ey cennet
ehli!
Cennetlikler:
Buyur ey Rabbimiz! Sana itaat etmek bize mutluluk verir, derler. Der ki:
"Memnun
musunuz?"
Derler ki:
Niçin memnun olmayal ım; kullarından hiç kimseye vermedi ğin nimetleri bize
verdir! Der ki:
"Bundan
daha iyisini size vereyim mi?"
Derler ki: Ya
Rabbi! Bundan daha üstün ne vard ır? Der ki:
"Rızamı
size yönelteyim ve ebediyen size gazap etmeyeyim."
ir Ahmed,
Buhari, Müslim ve Tirmizi rivayet etmi ştir.
Enes (r.a)
rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
ALLAH teala,
cehennemde en hafif azab ı çeken birine şöyle buyurur:
"Dünyadaki
her şey senin olsaydı da tümünü verip kendini bu azaptan kurtarmayı temenni
ediyorsun değil mi?"
-
Evet, der.
Bunun üzerine yüce ALLAH ona şöyle der:
"Fakat sen
Adem'in sulbünde iken bundan daha kolay ını, yani Bana hiçbir şeyi ortak
koşmamanı senden istedim, ama sen bu iste ği kabul etmeyip Bana ortak ko
ştun."
* Buhari ve
Müslim rivayet etmi ştir.
Ebu Hureyre
(r.a) rivayet eder:
Rasûlu’llah (salla’llâhu
aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
-
Yüce ALLAH kıyamet günü şöyle der:
"Celalim
için birbirlerini sevenler nerededirler? Benim gölgemden ba şka gölgenin
olmadığı bu günde onları gölgemin altına alayım."
* Ahmed ve
Müslim rivayet etmi ştir
Allah'tan dünya
ve ahirette hoşnutluğunu istiyoruz.
O'na
hamdediyoruz, nimetlerinden ve s ınama amaçlı musibetlerinden dolayı O'na
şükrediyoruz.
Seçilmiş Nebisi
ve gözde Resulü Muhammed (salla’llâhu aleyhi ve sellem) di ğer bütün Nebi ve
Resullere, tümünün aline, ashab ına ve tabilerine salât ve selam ediyoruz.
Alemlerin Rabbi
olan Allah'a hamdolsun.
Kullarına
yardım eden Allah'ın yardımıyla 40 Kutsi Hadisi ihtiva eden bukitap tamamlandı.
Ali b. Sultan
Muhammed el-Kari
🍃 5613161225388031497
Not: Bazen Büyük Dosyaları tarayıcı açmayabilir...İndirerek okumaya Çalışınız.
Benzer Yazılar
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar

Yorumlar
Yorum Gönder