Taşların Sessiz Dilini Çözen Dehalar: Rosetta Kaynaklarının Analitik Kronolojisi
Yüklenmiş olan altı temel kaynak, Antik Mısır
hiyerogliflerinin / hieroglyphs gizemini ve bu gizemi çözmek için
yarışan Thomas Young ile Jean-François Champollion’un entelektüel mücadelesini
ele almaktadır. Bu eserler, bilginin birikim sürecini ve modern araştırmaların
derinliğini yansıtan kronolojik bir sıra ile aşağıda sunulmuştur.
1. The Rosetta Stone – E.A. Wallis Budge (1922 /
Revize 1950)
Bu eser, koleksiyondaki en eski temel metindir ve
British Museum'un / British Museum resmi bakış açısını yansıtır. Budge,
taşın keşfi, İngiltere’ye getiriliş süreci ve hiyerogliflerin çözülme
yöntemlerini teknik bir dille anlatır.
- Etkisi:
Kendisinden sonra yazılan neredeyse tüm popüler tarih kitapları için ham
veri ve resmi tarihçe kaynağı olmuştur.
2. The Linguist and the Emperor – Daniel Meyerson
(2004)
Meyerson, hiyerogliflerin çözülme macerasını
Napolyon Bonapart ve Jean-François Champollion arasındaki paralel yaşamlar
üzerinden kurgular. Eser, bilginin güçle / power olan ilişkisini ve
Champollion’un yirmi üç yıllık saplantılı emeğini epik bir dille özetler.
- Etkisi: Akademik
veriden ziyade, deşifre sürecinin insani ve siyasi dramasına odaklanan
anlatı türündeki eserleri etkilemiştir.
3. The Last Man Who Knew Everything – Andrew
Robinson (2006)
Thomas Young’ın kapsamlı bir biyografisini sunan
bu eser, onun sadece bir dilbilimci değil, aynı zamanda ışığın dalga teorisi ve
tıp alanında devrim yapan bir "hezarfen" / polymath olduğunu
kanıtlar.
- Etkisi: Yarım
yüzyıl sonra yazılan ilk ciddi Young biyografisidir ve Edward Dolnick gibi
sonraki yazarlar için temel referans noktası olmuştur.
4. The Rosetta Stone and the Rebirth of Ancient
Egypt – John Ray (2007)
Mısırbilim profesörü John Ray, taşın modern
kimliğimizin bir amblemi / emblem haline gelişini inceler. Budge’ın kuru
anlatımını eleştirerek, deşifre sürecini daha felsefi ve kültürel bir
perspektiften ele alır.
- Etkisi: Akademik
titizliği popüler anlatımla birleştirerek, konuya dair daha dengeli bir
literatür oluşturmuştur.
5. The Riddle of the Rosetta – Jed Z. Buchwald ve
Diane Greco Josefowicz (2020)
Bu kaynak, deşifre sürecini sadece bir sonuç
olarak değil, Thomas Young ve Champollion’un yayınlanmamış el yazmaları
ve arşiv belgeleri üzerinden fikirlerinin gelişim arkı / developmental
arc olarak inceler.
- Farklılığı: Diğerlerinden ayrılan en
önemli özelliği, deşifre başarısını sadece zekaya bağlamayıp; dönemin
matbaa kültürü, gravür teknikleri ve kanıt kullanma yöntemlerini de
analize dahil etmesidir.
6. The Writing of the Gods – Edward Dolnick
(2021)
Koleksiyondaki en güncel eser olan bu kitap,
hiyeroglifleri çözme yarışını popüler bir tarih anlatısı içinde sunar.
Okuyucuyu Antik Mısır'ın atmosferine sokarken, deşifrecilerin zihinsel
labirentlerine odaklanır.
- Etkisi: Andrew
Robinson’un çalışmalarından büyük ölçüde etkilenmiş ve bu bilgileri daha
geniş kitlelere ulaştıracak bir üslupla yeniden harmanlamıştır.
Diğerlerinden Farklı Olan Kaynak: "The
Riddle of the Rosetta"
Jed Z. Buchwald ve Diane Greco Josefowicz
tarafından kaleme alınan The Riddle of the Rosetta (2020), metodolojik
derinliği ile diğer tüm kaynaklardan ayrılır. Eserin öncelikli olmasının
nedenleri şunlardır:
- Arşivsel Bir Devrim: Diğer
kaynaklar genellikle yayınlanmış sonuçlara odaklanırken, bu eser Thomas
Young’ın 1814’teki ilk notlarını ve Champollion’un konuşma taslaklarını
titizlikle tarar.
- Süreç Analizi: Başarıyı
bir "evreka" / eureka anı olarak değil, hatalar, geri
dönüşler ve teknik imkansızlıklar içinde şekillenen uzun bir süreç olarak
tasvir eder.
- Bağlamsal Zenginlik:
Dilbilimsel analizi; Gürcü dönemi dil inançları ve matbaa teknolojileri
gibi sosyal tarih unsurlarıyla birleştirerek konuya çok boyutlu bir bakış
sunar.
En Faydalı Kaynak: "The Last Man Who Knew
Everything"
İncelenen literatür içinde en faydalı eser,
Andrew Robinson'ın The Last Man Who Knew Everything (2006) adlı
çalışmasıdır. Bu eserin "en faydalı" olarak belirlenmesinin
gerekçeleri şunlardır:
- Entelektüel Kapsam: Thomas
Young'ın sadece Mısır çalışmalarını değil, ışığın doğası, görme
mekanizması ve mühendislik gibi alanlardaki tüm öncü katkılarını bir bütün
olarak sunarak dâhinin zihinsel yapısını eksiksiz resmeder.
- Biyografik Derinlik: Yarım
yüzyıllık bir boşluğu dolduran bu eser, bir insanın nasıl "her şeyi
bilen son kişi" olabileceğini çocukluk dâhiliği, disiplin ve bitmek
bilmeyen merak ekseninde analiz eder.
- Denge Unsuru: Young ve
Champollion arasındaki rekabeti, her iki tarafın da hakkını teslim ederek,
objektif bir tarihsel denge kurarak aktarır.
Sessizliğin Çığlığı: İnsanlığın Rosetta Taşı’na
Duyduğu Obsesif /Takıntılı Tutku
" Rosetta Taşı’na duyulan bu devasa ilginin
kökenleri " konusuna giriş yapıldığında, bu ilginin temelinde yatan şeyin
sadece eski bir taş parçası değil, insanlığın kendi geçmişine duyduğu derin
nostalji ve bilinmeyeni fethetme arzusu olduğu görülür. British Museum’un en
çok ziyaret edilen ve üzerinde en fazla vakit geçirilen nesnesi olan bu taş,
sıradan bir arkeolojik buluntudan ziyade, modern kimliğimizin bir amblemi / emblem
ve deşifre eyleminin kendisinin bir sembolü haline gelmiştir.
1. Bin Yıllık Sessizliği Bozan "Şişedeki
Mesaj"
Rosetta Taşı’na gösterilen aşırı ilginin
arkasındaki en önemli unsurlardan biri, onun bir "şişedeki mesaj" / message
in a bottle işlevi görmesidir. İki bin yıl boyunca zamanın dalgaları
arasında sürüklenen bu taş, sanki uzaylı bir dünyadan gelen ilk iletişimmiş
gibi algılanmıştır. İnsan psikolojisi, bin beş yüz yıl boyunca dünyayla alay
eden ve kimsenin okuyamadığı bir bilmeceye karşı doğal bir takıntı
geliştirmiştir. Taşın
asıl önemi içeriğinde değil, bu içeriğin sunuluş biçiminde ve binlerce yıllık
bir sessizliği bozma vaadinde gizlidir.
Rosetta Taşı, antik dünyanın kapılarını açan
evrensel bir anahtar olarak görülmüş, bu da onu sıradan bir tarihsel belgeden
bir "kutsal emanet" / relic statüsüne yükseltmiştir.
2. Mısır Çılgınlığı / Egyptomania ve
Toplumsal Histeri
Napolyon’un 1798’deki Mısır seferiyle başlayan
süreç, Avrupa’da "Mısır çılgınlığı" / Egyptomania denilen
normal olmayan bir aşırılığa yol açmıştır. Bu durumun insan psikolojisindeki
karşılığı, egzotik olana duyulan ve bazen grotesk boyutlara varan bir açlıktır.
Bu aşırılıklar o kadar ileri gitmiştir ki;
- İnsanlar evlerinde timsah süsleri takmış ve sfenkslerin / sphinx
üzerine oturmuşlardır.
- Halkın önünde mumya açma / unrolling the mummy etkinlikleri
düzenlenmiş ve bu törenler için bilet satılmıştır.
- Ressamlar, öğütülmüş mumyalardan yapılan "mumya
kahverengisi" pigmentlerini / pigments tablolarında
kullanmışlardır.
Bu kültürel iklimde Rosetta Taşı, bu fantezi
dünyasını gerçeğe bağlayacak tek bilimsel köprü olarak görülmüş ve bu yüzden
üzerine titrenmiştir.
3. Dehaların Dramatik Yarışı: Champollion ve
Young
Taşa duyulan ilginin bir diğer ayağı, iki çocuk
dahi arasındaki epik rekabettir. Bu yarış, sadece bir dilin çözülmesi değil,
ulusal bir onur meselesi olarak kurgulanmıştır.
- Thomas Young: İngiliz
hezarfen / polymath. Işığın dalga teorisini kanıtlamış, görme
mekanizmasını açıklamış bir dehadır. Ancak Mısır çalışmalarını sadece
ilginç bir bilmece / puzzle olarak görmüş, bu konuda fazla
derinleşmeden diğer ilgi alanlarına kaymıştır. Young, hiyerogliflerin
arkasındaki gizemi ilk delen kişi olsa da, son zaferi Champollion’a
bırakmıştır.
- Jean-François Champollion: Fransız
dilbilimci. Çocukluğundan beri Mısır’a takıntılıdır; "Ben Mısır’ım,
Mısır da benim" diyecek kadar bu konuyla özdeşleşmiştir. Onu en çok
üzen şey yoksulluk ve politik baskılar, en çok sevindiren ise Kıpti / Coptic
dilinde bulduğu bir ipucudur. 14 Eylül 1822’de hiyerogliflerin ses
değerlerini çözdüğünü anladığında heyecandan "Buldum!" diye
bağırarak kardeşinin ofisine dalmış ve ardından beş gün süren bir
baygınlık nöbetine girmiştir.
4. Kayıp Bir Dünyanın Yeniden Doğuşu
Rosetta Taşı’ndan önce Mısır, sadece dilsiz
anıtlardan ibaretti. İnsanlar
bu taş sayesinde ilk kez Firavunların kendi seslerini duyabilmişlerdir.
Örneğin, Hatshepsut gibi ismi tarihten silinmeye çalışılan bir kadın firavunun
/ female pharaoh varlığı, Champollion’un gramer farklarını (eril/dişil)
fark etmesiyle gün yüzüne çıkmıştır. Bu durum, deşifreyi sadece entelektüel bir
egzersiz olmaktan çıkarıp, insanların düşüncelerini ve hayatlarını geri getiren
bir eylem haline getirmiştir.
İlgili Konular ve Hatırlatmalar
Bu süreçle ilgili literatür tarandığında, Rosetta
Taşı’nın etkisinin sadece antikiteyle sınırlı kalmadığı görülür. "Canopus
Taşı" / Canopus Stone gibi sonradan bulunan benzer yazıtlar,
Champollion’un yöntemlerinin doğruluğunu kesin olarak kanıtlamıştır. Ayrıca,
hiyerogliflerin sadece "fikir yazısı" olduğu yönündeki bin yıllık
yanlış inancın (Horapollo doktrini) yıkılması, modern dilbilimin en büyük
devrimlerinden biridir.
Sessiz Granitin Çığlığı: Reşid Taşı'nın / Rosetta
Stone Satır Aralarındaki Antik Sırlar
" Rosetta Taşı'nın üzerindeki yazıtların
birebir içeriğine ve değindiği konuların derinliklerine " giriş yaparken,
bu taşın aslında binlerce yıl öncesinden günümüze ulaşmış devasa bir propaganda
posteri / propaganda poster olduğunu anlamak gerekir. Taşın üzerindeki
metin, sadece bir kralın övgüsü değil, sarsıntıda olan bir hanedan ile güçlü
bir rahipler sınıfı arasındaki stratejik bir pazarlığın / bargain
belgesidir.
1. Taştaki Kadim Sesler: Rosetta Metninin Birebir
Aktarımı
Taşın üzerindeki metin üç farklı yazı sisteminde
(Hiyeroglif, Demotik ve Grekçe) yazılmış olsa da, en eksiksiz çeviri taşın orta
kısmında yer alan Demotik / Demotic (halk dili) bölümünden elde
edilmiştir. Kaynaklarda yer alan çevirinin özeti şöyledir:
"9. Yıl, Xandikos ayı, 4. gün (Mekhir ayının
18. gününe tekabül eder - 27 Mart M.Ö. 196). Babasının yerine tahta geçen genç
kralın saltanatında; kutsal uraeus-kobralarının / sacred uraeus-cobras
efendisi, Mısır'ı güven altına alan ve müreffeh kılan, kalbi tanrılara karşı
dindar, düşmanlarına galip gelen, halkının hayatını zenginleştiren, Memfis
tanrısı Ptah-Tanen gibi jübilelerin efendisi, Güneş tanrısı Pre gibi bir kral,
yukarı ve aşağı eyaletlerin yöneticisi, babalarını seven tanrıların oğlu,
Ptah’ın seçtiği ve Güneş’in zafer verdiği, Amun’un yaşayan imgesi, Güneş’in
oğlu, sonsuza dek yaşayan Ptolemy, Ptah’ın sevgilisi, iyiliği mükemmel olan
tecelli etmiş tanrı (Ptolemy V Epiphanes Eucharistos)...".
"Mısır'ın tüm tapınaklarının rahipleri,
ebediyen yaşayan Firavun Ptolemy'ye ve ondan önceki dört Ptolemy ile
kraliçelerine verilmesi gereken onurlar konusunda şu kararı vermişlerdir: Her
tapınakta, Mısır tarzında, 'Mısır'ın Koruyucusu Ptolemy' veya 'Mısır'ı Kurtaran
Ptolemy' adıyla birer heykeli dikilecektir. Rahipler bu heykellere günde üç kez tapınacak, kutsal
kıyafetler giydirecek ve diğer tanrılara yapılan festivallerde olduğu gibi
onurlandıracaklardır. Firavun Ptolemy'nin imgesi her tapınağın en kutsal
yerinde / sanctuary saklanacaktır".
"Bu kararname sert bir taş üzerine tanrısal
sözlerin yazısıyla (Hiyeroglif), belgelerin yazısıyla (Demotik) ve İyonların / Ionians
yazısıyla (Grekçe) kazınacak; birinci, ikinci ve üçüncü derece tapınaklarda
ebediyen yaşayan kralın heykelinin yanına dikilecektir".
2. Taşın Değindiği Temaların Analitik Özeti
Rosetta Taşı'ndaki metin incelendiğinde, antik
Mısır'ın son dönemlerindeki sosyo-politik / socio-political yapıyı
yansıtan dört ana tema öne çıkar:
- Ekonomik Tavizler ve Sosyal Düzen: Genç
kral, iktidarını sağlamlaştırmak için rahiplere ve orduya büyük ekonomik
yardımlar sağlamıştır. Vergileri azaltmış veya tamamen kaldırmış,
tapınaklara devlet desteğini sürdürmüş ve mahkumlar için bir genel af / amnesty
ilan etmiştir. Bu durum, kralın halk nezdindeki popülaritesini artırma
çabasının bir sonucudur.
- Askeri Zaferler ve İsyanların Bastırılması: Metin,
Nil Deltası'nın merkezindeki Lycopolis (Kurt Şehri) kasabasındaki bir
isyanın bastırılmasını detaylandırır. İsyancı liderlerin kazıklara
oturtularak / impaled on the stake idam edildiği anlatılırken,
isyana karışan diğer kişilerin kral tarafından bağışlandığı vurgulanarak
kralın hem gücü hem de merhameti ön plana çıkarılır.
- Dini Bağlılık ve Meşruiyet: Ptolemy
V, yabancı (Makedon) kökenli bir hanedandan gelmesine rağmen, yerli Mısır
halkının desteğini almak için eski tanrılara ve kutsal boğalar olan Apis
ile Mnevis'e aşırı saygı göstermiştir. Onlara devlet törenleri düzenlemiş
ve masraflarını karşılamıştır. Kralın dini otoriteyle kurduğu bu
ittifak, iktidarının tanrısal onayını sembolize eder.
- Kurumsal Hafıza ve Yayılım:
Kararnamenin ülkenin her yerindeki tapınaklara üç dilde dikilmesi emri,
iktidarın sesini sadece okumuş rahiplere veya devlet görevlilerine değil,
aynı zamanda o dönem Mısır’da yaşayan Grek kökenli elitlere de duyurma
aracıdır.
İlgili Konular ve Psikolojik Analiz
" Rahiplerin ve kralın zihinsel dünyası
" analiz edildiğinde, burada karşılıklı bir hayatta kalma güdüsü / survival
instinct görülür. On dört yaşındaki bir çocuğun tanrılaştırılması, aslında
kralın kendi güvensizliğini rahiplerin nüfuzuyla örtme çabasıdır. Rahipler ise,
tapınaklarının ayrıcalıklarını ve mülklerini korumak karşılığında bu yabancı
kökenli krala meşruiyet satmışlardır.
Kayıp bir dünya bu taş sayesinde yeniden dile
gelmiştir. Hiyerogliflerin sadece "fikir yazısı" olduğu yönündeki bin
beş yüz yıllık yanlış inanç, bu metnin Grekçe bölümündeki ipuçları sayesinde
yıkılmıştır. Rosetta Taşı, tarihin en büyük şifre çözme eyleminin anahtarı
olmuş ve antik Mısır’ın dilsiz anıtlarına sesini geri vermiştir.
Kutsal Metinlerin Gölgesinde Bir Yazıt: Rosetta Taşı
ve Hz. Musa aleyhisellâm Bilmecesi
" Rosetta Taşı'nın / Rosetta Stone
keşfi ile kutsal kitaplarda anlatılan Hz. Musa ve İsrailoğulları kıssaları
arasındaki karmaşık bağların " analizine giriş yapıldığında, bu taşın
sadece antik bir dilin anahtarı değil, aynı zamanda teolojik / theological
kronolojiyi sarsan bir devrim olduğu görülür. Taşın üzerindeki metin bizzat Hz.
Musa'dan bahsetmese de, deşifre süreci kutsal metinlerin tarihsel gerçekliğini
kanıtlamak ya da çürütmek isteyen bilginlerin savaş alanına dönüşmüştür.
1. Kronolojik Çatışma ve "Kutsalın"
Deşifresi
Rosetta Taşı'nın çözülmesi, Avrupa'da o dönem
hakim olan İncil merkezli tarih anlayışıyla büyük bir çatışmaya yol açmıştır.
Champollion, hiyeroglifleri çözdüğünde Mısır tapınaklarının ve krallarının
tarihinin, İncil'de öngörülen Yaratılış / Genesis tarihinden çok daha
eskiye dayandığını fark etmiştir. Bu durum, Katolik Kilisesi ve muhafazakar
çevreler tarafından büyük bir tehdit olarak algılanmıştır.
Bilgi ağacının
meyvesinden tatmanın ölümle sonuçlanacağı fikri, İbrani Tanrısından bin yıl
önce Mısır'da bir atasözüydü.. Bu veri,
kutsal kitaplardaki pek çok ahlaki ve teolojik kavramın aslında antik Mısır
kökenli olabileceği düşüncesini doğurmuştur. Eski Mısır, Batı dünyası
için her zaman gizemli ve görkemli bir geçmişin simgesi olmuştur..
2. Hz. Musa'nın Yazısı ve Dilsel Bağlar
Rosetta Taşı deşifre edilmeden önce, pek çok
bilgin hiyerogliflerin Hz. Musa'nın on emri yazdığı dilin kökeni olduğuna
inanıyordu.
- Angelo Maria Bandini'nin Varsayımı: 18.
yüzyılda Bandini, Mısır'ın "halk yazısının" (Demotik),
Fenikelilerin ve dolayısıyla Mısır'da büyümüş olan Hz. Musa'nın kullandığı
yazı sistemiyle aynı olduğunu ileri sürmüştür.
- Dilsel Köken: Bazı
araştırmacılar, İbranice / Hebrew kökenlerinin Mısır
hiyerogliflerinden türetilmiş olabileceğini düşünmüş, ancak Champollion'un
çalışmaları bu dillerin yapısal olarak farklı ancak kültürel olarak
etkileşimli olduğunu kanıtlamıştır.
3. II. Ramesses: İncil’in Firavunu mu?
Rosetta Taşı sayesinde isimleri okunabilen
Firavunlar arasında en dikkat çekeni II. Ramesses / Ramesses II
olmuştur. Popüler kültür
ve bazı tarihçiler, Ramesses'i İncil ve Kuran'da adı geçen, İsrailoğulları'na
zulmeden ve Hz. Musa ile karşı karşıya gelen "Firavun" olarak
tanımlarlar.
- Ego ve Güç:
Kaynaklar II. Ramesses'i, kendisini tanrılaştıran, sınırsız bir ego sahibi
ve düşmanlarını ayakları altında ezen bir figür olarak betimler. Bu
karakteristik özellikler, Kuran'da tasvir edilen "kibirli
Firavun" profiliyle örtüşmektedir.
- Hatshepsut'un Silinen İzleri: İlginç
bir detay olarak, kadın Firavun Hatshepsut'un adının tarihten silinmeye
çalışılması da deşifre sonrası ortaya çıkmıştır; bu durum antik Mısır'ın
toplumsal hafızayı nasıl manipüle / manipulate ettiğini gösterir.
4. Şahısların Analitik Portreleri
- Jean-François Champollion: Çocukluk
döneminden itibaren hiyerogliflere takıntılı olan Champollion, yoksulluk
ve politik baskılarla boğuşmuştur. Napolyon destekçisi olduğu için
ihanetle suçlanmış, ancak hiyeroglifleri çözdüğünde "Ben Mısır'ım,
Mısır da benim" demiştir. Onu en çok üzen şey, çalışmalarının kilise
tarafından "dinsizlik" olarak yaftalanması, en çok sevindiren
ise Kıpti / Coptic dilinin antik Mısır dilinin devamı olduğunu
kanıtlamasıdır.
- Thomas Young: İngiliz
bir hezarfen / polymath olan Young, hiyeroglifleri sadece
entelektüel bir bilmece / puzzle olarak görmüştür. Quaker
disipliniyle yetişmiş, soğukkanlı ve mesafeli bir kişiliğe sahiptir. Mısır
dinini "depravite / depravity" (yozlaşma) olarak
nitelendirmiş ve bu antik kültüre karşı küçümseyici bir tavır takınmıştır.
- William Bankes: Philae
obeliskini / Philae obelisk İngiltere’ye getiren kişidir. Macera
dolu bir hayat sürmüş, ancak cinsel eğilimleri nedeniyle (eşcinsellik
suçlamaları / sodomy arrests) İngiltere'den kaçmak zorunda
kalmıştır. Onun topladığı yazıtlar, Champollion'un "Cleopatra"
ismini deşifre etmesinde kilit rol oynamıştır.
5. Kutsal Kitaplardaki Yeri ve Arkeolojik
Psikoloji
İnsan psikolojisi, Rosetta Taşı’na "kutsal
bir emanet" / relic gibi yaklaşmıştır. Bunun nedeni, taşın sunduğu
bilginin kutsal kitaplardaki mucizeleri (Nil'in kan gölüne dönmesi, kurbağa istilası vb.)
tarihsel bir zemine oturtma umududur. Ancak Champollion'un analizi,
Yusuf peygamberin Mısır'daki yükselişinin ancak Mısır'ın kendi iç dinamikleri
ve hiyerarşisiyle anlaşılabileceğini ortaya koyarak, teolojiyi seküler / secular
bir tarih bilimiyle harmanlamıştır.
Zamanın Labirentinde Rosetta: Firavunlar ve
Peygamberlerin İzinde Bir Kronoloji
" Rosetta Taşı'nın / Rosetta Stone
sunduğu somut tarihsel veriler ile kutsal kitaplarda anlatılan peygamberlerin
kronolojik olarak hangi firavunlar dönemine denk geldiği " konusuna giriş
yapıldığında, bilimin soğuk graniti ile inancın kadim anlatıları arasında
büyüleyici bir köprü kurulduğu görülür. Rosetta Taşı, bizzat Hz. Musa veya Hz.
Yusuf’tan bahsetmese de, bu şifrenin çözülmesi sayesinde okunan papirüsler ve
anıtlar, peygamberlerin yaşadığı dönemlerin sosyo-kültürel / socio-cultural
yapısını gün yüzüne çıkarmıştır.
1. Kadim Bir Sırrın Kronolojik Anatomisi
Aşağıdaki liste, yüklenmiş kaynaklar ışığında,
Mısır tarihinin önemli dönemeçlerini, firavunları ve onlarla ilişkilendirilen
dini figürleri kronolojik olarak sıralamaktadır:
- M.Ö. 2686–2181 (Eski Krallık / Old
Kingdom): Hiyerogliflerin en saf formuyla anıtlara
kazındığı, Büyük Piramit ve Sfenks’in / Sphinx inşa edildiği dönem.
Bu dönem, insanoğlunun ölümsüzlük arzusunun taşa en görkemli kazınışıdır.
- M.Ö. 1700–1550 (Hiksoslar / Shepherd
Kings ve Hz. Yusuf): Champollion’un analizine göre, Hz. Yusuf’un
Mısır sarayında yükselmesi ancak bu yabancı hanedan döneminde mümkün
olabilirdi. Yabancı kökenli birinin (Yusuf), yerli bir Mısır
firavununun sarayında vezir mertebesine ulaşması psikolojik olarak ancak
başka bir yabancı otoritenin (Hiksoslar) yönetimi altında rasyonel bir
açıklama bulabilir.
- M.Ö. 1478–1458 (Kraliçe Hatshepsut):
Champollion’un deşifre ettiği en ilginç figürlerden biridir. Bir kadın
olmasına rağmen firavun kıyafetleri giymiş ve takma sakal / false beard
takmıştır. Ölümünden sonra isminin tarihten silinmeye çalışılması,
Mısır’daki ataerkil / patriarchal hafızanın ne kadar acımasız
olabildiğini gösterir.
- M.Ö. 1352–1336 (Akhenaten -
"Mülhit" / Heretic Firavun): Tek
tanrılı bir inanç sistemine (Aten) geçiş yapmaya çalışmıştır. Bu durum,
bazı çevrelerde Hz. Musa’nın getirdiği tevhid inancının tarihsel bir
öncüsü olarak değerlendirilir.
- M.Ö. 1279–1213 (II. Ramesses / Ramesses
II ve Hz. Musa): Kaynaklar Ramesses’i "Mısır'ın en kudretli
firavunu" ve "Ozymandias" olarak tanımlar. Kutsal
kitaplarda adı geçen, İsrailoğulları'na zulmeden ve Hz. Musa ile karşı
karşıya gelen "kibirli firavun" figürünün en güçlü adayıdır.
Ramesses'in sınırsız egosu, 100'den fazla çocuğu ve kendisini devasa
heykellerle tanrılaştırması, insan psikolojisindeki "mutlak güç ve
bozulma" dengesinin zirvesidir.
- M.Ö. 522 (Pers fethi ve Cambyses): Mısır'ın
bağımsızlığını kaybettiği ve hiyerogliflerin yavaş yavaş "gizli bir
yazı" / cipher haline geldiği dönemin başlangıcıdır.
- M.Ö. 196 (V. Ptolemy Epiphanes ve Rosetta
Taşı): Taşa adını veren firavundur. Sadece on dört
yaşında tahta çıkmış, rahiplerle yaptığı stratejik bir pazarlık / bargain
sonucu bu taşın dikilmesini emretmiştir. Metin, kralın vergileri azaltması
ve tapınaklara bağış yapması üzerine kurulu bir propaganda belgesidir.
2. Şahısların Psikolojik ve Tarihsel Portreleri
" Bu kronolojinin arkasındaki dehaların
zihinsel dünyası " analiz edildiğinde, Jean-François Champollion ve Thomas
Young'ın kişilikleri bu taşın deşifre süreci kadar dramatiktir.
- Jean-François Champollion:
Çocukluğu yoksulluk ve devrim sancıları içinde geçmiştir. Hiyerogliflerin
sırrını çözmek onun için bilimsel bir başarıdan öte, varoluşsal bir
takıntıydı.. "Ben Mısır’ım, Mısır da benim" sözü, onun bu
kültüre duyduğu derin aşkın ve psikolojik özdeşleşmenin kanıtıdır. 1832'de
kırk bir yaşında öldüğünde, arkasında binlerce yıllık dilsiz taşları
konuşturacak bir anahtar bırakmıştır.
- Thomas Young:
Döneminin "her şeyi bilen son adamı" / the last man who knew
everything olarak anılır. Işığın dalga teorisini keşfeden bir fizikçi
ve tıp doktorudur. Mısır çalışmalarına bir "zeka egzersizi" veya
"zorlu bir bulmaca" / puzzle olarak yaklaşmıştır.
Champollion'un aksine, Mısır dinini "yozlaşmış bir batıl inanç"
olarak görmesi, onun bu medeniyete karşı mesafeli ve soğukkanlı bir
İngiliz disipliniyle yaklaşmasına neden olmuştur.
3. Gizemli Durumlar ve İlgili Konular
" Rosetta Taşı ve semavi anlatılar
arasındaki en gizemli durum ", Hz. Musa dönemindeki firavunun isminin
bizzat taş üzerinde yazmamasıdır. Ancak Rosetta Taşı'nın çözülmesi,
"Canopus Taşı" / Canopus Stone gibi diğer buluntuların
okunmasını sağlamış ve bu sayede firavun listeleri doğrulanmıştır.
Mısır hiyeroglifleri sadece birer yazı değil,
aynı zamanda düşünce ile imajın, ses ile sembolün iç içe geçtiği "görsel
bir şiir" / visual poetry olarak kabul edilir.. Bu şifrenin
kırılması, Hz. Yusuf'un saraydaki konumundan Hz. Musa'nın saraydan ayrılışına
kadar olan sürecin arkeolojik zeminini oluşturmuştur.
İlgili Konuları Hatırlatma
Rosetta Taşı'nın çözümüyle birlikte Kıpti / Coptic
dilinin önemi anlaşılmıştır. Kıpti dili, firavunlar dönemi Mısır dilinin son
evresidir ve Champollion bu dili kullanarak hiyerogliflerin ses değerlerini
bulmuştur. Ayrıca, II. Ramesses'in meşhur heykellerinin (Abu Simbel) keşfi,
firavunların kendilerini nasıl "sonsuz birer güneş" olarak
gördüklerini tüm dünyaya kanıtlamıştır.
Nil'in Kıyısındaki Kutsal Ayaklar: Peygamberlerin
Mısır'daki İzleri ve Arkeolojik Gerçekler
" Peygamberlerin Antik Mısır'daki
yaşantısına dair tarihsel ve arkeolojik veriler " konusuna giriş
yapıldığında, kutsal kitaplardaki anlatıların Rosetta Taşı'nın / Rosetta
Stone çözülmesinden sonra elde edilen papirüs kayıtları ve anıt
yazıtlarıyla nasıl bir paralellik gösterdiği daha net anlaşılmaktadır. Bu
veriler, sadece dini birer figür olan peygamberleri değil, onların içinde
yaşadığı sosyo-politik / socio-political yapıyı ve karşı karşıya
geldikleri firavunların psikolojik portrelerini de gün yüzüne çıkarmaktadır.
1. Hz. Yusuf ve "Yabancı" Hanedanlar
Dönemi
Hz. Yusuf'un Mısır hiyerarşisindeki olağanüstü
yükselişi, Mısır bilimciler tarafından genellikle Hiksoslar / Shepherd Kings
(M.Ö. 1700–1550) dönemiyle ilişkilendirilir. Jean-François Champollion'un
analizlerine göre, yerli bir Mısır firavununun yabancı kökenli birini (Yusuf
peygamberi) vezirlik makamına getirmesi rasyonel / rational bir durum
değildir.
Joseph'in yükselişi ancak Mısır'ın dışarıdan
gelen ve kendileri de "Bedevi Araplar" olarak nitelendirilen
Hiksoslar tarafından yönetildiği bir dönemde mümkün olabilirdi. Yabancı
bir otoritenin, yerel halka güvenmek yerine başka bir yabancıyı (Yusuf) idari
mekanizmanın tepesine yerleştirmesi hayatta kalma stratejisinin bir parçasıdır.
İlginç bir
edebi veri olarak, M.Ö. 1300 yılına tarihlenen "İki Kardeşin
Hikayesi" / The Two Brothers adlı papirüs metni, Hz. Yusuf'un
Züleyha ile olan kıssasındaki ana motifi (iffetli bir gencin, efendisinin
karısı tarafından baştan çıkarılmaya çalışılması) birebir barındırmaktadır. Bu durum,
peygamberlerin hayatındaki olayların o dönemin kültürel hafızasında derin izler
bıraktığını göstermektedir.
2. Hz. Musa ve II. Ramesses: Mutlak Gücün
Çatışması
Egzotik ve görkemli Antik Mısır tarihinde Hz.
Musa ile ilişkilendirilen en güçlü figür II. Ramesses'tir / Ramesses II (M.Ö.
1279–1213). Ramesses, kaynaklarda "Mısır'ın en kudretli firavunu"
olarak tanımlanır ve bizzat kendi yazıtlarında düşmanlarını "falcon"
/ şahin gibi avladığını anlatır.
II. Ramesses'in Şahsiyet Analizi:
- Kişilik ve Yaşayış: Ramesses,
sınırsız bir ego ve narsisizm / narcissism sembolüdür. 100 erkek,
60 kız çocuk sahibi olması ve her anıta kendi adını kazıması (bazı
durumlarda eski kralların adını silerek kendi adını yazması), onun
ölümsüzlük tutkusunu / obsession belgeler.
- Psikolojik Travma ve Tepki: Onun
için her anıt bir "Devasa Firavundan Sakının" / Beware of
Pharaoh tabelası hükmündedir. Kutsal kitaplarda Firavun'un "Tanrı
da kimmiş ki ona itaat edeyim?" şeklindeki meydan okuması,
Ramesses'in yazıtlarındaki kibirli tonla tam bir psikolojik uyum
içindedir.
- Aşırılıklar:
Ölümünden sonra isminin silinmesinden o kadar korkmuştur ki, heykellerinin
göğsüne ve yüzüne adını çok derin bir şekilde oydurmuştur; böylece
halefleri / successors bunları kolayca kazıyamasın istemiştir.
3. Kutsal Metinlerdeki Kronolojik Labirentler
Halk arasında
yaygın olan bir yanlış inanç, piramitlerin İsrailoğulları köleleri tarafından
inşa edildiğidir. Ancak arkeolojik kronoloji / chronology, Büyük
Piramit'in Hz. Musa'nın döneminden tam bin yıl önce inşa edildiğini kesin
olarak kanıtlamaktadır. Bu durum, Hollywood filmlerinin yarattığı hatalı bir
tarih algısıdır.
" Hz.
Musa'nın hiyeroglifleri bilip bilmediği " tartışıldığında, bazı bilginler
(Sharpe ve Bandini gibi) hiyerogliflerin Musa'nın on emri yazdığı dilin temeli
olduğunu varsaymışlardır. Musa'nın Mısır sarayında eğitim almış olması, onun bu
"Tanrıların Sözleri" / words of the gods sistemine hakim
olduğu fikrini teorik olarak güçlendirmektedir.
4. Akhenaten ve Tek Tanrıcılığın Şafağı
M.Ö. 1352–1336 yıllarında hüküm süren
Akhenaten'in din devrimi (Güneş diski Aten'e tapınma), bazı tarihçiler
tarafından Hz. Musa'nın getirdiği tevhid inancının tarihsel bir öncüsü veya
etkileşim noktası olarak değerlendirilir. Akhenaten'in sarayındaki mülhit / heretic
atmosfer, peygamberlerin Mısır'daki monoteist / monotheist
mücadelelerinin arkeolojik bir yansıması olarak görülmektedir.
Gizemli Durumlar ve İlgili Konular
- Hatshepsut'un Silinmeye Çalışılan Anısı: Bir
kadın firavun olarak tarihten tamamen silinmeye çalışılan Hatshepsut'un
hikayesi, Antik Mısır'ın toplumsal hafızayı manipüle / manipulate
etme konusundaki acımasızlığını gösterir.
- Anakah Bilmecesi: İncil'de (Levitikus) geçen
ve Musa döneminde yasaklanan hayvanlardan biri olan "anakah"
kelimesinin gerçekte hangi hayvana (kirpi, kertenkele veya fare) tekabül
ettiği hala çözülememiş bir dilbilimsel gizemdir.
- Tapınak Gelenekleri: Bazı
kaynaklarda geçen tapınak fahişeliği ve kadın sünneti / cliteroctomy
gibi aşırılıklar, o dönemin dini yapısının karanlık ve normal olmayan
taraflarına işaret eder.
Nil'in Karanlık Sırları: Dokuz Mucize ve Sihirbaz
Prenslerin Entelektüel Savaşı
" Hz.
Musa’nın / Moses dokuz mucizesinin Antik Mısır’ın teolojik hiyerarşisine
ve firavun otoritesine karşı bir meydan okuma olarak yorumlanması " konusuna
giriş yapıldığında, bu sürecin aslında bir "işaretler savaşı" olduğu
görülür. Kaynaklarda hiyerogliflerin "tanrıların sözleri" / words
of the gods olarak kabul edilmesi ve her bir sembolün evrensel bir hikmeti
barındırdığına dair kadim inanç, Hz. Musa’nın mucizelerinin neden bu kadar
yıkıcı bir etki yarattığını açıklar. Mısır medeniyeti, doğa olaylarını ve
krallık gücünü belirli ilahlarla özdeşleştirmişti; bu nedenle her bir mucize,
aslında bu tanrısal güçlerden birinin " tartıda hafif geldiğinin / weighed
in the balance and found wanting " kanıtıydı.
1. Sihrin Zirvesi ve Başlangıcı: Khaemwaset ve
Thoth'un Mirası
Mısır’da sihrin / magic ve gizli
bilimlerin en ileri seviyeye ulaştığı ve bizzat firavun soyundan gelen
figürlerle özdeşleştiği dönem, genellikle II. Ramesses’in oğlu olan Prens
Khaemwaset (M.Ö. 1230 civarı) ile zirveye ulaşmıştır. Kaynaklar
Khaemwaset’i sıradan bir prens değil, bir "hezarfen" / polymath
ve "büyücü-bilgin" olarak tasvir eder.
Khaemwaset,
atalarının yıkılmaya yüz tutmuş piramitlerini restore ederken, aslında geçmişin
karanlık ve tehlikeli bilgisine ulaşmaya çalışıyordu. O, yazının ve
hikmetin tanrısı Thoth tarafından bizzat yazıldığına inanılan "Büyü
Kitabı"nı / Book of Thoth bulmak için mezarları ve gizli mahzenleri
talan etmiştir. Bu kitap, okuyucusuna gökyüzünün, yeryüzünün ve yeraltı
dünyasının tüm dillerini anlama gücü vaat ediyordu. Mısır hiyerarşisinde sihir,
sadece illüzyon değil, evrenin dokusuna müdahale etme yeteneği olarak
görülüyordu ve bu takıntı, Khaemwaset döneminde bir devlet politikası ve
rahiplik uzmanlığı haline gelmişti.
2. Şahısların Analitik Portreleri
II. Ramesses:
Mutlak Egonun Timsali
- Kişilik ve Yaşayış:
Ramesses, Mısır’ın gördüğü en kudretli ve en narsist firavundur. 66 yıllık
saltanatı boyunca Mısır’ın her yerine "Dehşetin Babası" / Abu
Hol (Sfenks) gibi devasa heykellerini diktirmiş ve kendisini
tanrılarla bir tutmuştur.
- Psikolojik Travma ve Korku: Gelecek
nesiller tarafından unutulma korkusu onda bir saplantıya / obsession
dönüşmüştü; bu yüzden eski kralların isimlerini silip kendi ismini
kazımış, kendi heykellerinin göğsüne ismini o kadar derin oydurmuştur ki
kimse silemesin.
- Ailevi Yaşamı: 100 oğlu
ve 60 kızıyla devasa bir hanedan kurmuş, en çok sevdiği eşi Nefertari için
muazzam bir mezar inşa ettirmiştir.
Prens
Khaemwaset (Setne): Karanlığın Bilgini
- Düşünce ve Eleştiri:
Babasının askeri zaferlerinin aksine, o geçmişin ruhuna ve hiyerogliflerin
gizli dünyasına odaklanmıştır.
- Hayal Dünyası ve Travmalar:
Kaynaklar, onun bir büyü kitabını ele geçirdikten sonra hayalle gerçek
arasında kaybolduğu, zina ve cinayet içeren dehşet verici rüyalar gördüğü
bir "psikolojik kaos" içinde olduğunu anlatır. Onun hikayesi,
yasak bilgi meyvesini tatmanın getirdiği varoluşsal bir karanlıktır.
3. Mucizeler ve Putların Yıkılışı
Antik Mısır’ın "dokuz tanrı" / Ennead
sistemi (Heliopolis Tanrıları), evrenin işleyişini temsil ediyordu. Hz.
Musa’nın mucizeleri (Nil’in kana dönmesi, çekirge istilası, karanlık vb.), bu
sistemin koruyucu tanrılarını etkisiz kılarak firavunun "mutlak
koruyucu" imajını yerle bir etmiştir.
- Nil'in
Kan Olması:
Hayat veren tanrı Hapi'nin yenilgisidir.
- Karanlık
Mucizesi: Güneş
tanrısı Ra’nın / Pre ışığının kesilmesidir.
- Sihirbazların
Yenilgisi:
Firavun sarayındaki sihirbazların / magicians Hz. Musa’nın asası
karşısındaki acziyeti, Mısır’ın binlerce yıllık "kelam gücünün"
/ heka iflasını simgeler.
Mısır rahipleri, hiyerogliflerin her birinin bir
ruhu olduğuna ve doğru telaffuz edildiğinde tanrıları köle yapabileceğine
inanıyordu. Bu "kelam sihri" / words of power,
Hz. Musa’nın mucizeleriyle karşılaştığında sadece " dilsiz birer taş
parçasına " dönüşmüştür.
İlgili Konular ve Hatırlatmalar
Bu süreçle ilgili olarak, Rosetta Taşı’nın
deşifre edilmesinin aslında bu mucizelerin geçtiği dünyayı "tekrar
konuşturma" eylemi olduğu unutulmamalıdır. Champollion’un
"Hatshepsut" gibi tarihten silinmeye çalışılan bir kadın firavunu keşfetmesi,
firavunların tarihi nasıl manipüle / manipulate edebildiğinin en büyük
kanıtıdır. Ayrıca, sihir
ve tıp arasındaki ince çizgi, Ebers Papirüsü gibi belgelerde görülen "saç
dökülmesi ve iktidarsızlık" kürleriyle popüler kültürün bir parçası haline
gelmiştir.
Kaynaklar
|
Adkins, L., & Adkins, R.
(2000). The keys of Egypt: The race to crack the hieroglyph code. New
York: HarperCollins. |
|
Buchwald, J. Z., &
Josefowicz, D. G. (2020). The riddle of the Rosetta: How an English
polymath and a French polyglot discovered the meaning of Egyptian hieroglyphs.
Princeton University Press. |
|
Dolnick, E. (2021). The
writing of the gods: The race to decode the Rosetta Stone. New York:
Scribner. |
|
Meyerson, D. (2004). The
linguist and the emperor: Napoleon and Champollion's quest to decipher the
Rosetta Stone. Ballantine Books. |
|
Ray, J. (2007). The Rosetta
Stone and the rebirth of Ancient Egypt. Cambridge, MA: Harvard University
Press. |
|
Robinson, A. (2006). The last
man who knew everything: Thomas Young, the anonymous polymath who proved
Newton wrong, explained how we see, cured the sick, and deciphered the
Rosetta Stone. New York: Pi Press. |
|
Robinson, A. (2006). The last
man who knew everything: Thomas Young, the anonymous polymath who proved
Newton wrong, explained how we see, cured the sick, and deciphered the
Rosetta Stone. Pi Press. |
|
Wallis Budge, E. A. (1922). The
Rosetta Stone. British Museum Publications (Revised 1950). |
Not: Bazen Büyük Dosyaları tarayıcı açmayabilir...İndirerek okumaya Çalışınız.

Yorumlar
Yorum Gönder