Suçun Napolyonu: Bir Sahtekârın İhtişamlı Yükselişi ve Hüzünlü Sonu
"Adam Worth’ün hayat hikâyesini kronolojik
bir düzlemde incelediğimizde, karşımıza bir suçludan ziyade, Viktorya döneminin
katı sınıf kurallarına meydan okuyan, zekâsını bir silah/weapon gibi kullanan
trajik bir figür çıkar."
Kronolojik Yaşam Öyküsü ve Dönüm Noktaları
Adam Worth,
1844 yılında Doğu Almanya'da Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir (Macintyre,
1998, s. 35). Henüz beş yaşındayken ailesiyle birlikte Amerika Birleşik
Devletleri'ne, Massachusetts eyaletinin Cambridge şehrine göç etmiştir. Terzi
olan babasının yoksul evinde geçen çocukluğu, onun zihninde her zaman bir
kaçış/escape arzusu uyandırmıştır.
- 1858-1860: On dört
yaşında evden kaçarak Boston ve New York'ta "başıboş/vagabond"
bir yaşam sürmeye başlamıştır (Macintyre, 1998, s. 46-47).
- 1861-1865: Amerikan
İç Savaşı sırasında Birlik Ordusu'na katılmış, ancak 1862'deki İkinci Bull
Run Muharebesi'nde resmî kayıtlara "öldü" olarak geçmiştir
(Macintyre, 1998, s. 54). Bu, onun ilk reenkarnasyonu olmuş ve savaşı bir
"ikramiye avcısı/bounty jumper" olarak, sürekli isim değiştirip
firar ederek kârla kapatmıştır (Macintyre, 1998, s. 55).
- 1860’ların Sonu: New
York'un yeraltı dünyasında "Küçük Adam/Little Adam" olarak
tanınan usta bir yankesiciye dönüşmüştür. 1864'te Sing Sing hapishanesine
girmiş ancak kısa sürede firar etmeyi başarmıştır (Macintyre, 1998, s.
73-75).
- 1869: Boston'daki Boylston Ulusal
Bankası'ndan yaklaşık 1 milyon dolar çalarak tarihin en büyük
soygunlarından birine imza atmıştır (Macintyre, 1998, s. 109).
- 1871-1875: Paris'te
"Amerikan Bar" adında lüks bir kumarhane işletmiş, ardından
Londra'ya geçerek Piccadilly'de
zengin bir İngiliz beyefendisi olan "Henry J. Raymond"
kimliğine bürünmüştür (Macintyre, 1998, s. 133, 173).
- 1876: Thomas
Gainsborough’nun ünlü "Devonshire Düşesi" tablosunu çalmış ve bu
tabloyla yirmi beş yıl sürecek gizemli bir bağ kurmuştur (Macintyre, 1998,
s. 260).
- 1880-1892: Güney
Afrika'da elmas soygunları yapmış ve lüks içinde yaşamıştır. Ancak 1892'de Belçika'nın Liège
kentinde bir posta arabasını soyarken yakalanmış ve yedi yıl hapse mahkûm
edilmiştir (Macintyre, 1998, s. 369, 435, 473).
- 1902:
Londra'da, beş parasız ama çocuklarına kavuşmuş bir şekilde hayata
gözlerini yummuştur (Macintyre, 1998, s. 670).
İlişkiler Ağı: Sadakat ve İhanet
Worth'ün hayatındaki en önemli figür,
"hayatının aşkı" olan İrlandalı barmaid Kitty Flynn'dir (Macintyre,
1998, s. 120). Worth, Kitty'yi yoksulluktan çekip almış, onu lüks ve eğitimle
bir cemiyet hanımefendisine dönüştürmeye çalışmıştır. Ancak Kitty, Worth’ün
korumacı ve kontrolcü tavrından sıkılarak zengin bir Kübalı şeker tüccarıyla
evlenmiş, bu durum Worth’ün kalbinde ölene dek sürecek bir yara/canker
bırakmıştır (Macintyre, 1998, s. 310, 315).
Suç dünyasındaki ortağı "Piyano"
Charley Bullard, yetenekli bir kasa hırsızı olmasına rağmen alkol bağımlılığı
nedeniyle Worth için her zaman bir endişe kaynağı olmuştur (Macintyre, 1998, s.
100, 177). Öte yandan, akıl hocası "Marm" Mandelbaum, ona suçun bir
"iş/business" olarak nasıl yönetileceğini öğretmiştir (Macintyre,
1998, s. 84).
En büyük düşmanı olan Max Shinburn, Worth'ün
nezaketine ve entelektüel derinliğine sahip olmayan, kibirli bir
"Baron" tiplemesidir. Shinburn, Worth’ü Belçika polisine ihbar ederek
onun hapse girmesine neden olmuş, Worth bu ihaneti asla affetmemiştir
(Macintyre, 1998, s. 444, 475).
Suç Dünyasında Yarattığı Durum Değişikliği
Adam Worth,
suç dünyasının "Napolyonu" olarak anılmayı hak edecek bir sistem
kurmuştur. O, kaba kuvvet yerine zekâyı, silah yerine planlamayı koymuştur. “Beyni
olan bir adamın ateşli silah taşımasına gerek yoktur” düşüncesi onun temel
felsefesiydi (Macintyre, 1998, s. 682).
Worth, merkezi
bir kumanda yapısı kurarak, alt düzey suçluların tepedeki ismi asla bilmediği
bir "suç temizleme evi/clearing house" oluşturmuştur (Macintyre,
1998, s. 179). Bu yöntemle, yakalanma riskini minimuma indirmiş ve onlarca yıl
boyunca Scotland Yard'ın burnunun dibinde yakalanmadan yaşayabilmiştir. Onun bu
stratejik dehası, Sir Arthur Conan Doyle'un ünlü Sherlock Holmes düşmanı Profesör
Moriarty karakterine doğrudan ilham kaynağı olmuştur (Macintyre, 1998, s.
19, 521).
Yahudi Kökenleri ve Devlet Adamlarıyla İlişkiler
Worth, Alman-Yahudi kökenlerinden her zaman utanç
duymuş ve bu kimliğini lüks bir İngiliz aristokrat maskesiyle örtmeye
çalışmıştır (Macintyre, 1998, s. 39). Viktorya dönemi toplumunda bir Yahudi
olarak kabul görmeyeceğini bildiği için, asıl amacı "saygınlık/respectability"
satın almaktı (Macintyre, 1998, s. 184).
Devlet adamlarıyla ilişkileri genellikle dolaylı
ve manipülatif olmuştur. Örneğin, Londra'daki saygın Henry J. Raymond
kimliğiyle, komşularını ve cemiyetin ileri gelenlerini evinde ağırlamış,
onlarla bir centilmen gibi etkileşim kurmuştur (Macintyre, 1998, s. 186). Hatta
Galler Prensi (geleceğin Kralı VII. Edward) ile aynı sosyal ortamlarda, onun
yaşam tarzını taklit ederek varlık göstermiştir (Macintyre, 1998, s. 380). En
büyük finansal rakibi sayılabilecek J. Pierpont Morgan ise, Worth’ün çaldığı
tabloyu ondan sonra satın alan kişi olarak tarihe geçmiştir (Macintyre,
1998, s. 612, 668).
Hayaller ve Pişmanlıklar
Worth’ün en büyük hayali, yoksul geçmişini
tamamen silmek ve çocuklarına "dürüst ve saygın" bir baba olarak
dönebilmekti (Macintyre, 1998, s. 544). İhtişamlı bir maske arkasında
saklanan sefalet onun hayatının özeti gibidir. En büyük pişmanlığı, karısının onun gerçek
kimliğini öğrendikten sonra akıl sağlığını kaybetmesi ve çocuklarının bir
"hırsızın çocukları" olarak yaftalanma riskidir (Macintyre,
1998, s. 478, 539). Belçika hapishanesinde geçirdiği yıllar, ona paranın her
şeyi kontrol edemeyeceğini ve gerçek sadakatin satın alınamayacağını
öğretmiştir.
Ölümü, Vasiyeti ve Takipçileri
Worth, 8 Ocak 1902'de Londra'da akciğer
tüberkülozu ve kalp yetmezliğinden öldüğünde, resmî kayıtlara "bağımsız
gelir sahibi/independent means" bir beyefendi olarak geçmiştir (Macintyre,
1998, s. 671). Highgate Mezarlığı'nda isimsiz, sıradan bir mezara gömülmüştür.
Ölmeden önceki tek vasiyeti, çocuklarının (Harry ve kızı) Pinkerton tarafından
korunması ve onların dürüst bir hayat sürmesinin sağlanmasıydı (Macintyre,
1998, s. 667).
Suç
dünyasındaki takipçileri arasında, onun nezaketini ve şiddet karşıtı
yöntemlerini benimseyen "ipek eldivenli hırsızlar/silk glove men"
geleneği oluşmuştur (Macintyre, 1998, s. 381). Ancak en ilginç
takipçisi, ironik bir şekilde oğlu Harry Raymond olmuştur. Harry, babasını
yakalamaya çalışan Pinkerton Dedektiflik Ajansı'na katılarak bir dedektif olmuş
ve babasının adını yasal yollardan temize çıkarmaya çalışmıştır (Macintyre,
1998, s. 685). Kitty Flynn’in torunu Juan Trippe ise Pan American
Havayolları’nı kurarak, dedesinin "geniş vizyonlu" ama riskli iş
kurma yeteneğini iş dünyasına taşımıştır (Macintyre, 1998, s. 685).
Adam Worth'ün
hikâyesi, bir hırsızın portresinden ziyade, her zaman "başka biri"
olmaya çalışan bir adamın hüznünü yansıtır. Belki de çalmayı başaramadığı tek
şey, kendi vicdanının huzuruydu.
Beyin Gücüyle Yönetilen Karanlık Bir Saltanat: Adam
Worth’ün Şiddetsiz Suç Yasaları
"Adam Worth, Viktorya döneminin yeraltı
dünyasını kaba kuvvetle/brute force değil, keskin bir zekâ ve sarsılmaz bir
disiplinle dize getirmiş, tarihin gördüğü en nev-i şahsına münhasır suç
imparatorlarından biriydi."
Zekânın Mutlak Üstünlüğü ve Ateşli Silahlara Veda
Adam Worth’ün suç dünyasında devrim yaratan en
temel kuralı, şiddeti tamamen reddetmesidir. O, kariyeri boyunca asla bir silah
taşımamış ve hiçbir kurbanının hayatını tehlikeye atmamıştır,. Worth'ün felsefesine göre, Zekâ,
her türlü kaba kuvvetten ve ateşli silahtan daha ölümcül bir araçtır.
O, suç ortaklarına sürekli olarak şu öğüdü verirdi: “Beyni olan bir adamın ateşli silah taşımasına
gerek yoktur; çünkü her zaman zekânın hızlı kullanımıyla bulunabilecek daha iyi
bir yol vardır”,.
Worth’ün şiddet karşıtlığı sadece ahlaki bir
duruş değil, aynı zamanda stratejik bir tercihti. Şiddet içeren suçların
polisin ve kamuoyunun çok daha fazla dikkatini çektiğini ve cezaların çok daha
ağır olduğunu biliyordu (Macintyre, 1998, s. 80). Belki de o, suçu bir sanat
formu/art form olarak görüyor ve kan dökülmesini bu sanatın estetiğini bozan
bir kusur sayıyordu. Bu disiplin, onun Scotland Yard’ın burnunun dibinde on
yıllarca yakalanmadan yaşamasını sağlayan en büyük kalkanı olmuştur.
Piramidal Yapı ve Görünmezlik Yasası
Worth, suç dünyasında bir "suç temizleme
evi/clearing house" gibi çalışan merkezi bir kumanda yapısı kurmuştur. Bu
sistemin kuralları son derece katıdır:
- Hiyerarşik Gizlilik: Worth’ün
organizasyonunda görev alan alt düzey suçlular, tepedeki ismin kim
olduğunu asla bilmezlerdi. Emirler aracı kişiler vasıtasıyla iletilir,
böylece bir operasyon ters gittiğinde Worth’e ulaşacak tüm izler önceden
silinmiş olurdu.
- Temiz İşçilik (Neat Job): Worth,
arkasında hiçbir karmaşa/mess bırakmayan, "beyefendi hırsız"
imajına uygun operasyonları şart koşardı. Kasa hırsızlığında kaba
patlayıcılar yerine, zekice tasarlanmış aletleri veya hassas dokunuşları
tercih ederdi.
- Hedef Seçimi: Worth’ün bir diğer kuralı,
sadece parası olanlardan ve kaybetmesi hayatını karartmayacak kurumlardan
çalmaktı. O,
asla yoksul birini soymamış veya masum birine zarar vermemiştir,.
Sadakat, Alkol ve Disiplin: Bir "Suç
Lordu"nun Etik Kodları
Worth, suç ortaklarından sarsılmaz bir sadakat
bekler ve bunu kendisi de bizzat uygulardı. Pinkerton’ın ifadesiyle o, "asla bir arkadaşını veya
suç ortağını yarı yolda bırakmamıştır". Örneğin, sahtekârlık
çetesini İstanbul’da bir hapishaneden kurtarmak için tüm servetini rüşvet
olarak dağıtmış ve kendisini geçici bir yoksulluğun eşiğine getirmiştir,.
Kişisel yaşamında ve işlerinde uyguladığı diğer
kurallar ise şunlardı:
- Ayıklık (Sobriety): Worth,
suç dünyasında alkolün hatalara ve "ötmelere/squealing" neden
olduğunu bildiği için kendisi alkolden uzak durur ve ekibinin de ayık
olmasını isterdi,. Bu kuralı sadece hayatının son dönemlerinde, yaşadığı
ağır depresyonlar sırasında bozmuştur,.
- Saygınlık Maskesi: Bir
suçun başarılı olması için en büyük kuralın, "saygın bir beyefendi
gibi yaşamak" olduğuna inanırdı,. Bu amaçla, The New York Times'ın
kurucusu Henry J. Raymond’ın adını çalmış ve Londra’nın kalbinde
aristokratik bir yaşam kurmuştur,.
Psikolojik Temeller: Penny Tokadından
İmparatorluğa
İnsan psikolojisi verilerine göre, Worth’ün bu
katı kurallara olan bağlılığı, çocukluk travmalarına dayanmaktadır. Altı
yaşındayken bir okul arkadaşıyla yaptığı bir "penny" takası yüzünden
babasından yediği acımasız tokat, onun zihninde "bir daha asla kimsenin kendisini
kandırmaması" kuralını perçinlemiştir,. Bu travma, onda aşırı bir
kontrol tutkusu ve sınıf atlama arzusu yaratmıştır.
Worth için hırsızlık, sadece para kazanmak değil,
aynı zamanda kendisini dışlayan aristokratik toplumdan bir intikam alma ve o
toplumun içinde bir hayalet gibi, kuralları kendisi koyarak yaşama biçimiydi,. Suç,
Worth için toplumsal dışlanmışlığa karşı zekâ ile verilen bir cevaptı.
Zekânın ve Dışlanmışlığın Sentezi: Viktorya Dönemi Suç
Dünyasında Yahudi Liderlik Fenomeni
"Liderlik vasıflarının hem yasal hem de
yasadışı alanlarda bu denli baskın bir şekilde ortaya çıkması, tesadüfi bir
durumdan ziyade sosyo-ekonomik baskıların, dışlanmışlığın ve üstün bir
stratejik zekânın / strategic intelligence birleşimiyle
açıklanabilir."
Sosyal Dışlanmışlık ve "Kendi Kurallarını
Koyma" İhtiyacı
Viktorya dönemi toplumu, katı sınıf ayrımları ve
etnik önyargılar üzerine inşa edilmişti. Adam Worth gibi Alman-Yahudi kökenli
göçmenler, Amerika’ya
geldiklerinde kendilerini en alt basamakta, "sefalet / destitution"
içinde bulmuşlardır (Macintyre, 1998, s. 35). Boston'un "Brahmin" olarak adlandırılan elit
tabakası (Macintyre, 1998, s. 43), göçmen unsurları medeni saflarının dışında
tutuyordu.
İnsan psikolojisi verilerine göre, toplum
tarafından sistematik olarak dışlanan ve "yabancı / alien"
muamelesi gören bireyler, hayatta kalabilmek ve statü kazanabilmek için mevcut
yasaların dışına çıkma eğilimi gösterebilirler. Henry Adams'ın gözlemiyle, bu "Ghetto"dan gelen
bireyler, en eski Amerikan ailelerinden daha keskin bir içgüdüye ve yoğun bir
enerjiye sahipti; çünkü kaybedecek hiçbir şeyleri yoktu ama kazanacakları bir
dünya vardı (Macintyre, 1998, s. 40). Bu bireyler için legal yollar
kapalı olduğunda, illegal yollar birer girişimcilik / entrepreneurship sahasına
dönüşmüştür.
Dışlanmış
birey, toplumun ona vermediği saygınlığı kendi yarattığı düzende zorla ya da
hileyle alır.
Kriminal Birer İş İnsanı Olarak Yahudi Liderler
Adam Worth ve Fredericka "Marm"
Mandelbaum gibi figürler, suçu kaba bir bilek gücü değil, bir "işletme / business"
olarak görmüşlerdir. Marm Mandelbaum, New York tarihindeki en başarılı
"çalıntı mal alıcısı / fence" olmuş ve suçu ilk kez bir
sendika / syndicate bazında örgütlemiştir (Macintyre, 1998, s. 84).
Mandelbaum’un başarısı, sadece mal alıp satmasında değil, bir "kriminal
salonist / underworld saloniste" olarak hâkimler, politikacılar ve
polislerle kurduğu karmaşık ilişkiler ağında saklıydı (Macintyre, 1998, s. 88).
Aynı şekilde Adam Worth, suç dünyasında bir
"merkezi temizleme evi / clearing house" yapısı kurarak,
modern kurumsal hiyerarşiyi yeraltına taşımıştır (Macintyre, 1998, s. 179).
Worth'ün şiddetten nefret etmesi ve sadece "zekâyı / brain"
bir silah olarak kullanması (Macintyre, 1998, s. 684), onun liderliğini diğer
kaba kuvvet yanlısı haydutlardan ayırmıştır.
Yahudi lider figürlerinin başarısı, kaotik bir
ortamda sistem kurabilme ve risk analizi yapabilme yeteneklerinden
kaynaklanmaktadır.
Psikolojik Travmalar ve Motivasyon Kaynakları
Adam Worth’ün çocukluğunda yaşadığı
"penny" olayı, onun tüm hayat felsefesini şekillendiren bir
travmadır. Altı yaşındayken bir okul arkadaşı tarafından kandırılarak yeni bir
penny karşılığında iki eski penny'sini vermesi ve ardından babasından yediği
acımasız dayak (Macintyre, 1998, s. 36), onda "bir daha asla
kandırılmama" ve "her zaman oyunun kurallarını belirleyen kişi
olma" takıntısı yaratmıştır.
Max Shinburn örneğinde ise durum, bir
"aristokrasi / aristocracy" arzusudur. Shinburn, hırsızlık
yaparken bile kendisini bir "Baron" olarak tanımlamış ve kazandığı
parayla sahte bir soyluluk unvanı satın almıştır (Macintyre, 1998, s. 95, 139).
Bu, aşağılık kompleksinin üstünlük kompleksine / superiority complex
dönüşmüş halidir.
Yoksulluk
içinde doğan dahi, zenginliği sadece bir amaç değil, geçmişindeki
aşağılanmaların bir intikamı olarak görür.
Komplo Teorileri ve Gerçekler Arasındaki Çizgi
Tarih boyunca Yahudilerin hem finans dünyasında
hem de suç dünyasında bu kadar ön planda olması, genellikle "dünyayı
yöneten gizli el" tarzı komplo teorilerine malzeme edilmiştir. Ancak
kaynaklar incelendiğinde, durumun gizli bir küresel ajandadan ziyade, tarihsel
zorunluluklarla ilgili olduğu görülür. Örneğin Marm Mandelbaum'un tasvirlerinde
kullanılan "ağır özellikler ve delici gözler" (Macintyre, 1998, s.
281), dönemin anti-semitik karikatürleştirme eğilimini yansıtır.
Gerçek olan şudur ki; Worth gibi isimler, Yahudi
kimliklerini lüks bir İngiliz centilmeni maskesi arkasında gizlemeye
çalışmışlardır (Macintyre, 1998, s. 31, 39). Onların liderliği, bir cemaat dayanışmasından ziyade,
bireysel dehanın toplumsal bariyerleri aşma çabasıdır. Worth’ün çaldığı
Gainsborough tablosunu 25 yıl boyunca saklaması, sadece bir hırsızlık değil, o
tablonun temsil ettiği "ulaşılamaz İngiliz soyluluğuna" sahip olma
takıntısıdır (Macintyre, 1998, s. 314).
Sonuç ve Analiz
Yahudi figürlerin liderlik rollerindeki
baskınlığı; yüksek entelektüel kapasite, yoğun çalışma disiplini ve azınlık
psikolojisinin getirdiği "en iyi olma" zorunluluğunun bir sonucudur.
Adam Worth, suçun "Napolyonu" unvanını sadece bir hırsız olduğu için
değil, yeraltı dünyasını rasyonalize ettiği ve modern bir ordu gibi yönettiği
için almıştır (Macintyre, 1998, s. 21, 523).
Liderliğin doğası, kuralları takip etmekten
ziyade kuralları yıkıp yeniden inşa etmektir ve bu isimler, bunu tarihin en
karanlık köşelerinde bile başarmışlardır.
Viktorya Dönemi Yeraltı Dünyasında Bir Sadakat ve
İhanet Destanı: Adam Worth’ün Kalp Ağrıları
"Adam Worth’ün hayat hikâyesini
incelediğimizde, onun suç dehasının ardında yatan asıl itici gücün, toplumsal
kabul görme arzusu ve bu arzuyla şekillenen fırtınalı kişisel ilişkileri
olduğunu görürüz.". Worth, sadece banka kasalarını değil, aynı zamanda
Viktorya döneminin katı ahlak duvarlarını da zorlamış, ancak en büyük yaraları
en yakınındakilerden almıştır.
Pygmalion’un Laneti: Kitty Flynn ve İmkânsız Aşk
Worth’ün
hayatındaki en merkezi figür ve tek gerçek aşkı, İrlandalı barmaid / barmaid
Kitty Flynn’dir. Worth, Kitty’yi Liverpool’da bir otel barında
bulduğunda, onun zekâsından ve hırsından büyülenmişti. Worth, Kitty’yi
yoksulluktan çekip alarak ona lüks bir hayat sunmuş ve onu bir cemiyet
hanımefendisine / lady dönüştürmeye çalışmıştır. Bu durum, psikolojik
açıdan bir "Pygmalion Kompleksi" olarak analiz edilebilir; Worth,
kontrol edebileceği ve kendi yarattığı düzene ait ideal bir kadın figürü inşa
etmek istemiştir.
Ancak Kitty, Worth’ün altın kafesinde kalmayı
reddetmiş ve onun ortağı Piano Charley Bullard ile evlenmiştir. Bu durum Worth
için ilk büyük duygusal ihanet / betrayal olsa da, o bu durumu
olgunlukla karşılamış ve onlarla bir ménage-à-trois / üçlü ilişki içinde
yaşamaya devam etmiştir. Kitty’nin sonunda Worth’ü tamamen terk ederek zengin
bir Kübalı şeker tüccarıyla evlenmesi, Worth’ün ruhunda ölene dek kapanmayacak
bir yara / canker açmıştır. Worth, kaybettiği Kitty’nin bakışlarını,
çaldığı Gainsborough tablosundaki Düşes’te aramış; tabloyu yirmi beş yıl
boyunca saklamasının asıl sebebi, bu nesneleşmiş aşkın hatırasıdır. İhtişamlı
bir maske arkasında saklanan duygusal sefalet Worth’ün hayatının en
trajik temasıdır.
Maskeli Bir Evlilik ve Tragedya: Bayan Henry
Raymond
Worth, Kitty’den sonra "Henry Raymond"
kimliğini pekiştirmek ve dürüst bir aile babası imajı çizmek için, Londra’da
bir pansiyon sahibinin kızıyla evlenmiştir. Bu kadın, Kitty’nin aksine zayıf ve
muhtaç / weak and clinging bir karakterdi. Worth, eşine karşı son derece
korumacı ve cömert davranmış, ancak asıl kimliğini ondan bir sır gibi
saklamıştır. Worth için bu evlilik, gerçek bir duygusal bağdan ziyade, çalınmış
bir saygınlık / respectability kılıfıdır.
Bu ilişkinin sonu tam bir yıkım olmuştur. Worth,
Belçika’da hapisteyken, en büyük ihanet ortağı Johnny Curtin’den gelmiştir.
Curtin, Worth’ün kendisine emanet ettiği eşini baştan çıkarmış, Worth’ün tüm
servetini çalmış ve kadını uyuşturucu ile alkolün pençesine iterek terk
etmiştir. Worth’ün eşi, kocasının bir suçlu olduğunu öğrendikten sonra akıl
sağlığını kaybetmiş ve bir tımarhaneye / lunatic asylum kapatılmıştır.
Bu olay Worth için en büyük pişmanlıktır; paranın ve yalanların, sevdiklerini
korumaya yetmediğini acı bir şekilde tecrübe etmiştir.
Suç Dünyasının Kanlı İhanetleri
Worth, suç ortaklarına karşı sarsılmaz bir
sadakat beslemesiyle tanınırdı; "asla bir arkadaşını satmamış / never
squealed" ve onları kurtarmak için servetini feda etmiştir. Ancak
çevresindeki insanlar aynı etik kodlara sahip değildi:
- Max Shinburn: Worth’ün
ezeli düşmanı olan "Baron", Belçika hapishanesindeyken Worth’ü
yetkililere ihbar ederek kendi cezasını indirtmiş ve Worth’ün yedi yıl
hüküm giymesine sebep olmuştur. Shinburn’ün bu ihaneti, Worth’ün
aristokratik kibir ve düşük karakter / lowbred scoundrel
konusundaki tüm önyargılarını haklı çıkarmıştır.
- Little Joe Elliott: Worth’ün
hapislerden kurtardığı bu sadakatsiz ortak, kendi özgürlüğü için
Gainsborough tablosunun yerini polise satmaya çalışmıştır.
- Jack "Junka" Phillips: Worth’ün
devasa butleri ve koruması, tablo üzerinden şantaj yapmaya çalışmış ve
sonunda Worth ile bir bar kavgasına tutuşarak yollarını ayırmıştır.
Psikolojik Analiz ve Sonuç
Worth’ün hayatı, çocukluğunda babasından yediği
"bir penny" dayağıyla şekillenen bir kontrol tutkusu üzerine
kuruludur. Bu travma, onun bir daha asla kandırılmama ve her zaman oyunun
kurallarını koyma isteğini doğurmuştur. Ancak ironik bir şekilde, kuralları
kendisinin koyduğu bu dünyada, en büyük darbeleri kontrol edemediği duyguları
ve sadakatine ihanet eden dostları yüzünden almıştır. Worth için sadakat,
parayla satın alınamayacağını anladığı tek ve en pahalı hazineydi.
Ölüm döşeğinde, çocuklarını yanına alması ve
onları dürüst birer birey olarak yetiştirme çabası, tüm o sahte hayatın ve
ihanetlerin ortasında bir tür kefaret / atonement arayışıdır.
Kaynakça Macintyre, B. (1998). The Napoleon of Crime:
The Life and Times of Adam Worth, Master Thief. Broadway Paperbacks.
Not: Bazen Büyük Dosyaları tarayıcı açmayabilir...İndirerek okumaya Çalışınız.

Yorumlar
Yorum Gönder