Print Friendly and PDF

Déjà Vu Prangası ve İlahi İradenin Ontolojik Sınırları

 


Déjà Vu Prangası ve İlahi İradenin Ontolojik Sınırları

"İnsan zihni, şimdiki zamanın yaratıcı potansiyelini bir kenara bırakıp onu 'zaten yaşanmış' bir geçmişin kopyası olarak algıladığında, kutsal metinlerde tasvir edilen 'kalplerin mühürlenmesi' ve 'hayvanlaşma' süreci zihinsel bir gerçekliğe mi dönüşmektedir?"

Kur'an-ı Kerim’in A'râf (179), Bakara (7) ve Muhammed (16) surelerinde geçen uyarılar, déjà vu fenomeninin yarattığı "kadercilik" / fatalism ve "apati" / apathy (duygusal küntlük) halleriyle felsefi ve nöro-manevi bir paralellik arz etmektedir. Bu perspektiften bakıldığında, déjà vu prangalarına düşmek hem İlahi bir yasanın tecellisi hem de insanın kendi elleriyle inşa ettiği bir zihinsel hapishanedir.

1. Mühürlenmiş Kalpler ve "Tarih Ötesi Hayvan" Olma Riski

A'râf Suresi 179. ayetteki "hayvanlar gibidirler, hatta daha da şaşkındırlar" ifadesi, Paolo Virno’nun Alexandre Kojève’den ödünç aldığı "becoming an animal again" / yeniden hayvanlaşma kavramıyla derin bir uyum gösterir. Virno'ya göre, insan eyleminin "potansiyeli" (yapabilme gücü), "aktüelliği" (yapılmış iş) tarafından tamamen yutulduğunda, kişi tarihin öznesi olmaktan çıkar.

 

Bu duruma düşen kişi, kendi hayatını önceden yazılmış bir senaryoyu izleyen bir seyirci / spectator gibi yaşar. İşte ayette geçen "kalpleri vardır anlamazlar" ifadesi, zihnin şimdiki anın içindeki o "doymamış" / unsaturated tarihsel momentleri fark edemeyip, her şeyi mekanik bir tekrar döngüsüne (mühüre) hapsetmesini simgeler.

2. Heva ve Heves: İlahi İrade mi, İnsani Seçim mi?

Muhammed Suresi 16. ayette kalplerin mühürlenmesinin sebebi olarak "kendi heva ve heveslerine uymak" gösterilir. Felsefi kaynaklarda bu, insanın "yapabilme kapasitesini" (labor-power / işgücü potansiyeli) unutup, sadece tüketime ve hazır "içeriklere" teslim olmasıyla eşdeğerdir.

İlahi İrade, insanın kendi özgür iradesini (potansiyelini) kullanmayı reddetmesi ve şimdiyi sadece bir 'hatıra' olarak görmeyi seçmesi üzerine, bu hali bir 'doğa yasası' (mühür) olarak sabitler.

Yani bu hapishane, insanın şimdiki zamanın ikiye bölünmüşlüğünü / splitting (algı ve hafıza olarak) yönetememesinden doğar. Zihin, bir şeyi hatırlamanın verdiği sahte tatminle, o anki eylemin sorumluluğundan kaçtığında (heva), İlahi sistem bu algısal sapmayı bir "kapalı gelecek" illüzyonuna dönüştürür.

3. Bu Prangadan Çıkış İçin Alınması Gereken Tedbirler

Kaynaklarda bu "mühürlenmiş" zaman algısından kurtulmak için şu somut yollar önerilmektedir:

  • Geçmişi Aramayı Reddetmek: Todd Murphy’nin belirttiği gibi, déjà vu anında zihnin "Ben bunu nereden hatırlıyorum?" dürtüsüne direnin. Zihnin geçmişe gitme dürtüsünü kestiğinizde, o nörolojik enerji şimdiki ana odaklanır.
  • "Burada ve Şimdi"ye Çapa Atmak: Şimdiki zaman "tavizsiz" / unyielding bir gerçekliğe sahiptir. Déjà vu'nun puslu hatırası yerine, nefesinize ve fiziksel duyumlarınıza odaklanarak ayetteki "körleşen gözleri" yeniden açın.
  • Snobizm (Biçimsel Direniş): Eğer koşullar (içerik) sizi bir tekrara zorluyorsa, eyleminizin "biçimine" / form odaklanın. Bir çay içme eylemini bile "ilk defa yapıyormuş gibi" estetik bir ritüele dönüştürmek, kalbin üzerindeki mühürü (alışkanlığı) kırar.
  • Bağışlama (Pardon) ve Zamanı Kırmak: Kadercilik, geçmişin bir borç gibi geleceği kapatmasıdır. Gerçek bir bağışlama eylemi, geçmişin tüm ağırlığını hatırlayarak onun geleceği belirleme gücünü elinden almak ve zamanın doğrusal akışında bir "yarılma" yaratmaktır.

Siyasal ve bireysel bir uyanış, ancak travmaların 'working-through' / işleyerek aşılması ve geleceğin bir 'tekrar zorlantısı' (repetition compulsion) olmaktan çıkarılmasıyla gerçekleşebilir.

Sonuç olarak, déjà vu prangası, insanın kendi eylemlerinden yabancılaşmasıdır; bu hapishaneden çıkış ise, şimdiyi bir "hatıra" değil, her an yeniden kurulan sonsuz bir potansiyel olarak idrak etmekten geçer.


Not: Bazen Büyük Dosyaları tarayıcı açmayabilir...İndirerek okumaya Çalışınız.

Benzer Yazılar

Yorumlar