Yemen’in Üç Yüzü
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Osmanlı İmparatoru I. Süleyman
(Kanuni) döneminde başlayan ve I. Dünya Savaşı'nın sonuna kadar devam eden
Yemen seferleri, Türk askeri tarihi açısından en büyük insani trajedilerden
ve en acılı sayfalardan biridir.
Anadolu'da "Yemen,
giden gelmiyor acep nedendir?" ağıtının yakılmasına neden olan bu
topraklarda, yüz binlerce Osmanlı askeri geri dönememiştir.
Osmanlı askerlerinin Yemen'de
yaşadığı o büyük dramın ve acılı sahnelerin arkasındaki temel nedenler
şunlardır:
1.
İklim ve Tabiatın Acımasızlığı
Osmanlı askerlerinin
karşılaştığı ilk ve en büyük düşman yerel aşiretlerden ziyade Yemen'in
tabiatıydı.
- Kavurucu Sıcaklar ve
Susuzluk: Anadolu’nun serin
köylerinden, dağlarından toplanan genç askerler, Yemen'in 40-50 dereceyi
bulan Tihame çöllerine ve nemli sahil şeritlerine geldiklerinde neye
uğradıklarını şaşırdılar.
- Lojistik Çöküş: Su kaynaklarının azlığı ve ikmal hatlarının
kesilmesi nedeniyle askerler günlerce susuz yürüyor, birçoğu daha cepheyi
göremeden güneş çarpmasından ve susuzluktan çöllerde can veriyordu.
2.
Salgın Hastalıklar: Sessiz Katil
Yemen'de kaybedilen Osmanlı
askerlerinin çok büyük bir kısmı kurşunla değil, salgın hastalıklar yüzünden
şehit olmuştur.
- Sıtma ve Kolera: Bölgedeki bataklıklar ve hijyenik olmayan su
kaynakları, sıtma, kolera ve dizanteri salgınlarını tetikliyordu.
- İlaçsızlık: Tıbbi imkanların yetersizliği nedeniyle, basit
bir ateşli hastalık bile koskoca taburları kırıp geçiriyordu. Askerlerin
revirlerde, derme çatma çadırlarda acı içinde kıvranarak can vermesi Yemen
günlüklerinde sıkça anlatılır.
3.
Gerilla Savaşı ve Kuşatmalar (San'a Kuşatması)
Yemen dağlarında hüküm süren
aşiretler, coğrafyayı çok iyi bildikleri için Osmanlı ordusuna karşı vur-kaç
taktiği uyguluyordu.
- En Acılı Sahne (San'a
Kuşatması - 1905): Yemen tarihindeki en
trajik olaylardan biri 1905 yılındaki San'a şehri kuşatmasıdır. İmam Yahya
liderliğindeki aşiretler şehri aylarca kuşattı. Şehrin içindeki Osmanlı
askerleri ve Türk memurlar tamamen aç kaldı.
- Tarihi kayıtlara göre, askerler açlıktan otları,
ağaç kabuklarını, ayakkabılarının derilerini ve hatta telef olan binek
hayvanlarını yemek zorunda kaldılar. Yardım kuvvetleri şehre
ulaştığında, açlıktan ve hastalıktan adeta yürüyen birer iskelete dönmüş,
gözlerinin feri sönmüş askerlerle karşılaştılar.
4.
Hicaz Demiryolu ve "Son Tahliye" Trajedisi
I. Dünya Savaşı'nda Yemen'deki
Osmanlı ordusu (7. Kolordu), İngilizlerin deniz yollarını kesmesi ve Arap
isyanı nedeniyle tamamen dünyadan izole oldu.
- Mondros Mütarekesi imzalandıktan sonra bile
Yemen'deki bazı Türk komutanlar (Ahmet İzzet Paşa ve Mahmud Nedim Bey
gibi) uzun süre teslim olmayı reddettiler.
- Savaş bittiğinde, Yemen'de sağ kalan
askerlerin Anadolu'ya geri dönüş yolculuğu ayrı bir dramdı. Tren
hatlarının tahrip edilmesi yüzünden askerlerin bir kısmı çölleri yürüyerek
geçmek zorunda kaldı, birçoğu esir kamplarında zor şartlar altında
hayatını kaybetti.
Yemen, Osmanlı devleti için
adeta bir "asker öğütücü" haline gelmişti. Dönemin
sadrazamları ve paşaları bile anılarında, "Anadolu'nun evlatlarını
Yemen çöllerinde boş yere tükettik" itirafında bulunmuşlardır. Türk
milletinin hafızasındaki bu derin yara, bugün hala dinlediğimizde içimizi
sızlatan Yemen Türküsü ile ölümsüzleşmiştir.
Depremler
Yemen tarihindeki en büyük ve en yıkıcı deprem, 13 Aralık 1982
tarihinde gerçekleşen Dhamar Depremi'dir.
Richter ölçeğine göre 6.2 (veya 6.0) büyüklüğünde olan bu
deprem, aletsel ölçüm döneminde Yemen topraklarında kaydedilen en ölümcül
sismik olay olarak tarihe geçmiştir.
Depremin öne çıkan detayları ve bilinen diğer büyük sarsıntılar
şunlardır:
1. 1982 Kuzey Yemen (Dhamar) Depremi
- Can Kaybı ve Hasar: Deprem
sonucunda yaklaşık 2.800 kişi hayatını kaybetmiş, 1.500'den fazla
kişi yaralanmıştır. Kerpiç ve geleneksel taş yapılardan oluşan binlerce ev
tamamen yıkılmıştır.
- Maddi Zarar: Dönemin
şartlarında yaklaşık 2 milyar dolar civarında devasa bir ekonomik
kayba yol açmıştır.
- Önemi: Küresel sismograf ağları
tarafından Yemen'de en net şekilde kaydedilen ve analiz edilen ilk büyük
yıkıcı sarsıntıdır.
2. Yemen Tarihindeki Diğer Büyük Depremler
Yemen, Kızıldeniz ve Aden Körfezi gibi aktif tektonik levha
sınırlarına yakın olduğu için büyük sarsıntılara açık bir coğrafyadadır. Karada
ve deniz açıklarında kaydedilen diğer dikkate değer depremler şunlardır:
- 1941 Jabal Razih (Sa'dah) Depremi: 11 Ocak
1941'de Yemen'in kuzeyinde meydana gelen 5.9 büyüklüğündeki bu
depremde yaklaşık 1.200 kişi yaşamını yitirmiştir.
- Deniz Açıklarındaki Sarsıntılar: Yemen'in
açık sularında (Aden Körfezi ve Arap Denizi kesişiminde) karadakilerden
daha büyük, 6.6 büyüklüğüne ulaşan sismik hareketlilikler
kaydedilmiştir. Ancak bu depremler karadan yüzlerce kilometre uzakta ve
derin sularda gerçekleştiği için yıkıcı bir felakete neden olmamıştır.
Yakın zamanda, 28 Ağustos 2026 tarihinde de Aden Körfezi
açıklarında 6.0 büyüklüğünde benzer bir deniz depremi kaydedilmiş
ve çevre ülkelerde hissedilmiştir.
Özetle; Yemen ana karasını vuran, can kaybı ve yıkım açısından ülke
tarihinin en büyük felaketi 1982 Dhamar Depremi'dir.
Husiler
Yemen’de faaliyet gösteren Husiler (Ensarullah
Hareketi), İran’ın askeri,
finansal ve lojistik desteğiyle hareket ederek ülkeyi uzun süredir
istikrarsızlaştırmakta ve 2026 yılı itibarıyla stratejik hamlelerle bölgedeki
çatışmaları yeniden alevlendirmektedir. Birleşmiş Milletler raporları
ve uluslararası analistler, İran’ın Husileri kendi bölgesel çıkarları
doğrultusunda bir "vekil güç" (proxy) olarak kullandığını
belirtmektedir.
Husilerin Yemen’i karıştırma
stratejisi ve İran ile olan bağları temel olarak şu boyutlarda öne çıkmaktadır:
1. İran’ın Askeri ve Teknolojik
Desteği
İran, Birleşmiş Milletler’in silah amborgosuna rağmen Husilere gelişmiş
füze teknolojileri, insansız hava araçları (İHA), seyir füzeleri ve lojistik
destek sağlamaktadır. Önceleri bitmiş silahlar
gönderen İran’ın, son dönemde Yemen’e parça tedariki yaparak Husilerin bu
silahları içeride monte etmesini sağladığı ve Devrim Muhafızları (IRGC)
aracılığıyla sahada askeri eğitim verdiği bilinmektedir.
2. 2026’da Çatışmaların Yeniden
Tırmanması ve İç Kaos
Yemen’de 2022 yılından beri
devam eden kırılgan ateşkes, Temmuz 2026’da İran’a ait bir uçağın Sana
Havalimanı’na inişinin Suudi Arabistan ve Yemen hükümet güçlerince
engellenmesiyle tamamen çökmüştür.
- Toprak Kazanımları: Husiler, Eylül 2026'da büyük bir taarruz
başlatarak Yemen’in batı sahilindeki stratejik Muka (Mokha) Limanı’nı
ve Kızıldeniz’in girişindeki adaları ele geçirmiştir.
- İç Çatışmalar: Resmi Yemen hükümet güçleriyle Husiler arasında
Taiz, Lahic ve Marib gibi kritik vilayetlerde kanlı çatışmalar yaşanmakta,
bu durum binlerce sivilin göç etmesine ve insani krizin derinleşmesine yol
açmaktadır
3. Bölgesel ve Küresel Çatışma
Alanları
Husiler, Yemen’i kontrol etme
amacının ötesine geçerek İran’ın Orta Doğu’daki "Direniş Ekseni"
stratejisinin en aktif parçası haline gelmiştir:
- Suudi Arabistan Hedefte: Husiler, Suudi Arabistan’ın enerji altyapılarına
(ARAMCO tesisleri) ve başkent Riyad'a onlarca balistik füze ve İHA ile
saldırılar düzenlemektedir. Suudi yönetimi bu tırmanış karşısında dini ve
askeri seferberlik çağrıları yapmıştır.
- Kızıldeniz ve Deniz
Ablukası: Husiler, Kızıldeniz'de
Suudi gemilerine deniz ablukası ilan etmiş ve küresel ticaret için hayati
öneme sahip Babülmendep Boğazı’nı baskı altına almıştır.
İran Bu Durumdan Ne Kazanıyor?
Analistlere göre İran, Husilerin Kızıldeniz kıyısındaki ilerleyişini
destekleyerek hem küresel enerji ticaretini baskı altında tutmayı hem de Hürmüz
Boğazı'ndaki etkisine ek olarak ikinci bir stratejik su yolunda kontrol
sağlamayı hedeflemektedir. Bu durum, İran’ın ABD ve
bölgesel rakiplerine (özellikle Suudi Arabistan) karşı müzakere masasında elini
güçlendirirken, Yemen'in kalıcı bir barışa ulaşmasını zorlaştırmaktadır
🍃 690309084044717221
Not: Bazen Büyük Dosyaları tarayıcı açmayabilir...İndirerek okumaya Çalışınız.

Yorumlar
Yorum Gönder