Print Friendly and PDF

Felsefecilerin Son Durağı Peygamberliği İnkâr Etmektir.

 

İnsanın en büyük sıkıntısı iman boyutundadır. Allah’ı sürekli kendi algı dünyasındaki şeylerle anlamaya çalışınca olacağı bu oluyor.

Eğer direk akıl ile cennete gidilecek olsa idi, iman edin şartı aranmazdı.

Sorulursa aklı olmayana da zaten bu teklif yok.

Akıl, imkân alemindekinin tercih etme melekesi için verilmiş bir meleke ve  diğer duyular ile harekete geçer, Ve bu duyularda,  var olan aleme bağlıdır. Akıl, görmesi, duymasıyla, onları tercihe edecektir.

Allah’ın akletmeye ihtiyacının olmaması, tercih yapmaktan beri olmasıdır. Allah, ol dedi mi olur.

Görmesi, duyması vb. her şeye hakim olmasına işaret etmek için beyan etmiştir.

İnsan ise bazen göremez, duyamaz. Bu nedenle aklıda noksanlaşır. Bu nedenle akıl noksana kazımdır. 

Bu nedenle, Allah’ın yaratmasında akıl ile sınırlanmasına gerek yoktur.

İnsan için akıl daima devreye girer. Hayatında hangisini yapayım. Nübüvvetin tebliği olmayan için teklif düşmüştür deniyor.

Eskilerin aklın çamura batmış eşek dedikleri bu olmalı. Nübüvvet olmadan akıl geçeği de bulamaz.

Felsefeci çamura batmış eşek meselini,  Allaha izafe etmesi ve istemesi gereksiz olmalı.

Beş duyu insanı acziyete düştüğü noktalardır.

Allah bunlardan bahsederken onlardan noksanlaşmadığını beyan ediyor.

Allahın görmesi duyması arizi değildir. Çünkü bir insanda körlük olabildiğine göre başka bir insanda bulunma ihtimali var demektir. Beş duyusu olmayanın akıllı olması da düşünülmediğine göre ve neticesi olan akılda insan için mecburen bulunmalıdır.

O zaman, Allah’ın  birşeyler neticesi olan akıl melekesini kendine nispet etmeyeceği kesindir. 

Allah, görme, işitme vb. sıfatların gerçek sahibidir.  O akıl sonucu olacak düşünerek, aklederek  bulma, bilgiye ihtiyaç duymayacağı için kendini alim olarak tanıtır. Âlim olarak vasıflamaz.

Sonuçta Allah’ın öz olduğunu söylerler. Mahlukun bilmesi gibi  tercihler arasında boğulmasına gerek yoktur.

Allah akıl sahipleri iman edin derken aklın şartlar oluştuğunda istediği bir husus olmasındandır. Bu da şarlarla oluşan hadis bir durumdur.

İman ise aklın verilerine bir yerden sonra dur denildiği yerdedir.

Akıl ile Allahı bulmaya çalışanlar sonunda bataklığa düşüyorlar. Felsefeci de akıl ile çözmeye çalıştığı için kendi akıl bataklığına düşmüştür.

Bu felsefeci ve herkes içinde geçerlidir.  sürekli her sorunun açıklaması illaki vardır diye uğraştıkça, bir yerde duracaksınız. Newtonun ölüm vaktindeki durumu hatırlamak gerekir. İşte son nefesteki son durum galiba ne olabilir, düşünmek lazım.

Felsefe ekolününde  son virajı, düşüne düşüne varacağı en son durağı nübüvveti inkâr etmektir. Maalesef Felsefeci de düşüne düşüne bu duruma düştü…İlk felsefeye giriş eserleri ile son zamanlarını kıyasladığınızda bu daha bariz şekilde ortaya çıkar.

Allah cümlemize iman selameti versin…

Not: Bazen Büyük Dosyaları tarayıcı açmayabilir...İndirerek okumaya Çalışınız.

Benzer Yazılar

Yorumlar