Yarım Asırlık Teknoloji Mirası: Mühendisliğin Evrimi ve Geleceğin İnşası
İncelenen raporun orijinal ismi The
Past Half Century of Engineering—And a Look Forward: Summary of a Forum /
Mühendisliğin Son Yarım Yüzyılı ve Geleceğe Bakış: Bir Forumun Özeti
şeklindedir. Bu çalışma, National Academy of Engineering / Ulusal Mühendislik
Akademisi’nin ellinci kuruluş yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen ve alanında
uzman yedi ismin katıldığı bir forumun verilerini kapsamlı bir şekilde
sunmaktadır.
Mühendislik
Disiplinlerinin Tarihsel ve Teknik Analizi
"Havacılık ve Uzay
Teknolojilerinde Hatalardan Öğrenmek" konusu incelendiğinde, sektörün
1990'lı yıllarda yaşadığı altı fırlatma başarısızlığından büyük dersler
çıkardığı görülmektedir. Bu dönemdeki kayıplar, altyapı ve verimlilik
süreçlerinin radikal bir şekilde yenilenmesine neden olmuştur. Havacılık
sektöründe başarının sadece beklenmediği, mutlak bir zorunluluk olduğu
vurgulanmaktadır. Hata yapmaktan korkmayan takımlar, başarıya ulaşmak için
stratejik bir öğrenme süreci geliştirirler.. 1999'dan bu yana elde edilen
96 ardışık başarılı fırlatma, bu kolektif öğrenme sürecinin bir sonucudur. Bu
alanda Wanda M. Austin’in liderliği dikkat çekicidir. New York'un iç
kesimlerinde, eğitimli bir ailede büyüyen Austin, yedinci sınıftaki matematik
öğretmeninin teşvikiyle mühendisliğe yönelmiştir. Zor problemleri çözmeye olan
tutkusu, onu havacılık sektörünün zirvesine taşımıştır.
"Yerkürenin Kaynak Olarak
Kullanımı ve Biyomaden / Biomining" başlığı altında, insanoğlunun
kullandığı her nesnenin yer kaynaklarına dayandığı gerçeği ortaya konmaktadır.
Corale L. Brierley’in aktardığına göre, madencilikte sürdürülebilirlik bir
çelişki değil, mühendislik sayesinde bir olasılıktır. İlginç bir bilgi olarak,
dünya bakır üretiminin %20'si mikroorganizmaların kullanıldığı biyomaden
teknikleriyle gerçekleştirilmektedir. Corale L. Brierley, Montana’da bir sığır
çiftliğinde büyümüş, çocukluğunda tavuk kümesi temizlemekten nefret ettiği için
annesi tarafından üniversiteye gitmeye teşvik edilmiştir. Kendisini bir
mikrobiyolog olarak tanımlarken, Ulusal Mühendislik Akademisi’ne seçildiğinde
aslında bir mühendis olduğunu fark etmiştir.
"İnternetin Tohumları ve Geleceği"
konusu, iletişimin bir sinir sistemi gibi tüm dünyaya yayılmasını ele alır.
1969 yılında ARPANET üzerinden gönderilen ilk mesajın "login / giriş
yap" kelimesi olması planlanırken, sistemin çökmesi sonucu sadece
"lo" harfleri iletilebilmiştir. Leonard Kleinrock, internetin şu anki
durumunu bir benzetme ile açıklar: İnternetin şu anki durumu, dürtüsel ve
kural tanımaz bir ergenlik dönemine benzetilebilir.. Gelecekte internetin
tamamen görünmez / invisible hale gelerek duvarlara, masalara ve insan vücuduna
entegre olması beklenmektedir. ***Mühendislik sistemleri büyüdükçe ve
karmaşıklaştıkça, mühendislerin bile tam olarak anlayamadığı davranışlar
sergileme eğilimi gösterirler.***.
"Enerji Paradigması ve
İklim Değişikliği" analizinde, enerji kullanımının Gayri Safi Yurt İçi
Hasıla ile doğrudan korelasyon / ilişki içinde olduğu belirtilir. Arunava
Majumdar, sanayi devriminden bu yana küresel sıcaklığın 1 derece arttığını ve
atmosferdeki karbondioksit moleküllerinin yüzlerce yıl orada kaldığını
vurgular. Şeyl gazı ve yenilenebilir enerji kaynakları bu süreçte kritik rol
oynamaktadır. Majumdar, 2010 yılındaki Meksika Körfezi petrol sızıntısı
sırasında, 60 yıl öncesine ait Enrico Fermi’nin hesaplamalarının bile çözüm
için tarandığını belirterek, bilimsel arşivin önemine dikkat çeker.
"Tıp ve Mühendislik
Kesişimi" başlığında, Magnetic Resonance Imaging / Manyetik Rezonans
Görüntüleme (MR) ve Computed Tomography / Bilgisayarlı Tomografi (BT) gibi
teknolojilerin tıp dünyasını nasıl dönüştürdüğü anlatılır. Roderic I.
Pettigrew, beyindeki sinir yollarını takip eden neural tractography / nöral
traktografi tekniğinin, beynin karmaşık yapısını ve plastik yapısını /
plasticity anlamada bir devrim yarattığını ifade eder. Pettigrew’in en yakın
arkadaşı Ronald McNair, Challenger uzay mekiği kazasında hayatını kaybetmiş bir
mühendis-astronottur ve ikilinin ortak motivasyonu bilimi insan hayatını
iyileştirmek için kullanmaktır.
"Malzeme Biliminin Elli
Yılı" kısmında, uçak motorlarının verimliliğinin nikel süper alaşımları ve
seramik matrisli kompozitler / ceramic matrix composites sayesinde arttığı
belirtilir. Robert E. Schafrik, yeni bir malzemenin geliştirilmesinin normalde
20-30 yıl sürdüğünü, ancak günümüzde hesaplamalı modelleme araçları sayesinde
bu sürenin üçte birine indirilebildiğini savunmaktadır.
Sorulması Gereken
Sorular İçin Tavsiyeler
" " Mühendislik
eğitiminde başarısızlığın pedagojik / eğitsel rolü nedir? " "
Gelecekte 'Görünmez İnternet' kavramı insan psikolojisi ve mahremiyet üzerinde
ne gibi travmalara yol açabilir? " " Enerji güvenliği ile çevresel güvenlik
arasındaki 'yanlış seçim' ikilemi nasıl aşılabilir? " " Madencilikte
'Yer Altının Google Haritası'na sahip olmak, jeopolitik dengeleri nasıl
değiştirebilir? " " Tıbbi mühendislikte 'rejeneratif tıp'
uygulamaları, insan ömrü ve etik değerler üzerinde nasıl bir aşırılık
yaratmaktadır?
Dijital Şeffaflığın Bedeli:
Görünmez İnternet ve Psikolojik Sınırlar
" Gelecekte 'Görünmez
İnternet' kavramı insan psikolojisi ve mahremiyet üzerinde ne gibi travmalara
yol açabilir? "
İnternetin tarihsel gelişimi ve
geleceğine dair yapılan bilimsel projeksiyonlar / öngörüler, teknolojinin artık
fiziksel cihazlardan sıyrılarak çevremizdeki her nesneye, hatta insan vücuduna
entegre olacağı bir dönemi işaret etmektedir. Bu "Görünmez İnternet"
evresi, duyargaların / sensors, eyleyicilerin / actuators ve mantık
devrelerinin duvarlara, gözlüklere, masalara ve biyolojik sistemlere
yerleşmesiyle karakterize edilir. Bu durum, çevrenin her an
"farkında" / aware olduğu bir ekosistem yaratarak insan psikolojisi
ve mahremiyet algısı üzerinde derin etkiler bırakma potansiyeline sahiptir.
Sürekli Gözetim ve
Psikolojik Baskı Unsurları
Mühendislik verilerine göre,
internetin gelecekte bir "küresel sinir sistemi" / pervasive global
nervous system haline gelmesi beklenmektedir. Leonard Kleinrock tarafından dile
getirilen bu vizyon, teknolojinin her an ulaşılabilir ve her zaman açık olması
temeline dayanır. Ancak bu durum, bireyin "izlenmediği" bir anın
kalmaması anlamına gelir. Psikolojik analizler, sürekli bir farkındalık /
awareness altında yaşamanın bireylerde paranoid / kuşkucu düşünce
bozukluklarına ve mahremiyetin tamamen ortadan kalkmasıyla oluşan bir
"kimliksizleşme" travmasına yol açabileceğini göstermektedir.
İnternet, mevcut haliyle bile
"yaramaz, düzensiz ve itaatsiz bir ergen" / mischievous, unruly and
disobedient teenager olarak tanımlanmaktadır. Bu kontrolsüz gücün görünmez hale
gelerek hayatın her alanına sızması, bireyin teknoloji karşısında savunmasız
hissetmesine neden olabilir. Özellikle karmaşık sistemlerin, onları inşa eden
mühendislerin bile öngöremeyeceği şekillerde davranmaya başlaması, insanda
kontrol kaybı hissi yaratarak kronik anksiyete / kaygı durumlarını
tetikleyebilir. İnsan zihni, sınırları çizilmemiş bir dijital dünyada kendi
varlığını korumakta zorlanabilir.
Mahremiyetin Karanlık
Yüzü ve Dijital Travmalar
İnternetin sunduğu anonimlik /
isimsizlik ve milyonlara anında, bedelsiz ulaşım imkanı, teknolojinin
"karanlık yüzü" / dark side için mükemmel bir formül sunmaktadır.
Görünmez bir internet yapısında, siber zorbalık ve mahremiyet ihlalleri çok daha
sofistike / karmaşık yöntemlerle gerçekleştirilebilir. 1969 yılında ARPANET
üzerinden gönderilmeye çalışılan ilk mesajın "login" / giriş yap
kelimesi olması planlanırken, sistemin çökmesi sonucu sadece "lo"
harflerinin iletilebilmiş olması, teknolojinin doğasındaki öngörülemezliğin
tarihi bir kanıtıdır. Bu öngörülemezlik, görünmez sistemlerde bireyin dijital
itibarının bir anda yok edilmesi gibi kalıcı psikolojik hasarlara yol açan
olayları sıklaştırabilir.
Bu sistemlerin mimarlarından
olan Leonard Kleinrock, kariyeri boyunca paraya değil, çözüm üretmenin verdiği
tatmine odaklanmış bir isimdir. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde /
Massachusetts Institute of Technology doktora yaparken paket ağları teorisini
geliştiren bu bilim insanı, günümüzde bilgisayarların "derin düşünmenin en
büyük düşmanı" / worst enemy of deep thinking haline gelmesinden endişe
duymaktadır. Mühendislik eğitiminde başarısızlığın teşvik edilmesi gerektiğini
savunan bu düşünce yapısı, görünmez sistemlerin yaratacağı psikolojik boşluğu
ancak insan curiozity'si / merakı ve derin düşünceyle doldurulabileceğini
vurgular.
Aşırılıklar ve İnsan
Doğasıyla Çatışma
Teknolojik sistemlerin aşırı
büyümesi ve karmaşıklaşması, onların doğal sistemler gibi davranmasına yol
açmaktadır; yani yaratıcıları tarafından bile tam olarak anlaşılamayan
davranışlar sergilemeye başlarlar. Bu durum, insanın "kendi yarattığı ürüne yabancılaşması"
gibi anormal bir durum yaratır. Gelecekteki aşırı hareketlilik / extreme
mobility ve kitle kişiselleştirmesi / mass personalization, bireyin gerçek
dünya ile dijital kurgu arasındaki sınırı yitirmesine sebep olabilir. Mühendislik
sistemleri geliştikçe, insanın bu sistemler içindeki psikolojik güvenliği daha
kırılgan bir hale gelmektedir.
İnternetin 1908 yılında Nikola Tesla tarafından "bir
saat büyüklüğünde bir cihaz" olarak hayal edilmesiyle başlayan süreç,
bugün duvarların bile "akıllı" olduğu bir noktaya evrilmiştir. Bu
teknolojik evrim, bireyin özel alanının sınırlarını belirsizleştirerek,
mahremiyetin bir haktan ziyade lüks bir ayrıcalığa dönüşmesi tehlikesini
barındırmaktadır.
Yerkürenin Sayısal İkizi: Yer
Altı Haritalama Teknolojilerinin Küresel Güç Dengelerine Etkisi
" Madencilikte 'Yer Altının
Google Haritası'na sahip olmak, jeopolitik dengeleri nasıl değiştirebilir?
" konusu, modern mühendisliğin yerkürenin derinliklerine dair sunduğu
vizyonun, ulusların stratejik ve ekonomik geleceklerini nasıl yeniden şekillendirebileceğini
ortaya koymaktadır. İnsanoğlunun kullandığı her nesnenin yer kaynaklarına
dayandığı gerçeği göz önüne alındığında, yer altını bir cam gibi şeffaf hale
getirmek, kaynak savaşlarının doğasını temelden değiştirebilir.
Teknolojik Altyapı ve
Görsel Hakimiyet
Günümüzde yere nüfuz eden radar
/ ground-penetrating radar ve üç boyutlu sismik teknoloji / three-dimensional
seismic technology gibi araçlar, Stonehenge altındaki gömülü nesnelerden
volkanların iç yapısına kadar pek çok detayı ortaya çıkarabilmektedir. Ancak bu
teknolojiler hala kısıtlıdır. Örneğin, Seattle’ın altında mahsur kalan dünyanın
en büyük tünel açma makinesi olan Big Bertha, yolundaki basit bir çelik boruyu
"göremediği" için durmak zorunda kalmıştır. Yer altının tam bir
haritasına sahip olmak, jeolojik ve yapısal özelliklerin yanı sıra akışkanların
/ fluids gerçek zamanlı takibini mümkün kılacaktır. Bu durum, madencilikte
yüzey izini / footprint azaltacak ve yerinde madencilik / in situ mining
tekniklerini geliştirerek kaynak çıkarımını daha sürdürülebilir hale
getirecektir.
Jeopolitik Dengeler ve
Enerji Güvenliği
Stratejik kaynakların yerinin
kesin olarak saptanması, ulusların dışa bağımlılığını azaltma potansiyeline
sahiptir. Şeyl gazı / shale gas örneğinde görüldüğü gibi, yeni yerel
kaynakların keşfi ve çıkarımı, doğal gazın yerel fiyatını uluslararası petrol fiyatlarından
ayırarak enerji güvenliğini artırmış ve dengeleri değiştirmiştir. Yer
altını gerçek zamanlı görebilmek, insanlığın doğa üzerindeki rastlantısal
mücadelesini bilinçli bir yönetime dönüştürecektir. Bu haritalama
yeteneği, istikrarsız bölgelerden gelen ithal kaynaklara olan bağımlılığı
azaltarak ulusal güvenliği pekiştirir. Teknoloji, doğal kaynakların
kıtlığına karşı insan zihninin en güçlü savunma mekanizmasıdır.
İnsan Psikolojisi ve
Kontrol Arzusu
Psikolojik açıdan bakıldığında,
"görülemeyeni görme" arzusu, insanın belirsizlik karşısındaki
kaygısını dindirme çabasıdır. Yer altının tam kontrolü, insan doğasındaki aşırı
güvenlik arayışının bir yansımasıdır. Ancak mühendislik sistemleri karmaşıklaştıkça,
sistemin davranışlarını öngörmek zorlaşmakta ve bu durum "bilgi
paradoksu" yaratarak yeni bir kaygı türüne yol açmaktadır. 2010 yılındaki
Meksika Körfezi petrol sızıntısı sırasında 60 yıllık bilimsel notların / lab
notebooks bile taranmış olması, kriz anlarında geçmişin bilgisinin nasıl bir
sığınak olduğunu gösterir.
Stratejik Bir Deha:
Corale L. Brierley
Bu vizyonun arkasındaki en
önemli isimlerden biri Corale L. Brierley’dir. Montana’da bir sığır çiftliğinde
büyüyen Brierley, çocukluğunda atıyla tek odalı bir okula gitmiştir. Kişilik
olarak azimli ve çalışkan bir yapıya sahip olan Brierley, annesinin "tavuk
kümesi temizlemekten kurtulmak için okumalısın" yönlendirmesiyle akademik
hayata atılmıştır. Gençlik yıllarında karşılaştığı zorluklar, onu madencilik ve
biyoteknoloji kesişiminde devrim yapmaya itmiştir.
Kendisini uzun yıllar bir
mikrobiyolog / microbiologist olarak tanımlamış, ancak Ulusal Mühendislik
Akademisi’ne / National Academy of Engineering seçildiğinde aslında bir
mühendis olduğunu fark etmiştir. James Brierley ile olan evliliği ve akademik
ortaklığı, Yellowstone Ulusal Parkı’ndaki sıcak su kaynaklarında yaşayan
mikroorganizmaların madencilikte kullanılmasına / biomining öncülük etmiştir.
Sürdürülebilirliğin madencilikle bir çelişki / oxymoron olmadığını savunması,
onun rasyonel ve gelecek odaklı düşünce yapısını gösterir. Kariyeri boyunca
hükümetlere ve sanayiye danışmanlık yapmış, jeolojik kaynakların yönetiminde
bilimsel disiplini merkeze koymuştur.
Gizemli ve İlgili
Konular
Haritalama teknolojisi sadece
madencilikle sınırlı değildir; depremlerin hafifletilmesi / moderation of
earthquakes, atmosferdeki karbondioksitin yer altında depolanması / carbon
storage ve jeotermal enerjinin verimli kullanımıyla da doğrudan ilgilidir. Yer
altı sıvı hareketlerinin takibi, "Dünya'nın sinir sistemi" olarak
adlandırılabilecek bir veri ağı oluşturabilir. Bu durum, komplo teorilerine
konu olabilecek sismik silahların veya yapay sarsıntıların teorik altyapısını
tartışmaya açsa da, temel amaç yerkürenin kaynaklarını insanlık yararına
yönetmektir.
Teknolojik Determinizm ve Küresel Hegemonya: Dijital
Sinir Sisteminin Jeopolitik Anatomisi
Günümüz
dünyasında dijital teknolojilerin kontrolü, yalnızca ekonomik bir üstünlük
değil, aynı zamanda küresel bir egemenlik / hegemony aracı olarak analiz
edilmektedir. Mühendislik disiplinlerinin son yarım yüzyıldaki
evrimi, teknolojinin fiziksel bir araç olmaktan çıkıp, dünyayı saran bir
"küresel sinir sistemi" / pervasive global nervous system
haline dönüşeceğini kanıtlamaktadır. Bu gelişim süreci, yapay zekâ, otonom
sistemler ve dijital tekelcilik ekseninde insanlık tarihinin en keskin güç
kaymalarından birini tetiklemektedir.
Yapay Zekâ ve Mühendislik Mesleğinin Dönüşümü
" Mühendislik gibi mesleklerin gelecekte
tamamen yapay zekâ ve bilgisayarlar aracılığıyla yürütülmesi olasılığı teknik
olarak nasıl değerlendirilmektedir? "
Mühendislik dünyasında, karmaşık sistemlerin
tasarımı ve test edilmesi süreçlerinde bilgisayar gücüne olan bağımlılık her
geçen gün artmaktadır. Malzeme bilimi alanında, yeni bir bileşiğin konsept
aşamasından kullanım aşamasına geçmesi geleneksel yöntemlerle 20 ila 30 yıl
sürerken, günümüzde hesaplamalı modelleme / computational modeling
araçları sayesinde bu sürenin üçte birine ineceği öngörülmektedir. Robert E.
Schafrik'in verilerine göre, FAA / Federal Aviation Administration /
Federal Havacılık İdaresi, yeni bir türbin alaşımını dijital tasarım ve üretim
ekiplerinin hızı sayesinde sadece iki yıl içinde onaylamıştır.
Ancak bu teknolojik ilerleme, insan faktörünü
tamamen devre dışı bırakmaktan ziyade, mühendisin rolünü "derin
düşünme" / deep thinking ve karmaşıklığı yönetme eksenine
kaydırmaktadır. Leonard Kleinrock, bilgisayarların bazen "derin düşünmenin
en kötü düşmanı" / worst enemy of deep thinking haline
gelebildiğini, öğrencilerin sadece simülasyon sonuçlarına bakıp sistemi
anladıklarını sandıklarını belirtmektedir.
Geleceğin
mühendislik dünyasında asıl güç, sadece veriyi işleyen yapay zekâda değil, bu
sistemlerin öngörülemeyen davranışlarını / unanticipated behaviors analiz
edebilen zihinlerde olacaktır.
Dijital Tekelcilik ve İsrail'in Teknolojik Güç
İddiası
" Dijital
teknolojiyi elinde bulunduran ülkelerin, özellikle İsrail örneğinde olduğu
gibi, küresel sistem üzerindeki tahakkümü ne ölçüde gerçektir? "
İsrail
Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun "Elinizde tuttuğunuz telefonlar İsrail'in
bir parçası" şeklindeki çıkışı, teknolojik bağımlılığın jeopolitik bir
silah olarak kullanımını somutlaştırmaktadır. Netanyahu, ülkesinin ilaçtan
gıdaya, teknolojiden güvenliğe kadar pek çok alanda vazgeçilmez olduğunu
savunarak, küresel sistemin İsrail'in katkısı olmadan ayakta kalamayacağını
iddia etmektedir. Bu durum, uluslararası ilişkilerde "kendi kendine yeten
güç" / self-sufficient power imajının, yaptırım ve izolasyon
tehditlerine karşı bir kalkan olarak kullanıldığını göstermektedir.
İsrail’in stratejik yaklaşımı, küçük nüfusuna
rağmen teknolojik inovasyon / innovation aracılığıyla devasa bir
"caydırıcılık" / deterrence alanı yaratmak üzerine kuruludur.
Netanyahu'nun bu söylemleri, sadece ekonomik bir vurgu değil, aynı zamanda
müttefikleriyle yaşadığı fikir ayrılıklarında (özellikle Washington ile yapılan
sert telefon görüşmelerinde) geri adım atmayacağının bir mesajı olarak
okunmaktadır. Teknolojik tekel, askeri güçten daha etkili bir siyasi
müzakere aracı haline gelmektedir.
Güç Dengeleri ve Küresel Sömürü Teorileri
" Teknolojik gücü elinde tutan zengin
ülkelerin, zayıf ülkeleri sömüreceği yönündeki öngörüler bilimsel verilerle
nasıl örtüşmektedir? "
Arunava Majumdar tarafından dile getirilen enerji
ve ekonomi güvenliği analizi, enerjinin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla ile doğrudan
korelasyon / correlation içinde olduğunu gösterir. Bu durum, teknolojiye ve enerji
kaynaklarına erişimi olmayan ülkelerin "orta çağ karanlığına" mahkûm
olma riski taşıdığını kanıtlar. Ancak Ali Velshi'nin "X
faktörü" olarak tanımladığı yeni bir inovasyon kaynağı, bu karamsar
tabloyu değiştirebilir. İnternet bağlantısı ve artan hesaplama gücü sayesinde,
hiçbir resmi eğitimi olmayan ancak akıllı telefonuyla dünyaya bağlanan bir
gencin (Afrika veya Asya'da) yapacağı bir keşif, geleneksel güç dengelerini
sarsabilir. İnovasyonun demokratikleşmesi, dijital sömürgeciliğe karşı
geliştirilebilecek en büyük direnç odağıdır.
İnsan Psikolojisi ve Sistemsel Kaygılar
Mühendislik
sistemleri büyüdükçe ve karmaşıklaştıkça, bu sistemleri inşa edenlerin bile
anlamadığı davranışlar sergilemeye başlaması, insan psikolojisi üzerinde
"kontrol kaybı" travması yaratmaktadır. Leonard Kleinrock’un interneti
"yaramaz, düzensiz ve dalkavuk bir ergen" olarak tanımlaması,
teknolojinin henüz olgunlaşmadığını ve tahmin edilemez zararlar verebileceğini
simgeler. Karmaşıklık, mühendisliğin ve dolayısıyla modern toplumun en büyük
güvenlik açığıdır.
Gizemli Konular ve Tarihsel Hatırlatmalar
- İlk Mesajın Laneti: 1969'da
internetin atası ARPANET üzerinden gönderilen ilk mesaj "login"
/ giriş yap olacaktı, ancak sistem "lo" harflerinden
sonra çöktü; bu durum teknolojinin doğasındaki kırılganlığın ilk gizemli
işaretidir.
- Derinlerdeki Körlük: Dünyanın
en büyük tünel açma makinesi Big Bertha’nın, yolundaki basit bir boruyu
göremediği için Seattle altında mahsur kalması, en gelişmiş sistemlerin
bile basit detaylarda nasıl çaresiz kalabileceğini gösteren aşırı bir
örnektir.
- Biyomadenin Mütevazı Kökeni:
Milyarlarca dolarlık bakır üretimini sağlayan biyomaden / biomining
teknolojisinin temelleri, Yellowstone Parkı'ndaki sıcak su kaynaklarında
yaşayan mikroorganizmaları inceleyen, bir çiftlik evinden çıkmış bilim
insanlarınca atılmıştır.
Dijital Tahakküm ve Teknolojik Belirsizlik: Geleceği
Öngörmenin Mühendislik Algoritması
" Geleceği öngörmek isteyen bir zihin,
mevcut verilerin ışığında hangi olumlu ve olumsuz senaryoları sorgulamalı,
yaklaşan krizlere karşı hangi acil tedbirleri planlamalıdır? "
Mühendislik ve teknoloji dünyasının son yarım
asırlık serüveni, insanlığın sadece araçlar üretmediğini, aynı zamanda kontrolü
güç, "küresel bir sinir sistemi" / pervasive global nervous system
inşa ettiğini ortaya koymaktadır. Bu devasa sistem, bir yandan tıp ve enerji
alanında mucizeler vaat ederken, diğer yandan dijital tekelcilik ve sistemsel
karmaşıklık / complexity üzerinden yeni hegemonya / hegemony
alanları yaratmaktadır.
Geleceği Öngörmek İsteyenler İçin Kritik Sorular
Listesi
Olumlu Vizyon Sorgulamaları:
- "
Mühendislik disiplini, kıt kaynaklar karşısında 'taş devrinin taşlar
bittiği için değil, daha iyi çözümler bulunduğu için sona ermesi'
mantığını enerji krizine nasıl uygulayacaktır?
- "
'Görünmez İnternet' / invisible internet kavramı, teknolojinin
duvarlara, eşyalara ve vücudumuza entegre olmasıyla insan hayatını ne
ölçüde kolaylaştıracaktır?
- "
Hesaplamalı modelleme / computational modeling araçları, yeni
malzemelerin keşif süresini 30 yıldan 2 yıla indirerek küresel refahı
nasıl hızlandırabilir?
- " Yer
altının şeffaf bir haritasına / Google Map of the interior of the Earth
sahip olmak, doğal afetleri önleme ve sürdürülebilir madencilikte ne tür
devrimler yaratacaktır?
Olumsuz ve Risk Odaklı Sorgulamalar:
- "
İnternet, şu anki 'haylaz ve kuralsız bir ergen' / mischievous and
unruly teenager evresinden çıkıp olgun bir yetişkin olabilecek mi,
yoksa siber zorbalık ve mahremiyet ihlalleriyle karanlık yüzü mü baskın
çıkacaktır?
- " Mühendislerin
bile inşa ettikleri sistemlerin davranışlarını öngöremedikleri bir
'karmaşıklık düzeyi' / level of complexity, küresel sistemde geri
dönülemez çökmelere yol açabilir mi?
- "
Teknolojik bağımlılık üzerinden kurgulanan 'boykot edilemez güç' / self-sufficient
power iddiası, zayıf ülkelerin sömürülmesini dijital bir zorunluluk
haline mi getirecektir?
- "
Bilgisayarların 'derin düşünmenin en büyük düşmanı' / worst enemy of
deep thinking haline gelmesi, geleceğin mühendislerini sadece
simülasyon sonuçlarına tapan teknisyenlere mi dönüştürecektir?
Acil Tedbirler ve Stratejik Tavsiyeler
1. Karmaşıklık Yönetimi ve Güvenlik: Mühendislik sistemleri büyüdükçe
doğal sistemler gibi davranmaya başlamakta ve öngörülemeyen sonuçlar
üretmektedir. Bu nedenle, karmaşıklığı bir 'sorun' olarak kabul edip,
sistemlerin 'hata yapabilirliği' üzerinden yedekleme ve güvenlik protokolleri /
security protocols derhal güncellenmelidir. Mühendislik
sistemleri geliştikçe, insanın bu sistemler içindeki psikolojik güvenliği daha
kırılgan bir hale gelmektedir.
2. Eğitimde Paradigma Değişimi: Genç
nesillere sadece 'bilgi' değil, 'başarısızlıkla başa çıkma ve ondan öğrenme'
sanatı öğretilmelidir. Başarısızlığın pedagojik / pedagogical bir araç
olarak kullanılması, havacılık sektöründe olduğu gibi mutlak başarıya giden
yolun anahtarıdır. Mühendislik eğitimi, hesaplama gücünden ziyade derin
düşünme ve merak üzerine inşa edilmelidir.
3. İş Birliği ve İnovasyon Ekosistemi: Hükümetler,
üniversiteler ve özel sektör arasında 'iş birliği ekosistemi' / collaborative
ecosystem kurulmalıdır. Özellikle enerji şebekelerinin / grid
yenilenmesi ve iklim değişikliğiyle mücadelede tek bir kurumun değil, küresel
bir ağın birlikte çalışması zorunludur.
4. Dijital Bağımsızlık ve X Faktörü: Geleneksel
eğitim sistemlerinin dışındaki 'X faktörü' / X factor olarak tanımlanan,
Afrika veya Asya'daki bir gencin sadece bir akıllı telefonla yapabileceği
keşifler sisteme dahil edilmelidir. Teknolojik tekelciliğe karşı en güçlü
silah, inovasyonun / innovation demokratikleşmesidir.
Süreçteki Öncü Şahısların Analitik Profilleri
- Leonard Kleinrock:
İnternetin kurucu babalarından olan Kleinrock, paraya değil, zorlu
mühendislik problemlerini çözmenin verdiği gratifikasyona / gratification
odaklı bir bilim insanıdır. Bilgisayarların sığ düşünceyi teşvik
etmesinden duyduğu kaygı, onun pedagojik / pedagogical endişelerini
ortaya koymaktadır.
- Wanda M. Austin: New
York'un iç kesimlerinde büyüyen ve matematikçi bir aile tarafından 'çok
çalışmaya' kodlanan Austin, zor problemleri çözmekten zevk alan azimli bir
liderdir. Havacılıkta başarının bir 'zorunluluk' olduğunu savunarak hata
payını minimize eden süreçlere odaklanmıştır.
- Corale L. Brierley:
Montana’da bir çiftlikte yetişen Brierley, çocukluğunda hayvancılığın
fiziksel zorluklarından kaçmak için bilime sığınmış, ancak sonradan
aslında bir mühendis olduğunu keşfetmiştir. Madenciliğin
sürdürülebilirliği konusundaki rasyonel ve teknik ısrarı, onun çevreyle
barışık endüstri vizyonunu temsil eder.
İlginç Durumlar ve Tarihsel Veriler İnternetin
atası ARPANET üzerinden gönderilen ilk mesajın, sistemin çökmesi nedeniyle
sadece "lo" harflerinden oluşması (login / giriş yap kelimesinin
yarısı), teknolojinin tarihsel olarak ne kadar kırılgan ve 'lo and behold' / bak
ve gör tarzında gizemli bir başlangıca sahip olduğunu gösterir. Ayrıca,
dünyanın en büyük tünel açma makinesi 'Big Bertha'nın, önüne çıkan basit bir
boruyu 'göremediği' için Seattle’ın altında mahsur kalması, aşırı teknolojik
gelişmişliğin bile bazen en basit engellere takılabileceğinin aşırı / extreme
bir örneğidir.
İlgili Konular: Dijital Jeopolitik, Yapay Zekâ Etiği, Siber Savunma
Stratejileri, Teknolojik Bağımlılık Sendromu. Siber Güvenlik Protokolleri,
İnsan-Bilgisayar Etkileşimi / Human-Computer Interaction, Dijital Etik, Veri
Madenciliği Travmaları. Yerinde Madencilik / In Situ Mining, Jeotermal Enerji
Rezervuar Yönetimi, Sismik Görüntüleme / Seismic Imaging, Karbon Yakalama ve
Depolama / Carbon Capture and Storage. Siber Hegemonya, Kendi Kendine
Yeten Güç, Enerji Güvenliği Paradigması, İnsan-Makine Etkileşimi / Human-Machine
Interaction.
The Past Half
Century of Engineering—And a Look Forward: Summary of a Forum. National Academy of Engineering. Washington,
DC: The National Academies Press.
ULUSAL AKADEMİLER
Ulusa
Bilim, Mühendislik ve Tıp Danışmanları
Ulusal Bilimler Akademisi, bilim ve mühendislik araştırmalarıyla
uğraşan seçkin bilim insanlarından oluşan, kâr amacı gütmeyen, özel bir
kuruluştur ve bilim ve teknolojinin geliştirilmesine ve bunların genel refah
için kullanılmasına adanmıştır. 1863 yılında Kongre tarafından kendisine
verilen tüzük yetkisiyle Akademi, federal hükümete bilimsel ve teknik konularda
danışmanlık yapma görevine sahiptir. Dr. Ralph J. Cicerone, Ulusal Bilimler
Akademisi'nin başkanıdır.
Ulusal Mühendislik Akademisi, 1964 yılında Ulusal Bilimler
Akademisi'nin tüzüğü kapsamında, seçkin mühendislerden oluşan paralel bir
kuruluş olarak kurulmuştur. Yönetim ve üye seçiminde özerktir ve Ulusal
Bilimler Akademisi ile birlikte federal hükümete danışmanlık sorumluluğunu paylaşmaktadır.
Ulusal Mühendislik Akademisi ayrıca ulusal ihtiyaçları karşılamayı amaçlayan
mühendislik programlarına sponsorluk yapmakta, eğitim ve araştırmayı teşvik
etmekte ve mühendislerin üstün başarılarını takdir etmektedir. Dr. CD Mote,
Jr., Ulusal Mühendislik Akademisi'nin başkanıdır.
Tıp Enstitüsü, halk sağlığına ilişkin politika konularının incelenmesinde ilgili
mesleklerden önde gelen üyelerin hizmetlerinden yararlanmak amacıyla 1970
yılında Ulusal Bilimler Akademisi tarafından kurulmuştur. Enstitü, Kongre
tüzüğüyle Ulusal Bilimler Akademisi'ne verilen federal hükümete danışmanlık
yapma ve kendi inisiyatifiyle tıbbi bakım, araştırma ve eğitim konularını
belirleme sorumluluğu altında faaliyet göstermektedir. Dr. Victor J. Dzau, Tıp
Enstitüsü'nün başkanıdır.
Ulusal Araştırma Konseyi, bilim ve teknoloji alanındaki geniş
topluluğu, Akademinin bilgi birikimini artırma ve federal hükümete danışmanlık
yapma amaçlarıyla birleştirmek üzere 1916 yılında Ulusal Bilimler Akademisi
tarafından kurulmuştur. Akademi tarafından belirlenen genel politikalara uygun
olarak faaliyet gösteren Konsey, hükümete, halka ve bilim ve mühendislik
topluluklarına hizmet sunmada hem Ulusal Bilimler Akademisi'nin hem de Ulusal
Mühendislik Akademisi'nin başlıca işletme organı haline gelmiştir. Konsey, her
iki Akademi ve Tıp Enstitüsü tarafından ortaklaşa yönetilmektedir. Dr. Ralph J.
Cicerone ve Dr. CD Mote, Jr., sırasıyla Ulusal Araştırma Konseyi'nin başkanı ve
başkan yardımcısıdır.
www.national-academies.org
Ulusal Mühendislik Akademisi, 28-29 Eylül 2014 tarihlerinde düzenlenen
yıllık toplantısında kuruluşunun 50. yıl dönümünü kutladı. Google Yönetim
Kurulu Başkanı Eric Schmidt, Caltech'ten seçkin profesör Frances Arnold ve ABD
İçişleri Bakanı Sally Jewell'in konuşmalarıyla öne çıkan iki günlük şenlik,
Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan Komutan Steve Swanson ve Uçuş Mühendisi Reid
Wiseman'ın selamlamalarıyla da renklendi. "Sizin İçin Mühendislik"
yarışmasının kazanan videoları, Washington DC'deki Akademi genel merkezinin
batı avlusunda toplantı boyunca gösterildi. Toplantıya katılan herkese,
yıldönümü makale kitabı olan " Dünyada Fark Yaratmak: Mühendislik
Fikirlerini Gerçeğe Dönüştürmek" kitabının birer kopyası dağıtıldı .
Toplantı, mühendisliğin son yarım yüzyılda insanlara ve topluma sağladığı
faydaların canlandırıcı, aydınlatıcı ve eğlenceli bir anma etkinliği oldu.
NAE'nin son yıllardaki yıllık
toplantılarının her birinde, meslek için hayati önem taşıyan bir konuyu ele
alan seçkin konuşmacılardan oluşan bir forum yer aldı ve bu forum şimdiye
kadarki en iyilerinden biriydi. Al Jazeera America'dan Ali Velshi'nin moderatörlüğünde
yedi konuşmacı, son 50 yılın başarılarını değerlendirdi ve önümüzdeki 50 yılın
potansiyel başarılarına baktı. Konuşmacılar şunlardı:
·
Wanda M. Austin, Havacılık ve Uzay Şirketi'nin
başkanı ve CEO'su ve NAE Konseyi üyesidir;
·
Corale L. Brierley, Brierley Consultancy'nin
kurucularından ve Ulusal Mühendislik Akademisi'nin başkan yardımcısı;
·
Leonard Kleinrock, Kaliforniya Üniversitesi, Los
Angeles'ta bilgisayar bilimi profesörü ve ARPANET'in geliştiricilerinden
biridir;
·
Robert W. Lucky,
Telcordia Technologies, Inc.'de emekli araştırma başkan yardımcısı ve daha önce
Bellcore'da başkan yardımcısı olarak görev yapmıştır;
·
Arunava Majumdar, Stanford Üniversitesi'nde Jay
Precourt Profesörü, İleri Araştırma Projeleri Ajansı-Enerji'nin kurucu
direktörü ve NAE Konseyi üyesidir;
·
Ulusal Biyomedikal Görüntüleme ve
Biyomühendislik Enstitüsü direktörü ve Ulusal Sağlık Enstitüleri'nin bilimsel
iş gücü çeşitliliğinden sorumlu geçici baş yetkilisi Roderic I. Pettigrew; ve
·
Robert E. Schafrik, General Electric Aviation'ın
Malzeme ve Proses Mühendisliği Departmanı'nın emekli genel müdürü.
Konuşmacıların aşağıdaki
özetlerinde de açıkça belirttiği gibi, mühendislik önümüzdeki yarım yüzyılda,
geçmiş yarım yüzyılda olduğundan çok daha büyük bir katkı sağlamaya
hazırlanıyor. Mühendislik için önümüzdeki önemli dönem beni çok etkiliyor.
Geleceğimiz, tıpkı geçmişimiz gibi, büyük ölçüde mühendislik tarafından
şekillendirilecek.
CD Mote,
Jr.
Başkan
Ulusal
Mühendislik Akademisi
1 Zorluklardan Öğrenmek: Son Sınırda İnovasyon
3 İnternetin Tohumları ve Geleceği
4. 21. Yüzyılın Büyük Mühendislik Gelişmeleri
8. Yenilikçiler Topluluğunu Genişletmek
Forum Gündemi
1
Zorluklardan Öğrenmek:
Son Sınırda İnovasyon
Havacılık ve Uzay Şirketi'nin başkanı ve CEO'su Wanda Austin, mühendislerin
hatalarını ön plana çıkarmaktan hoşlanmadıklarını söyledi. "Yanılmazlık ve
belki de biraz sihir havasını" korumayı tercih ediyorlar. Ancak havacılık
ve uzayda sistem mühendisliğinin zor olduğunu belirtti. Ödüllendirici ama
affetmeyen bir alan; havacılık ve uzayda "başarı sadece beklenmiyor,
kesinlikle gerekli."
1990'larda havacılık ve uzay
endüstrisi altı fırlatma başarısızlığı yaşadı ve bu da önemli bir varlık
kaybına yol açtı. "Bu, sektördeki hepimiz için çok zor bir dönemdi. Gerçek
zorluklarla karşı karşıyaydık ve gerçek çözümlere ihtiyacımız vardı."
Austin, bu fırlatma
başarısızlıklarının her birinin önemli dersler çıkarılmasına ve kalıcı
iyileştirmelere yol açtığını söyledi. “Kendimize yakından baktık ve
altyapımızı, verimliliğimizi ve süreçlerimizi geliştirdik. Sonuç olarak,
benzeri görülmemiş bir fırlatma başarısı serisinden faydalandık.” 1999'dan bu
yana, forumdan önceki ay sadece dört gün arayla Cape Canaveral'dan yapılan iki
fırlatma da dahil olmak üzere, art arda 96 başarılı fırlatma gerçekleşti.
2000 yılından bu yana,
havacılık ve uzay endüstrisi ve hükümet, iletişim, navigasyon ve uzay tabanlı
sensörler de dahil olmak üzere tüm temel görev alanlarını yeniden canlandırdı
ve tamamen yeni uydu takımları fırlattı. Dünya gözlem tesisleri, üzerinde yaşadığımız
gezegen hakkında çok büyük miktarda yeni veri sağladı. Cassini Satürn Yörünge
Aracı, Ay haritalama Ay Keşif Yörünge Aracı, Mars Keşif Yörünge Aracı ve Mars
Atmosfer ve Uçucu Madde Evrimi yörünge aracı, güneş sistemi hakkında büyüleyici
bilgiler sağlıyor. Mars Curiosity Gezgin Aracı, Dünya'nın en ilgi çekici
gezegen komşusunun bileşimini ve iklimini inceliyor.
Austin, "Havacılık ve uzay endüstrisi, 1990'larda
öğrendiğimiz dersleri alıp günümüzdeki görev başarısına uygulayabildi"
dedi. "Zorlu koşullar, doğru yaklaşıldığında, yenilik için muazzam bir
katalizör olabilir."
İŞ BİRLİĞİNİN GÜCÜ
Austin, yeni fikirlerin ve teknolojilerin genellikle tek başına
geliştirilmediğini belirtti. Havacılık ve uzay endüstrisindeki ilerlemenin
temelinde hükümet, üniversiteler ve şirketler arasındaki iş birliği yer
almaktadır.
Örneğin, Havacılık ve Uzay
Şirketi, büyüyen ticari uzay sektörünün katılımcılarından biri olan SpaceX ile
ABD Hava Kuvvetleri görevleri için sertifika alma çabaları konusunda birkaç
yıldır iş birliği yapıyor. Bir diğer örnek ise Massachusetts Teknoloji Enstitüsü
ve NASA tarafından geliştirilen Geçiş Yapan Ötegezegen Araştırma Uydusu (TESS)
üzerindeki bilimsel iş birlikleridir. TESS, gökyüzündeki en umut vadeden Dünya
benzeri gezegenleri bulmak ve gözlemlemek için tasarlanmış bir uzay
teleskobudur; daha sonra James Webb Uzay Teleskobu gibi yüksek güçlü
teleskoplar bunların bileşimini karakterize edecek ve değerlendirecektir.
2017'de fırlatılması planlanan TESS, Austin'in dediği gibi, "evrenimizde
dünya dışı yaşamı keşfedecek teknoloji parçası olabilir."
Uzayda, yenilikçilik açısından
son derece kritik öneme sahip, görünüşte daha mütevazı başarıların son bir
örneği de, 20 yılı aşkın araştırma, geliştirme ve test çalışmalarının ürünü
olan CubeSats veya Picosat olarak bilinen küçük yörünge cihazlarıdır. CubeSats
artık itme, görüntüleme, algılama ve yön kontrolü gibi işlevleri yerine
getirebiliyor. Ayrıca, seçilmiş yetkililerden küçük çocuklara kadar herkes için
uzay ve uzay uçuşuna yeni bakış açıları sunan paha biçilmez eğitim araçlarıdır.
Yörünge enkazının tehlikeleri hakkındaki bir soruya yanıt olarak Austin,
CubeSats'lerin gelecekteki uyduların operasyonlarına müdahale etmeyecek şekilde
yeniden giriş için tasarlandığını da belirtti.
UZAYDA YENİ İŞLETMELER
Austin, küçük uyduların yeni şirketlerin ticari sektöre girmesine olanak
sağlayarak "uzay işinin çehresini değiştirdiğini" söyledi. Forumdan
kısa bir süre önce Google, Dünya'nın yüksek çözünürlüklü görüntülerini ve
videolarını çekmek için küçük, düşük maliyetli uydular kullanan Sky Imaging
şirketini 500 milyon dolara satın almayı planladığını duyurdu. Planet Labs gibi
diğer şirketler de yatırımcılar ve risk sermayedarları arasında büyük bir
heyecan yaratıyor. Bugün, ticari ve devlet yatırımları fırsatlar yaratıyor ve
şirketler uzayda yeni işletmeler kurmanın yollarını buluyor. Austin,
"Küçük uyduların iş potansiyeli hiç de küçük değil" dedi.
Uzay teknolojisindeki
gelişmeler, Dünya'da da son teknolojiye dayalı yeni fırsatlar yaratıyor.
Örneğin, bir uzay bilimcisi yakın zamanda lazer işleme tekniklerine dayalı,
özellikle omurga için tasarlanmış lazerle yazılmış kemik büyüme implantları
için bir patent aldı. Austin, "Çalışmalarımız toplumumuzun her sektörüne
dokunuyor," dedi.
ZORLUKLARDAN BAŞARI
Austin, "Değerli bir şey yaratmak için başarısız olmaktan, hata
yapmaktan veya statükoyu değiştirmekten korkmamalıyız," diyerek sözlerini
tamamladı. "Deneyimlerime göre, zorluklar her zaman fırsatlara yol
açabilir." John Kennedy, Ay'a gitme hedefini kolay olduğu için değil, zor
olduğu için belirlemişti. Zor işler yapmak büyük dersler verir. Örneğin, uzaya
gitmek, Dünya hakkında bilgi edinme fırsatı sunar, Sınırlı
kaynakları ve onu korumak için yapılması gereken yatırımlar hakkında.
Hiç başarısız olmayan takımlar
muhtemelen fırsatları kaçırmışlardır; oysa büyük başarılar elde eden takımlar
genellikle başarısızlıktan ders çıkarma stratejisi geliştirerek bunu
başarırlar. Albert Einstein'ın dediği gibi, "Hiç hata yapmamış olan, hiçbir
yeni şey denememiştir."
Austin, havacılık ve uzay
sektörünün teknoloji ve insan icatlarının sınırlarını zorladığını söyledi. Bu
sektör, zorluklarla yüzleşip onları aşarak insanlığa muazzam faydalar sağlıyor.
Zor
Problemlerden İlham Almak
Bir soruya yanıt olarak Austin, kendi hayatı ve mühendislik kariyeri
hakkında kısaca şunları söyledi: “New York'un kenar mahallelerinde büyürken,
çok fazla siyahi kadın mühendis rol modeli yoktu. Neyse ki, eğitime değer veren
ve bana istediğim hiçbir şeyi yapamayacağımı asla söylemeyen iki ebeveynim
vardı. Sadece çok çalışmaya istekli olmam gerektiğini söylediler.” Ayrıca
yedinci sınıftaki matematik öğretmeni de ona matematikte iyi olduğunu ve
kimsenin aksini söylemesine izin vermemesi gerektiğini söylemişti.
Austin lise ve üniversiteye
geldiğinde zor problemleri çözmekten hoşlanıyordu, bu yüzden çözülmesi zor
problemlerin olduğu alanlar aramaya başladı. Lisansüstü eğitimine başladığında,
bir profesörü ona "İşte çözülmesi gereken zor bir problem" dedi.
"İşte bu! Aklıma bir fikir geldi."
Austin, özellikle kız
çocukları için bu tür bir etkileşimin çok önemli olduğunu söyledi. Okullara
gidip öğrencilerle konuşmak için her fırsatı değerlendiriyor.
"Söyleyeceğiniz şeyin bir genci mühendislik alanında kariyer yapmaya
teşvik edeceğini asla bilemezsiniz."
"Bu öğrenciler
geleceğimizin liderleri," dedi. "Ne okurlarsa okusunlar ve ne
yaparlarsa yapsınlar, en azından teknolojiye aşina olmaları ve mühendisliğin
toplum için ne yaptığını anlamaları gerekiyor. Onları olabildiğince çok şeye
maruz bırakmalısınız."
Brierley Danışmanlık şirketinin kurucusu Corale Brierley, insanların
kullandığı her nesnenin ya yeryüzü kaynaklarından yapıldığını ya da üretim ve
dağıtımında yeryüzü kaynaklarına dayandığını söyledi. Petrol ve doğalgaz,
ulaşım için yakıt ve evler ile işletmeler için elektrik sağlar. Yeraltı suyu
içme ve sulama suyu sağlar. Kum ve çakıl, inşaat için vazgeçilmezdir. Bakır,
elektrikli ekipman ve diğer cihazlar için gereklidir. Elektronik malzemeler
nadir toprak elementleri içerir. Gübreler, madenlerden çıkarılan potasyum ve
fosfordan oluşur. Jeotermal enerji, yenilenebilir enerjinin yeni bir
kaynağıdır. Dünya, atıkların depolanması ve bertarafı için bile kaynak sağlar.
Yeni teknolojiler, insanların
yeryüzü kaynaklarını düşünme ve kullanma biçimlerini de değiştiriyor. Son on
yıllarda, hidrolik kırılma ve yatay sondaj, enerji üretimini kökten değiştirdi.
Yeni teknikler, petrol elde etmek için 3000 metre su içeren kayanın altına
kilometrelerce sondaj yapmayı mümkün kılıyor. Tünel açma makineleri dünyanın
dört bir yanında geçitler kazıyor.
1970'lerde, New York'taki
Niagara Şelaleleri'ndeki Love Canal deneyimi, çevre kirliliği konusunda değerli
dersler verdi. Brierley, "Toprağa ne koyduğumuza son derece dikkat
etmeliyiz çünkü bu yeraltı sularımızı kirletebilir" dedi. O zamandan beri,
kirleticilerin analizi ve taşınması üzerine yapılan araştırmalar, benzer
felaketlerin önlenmesine yardımcı oldu.
Çözücü ekstraksiyonu artık çok
daha düşük kaliteli cevherlerin çıkarılmasına olanak tanıyor. Brierley'nin
gözlemlediğine göre, çözücü ekstraksiyonu ve elektro kazanım olarak bilinen
bir tekniğin birleşimi , %99,999 saflıkta bir bakır ürünü elde edilmesini
sağlayabilir. Biyomadencilik, belirli metalleri toprak malzemelerinden çıkarmak
için mikroorganizmalar kullanır ve şu anda dünyada çıkarılan bakırın %20'si bu
teknikle üretilmektedir.
Bazı kişilerin madencilikte
sürdürülebilirliğin bir çelişki olduğunu düşündüğünü belirten yetkili, "Bu
doğru değil," dedi ve ekledi: "Çünkü teknoloji ve mühendislik, bu
metalleri yerin daha derinlerinden ve daha düşük tenörde çıkarabilme yeteneğimizi
korumada çok büyük bir rol oynuyor."
Teknoloji, madenciliği daha
güvenli hale getirdi. Sürekli maden çıkarma makineleri, yer altında çalışmak
zorunda kalan madenci sayısını büyük ölçüde azalttı. Birçok madencilik
işletmesi artık, işçilerin yaralanmasını ve ölümünü önlemek için gelişmiş teknolojiye
dayanan sürücüsüz kamyonlar kullanıyor. Minerallerin kayaların yüzeye taşınması
olmadan yer altından çıkarıldığı yerinde madencilik, işçilerin ve diğerlerinin
tehlikeli maddelere ve durumlara maruz kalmasını daha da azaltabilir.
GELECEĞİN TEKNOLOJİLERİ
Brierley, önümüzdeki 50 yılın da aynı derecede çarpıcı iyileştirmeler
gerektireceğini söyledi. Yerinde madencilik, yeryüzünde madenciliğin yarattığı
ayak izini azaltmak için daha da geliştirilmelidir. Yerinde çıkarma, yerin
derinliğindeki daha yüksek sıcaklıklardan yararlanabilir, çünkü minerallerin
çıkarılması daha yüksek sıcaklıklarda daha kolaydır. Ayrıca
daha güvenli ve sürdürülebilir olacak ve üretilen atık miktarını azaltacaktır.
İnsanların yer altını
"görmelerini" sağlayan teknolojiler, sürdürülebilirliği ve güvenliği
daha da artıracaktır. Zaten, yer altı radarı ve üç boyutlu sismik teknoloji,
Stonehenge'in altında gömülü nesneler ve volkanların yapısı gibi şeyleri ortaya
çıkarabiliyor. Ancak mevcut teknolojilerin hala sınırlamaları var. Örneğin,
dünyanın en büyük tünel açma makinesi olan Big Bertha, yolundaki çelik bir
boruyu "göremediği" için Seattle'ın altında sıkışıp kaldı.
Brierley, "İhtiyacımız
olan şey, yer altındaki jeolojik ve yapısal özellikleri görebilmemiz için
Dünya'nın iç kısmının bir Google Haritası" dedi. Biyomedikal
teknolojilerin vücudun içini gerçek zamanlı olarak görebilmesi gibi, yeni
teknolojiler de Dünya'nın içindeki sıvıları gerçek zamanlı doğrulukla
görselleştirebilir.
Brierley, bu tür
teknolojilerle dünyanın bambaşka bir yer haline gelebileceği sonucuna vardı.
Jeotermal enerji, fosil yakıtlara olan ihtiyacı azaltabilir. Depremler
hafifletilebilir veya kontrol altına alınabilir. Atmosferdeki karbondioksit yer
altında depolanabilir. "İster yer altı suyu olsun, ister jeotermal enerji,
ister ulaşım için tünel kazma, ister madencilik veya diğer herhangi bir şey
olsun, ne yaptığımızı görebilmeliyiz. Teknolojik olarak büyük yeniliği işte
burada görüyorum."
Biyomadenciliğin
İnsan Kökenleri
Brierley'nin forumda bahsettiği teknolojilerin bazıları standart dışı,
hatta mütevazı kökenlere sahipti. Biyomadenciliğin gelişimi kısmen, Montana'da
bir sığır çiftliğinde büyüyen, atıyla tek odalı bir okula giden ve tavuk
kümesini temizlemekten nefret eden genç bir kadın sayesinde gerçekleşti. Annesi
ona, "Üniversiteye gidersen ve doğru adamla evlenirsen, bir daha asla
tavuk kümesi temizlemek zorunda kalmazsın" demişti. Bu genç kadın
üniversiteye gitti ve genç bir doktora öğrencisiyle tanıştı ve birlikte Yellowstone
Ulusal Parkı'ndaki sıcak su kaynaklarındaki mikroorganizmaları incelediler;
bunların birçoğu madencilik endüstrisinde son derece önemli hale geldi.
Biyomadenciliğe yaptıkları katkılardan dolayı James ve Corale Brierley, Ulusal
Mühendislik Akademisi üyeliğine seçildiler.
Brierley, kendisini hiçbir
zaman mühendis olarak görmediğini, asıl mesleğinin mikrobiyologluk olduğunu
söyledi. “Sadece mühendislik işleri yapıyordum ve mikroorganizmaları
madenciliğe uyguluyordum. NAE'ye seçilene kadar mühendis olduğumu
keşfetmemiştim.”
3
İnternetin Tohumları ve Geleceği
İnternete yol açan vizyon çok uzun zamandır mevcuttu. 1908'de Nikola Tesla,
bir kişinin dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi biriyle iletişim kurmasını
sağlayacak, saatten daha büyük olmayan bir cihaz hayal etmişti. 1930'larda H.G.
Wells, insan bilgisinin deposu olarak hizmet edecek bir "dünya
beyni"nden bahsetmişti. 1940'larda Vannevar Bush, insanlığın kolektif
anılarını ve yaratımlarını depolayacak bir makine olan Memex'ten bahsetmişti.
1960'larda, Kaliforniya
Üniversitesi, Los Angeles'ta Bilgisayar Bilimleri alanında Seçkin Profesör olan
Leonard Kleinrock, meslektaşlarıyla birlikte, her zaman açık, her zaman
kullanılabilir ve her yerden, her cihazdan herkesin erişebileceği bir sistemin
öncüsü olarak gördüğü bir bilgisayar ağı kurdu. Kendisi ve İleri Araştırma
Projeleri Ajansı Ağı'nın (ARPANET) diğer geliştiricileri, analiz ettikleri bir
modele sahipti, bu yüzden nasıl davranması gerektiğini biliyorlardı. Ancak
"mühendisler olarak, bilmediğimiz şeyleri de biliyorduk," diye
ekledi. "Bu şeyle denemeler yapmak zorundaydık."
Modellerine trafik oluşturmak,
modeli test etmek, bozmaya çalışmak ve sonuçlardan ders çıkarmak için araçlar
entegre ettiler. “Mühendisliğin harikaları, bir şeyi denediğinizde ve tahmin
etmediğiniz şeyleri keşfettiğinizde ortaya çıkar. Sonra neden bu şekilde
davrandıklarını ve nasıl düzeltileceğini bulursunuz. Mühendislik yaklaşımı çok
önemliydi. Bir şey tasarlayıp, inşa edip, öylece bırakmış gibi olmadık, çünkü
işe yaramazdı. Yol boyunca düzeltmeler yapmamız gerekiyordu.”
O dönemin kültürünün açıklık
üzerine kurulu olduğunu hatırladı. “[Model] paylaşılıyordu. Herkese
güveniyorduk. Ağa giren herkesi tanıyorduk. Kötü davranışlara karşı koruma
sağlamak için herhangi bir engel – buna 'güvenlik önlemi' diyelim – koymadık.
Aslında, mühendisler olarak aldığımız tatmin, para kazanmak için bir sistem
kurmak değil, sadece ilgi çekici ağ mühendisliği sorununu çözmekti… Aldığımız
tatmin, tasarladığımız ve kullanıma sunduğumuz şeyleri başkalarının
kullanmasıydı.”
1969'da UCLA ve Stanford
Araştırma Enstitüsü'nde (SRI) ağın iki düğümü kurulduktan sonra, Kleinrock ve
meslektaşları onu test etmeye karar verdiler. Kleinrock'un gözlemlediği ünlü
ilk mesajlar arasında, Samuel Morse'un ilk uzun mesafeli telgraf sistemi üzerinden
gönderdiği "Tanrı ne yaptı?"; Alexander Graham Bell'in ilk telefon
üzerinden asistanına gönderdiği "Bay Watson, buraya gel, seni görmek
istiyorum"; ve Neil Armstrong'un aya adım atarken söylediği "İnsanlık
için dev bir adım" yer alıyor. Kleinrock, "Bu adamlar zekiydi. Halkla
ilişkileri anlıyorlardı," dedi. "ARPANET ile tek istediğimiz, UCLA
bilgisayarından SRI bilgisayarına giriş yapmaktı." UCLA'daki bir
programcı " l " harfini yazdı . UCLA'daki telefondaki biri "
l " harfinin ulaşıp ulaşmadığını sordu. " l' yi aldım ,"
diye yanıt geldi. Birkaç saniye sonra: " o'yu aldınız mı ?"
" o'yu aldım ." Sonra sistem çöktü.
Kleinrock,
“İnternetteki ilk mesaj ‘lo’ idi, yani ‘lo and behold’ (işte bakın) anlamında,”
dedi. “Daha iyi, daha özlü, daha kehanet niteliğinde bir mesaj isteyemezdik.
Ama kimse bilmiyor. Umarım bir gün ‘Bay Watson, buraya gelin, sizi görmek
istiyorum’ kadar popüler olur.”
İNTERNETİN KARANLIK YÜZÜ
25 yıllık büyümenin ardından, internetteki ilk büyük spam mesajı, insanlara
yeşil kart almaları konusunda yardımcı olmak için hizmetlerini satmaya çalışan
Canter ve Siegel adlı iki avukattan geldi. İnternet servis sağlayıcıları o
kadar çok e-posta itirazı aldı ki çöktü. Kleinrock, "İlk spam mesajına
verilen yanıt, istemeden de olsa ilk hizmet reddi saldırısı oldu" diye
belirtti.
İnternet, herkesin milyonlarca
insana anında, kolayca, anonim olarak ve hiçbir para veya çaba harcamadan
ulaşmasını sağlıyor. "Bu, internetin karanlık yüzü için mükemmel bir
formül."
Günümüzde gençler,
fotoğraflarını paylaşamadıkları, arkadaşlarıyla sohbet edemedikleri, video
izleyemedikleri veya çevrimiçi alışveriş yapamadıkları bir zamanı hayal bile
edemiyorlar. Ancak Kleinrock'un gözlemlediği gibi, internet yıkıcı bir güç.
Daha fazla bilgi dijitalleştirildikçe, cihazlar küçüldükçe, daha akıllı, daha
hızlı ve daha ucuz hale geldikçe ve geniş bant, kablosuz ve kablolu bağlantılar
hızla yaygınlaştıkça, yıkıcı olaylar da yaşanmaya devam edecek.
Kleinrock, “İnternetin kendisi
hâlâ bir ergen ve bir ergen gibi davranıyor,” dedi. “Yaramaz. Düzensiz. Asi ve
itaatsiz. Umudumuz, olgunlaşıp düzgün davranan bir yetişkin haline gelmesidir.
Emin değiliz. Umuyoruz ki öyle olur.”
İNTERNETİN GELECEĞİ
Gelecekte, içerik, teknoloji, uygulamalar, hizmetler ve işlevler, herkesin
her zaman yanında taşıdığı cihazlarda birleşmeye devam edecek. "Gelecek,
aşırı hareketlilik, kitlesel kişiselleştirme, video bağımlılığı, konum tabanlı
hizmetler, şaşırtıcı uygulamalar ve bildiğimiz gibi, dramatik toplumsal ve
yaşam tarzı değişiklikleriyle dolu bir gelecek olacak."
Kleinrock'un gözlemine göre,
son zamanlarda bir dönüm noktası yaşandı. Eskiden mühendisler teknoloji
geliştirir, uygulamalar da onu takip ederdi. Bugün ise uygulamalar teknolojinin
çok önüne geçiyor ve teknoloji de uygulamaların ihtiyaçlarını karşılamak için
yetişmeye çalışıyor.
Ancak internetin tasarımının
güzelliği, beklenmedik hizmetleri, uygulamaları veya teknolojileri
dışlamamasıdır. Her şeye uyum sağlar. Kişisel bilgisayar,
e-posta, mobil uygulamalar, internet, eşler arası paylaşım, bloglar, sosyal
ağlar ve diğer birçok uygulamayı dönüştürdü; bunların çoğu tamamen sürpriz
oldu. "Teknoloji, bu şeylerin gelişmesine izin verecek kadar uyarlanabilir
ve geneldir."
Günümüzde Nesnelerin İnterneti
şekillenmeye başlıyor. Zaten internet trafiğinin büyük bir kısmı yazılım
aracıları ve gömülü cihazlar tarafından oluşturuluyor. Kleinrock'a göre,
sonunda sensörler, aktüatörler, mantık ve bellekler duvarlara, gözlüklere, masalara
ve hatta insanların bedenlerine kadar kaybolacak. “Bu oda teknolojiyle dolu
olmalı. Benim burada olduğumu bilmeli. Hepimizin burada olduğunu bilmeli.
Corale ile bir konuşma yaparsam, bu konuşmada bize yardımcı olmalı. Ne
dediğimizi ve geçmişimizi anlamalı. Her yerdeki ortamı bilinçli hale getirme
fikri , elde edeceğimiz en büyük faydalardan biri.”
Gelecekte internet de giderek
görünmez hale gelecek, böylece onu kullanan insanların onun hakkında
düşünmelerine gerek kalmayacak. İnsan-bilgisayar arayüzleri şimdikinden çok
daha basit olacak, böylece insanların küçük klavyelerde karmaşık yazılar yazmalarına
gerek kalmayacak. Bilgisayarlar insan konuşmasını anlayacak ve uygulamalar çok
daha basit ve kullanımı kolay olacak. Zamanla internet, "yaygın bir
küresel sinir sistemi" haline gelecek.
Öğrencilere
Başarısızlığın Üstesinden Gelmeyi Öğretmek
Mühendislerin eğitimi hakkındaki bir soruya yanıt olarak Kleinrock,
eğitimcilerin başarısızlıkla sonuçlansa bile merakı teşvik etmeleri gerektiğini
söyledi. “Öğretmenler ve öğretim üyeleri olarak öğrencilerimize yalan
söylüyoruz. Onlara 4000 yıllık bilgiyi kristalize ve özütlenmiş halde sunuyoruz
ve atılımların kolayca gerçekleştirilebileceğine inanmalarını sağlıyoruz. 'İşte
bu mücevher. İşte Shakespeare. İşte Maxwell denklemleri…' Öğrenciler daha sonra
'Eh, kolay. Sınıra ulaşacağız ve bir sonraki kişi biz olacağız' diye
düşünüyorlar. Ama bilginin sınırlarına yaklaştıklarında, 'Tanrım, hiçbir şeyi
hareket ettiremiyorum' diye fark ediyorlar.”
Ayrıca bilgisayarları
"derin düşünmenin en büyük düşmanı" olarak nitelendirdi. Öğrenciler
bir bilgisayar modeli çalıştırıyor ve ardından bir sistemin nasıl davrandığını
bildiklerini düşünüyorlar. "Sadece hesaplama yapmaktan fazlasını yapmaları
gerekiyor," dedi. "Kendi sonuçlarını anlamaları ve ardından bunları
genişletmeye çalışmaları gerekiyor."
Aynı zamanda, öğrencilerin
karşılaşacakları zorluklara rağmen bir fark yaratabileceklerini öğrenmeleri
gerekiyor. "Başarıları için teşvik edilmeli ve alkışlanmalı,
başarısızlıklarında da cesaretlendirilmelidirler."
Kleinrock, bu gelişmelerin hepsinin olumlu
olmayacağını söyledi. Mühendisler genellikle inşa ettikleri sistemleri az çok
anladıkları düşüncesine sahipken, doğa bilimciler yaratmadıkları bir sistemle
uğraşmak zorunda kalıyorlar. Ancak mühendislik sistemleri büyüdükçe ve
karmaşıklaştıkça, mühendislerin mutlaka anlayamayacağı veya öngöremeyeceği
şekillerde davranıyorlar. "Mühendisliğin her alanında, geri adım atıp
karmaşıklığı bir sorun olarak ele almalıyız."
Kleinrock, internetin geleceği
hakkındaki en iyi tahminin öngörülemez olacağı sonucuna vardı.
"[Uygulamalar] ortaya çıktığında, genellikle beklenmedik, şaşırtıcı ve
keyifli oluyorlar ve çok hızlı bir şekilde yaygınlaşıyorlar."
4
21. Yüzyılın Büyük Mühendislik Gelişmeleri
Robert Lucky'nin annesi 1902'de doğmuş ve 1998'de vefat etmiştir.
Virginia'da elektrik, radyo ve telefonun olmadığı bir çiftlikte büyümüştür.
Buna rağmen, bir insanın Ay'da yürümesini ve internetin yükselişini görmüştür.
Lucky, forum katılımcılarına, "Ne inanılmaz bir değişim yüzyılıydı,"
dedi. "Bir mühendis olarak başardıklarımızla gurur duyuyorum."
Gelecek yüzyılda da aynı
ilerleme kaydedilecek mi, yoksa teknoloji toplumun sorunlarına giderek azalan
bir çözüm mü sunacak? Lucky, "Bilmiyorum," dedi, ancak Ulusal
Mühendislik Akademisi'nin 2003 yılında derlediği 20. yüzyılın en büyük 20 mühendislik
başarısı listesi bazı ipuçları sunuyor.
ÖNGÖRÜLEBİLİR VE ÖNGÖRÜLEMEZ BULUŞLAR
Lucky, "20. yüzyılın on dördüncü yılında, o listedeki maddelerin kaçı
zaten mevcuttu veya öngörülebilirdi?" diye sordu.
1914 yılında listedeki ilk beş
maddeden dördü zaten büyük ölçüde ilerlemişti. Listenin en başındaki madde olan
elektrifikasyon hızla gerçekleşiyordu ve alternatif akım (AC) yaygınlaşmıştı.
Henry Ford, 1908'de Model T'yi piyasaya sürdü, bu nedenle listedeki ikinci
madde olan otomobil zaten mevcuttu. Wright kardeşler ilk uçaklarını 1903'te
Kitty Hawk'ta uçurdular, bu nedenle listedeki 3. madde olan uçak zaten icat
edilmişti. Ve listedeki beşinci madde olan elektronik, 1912'de Titanik'in
batması sırasında radyo yayınlarının kullanılmasıyla özellikle önem kazandı .
Listedeki diğer maddeler daha
büyük veya daha küçük bir doğrulukla öngörülebilirdi. Otomobilin gelişimi,
karayolu sisteminin inşası olasılığını akla getiriyordu (on birinci madde).
Elektrikleşme, ev aletlerinin icadına işaret ediyordu (on beşinci madde).
Tarımın mekanizasyonu (yedinci madde), o dönemin diğer mühendislik başarıları
göz önüne alındığında muhtemeldi.
Ancak diğer icatların
öngörülmesi zor veya imkansız olurdu. Bilgisayarlar (8 numara) ve uzay
yolculuğu (12 numara) belirsiz bir şekilde öngörülebilirdi. Fakat entegre
devre, internet ve lazer gibi diğer icatlar beklenmedik bir şekilde ortaya
çıktı. Lucky, bu beklenmedik icatların "muazzam sonuçlar doğurduğunu"
söyledi. "Bu yüzyılda henüz böyle bir şey görmedim."
GELECEĞİN İCATLARI
Lucky'nin söylediğine göre, bugün sokaktaki insanlara 21. yüzyılın en büyük
mühendislik başarılarını sıralamaları sorulsa, muhtemelen verecekleri cevaplar
Google, Amazon, Twitter ve Facebook olurdu. Ancak bunlar şirketler,
teknolojiler değil. Bugün icatın gizemi farklı bir odak noktasına sahip.
İnsanlar teknolojilerden değil, iş fikirlerinden büyüleniyorlar.
Bununla birlikte, mühendisler
icat etmeye devam edecek, dedi Lucky ve icatların nereye doğru gittiği
konusunda birkaç tahminde bulundu.
Öncelikle, kablosuz teknolojilerin giderek daha önemli
hale geleceğini söyledi. “Geçtiğimiz yüzyıl kablolu bir yüzyıldı; telefon,
elektrifikasyon, kablo ağı, optik fiber. Şimdi ise kablosuz bir dünyaya
dönüşümü çoktan yaşadık.”
Ayrıca yapay zekânın ortaya
çıkışını da öngördü. Makinelerin insanlar kadar zeki olacağını tahmin edecek
kadar ileri gitmedi. "İnsanların, makinelerin önümüzdeki yüzyılda sahip
olmayacağı bir şeye sahip olduklarını" belirtti. Ancak yüzyılın sonuna
doğru, zeki makineler yaygınlaşabilir ve bugün insanların yaptığı birçok şeyi
yapabilirler.
Son olarak, Lucky'nin
öngördüğüne göre 3D baskı, ürünlerin üretilme biçimini tamamen değiştirebilir.
Ancak en kesin tahmini,
öngörülemeyen icatların gerçekleşmeye devam edeceği yönündeydi. "Bunlar,
ne yazık ki hiçbirimizin göremeyeceği mucizeler olacak."
Mühendislikte
Değişen Araçlar
Lucky, bir soruya verdiği cevapta, kendi kuşağındaki mühendisler
yetiştiğinde, günümüzdeki genç mühendislerin sahip olduğu bilgisayar gücüne
sahip olmadıklarını söyledi. Ancak, büyük çaplı yeniliklere olanak sağlayan
"verimli bir teknolojiye" sahiplerdi. "Bu teknoloji, biz onu
elde ettiğimizde tam anlamıyla çiçek açmaya hazırdı. Sanırım bu açıdan çoğumuz
şanslıydık."
Dünya artık çok daha karmaşık
ve dünyadaki mühendis sayısı, herhangi bir mühendisin öne çıkmasını daha da
zorlaştırıyor. Lucky, "Yine de," dedi, "simülasyonlar ve
bilgisayarlarla çalışma konusunda sahip oldukları güce imreniyorum. Bu çocukların
bazıları bilgisayar konusunda gerçekten çok yetenekli. İnanılmaz. Okullardaki
çocuklarla konuşun... Orada çok fazla dahi var."
Stanford Üniversitesi'nde Jay Precourt Profesörü ve İleri Araştırma
Projeleri Ajansı-Enerji'nin (ARPA-E) kurucu direktörü Arunava Majumdar,
enerjiyle ilgili her türlü tartışmanın üç güvenlik perspektifinden ele alınması
ve çerçevelenmesi gerektiğini söyledi: ulusal, ekonomik ve çevresel. Kişi
başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla büyümesi ve enerji kullanımındaki büyüme
yakından ilişkilidir. Majumdar, "Enerji kullanımı olmadan modern bir
ekonomi olmaz," dedi. "Ortaçağlara geri döndük."
Ulusal güvenlik ve ekonomik
güvenlik, enerji için uzun vadeli endişeler olmuştur; sera gazı emisyonları ve
küresel ısınmayla ilgili çevresel endişeler ise daha yenidir. Sanayi
Devrimi'nin başlangıcından bu yana, ortalama küresel sıcaklık yaklaşık 1 derece
artmıştır. Herhangi bir coğrafi konumda, bazı yıllar ortalamadan daha sıcak,
bazı yıllar ise daha soğuktur ve küresel ısınmanın etkisini kesin olarak tahmin
etmek zordur. Ancak küresel olarak sıcaklık dağılımının spektrumun sıcak ucuna
doğru kaydığı konusunda hiçbir şüphe yoktur. Bu kayma devam ettikçe, dağılımın
uç noktaları "ekonomimiz [ve] yaşamlarımız üzerinde orantısız bir etkiye
sahip olabilir... İklim değişikliğinin tüm ayrıntılarını anlamıyoruz, ancak
[Dünya'nın] ısındığını ve bunun sonuçlarının ciddi olabileceğini
biliyoruz."
Atmosfere salınan ortalama bir
karbondioksit molekülü yüzlerce yıl atmosferde kalır; bu nedenle Sanayi
Devrimi'nin başlangıcından bu yana salınan karbondioksitin büyük bir kısmı hala
oradadır. Bu süre zarfında, fosil yakıtların yakılması atmosfere yaklaşık 1
trilyon ton karbondioksit salmıştır. Bilinen tüm fosil yakıt rezervleri
(bugünkü değeri yaklaşık 10 trilyon dolar) yakılırsa, sonuç atmosfere ek olarak
3 trilyon ton daha karbondioksit salınması olacaktır.
BİR ÇÖZÜM TASARLAMAK
Majumdar, toplumun karşı karşıya kaldığı seçimin çoğu zaman bir ikilem
olarak sunulduğunu gözlemledi. Toplum, çevreye yönelik tehdidi görmezden gelip
ekonomik büyümeyi mi hedeflemeli, yoksa çevreyi kurtarmak için 10 trilyon
dolarlık fosil yakıtı yer altında mı tutmalı? Majumdar, bunun "yanlış bir
seçim" olduğunu, "çünkü insan zihninin bir şeyleri tasarlama
yeteneğini hesaba katmadığını" söyledi.
Taş Devri, insanların taş
kaynaklarının tükenmesiyle sona ermedi. Aksine, sorunlarına daha iyi çözümler
buldular. "Eğer Sanayi Devrimi tamamen enerjiyle ilgiliyse, üç güvenlik
unsurunu da ele alacak yeni bir Sanayi Devrimi yaratmalıyız." Mühendislik
bize teknolojik seçenekler sunacak, güvenli bir gelecek için sigorta poliçemizi
oluşturacak.
Yeni yerel şeyl kaynaklarının
bolluğu, doğal gazın yerel fiyatını uluslararası petrol fiyatından ayırdı ve
böylece yardımcı oldu. Elektrik üretimini doğal gaz
kullanımına kaydırarak hem karbon emisyonlarını hem de elektrik üretim
maliyetlerini düşürdük. Dahası, dünyanın istikrarsız bölgelerinden ithal edilen
petrole olan bağımlılığımız azaldı ve bu da ulusal güvenliği artırdı.
Aynı zamanda, yeni
teknolojilerin maliyeti düştü. Majumdar'a göre, önümüzdeki on yıl içinde
LED'lerin maliyeti, kompakt floresan lambaların maliyetiyle rekabet edebilir
hale gelmeli. Rüzgar enerjisinin maliyeti düşüyor ve bunun sonucunda kapasitede
bir artış yaşanıyor. Güneş panellerinin fiyatı önemli ölçüde düştü ve buna
bağlı olarak kullanım oranları arttı. "Bu, yeni Sanayi Devrimi'nin bir
parçası mı?" diye sordu. "Belki."
Enerji depolama da denklemin
bir diğer parçası. Lityum iyon pil sistemlerinin maliyeti sadece beş yılda
kilowatt saat başına 1.000 dolardan 400 dolara düştü ve pil elektrotlarının
enerji yoğunluğunu artırmaya odaklanan araştırmalar sayesinde düşmeye devam
ediyor. Maliyet kilowatt saat başına 200 doların altına düştüğünde, elektrikli
otomobiller, sübvansiyonlar olmadan benzinli otomobillerle maliyet açısından
rekabet edebilir hale gelecek ve yaklaşık olarak aynı menzile sahip olacak.
Şebeke için oyun değiştirici olabilecek büyük ölçekli sabit enerji depolama
üzerine yapılan araştırmalar hızla ilerliyor. Majumdar, biyoyakıtların
maliyetini düşürmeye yönelik daha fazla araştırmanın da çözümün bir parçası
olabileceğini söyledi.
Majumdar, bir soruya verdiği
cevapta, nükleer enerjinin özellikle temel yük kapasitesi için önemli bir
enerji kaynağı olacağını belirtti. "Nükleer enerji olmadan iklim
değişikliğiyle odaklı ve somut bir şekilde mücadele edebileceğimizi hayal
edemiyorum." Nükleer enerjinin piyasada rekabet edebilmesi için inşa ve
finansman maliyetlerinin düşmesi gerekiyor. Ayrıca, nükleer atıkların yönetimi
konusunda bazı siyasi ve kurumsal zorlukların üstesinden gelmemiz gerekiyor.
Elektrik şebekesinin tasarımı
ve işletimi için yeni bir paradigma geliştirilmesi kritik önem taşımaktadır.
Mevcut elektrik şebekesinin mimarisi, esasen 20. yüzyılın başlarında
geliştirilen, merkezi üretim, uzun mesafeli iletim ve yerel dağıtım yapısına sahip
olan yapıdır. Yeni bir şebeke, rüzgar ve güneş enerjisi gibi kesintili
kaynakların kullanımını en üst düzeye çıkarmak, genel sistem maliyetini ve
karbon emisyonlarını azaltmak ve güvenlik ve doğal tehditlere karşı direnci
artırmak için hem merkezi hem de dağıtık kaynaklar için optimize edilmeli, yük,
üretim ve depolamanın dinamik kontrolü ve dengelenmesi sağlanmalıdır. Bu kadar
karmaşık bir ağ sistemini tasarlamak, inşa etmek ve işletmek için mühendisliğe
ihtiyacımız var. Bu, yalnızca yeni teknolojiler değil, aynı zamanda yeni iş ve
finansman modelleri de gerektirecek önemli bir zorluktur. Bu
geçiş sürecini en uygun maliyetli ve güvenilir şekilde yönetmek kesinlikle çok
önemlidir.”
DÜNYAYI ÇEVRİMİÇİ HALE GETİRİYORUZ
Dünya gelişmeye devam ettikçe bu teknolojiler daha da önem kazanacak. Bugün
yaklaşık 3 milyar insan hala elektriğe hiç erişemiyor veya çok sınırlı erişime
sahip ve 2050 yılına kadar bu sayıya, bugün elektriğe tam erişimi olmayan
bölgelere 2 milyar insan daha eklenecek. "Soru şu: Onlar için 20. yüzyılın
şebekesini mi uyarlayacağız, yoksa yeni bir şebeke mi oluşturacağız?"
Siyasi sistemdeki mevcut felç
durumu, pek çok şeyin yapılamayacağı anlamına gelse de, Majumdar iyimser
olduğunu söyledi. İç Savaş sırasında bile siyasi süreç, Ulusal Bilimler
Akademisi'nin kurulması gibi şeyleri başarmıştı. "Uzun vadede, sürecin işe
yaradığını düşünüyorum. Pes etmezdim."
Enrico
Fermi, Körfez Petrol Sızıntısı Hakkında
Deepwater Horizon sondaj platformunda meydana gelen patlama sonucu Meksika Körfezi'nde
yaşanan petrol sızıntısıyla ilgili deneyimlerinden kısaca bahsetti . Petrolün
Körfeze aktığı 87 gün boyunca, bazı kişiler kuyuyu kapatmak için nükleer bir
silahın patlatılması olasılığı hakkında spekülasyonlarda bulundu.
25 Haziran günü saat 02:18'de,
hidrojen bombasının geliştirilmesine yardımcı olan Akademi üyesi Richard
Garwin, ne yapılacağına karar vermeye çalışan bilim ekibine yazdığı bir
e-postada şunları belirtti: "Bu konu hakkında oldukça bilgi sahibiyim... İşte
Temmuz 1950 tarihli Los Alamos defterimden Enrico Fermi'nin el yazısıyla
yazılmış 7 sayfa - bu tür bir sınırlamanın erken bir hesaplaması."
Majumdar daha sonra gönderdiği
bir e-postada şunları yazdı: "Petrol sızıntısı ile Enrico Fermi arasında
60 yıllık bir tarihsel bağlantı bulacağımı hiç düşünmemiştim. Dick'in 60 yıl
öncesine ait laboratuvar defterine sahip olması beni hayrete düşürdü. Ve daha
da önemlisi, içindeki şeylerin nerede olduğunu hatırlaması!"
Pettigrew'in mühendislik ve
biyoloji arasındaki etkileşim alanındaki çalışmaları, sonunda onu NIH Ulusal
Biyomedikal Görüntüleme ve Biyomühendislik Enstitüsü direktörlüğüne atanmasına
yol açtı. Enstitü, "biyoloji ve mühendisliğin yollarının kesişmeye
başladığı" fikrine dayanıyordu ve bu da hastalıkların anlaşılması ve
tedavisi üzerinde dönüştürücü bir etki vaat ediyordu. Bu gözlem, 20. yüzyılın
son otuz yılında 30 tıbbi yeniliğin göreceli önemi üzerine yapılan bir doktor
anketiyle de desteklendi. Mühendislik ve görüntüleme, en önemli yenilik olarak
öne çıktı ve ilk beş yeniliğin üçünde (en önemli yenilik olan MRI ve BT
taraması, balon anjiyoplasti ve mamografi) büyük rol oynadı ve ilk 15 yeniliğin
yarısından fazlasında kritik öneme sahipti.
Pettigrew, MRI'ın
geliştirilmesinin "bu sürecin bir örneği" olduğunu söyledi. 1973'te,
New York Eyalet Üniversitesi Stony Brook'ta kimya profesörü olan Paul
Lauterbur, "eureka anı"ndan doğan bir makaleyi Nature dergisinde
yayınladı . Nükleer fenomen Manyetik rezonans iyi
biliniyordu ancak görüntüleme için kullanılmamıştı. Lauterbur, manyetik alanın
uzamsal olarak değiştirilmesi durumunda, bir konuma karşılık gelen bir sinyal
üreteceğini fark etti. İngiliz fizikçi Peter Mansfield, bu sinyalleri verimli
bir şekilde analiz ederek görüntü üretmenin yolunu gösterdi ve çok hızlı
görüntüleme yapmanın bir yolunu geliştirdi. Keşifleri nedeniyle Lauterbur ve
Mansfield, 2003 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'nü aldılar.
Pettigrew, "Buradaki asıl
nokta, hayal gücünün sınırının olmamasıdır," dedi. "On yıllarca süren
sürekli hayal gücü ve yenilikçilik, bizi sadece 30 yıl sonra insan beyninin ve
bazı biyolojik süreçlerinin zararsız bir şekilde mükemmel görüntülerini
üretebilme yeteneğine ulaştırdı."
BEYİNDEKİ YOLLAR
Mühendislik ve biyolojinin kesişimine bir başka örnek olarak Pettigrew,
beyindeki sinir yollarını üç boyutlu olarak izlemek için görüntüleme yönteminin
kullanımını anlatan nöral traktografiyi kısaca açıkladı . Bu yolların
doğrudan görselleştirilmediğini, bunun yerine 300 izotropik yönde niceliksel
olarak çözümlenen aksonal yollar boyunca suyun difüzyonuna dayanarak
hesaplandığını belirtti.
Pettigrew'e
göre bu teknik, beynin ayrıntılı bağlantı düzenlerini ortaya çıkararak
"sinirbilim camiasını alt üst etti". Örneğin, nöron tabakaları
içindeki ortogonal bağlantı düzenlerini ortaya çıkardı; bu da, tekniği keşfeden
sinirbilimci Van Wedeen'in, gelişmekte olan nöronların uzayda gezinmesini
kolaylaştırdığını tahmin ettiği bir durum. Bu tür çalışmalar, beynin bir bölümü
işlevsiz hale geldiğinde ve beynin bitişik bölgeleri kayıp bir işlevi yerine
getirmek üzere devreye girdiğinde beyin plastisitesi hakkında da bilgi
sağlayabilir.
Pettigrew, sinir yollarının
izlenmesinin ötesinde, beynin tersine mühendisliğinin "göz korkutucu bir
meydan okuma" olduğunu, ancak mühendisliğin bu alanda ilerleme kaydetmeye
devam edeceğini söyledi.
GELECEĞE İŞARET EDEN GÜNCEL TEKNOLOJİLER
Pettigrew, altı güncel teknolojiyi (bir videoda gösterildiği gibi) örnek
göstererek konuşmasını sonlandırdı. 1 ) Sağlığı iyileştirme konusunda mühendisliğin
inanılmaz potansiyelini gösteren örnekler:
·
Rejeneratif tıp, insan karaciğer dokusunu farede
yetiştirmeyi mümkün kılıyor; bu sayede ilaç toksisitesi test edilebiliyor ve
insanlarda test yapılmasına gerek kalmıyor.
·
Nem emdikçe şekil değiştiren çift katmanlı bir
polimer, enerji kaynağı olarak kullanılabilir.
Pettigrew, son noktasına
Robert Goddard'dan şu alıntıyı yaptı: "İmkansız olanı söylemek zordur,
çünkü dünün hayali bugünün umudu ve yarının gerçeğidir." Mühendisler ve
mühendislik bunu mümkün kılıyor. Pettigrew, "Bu
ifade doğru," dedi. "Mühendisler hayal kurma, bu hayalleri
gerçekleştirme ve gerçeğe dönüştürme pratiğiyle uğraşırlar; bu da hepimize daha
iyi ve daha parlak bir gelecek için gerçek bir umut verir."
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde yüksek lisans öğrencisiyken,
Pettigrew, lazer spektroskopisi üzerine çalışan Ronald McNair adlı başka bir
yüksek lisans öğrencisiyle çok yakın arkadaş oldu. "Bizi bir araya getiren
şey, aynı motivasyona sahip olmamızdı," dedi. "İkimiz de bilim ve
mühendisliği kullanarak insanlığın durumunu iyileştirmek istiyorduk."
McNair doktorasını bitirdikten
sonra Kaliforniya'daki Hughes Araştırma Laboratuvarlarında çalışmaya başladı.
Pettigrew, "Bir gün beni aradı ve NASA'nın astronot programını yeniden
başlattığını, bunu araştıracağını söyledi" dedi. McNair astronot olarak
seçildi, eğitimini tamamladı ve ilk görevinde uzayda yükleri taşımak için robot
kolu kullandı. Bu yolculuktan sonra, ikisi de McNair'in keşiflerinden ve bu
yolculuğun ev videolarında ortaya koyduğu doğa yasalarına dair yeni bilgilerden
çok etkilendiler ve birlikte bu videoları incelediler. Ne yazık ki, McNair'in
ikinci görevi, kalkıştan kısa bir süre sonra patlayan ve yedi mürettebat
üyesinin tamamının ölümüne neden olan Challenger uzay mekiğindeydi.
Pettigrew, “Bilim ve
mühendisliği kullanarak yeni şeyler keşfetmeye ve bu bilgiyi küresel ölçekte
yaşamları iyileştirmek için kullanmaya her zaman birbirimizi teşvik ettik,”
dedi. “Bu hayale ulaşmak bizim itici gücümüzdü.”
________________
1 Sunumunun videosuna www.youtube.com/watch?v=Vw-kIiHhMn8
adresinden çevrimiçi olarak ulaşılabilir .
General Electric Aviation'ın Malzeme ve Proses Mühendisliği Departmanı'nın
emekli genel müdürü Robert Schafrik, "Eğer geçmiş geleceğin habercisiyse,
malzemelerin geleceği oldukça heyecan verici olacak" dedi.
Elli yıl önce, Schafrik
üniversite öğrencisiyken, General Electric, yeni Hava Kuvvetleri C-5A stratejik
nakliye uçağı programı için yeni bir jet motoru sınıfı geliştiriyordu. TF39
motoru çok başarılı oldu ve ticari türevi olan CF6, bugün hala birçok geniş
gövdeli uçakta kullanılıyor. 1. Pratt &
Whitney ve Rolls-Royce tarafından tasarlanan benzer motorlar da aynı şekilde.
Motor, kısmen yüksek baypaslı motor olarak bilinen yeni bir mimariye ve kısmen
de birçok yeni malzemenin uygulanmasına bağlı olarak, erken dönem turbojet
motorlarına göre yakıt verimliliğinde %25'lik bir iyileşme sağladı. O zamandan
beri yakıt verimliliği yılda ortalama %1 oranında iyileşmeye devam etti.
Schafrik, tasarım mühendislerine bu iyileşmenin ne kadarının yeni
malzemelerden, ne kadarının diğer mühendislik değişikliklerinden
kaynaklandığını sorduğunda, tahminleri üçte bir ila yarısı arasındaydı.
Yakıt verimliliğini daha da
artırmak için, motordaki sıkıştırma oranı ve yanma sıcaklığının artırılması
gerekiyor. Ancak, günümüz jet motorlarının türbinindeki sıcaklık, türbinlerin
nikel süper alaşımlarının erime noktasının zaten birkaç yüz derece üzerinde.
Ancak mühendisler, "metali ortamın daha serin olduğunu düşünmeye
kandırmanın" yollarını buldular, diye belirtti Schafrik. Türbin kanatları
esasen birçok iç soğutma kanalına sahip radyatörlerdir. Buna ek olarak, yüzey
üzerinde akan soğutma havası ve seramikten oluşan yalıtım tabakası da
bulunmaktadır.
Bununla birlikte, Schafrik,
"Yeni bir türbin kanadı alaşımı tasarlamak ve geliştirmek gerçekten
zor," dedi. "Yapabileceklerinizin kesinlikle sınırları var."
SINIRLARI AŞMAK
Günümüzdeki sıcaklık sınırlarını aşmanın bir yolu, motor parçalarını çok
daha yüksek çalışma sıcaklıklarına sahip seramik malzemelerden üretmektir.
Örneğin, yakında hizmete girecek olan yeni LEAP motoru, motorun dönen bir
parçası yerine türbin gövdesinde seramik matris kompozitlerinin (CMC) ilk
uygulamasını içermektedir. Diğer CMC uygulamaları da geliştirme aşamasındadır.
Bir diğer ilgi çekici konsept
ise Brayton termodinamik çevriminden uzaklaşarak, bir uçağın kanadının ön
kenarı boyunca yerleştirilmiş, her biri süper iletken bir telde taşınan
elektrikle çalışan çok sayıda küçük fan gibi yeni motor mimarilerine geçmek olacaktır.
Schafrik, "50 yıl içinde cevabın ne olduğunu bileceğiz" dedi. Ancak
konfigürasyon ne olursa olsun, "malzemeler konusunda önemli zorluklar
olacak."
Havacılık motorlarındaki
malzemelere ilişkin bu incelemeden açıkça anlaşılan şey, yeni malzemelerin
uygulanmasının toplumsal fayda sağladığıdır. Malzemeler Elektronik
ve fotonikten, yapı sektörüne, tıbbi ekipmanlara, uzay ve havacılığa ve modern
enerji sistemlerine kadar modern yaşamın neredeyse her alanını gelişmeler
dönüştürdü.
GELİŞMEYİ HIZLANDIRMAK
Schafrik, yeni malzemelerin geliştirilmesinin genellikle uzun zaman
aldığını belirtti. İntermetalik veya seramik matris kompozit gibi yeni bir
malzeme sınıfının kavram aşamasından kullanıma geçmesi 20 ila 30 yıl, hatta
daha fazla sürebilir.
Gelecekte, sadece yapısal
malzemeler için değil, genel olarak tüm alanlarda gelişmenin üçte bir oranında
daha kısa sürede gerçekleşeceğini öngördü. Zaten, seçici olarak uygulanan
hızlandırılmış programlar muazzam kazanımlar sağladı. Yakın zamanda, yeni bir
türbin kanadı alaşımı, programın başlamasından iki yıl sonra Federal Havacılık
İdaresi tarafından uçuş için onaylandı. Schafrik, normalde bu malzemenin
geliştirilmesinin en az altı yıl süreceğini, ancak hesaplama araçlarının ve
entegre bir tasarım ve üretim ekibinin kullanımının süreci büyük ölçüde
hızlandırdığını söyledi. Bu başarı, "hızlandırılmış bir programın nasıl
yürütüleceği ve bu sürecin diğer alanlara nasıl genişletileceği konusunda bize
geleceğe yönelik bir yol haritası sunuyor."
Önümüzdeki 50 yıl içinde,
malzeme alanındaki en önemli itici güç, toplumsal ihtiyaçları karşılamak için
tüm uygulama alanlarında yeni malzeme gelişmelerinden etkin bir şekilde
yararlanmak olacaktır. Bu hedefe ulaşmak için, hesaplamalı modelleme miktarında
kademeli artışlar ve tahmin modellerine kolayca dönüştürülebilen, malzemenin
ardındaki bilimin bilgisinde niceliksel artışlar gerekecektir. Ayrıca, malzeme
uzmanları, tasarım mühendisleri ve üretim uzmanları arasında daha yakın bir
işbirliğine yol açacaktır.
Schafrik, çok şeyin söz konusu
olduğunu belirtti. Örneğin, yeni uçak motorlarının geliştirilmesi 1-2 milyar
dolara mal oluyor ve bir saha sorununun çözümü yüz milyonlarca dolara mal
olabiliyor. Diğer uygulama alanları da benzer zorluklarla karşılaşıyor ve bu da
yeni bir malzemenin kullanımına karşı isteksizliği artırıyor. Mevcut hesaplama
modelleri, yeni malzemelerin özelliklerini tahmin etmede yetkin hale geliyor,
ancak malzemelerin kullanımda nasıl bozulduğunu tahmin etmek için daha fazla
bilimsel araştırmaya ihtiyaç var. “Bu malzemeleri test etmek için çok akıllı
yöntemlere ihtiyacımız var. Bu, şu anda kullanılan ve genellikle
karşılaştığımız ortamları temsil etmeyen bazı standart testlerin ötesinde.
Önümüzdeki 50 yıl içinde, ilgili bozulma modlarının bilimsel anlayışına dayalı
hızlandırılmış testler, güvenilir sonuçlar elde etmemizi sağlayacaktır.” Malzemelerin uzun vadeli performansına ilişkin tahminler,
bunların kullanım riskini büyük ölçüde azaltır."
HÜKÜMETİN ROLÜ
Eric Schmidt'in 2014 NAE yıllık toplantısında yaptığı önceki bir sunumda
belirttiği gibi, hükümet inovasyonu teşvik etmede kilit bir rol oynamıştır.
Schafrik'in de belirttiği gibi, yeni malzemelerin geliştirilmesinde de durum
böyle olmuştur ve hükümetin katılımı kritik önem taşımaya devam edecektir.
"İlerleyen süreçte,
endüstri, hükümet ve üniversitelerin koordineli bir çabası -ki bu şüphesiz
önümüzdeki 50 yılda gerçekleşecektir- ilgi alanlarının tümünde malzeme
gelişimini hızlandırmak için şart olacaktır."
Sektörler arası iş birliğine
dayalı bir ekosistem, uzmanları bir araya getirerek sorunları çözmeyi ve
ihtiyaçları karşılamayı sağlayabilir; hesaplama araçları ise iş birliklerini
kolaylaştırır. Schafrik, "Malzemelerin geleceği oldukça heyecan verici,"
diyerek sözlerini tamamladı. "Mühendislik dünyasını etkilemek için muazzam
bir fırsatımız var."
Süpersonik Ulaşımın Geri
Dönüşü mü?
Bir soruya yanıt olarak Schafrik, yeni bir süpersonik jetin geliştirilmesi
olasılığı hakkında tahminlerde bulundu. Bunun maliyetli olacağını belirten
Schafrik, bu tür bir program için bir iş gerekçesinin olup olmadığı sorusunu
gündeme getirdi. Ancak “eğer bunu yapmak isteseydik, nasıl yapacağımızı
biliyoruz. Kollarımızı sıvayıp işe koyulabilirdik… 50 yıl sonra ekonomik olacak
mı? Bu ilgi çekici bir olasılık.”
_____________
CF6 motorunun kullanım alanları
arasında Airbus A300, A310, A330; Boeing 747 ve 767; McDonnell Douglas DC-10 ve
MD-11; ve C-5M bulunmaktadır. Bugüne kadar motorun tüm modelleri toplamda 400
milyon uçuş saati biriktirmiştir.
8
Yenilikçiler Topluluğunu Genişletmek
Forumun tartışma oturumu sırasında, Al Jazeera America'da yayınlanan
"Real Money with Ali Velshi" programının sunucusu ve moderatör Ali
Velshi, mühendisliğin geleceğine dair kendi bakış açısını kısaca paylaştı.
Forum katılımcılarının sunumlarının da açıkça gösterdiği gibi, mühendislikte
ilhamın birçok kaynağı vardır. Bazı durumlarda, havacılıkta olduğu gibi,
hükümet ve özel sektör arasındaki ortaklıklar yeni teknolojilere ve yeni
endüstrilere yol açmıştır. Diğer durumlarda ise, kendi başlarına çalışan mühendisler,
daha önce kimsenin denemediği şeyleri denemeye karar vermişlerdir. Bazen ulusal
güvenlik, bazen zor bir araştırma problemi, bazen de kar amacı güdülmüştür.
Soldan sağa: Robert Schafrik,
Robert Lucky, Roderic Pettigrew, Arun Majumdar, Wanda Austin, Leonard
Kleinrock, CD Mote, Jr., Corale Brierley ve moderatör Ali Velshi.
Corale Brierley ve Wanda
Austin.
Velshi'ye göre, bugün yeni bir
inovasyon kaynağı göz önünde bulundurulmalıdır. İnternetin bağlantı gücü ve
bilişimin artan gücüyle, inovasyon sadece mühendis olarak eğitim almış ve
çalışanlardan değil, her yerden gelebilir. Velshi, X faktörünün "şu
anda hayal kuran, özel bir resmi eğitimi olmayan ama internete erişimi olan
çocuk; Afrika veya Asya'da bir yerlerde yakında akıllı telefonunda internete
erişecek ve bir şeyler keşfedecek çocuk" olduğunu söyledi.
Velshi, mühendisliğin karşı
karşıya olduğu sorunun, bu tür yenilikçilerin katkılarını nasıl karşılayacağı
olduğunu belirtti. “Onları sisteme dahil etmenin bir yolunu mu bulacağız?
Sistem dışında sahip oldukları gücü bir şekilde mi kullanacağız?” Bu tür sorular,
mühendislerin nasıl eğitildiği ve mühendisliğin dünyayı nasıl
değiştirebileceğine dair geleneksel anlayışlara meydan okuyabilir.
Velshi, forum katılımcılarına,
Ulusal Mühendislik Akademisi'nin 50 yıl sonra ilk yüzyılını kutlayacağını
hatırlattı. Salonda ve dünyanın dört bir yanında bulunan mühendisler,
önümüzdeki 50 yılda neler olacağını belirlemeye yardımcı olacaklar. "Benim
için bu sadece laf. Sizin içinse bir etkiniz var."
Panel tartışması sırasında
izleyiciler soru sormak için sıraya giriyor.
NAE'nin 50. Yıldönümünü Kutlayan Yıllık Toplantı
Forumu
Son 50 Yılda Mühendislik Tarihi ve Geleceğe Bakış
Pazartesi, 29 Eylül 2014,
09:30-12:30,
Ulusal Bilimler Akademisi Binası, Washington, DC
Forum, son 50 yılın mühendislik başarılarını ele alacak ve önümüzdeki 50
yılın zorluklarına yönelik öngörülerde bulunacaktır.
Hoş geldin
CD Mote, Jr. , Ulusal Mühendislik Akademisi Başkanı
Moderatör: Ali Velshi , Al Jazeera America'da yayınlanan Real
Money with Ali Velshi programının sunucusu.
Forum Tartışması
Forum Katılımcıları
Wanda M. Austin , Havacılık ve Uzay Şirketi Başkanı ve CEO'su
Corale L. Brierley , Ulusal Mühendislik Akademisi Başkan Yardımcısı
ve Brierley Consultancy LLC Şirketinin Kurucusu
Leonard Kleinrock , Seçkin Profesör, Bilgisayar Bilimleri Bölümü, Kaliforniya Üniversitesi,
Los Angeles
Robert W. Lucky , Kurumsal Araştırma Başkan Yardımcısı (emekli), Telcordia Technologies
Inc.
Arunava Majumdar , Jay Precourt Profesörü ve Kıdemli Araştırmacı, Precourt Enerji Enstitüsü,
Makine Mühendisliği Bölümü, Stanford Üniversitesi
Roderic I. Pettigrew , Ulusal Biyomedikal Görüntüleme ve Biyomühendislik Enstitüsü Direktörü
Robert E. Schafrik , GE Aviation Malzeme ve Proses Mühendisliği Departmanı Genel Müdürü
(emekli).
WANDA M. AUSTIN, yaklaşık 4.000 çalışanı ve yıllık 850 milyon dolardan fazla geliriyle,
ülkenin ulusal güvenlik uzay programlarının önde gelen mimarlarından biri olan
Aerospace Corporation'ın başkanı ve CEO'sudur. Bu görevi 1 Ocak 2008'de
üstlenmiştir. Ayrıca, gelecek nesli STEM disiplinlerini okumaya ve bilim ve
mühendisliği tercih edilen kariyer seçenekleri haline getirmeye teşvik etmeye
de kendini adamıştır. Onun rehberliğinde, Aerospace Corporation bu hedefi
desteklemek için bir dizi girişimde bulunmuştur; bunlar arasında MathCounts, US
FIRST Robotics ve Change the Equation'a katılım yer almaktadır.
Dr. Austin, uydu ve yük
sistemi tedariki, sistem mühendisliği ve sistem simülasyonu alanlarındaki
çalışmalarıyla uluslararası alanda tanınmaktadır. 2009 yılında Başkan Obama'nın
İnsanlı Uzay Uçuşu Planları İnceleme Komitesi'nde görev yapmış, 2010 yılında
Savunma Bilim Kurulu'na ve 2014 yılında NASA Danışma Konseyi'ne atanmıştır.
Kendisi Ulusal Mühendislik
Akademisi, Uluslararası Astronotik Akademisi ve Amerikan Sanat ve Bilim
Akademisi üyesi olup, Amerikan Havacılık ve Uzay Enstitüsü'nün (AIAA) de
üyesidir. Ulusal İstihbarat Madalyası (Üstün Hizmet), Hava Kuvvetleri Başarı
Belgesi ve Ulusal Keşif Ofisi Altın Madalyası gibi çok sayıda ödül ve takdir
belgesi almıştır; ayrıca AIAA von Braun Uzay Programı Yönetiminde Mükemmellik
Ödülü (2010), Horatio Alger Ödülü (2012), NDIA Peter B. Teets Endüstri Ödülü
(2012) ve USC Viterbi Seçkin Mezun Ödülü (2014) gibi ödüllere de layık
görülmüştür.
Dr. Austin, lisans eğitimini
Franklin and Marshall College'da matematik alanında, yüksek lisans eğitimini
ise sistem mühendisliği ve matematik alanlarında tamamlamıştır.
Pittsburgh Üniversitesi'nden matematik lisans derecesi ve Güney Kaliforniya
Üniversitesi'nden sistem mühendisliği doktorası.
CORALE L. BRIERLEY, madencilik ve kimya endüstrilerine ve devlet kurumlarına teknik ve iş
danışmanlığı sağlayan Brierley Consultancy LLC'nin kurucusu ve yöneticisidir
(1991). Daha önce Newmont Mining Corporation'da çevre süreç geliştirme şefi
(1990–1991), VistaTech Partnership Ltd.'de genel ortak (1988–1999), Advanced
Mineral Technologies, Inc.'de başkan (1982–1988), New Mexico Madencilik ve
Teknoloji Enstitüsü'nde kimyasal mikrobiyolog (1971–1982) ve Martin-Marietta
Corp.'da mikrobiyolog (1968–1969) olarak çalışmıştır. İlgi alanları arasında
maden üretiminde uygulanan biyoteknoloji; metal içeren sulu, katı ve radyoaktif
atıkların arıtılması ve yönetimi; ve bu teknik alanlarda pazar ve iş geliştirme
yer almaktadır.
Dr. Brierley, biyoteknolojiyi
maden üretimi ve iyileştirmesine uygulama konusundaki yenilikleri nedeniyle
1999 yılında NAE'ye (Ulusal Madenciler Konseyi) seçildi. 2009'dan 2014'e kadar
NAE Konsey Üyesi olarak görev yaptı ve ardından başkan yardımcılığına seçildi.
Birçok NAE komitesinde aktif olarak yer aldı, şu anda NRC Yer Bilimleri ve
Kaynakları Kurulu'na başkanlık ediyor ve daha önce Kongre tarafından
görevlendirilen Enerji Politikasına Bilgi Vermek İçin Kömür Araştırma,
Teknoloji ve Kaynak Değerlendirmeleri NRC Komitesi'ne başkanlık etti.
Geçmişteki NRC komite hizmetleri arasında Madencilik Endüstrileri için
Teknolojiler Paneli, Enerji Sistemlerinden Sera Gazı Emisyonlarının Yönetimine
Yeni Yaklaşımlar Komitesi, Yüzey Madenciliği Yapılan Alanlarda Yeraltı Suyu
Yeniden Besleme Komitesi ve ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu'nun Mineral
Kaynakları Programının Gözden Geçirilmesi Komitesi (ki bu komiteye başkanlık
etti) yer almaktadır.
Dr. Brierley, Amerikan
Madencilik, Metalurji ve Petrol Mühendisleri Enstitüsü'nün (AIME) Madencilik
Mühendisleri Derneği'nin (SME) üyesidir ve demir dışı metalurji alanındaki
seçkin başarılarından dolayı AIME James Douglas Altın Madalyası'nı (2008) ve demir
dışı kimyasal metalurji bilimi ve teknolojisinin anlaşılmasına yaptığı seçkin
katkılardan dolayı SME Milton E. Wadsworth Ödülü'nü (2011) almıştır. 1983'ten
beri Biyohidrometalurji Sempozyumları Uluslararası Danışma Komitesi üyesidir ve
1996'dan beri Elsevier'in Hydrometallurgy dergisinin ve Haziran 2014'ten
beri Minerals Engineering dergisinin yayın kurullarında görev yapmaktadır.
Biyoloji
alanında lisans (1968) ve kimya alanında yüksek lisans (1971) derecelerini New
Mexico Madencilik ve Teknoloji Enstitüsü'nden, çevre bilimleri alanında doktora
(1982) derecesini ise Dallas'taki Texas Üniversitesi'nden almıştır.
LEONARD KLEINROCK, UCLA'da Bilgisayar Bilimleri alanında Seçkin Profesördür. İnternetin
temelini oluşturan paket ağlarının matematiksel teorisini, 1962'de MIT'de
yüksek lisans öğrencisiyken geliştirdi (doktorasını 1963'te aldı). UCLA'daki
ana bilgisayarı, Eylül 1969'da İnternetin ilk düğümü oldu ve buradan ilk
İnternet mesajının iletimini yönetti.
Dr. Kleinrock, 1963'ten beri
UCLA'da bilgisayar bilimleri profesörü olarak görev yapmaktadır ve 1991-1995
yılları arasında bölüm başkanlığı görevini yürütmüştür. Paket anahtarlama
ağları, paket radyo ağları, yerel alan ağları, geniş bant ağları, gezici bilgi
işlem, performans değerlendirmesi, akıllı ajanlar ve eşler arası ağlar gibi
alanlarda 250'den fazla makale yayınlamış ve altı kitap yazmıştır. Linkabit
Corporation'ın kurucu ortağı ve ilk başkanı, Nomadix, Inc.'in kurucu ortağı ve
TTI/Vanguard'ın kurucusudur.
Dr. Kleinrock, Ulusal
Mühendislik Akademisi ve Amerikan Sanat ve Bilim Akademisi üyesidir; IEEE, ACM,
INFORMS ve IEC üyesidir; ve İnternet Şöhretler Salonu'nun kurucu
üyelerindendir. Aldığı birçok ödül arasında Ericsson Ödülü, NAE Draper Ödülü,
Marconi Ödülü, Okawa Ödülü, Dan David Ödülü ve IEEE Alexander Graham Bell
Madalyası ve Harry M. Goode Ödülü bulunmaktadır. Ayrıca, Amerika Birleşik
Devletleri başkanı tarafından verilen, bilim alanındaki en yüksek onur ödülü
olan 2007 Ulusal Bilim Madalyası ile de onurlandırılmıştır.
ROBERT W. LUCKY, son birkaç on yıldır telekomünikasyon alanında önde gelen araştırma
laboratuvarlarına liderlik etmiştir; önce Bell Labs'te, ardından da uygulamalı
araştırmalardan sorumlu kurumsal başkan yardımcısı olarak görev yaptığı
Telcordia Technologies'te çalışmıştır. Emekli olduktan sonra da danışma
kurullarında yer alma, araştırmalar yapma ve danışmanlık gibi profesyonel
faaliyetlerine devam etmiştir.
Silicon Dreams: Information,
Man, and Machine ve Lucky Strikes Again: Feats and Foibles of
Engineers gibi birçok teknik makale ve kitabın yazarıdır . Ancak çoğu
mühendis onu , son 30 yıldır IEEE'nin Spectrum dergisi için
yazdığı, felsefi ve bazen de eleştirel bakış açısı sunan aylık köşe yazılarıyla
tanır. Mühendislik, yaşam ve teknoloji üzerine mizahi gözlemleriyle
tanınır. 100'den fazla üniversitede konuşmacı olarak davet edilmiş olup,
teknik, iş, akademik ve sosyal etkinliklerde sık sık konuşmacı olarak yer
almakta, konferanslarda genel ve açılış konuşmaları yapmaktadır.
Purdue Üniversitesi'nden
elektrik mühendisliği alanında doktora derecesi aldı ve o zamandan beri dört
fahri doktora unvanının yanı sıra Marconi Ödülü ve IEEE Edison Madalyası da
dahil olmak üzere birçok önemli ödüle layık görüldü. IEEE'nin seçilmiş üyesi ve
Ulusal Mühendislik Akademisi'nin yanı sıra Amerikan ve Avrupa Sanat ve Bilim
Akademileri'nin de üyesidir.
Arunava Majumdar , Stanford Üniversitesi'nde Makine Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi ve
Precourt Enerji Enstitüsü kıdemli üyesi olarak görev yapan Jay Precourt
Profesörüdür. Stanford'a katılmadan önce Google'da enerji başkan yardımcısı
olarak görev yapmış ve çeşitli enerji teknolojisi girişimleri başlatmıştır.
Ekim 2009'da Başkan Obama
tarafından aday gösterildi ve Senato tarafından onaylanarak İleri Araştırma
Projeleri Ajansı-Enerji'nin (ARPA-E) kurucu direktörü oldu ve Haziran 2012'ye
kadar bu görevde bulundu. Mart 2011'den Haziran 2012'ye kadar ayrıca Enerji
Bakan Vekili ve Enerji Bakanı'na kıdemli danışman olarak görev yaptı. Şu anda
ABD Enerji Bakanı Danışma Kurulu, Ulusal Mühendislik Akademisi (seçilmiş üyesi
olduğu) ve Elektrik Enerjisi Araştırma Enstitüsü konseyleri ile Stanford
Doğrusal Hızlandırıcı Merkezi (SLAC) ve Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı Bilim
Kurulu'nda görev yapmaktadır. Singapur Ticaret ve Sanayi Bakanlığı Uluslararası
Enerji Danışma Kurulu üyesi, ABD-Hindistan İklim Değişikliği ve Enerji Diyaloğu
II. Aşama ABD delegasyonu üyesi ve Doğu Avrupa'ya enerji ve inovasyon alanında
ABD bilim elçisidir. Ayrıca Amerikan Sanat ve Bilim Akademisi üyesidir.
Dr. Majumdar daha önce
Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley'de Makine Mühendisliği ve Malzeme Bilimi ve
Mühendisliği alanlarında Almy ve Agnes Maynard Kürsü Profesörü ve Lawrence
Berkeley Ulusal Laboratuvarı'nda enerji ve çevre alanında yardımcı laboratuvar
direktörü olarak görev yapmıştır. Araştırma ilgi alanları arasında
nanomalzemelerin ve cihazların yanı sıra büyük ölçekli mühendislik
sistemlerinin bilimi ve mühendisliği yer almaktadır.
Lisans eğitimini makine
mühendisliği alanında tamamladı. 1985'te Bombay'daki
Hindistan Teknoloji Enstitüsü'nden lisans derecesini ve 1989'da Kaliforniya
Üniversitesi, Berkeley'den doktora derecesini almıştır.
Roderic I. Pettigrew , PhD, MD, NIH Ulusal Biyomedikal Görüntüleme ve Biyomühendislik
Enstitüsü'nün (NIBIB) ilk direktörüdür ve 2013 yılında NIH'nin bilimsel iş gücü
çeşitliliğinden sorumlu geçici baş sorumlusu olarak da atanmıştır. Bu pozisyon,
NIH direktörü tarafından, biyomedikal araştırma iş gücünü artırılmış çeşitlilik
yoluyla güçlendirmek için tasarlanmış tüm NIH programlarının ve faaliyetlerinin
koordinasyonu ve denetimi için oluşturulmuştur.
NIH'deki görevine atanmadan
önce Dr. Pettigrew, Emory Üniversitesi'nde radyoloji ve tıp (kardiyoloji)
profesörü ve Georgia Teknoloji Enstitüsü'nde biyomühendislik profesörüydü;
ayrıca Atlanta'daki Emory Üniversitesi Tıp Fakültesi Manyetik Rezonans Araştırma
Merkezi'nin direktörlüğünü de yapmıştır. Emory Üniversitesi'nde kardiyovasküler
sistemin MRI kullanarak dört boyutlu görüntülenmesiyle ilgili öncü
çalışmalarıyla uluslararası alanda tanınmaktadır. Mevcut araştırmaları, koroner
aterosklerotik hastalığın entegre görüntülenmesi ve öngörücü biyomekanik
modellemesi üzerine odaklanmaktadır.
NIBIB'deki görevinin
başlarında, Howard Hughes Tıp Enstitüsü ile birlikte yeni disiplinlerarası
lisansüstü eğitim programları oluşturmak için ulusal bir çabaya öncülük etti ve
büyük sağlık sorunlarını çözmek için tasarlanmış yüksek riskli, yüksek etkili projeler
izleyerek "tıbbi çığır açıcı" hedeflere ulaşmak için Kuantum
Projeleri programını kurdu. Liderliğinde, düşük maliyetli ve yerinde
uygulanabilir tıbbi teknolojiler geliştirmek için ulusal ve uluslararası
işbirlikçi girişimler başlatıldı.
Şu anda BT radyasyon dozunu
arka plan seviyelerine düşürme çabalarına öncülük ediyor. Ayrıca yakın zamanda,
dünya çapındaki hipertansiyon sorununu ele almak için sık sık kan basıncı
ölçümü yapmaya yönelik göze batmayan teknolojiler geliştirmek üzere ABD-Hindistan
işbirliği çağrısında bulundu.
Dr. Pettigrew, hem Ulusal
Mühendislik Akademisi hem de Tıp Enstitüsü üyesidir. Aldığı ödüller arasında
Phi Beta Kappa, A Better Chance Vakfı'ndan Benjamin E. Mays Ödülü, Miami
Üniversitesi'nin En Seçkin Mezunu Ödülü, Siyah Kardiyologlar Birliği'nden Herbert
Nickens Ödülü, Biyomedikal Mühendislik Derneği'nden Pritzker Üstün Başarı
Ödülü, Ulusal Tıp Birliği'nden Üstün Hizmet Ödülü ve Amerikan Tıp ve Biyolojik
Mühendislik Enstitüsü'nden Pierre Galletti Ödülü bulunmaktadır.
ROBERT E. SCHAFRIK, 1999'dan beri sürdürdüğü Cincinnati'deki GE
Aviation'da (eski adıyla GE Aircraft Engines) Malzeme ve Proses Mühendisliği
Departmanı genel müdürlüğü görevinden yakın zamanda emekli oldu. Görev süresi
boyunca, ekibiyle birlikte düşük renyumlu türbin kanadı alaşımı, R65 (yüksek
sıcaklıkta döküm ve dövme disk alaşımı) ve titanyum alüminit türbin kanadı
alaşımı da dahil olmak üzere birçok yeni malzemenin geliştirme süresini
kısalttı ve motorlarda kompozit uygulamalarının kullanımını büyük ölçüde
genişletti. 1997 yılında kıdemli kadrolu departman mühendisi olarak işe
alınmıştı.
Bundan önce (1991–1997),
Annapolis'teki Technology Assessment and Transfer, Inc.'de araştırma ve
geliştirme başkan yardımcısı olarak görev yaptıktan sonra (1988–1991), Ulusal
Araştırma Konseyi'nin Ulusal Malzeme Danışma Kurulu (NMAB) ve Üretim ve Mühendislik
Tasarımı Kurulu'nda (BMAED) görev almıştır.
Dr. Schafrik, 1988'de yarbay
rütbesiyle emekli olmadan önce ABD Hava Kuvvetleri'nde 20 yıl aktif görevde
bulundu. Pentagon'da Stratejik Savunma Girişimi Örgütü'nde (SDIO) Uzun Vadeli
Planlama Bölümü şefi ve öncesinde Andrews Hava Kuvvetleri Üssü'ndeki Hava
Kuvvetleri Sistem Komutanlığı Karargahı'nda (AFSC) Hava Üstünlüğü Bölümü şefi
olarak görev yaptı.
Kendisi, NRC Ulusal Malzeme ve
Üretim Kurulu'nun yanı sıra Ohio Eyalet Üniversitesi Malzeme Bilimi ve
Mühendisliği Bölümü Dış Danışma Komitesi'ne başkanlık etmekte ve Hava
Kuvvetleri Bilimsel Danışma Kurulu üyesidir.
Gaz türbin motorları için
malzeme alanındaki 40 yılı aşkın yenilikçilik çalışmaları nedeniyle 2013
yılında NAE'ye (Ulusal Mühendisler Birliği) seçildi.
Dr. Schafrik, lisans eğitimini
Case Western Reserve Üniversitesi'nde metalurji alanında, yüksek lisans
eğitimini Hava Kuvvetleri Teknoloji Enstitüsü'nde havacılık ve uzay
mühendisliği alanında, ikinci yüksek lisans eğitimini George Mason
Üniversitesi'nde bilgi sistemleri alanında ve doktora eğitimini Ohio State
Üniversitesi'nde metalurji mühendisliği alanında tamamlamıştır.
Ali Velshi, Al Jazeera America'da yayınlanan, her akşam bir saat süren iş dünyası haber
programı "Real Money with Ali Velshi"nin sunucusudur. Daha önce
CNN'in baş iş dünyası muhabiri, CNN International'ın World Business Today
programının sunucusu ve CNN'in haftalık iş dünyası tartışma programı "Your
Money"nin sunuculuğunu yapmıştır. Küresel finansal kriz, Fannie Mae,
Freddie Mac, AIG ve diğer şirketlerin mali çöküşleri hakkında kapsamlı haberler
yapmıştır. Lehman Brothers skandalı; ABD hükümetinin
kurtarma planı; ve ABD borç tavanı ve bütçe tartışmaları gibi konuları ele
aldı. CNN'in küçük işletmeleri iyileştirme programı "The Turnaround"ı
sundu; Amerika'yı dolaşarak, sorunlu küçük işletme sahiplerini yüksek profilli
mentorlarla tanıştırdı ve başarı için bir plan geliştirmelerine yardımcı oldu.
Son kitabı " How to
Speak Money" (Parayla Nasıl Konuşulur ), CNN'den Christine Romans ile
birlikte yazılmıştır. Ayrıca "Gimme My Money Back" (Paramı Geri Ver) adlı
kitabın da yazarıdır . Kenya'da doğan ve Toronto'da büyüyen Velshi, Kanada'daki
Queens Üniversitesi'nden din bilimleri bölümünden mezun olmuştur.
Kaynaklar
- Olson, S. (2015). The Past Half Century of Engineering—And a Look
Forward: Summary of a Forum. National Academy of Engineering.
Washington, DC: The National Academies Press.
- Stratejik Düşünce Enstitüsü. (2025). Netanyahu: “Elinizde
Tuttuğunuz Telefonlar İsrail'in Bir Parçası”. [Erişim Tarihi: 29
Temmuz 2026].
Not: Bazen Büyük Dosyaları tarayıcı açmayabilir...İndirerek okumaya Çalışınız.

Yorumlar
Yorum Gönder