Artık Şeytana Çok Kızamıyorum…Ondan Beterleri Var
Ramazan ayı, rahmet ayıdır,
denilir. Bu ay, rahmet (رحمة) olacakken, aslında bu insanlar sayesinde zahmet (زحمة) sıkışıklık / gönül darlığı oluyor. İkisinin arasındaki
tek fark küçük bir noktacık.
Ah, o küçük nokta kalbe konmuş,
İblis’in Hz. Adem’in kuru bedenini gezerken dikkatinin çekiliği yer. Bu nedenle
Hz. Rasûlü'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem Efendimizin kalbindeki bu iz, yani
İblis’e üfürük yapacağı yer Allah Teâlâ’nın kudretiyle silinmiştir. Yoksa,
belki insani tarafı sürekli eziyet içinde kalırdı.
Maksadımıza gelince, Hz. Rasûlü'llâh
salla'llâhu aleyhi ve sellemin ramazanın son 10 günü itikafa girdiğini
genelimiz bilir. Ve hikmetine dair herkes bir şeyler söyler. Hakikaten ne
olabilir, birde benim düşüncemi söylemeliyim.
İnsanların ekseri kısmı Kabil’in
çocuklarıdır. Kabil Şehri, isminden belli ki, hala yeryüzünde fitnenin
kaynaklığı yapar. Hz. Âdem, Habil hadisesinden sonra onu yanından kovunca Yemen
taraflarına kaçmış ve orada çoğalmışlardır. Yemen illeride ayrı bir belâ
yurdudur.
Efendim salla'llâhu aleyhi ve
sellem ramazan ayı gelince çok sevinirdi. Ancak insanların hallerine bakınca da
çok üzülürdü. Şeytanların bağlandığı bu ayda, insanlar neden kabalaşıyor,
incitici oluyorlar diye anlamakta zorlanırdı. Çözüm bulamayınca tek çözümü,
itikafa girmek olurdu. 10 günü kendine zaman ayırmak isterdi. Son 10 günü için cehennemden
kurtuluş günü denilmesi bundan olabilir. Çaresizliğini gizlemek için senenin 36
da birini sevgilisiyle geçirmek isterdi.
Sahabe Efendilerimiz (radiyallâhü
anhüm) inançlıydılar ama aşk konusunda daha yeterli değillerdi. Aşk başka bir
şeydir. Allah Teâlâ’nın Efendimize olan aşkı ve birbirleri ile olan seviyenin tarifini
Abdulkadir Geylânî Efendimden daha güzel bunu kimse söyleyememiştir.
Allahümme salli ala muhammedin
seyyidinil kevneyni ves sekaleyni vel ferikayn*
Ceddil haseni vel huseyn*
Mahbubi rabbil meşrikayni vel
mağribeyn*
El maksudi vel matlubi bi kabi kavseyn*
El mütecella bi tecelliyeynillezi kale lehül
vahidül ehadü ya nura nuri ve ya sirra sirri ve ya hazaine ma’rifeti*
Efdeytü mülki aleyke ya muhammedü min ledünil
arşi ila tahtil eradıyn*
Küllühüm yatlubune rıdai ve
ene atlubü rıdake sallellahü ala seyyidina muhammedin ve ala ali Muhammed*
Vel hamdü lillahi rabbil alemiyn*
Amin
…
-Ey Muhammed’im! Arş-ı
A’la’dan yedi kat yerin altına kadar bütün mülkümü sana feda ettim. Onların
hepsi benim rızamı istiyorlar. Benim Yüce Zâtımda, Senin rızanı istiyor.”
Efendim salla'llâhu aleyhi ve
sellemin yaşadığı sancıyı her Ramazanda içten içe hissedenlerdenim. Zaten
birileri Efendimin soyundan geliyorsa onlarda bu acıyı hissederler. Seyyidler
ve Şerifler kimi tanıdıysam bu meseleye itiraz etmediler.
İçimin derdidir.
Hz. Rasûlü'llâh salla'llâhu
aleyhi ve sellemin üüzntüleri, içine gömdükleri, sıkıntısını sakladığı binlerce
şey ve neden çok ağlayıp az gülmesi…
Abdurrahman bin Avf (r.a.) (ö.
32/652), aşere-i mübeşşereden (cennetle müjdelenenlerdendir). Nevfel (bin
Hâris) (r.a.) (ö. 15/636) buyurdu ki:
“(Abdurrahman bin Avf) bizi
hânesine (evine) götürdü. Bizim önümüze içinde et ve etmek vad‘ olunmuş (et ve
ekmek konulmuş) bir çanak getirdiler. Abdurrahman bin Avf (radiyallâhü anh)
ağlamaya başladı.
“(Sorduk) sebep nedir (diye)?”
(Cevâp verdi:)
“Yâ Nevfel! Niçin ağlamayayım. Fahr-i
Âlem dünyâdan âhirete intikâl etti (göçtü). Kendi ve ehli beyti (âilesi) arpa
ekmekten doyuncaya (kadar aslâ) yemediler. (Böyle) vakit (ömür) geçirdiler. Biz
böyle et ile ekmek cem’iyle mütena‛im olduk (ni’metlenirdik).
Yâ Nevfel! Ben zannetmem ki bizler,
bize hayr olan için sağ kalmışız. Bil ki bize hayr olan şey ol idi ki Rasûl-ü
Ekrem Hazretleri dıyk-ı maîşet (dar geçim) ile vakit (ömür) geçirdiği gibi, biz
dahî dıyk-ı maîşet (dar geçim) ile vakit (ömür) geçirmeli idik. Rasûlullah’a
mütâbaattır (böyle davranmamız O’na uymadır). Buna ağlarım” cevâp verdi.
Allah Teâlâ’nın sevgilisi Efendim
salla'llâhu aleyhi ve sellem kimseyi kırmayım diye 10 gün kendini saklamak ve
sevdasıyla daha fazla beraber olmak için başka bir fırsat bulamıyordu. Sene
içinde açlığını gizlemek için orucum derdi,
fakirliğini gizlemek için elindekini dağıtırdı, sanki herkes onun refah içinde
yaşadığını sanardı. Ancak rahmet ayında kendine uzleti / mahkumiyeti seçti,
daracık odasında sessizliği seçti. İnsanlarda Cebrail’e mukabele okuyor diye
uzak duruyorlardı. Aslında Efendim salla'llâhu aleyhi ve sellem, Kur’ân-ı
Kerim’in kendisi idi.
Ah cahilliğimiz ile bunca yıllar
geçip gitti. Efendimizi içten anlayacak birileri neden çıkmadı ki?
İhramcızade Dedem İsmail Efendi,
“Gardaşım, Efendimiz salla'llâhu aleyhi ve sellemin sırrına kimse bakmaya
cesaret edemez,” derdi. Ancak akıl ile bakmak bile insanların nasibinde yok.
Şimdi “Kendilerine Tevrat
öğretildiği halde, onun gereğini yapmayanların durumu, sırtına kitap yüklenmiş
merkebin durumu gibidir. Allah'ın ayetlerini yalanlayan kimselerin durumu ne
kötüdür! Allah zalimleri doğru yola eriştirmez” Yahudilerin yolunda olan
embesil ilahiyatçılar; “İşte bu kişilerin misali o (kuduz) köpeğin haline
benzer ki; eğer üzerine varırsan dilini sarkıtıp (ürkekçe) soluyuverir, veya
kendi haline bırakırsan yine dilini uzatıp (tedirgin ve bitkin şekilde)
soluyuveren...” köpekleşmiş dilleri
ile Hz. Rasûlü'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellemin izzeti haremine saldırıyorlar.
Düşününce sahabe Efendilerimiz
bile bu saygıda kusura düşüyorlarsa, bu herzevekillere kızmaya bile değmez.
“Ey iman edenler! Allah'ın ve
Resûlünün önüne geçmeyin. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah işitendir, bilendir.
2. Ey iman edenler!
Seslerinizi Peygamber'in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız
gibi, Peygamber'e yüksek sesle bağırmayın; yoksa siz farkına varmadan
amelleriniz boşa gidiverir.
3. Allah'ın elçisinin
huzurunda seslerini kısanlar, şüphesiz Allah'ın kalplerini takvâ ile imtihan
ettiği kimselerdir. Onlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.
4. (Resûlüm!) Sana odaların
arka tarafından bağıranların çoğu aklı ermez kimselerdir.
5. Eğer onlar, sen yanlarına
çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Allah
çok bağışlayan, çok esirgeyendir.”
Hulasa-i Kelâm, rızâ-i Bâriye
ulaşmanın yolu, Efendimiz salla'llâhu aleyhi ve sellem den geçer.
Ey galaksilerin tozunu attıranlar,
Ümmü Bereke’yi kınayan hadis okuyucuları, gençliğinde filifotocu ahkamcılar,
şirk şirk diye dolaşıp İbn-i Teymiyenin cenaze suyunu içenlerin müdavimleri, galiba
ölümünüzde yüzünüz, Freddy Kuruger simasından başka ne olacak ki;
Peygamberimiz aşığına bile olur-olmaz
iftira edenler Freud gibi çene kanserine
tutularak leş gibi gömülüp gidecektir…
Bu ilahiyatçılar için imkansız, güzellikte
meleklerin hayran olduğu İblis kadar haysiyetli olabilseydiler. Çünkü Efendimiz
salla'llâhu aleyhi ve sellemi en iyi tanıyan İblistir. Onun secde etmeyişi Hz.
Adem’e değil, Onun soyundan dünyaya teşrif edecek olmasıydı. Yıllarca aşk ile
sevdiği Allah Teâlâ’yı paylaşamayışıydı. Yoksa cennet ve cehennem çok umurunda
değildi. Zannedersem, Allah Teâlâ’yı sevdiği kadar Efendimizi bir sevebilseydi
belki onun kaderi de değişirdi. Fırsat aslında hâlâ elindedir. Ancak aşk dinine
mübtela olanları, ikna etmek yoktur. Kendileride iflah olmaz inat içindedirler.
İblis,öyle bir aşka mübtelaydı ki bu, bütün âşıklara rehber olmuştur. Ahmed
Gazali, aşkı İblisten öğrendik demesi bu manadadır.
Binaenaleyh, bu makamda tek sorun
Hz. Rasûlü'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellemi sevmek ve sevmemektir. Ey köpek
dilliler, olur olmaz yerde Efendime sataşanlar;
Sizler yolunuzu sarpa
uğratmışlardansanız, bir daha düşünün derim. Bir kez sorun;
“Ben Hz. Muhammed salla'llâhu
aleyhi ve sellemi ne kadar, nasıl ve nice seviyorum”
Akıl kantarınızın dengesini bulmaya
çalışın. Bir kez düşünün, vertigo hastalığı neden kulakla alakalıdır. Sözü
işitmek ve duymak arasındaki ince nüansı bilememektir. Bilindiği üzere sahabe
efendilerimiz arasında göz eksikliği olan vardı. Ancak sağır olan, hiçbir kimse yoktu.
Elestü Belâ yurdunda sağır olmaz. Birinci secde Allah Teâlâ’ya ikinci secde Hz.
Rasûlü'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem için Allah Teâlâya şükür için
yapılmıştır.
Böyleyken böyle
Hakkı Baba
Not: Bazen Büyük Dosyaları tarayıcı açmayabilir...İndirerek okumaya Çalışınız.
Yorumlar
Yorum Gönder