"Kutsal Kitap’ın Yorumu" Daniel ve Yuhanna'nın Vahyi / Mahşer (Apokalips)
"Kutsal Kitap’ın Yorumu" ve geleceğe
yönelik fütürolojik incelemeler, Daniel ve Yuhanna'nın Vahyi / Mahşer
(Apokalips) kitapları başta olmak üzere, kehanetlerin mahiyetini, yorumlanma
metodolojilerini ve Sir Isaac Newton’dan modern bilim insanlarına uzanan bir
yelpazede evrenin işleyişi ve toplumsal değişimlere dair derinlikli önbilgiler
sunmaktadır.
"Observations Upon The
Prophecies of Daniel" adlı eserin yayımlanma tarihi, 1733
yılıdır.
Sir Isaac Newton'ın bu eseri,
kendisinin vefatından altı yıl sonra (Newton 1727'de ölmüştür) J. Darby ve T.
Browne tarafından Londra'da basılmıştır. Bu kitap, Newton'ın Kutsal Kitap ile
ilgili yazdığı ve yayımlanan tek eserdir.
Sir Isaac Newton'un Kutsal Kitap’ın Yorumu
(Observations Upon The Prophecies of Daniel and The Apocalypse of St. John)
adlı kitabını Türkçeye çeviren kişi Aytunç Altındal’dır.
Bu çeviri aynı zamanda iki önemli yönden
anlamlıdır:
- Sir Isaac Newton'un bir kitabı "ilk kez" Türkiye'nin
Bilim ve Kültür tarihinde Türkçeye çevrilmiştir.
- Sir Isaac Newton'un bu kitabı dünyada tam olarak "ilk
kez" bir yabancı dile çevrilmiştir.
Çevirmen Aytunç Altındal, eserin orijinal Latince
belgeleri, Grekçe ve İbranice kaynakları ve Newton’un üslubunu korumaya azami
dikkat gösterdiğini belirtmiştir. Çeviri, Newton'un doğumunun 370. yılında
yayımlanmıştır (Ekim 2011).
Aşağıda, konunun bütüncül bir şekilde
anlaşılmasını sağlamak amacıyla, kaynaklarda yer alan bilgiler
sınıflandırılarak ayrıntılı bir ön sunum yapılmaktadır:
I. Kutsal Kitap Kehanetleri ve Hermeneutik /
Yorum Bilimi
Kutsal Kitap kehanetleri, evrenin ve insanlık
tarihinin ilahi takdir altında yönetildiğine dair sürekli bir tanıklık sunmak
maksadıyla verilmiştir; bu metinlerin gayesi, olaylar gerçekleştikten sonra
Tanrı'nın hikmetini ortaya koymaktır, geleceği önceden bilme merakını tatmin
etmek değildir. Bu metinler, birbiriyle ilişkilidir ve birbirini tamamlayarak
tek bir bütün kehaneti oluşturur.
A. Temel Kehanet Metinleri ve İçerikleri
Kehanet metinleri arasında özellikle Daniel
ve Aziz John’un Mahşeri (Yuhanna'nın Vahyi / Apocalypse) öne çıkar.
Daniel’in kehanetleri, anlama kolaylığı ve olayların kronolojik sırası
açısından diğerlerine "anahtar" olmalıdır.
- Daniel’in Kehanetleri: Dört
büyük imparatorluğun (Babil, Persler, Yunanlar ve Romalılar) peş peşe
hüküm süreceği bir dizi vizyonu içerir. Bu vizyonlar dört büyük metalden
oluşan heykel düşü ve dört canavar düşü şeklinde yinelenerek anlatılır.
- On Birinci Boynuz (Little
Horn): Daniel'in dördüncü
Canavarı'nın on boynuzu arasından çıkan ve diğer üç boynuzu söküp atan bu
küçük krallık, diğerlerinden "farklı" bir yapıdadır ve Kehanet
Bilimi'nde (Prophetic Language) "gözleri olan bir Kâhin, büyük
laflar eden bir Peygamber ve bir Kral" olarak tanımlanır. Bu gücün
"zamanları ve yasaları değiştireceğini" ve Hıristiyan
azizlerine karşı savaş açacağını öngörür.
- Mahuzzimler: Daniel’in kehanetlerinde,
başına buyruk davranan ve kendini her tanrıdan üstün sayan kralın
("Yunan İmparatorluğu") saygı duyduğu varlıklardır. Bunlar,
Tanrı'nın sığınağı ve gücü anlamındaki Mahuzzimler (kutsal/güçlü
koruyucular) olup, putperestlerin tanrı/kahraman ruhlarına atfedilen
özelliklerle; yani ölülerin ruhları olarak anılır. Özellikle evlilikten
uzak duran Keşiş ve Rahibelerin saygı duyduğu bu varlıklar, Mahşer'de de
betimlenen putperestlik/iblis doktrinlerinin bir parçasıdır.
- Yuhanna'nın Vahyi / Mahşer (Apocalypse):
Daniel’in mühürlemesi emredilen kehanet kitabının mühürlerinin açılmasıyla
başlayan ve kilise tarihinin, Büyük Sapkınlık zamanlarının (Apostasy) ve
dünyanın nihai yargılanmasının anlatıldığı bir dizi vizyon içerir. Bu
vizyonlar allegorik (alegorik) bir dille yazılmıştır.
B. Yorum Sistemleri ve Metodolojisi
Kehanetleri yorumlamakta kullanılan başlıca üç
sistem mevcuttur:
- Preterist Sistem (Geçmişçi):
Kehanetlerin büyük ölçüde geçmişte, Vahiy yazılmadan önceki dönemlerde
gerçekleştiğini savunur. Bu yaklaşım, mucizevi olanı reddeden ve kehanetin
önceden yazılmış tarih olduğu fikriyle alay eden liberallere hitap eder.
- Futurist Sistem (Gelecekçi):
Kehanetlerin gerçekleşmesinin büyük bir kısmını zamanın sonunda,
genellikle 3,5 yıllık kısa bir döneme atfeder. Bu yaklaşım,
fundamentalistlere çekici gelir.
- Historicist / Continuist Sistem (Tarihselci
/ Süreklilikçi): Kehanetlerin geçmişte, şimdi ve gelecekte
gerçekleştiğini ve her kuşağa yeni ifşaatlar sunarak sürekli açılan bir
kitap olduğunu kabul eder. Bu yorum reformasyon sırasında yaygınlaşmış ve
kiliseye inananlara hitap etmiştir.
C. Sir Isaac Newton'ın Katkıları ve Kehanet Dili
Newton, kehanet yorumunda tarihselci
yaklaşımı benimsemiş ve Joseph Mede’in metodolojisini geliştirerek, sembolleri
tarihi olaylarla eşleştiren kusursuz bir sistem kurmaya çalışmıştır.
- Kehanet Dili:
Kehanetler, doğal dünya ile siyasi/politik dünya arasındaki bir
benzeşim/analoji (analogy) üzerinden okunur. Bu simgelerin anlamları
şöyledir:
- Gökler ve Gök Cismi:
Tahtları ve yücelikleri, kralları, prensleri veya kilise yöneticilerini
simgeler.
- Güneş, Ay ve Yıldızlar: Güneş,
kral veya kraliyet soyunu; Ay, kralın eşi olarak görülen halkı; Yıldızlar
ise ast prensleri, piskoposları veya ruhban sınıfı liderlerini temsil
eder.
- Yeryüzü: Aşağı
halkı veya kehanetin odaklandığı siyasi dünyayı simgeler.
- Depremler / Sarsıntılar:
Krallıkların sarsılması veya devrilmesi (politik devrim) anlamına gelir.
- Canavarın Boynuzu / Baş:
Krallığın askeri gücünü / siyasi hanedanlıklarını temsil eder.
- İnsan ve Hayvan Parçaları:
Hayvanın başı, devleti yöneten büyük adamları; kuyruğu ise yönetilen
aşağı halkı simgeler.
II. Gelecek Tahminleri, Fütüroloji ve Yeni
Bilimsel Kavramlar
Kaynaklar, Nostradamus’un kehanetlerinden yola
çıkarak 21. yüzyılın erken dönemlerine ait bilimsel ve toplumsal dönüşümlere
odaklanır.
A. Nostradamus ve Dönüşüm Çağı (2003–2025)
Nostradamus’un kehanetleri, İspanyol
Engizisyonu'ndan korunmak için gizlenmiş anagramlar ve sembolik ifadeler
içerir. O, geleceğin önceden yazılmış bir kader olmaktan ziyade, insan
eylemleriyle ("man-ually") şekillendirilen bir "yaratım"
olduğunu savunur.
- Finansal ve Ekonomik Dönüşüm: 2003 civarındaki
"rapture" (vecde gelme/inflasyon) ve küresel borcun yol açtığı
büyük bir kriz öngörülür. Bu kriz, spekülatif işlemlere dayanan
"şişirilmiş altın ve gümüş taklitleri" ile ilişkilidir. Ancak bu
çöküş, yeni, sürdürülebilir ve çok katmanlı para sistemlerine ("urn
of gold" / altın çömlek) geçiş için bir fırsat sunacaktır.
- Kritik Kütle ve Çatışma: Dünya,
1945'ten 2006'ya kadar süren bir "Geçiş Çağı" (Age of
Transition) yaşamış olup, bu dönemde siyasi hoşnutsuzluk ve ekolojik
felaketler bir "kritik kütle"ye ulaşmıştır. Bu kritik kütle,
kaos ve yıkım getirebileceği gibi, daha iyiye doğru bir değişimi de
beraberinde getirebilir.
- Üçüncü Deccal/Antichrist: Nostradamus, Napolyon ve
Hitler’den sonra üçüncü bir Deccal'in (Antichrist) geleceğini öngörmüştür.
Bu figürün Ortadoğu’dan ortaya çıkacağı ve kariyerinin başlarında bir
suikast sonucu öleceği tahmin edilir. Ancak bazı yorumlar, Üçüncü
Deccal’in belirli bir bireyden ziyade, mevcut dönemin kendisini (savaş,
açlık, toplumsal hastalıklar) veya patriyarkal uygarlığın kötülüğünü
temsil ettiğini ileri sürer.
B. Yeni Bilimsel ve Felsefi Kavramlar
- Örtük Düzen ve Bütünlük (Implicate Order and
Wholeness): David Bohm'un kavramlarına göre, evren
parçalara ayrılamaz bir "bütünlük" içinde çalışır. Bu
"örtük düzen" fikri, normal rasyonel/indirgemeci düşünce
süreçlerinin ötesine geçer. Bohm, evrendeki her şeyin katlanmış (enfolded)
bir durumda var olduğunu, yalnızca bizim algımızın ve şartlanmamızın onu
açtığını (unfolding) ve zaman/mekânın bile anlık olarak her yerde mevcut
olduğunu ileri sürer.
- Morfogenetik Alanlar (Morphogenetic Fields): Rupert
Sheldrake'in geliştirdiği hipotez, bütünleşmiş sistemlerin (atomlardan
organizmalara) "morfik alanlar" adı verilen belirli enerji
alanlarıyla yapılandığını ve bu alanların, önceki benzer sistemlerden
türetilmiş bir tür "kolektif hafıza" içerdiğini savunur (morfik
rezonans). Bu teori, bilimsel kesinliklere dönüşmeye başlamıştır ve
hafızanın beyinde değil, kozmik bir durumda var olabileceğini öne sürer.
III. Toplumsal Dönüşüm ve Kadınların Rolü
Kaynaklar, 21. yüzyılın en önemli dönüşümlerinden
birinin toplumsal cinsiyet rolleri ve kadınların güçlenmesi alanında
gerçekleşeceğini belirtir.
A. Patriyarka ve Feminen Enerjinin Yükselişi
- Patriyarkal Yapının Çöküşü: Mevcut
uygarlığın, erkeği nesnel, agresif ve rasyonel; kadını ise duygusal ve
edilgen olarak gören dualist/ikili karşıtlıkçı bir yapı üzerine kurulu
olduğu ve bu yapının kadınları bastırdığı belirtilir. Nostradamus'un
kehanetleri, erkeğin bu "barbar imparatorluğunun" kadın ruhu
döngüsünü tamamlarken çökeceğini işaret eder.
- Feminen Kritik Kütle:
Kadınların yükselişi, 1990'larda başlayıp yeni binyılın başlarında
hızlanacak ve bir "kritik kütle" oluşturacaktır. Bu, ataerkil
değerlerin tamamen reddedilmesine yol açacak ve erkek enerjisinin
"paslanmış demir" gibi soğuyacağı bir dönemi başlatacaktır.
- Seline Hareketi:
Kadınların bu yükselişinin en büyük simgesi, Avrupa'nın güç merkezleri
üzerinden gerçekleşecek kitlesel ve militan bir yürüyüş olan "Seline
Hareketi" (Ay tanrıçası Selene'nin bayrağı altında) olacaktır. Bu
olay, yasalarda köklü değişiklikler meydana getirecektir.
B. Geleceğin Toplumsal Yapıları
- Siyaset ve Hukukta Değişim:
Amerika'nın, kadınların (Ay/Feminine) daha fazla güç ve eşitliğe
kavuşmasıyla sonuçlanacak bu "yeni yasanın" (new law) katalizörü
olacağı öngörülür. Bu dönemde ilk kadın ABD başkanının seçilmesi beklenir.
- Eğitim ve İlişkiler: Yeni
dönemde eğitim, başarının yanı sıra işbirliği, grup oryantasyonu ve
bireysel ihtiyaçlara odaklanacaktır. Geleneksel evlilikler önemini
yitirecek, bunun yerine daha özgür ve sevgi temelli ilişkiler (Aquarius
Çağı) ve komünal yaşam tarzları güçlenecektir.
- Sağlık ve Hastalık:
Hastalıklar (AIDS gibi), sadece tıbbi değil, aynı zamanda toplumsal,
ekonomik ve psikolojik faktörlerin beslediği "çoklu salgın"
(multiplague) olarak görülür. Hastalıkların kökeni, doğayla ve
benliğimizle uyumsuzluktur. İleride, yaşlanma süreçlerini yavaşlatacak
yeni tıbbi inovasyonlar (sentetik kemik, vb.) ortaya çıkacaktır.
"Sir Isaac Newton'un Kutsal Kitap’ın
Yorumu" adlı eserini incelerken, Newton'ın kehanet metinlerini ele alırken
benimsediği kesin usul ve üzerinde en çok durduğu kehanet konusu bütüncül bir
yaklaşımla ortaya konulmalıdır. Newton, yaşamının büyük bir bölümünü kehanetler
üzerine çalışmaya adamış ve bu metinleri çözümlemek için kendine özgü, ancak
kökleri Reformasyona dayanan titiz bir metodoloji geliştirmiştir.
I. Newton'ın Kutsal Kitap Kehanetlerini Yorumlama
Usulü (Metodolojisi)
Sir Isaac Newton, bilimsel dehasını Kutsal Kitap
metinlerine uygularken katı bir inanç ve metodolojik disiplin sergilemiştir.
A. Temel İnanç ve Tarihselci Yaklaşım
Newton, teoloji çalışmalarına başlamadan önce
temel bir inanç üzerine hareket etmiştir: Kutsal Kitap’ın kelimesi
kelimesine doğru olduğu (literally true). O, bu kutsal hakikati, teorik ve
deneysel bilimsel gerçeklerle sürekli olarak karşılaştırmış ve herhangi bir
çelişki gözlemlemediğini kaydetmiştir.
Kehanetlerin yorumlanmasında ise Tarihselci /
Süreklilikçi (Historicist / Continuist) sistemi benimsemiştir. Bu yaklaşıma
göre, kehanetler geçmişten (St. John zamanından) başlayarak günümüze ve
geleceğe doğru sürekli bir şekilde açılan bir tarihsel zinciri içerir. Newton,
bu usulü, Joseph Mede’den devralarak mükemmelleştirmeye çalışmış ve bu sayede
Kilise tarihinin gelişimini izlemeyi amaçlamıştır.
B. Kehanetlerin Amacı ve Kuralcı Tutum
Newton, kehanetlerin amacının, insanların
merakını gidermek veya onlara geleceği önceden haber vererek "peygamberlik
taslama" yetkisi vermek olmadığını defaatle vurgulamıştır. Bu tür
girişimleri "ahmaklık" (folly) olarak nitelendirmiş ve bu
aceleciliğin, kehanet metinlerinin saygınlığını azalttığını belirtmiştir.
Newton'a göre kehanetlerin verilme amacı:
- İlahi Takdirin İlanı: Olaylar
gerçekleştikten sonra, kehanetlerin olaylarla yorumlanabilmesi
(interpreted by the event) ve böylece Tanrı’nın hikmetinin ve
takdirinin (Providence) dünyaya ilan edilmesi.
- İmanın Güçlendirilmesi:
İnsanların, yüzyıllar önce vuku bulacağı bildirilen olayların
gerçekleştiğini görerek imana sarılması ve hakikatin yeniden kurulması.
C. Yorumlamanın Mekanizması: Kehanet Dili
Newton’ın metodolojisinin en önemli ve kapsamlı
kısmı, kehanet dilinin (Prophetic Language) sistematik olarak
çözümlenmesi ve "simgeler sözlüğü" oluşturulmasıdır. Bu dil,
doğal dünya ile siyasi/politik dünya arasındaki benzeşimden / analojiden
(analogy) yararlanır.
Temel yorumlama prensipleri şunlardır:
- Anahtar Kitap (Daniel): Eski
peygamberlik metinlerini anlayabilmek için Daniel Kitabı'nın zaman
sırası (order of time) açısından en açık ve anlaşılması en kolay metin
olması nedeniyle "anahtar" (key) olarak kullanılması
esastır.
- Sembollerin Eşleştirilmesi:
Göklerdeki olaylar, tahtları ve yüksek mevkileri veya yöneticileri
(krallar, piskoposlar) temsil ederken; Yeryüzü, tebaa/halkı veya siyasi
dünyayı simgeler.
- Kısaltmalar ve Mecazlar:
Krallıklar, hayvanlar (Aslan, Ayı, Pars/Leopard, Keçi/Goat) ile temsil
edilir. Bu hayvanların parçaları da krallığın ilgili kısımlarını gösterir:
- Baş/Kafa (Head): Önde
gelenleri ve devleti yönetenleri.
- Boynuz (Horn):
Krallıkları veya askeri gücü.
- Kuyruk (Tail): Yönetilen
alt tabakayı veya halkı.
- Büyük Sarsıntılar/Depremler:
Krallıkların dağılması veya yıkılması.
II. En Çok Dikkat Çektiği Konu: On Birinci Boynuz
ve Antikrist
Newton'ın kehanet incelemelerinde en çok önem
verdiği, üzerinde en uzun durduğu ve ayrı bölümler tahsis ettiği konu, Daniel'in
Dördüncü Canavarı'nın on boynuzu arasından çıkan On Birinci Boynuz
(eleventh horn) ve onunla ilişkili olan Antikrist (Antichrist) ve Mahuzzimler
mevzusudur.
A. On Birinci Boynuz'un Kimliği ve Gücü
Newton, Roma İmparatorluğu'nun (Dördüncü Canavar)
yıkılmasıyla ortaya çıkan on krallık sonrasında belirecek olan bu On Birinci
Boynuz'u, diğerlerinden "farklı" (divergent) bir krallık
olarak tanımlar. Bu küçük krallık, üç boynuzu (krallığı) kökünden söker ve
kendine has şu özelliklere sahiptir:
- Kâhin / Peygamber Yetkisi: Boynuzun
"gözleri" olması nedeniyle bir Kâhin (Seer / Episkopos),
"büyük sözler söyleyen bir ağız" (mouth speaking great things)
olması nedeniyle de bir Peygamber (Prophet) vasfını taşır.
- Ruhani ve Dünyevi Egemenlik: Newton,
bu On Birinci Boynuz'u Roma Kilisesi (Church of Rome) olarak teşhis
eder. Kilise, sekizinci yüzyılda Ravenna Eksarhlığı, Lombard Krallığı ve
Roma Düklüğü'nü alt ederek dünyevi/geçici bir prens (temporal
Prince or King) olarak yükselir.
- Hukuki Güç: Bu güç,
diğer krallıklara üstün gelmiş, krallara ve uluslara yasalar koymuş
(Oracle gibi) ve "vakitleri ve yasaları değiştirmeyi" (to
change times and laws) düşünmüştür. Onun otoritesi, Batı Kilisesi ve
Ruhaniler Meclisleri (Councils) üzerinde hükmetmiştir.
- Zaman Kısıtlaması: Newton,
bu gücün, Kutsal Kitap’ta Mahşer (Apocalypse) ve Daniel'de belirtilen "bir
vakit, vakitler ve yarım vakit" (a time, and times, and half a
time) boyunca, yani kehanet gün hesabıyla 1260 solar yıl süresince
hüküm süreceğini hesaplamıştır.
B. Mahuzzimler Bahsi
Newton, Daniel'in kehanetleri üzerine yaptığı
incelemelerde, On Birinci Boynuz'un (yani Roma Kilisesi'nin) Mahuzzimler'i
(Mahuzzims) onurlandırdığına dair kehaneti, Hristiyanlıkta Putperestliğin /
İdolatri / Müşriklik (idolatry) ortaya çıkışını açıklamak için kullanmıştır.
- Mahuzzim kelimesi "koruyucular, müdafiler" (protectors,
guardians) anlamına gelir.
- Newton, bu uygulamanın, ölülerin ruhlarına (souls of the dead),
yani Hıristiyanlığa giren eski paganların eski tanrı/kahraman inançlarının
yansıması olarak, azizler ve şehitlere tapınma (saints and
martyrs) şeklinde tezahür ettiğini açıklamıştır.
- Bu kült, özellikle din adamlarının evlilikten uzak durması (forbidding
to marry) gibi Gnostik/Encratites öğretileriyle birlikte 4. ve 5.
yüzyıllarda yaygınlaşarak, antikristiyan sapkınlığın bir parçası
haline gelmiştir.
Newton'ın kehanetlere dair bu detaylı yorumları,
onun teoloji ve tarih bilgisinin derinliğini gösterir ve bu alandaki usulü,
bilimsel titizliğini dini metinlere de uygulamasının somut bir örneğidir.
Sir Isaac Newton İle Nostradamus Arasındaki
"Gizemli Bağ"
Sir Isaac Newton ile Nostradamus arasındaki
"gizemli bağ", her iki figürün de birbirinden tamamen bağımsız ve
farklı metodolojiler kullanarak insanlık tarihinin nihai gidişatına dair aynı
kritik zaman dilimine işaret etmesinden kaynaklanmaktadır. Bu bağ, bilimin
babası olarak anılan Newton’ın rasyonel ve kronolojik hesaplamaları ile on
altıncı yüzyıl kâhini Nostradamus’un mistik ve astrolojik öngörülerinin
şaşırtıcı bir şekilde örtüşmesini ifade eder.
Bu gizemli
bağlantı, özellikle büyük bir kozmik/kutsal dönüşümün beklendiği kronolojik
aralıkta (2000–2050) yoğunlaşmaktadır:
I. Sir Isaac Newton'ın Analitik Kehanet Yorumu
Newton, kehanet / us’bilim (prophecy)
çalışmalarını, bilimsel dehasının bir uzantısı olarak görüyordu. O, Daniel ve Yuhanna’nın Mahşer
/ Vahiy (Apocalypse) kitaplarını derinlemesine incelemiş ve bu metinleri,
olaylar gerçekleştikten sonra Tanrı'nın hikmetini ortaya koymak amacıyla
(geleceği önceden bilme merakını tatmin etmek için değil) yazılmış "önceden
yazılmış tarih" olarak kabul etmiştir. Newton’ın yorum sistemi
(tarihselci/süreklilikçi yaklaşım), kusursuz ve sistematik olup, kehanet
sembollerini kesin tarihi olaylarla eşleştirmeye dayanıyordu.
Newton, Daniel’in dördüncü Canavarı'nın on
birinci boynuzu (Küçük Boynuz) ve Vahiy Kitabı’ndaki Babil Fahişesi’nin
süreceği egemenlik süresi üzerine yoğunlaşmıştır. Bu süre, sembolik bir "zaman, zamanlar ve yarım
zaman" (1260 gün/yıl) olarak verilmiştir.
Newton, bu
1260 yıllık sürenin başlangıç ve bitiş tarihlerini kesin olarak hesaplamış,
ancak kehanetlerin geleceğe yönelik kısmını yorumlarken kesin bir tahmin
yapmaktan özellikle kaçınmıştır. Hatta, "yorumcuların aptallığının,
Tanrı’nın onları peygamber yapmayı amaçlamış gibi bu kehanetle zamanı ve
olayları önceden haber vermeye çalışmaları" olduğunu belirtmiş ve bu tür
aceleciliklerin kehaneti küçümsemeye neden olduğunu yazmıştır.
Ancak, Newton'ın Daniel’in Küçük Boynuzu'nun
("kraliyetin", yani Roma Kilisesi'nin) 1260 yıllık hükümranlığının
başlangıç tarihine ve sonrasında öngörülen yargı dönemine dair yaptığı
kronolojik değerlendirmelerin, ebedi saltanatın başlangıcını belirleyen
sayıların toplanmasıyla, takriben 2000 ila 2050 yılları arasına düştüğü
belirtilmiştir.
II. Nostradamus'un Mistik Öngörüsü
Nostradamus, bilimsel/rasyonel bir metodoloji
yerine, astroloji, simya / alşimi (alchemy) ve gizli/esoterik ritüelleri
(sırları) kullanarak gelecek vizyonlarını oluşturmuştur. Onun temel amacı,
insanlığın geleceği görüp "bunu faydalı bir şekilde değiştirebilmesi"dir.
Nostradamus da tıpkı Newton gibi, zamanının
sonuna dair büyük bir dönüşüm öngörmüştür. Özellikle Yuhanna'nın
Vahyi/Mahşer'ine benzeyen kaotik, savaşlarla ve doğal felaketlerle dolu bir
dönemin, yani Apokalips Çağı'nın bitişini görmüştür.
Nostradamus'un öngörüsüne göre:
- Dönüşümün Zamanı: Dünya, 20. yüzyılın sonu ve
21. yüzyılın başı arasında büyük bir kargaşa (apokalips) yaşayacak, bu
kaostan hemen sonra ise büyük bir dönüşüm başlayacaktır.
- Bin Yıllık Barış:
Nostradamus, bu kaotik dönemden sonra bin yıllık bir barış çağının
("Golden Age" / Altın Çağ) başlayacağını tahmin etmiştir. Onun
kehanetlerinin kronolojik sıralaması, bu dönemin "şimdi" (erken
21. yüzyıl) başladığını veya başlamak üzere olduğunu göstermektedir.
III. Gizemli Örtüşme (Kozmik Takvim)
Newton ve Nostradamus arasındaki gizemli bağ,
onların kullandıkları yöntemlerin tam karşıtlığına rağmen, ulaştıkları nihai
kronolojik sonucun paralelliğidir:
- Newton: Mistik sembolleri
kullanarak, bilimsel titizlikle yaptığı hesaplamaları, büyük bir
yargılama/dönüşüm döneminin 2000-2050 yılları arasında
gerçekleşeceğini göstermiştir.
- Nostradamus: Okült ve astrolojik vizyonları kullanarak,
modern çağın yıkımının ardından, bin yıllık barışın yeni milenyumun
(2000 sonrası) başlangıcında geleceğini öngörmüştür.
Bu durum, farklı bilimsel ve mistik yolların,
insanlık tarihinin en büyük, nihai dönüşüm anı konusunda aynı zaman dilimi
üzerinde mutabık kalmasıyla sonuçlanan şaşırtıcı bir "kozmik takvim"
birliğini ortaya koymaktadır. (önceki yazılarımızda) bahsedilen David Bohm'un
"örtük düzen" (implicate order) veya Rupert Sheldrake'in "morfik
alanlar" (morphogenetic fields) gibi kavramları (kaynak dışı bilgiye
başvurmadan sadece kaynaklarda yer alan konulara takviye olması amacıyla anımsatılmaktadır),
evrensel bilginin parçalanmaz bir bütünlük içinde var olduğu ve zamanın
doğrusal olmadığı fikrini desteklemektedir; bu da her iki kahinin de aynı
"gömülü" gerçeğe farklı araçlarla ulaştığını düşündürmektedir..
Kehanetleri Bilmenin İnsanlığa Menfaat Getirmeme Sebepleri
"Kutsal Kitap’ın Yorumu" ekseninde
kehanetlerin / peygamberliklerin mahiyeti ve geleceği önceden bilme merakının
insanlığa sağladığı menfaat, esas olarak bu metinlerin veriliş amacı ile
ilgilidir. İnsan eylemlerinin ve bilincinin geleceği şekillendirme gücü ise,
kadere / yazgıya hükmetme yeteneği bağlamında incelenmesi gereken derin bir
felsefi ve fütürolojik meseledir.
Aşağıda, kaynaklarda yer alan bilgiler ışığında,
merakın neden menfaat getirmeyeceği ve kadere hükmetme imkânının olup olmadığı
hususları ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.
I. Gelecek Bilgisini / Kehanetleri Bilmenin
İnsanlığa Menfaat Getirmeme Sebepleri (Sir Isaac Newton Perspektifi)
Sir Isaac Newton’ın kehanet metinlerine
yaklaşımı, bu metinlerin amacının, okuyucunun şahsi merakını gidermek veya
onlara geleceği önceden haber verme yetkisi vermek olmadığını net bir şekilde
ortaya koyar. Tam aksine, bu tür bir merak ve öngörme girişimi, kehanetlerin
saygınlığını azaltan bir "ahmaklık" / akılsızlık (folly) olarak
görülmektedir.
A. Kehanetlerin Asıl Amacı: İlahi Takdirin
Tecellisi
Kutsal Kitap kehanetlerinin asıl tasavvuru /
tasarımı (design) çok farklıdır. Kehanetler, insanlığın merakını tatmin etmek
için değil, olaylar gerçekleştikten sonra (after they were fulfilled) olayın
kendisiyle yorumlanabilsinler ve böylece Tanrı’nın hikmetini
(Providence) dünyaya ilan etsinler diye verilmiştir.
Bu metinler, evrenin ve insanlık tarihinin ilahi
irade / takdir altında yönetildiğine dair sürekli bir tanıklık sunmak gayesiyle
vardır. Bu nedenle, bir kehanetin değerini ortaya koyan, yorumcunun önceden
bilme yeteneği değil, kehanetin gerçekleştiği olaydır.
B. Tahmin Etmenin Zararları ve Metinlere Yönelik
Aşağılama
Newton, kehanet yorumcularının sıklıkla düştüğü
hatayı vurgular: "Yorumcuların aptallığı, bu kehanetle zamanı ve olayları
önceden haber vermeye çalışmaları olmuştur, sanki Tanrı onları Peygamber
yapmayı amaçlamış gibi".
Bu acelecilik (rashness) ve gereksiz spekülasyon
/ varsayım, yorumcuların kendilerini ifşa etmelerine neden olmakla kalmaz, aynı
zamanda bizzat kehanet metnine karşı "aşağılama" (contempt) hissi
doğurur. Çünkü kehanetler, ancak öngörülen ana devrim / büyük inkılâp (main
revolution) gerçekleştiğinde mükemmelen anlaşılacaklardır. Bu büyük devrim
gerçekleşmediği sürece, metinleri mükemmel bir şekilde anlamanın zamanı henüz
gelmemiştir.
II. Kadere Hükmetme ve Geleceği Şekillendirme İmkânı
Kadere hükmetme meselesi, kehanetlerin geleceğin
önceden yazılmış ve değiştirilemez bir kaderi / yazgısı olup olmadığı sorusunu
gündeme getirir. Kaynaklar, bu konuda, özellikle Nostradamus’un yorumları
üzerinden, insan eyleminin belirleyici rol oynadığına işaret etmektedir.
A. Gelecek, İnsan Eylemiyle Şekillenen Bir
"Yaratım"dır
Nostradamus’un temel felsefesi, geleceğin önceden
yazılmış bir kader (fate) olmaktan ziyade, insan eylemleriyle (“man-ually” /
insanca/elle) şekillendirilen bir "yaratım" olduğunu savunur. Bu
görüşe göre, gelecek felaketleri ve krizleri de dahil olmak üzere bütün
olaylar, bizzat insanlık tarafından yaratılmaktadır ve suçlanacak başka kimse
yoktur.
Bu durumda, kadere hükmetme imkânı, insanın kendi
yaratımına (geleceğe) hükmetme yeteneği olarak ortaya çıkar:
- Sorumluluğun Kabulü:
İnsanlık, dünyadaki kaosun ve felaketlerin tek sorumlusunun kendisi
olduğunu anladığında (kabul ettiğinde), durumu değiştirme sorumluluğunu ve
dolayısıyla gücünü de elde eder.
- Farkındalık ve Değişim:
Nostradamus’un tüm felsefesi, "eğer geleceği görebilirsek, onu
faydalı bir şekilde değiştirebiliriz" ilkesine dayanır. Bu, geleceğin
sabit olmadığını ve mevcut eylemlerin, sonucun şeklini doğrudan
etkilediğini gösterir.
- Çoklu Gelecekler:
Kehanetler, zamanın büküldüğünü ve hatta birçok parçaya ayrıldığını
(splinters) öne sürerek, geleceğin tek bir doğrusal rota olmadığını, ancak
bugünkü eylemlerin geleceğin nasıl bir hal alacağını belirlediğini
belirtir.
B. Kritik Kütle ve Paradigma Kayması
Geleceği dönüştürme eylemi, bireysel çabaların
ötesinde toplumsal bir "kritik kütle" (critical mass) oluşumuyla
mümkün hale gelir. Bu kritik kütle, toplumun değer yargılarını ve temel düşünce
yapısını kökten değiştirebilecek bir "paradigma kayması" (paradigm
shift) yaratır.
Dolayısıyla, kadere hükmetmek, edilgen bir
kadercilik yerine, bilinçli ve sorumlu eylemlerle geleceği aktif olarak
"yaratmak" anlamına gelmektedir. İnsanlığın ulaştığı her yeni
farkındalık ve kabul (acceptance), bu gücü pekiştirmektedir.
Kehanet Metinlerinin Doğası ve Bilimsel Yaklaşımın
Sınırlılıkları
"Kuşkusuz, kehanetlerin yüzyıllar boyunca
ortaya çıkan ve çıkmayan kısımları üzerinde düşünüldüğünde, birçoğunun zorlama
yorumlar olduğu yönündeki tespitiniz, bu tür metinlerin doğası ve
yorumlanma süreçleri göz önüne alındığında, kaynaklarca da desteklenen önemli
bir eleştiridir."
Kutsal Kitap kehanetlerinin ve diğer mistik
öngörülerin yorumlanmasındaki bu güçlük, metinlerin özgün yapısından, uygulanan
metodolojilerin çeşitliliğinden ve en önemlisi, bu metinlerin amaçlarının
yanlış anlaşılmasından kaynaklanmaktadır.
Aşağıda, yorumlardaki bu zorlama/karmaşık
algısının nedenlerine ve kaynaklardaki bu konuya dair görüşlere ayrıntılı
olarak yer verilmektedir:
I. Kehanet Metinlerinin Doğası ve Bilimsel
Yaklaşımın Sınırlılıkları
Kehanet metinlerinin kendileri, anlamlarının
kolayca açığa çıkmasını engelleyecek şekilde yazılmıştır.
A. Metinlerin Amacına Dair Kesin Kural
Sir Isaac Newton, Kutsal Kitap kehanetlerine dair
yaptığı derinlikli çalışmalarda, yorumcuların düştüğü en büyük hatanın, bu
metinlerin gayesini yanlış anlamak olduğunu belirtir. Newton’a göre,
kehanetlerin verilme amacı, insanların "peygamber kesilmelerini
sağlamak" veya "geleceği önceden bilme merakını tatmin etmek"
değildir.
- Hata Kaynağı (Akılsızlık / Folly):
Yorumcuların kehanetler aracılığıyla "zamanları ve olayları önceden
haber vermeye çalışmaları" Newton tarafından "ahmaklık" /
akılsızlık (folly) olarak nitelendirilmiş ve bu "aceleciliğin"
(rashness) bizzat kehanet metninin "hor görülmesine" /
itibarsızlaşmasına (contempt) yol açtığı vurgulanmıştır.
- Gerçek Amaç:
Kehanetlerin asıl gayesi, olaylar gerçekleştikten sonra bu
olaylarla yorumlanabilmeleri (interpreted by the event) ve böylece
Tanrı’nın hikmetinin ve takdirinin (Providence) dünyaya ilan edilmesidir.
Dolayısıyla, zorlama veya hatalı yorumlar, metinlerin bu ilahi amacını
ihlal etmektedir.
B. Nostradamus’un Kasıtlı Gizliliği
Nostradamus gibi mistik kehanet yazarları,
metinlerini okunması ve anlaşılması son derece güç olacak şekilde kasıtlı
olarak karmaşıklaştırmışlardır. Bu durum, yorumsal zorlamayı kaçınılmaz hale
getirmiştir:
- Gizleme Teknikleri:
Nostradamus, kehanetlerinin içeriğini gizlemek için "alamet
dili" (prophetic language), anagramlar, karmaşık ve gizli
tarihlendirme yöntemleri, anlaşılması zor terminoloji ve en önemlisi,
dizeleri kronolojik sıranın dışına çıkararak karıştırma yolunu
kullanmıştır. Bu gizlilik, esas olarak İspanyol Engizisyonu'ndan / kilise
otoritesinden korunma amacı taşımıştır.
- Yorum Çeşitliliği: Bu
kasıtlı belirsizlik, sonucunda yüzlerce tercümanın dizeleleri okuyarak
"aynı sayıda farklı anlam" çıkarmasına yol açmıştır. Yorumcular
sıklıkla, geçmişteki olaylara uygulanıp başarısız olan tahminleri
("zorlama yorumlar") yeniden ele alıp gelecekteki olaylara
uyarlamaktadır.
- Esneklik İhtiyacı: Nostradamus'un
öngörülerinin doğru çıkabilmesi için çoğu zaman "bir veya iki yıllık
bir hareket payı" (leeway of one year or two) gerekmektedir, bu da
yorumların esnekliğini ve yoruma açıklığını gösterir.
II. Metodolojik Çatışmalar ve Yorumlama Kalitesi
Kehanetleri yorumlamaya çalışan sistemler
(Preterist / Geçmişçi, Futurist / Gelecekçi ve Historicist / Tarihselci),
kehanetlerin nasıl gerçekleştiği konusunda farklı beklentilere sahiptir ve bu
durum da yorumların kalitesini etkiler.
A. Yorum Sistemlerinin Çatışması
- Preterist Sistem (Geçmişçi): Bu
sistem, kehanetlerin büyük ölçüde geçmişte gerçekleştiğini savunarak,
metinlerin mucizevi gücünü reddeden ve kehanetin önceden yazılmış tarih
olduğu fikriyle "alay eden" liberallere hitap etmektedir. Bu
yaklaşım, olayları geçmişteki belirsiz dönemlere atfetme eğiliminde
olabilir.
- Futurist Sistem (Gelecekçi): Kehanetlerin büyük kısmını,
zamanın sonunda gerçekleşecek kısa bir döneme (genellikle 3,5 yıl)
sıkıştırır. Bu, şimdiki zamandaki başarısız yorumların çoğunu geleceğe
ertelemek anlamına gelir.
- Historicist Sistem (Tarihselci): Newton
ve Reform döneminin yorumcuları bu sistemi benimsemiştir. Bu yaklaşım,
kehanetlerin sürekli olarak geçmişte, şimdi ve gelecekte gerçekleştiğini
savunur; ancak başarısı, yorumcunun sembolleri tarihi olaylarla ne kadar
kusursuz eşleştirebildiğine bağlıdır.
B. Zorlama Yorumların Kriterleri ve Hataları
Kehanetlerin zorlama olup olmadığını belirlemek
için, kaynaklarda bir tahminin gerçekten kehanet sayılması için gereken dört
kesin koşuldan bahsedilir:
- Bahsedilen olay neydi?
- Tahminin spesifik (belirsiz değil) bir dille ve olaydan önce söylenmiş
olması.
- Olayın tam olarak (gevşek değil) tahmin edildiği gibi gerçekleşmesi.
- Olayın insan sezgisi / öngörüsü (human sagacity) ile önceden
bilinemeyecek mahiyette olması.
Newton’ın izlediği Tarihselci yöntem, sembolleri
(Canavarın Boynuzu, Mühürler, vb.) tek bir bütünlük içinde, tarihi olaylarla
"kusursuz ve hatasız" (flawless) eşleştirmeyi hedeflemiştir; bu,
hiçbir rastgele kelimenin açıklanmamış kalmaması gerektiği anlamına gelir.
Ancak, Newton’ın kendisi bile, özellikle kronoloji / takvim hesaplamaları
konusunda "büyük ölçüde hedeften şaşan" (missed the mark widely)
hatalar yaptığını kabul etmiştir. Bu durum, en titiz yöntemle bile yorumların
zorlama veya hatalı olabileceğini göstermektedir.
Eğer yorum, bu katı kriterleri karşılamıyorsa ve
olay gerçekleştikten sonra metinlere esnek bir şekilde uygulanıyorsa, bu,
kullanıcının "zorlama yorumlar" eleştirisini haklı kılmaktadır.
Not: Bazen Büyük Dosyaları tarayıcı açmayabilir...İndirerek okumaya Çalışınız.

Yorumlar
Yorum Gönder