Zalimin Kaderi
Elimizdeki kaynaklarda yer alan kapsamlı
çalışmalar, tesadüf ve kader (yazgı) kavramlarının sadece
bireysel yaşamda değil, aynı zamanda büyük toplumsal ve tarihsel olayların
dönüm noktalarında da belirleyici bir rol oynayabildiğini göstermektedir. Bir
ülkenin zalim bir yöneticinin elinden kurtulması gibi, halkın gücünü aşan büyük
bir değişimin, Tanrı müdahalesi ya da ilahi bir takdir olarak
yorumlanabilecek olaylar silsilesiyle gerçekleşmesine dair tarihsel bir vaka, Aztek
İmparatorluğu'nun İspanyol Hernando Cortés karşısındaki çöküşüdür.
Bu hadise, mutlakiyetçi bir zulmün, askeri gücün
orantısızlığına rağmen, eşzamanlılık (synchronicity) ve kehanet
gibi manevi unsurların bir araya gelmesiyle nasıl çözüldüğünün çarpıcı bir
örneğidir.
Zalim Aztek Yönetimi ve Toplumsal Doku
Aztek
İmparatorluğu'nun toplumsal sistemi, özellikle de savaş tanrısı
Huitzilopochtli'nin sürekli insan kanı ve insan kalbi talepleri doğrultusunda
uyguladığı kurban etme ayinleri üzerine kuruluydu. Bu ayinler
genellikle binlerce kurbanı içeriyordu ve imparatorluğa bağlı vasal devletler
arasında büyük bir baskı ve kin birikimine neden olmuştu. Bu durum,
eleştirilerin ve isyanın dışarıdan bir katalizörle tetiklenmesi için hazır bir
zemin yaratmıştı.
Kaderin Dönüm Noktası: Quetzalcoatl Kehaneti
İspanyol kâşif Hernando Cortés, 1519 yılında
Meksika kıyılarına ayak bastığında, bu olay sıradan bir keşiften çok, ilahi bir
işaret olarak algılandı. Bu algının temelinde, Aztek takviminde yer alan ve tanrı Quetzalcoatl'ın
(Tüylü Yılan) geri döneceğine dair eski bir kehanet yatıyordu.
- Zamanın Eşzamanlılığı:
Cortés’in karaya çıkış zamanı, Quetzalcoatl’ın Batı denizleri üzerinden
döneceği öngörülen yıla tam olarak denk gelmiştir.
- Fiziksel Tesadüf: Kehanete göre Quetzalcoatl,
açık tenli ve sakallı olarak tasvir ediliyordu. Cortés ve
beraberindeki İspanyol askerlerinin görünümü, bu kutsal tasvire
beklenmedik ve şaşırtıcı bir biçimde uyuyordu.
- İmparatorun Felci: O
dönemin Aztek imparatoru olan Moctezuma Xocoyotl, bu tesadüflerin
karşısında büyük bir korku ve kararsızlık yaşadı. Moctezuma, İspanyolları
basit bir istilacı askeri güç olarak görmek yerine, Cortés'in bizzat geri
dönen tanrı olduğuna dair batıl inanca kapıldı. Bu korku ve
inanç karışımı (yani bir tür olumsuz prophecy stress),
imparatorun hareket kabiliyetini felç etti.
Rastlantının Yıkıcı Sonucu (Dé-coïncidence)
Moctezuma'nın aldığı kararlar, normalde
Azteklerin lehine işlemesi gereken askeri ve lojistik üstünlükleri tamamen
devre dışı bıraktı. İmparator, küçük İspanyol birliğini (yaklaşık 500 kişi),
kendi muhafızlarından kat kat büyük bir güce sahip olmasına rağmen, büyük bir misafirperverlikle
başkent Tenochtitlan'a buyur etti.
Bu stratejik hata, kehanetin kendiliğinden
gerçekleşen kehanete dönüşmesine izin verdi.
- Zulmün Sonu: Moctezuma’nın bu
"ilahi" zorunluluk inancıyla hareket etmesi, Cortés’in kolayca
onu tutuklamasını ve imparatorluğun yönetim merkezini ele geçirmesini
sağladı.
- Toplumsal Çatışmanın Kullanımı: Cortés,
Moctezuma'nın felç durumundan yararlanarak, Azteklerin zulmünden bıkmış
olan vasal toplulukları kendi yanına çekmeyi başardı ve imparatorluğu
içeriden yıktı.
Bu olay, rastlantısal karşılaşmalar ve köklü
inançların kusursuz birleşimi sonucunda, Azteklerin yazgısını
belirlemiştir. Bu tür bir eşzamanlılık, doğal ve toplumsal olayların, nedensel
bir zincir olmaksızın, bireyin (veya toplumun) içsel psikolojik durumuna (bu
durumda Moctezuma'nın batıl inancına) anlamlı bir şekilde paralel olarak
tezahür ettiğini göstermektedir (Jung’un eşzamanlılık tanımına benzer bir
durum). Zalim yöneticinin sonunu getiren dış güçler, kendi zaferlerini, bir kozmik
tesadüfün kendilerine sunduğu psikolojik avantajla elde etmiştir.
Not: Bazen Büyük Dosyaları tarayıcı açmayabilir...İndirerek okumaya Çalışınız.

Yorumlar
Yorum Gönder