Ortadoğuda Kurulması Planlanan "İngiltere İslam Cumhuriyeti"
İngiltere'nin 100 yıllık değilse de 50 yıllık planını Netanyahu deşifre etmiş Ortadoğuda kurulacak olan ve kurulmuş kendine bağlı İngiltere İslam Cumhuriyeti
İngiliz hükümeti, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ülkeyi
'İngiltere İslam Cumhuriyeti' olarak tanımlamasına tepki göstererek, söz konusu
ifadeleri 'tamamen kabul edilemez' olarak nitelendirdi.
Londra'dan Netanyahu'ya tepki:
'İngiltere İslam Cumhuriyeti' ifadesi kabul edilemez
Yayınlanma
Tarihi 15/08/2026 - 8:35 GMT+2•Son güncelleme 9:59
İngiliz hükümeti, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ülkeyi 'İngiltere İslam Cumhuriyeti' olarak tanımlamasına tepki göstererek, söz konusu ifadeleri 'tamamen kabul edilemez' olarak nitelendirdi.
İngiliz hükümetinin, İsrail
Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun “İngiltere İslam Cumhuriyeti” ifadesine tepki
gösterdiği bildirildi. Hükümet sözcüsü, söz konusu ifadeleri “tamamen kabul
edilemez” olarak nitelendirerek konunun İsrail hükümetiyle gündeme getirildiğini
söyledi.
Netanyahu, ordu radyosunda yayınlanan bir podcast programına verdiği
röportajda bu ifadeleri kullandı. İsrail Başbakanı ayrıca Birleşik Krallık için
şaka yollu “nükleer silahlara sahip ilk İslam Cumhuriyeti” ifadesini kullandı.
Röportaj sırasında İsrail lideri, eski İngiltere Başbakanı Winston
Churchill'in oğlu Randolph Churchill'i 1967'deki Altı Gün Savaşı sırasında
İsrail'e ilişkin olumlu haberler yaptığı için övdü. Netanyahu, “Şimdi bunu
Britanya İslam Cumhuriyeti olarak adlandırılan yerde bulmaya çalışın,” dedi.
Programın sunucusu bu görüşü destekleyerek, “Artık Avrupa'nın tamamı böyle
değil mi?” diye sordu.
Netanyahu ise bu görüşe katılarak şöyle devam etti: “Evet, ama birisi
'nükleer silahlara sahip ilk İslam Cumhuriyeti, Büyük Britanya İslam
Cumhuriyeti olacak' dedi.”
Netanyahu sözlerini, “Dolayısıyla burada, İran'da ikincisinin ortaya
çıkmamasını sağlayacağız,” diyerek sürdürdü.
Pakistan, 1998'den bu yana nükleer silahlara sahip.
Netanyahu'nun açıklamaları, İngiltere'de ve uluslararası alanda sağ
kesimden bazı siyasetçiler ve aktivistlerin, ülkenin İslam'ın giderek artan
etkisi altına girdiğini öne süren benzer iddialarını yansıtıyor.
İngiltere ile İsrail arasındaki ilişkiler, özellikle yeni Başbakan Andy
Burnham'ın Downing Street'e gelmesinden bu yana son aylarda giderek daha fazla
gerildi.
Burnham, başbakanlık görevini devralmasından birkaç hafta önce, İşçi
Partisi'nin Gazze'deki savaşa yönelik ilk tepkisi nedeniyle özür dileyerek
partinin “daha iyisini yapması gerektiğini” söyledi.
Burnham, Hamas'ın 7 Ekim'deki “canavarca” saldırılarını ve İngiltere'de
yaşanan “korkunç” antisemitik olayları kınarken, “Gazze'de yaşananlara yönelik
eleştirimiz konusunda net olmamızın” hayati önem taşıdığını belirtti.
Burnham, temmuz ayının başında yaptığı açıklamada, “Gazze'deki dayanılmaz
acılar, ortak vicdanımızda bir yaradır,” dedi.
Burnham, “Çocuklar da dahil olmak üzere masum Filistinlilerin öldürülmeye
devam etmesi tamamen kabul edilemez,” ifadelerini kullanarak Westminster'ın
İsrail hükümeti üzerindeki baskıyı artırması gerektiğini söyledi.
https://www.aa.com.tr/tr/dunya/netanyahu-ingiltereyi-islam-cumhuriyeti-diye-hedef-aldi/4027119
Likud Partisi'nin seçim kampanyası için çalışan bir şirketin
stüdyosunda İsrail Ordu Radyosu'na röportaj veren Netanyahu, eski İngiltere
Başbakanı Winston Churchill'in oğlu ve torununun İsrail'in dostu olduğunu
söyledi.
İkilinin Altı Gün Savaşı'nda İsrail'e gelerek haberleriyle destek
verdiğini ifade eden Netanyahu, İngiltere'nin bir "İsrail
Cumhuriyeti"ne dönüştüğünü ileri sürdü.
Netanyahu, "Birisi, nükleer silaha sahip ilk İslam
Cumhuriyeti'nin İngiltere İslam Cumhuriyeti olacağını söylemişti. Biz ise
İran'ın bir başkası olmamasını sağlıyoruz." iddiasında bulundu.
Ek:
Şeyh Nazım Kıbrısî, Prens
Charles'ın (günümüzdeki Kral III. Charles) Müslüman olduğunu ve kendi
tarikatına mensup bulunduğunu iddia etmiştir.
İddianın Detayları
- Sözler: Nakşibendî şeyhi Nazım Kıbrısî, o dönem Prens
olan Charles'ın gizli bir Müslüman olduğunu, hatta sünnetli olduğunu ve
manevi olarak kendi tarikatına bağlandığını öne sürmüştür.
- Gerekçe: Şeyh Nazım, Charles'ın konumu ve kraliyet
sorumlulukları nedeniyle bu durumu açık edemediğini, sır olarak
sakladığını belirtmiştir.
- Resmi Durum: İngiliz Kraliyet ailesinden veya resmi
makamlardan bu iddiayı doğrulayan herhangi bir açıklama yapılmamıştır; bu
söylem tamamen Şeyh Nazım'ın kendi müridlerine aktardığı manevi iddialara
dayanmaktadır.
Not: Bazen Büyük Dosyaları tarayıcı açmayabilir...İndirerek okumaya Çalışınız.

Yorumlar
Yorum Gönder