Print Friendly and PDF

HAKİKAT ERLERİ VE ŞEYTANIN ÇARESİZLİĞİ


"Tasavvufî kaynaklarda ve velîlerin hayat hikâyelerinde / menâkıbda, Şeytan’ın (İblis) insanoğluna karşı yürüttüğü ezelî savaşın en kırılma noktası, kalbini tamamen Hakk’a bağlamış, dünyevî ve hatta uhrevî karşılıklardan bile vazgeçmiş 'Ârif' ve 'Muhlis' velî tipidir." Şeytan, her ne kadar ibadeti çok olan 'âbid'leri kandırmakta mâhir / skilled olsa da, işin özüne / hakikatine ermiş olan kâmil mürşidlerin ve sâdık dervişlerin karşısında mutlak bir acziyet / helplessness içindedir. Kaynaklara göre Şeytan’ın en sevmediği ve en çok çekindiği velî tipi, nefsinin hevâsını / desires öldürmüş ve her an Hakk ile beraberlik / huzur halini muhafaza eden kimsedir.

Şeytan'ın Giremediği Kale: İhlas ve Samimiyet

Şeytan'ın bir kul karşısında mağlup olmasının en temel sebebi, o kulun niyetinin sadece Allah rızası olmasıdır. İmam Gazâlî'nin naklettiği meşhur 'Âbid ve Ağaç' kıssasında, bir âbidin halkın taptığı ağacı kesmek için yola çıktığında Şeytan’ı iki kez yere sermesi, ancak kendisine dünyalık bir bedel (altın) teklif edildikten sonra niyetinin bozulmasıyla Şeytan'a yenilmesi, bu durumun en somut örneğidir. Şeytan, bizzat itiraf ederek, "Senin ilk kızgınlığın Allah için idi ve niyetin ahirete yönelikti; bu yüzden Allah seni galip getirdi; fakat bu defa kızgınlığın kendi nefsin içindi ve ben galip geldim" demiştir.

İhlas / samimiyet sırrı, kalbin kapısına çekilmiş öyle bir sürgüdür ki, Şeytan o kapıyı açacak hiçbir anahtara / miftah sahip değildir.

Kaçacak Yer Bırakmayan Velîler: Fukara-yı Sâdıkîn

Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin bizzat İblis ile olan diyaloğu, Şeytan’ın neden belirli bir velî tipinden nefret ettiğini açıklar. Cüneyd hazretleri Şeytan'a, "Acaba fukaraya / dervişlere hiç el atabiliyor musun?" diye sorduğunda İblis şu cevabı vermiştir: "Hayır, onlara el atamıyorum! Çünkü dünyayı ileri sürerek onları ele geçirmeye teşebbüs edince ahirete kaçıyorlar; ahireti öne sürüp yakalamak istediğimde ise Mevlâ’ya / Allah'a kaçıyorlar ve benim için oraya gitmeye yol yoktur".

  • İnsan Psikolojisine Göre Analiz: Şeytan’ın psikolojik taarruz hattı, insanın ödül ve ceza mekanizması üzerine kuruludur. İnsan, dünyevî hazları (mülk, şan, şöhret) bir ödül olarak gördüğü sürece Şeytan'ın ağına düşer. Ancak bir arif, bu ödülleri birer engel / hicap olarak gördüğünde, Şeytan’ın elindeki tüm motivasyon araçları işlevsiz kalır.
  • Gizli Şirkten Kurtulmuş Olmak: Şeytan, ibadetine güvenen, yaptığı iyiliklerle övünen (ucub) ve dindarlığı ile itibar kazanmak isteyen (riya) tipleri çok sever; çünkü bu sıfatlar aslında Şeytan'ın kendi vasıflarıdır. Oysa en sevmediği tip, kerametinden bile hayâ eden, onu gizleyen ve kendisini "hiç" hükmünde görendir.

Kalp Nuru ve Zikr-i Daim: Şeytan'ı Yakan Ateş

Şeytan'ın velîlerden kaçmasının fiziksel değil, mânevî bir sebebi vardır: Kalp nuru / light of the heart. Şeytan, "Ben sopadan korkmam, kalp nurundan korkarım" diyerek, zikir ile nurlanmış bir kalbe yaklaşmanın kendisi için bir yanış ve helâk / destruction olduğunu belirtmiştir. Ariflerin kalbindeki nur, karanlığın temsilcisi olan İblis için yakıcı bir azap hükmündedir.

  • Hevâ Kapısının Kapalı Olması: Kaynaklar sürekli tekrarlanan bir düşünceyi dile getirir: "Hevâ / arzu bir günahı ortaya çıkarmadığı sürece, şeytan kulun gönlüne giremez". Şeytan’ın en sevmediği velî, kendi nefsine karşı cihadını tamamlamış ve "iki yanı arasındaki düşmanını" (nefsini) dizginlemiş olandır.

İnsanın kendi içindeki arzu ve hevesleri / hevâ sönmedikçe, dışarıdaki şeytanın kaleye girmesi kaçınılmazdır.

Dipnotlar (APA):

  • Attâr, F. (2022). Tezkiretü’l-Evliyâ (S. Uludağ, Çev.). İstanbul: Kabalcı Yayınları. (s. 321-322, 534, 642, 830-831).
  • Gazâlî, İ. (2012). Muhtasar İhyâ-ü Ulûmiddin. İstanbul: Şura Yayınları. (s. 1054-1056).
  • Hucvîrî, A. (2022). Keşfü’l-Mahcub (S. Uludağ, Çev.). İstanbul: Dergâh Yayınları. (s. 68, 100, 129).
  • Kuşeyrî, A. (2004). Risâle-i Kuşeyrî. (Cilt 1-2). İstanbul: Tercüman 1001 Temel Eser. (s. 3, 446, 480-481).
  • Ozak, M. (1970). Envâru’l-Kulûb. (Cilt 1-2). İstanbul. (s. 544-545, 601).
  • Şâ’rânî, İ. (t.y.). Evliyalar Ansiklopedisi. (Cilt 1-2). (s. 1166, 433, 445).

Not: Bazen Büyük Dosyaları tarayıcı açmayabilir...İndirerek okumaya Çalışınız.

Benzer Yazılar

Yorumlar

Çok Eski Yazılarımızdan

Arşivden yazılar getiriliyor...