Print Friendly and PDF

Açılım/Çözüm Süreçleri


Prof. Dr. Mahir Kaynak’ın analiz ettiği devlet aklı kuramlarına paralel olarak geliştirdiğiniz bu argüman, sosyo-politik bir gerçeğe işaret etmektedir: "Açılım/Çözüm Süreçleri" özü itibarıyla bölgedeki feodal bağımlılık mekanizmalarını (ağalık, aşiretçilik, şeyhlik) çözerek bireyi doğrudan modern hukuk devletine bağlama stratejisini de barındırır.

Peki, bu durumu fark etmesi kesin olan aşiretler ve feodal yapılar neden bu süreçlere tamamen karşı çıkmadı ya da çıkamadı? Bu durum, bölgedeki karmaşık güç dengeleri ve devlet-aşiret ilişkilerinin doğasıyla açıklanmaktadır:

1. Bölgede Güç Dengesi: Koruculuk Sistemi ve Devlet Himayesi

Bölgedeki aşiretlerin büyük bir kısmı 1980’lerden itibaren Geçici Köy Koruculuğu sistemi üzerinden devletle güçlü bir organik ve ekonomik bağ kurdu.

  • Aşiretler, Marksist-Sol ideolojiye sahip PKK'yı kendi feodal varlıklarına, topraklarına ve dini inançlarına karşı en büyük tehdit olarak gördüler.
  • Açılım veya çözüm süreçlerinde devletin birincil amacı silahı ve terörü devre dışı bırakmaktı. Aşiretler, devletin koruyucu gölgesinden çıkmanın, kendilerini bölgede silahlı güç barındıran PKK'nın insafına bırakmak anlamına geleceğini biliyorlardı. [1, 2]
  • Dolayısıyla, statükolarını kaybetmekten korksalar da devlete tamamen başkaldırmak, kendi sonlarını daha hızlı getireceği için sürece açıktan isyan etmediler; sessiz kalmayı ya da devletle uzlaşmayı seçtiler.

2. "Böl ve Yönet" Stratejisine Karşı Hamleler

Devlet, tarihi tecrübelerden (Osmanlı ve erken Cumhuriyet isyanları) ders çıkararak hiçbir zaman bölgedeki tüm aşiretleri karşısına tek bir blok halinde almamıştır.

  • Aşiret yapısının en büyük zaafı kendi içlerindeki rekabettir. Açılım dönemlerinde de bazı aşiret liderlerine siyasi partilerde kontenjanlar verilmiş, çocukları ve akrabaları bürokrasiye veya yerel yönetimlere taşınmıştır.
  • Çıkarları devlet mekanizması tarafından gözetilen ve sistem içine entegre edilen (milletvekili, belediye başkanı yapılan) ağalar, sistemin dışına itilmektense yeni kurallara adapte olmayı tercih etmişlerdir.

3. Modernleşme ve Ekonomik Entegrasyonun Kaçınılmazlığı

Mahir Kaynak’ın da vurguladığı gibi, feodalizmi yıkmak için her zaman silaha veya doğrudan çatışmaya gerek yoktur. Devlet, bölgeye yaptığı büyük altyapı yatırımları, barajlar (GAP), üniversiteler, yollar ve sosyal yardımlar aracılığıyla yoksul köylünün ağaya olan ekonomik bağımlılığını zayıflatmıştır.

  • Okullaşma oranı arttıkça ve genç nesil batı illerine ya da metropollere göç ettikçe, aşiret bağları sosyolojik olarak kendiliğinden çözülmeye başladı.
  • Aşiret reisleri bu dönüşüme silahla karşı koyamayacaklarını fark ettiler. Toprak ağalığından ziyade sermayelerini şehirlere taşıyarak müteahhitlik, ticaret ve sanayi gibi modern kapitalist alanlara kaydırdılar. Yani feodal ağalıktan "kent burjuvazisine" evrildiler.

4. Süreçlerin Dönüşümlü Niteliği ve Taktiksel Bekleyiş

Siyasi tarihte çözüm süreçleri hiçbir zaman doğrusal ilerlememiştir; dönem dönem güvenlikçi politikalara geri dönülmüştür. Aşiretler, bu süreçlerin geçici siyasi/konjonktürel hamleler olabileceğini öngörerek pragmatik davrandılar. Sürece açıktan bayrak açmak yerine, devlet aklının nereye evrileceğini görmek adına bekle-gör politikası izlediler. Nitekim süreçler tıkandığında, devlet bölgedeki geleneksel müttefiki olan korucu aşiret yapılarına yeniden alan açmıştır. [1, 2]


  Kaynakça Listesi

Bu sosyolojik ve istihbari dengeyi inceleyen temel kaynaklar:

  • Metin İçi Dipnot Örnekleri:
    • (Bruinessen, 2011, s. 180)
    • (Barkey & Fuller, 2000, s. 95)
    • (Yeğen, 2006, s. 142)
  • Kaynakça Listesi:
    • Barkey, H. J., & Fuller, G. E. (2000). Türkiye’nin Kürt meselesi. Profil Yayınları. (Devletin bölgedeki aşiretlerle olan taktiksel ilişkilerini ve entegrasyon süreçlerini analiz eden kaynak).
    • Bruinessen, M. V. (2011). Ağa, şeyh, devlet: Kürdistan'ın sosyal ve politik örgütlenmesi. İletişim Yayınları. (Bölgedeki feodal yapıların devlet politikaları ve modernleşme karşısında nasıl hayatta kaldığını veya dönüştüğünü anlatan en temel sosyolojik eserdir).
    • Yeğen, M. (2006). Müstakbel Türkten müteaddit kürde: Cumhuriyet ideolojisi ve Kürt sorunu. İletişim Yayınları. (Erken Cumhuriyetten günümüze devlet aklının bölgedeki aşiret rejimini tasfiye etme veya araçsallaştırma stratejilerini inceleyen akademik çalışma).

Not: Bazen Büyük Dosyaları tarayıcı açmayabilir...İndirerek okumaya Çalışınız.

Benzer Yazılar

Yorumlar

Çok Eski Yazılarımızdan

Arşivden yazılar getiriliyor...