Print Friendly and PDF

SIRLAR ODASINDA YOL AYRIMI: AHMED YESEVÎ VE ABDÜLHÂLİK GUCDÜVÂNÎ ARASINDAKİ MÂNEVÎ İNTİKALİN PERDE ARKASI


"Tasavvuf tarihinin en köklü kırılma ve oluşum noktalarından biri, Hâce Yusuf Hemedânî hazretlerinin dergâhında yetişen iki dev kutup; Ahmed Yesevî ve Abdülhâlik Gucdüvânî arasındaki ruhanî / spiritual iş bölümüdür." Ahmed Yesevî’nin, mürşidinin vefatından sonra yerine geçen halifelerin ardından postnişîn / leader of the lodge olduğu Buhara’daki tekkeyi bırakıp Türkistan / Yesi bölgesine göç etmesi, zâhiren basit bir yer değişikliği gibi görünse de; kaynaklar bu durumun altında yatan "mizaç farklılıkları", "zikir usulü ihtilafları" ve bizzat "gaybî işaretler" / signs from the unseen üzerinde durmaktadır [9, 157; 10, 234].

1. Zikir Usulü ve Meşrep Farklılığı: Cehrî ve Hafî Ayrımı

Yusuf Hemedânî dergâhında Ahmed Yesevî ile Abdülhâlik Gucdüvânî arasındaki en belirgin "durum", zikir usulü üzerindeki metodolojik / methodological farklılıktır. Hâce Yusuf Hemedânî ve silsiledeki diğer halifeler umumiyetle "zikr-i alenî" / vocal dhikr (sesli zikir) usulünü takip ederken; Abdülhâlik Gucdüvânî, bizzat Hızır aleyhisselâmdan aldığı dersle "zikr-i hafî" / silent dhikr (gizli zikir) ile memur edilmiştir.

İnsan psikolojisi, aynı çatı altında farklı ritüellerin uygulanmasını bir gerilim unsuru olarak algılasa da, arifler bunu İlâhî bir meşrep çeşitliliği olarak analiz ederler. Ahmed Yesevî'nin temsil ettiği "Ata" yolu, halkı coşturan ve geniş kitlelere hitap eden sesli zikri ve "fukarâ" / dervishes neşvesini korurken; Gucdüvânî’nin yolu, daha sonra Nakşibendîliği şekillendirecek olan tam bir "gizlilik" ve "kalbî uyanıklık" (vukûf-ı kalbî) esasına dayanıyordu. Kaynakların müttefik olduğu fikir; Ahmed Yesevî’nin Yesi’ye gidişinin, bu iki farklı mânevî enerjinin kendi doğal havzalarında serpilmesi için gerekli bir 'hicret' olduğudur.

2. Gaybî İşaret ve Vazife Taksimi

Ahmed Yesevî’nin Buhara’yı terk etmesinin en temel sebebi, kaynaklarda "gaybî bir işaret" / a divine signal olarak zikredilir. Yusuf Hemedânî’nin vefatından sonra sırasıyla Abdullah Berakî ve Hasan Endâkî halife olmuş; onlar vefat edince sıra Ahmed Yesevî’ye gelmiştir [9, 157; 10, 234]. Ancak Yesevî, Buhara’da irşad makamında otururken aldığı mânevî bir talimatla, Türk kavimlerinin bulunduğu Türkistan tarafına yönelmiştir.

Veli için mekân, şahsi bir tercih değil, İlâhî bir atama / appointment yeridir. Yesevî, kendi yerine Abdülhâlik Gucdüvânî’yi bırakırken, tüm müridlerine ve eshabına / followers ona tâbi olmalarını vasiyet etmiştir. Bu durum, aralarında bir husumet değil, aksine birbirlerinin makamını takdir eden bir "halef-selef" ilişkisi olduğunu gösterir. Ancak bu ayrılışın ardında, Yesevî’nin "cezbe" / mystical attraction ve "sekr" / intoxication (mânevî sarhoşluk) halinin Türklerin göçebe ruhuna, Gucdüvânî’nin "sahv" / sobriety (ayıklık) ve "huzur" halinin ise Buhara’nın yerleşik ilim merkezlerine daha uygun olduğu gerçeği yatar.

3. Psikolojik ve Sosyolojik Etkenler: "Ata"lık ve "Hâce"lik

Yesevî’nin Buhara’dan ayrılmasının sosyopsikolojik / sociopsychological bir nedeni de, iki büyük mürşidin hitap ettiği kitlelerin farklılığıdır. Ahmed Yesevî, "Ata" / Father unvanıyla Türkistan’ın geniş bozkırlarında sade ve anlaşılır bir dille (Hikmetler) halkı irşad etmeyi seçmiştir. Gucdüvânî ise "Hâce" / Master unvanıyla, Buhara ve çevresindeki medrese kökenli, daha şehirli ve entelektüel / intellectual zümreyi terbiye etmiştir.

Kaynaklarda sürekli tekrarlanan düşünce; Ahmed Yesevî’nin Buhara’yı terk etmesinin bir kaçış değil, Gucdüvânî’ye 'Hacegân' yolunun temellerini atması için alan açan ruhanî bir feragat olduğudur. Eğer Yesevî Buhara’da kalsaydı, onun sarsıcı ve coşkulu üslubu, Gucdüvânî’nin "halvet der encümen" / solitude in the crowd (halk içinde Hak ile olmak) düsturunun / principle Buhara’da kurumsallaşmasına gölge düşürebilirdi.

4. Yusuf Hemedânî’nin Eğitim Metodu: "Farklılıkta Birlik"

Yusuf Hemedânî, talebelerini kendi mizaçlarını öldürerek değil, o mizaçları Hak yolunda kanalize / channeled ederek yetiştirirdi. Yesevî’yi " Türkistan’ın güneşi", Gucdüvânî’yi ise "silsilenin baş halkası" kılan bu esnekliktir. Yesevî’nin dergâhı terk etmesi, mürşidinin ona verdiği "genişlik" ve "hürriyet" / freedom yetkisinin bir sonucudur. Gerçek bir mürşid, müridinin kendi kanatlarıyla uçacağı asıl semayı ona gösteren kişidir.

Dipnotlar (APA):

  • Câmî, M. (1998). Nefahâtü’l-Üns (Lâmiî Çelebi Tercümesi). İstanbul: Marifet Yayınları. (s. 157).
  • Kâşifî, F. A. (t.y.). Resahât - Can Damlaları. (s. 158, 232, 234, 235, 236, 244).
  • Vassâf, H. (2005). Sefîne-i Evliyâ (Cilt 2). (M. Akkuş & A. Yılmaz, Haz.). İstanbul: Kitabevi Yayınları. (s. 6).
  • Sülemî, E. A. (t.y.). Tasavvufa Giriş. (s. 304).

Not: Bazen Büyük Dosyaları tarayıcı açmayabilir...İndirerek okumaya Çalışınız.

Benzer Yazılar

Yorumlar

Çok Eski Yazılarımızdan

Arşivden yazılar getiriliyor...